Orban'ın mukadderatı gerçekleşti. Son yerel seçimlerden bu yana memleketi sarmalayan muhalif dalga beklentilerin de ötesinde bir sonuç verdi. Orban rejiminin korku, yolsuzluk ve hile imparatorluğuna rağmen Macaristan halkı yoğun katılımla muhalefete, rejimin başta hukuk devleti olmak üzere yıktığı kurumları yeniden yaratma olanağı sunan üçte iki meclis çoğunluğunu verdi. Halk derken seçim öncesinde ve rejim karşıtlığı zemininde oluşmuş zımnî koalisyonu kastediyorum. Zira sağ-sol, köylü-kentli, muhafazakâr-liberal, Avrupacı-Avrupa karşıtı bakmaksızın Macaristan başındaki heyulayı defetti. "Hele bir gitsin, sonrasına bakarız" dercesine.
Seçimi kazanan muhalefet seçim stratejisini tüm toplumsal fay hatlarının berisine kurdu. Sol, hileli seçim sistemini dikkate alarak seçime girmeme kararı aldı. Orban dünyasından gelen müstakbel başbakan devrimsel nitelikte vaatlerde bulunmadı ama en canalıcısı, geleneksel olarak Orban seçmeni olan kırsal kesimi köy köy ziyaret ederek ikna etti.
16 yılın sonunda rejim yoruldu ve yordu. Mâlum, Lord Acton'un demesiyle "iktidar genellikle bozar, mutlak iktidar mutlaka bozar". Orban aldığı tutumlarla yakın tarihte kayda değer bir gayridemokratik ve gayriahlâkî performansa imza attı.
Şu çeteleye bakın hele!
2004’te AB'ye kabul edilen Macaristan Orban döneminde açıkça AB karşıtı bir üye oldu.
Kıtanın güvenliğini hatta geleceğini tehlikeye atan Rusya saldırısı konusunda istikrarlı bir şekilde AB'nin Ukrayna politikasını köstekledi. Malî ve askerî destek kararlarını veto etti, Ukrayna konusunda AB Konseyi toplantılarında konuşulanları düzenli bir şekilde Moskova'ya sızdırdı. 1956'da Sovyet işgâline uğramış ve perişan olmuş Macaristan’ın haysiyetini iki paralık etme pahasına Rusperver bir rejim inşa etti. Rusya, ajanlarını yollayarak Orban'ı her seçimde göstere göstere destekledi, pazar günkündeyse rekorlar kırdı.
Orban'ın daima güçlülerin peşinde olma düsturu icabı Rusya ile birlikte ABD'nin hem de Trump ABDsinin muhibbi oldu Macaristan. Orban'ın 2016'dan beri, yani o zamanlar Avrupa'da tek Trump taraftarı olduğunu hatırlatayım. Trump dünyası da siyasetçisi ve ideoloğuyla bu teveccühe daima karşılık verdi. Başkan yardımcısı Vance'ın bu seçim öncesindeki sefilâne müdahalesi gibi...
Macaristan Trump ABDsinin AB karşıtı Avrupalı aşırı sağ partilere verdiği bariz destek hususunda koçbaşıydı.
Hakeza Çin ilişkisi. Orban döneminde Macaristan ekonomik anlamda Çin'in ihracat sanayiinin AB içindeki ileri karakolu oldu.
Hazretin Gazze Soykırımının başaktörü Netanyahu'yu geçen yıl Budapeşte'de diğer Avrupalı liderlere nispet âlâ vâlâ ile ağırlamasını unutmayalım. İsrail hempalığının ve mülteci karşıtlığının ardındaki müzmin Müslüman düşmanlığına mim koyalım.
Bizim mahallede, koyu Katolik ve ebedî Osmanlı hasmı bir memleket olmasına rağmen Türk Devletleri Teşkilatı’ndaki gözlemci maskaralığını unutmayalım.
Avrupa’nın ortasında, 10 milyondan az nüfuslu, AB'nin toplam ekonomik hâsılasının anca yüzde biri eden bir memleketin zaten yeterince ağır olan dünya gündemini bu denli meşgul etmesi hakikaten istisnaîdir.
Ne var ki boyunu aşan ideolojik iddialar, ekonomik anlamda dışarıya göbekten bağlı bu küçük memleketi sonuçta iflasın eşiğine getirdi. Budapeşte'nin şantajından illallah diyen Brüksel'in Yapısal Fonları dondurması, diğer taraftan rejimin bütün kaynakları Orban ailesi ve kapıkullarından oluşan on bir oligarka bahşetmesi, sosyal politikaların neoliberal doktrin uyarınca tasfiyesi, geliri ne olursa olsun her vatandaşın yüzde 15 gelir vergisine tâbi olması Macaristan'ı iktisaden allak bullak etti. Gözlemciler kasanın tamtakır olduğunu bildiriyor.
İşbaşına gelecek hükumetin işi kolay değil. Rusya’ya enerji bağımlılığı, Çin’e sanayi bağımlılığı sürecek. Yine de meclis çoğunluğu sayesinde kurumkırımın önünü alabilecek, yolsuzluğa dur diyecek, dar gelirliye vergi adaleti sağlayacak, dondurulmuş milyarlarca avro AB hibesine erişecek, en önemlisi halkın kırılan haysiyetini, memleketin de yerde sürünen itibarını düzeltecektir.
Macaristan seçimi üzerine daha yazılacak. Özellikle dünyanın irili ufaklı faşistlerinin amigoluğuna rağmen Orban'ın hezimeti, Avrupa aşırı sağının istikbali, zaaflarına rağmen AB’nin hâlâ bir gelecek umudu olduğu ve bu yenilginin darısının kimlerin ve nerelerin başına olabileceği hususlarında. Ancak şimdiden, bu seçimle birlikte Macaristan’ın nihayet post-Sovyet Avrupalı mecraya intikal etmekte olduğunu söylemek mümkün.




