Ücretsiz okul yemeği, bütçe ve toplumsal utancımız

Gıda fiyatlarındaki hız kesmeden devam eden artışlar işsiz, güvencesiz, emekli ve düşük gelirli kesimlerin sağlıklı ve yeterli gıdaya erişimini çok zorlaştırıyor.
Bu sorundan en fazla etkilenenlerin başında çocuklar geliyor.
Yetersiz ve sağlıksız beslenme, çocukların büyüme ve gelişmesini olumsuz etkiler; hastalıklara karşı direncin azalmasına, bilişsel becerilerin ve öğrenme kapasitesinin zayıflamasına, okul başarısının düşmesine yol açar.
Üstelik sorun yalnızca yeterli miktarda gıda tüketememek, yani açlık değildir. Çocuklar yeterli kalori alsalar bile yoksulluk, güvencesizlik gibi sorunlar nedeniyle besleyici gıdalara erişimde sorun yaşayabilirler.
Bu sorunlar demir, çinko, iyot, folat, B12 ve A vitamini gibi temel besin öğelerinden yoksun kalmalarına yol açabilir. Gizli açlık olarak adlandırılan bu durum, özellikle büyüme ve gelişmenin hızlı olduğu çocukluk döneminde ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir.
Yetersiz ve sağlıksız beslenmenin olumsuz etkilerinin çocukluk dönemi ile sınırla kalmayacağı; yetişkinlik dönemindeki sağlık ve yaşam koşullarını da etkilediği artık genel olarak kabul gören bir bilimsel görüştür.
Çocukların sağlıklı büyüme ve gelişmeleri için yeterli, dengeli ve çeşitli besinlere düzenli olarak erişebilmeleri gerekir. Ancak yoksulluk ve gıda güvencesizliği, ülkemizde milyonlarca çocuğun bu temel ihtiyacını karşılamasını güçleştiriyor.
Bu sorunun çözümüne katkı sağlayacak en etkili kamusal müdahalelerden biri, okullarda ücretsiz bir öğün yemek ve içme suyu sağlanmasıdır.
Ücretsiz okul yemeği programı
Ücretsiz okul yemeği programları pek çok ülkede uygulanıyor. Dünya genelinde 110’dan fazla ülkede (her on ülkeden altısı) bu program uygulanıyor ve ilkokul çocuklarının neredeyse yarısı okulda yemek yiyor.
Okul yemeği programları çocukların besin öğesi gereksinimlerinin karşılanmasına, sağlıklarının korunmasına, öğrenme koşullarının iyileştirilmesine ve ailelerin ekonomik yükünün hafifletilmesine katkıda bulunur. Bütün çocuklara okulda her gün en az bir öğün ücretsiz, sağlıklı ve güvenilir yemek sağlanması, çocuk sağlığını korumanın, eğitimde eşitsizlikleri azaltmanın ve gelecekte ortaya çıkabilecek sağlık sorunlarını önlemenin temel araçlarından biri olarak ele alınmalıdır.
Bu önemli sorun yıllardır ülkemizin gündeminde, ancak siyasal iktidar bu sorunu çözecek adımları atmaktan kaçınıyor. Kaçınmanın temel gerekçesi ise çocuklara okulda ücretsiz bir öğün sağlamanın devlet bütçesine çok yük getireceği.
Başta Milli Eğitim Bakanı olmak üzere meselenin muhataplarının sıklıkla yinelediği görüş okul yemeği için bütçede yeterli imkân olmadığı. Açık söyleyeyim, bu ifade gerçeği kesinlikle yansıtmayan bir ifadedir.
Bütçe tartışmasına bakalım
2027 yılı merkezi yönetim bütçe görüşmeleri TBMM'de başladı ve devam ediyor.
Bu tartışmalarda ücretsiz okul yemeği programlarına bütçe ayrılması ne ölçüde yer alacak bilemiyorum. Ancak çocukların sağlığını ve geleceğini ilgilendiren bu meselenin yalnızca Millî Eğitim Bakanlığını değil; Sağlık, Aile ve Sosyal Hizmetler, Tarım ve Orman, Hazine ve Maliye bakanlıkları ile Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığını da çok yakından ilgilendirdiğini düşünüyorum.
Ücretsiz okul yemeği programlarında meseleyi bütçede yer alan bir harcama kalemi olarak değil bir yatırım kalemi olarak görmek gerekiyor.
