Osman Kavala derhal serbest bırakılmalıdır

Önce kısa bir hatırlatma yapacak olursam; yargılama pratiğimizin ihlallerinden biri, sanırım bu konudaki ilki 6 Temmuz günü İBB davasında yaşanmış, Ekrem İmamoğlu aynı gün ciddi isnatlarla yargılandığı üç ayrı davada hâkim karşısına çıkmak zorunda bırakılmıştı.
İmamoğlu savunmasında, "Bir insanı üç ayrı mahkemede savunma yapmaya zorlamanın hukukta da vicdanda da insaniyetle açıklanacak bir tarafı yok. Yaklaşık dört aydır süren bir davanın sonuna gelmişken bu acele ve bu ısrarın da anlamı yok" demişti.
Yanındaki heyetle birlikte duruşmaları izleyen Avrupa Parlamentosu'nun Türkiye raportörü Nacho Sanchez Amor ise duruşma sonrası yaptığı açıklamada, bu durumu, “Bugün Ankara'da NATO Zirvesi düzenlenirken aynı kişinin üç ayrı davada aynı gün savunma yapmak zorunda bırakılması tesadüf değildir. İstatistiksel olarak bunun bağımsız bir yargı sisteminde gerçekleşmesi mümkün değildir” sözleriyle eleştirmiş ve şöyle devam etmişti:
"Türkiye dışında herhangi biri bu yargının bağımsız olduğuna inanabilir mi?”
Avrupa Parlamentosu'nun kısa süre önce kabul ettiği Türkiye raporunu da hatırlatan Amor, "Durumun daha kötüye gidebileceğini düşünmek istemiyorduk. Ancak iktidarın hayal gücü her defasında sınırları aşmayı başarıyor" diye de açıklama yapmıştı.
Bu açıklama üzerine sosyal medya hesabından paylaşımda bulunan Adalet Bakanı Gürlek, Amor’a verdiği cevapta şöyle dedi:
"Türkiye Cumhuriyeti bağımsız, egemen ve demokratik bir hukuk devletidir. Yargı yetkisi, Türk milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır.
Türkiye’nin yargı süreçleri; yabancı parlamenterlerin siyasi ajandalarına, ideolojik beklentilerine veya lobi faaliyetlerine göre değil; Anayasa’ya, kanunlara, dosyadaki delillere ve bağımsız mahkemelerin takdirine göre ilerler.”
Tam da o sırada NATO toplantısı için Türkiye’ye gelen ABD Başkanı Trump, basının karşısında Rahip Brunson’ın tutuklanmasını travmatik bir olay olarak nitelemiş ve “Ben Erdoğan’ı aradım ve Rahip Brunson’ı derhal serbest bıraktı” sözleriyle Gürlek’i ve onun mahkemelerin bağımsız ve tarafsız olduğuna ilişkin sözlerini yalanlamakla kalmamış, Türkiye’de yargının talimatla iş yaptığını tüm dünyaya ilan edivermişti.
Üstelik bunu ilk defa da yapmıyordu.
Amor’a sallanan parmaklar, Trump söz konusu olduğunda ortalıkta görünmüyor, Türkiye’deki yargının bağımsız, tarafsız olmadığı, cumhurbaşkanının talimatıyla hareket ettiğini çok somut bir örnekle ve yüksek sesle ilan eden söylemi suskunlukla geçiştirilmeye çalışılıyordu.
Trump karşısında sus pus olanlar bakalım Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairenin Osman Kavala başvurusuna ilişkin 25.08.2026 tarihinde açıklanan kararı karşısında ne yapacaklar?
Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 3 (işkence yasağı), 5 (özgürlük ve güvenlik hakkı), 6 (adil yargılanma hakkı), 10 (ifade özgürlüğü), 11 (toplantı ve dernek kurma özgürlüğü), 18 (haklara getirilecek kısıtlamaların sınırlandırılması) maddelerini ihlal ettiğine hükmeden Mahkeme, Türkiye’nin yargı pratiği ve hukuki sorunlarına ilişkin ayrıntılı, net değerlendirmeler de içeriyor.
Bu karar, siyasi iktidarın savcılık ve mahkeme kararları gündeme geldiği her fırsatta bağıra çağıra ileri sürdüğü, bağımsız yargı gibi esasen artık hiç kimseye inandırıcı gelmeyen argümanlarına açık, somut, net yanıt niteliği taşıyor.
Türkiye’deki mahkemelerin bağımsızlığı ve tarafsızlığı konusunda somut örnekler vererek ciddi ve meşru şüphelerin bulunduğu, yerel mahkemelerin, kötü niyetli olarak Kavala’yı özgürlüğünden mahrum bıraktığı, Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvurunun etkili bir hukuk yolu olmaktan çıktığı, Kavala hakkındaki süreçlerin baskın amacının onu sivil toplum ve insan hakları faaliyetleri nedeniyle cezalandırmak, susturmak ve topluma gözdağı vermek olduğu da vurgulanan karar, kesin ve nihai bir karardır. Bu niteliği gereğince derhal uygulanmalıdır.
AİHM Başkanı Mattias Guyomar’ın da vurguladığı gibi tespit edilen ihlallerin ciddiyeti göz önünde bulundurulduğunda Osman Kavala’nın mümkün olan en kısa sürede serbest bırakılması zorunludur.
Adalet Bakanı Amor’a verdiği cevapta, Türkiye’nin yargı süreçlerinin Anayasa’ya, kanunlara, dosyadaki delillere ve bağımsız mahkemelerin takdirine göre ilerlediğini söylemişti.
Bakanının bu cevabında işaret ettiği Anayasa ve yasalar o günden bu yana yürürlükten kalkmadı, değiştirilmedi, yani mevcut haliyle halen yürürlükte.
O halde Anayasaya ve yasalara uygun davranılmalı, AİHS’nin 46 ve Anayasa’nın 90. Maddesi uyarınca Osman Kavala derhal serbest bırakılmalıdır.



