Maruziyet azaltıcı mutfak
Pirinç pilavındaki arseniği azaltmak

Geçen haftaki yazımda (1) sağlıklı beslenmenin yalnızca yeterli ve çeşitli gıda tüketmekten ibaret olmadığını, gıdaların topraktan çatala uzanan üretim, hasat, işleme, hazırlama ve pişirme süreçlerinde çevreden bulaşabilen ya da bu süreçler sırasında oluşabilen çeşitli toksik kimyasal maddeler içerebileceğini vurgulamıştım.
Sağlıklı beslenme, besleyici gıdalara erişmenin yanı sıra gıdalar yoluyla maruz kaldığımız toksik kimyasal maddeleri mümkün olduğunca azaltmayı da kapsıyor.
Gıdalardaki toksik kimyasal madde yükünü azaltmak öncelikle kamusal bir sorumluluk.
Çevre kirliliğini önlemek, tarımsal üretimde toksik kimyasal madde kullanımını kontrol etmek, mutfakta kullanılan her türlü araç ve gerecin sağlığa uygun nitelikte olmasını sağlamak gibi işlerden söz ediyorum. Bütün bu işler çeşitli bakanlıkların ve yerel yönetimlerin sorumluluğunda. Bu kurumların sorumluluklarını ne ölçüde yerine getirdikleri ayrı bir yazı konusu.
Bu yazıda mutfakta ne yapmalıyız sorusuna bir yanıt arayacağım.
Gerek evlerde gerekse kreş, yurt, yemekhane, restoran ve lokanta gibi toplu beslenme yapılan yerlerde, gıdalardaki toksik kimyasal madde yükünü azaltabilecek mutfak uygulamalarından ve yöntemlerinden söz edeceğim.
Bu yazı, geçen hafta “Maruziyet Azaltıcı Mutfak” başlığı altında tartışmaya açtığım meseleye çözüm için yapılabileceklere bir örnek oluşturuyor.
Mutfakta, gıdalardaki toksik kimyasal madde yükünü azaltacak ve ayrıca yiyecek hazırlama ve işleme süreçlerinde toksik kimyasal maddelerin oluşmasını da önleyecek yöntemler kullanmak sağlıklı beslenmenin bir parçası. Aslında bu yeni bir şey de değil. ancak günümüzde çok daha büyük önem taşıyor.
Binlerce yıllık beslenme/mutfak kültürünün gıdalardaki toksik kimyasal madde yükünü azaltmaya yönelik çeşitli yöntemler içerdiği bir gerçek. Ancak geleneksel yöntemlerin günümüzde karşı karşıya olduğumuz yaygın çevre kirliliği koşulları içinde geliştirilmediği de bir başka gerçek. Kurşun, arsenik gibi yüzyıllardır bilinen toksik kimyasal maddeler gıdalara ve sulara geçmişe kıyasla çok daha fazla bulaşabiliyor. Dahası geçmişte çevresel ortamlarda birer kirletici olarak bulunmayan on binlerce toksik kimyasal madde de birer gıda güvenliği riski olarak karşımızda duruyor. Geleneksel yöntemlerin her zaman doğru ve güvenilir olduğunu da söyleyemeyiz.
Dolayısıyla çevre kirliliğini azaltıcı her türlü kamusal faaliyet yapılmalı, öncelik kaynakta kirliliği önleme olmalı, ama buna ek olarak, değişen koşulları dikkate alarak mutfakta toksik kimyasal maruziyetini nasıl azaltırız sorusuna da ciddi ciddi yanıt aramalı.
Meselenin özü çocukları korumak
Toksik kimyasal madde maruziyetine en hassas kesim çocuklar. Kurşun, arsenik, pestisitler ve PFAS gibi toksik maddelere özellikle anne karnında ve erken çocukluk döneminde maruz kalmak, çocukların beyin ve sinir sistemi gelişimini, bağışıklık ve hormon sistemlerinin işleyişini ve üreme sağlığını olumsuz etkileyebiliyor.
Toksik kimyasal maddelerin çocuklara verdiği zarara ilişkin akademik literatür yıldan yıla bir çığ gibi büyüyor.
Çocuklarda toksik kimyasal madde maruziyeti ne kadar azaltılırsa o kadar iyi. Bu bağlamda, mutfak kültürümüzde yer alan yiyecek ya da içecek hazırlama yöntemlerinin de günümüzün toksikoloji ve gıda güvenliği bilgileri ışığında yeniden değerlendirilmesi gerekiyor.