Neden böyle düşündüğüme kısaca açıklık getirmeye çalışacağım.
Okul yemeğinin maliyeti ağırlıklı olarak eğitim bütçesinde görünürken, sağlayabileceği toplumsal faydalar sağlık, sosyal destek ve koruma, tarımsal üretim, ailelerin ekonomik refahı, kadınların bakım emeği ve uzun vadeli toplumsal kalkınma gibi çok farklı alanlarda ortaya çıkıyor.
Dolayısıyla ücretsiz okul yemeğine ayrılacak kaynakların sadece Milli Eğitim Bakanlığının harcaması olarak değil, toplumun bütününe yarar sağlayabilecek bir kamu yatırımı olarak değerlendirilmesi gerekiyor. Sadece Milli Eğitim Bakanlığı bütçesi üzerinden yürütülen bir tartışma büyük ölçüde eksik kalıyor ve ücretsiz okul yemeği talebi eğitim alanıyla ilgili sorunlardan biri muamelesi görüyor ya da böyle bir problemli algıya yol açıyor.
Bu algıyı değiştirmek gerekiyor.
Bunu sağlamanın en önemli yolu ise birer karınca gibi çalışarak, adım adım konunun tüm muhatapları ile ilişki kurmak ve birlikte neler yapılabileceğine ya da yapmamız gerektiğine dair bir farkındalık sağlamak. Düşündüğümüzün aksine bütüncül bir bakış açısına dair bir farkındalık geliştirmeye büyük bir ihtiyaç var ve ne yazık ki bu konuda elimizdeki kitle iletişim araçları da çok sınırlı. O nedenle bıkmadan usanmadan çalışmak, konuyu gündemde tutmak, toplumsal talebi büyütmek gerekiyor.
Bilmemiz gereken temel şeylerden biri şu olmalı: Kamu bütçeleri kurumsal olarak bölünmüş olabilir ama ücretsiz okul yemeği başta bazı toplumsal sorunlar bölünmüş değil; bir kamu harcamasının maliyeti ile toplumsal faydası farklı alanlarda ya da yerlerde ortaya çıkar.
Bu noktanın iyi anlaşılmasının ücretsiz okul yemeği programlarının savunulmasına büyük katkı sağlayacağına inanıyorum.
Mecliste yürütülen bütçe tartışmalarında kamu kurumlarının bütçeleri, bakanlıklar ve diğer kamu kurumları temelinde hazırlanıyor ve tartışılıyor. Her kurumun kendi görev alanına ilişkin harcamaları, hedefleri ve sorumlulukları var. Ancak çözmeye çalıştığımız bazı meseleler bu kurumsal sınırlarla örtüşmüyor. Çocukların yetersiz ve sağlıksız beslenmesi bunun en açık örneklerinden biri. Bu sorun sadece sağlıkla ya da eğitimle ilgili değil; yoksulluk, gelir dağılımı, sosyal koruma, tarımsal üretim, istihdam ve toplumsal cinsiyet eşitsizlikleriyle ilgili sorunlarla da çok yakından bağlantılı. Dolayısıyla çözüme yönelik bir çalışmanın olumlu etkileri de pek çok alana değen sonuçlar üretecektir.
Bütçe görüşmelerinde ücretsiz okul yemeği programının maliyeti Millî Eğitim Bakanlığının bütçesinde yer alabilir. Ancak çocukların beslenme durumundaki iyileşmenin yaratacağı sağlık kazanımları, Sağlık Bakanlığının görev alanını ilgilendirir. Yetersiz beslenmeye bağlı bazı sağlık sorunlarının önlenmesi, uzun vadede tedavi ve sağlık hizmeti harcamalarının azalmasına katkıda bulunacaktır. Bugün eğitim bütçesinde bir harcama olarak görülen uygulama, gelecekte sağlık alanında çeşitli maliyetlerin azaltılmasına yardımcı olacaktır.
Ücretsiz okul yemeği programı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının sorumluluk alanında yer alan çocuk yoksulluğu ve sosyal koruma politikaları açısından da önem taşıyor. Okulda her gün ücretsiz bir öğün yemek sağlanması, özellikle düşük gelirli ailelerin gıda harcamalarını azaltır. Bu durum ailelerin sınırlı gelirlerini diğer temel ihtiyaçlarını karşılamak için kullanabilmelerine olanak tanıyacaktır. Üstelik bütün çocukları kapsayan bir okul yemeği programı, sadece yoksul çocuklara yönelik desteklerde karşılaşılabilen ayrımcılık ve damgalanma sorunlarının azaltılmasına da katkıda bulunabilir.
