Önümüzdeki dönem, önümüzdeki hafta mı belirlenecek?
Siyasete bizi iki konuda hareketli bir hafta bekliyor. İlki ana muhalefet cephesinde yaşanacak gelişmeler, ikincisi ise iktidarın ısrarla “Çözüm Süreci” demekten kaçındığı, ama aslında Kürt meselesinin çözümü için çıkması beklenen “Çerçeve Yasa”.
Önce CHP cephesine bakalım. İktidarın yargı eliyle CHP’yi dizayn etmeye çalıştığı süreçte, seçilmiş başkan Özgür Özel ve ekibi, “Mutlak Butlan” konusunda kısa sürede Yargıtay’dan olumlu bir yanıt alınamayacağı belli olunca yeni bir parti için düğmeye bastı.
Önümüzdeki hafta Özel ve onunla birlikte hareket eden 80’i aşkın milletvekilinin şimdilik ismi “Yeni Parti” olarak belirlenen parti için harekete geçmesi bekleniyor. Böylece Kılıçdaroğlu’nun iktidar eliyle başına geçtiği CHP, artık ana muhalefet partisi konumunda olmayacak ve Özel ile birlikte hareket etmeyen bazı vekillerle küçük bir parti olarak TBMM’de faaliyetlerini sürdürecek.
Yeni Parti’den beklentiler ise büyük. Özel CHP Grup başkanı olarak TBMM’deki son toplantısını yaptı ve “Miras bizdedir. Meşruiyet bizdedir. Yetki bizdedir, görev bizdedir” dedi.
Şüphesiz Yeni Parti’yi zorlu bir yol bekliyor. Şu aşamada Hazine yardımından mahrum kalacaklar. Yeni kurulacak parti, 2023 seçimlerine katılmadığı için herhangi bir oy oranına sahip olmadığından devlet yardımı alamayacak.
Zorluklar sadece bununla da sınırlı değil. Bir de muhtemel zorluklar var. İktidar tüm bu “Mutlak Butlan” hamlesini Özel liderliğindeki CHP’nin önünü kesmek için yapmıştı. Ancak kamuoyundaki genel hava bu hamlenin ters teptiği ve “yargı eliyle darbe”nin Özel’i (ve hapisteki Ekrem İmamoğlu’nu) daha da güçlendirdiği yönünde. Dolayısıyla elindeki yargı gücünü sonuna kadar kullanan iktidarın Yeni Parti’ye yeni hukuki zorluklar çıkarması “muhtemel” bir gelişme olarak görülüyor. Anketlerde Yeni Parti’nin yüzde 35 civarında bir oy oranına sahip görünmesi önemli, ancak seçime daha çok var ve az evvel bahsettiğim türden hamlelerin siyasi zemini ne kadar değiştireceği soru işareti. Kesin olan şu ki şimdilik rüzgar Yeni Parti’den yana esiyor.
Kürt meselesinde yasal bir çözüm öngörmesi beklenen “Çerçeve Yasa”da ise tablo daha karışık. İlk olarak zaten iktidar açısından konu Kürt meselesini çözmek değil. Konu “Terörsüz Türkiye”...
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP bu süreçte en çok Öcalan’a güveniyor. Ancak orada da kimi pürüzler yaşandığı anlaşılıyor. DEM Parti İmralı Heyeti uzunca bir süre Öcalan ile görüşemedi. Bu hafta başı yapılan görüşmeden sonra Öcalan’ın bir mesajı paylaşıldı ancak Öcalan “Çerçeve Yasa” taslağını gördükten sonra mı bu açıklamayı yaptı, yoksa taslağı görmeden, bir temenni çerçevesinde mi kamuoyuna yansıyan sözleri söyledi, doğrusu tam anlaşılamadı.
Bu önemli, zira basına yansıyan kulis bilgilerde taslağın Öcalan’la da paylaşılacağı belirtilmişti. Sonuç olarak 22 Temmuz Çarşamba günü bir açıklama yapan TBMM Başkanı Kurtulmuş yasanının önümüzdeki hafta komisyona gelebileceğini söyledi. Kurtulmuş’a göre “örgütün silahlarını bıraktığının tespit ve teyidi bu yasanın içinde olmalı, asla genel bir af ve şahsa af niteliğinde olmamalı”.
DW’den Kıvanç El’in haberine göre örgütün silahları bıraktığı ve varlığına son verdiği bir Cumhurbaşkanlığı kararı ile kayıt altına alınacak. Habere göre çerçeve yasa taslağında Öcalan’a dair düzenlemeler yer almıyor.
Hafta boyunca sızan diğer haberlerde örgüt üyeleri için “üst düzey-alt düzey” ayrımı yapılacağı önü sürülmüştü. Ayrıca “suça karışan-karışmayan” ayrımı yapılacağı da belirtilmişti.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan son açıklamasında "Çerçeve Yasa kapsayıcı olmalıdır. Sayın Öcalan'ın özgür çalışma ve iletişim koşulları sağlanmalıdır” dedi.
Yine sızan haberlere göre DEM Parti Meclis Başkanı ile yapılan görüşmede çerçeve yasanın kapsamına ilişkin çekincelerini bir kez daha dile getirmiş.
Velhasıl sıcak bir yaz ve sonbahar bizi bekliyor. Temennimiz ana muhalefeti yargı eliyle “dizayn etme” çabalarının artık bir son bulması ve Kürt meselesinde adil ve meselenin “adını koyan” bir anlayışın iktidar çevrelerinde artık ağırlık kazanması.