Mutfakta uygulanan yıkama, kabuk soyma, suda bekletme, haşlama, süzme, pişirme, kızartma gibi işlemler yalnızca gıdanın lezzetini, dokusunu ya da pişme süresini değil, içerdiği bazı toksik kimyasal maddelerin miktarını da değiştirebilir. Ancak öncelikle söylemeliyim ki, her yöntem her toksik madde için etkili değil; bu nedenle ihtiyaç duyduğumuz şey kulaktan dolma “detoks” tarifleri değil, hangi işlemin hangi kimyasalı ne ölçüde azaltabildiğini gösteren bilimsel bilgi olmalı.
Bu yaklaşımı somut bir örnek, soframızda çok sık yer alan pirinç pilavı üzerinden anlatmaya çalışacağım.
Pirinç pilavı candır ama arsenik yoksa
Arsenik gıdalarda farklı kimyasal biçimlerde bulunabiliyor. Bunlar içinde sağlık açısından en fazla kaygı yaratan grup inorganik arsenik. Öyleyse, pirinçte bulunabilen inorganik arseniği evde uygulanabilecek uygun bir pişirme yöntemiyle ne ölçüde azaltabiliriz sorusuna yanıt arayalım.
İnorganik arsenik, uzun süreli maruziyette deri, mesane ve akciğer kanserleri başta olmak üzere çeşitli sağlık sorunlarıyla ilişkilendirilmiş, genotoksik (genetik malzemeye zarar veren) ve kanserojen bir maddedir.
Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi’nin (EFSA) 2024 tarihli değerlendirmesinde düşük ve orta düzeyde kronik inorganik arsenik maruziyeti; nörogelişimsel etkiler, iskemik kalp hastalığı, kronik böbrek hastalığı, düşük doğum ağırlığı ve gebelik kayıpları gibi çeşitli sağlık sonuçları açısından değerlendiriliyor. (2)
Değerlendirmede gebelikte ve erken çocukluk dönemindeki maruziyet ile çocukluk döneminde bilişsel işlevlerde bozulma arasındaki ilişkinin yeterince güçlü olduğu ve bu ilişkinin nedensel kabul edilebileceği vurgulanıyor.
Nedensel ilişki vurgusu son derece önemli. Yani arsenik maruziyeti ile çocuklarda bilişsel performans düşüklüğü sadece birlikte gözlenmiyor; mevcut kanıtlar arsenik maruziyetinin bu olumsuz sonuca katkıda bulunduğunu ve nedenlerinden biri olduğunu düşündürecek kadar güçlü kabul ediliyor.
Burada “bilişsel işlev” ile ne kastedildiğini de kısaca açıklamak gerekiyor.
“Bilişsel işlev”, beynin bilgiyi alma, işleme, öğrenme, hatırlama ve kullanma kapasitesini anlatan genel bir terim. Dikkat, hafıza, öğrenme, problem çözme, muhakeme, dil becerileri ve işlem hızı gibi yetileri kapsıyor. Çocuklar söz konusu olduğunda “bilişsel işlevlerde bozulma” denildiğinde örneğin öğrenmenin yavaşlaması, dikkat ve hafıza performansının düşmesi, problem çözme ve okul başarısının olumsuz etkilenmesi gibi sonuçlar kastediliyor. (3)
Basitçe söylemek gerekirse, çocukların gıdalar yoluyla maruz kaldığı arsenik yalnızca toksikolojik bir mesele değil öğrenme, dikkat, hafıza ve dolayısıyla eğitim yaşamını etkileyebilecek bir çocuk sağlığı meselesi. Üstelik arsenik pirince büyük ölçüde yetiştirildiği çevreden geçtiğine göre, çevre kirliliğinin çocukların gelişimi ve öğrenme kapasitesi üzerindeki sonuçlarını da hesaba katmak gerekiyor.
Pirinç pilavını nasıl yapsak daha iyi olur?