Çok katmanlı yararlar
Tarım ve Orman Bakanlığı açısından bakıldığında ise bambaşka olanaklar ortaya çıkıyor. Milyonlarca çocuğa düzenli olarak sağlıklı yemek sunulması, çok büyük ve sürekliliği olan bir gıda talebi anlamına gelir. Bu talebin yerel üreticilerden, küçük çiftçilerden ve kooperatiflerden karşılanmasına öncelik veren bir kamu tedarik sistemi kurulabilir. Böyle bir uygulama yerel tarımsal üretimi destekleyebilir, üreticilere daha öngörülebilir bir pazar sağlayabilir ve yerel gıda sistemlerinin güçlenmesine katkıda bulunabilir. Brezilya ve Güney Kore gibi ülkelerde okul yemeği programları, ekolojik tarım yöntemleriyle üretilen gıdaların kullanımını teşvik eden kamu alım politikalarıyla şekillendiriliyor. Böyle bir yaklaşım yalnızca küçük üreticilerin ve yerel tarımın desteklenmesine değil, çevre ve halk sağlığının korunmasına da katkıda bulunacaktır. Ekolojik üretimin yaygınlaşması, pestisit vb. toksik kimyasal maddelerin kullanımının ve buna bağlı toprak ve su kirliliğinin azaltılmasına, biyolojik çeşitliliğin ve toprak sağlığının korunmasına yardımcı olacaktır. Çiftçilerin, tarım işçilerinin, kırsal bölgelerde yaşayanların ve çocukların pestisit maruziyetinin azaltılması da bu yaklaşımın önemli halk sağlığı yararlarından biri olacaktır. Dolayısıyla ücretsiz okul yemeği programları, doğru tasarlanmış kamu alım politikalarıyla birlikte ele alındığında, Tarım ve Orman Bakanlığının yanı sıra Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının görev alanlarına da katkı sağlayabilecek bir uygulamaya dönüşebilir.
Ücretsiz okul yemeğinin toplumsal cinsiyet eşitsizlikleriyle de ilişkisi var. Çocukların günlük beslenmesini planlamak, yiyecek hazırlamak ve beslenme ihtiyaçlarını karşılamak için harcanan zaman, büyük ölçüde kadınların üstlendiği karşılıksız bakım emeğinin bir parçası. Okulda düzenli ve sağlıklı bir öğün sunulması, bu yükün bir bölümünü kamusal olarak üstlenmek anlamına gelir. Böylece kadınların üzerindeki zaman baskısı azalabilir; çalışma yaşamına, eğitime ve toplumsal yaşama katılım olanakları desteklenebilir. Yıllardır okul aile birlikleri ile çeşitli toplantılara katılıyorum. Okul aile birliği başkan ve üyeleri neredeyse tamamen kadınlardan ve büyük ölçüde de annelerden oluşuyor. Elbette bu durum cinsiyet eşitsizliğine, bakım emeğine dair sorunların açık bir göstergesi ama değinmek istediğim mesele daha başka. Yaptığımız toplantılarda en çok karşılaştığım sorunlardan biri, bu annelerin çocuklarının beslenme koşullarına dair duydukları büyük kaygı oluyor. Elimde bir analiz cihazı yok ama yıldan yıla bu kaygının daha da arttığını rahatlıkla söyleyebilirim. Devlet okulu ya da özel okul, yoksul ya da geliri yeterli fark etmiyor, genel bir kaygı haline tanık olduğumu söyleyebilirim. Haksız bir kaygı değil bu ve mutlaka çözülmesi de gerekiyor. Bu açıdan da baktığımızda okul yemeği, sadece çocukların değil, ailelerin ve özellikle kadınların yaşam koşullarını, psikolojik sağlıklarını da yakından ilgilendiren bir uygulamadır.
Bütün bunlara bir de uzun vadeli ekonomik kazanımları eklemek gerekiyor. Çocukluk döneminde yeterli ve sağlıklı beslenme koşullarına erişim, büyüme ve gelişmeyi desteklediği gibi genel olarak eğitim olanaklarından yararlanmayı da kolaylaştırıyor. Sağlık ve eğitim alanındaki bu kazanımların, yetişkinlik dönemindeki çalışma yaşamını, gelir düzeyini ve ekonomik refahı olumlu etkilediğine dair çok sayıda çalışma ve rapor var. Dolayısıyla çocukların beslenmesine bugün ayrılan kaynakların olası yararları, yalnızca bugünkü sağlık durumları veya okul başarılarıyla sınırlı değil.
