Yaşar Kemal denince gözümüzün önüne önce Çukurova gelir. Pamuk tarlalarının üstünde titreyen sıcak, Anavarza kayalıklarında dönen kartallar, Toroslara doğru göçen Yörükler, bir ovanın bütün kuşları, böcekleri, arıları. Anadolu coğrafyasını, kırı, toprağı, dağları onunla okumayı öğrenmiş gibiyiz. 1978'de yayımlanmış iki romanı Kuşlar da Gitti ve Deniz Küstü ise bize İstanbul'a bakmayı öğretir. Kuşlarının yakalandığı, alınıp satıldığı, öldürüldüğü bir İstanbul'dur bu. Gökyüzünü ve denizi kana bulayan insanların, eli kana bulanmış çocukların, zalimleşmiş yoksulların kenti. Doğa burada yavaş yavaş geri çekilmiş gibidir. Küsmüştür, sesini soluğunu kaybetmiştir. Şiddet, ona tanıklık edenlerin susuşuyla birlikte galip gelmiştir.
Kuşlar da Gitti'de Yaşar Kemal, İstanbul'un tarihini yazanlara seslenir. Florya düzündeki kuşları, yüzyıllardır cami, kilise ve havra önlerinde salıverilen milyonlarca kuşun sevincini tarihlerine almazlarsa, o tarihin pek işe yaramayacağını söyler. Bir gün yüreği temiz birinin çıkıp o tarihi yazacağına inanır.
Cennet karşılığı alınıp satılan kuşlar
Kuşlar da Gitti'de üç çocuk, Hayri, Süleyman ve Semih, Florya düzünde ağ kurup kuş yakalar. Eski bir İstanbul geleneğini sürdürmek isterler, azat buzat. Bir zamanlar insanlar kuş satın alıp salıverir, salıverdikçe sevaba girerdi. Şimdi kimse almıyor. Taksim'de bir ses durmadan çocuklara beddua ediyor. Kuşlar kafeste bekleşiyor. Satılamayınca ölüyor, ölünce yeniyor. Anlatıcı sonunda terk edilmiş çadırın yerine gider. Bir çadırdikeninin dibine yığılmış yüzlerce kuş başı görür. Yüreği cız eder. Hepsi bu. Ne bir tutanak var, ne bir kayıt.
Roman bunu çocukların zalimliğine bağlamaz. Zulmü üreten, artık dayanışma üretmeyen bir yoksulluktur. Hayvana açılan kapıdan içeri önce hayvan düşmez. İnsanlar arasındaki bağ düşer.
Küsen deniz
Deniz Küstü'de Marmara kıyısında balıkçılar yunusları vurur. Yağı için, eti için, kazancı için. Selim Balıkçı buna karşı çıkan tek kişidir. Yunuslarla konuşur, onlar da onu tanır, teknesinin ardından gelirler. Öteki balıkçıların cevabı bugünden de tanıdığımız bir cümledir. Ben yapmasam başkası yapacak. Selim, deniz bize küsecek der. Ve deniz küser. Yunuslar çekilir, balık çekilir, Marmara susar. Deniz kendiliğinden küsmez. Onu küstüren biri vardır. Küsmek burada bir geri çekilme iradesidir, şiddetin karşısında hayvanın elinde kalan son cevap. Bunu gören tek insanı da öteki balıkçılar deli sayar.
İki romanı bugün yeniden okuyunca bir fark çarpıyor insana. Yaşar Kemal'in hayvanları geri çekilir, gider, küser. Kuş başlarının yığıldığı çadırdikeninin yerinde bugün barınaklar var belki. Yüreği cız eden anlatıcının yerindeyse çoğunlukla bir sessizlik. Yine de en sağlam dayanağımız, Yaşar Kemal'in bize bıraktığı tanıklığın kendisi. Yaşar Kemal insanlığın ölmediğini, bir yerlere sıkışıp kaldığını yazar. Bugün köpekleri barınaktan çıkarmaya, ölenin adını yazmaya çalışanlar o sıkışmış yeri açmaya uğraşıyor.
Bu yazıyı dumanı üzerinde bir kitap vesilesiyle yazdım. Yaşar Kemal'in ölümünün onuncu yılında, 27 Şubat 2025'te Sarıyer Belediyesi ile Yaşar Kemal Vakfı, Sarıyer Yaşar Kemal Kültür Merkezi'nde Bir Dünya Anlatıcısı Yaşar Kemal: Doğa, Çevre, Kültürel Ekoloji başlıklı bir sempozyum düzenledi. Ben de orada bu iki romandaki hayvanları, onlara yönelen şiddeti ve bu şiddete tanıklıkla değişen adalet duygusunu, şiddet karşısında hınçla ve nesnesini yitirmiş öfkeyle kırılan dayanışma imkânlarını anlattım.
Sempozyumun bildirileri şimdi bir kitapta bir araya geldi. Sevgili Feridun Andaç ve Cihan Erdönmez'in editörlüğünde hazırlanan Doğa, Çevre, Kültürel Ekoloji Bağlamında Bir Dünya Anlatıcısı Yaşar Kemal'i YEM Yayın yayımladı. Hayvan hakları savunucuları, edebiyat eleştirmenleri, orman araştırmacıları, halkbilimciler, bir psikanalist, bir müzikolog, hukukçular ve Akbelen'den Cerattepe'ye, Amasra'ya uzanan yaşam mücadelelerinin içinden yazanlar olarak hep birlikte, disiplinlerin kısıtlı merceğine sığmayacak bir dünya açmış olan Yaşar Kemal'in edebiyatının derinliğini ve kapsamını kat etmeye çalışıyoruz. Sempozyumda hissettiğim kuvvetli bir duygu kitapta yeniden yakaladı beni. Akademik disiplinler, hâkim yazma ve araştırma yöntemleri, anlatılar, bize bugün olan bitenleri, giderek yaygınlaşan şiddeti ve yıkımı, en iyi ihtimalle, tarif ve tasvir edebiliyor. Yaşar Kemal'in dilinde ise başka bir dünya kuruluyor. Yaşar Kemal her romanda, öyküde, masalda, çocuklarla yaptığı mülakatlarda, her yazısında bir kez daha dünyanın nasıl adil bir yer de olabileceğinin izlerini veriyor. Bu kitap da, Yaşar Kemal'in dilinde başka bir dünya arayışına bir tanıklık.
* Hayvan Günlükleri, resmî arşivlerde yer verilmeyen, yaşamı ve ölümü kayıtlara geçmeyen, sessiz bırakılan hayvanların izini takip ediyor. Onları kuşatan şiddet, ihtimam, adalet ve sermaye ilişkilerine, açtıkları sorularına ve onlarla kurduğumuz bağlara kulak veriyor. Sesli katmanı, Dört Ayaklı Şehir Radyosu'ndaki Sesli Fragmanlar'da yaşıyor.