Elbette öncelik çevre kirliliği ile mücadele. Ama öte yandan mutfakta pirinç pilavı hazırlarken inorganik arsenik miktarını nasıl azaltabileceğimize de adım adım bakalım. (4)
a) Kahverengi pirinç genellikle beyaz (parlatılmış) pirince göre daha fazla inorganik arsenik içeriyor. Bunun temel nedeni arsenik birikiminin pirinç tanesinin dış tabakalarında, özellikle kepek kısmında daha yüksek olması. Parlatma işlemi bu dış tabakaları uzaklaştırdığı için beyaz pirincin arsenik içeriği genellikle daha düşük oluyor, ancak kepek tabakasının uzaklaştırılması pirincin lif, vitamin ve mineral içeriğinde de azalmaya yol açıyor. Dolayısıyla “kahverengi pirinç her bakımdan daha sağlıklıdır” gibi genel bir değerlendirme arsenik açısından doğru değil. Besin değeri daha yüksek olmakla birlikte arsenik yükü de daha fazla olabilir. (5)
b) Pirinci yalnızca yıkamak arsenik maruziyetini azaltmak için yeterli değil; daha etkili olan, arseniğin suya geçmesini sağlamak ve bu suyu uzaklaştırmak. Bir çalışmada yıkama işlemi basmati pirincinde toplam ve inorganik arseniğin yaklaşık yüzde 10’unu uzaklaştırırken diğer pirinçlerde daha az etkili olmuş. Buna karşılık 6 ölçü suya 1 ölçü pirinç kullanılarak yapılan bol suda pişirme, uzun taneli ve basmati pirincinde toplam ve inorganik arseniği sırasıyla yaklaşık yüzde 35 ve yüzde 45 azaltmış. Az suyla, suyu tamamen çektirerek pişirmede ise arsenik miktarında belirgin bir azalma tespit edilememiş. Ev mutfağı açısından çıkarılabilecek temel sonuç şu: Bol temiz suyla temas ve arseniğin geçtiği suyun dökülmesi, sadece yıkama işlemine kıyasla daha etkili bir yaklaşım olarak görülüyor. (6)
c) Arsenik azaltımı için kullanılan suyun arsenik açısından güvenli olması yöntem kadar önemli. Pirinci yıkamak, ön haşlamak veya bol suda pişirmek ancak kullanılan su düşük arsenik içeriyorsa yarar sağlıyor. Arsenikle kirlenmiş su kullanılması, tam tersine pirincin arsenik içeriğini artırabiliyor. Özellikle arsenikle kirlenmiş yeraltı suyunun kullanıldığı bölgelerde bu durum ciddi bir halk sağlığı sorunu olarak niteleniyor. Evde ya da herhangi bir mutfakta uygulanabilecek bütün arsenik azaltma önerilerinin ilk koşulu güvenli ve düşük arsenikli pişirme suyu kullanılması. (5)
d) Ev mutfağı açısından en umut verici yöntemlerden biri 2021 yılında yayımlanan bir makalede geçen PBA yöntemiyle pilav yapmak. (7)
PBA yöntemini “ön haşla, haşlama suyunu dök, yeni su ekle ve suyunu çektirerek pişir” yöntemi olarak Türkçeye çevirebiliriz. Yazıda kısaca ön haşlama yöntemi olarak niteleyeceğim.
Bu yöntemi öneren bilim insanları beyaz ve kahverengi pirinci dört ev tipi pişirme yöntemiyle karşılaştırarak incelemiş.
Çalışmada kullanılan yöntem oldukça basit: Bir ölçü pirinç önce yaklaşık dört ölçü kaynar su içinde beş dakika haşlanıyor. Beş dakika sonra haşlama suyu tamamen dökülüyor. Ardından temiz ve arsenik içeriği düşük yeni su eklenerek pirinç suyunu çekinceye kadar pişiriliyor.
Ön haşlama yönteminin mantığı iki farklı pişirme tekniğinin avantajlarını bir araya getirmeye dayanıyor. İlk beş dakikada sıcak suya geçen inorganik arseniğin önemli bir bölümü haşlama suyuyla uzaklaştırılıyor; ikinci aşamada ise pirinç uzun süre haşlama suyu içinde tutulmadığı için bazı besin öğelerinin kaybı sınırlandırılıyor.
Bu yöntemin inorganik arsenik miktarını çalışmada kullanılan kahverengi pirinçlerde ortalama yüzde 54, beyaz pirinçlerde ise yüzde 73 azalttığı belirtiliyor. Elbette bu oranlar her pirinç için geçerli sabit değerler değil; pirinç çeşidi, yetişme bölgesindeki toprak ve sudaki kirlilik düzeyi ve kullanılan su sonucu değiştirebilir. Bununla birlikte yöntem hem beyaz hem kahverengi pirinçte etkili ve mutfaklarda kullanımı açısından en uygulanabilir seçeneklerden biri olarak öne çıkıyor. Yöntemin bir başka avantajı da bazı alternatif pişirme yöntemlerine kıyasla besin öğesi kaybını daha sınırlı tutması.
