İktidar, son yerel seçimlerde büyük kentleri CHP’nin kazanmasından ve aynı seçimlerden CHP’nin birinci parti olarak çıkmasından sonra ilk olarak Erdoğan’ın karşısına çıkacak en güçlü aday olarak beliren İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu “ekarte” etmeye karar verdi.
19 Mart darbesi ile İmamoğlu hapse atıldı. Bir yılı aşkın süredir diğer CHP’li belediye başkanları ve bürokratlarla zindandadır.
Ancak Özgür Özel yönetimindeki CHP bu darbeye karşı –doğal olarak- direnme kararı aldı, yurdun dört bir yanında mitingler yapıldı. Bu kez yine yargı eliyle başka bir hamle yapıldı. Özel’in genel başkan seçildiği 2023 CHP kurultayı, hiç inandırıcı olmayan gerekçelerle şaibeli sayılmış, dava konusu edilmişti. Bu dava yeniden ısıtıldı.
CHP başına gelecekleri tahmin edercesine 2023’teki kurultayın sonrasında yeni kurultaylar yaptı ve hepsinde de Özgür Özel yeniden genel başkanı seçildi. Yani mantıken, zaten tuhaf olan bu dava çoktan kadük hale gelmeliydi.
Kaldı ki partilerin kurultaylarını Yüksek Seçim Kurulu (YSK) denetliyor. Ancak YSK’nın sorun görmediği bir kurultayı mahkemelerin bu kadar mesele etmesi iktidarın niyetinin apaçık bir göstergesi haline geldi.
Şimdi artık 19 Mart 2025 darbesine ek olarak bir de 21 Mayıs 2026 darbemiz oldu çünkü CHP'nin 38. Olağan Kurultayı ile 21. Olağanüstü Kurultayı'nın iptali istemiyle açılan davada "tedbirli mutlak butlan" kararı çıktı.
Yani mahkeme, Kemal Kılıçdaroğlu'nun ve kurultay öncesindeki parti organlarının görevlerine devam etmelerine karar verdi.
İşin ilginç tarafı Kemal Kılıçdaroğlu birkaç gündür yeniden sosyal medyada boy gösteriyor, CHP’ye “arınma” çağrıları yapıyordu. Acaba böyle bir karar çıkacağını biliyor muydu?
“Mutlak Butlan” kararından sonra da Kılıçdaroğlu TGRT’ye yaptığı açıklamada “Türkiye’ye ve CHP’ye hayırlı olsun” deyiverdi. Ayrıca TV100'e de açıklamalarda bulundu ve "Bütün partililer sükunetle karşılamalı; Partimiz çok büyük bir partidir, kendi sorunları kendi içinde kendisi çözecektir" dedi.
İnsan hayret ediyor diyeceğim ama az önce bahsettiğim gibi Kılıçdaroğlu böylesi bir tutum takınacağını sinyallerini zaten vermişti.
Adalet Bakanı Akın Gürlek karar için “Temyiz yolu açıktır” dedi ancak öyle anlıyoruz bu süreç zaten uzun sürecektir ve Kılıçdaroğlu ile heyetinin yakın zamanda, hatta önümüzdeki saatlerde gidip CHP genel başkanlık makamına oturmasının önünde şu aşamada en azından hukuki bir engel yok. Siyasi ve ahlaki açıdan bunu hazmedebiliyorlarsa eğer.
Sonuç olarak bir darbe ile daha karşı karşıyayız. Mevcut CHP yönetimi elbette tüm gücüyle bu darbeye karşı direnecektir ancak gerek diğer siyasi partiler gerekse demokratik kitle örgütlerinin de bu konuda nasıl tavır alacağı önemli.
10 yıllık sürece baktığımızda ise görünen şu: HDP’nin o dönemki eş genel başkanı Selahattin Demirtaş, hapse atıldı. 2016’dan beri zindanda. 2015’te AKP’ye tek parti iktidarını kaybettiren en önemli siyasi aktördü.
Ekrem İmamoğlu bir yılı aşkın süredir hapiste. İmamoğlu’nun ilk seçimde Erdoğan’ı mağlup etme ihtimali tüm anketlere yansımıştı ve zaten ankete de gerek yoktu, yerel seçimlerde aldığı oy oranı ve seçmende yarattığı heyecan, sürecin varacağı yeri ortaya koyuyordu.
Şimdi Özgür Özel ve mevcut CHP yönetimi, yargı eliyle alaşağı ediliyor.
Bunun CHP’yi kapatmaktan bir farkı yok. Son olarak 12 Eylül darbecileri tüm siyasi partileri kapatmıştı, hatırlayacak olursak.
İktidar elbette bunu açıkça yapmıyor. Partinin başına “dişine göre” bir ismi, yargı eliyle getirmek suretiyle yapıyor.
Zira Kılıçdaroğlu kaybettiği seçimlerle, bir anlamda AKP’nin “gözde rakibi” haline gelmişti.
Uzaktan bakan bir kişi şöyle düşünebilir: Ülkede seçimler var mı? Var. Ama biraz yakından bakınca sadece iktidarın, daha doğrusu Erdoğan’ın kazanabilme ihtimali varsa bir seçim yapılabiliyor.
12 Eylül demiştik yine öyle bitirelim. 1983 seçimleri öncesinde darbeciler bir de veto mekanizması kurmuşlardı, hatırlarsınız. Partiler kurulabiliyordu ancak seçime girebilmeleri için darbe yönetimince “uygun” bulunmaları gerekiyordu ve pek çok siyasetçi “veto” aldığı için seçimlere girememişti.
İktidarın verdiği isimle “Türkiye Yüzyılı”nda veto sistemi, askerler değil, siviller eliyle yürütülüyor.
“Mutlak Butlan” darbesi
Şimdi Özgür Özel ve mevcut CHP yönetimi, yargı eliyle alaşağı ediliyor. Mutlak butlan kararının CHP’yi kapatmaktan bir farkı yok. Son olarak 12 Eylül darbecileri tüm siyasi partileri kapatmıştı. İktidar elbette bunu açıkça yapmıyor. Partinin başına “dişine göre” bir ismi, yargı eliyle getirmek suretiyle yapıyor.




