“Şimdi biz bu sorunları kamuoyuna taşımak istedik, kimse ilgilenmedi. Hiçbir hukukçu ilgilenmedi. Sevgili hocamız yine kendisini sitayişle yad ediyorum; İsmet Sungurbey’den başka kimse tek laf etmedi. Medeni hukukçu yok muydu, profesörler yok muydu İstanbul’da, bunları bilmiyorlar mıydı? Hepsi biliyorlar. Gazetecilere bunu anlatmak istedik; kimse bir tek satır yazmadı, kimse söz konusu etmedi. Röportaj yaptık Cumhuriyet’te yayınlamadılar.”
Yukarıdaki satırlar Agos’un kurucularından değerli dostum Av. Diran Bakar’ın İstanbul Barosu Azınlık Hakları Çalışma grubu olarak 16 Şubat 2002 tarihinde düzenlediğimiz “Cemaat Vakıfları; Bugünkü Sorunları ve Çözüm Önerileri” konulu panelde söylediklerinden.
Prof. Dr. Necla Giritlioğlu, Prof.Dr. Baskın Oran, Doç Dr. Turgut Tarhanlı ve Av. Setrak Davuthan’ın konuşmacı olarak katıldığı panelde Diran Bakar sözlerine şöyle devam etmişti:
“Kimsenin haberi yoktu. Hiçbir gazeteci, hiçbir kimse bu konuda bütün ısrarlarımıza rağmen tek bir satır yazmadı Türkiye’de. Yani biz elimizden geleni yaptık. Cemaat olarak ben kendim bu işten zarar görmüş bir hukukçu olarak çok uğraştım. Basına yansıtmaya çalıştım; maalesef olmadı.
Her gelen hükümete, her yeni Başbakana zamanın Patriğiyle her zaman gittik, yazılar verdik, dosyalar verdik, hepsine söyledik, şifahen anlattık. ‘Haklısınız, bu yanlıştır’ dediler ama neticede hiçbir şey değişmedi.”
Diran Bakar’ın söylediği gibi ortada çok önemli sorunlar, ağır hak ihlalleri vardı ama “kimse bir şey bilmiyordu”. Bilenler haksız bir uygulama olduğunu kabul etse de hiçbir şey değişmiyordu.
Mesela ben hukuk fakültesinde okumuştum ve vakıflar hakkında mevzuatta yazılı olanları öğrenmiştim ama cemaat vakıfları hakkında hiçbir şey bilmediğim gibi cemaat vakıflarının sorunlarını da bilmiyordum. Yayın hayatına atılması ile Agos sayesinde öğrendim.
İstanbul Barosu İnsan Hakları Merkezi bünyesinde “Azınlık Hakları Çalışma Grubu” oluşturma girişimimiz Agos’un sayfalarına taşıdığı sorunlar ve bu sayede tanıştığım Av. Diran Bakar, Luiz Bakar ve Hrant Dink ile mümkün olabilmişti.
Sayımız azdı ama çalışkandık, İstanbul Barosunda paneller, toplantılar yapıyor, konuya ilişkin kitaplar yayınlıyorduk, hatta uluslararası bir sempozyum da düzenlemiştik. Agos’tan besleniyor, kamuoyuna, en azından hukukçulara duyurmaya, çözüm önerileri geliştirmeye çalışıyorduk.
Agos’un benim hayatımda başka bir nedenle de önemli bir yeri var. Amerika’daki akrabalarımla Agos sayesinde buluştum.
Agos’u kuran Hrant Dink, Anna Turay, Harut Özer, Harutyun Şeşetyan, Diran Bakar, Luiz Bakar, Sarkis Seropyan’a, onu bin bir emekle yaşatan Ümit Kıvanç, Cengiz Turan, Kemal Gökhan Gürses, Ender Özkahraman, Nuran Ağan, Lora Baytar ve Leda Özber’e minnettarlığım sonsuz…
Hrant’ı, Diran’ı, Baron Seropyan’ı saygıyla anıyorum ve yazıyı Agos’un kuruluş toplantısında konuşan Luiz Bakar’ın sözleriyle bitirmek istiyorum:
“Aslında bu insanlar tesadüfen geldi bir araya ama Hrant olmasaydı olmazdı.”


