Sırbistan müjdesi
Bir yazı konusu belirliyorsunuz, ister istemez ortalığı kasıp kavuran kötülüklerle ilgili… Derken pek beklenmedik biçimde Sırbistan ve tabii Brezilya’dan son derece olumlu seçim haberleri geliyor. Haftaya bir tutam umutla başlıyorsunuz, ne âlâ!
Bu hafta yakın mahallenin çok sorunlu ve dertli komşularından Sırbistan’da olup biteni anlamaya çalışalım.
Memleketi ondört yıldır, milliyetçiliği neredeyse yegâne politika mertebesine dönüştürmüş olan, parlamenter sistemi de hiçe sayarak fiilî cumhurbaşkanlığıyla istediği gibi yöneten Aleksandar Vučić kaybetti. Düzenlemek zorunda kaldığı erken genel seçimlerde iki yıldır bıkıp usanmadan protesto düzenleyen ve seçimlere hazırlanan öğrenci hareketinin zafer kazandığını pazar akşamı kabul etti. Kasım 2024’te Novi Sad’da 16 kişinin öldüğü tren garı faciasından sonra başlayan öğrenci protestoları pazar günkü seçimlerde oldukça yüksek bir katılımla, Yugoslav Savaşlarından bu yana memlekette süregelen statükoyu yıktı geçti.
Orbàn’ı deviren Macaristan’da olduğu gibi muhalefetin büyük partileri, Öğrenci Listesi partisine destek vermek amacıyla seçimlere kendi listeleriyle katılmadı. Bu girişimin üzerinde durmak gerekiyor.
Gar katliamından itibaren memleketin 18 üniversitesinde örgütlenen öğrenciler katılımcı demokrasinin en hâlis teknikleri uyarınca ağırlıklı olarak hocalarından oluşan Liste’yi oluşturdular. Diğer deyişle, pazar günkü başarının ardında iki yıllık yoğun görüşme ve tartışma var.
Öğrenci Listesi’nin 250 vekillik mecliste 141 sandalyeyle tek başına iktidar olması bekleniyor. Onlara her daim muhalefette olan Sancaklı, Macar ve Arnavut temsilcilerini ekleyince sabık iktidara muhalefeti oluşturabilecek bir zemin kalmıyor. Gözlemciler düşen iktidara 1,7 milyonluk biatçı memur kitlesinin oy vermek durumunda kaldığını ve bu tabanın muhalefeti taşıyacak dinamiğe sahip olamayacağını belirtiyor.
Ne var ki yeni hükümetin önünde devasa bir şantiye olacak: Vučić ve şürekâsının tıpkı Macaristan’da olduğu gibi, yıktığı devlet kurumlarını ayağa kaldırmak; memleketin tepesine çöreklenmiş olan yolsuz kakistokratları temizlemek; mahallenin önde gelen “narkodevleti” hâline gelmiş Sırbistan’ı temize çıkarmak; Rusya, ABD, Çin ve AB ile olan tüm ilişkileri gözden geçirmek; bunların arasında Rusya’nın Balkanlardaki ileri karakolu olmuş Belgrad’ın dış denklemlerini yeniden kurmak.
Gözlemciler seçimi Vučić kliğinin kaybetmesinin dış politika ayağında ise tuhaf biçimde ABD’nin önemli payı olduğu görüşünde. Orbàn’ın aksine Vučić büyük abiden destek alamamış. Rusya’nın gücü, her şeye rağmen, yetmemiş, AB ise epeydir limonî olan ilişkisinde muhalefet için belirleyici bir rol oynayamamış. Münferit Avrupalılara gelince, örneğin Almanya, Merkel’in Vučić’in iktidarını konsolide etmesindeki payı hürmetine muhalefetle pek ilgilenmemiş.
Civar mahalleye bakarsak, daha 7 Eylül’de Sırp Kasabı lâkaplı, Boşnak Soykırımı suçlusu, Lahey’de ömür boyu hapis cezasını çekerken ölen Ratko Mladić’in Belgrad’da devlet erkânının katılımıyla gerçekleşen cenaze töreni sonrasında ayrılıkçı ve tehditkâr üslûbunu artıran Bosnalı Sırplar, Vučić’in mağlubiyetinden pek memnun olmasalar gerek. Vučić’in siyaset yoldaşı Sırp Radikal Partisi lideri Bosnalı Sırp savaş suçlusu Vojislav Šešelj’in 2005’ten beri Novi Sad’da bulunan posteri pazar gecesi indirilmiş.
Vučić’in sıkı fıkı ilişkide olduğu diğer aktör İsrail ise, Filistin Soykırımına soykırım diyen Öğrenci Listesi’nin galibiyetinden memnun olmasa gerek.
Civardaki çetin konu ise eskiden Sırbistan Federe Cumhuriyeti’ne dâhil olan Kosova’nın yeni Sırbistan ile kurulacak ilişkisi. Kavruk ve savaşçı milliyetçilikten arınmış bir yeni hükümetin meseleye, olabilecek en âdil ve mâkul yol ve yordamlarla yaklaşması beklenebilir.
İç politika ayağına bakarsak, seçim sonucu memleketi ite kaka yönetmeye çalışan milliyetçi, radikal ve Yugoslav sosyalizmi kalıntısı siyaset esnafının iflâsı demek. 1980’de Mareşal Tito’nun ölümü sonrasında Yugoslavya’nın dağılma sürecine başından itibaren en büyük olumsuz katkıyı yapmış olan Sırp siyaset esnafı kırk küsur yıl sonra sahneyi terk ediyor.
Yugoslavya Cumhuriyetleri ama belki en çok Sırbistan, radikal milliyetçilikten çok çekti. Siyaseten yönettikleri Yugoslavya’nın yok olması ardından ABD’nin askerî müdahalesiyle hak iddia ettikleri Kosova’nın kaybı milliyetçiliği dindirmedi aksine azdırdı. Belki bundan sonra memleket hayırlı bir “milliyetçisizleşme” yoluyla olgunlaşabilecek.