Mevcut çalışmalar birlikte değerlendirildiğinde, arsenik açısından güvenli su kullanılması ve kısa süreli ön haşlamanın ardından haşlama suyunun dökülmesi, farklı pirinç türlerinde inorganik arsenik miktarını azaltmak için uygulanabilir yöntemlerden biri olarak öne çıkıyor. Dökülen suyun ardından yeni su ekleyerek ve suyunu çektirerek pişirmek, besin kayıplarını sınırlamaya da yardımcı olabilir. Bu nedenle mevcut yöntemler içinde ön haşlama, ev mutfağında uygulanabilecek en uygun seçeneklerden biri olarak değerlendirilebilir.
Türkiye’de pirinç pilavı nasıl yapılıyor?
Pirinci pilav yapmadan önce birkaç kez yıkamak Türkiye’de yaygın bir uygulama. Bunun arsenik açısından bir miktar yararı olabilir; ancak çalışmalar yalnızca yıkamanın etkisinin sınırlı olduğunu gösteriyor.
Arsenik açısından çok daha etkili temel ilke, arseniğin pirinçten suya geçmesini sağlamak ve ardından bu suyu ortamdan uzaklaştırmaktır. Bu açıdan bakıldığında ise, pirincin ılık veya sıcak suda 15–20 dakika bekletilmesi, bu suyun dökülmesi ve ardından yeni suyla pişirilmesi de ülkemizde yaygın bir uygulama. Bu uygulama arsenik miktarını azaltmaya katkıda bulunabilir; ancak etkinin büyüklüğü suyun sıcaklığına ve bekletme süresine bağlı. Bekletme suyunun sıcaklık derecesinin ne ölçüde etkili olduğunu araştıran bir çalışma var. Bu çalışmada, kahverengi pirinç 30–70 °C arasında farklı sıcaklıklarda bekletilmiş ve sıcaklık arttıkça toplam arsenik miktarındaki azalmanın artış gösterdiği, en belirgin azalmanın 60–70 °C arasında gerçekleştiği belirtilmiştir. (8)
Araştırmacılar, uygun bekletme koşullarında toplam arsenik miktarındaki azalmanın yaklaşık yüzde 40’a ulaşabildiğini; uzaklaştırılan arseniğin büyük bölümünü ise inorganik arseniğin oluşturduğunu belirtiyor. Bu bulgu, bekletme suyunun sıcaklığı arttıkça pirinçten arseniğin uzaklaştırılmasının kolaylaşabildiğini gösteriyor. Kaynama sıcaklığında gerçekleştirilen ön haşlama çalışmalarında daha yüksek azaltım oranlarının bildirilmiş olması da yüksek sıcaklığın önemini destekliyor.
Bazı ülkelerde kullanılan bir başka yöntem de pirinci makarna gibi bol suda haşlayıp suyunu süzmek ve ardından demlendirmek. Bu yöntem de arsenik miktarını azaltabiliyor. Ancak bu yöntemin bazı besin öğelerinde daha fazla kayba yol açabileceğini de not düşmeliyim.
Iğdır’ın süzme pilavı
Ülkemizde bol suda haşlama ve sonra pirinci süzerek alma yönteminin kullanıldığı yöresel bir pilavımız var. Iğdır yöresinde yapılan “süzme pilav” bunun iyi bir örneği. (9)
Tarifi şöyle: Büyükçe bir tencerede pilav suyu kaynatılır. Kaynatılan suya tuz ve pirinç eklenerek pişmeye bırakılır. Pirinç tam pişmeden tencere ateşten alınır ve pirincin suyu süzülür. Diğer yanda yağ tavada eritilir. Süzülen pilav bir tencereye alınarak kısık ateşin üzerine konulur. Erimiş yağ pilavın üzerine dökülerek karıştırılır. Tencerenin ağzına temiz bir kâğıt yerleştirilerek kapağı kapatılır. Dinlendirerek iyice pişmesi sağlanır.