Ücretsiz okul yemeğinin sağlayacağı toplumsal yararların tamamı devlet bütçesine doğrudan bir tasarruf ya da gelir artışı olarak yansımayacaktır elbette. Örneğin ailelerin gıda harcamalarının azalması, onların ekonomik refahını artırır ama bu durum doğrudan devletin gelirlerinin artması anlamına gelmez. Benzer şekilde çocukların gelecekte daha sağlıklı olması veya daha iyi gelir elde etmesi de yalnızca kamu bütçesi açısından değerlendirilemez. Bunlar toplumun genel refahıyla ilgili kazanımlardır. Ancak bir kamu harcamasının değeri, yalnızca devlet bütçesine ne kadar para geri döndürdüğüyle de ölçülmemeli; özellikle de çocuklar ve yaşlılar gibi bir toplumun üzerine titremesi gereken kesimler söz konusu olduğunda. O harcamanın insanların yaşam koşullarını nasıl değiştirdiğine, hangi sorunları önlediğine ve toplumsal eşitsizlikleri ne ölçüde azalttığına bakmak gerekir.
Sadece ekonomik yarar değil
Ücretsiz okul yemeği tartışmasının yeterince gündeme gelmeyen ya da kamuoyunun dikkatinden kaçan yönü tam da burası. Programa ayrılacak bütçe bugün ve büyük ölçüde tek bir bakanlığın, Milli Eğitim Bakanlığının bütçesinde görünürken, sağlayabileceği toplumsal faydalar farklı kamu hizmetlerinde, ailelerin yaşamında ve toplumun geleceğinde ortaya çıkıyor. Üstelik bu yararların bir bölümü kısa sürede, bir bölümü ise yıllar sonra görülebilir. Yalnızca bugünkü harcamaya odaklanmak, gelecekteki olası kazanımların önemli bir bölümünü göz ardı etmek anlamına geliyor. Çocuklar söz konusu olduğunda genel olarak onların geleceğinden söz ediyoruz ya! gelecek tam da bugün ne yaptığımızla ya da neleri yapmadığımızla ilgili. Bu açıdan bakınca ülke genelinde milyonlarca çocuğun gıda güvencesizliği sorunu ile karşı karşıya olması, okula aç gitmesi, içme suyuna erişim sağlamakta sorun yaşaması büyük ayıptır. Bir toplum için utançtır. Esasen bir toplum olamadığımızın en açık göstergesidir. Devletimizin büyüklüğü, gelenekleri, gücü vs. ile ilgili bütün o hamasi sözlerin üzerini örttüğü gerçeklerden biri de budur.
Ücretsiz okul yemeği programını yalnızca Millî Eğitim Bakanlığının karşılaması gereken ek bir maliyet olarak değil, sağlık, eğitim, sosyal koruma, tarım ve ekonomik kalkınma politikalarının kesiştiği bir kamusal müdahale olarak düşünmemiz gerekiyor. Böyle bir bakış açısı, programın finansmanının ve uygulanmasının da ilgili kurumların iş birliğiyle ele alınmasını mümkün kılabilir.
Elbette bütün bunları söylerken ücretsiz okul yemeğini yalnızca ekonomik fayda sağlayacağı için savunmuyoruz. Çocukların yeterli ve sağlıklı beslenmesi, gelecekte ne kadar ekonomik değer üreteceklerinden bağımsız olarak güvence altına alınması gereken temel bir haktır. Ancak bilimsel araştırmalar, bu hakkı güvence altına almanın aynı zamanda sağlık, eğitim ve toplumsal refah açısından önemli kazanımlar sağlayabileceğini net bir şekilde gösteriyor.
O hâlde bütçe görüşmelerinde sorulması gereken soru yalnızca milyonlarca çocuğa ücretsiz okul yemeği sağlamanın ne kadara mal olacağı değildir. Bu programın uygulanmamasının çocukların sağlığına, eğitimine, ailelerin yaşam koşullarına ve toplumun geleceğine ne gibi bedeller yüklediğini de sormamız gerekiyor.
Hangi bakanlık bütçesi görüşülüyor olursa olsun tartışılacak bir numaralı soru budur.