Türkiye’nin başka yörelerinde de benzer pişirme yöntemleri bulunabilir; ancak bunların arsenik azaltımı açısından ne ölçüde etkili olduğuna ilişkin yeterli akademik çalışma bulamadım.
Mevcut literatüre bakıldığında, ülkemizde yaygın pirinç pilavı tariflerinin ön haşlama yöntemi kadar etkili olduğuna dair yeterli kanıt bulunmuyor. Bu konuda Türkiye’ye özgü ayrıntılı çalışmalara ihtiyaç var.
Öte yandan ön haşlama yönteminin de mutfak kültürümüze yabancı olduğunu düşünmüyorum; aksine bu yöntemin mutfaklarımıza kolayca adapte edilebileceğini düşünüyorum.
Bir tarafta pirinci sıcak suda bekletip suyunu döktükten sonra yeni suyla pilav yapıyoruz; diğer tarafta pirinci bol suda haşlayıp süzerek demlendirdiğimiz süzme pilav geleneğimiz var.
Ön haşlama yöntemi bu iki yaklaşımın arasında duruyor: Pirinç uzun süre haşlanmıyor; yalnızca ilk beş dakika bol kaynar su kullanılıyor, bu su dökülüyor ve yeni suyla suyunu çektirerek pişirme tamamlanıyor.
Bu yöntemin başka avantajları da var.
Kurşun, kadmiyum ve pestisitler de azalıyor mu?
Ön haşlama yönteminin etkisi arsenikle sınırlı olmayabilir. Pirincin yıkanması, suda bekletilmesi ve fazla suyla pişirilmesinin çocuklar için son derece zararlı kurşun ve kadmiyum gibi toksik elementler üzerindeki etkilerini inceleyen çalışmalar da var.
İran’da yapılan bir çalışmada, pirinci bol suda pişirip suyunu dökmenin toksik metalleri azaltmada suyunu çektirerek pişirmeye kıyasla daha etkili olduğu belirlenmiş. Bol suda pişirme arsenikte yaklaşık yüzde 42, kurşunda yüzde 43, kadmiyumda yüzde 28 azalma sağlarken; suyunu çektirerek pişirme (İran’da Kateh olarak adlandırılıyor) yönteminde bu oranlar sırasıyla yüzde 27, yüzde 27 ve yüzde 21 olarak bulunmuş.
Pirinçteki pestisit kalıntıları açısından ise daha ihtiyatlı bir değerlendirme yapmak gerekiyor. Pestisitlerin sayısının çok fazla olması ve kimyasal özelliklerinin birbirinden büyük ölçüde farklılık göstermesi, “pirinçteki pestisit kalıntıları nasıl azaltılabilir?” sorusuna tek ve kısa bir yanıt vermeyi güçleştiriyor. Ancak pirinçteki bazı pestisitleri inceleyen deneysel çalışmalar, kalıntılardaki asıl belirgin azalmanın pişirme aşamasında gerçekleştiğini gösteriyor. Pişirme sırasında yüksek sıcaklık, suya geçiş, hidroliz ve diğer parçalanma süreçleri pestisitin kimyasal yapısına bağlı olarak kalıntı miktarını azaltabilir. Ancak bundan pişirmenin bütün pestisitleri aynı ölçüde uzaklaştıracağı sonucu çıkarılamaz. Pestisitlerin sudaki çözünürlükleri, sıcaklığa dayanıklılıkları, uçuculukları ve pirinç tanesine bağlanma özellikleri birbirinden çok farklıdır. Bu nedenle azaltıcı etki pestisitten pestisite değişir. Bu mesele epeyce karmaşık ve ayrı bir yazıda değerlendirmeyi gerektiriyor.
Bebekler ve küçük çocuklar açısından pirinç pilavındaki toksik kimyasal madde maruziyetini azaltmanın en önemli yollarından biri beslenmede çeşitlilik sağlamaktır. Elbette gelir seviyesi ile çok bağlantılı bir şey bu. Ancak gelir seviyesi elveriyorsa çocukların tahıl tüketimini sürekli pirinç ve pirinç bazlı ürünlere dayandırmak yerine bulgur, buğday, yulaf ve diğer tahıllar ile mercimek, nohut gibi bakliyatları dönüşümlü kullanmak hem besin çeşitliliğini artırır hem de tek bir gıdada daha fazla bulunması muhtemel toksik maddelere sürekli ve tekrarlayan maruziyeti azaltır.
Bütün bu bilgileri mutfakta uygulanabilir öneriler halinde şöyle özetleyebilirim.
Temiz su kullanın. Pirinci yıkayın. Sıcak suda bekletiyorsanız bekletme suyunu dökün. Arsenik maruziyetini daha fazla azaltmak istiyorsanız bir ölçü pirinci dört ölçü kaynar suda beş dakika ön haşlayın, bu haşlama suyunu tamamen dökün ve temiz yeni suyla suyunu çektirerek pişirmeyi tamamlayın. Alternatif olarak pirinç bol suda pişirilip süzülebilir (Iğdır yöresinde yapılan süzme pilav yemeğinde olduğu gibi); ancak bu yöntem bazı besin öğelerinin kaybını artırabilir. En önemlisi, sofrada tek bir tahıla bağımlı kalmayın; olabildiğince çeşitliliğe yer açın.
NOTLAR
Beyan: Bu yazının hazırlanması sırasında kapak görselinin oluşturulması, bazı cümlelerin sadeleştirilmesi, tekrarların kontrol edilmesi ve metnin dil ve anlatım açısından gözden geçirilmesi amacıyla yapay zekâ aracı ChatGPT’den yararlandım. Yazının düşünsel çerçevesi ve dile getirilen görüşlerin sorumluluğu bana aittir.
(1) Bülent Şık 17.08.2026 tarihli Agos yazısı, Maruziyet azaltıcı mutfak kültürü oluşturmak https://www.agos.com.tr/tr/yazi/maruziyet-azaltici-mutfak-kulturu-olusturmak-41541
(2) EFSA CONTAM Panel (EFSA Panel on Contaminants in the Food Chain), Schrenk, D., Bignami, M., Bodin, L., Chipman, J. et al., (2024). Update of the risk assessment of inorganic arsenic in food. EFSA Journal, 22(1), doi: 10.2903/j.efsa.2024.8488
EFSA’nın nedensel ilişki vurgusu değerlendirme raporunun 132. sayfasında, Bölüm 3.2.3.7’de “Neurodevelopmental effects” başlığını taşıyan bölümde yer alıyor.
(3) Notario-Barandiaran L, Compañ-Gabucio LM, Bauer JA, Vioque J, Karagas MR, Signes-Pastor AJ. Arsenic Exposure and Neuropsychological Outcomes in Children: A Scoping Review. Toxics. 2025 Jun 28;13(7):542. doi: 10.3390/toxics13070542
(4) Sang-Ryun Yim, Ji Hyun Kim, Mi-Hee Choi, Ga Young Park, Soon-Mi Shim, Myung-Sub Chung, Systematic Investigation of the Reduction of Inorganic Arsenic and Bioactive Nutrients in Rice with Various Cooking Techniques, Journal of Food Protection, Volume 80, Issue 11, 2017, Pages 1924-1932, https://doi.org/10.4315/0362-028X.JFP-17-095.
(5) Deepanjan Mridha, Prakash Chandra Gorain, et al., Rice grain arsenic and nutritional content during post harvesting to cooking: A review on arsenic bioavailability and bioaccessibility in humans, Food Research International, Volume 154, 2022, 111042, ISSN 0963-9969, https://doi.org/10.1016/j.foodres.2022.111042
(6) Raab A, Baskaran C, Feldmann J, Meharg AA. Cooking rice in a high water to rice ratio reduces inorganic arsenic content. J Environ Monit. 2009 Jan;11(1):41-4. doi: 10.1039/b816906c
(7) Manoj Menon, Wanrong Dong, Xumin Chen, Joseph Hufton, Edward J. Rhodes, Improved rice cooking approach to maximise arsenic removal while preserving nutrient elements, Science of The Total Environment, Volume 755, Part 2, 2021, https://doi.org/10.1016/j.scitotenv.2020.143341
(8) Fan Zhang, Fengying Gu, Huili Yan, Zhenyan He, Bolun Wang, Hao Liu, Tingting Yang, Feng Wang, Effects of soaking process on arsenic and other mineral elements in brown rice, Food Science and Human Wellness, Volume 9, Issue 2, 2020, Pages 168-175, https://doi.org/10.1016/j.fshw.2020.01.005.
(9) Ekşili Pilav, Iğdır İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü https://igdir.ktb.gov.tr/TR-55682/tahillar.html



