Geçen haftaki yazımda, The Lancet dergisinin Kasım 2025 sayısında yayımlanan ve ultra işlenmiş gıdaların beslenme alışkanlıklarının dünya genelindeki dönüşümündeki asli rolünü inceleyen bir dizi makaleden söz etmiştim.
Ultra işlenmiş gıdalar (UİG), genellikle beşten fazla bileşenden oluşan ve tatlandırıcılar, renklendiriciler, emülgatörler ve lezzet artırıcılar gibi katkı maddeleriyle "hiper-lezzetli" hale getirilen ürünlerdir. Besin içerikleri genellikle zayıftır. Endüstriyel süreçlerle çeşitli gıda bileşenleri bir formüle bağlı olarak üretilir. Bir başka deyişle, mutfaklarımızda bulunmayan ya da evde yaptığımız yiyecek ve içeceklerin içine genelde hiç katmadığımız çeşitli gıda bileşenlerini ve katkı maddelerini içerirler.
Gazlı içecekler, paketlenmiş atıştırmalıklar, şekerleme ürünleri, hazır çorbalar, dondurulmuş pizzalar, kahvaltılık gevrekler ve margarinler ultra işlenmiş gıdalara birer örnektir.
LANCET dergisinde yer alan makaleler, ultra işlenmiş gıdaların beslenme düzenini dünya çapında nasıl değiştirdiğini ve sağlık üzerindeki negatif etkilerini bilimsel bir perspektifle ele alıyor. Bu gıdaların pazarlama stratejilerinin merkezinde çocukların ve gençlerin yer alması, çocukların damak tadı ve gıda tercihlerinin erken yaşlardan itibaren bu ürünler tarafından manipüle edilmesi hem çocuk hem de yetişkin sağlığı açısından ciddi bir tehdit olarak niteleniyor.
Bu tartışmalar Türkiye’yi de yakından ilgilendiriyor.
Ülkemizde gelişimin en dinamik olduğu yaş aralığı olan 0-14 yaş aralığında 20 milyon çocuk var.
Sağlıklı beslenme kamusal bir iş
Dergide yer alan, Carlos A. Monteiro ve arkadaşlarının kaleme aldığı ilk makale, ultra işlenmiş gıdaların yalnızca bireysel tercihlerle ya da “sağlıklı beslenme” öğütleriyle açıklanamayacak kadar ciddi bir mesele olduğunu vurguluyor. (1)
Makale, bu ürünlerin küresel ölçekte büyüyen bir halk sağlığı tehdidine dönüştüğünü bilimsel kanıtlarla ortaya koyuyor ve UİG'lerin zararının sadece içindeki şeker veya tuzdan değil; gıda matrisinin parçalanmasından, ambalajdan sızan kimyasallardan ve katkı maddesi kokteyllerinden kaynaklandığını belirtiyor.
Makalede öne çıkan bazı tespitler şöyle:
Son 30-40 yılda UİG'ler; taze sebze, meyve ve ev yapımı yemeklere dayalı geleneksel beslenme düzenlerini dünya çapında hızla saf dışı bıraktı, bırakıyor. Bu değişim bir dizi sağlık sorununu beraberinde getiriyor.
UİG tüketimi; günlük öğünümüzde lif, protein ve mikro besin öğeleri alımının azalmasına; şeker, tuz, doymuş yağ ve enerji yoğunluğunun (gram başına düşen kalori miktarı) ise aşırı artmasına neden oluyor. Ayrıca bu gıdaların "yumuşak dokusu" ve "hiper-lezzetli" yapısı, tokluk mekanizmalarını bozarak aşırı yemeyi de teşvik ediyor.
100'den fazla prospektif çalışma* üzerinden yapılan analizler; UİG tüketiminin obezite, Tip 2 diyabet, hipertansiyon, kalp-damar hastalıkları, kronik böbrek yetmezliği, Crohn hastalığı ve depresyon riskini anlamlı şekilde artırdığını kanıtlıyor.
Bütün bu sağlık sorunlarının en çok toplumun en hassas kesimi olan çocukları olumsuz etkilediği belirtiliyor. Ancak bu olumsuz durumla mücadele eden ülkeler ve çocuk sağlığını korumayı esas alan kamusal beslenme politikaları da var.
Çocuk sağlığını koruyucu beslenme politikaları
LANCET dergisinde yer alan makalelerde, dünya genelinde hızla artan ultra işlenmiş gıda tüketimini durdurmak ve bu olumsuz süreci tersine çevirmek için kapsamlı kamusal politikalar öneriliyor. (2)
Mevcut kamusal beslenme stratejilerin sadece şeker veya yağ gibi besin öğelerine odaklanmasının yetersiz olduğu vurgulanarak, doğrudan endüstriyel üretim süreçlerini ve kurumsal pazarlama faaliyetlerini hedef alan bir yaklaşım öneriliyor.
Başlıca öneriler arasında ultra işlenmiş gıdalara vergi düzenlemeleri, okul beslenme programları, etiketlerde açık bilgilendirme ve yanıltıcı reklam yasakları yer alıyor.
Özellikle çok uluslu şirketlerin gıda arzı üzerindeki hakimiyetini sınırlamaya yönelik düzenlemeler, halk sağlığını koruma stratejisinin merkezine yerleştiriliyor. Ayrıca, taze ve az işlenmiş gıdalara erişimi kolaylaştıracak sosyoekonomik reformlar ve küresel iş birliği modelleri de detaylandırılıyor.
Sonuç olarak, UİG bağımlılığını azaltmak için sadece bireysel tercihlerin değil, gıda sisteminin temel yapısının değiştirilmesi gerektiği, sorunun çözümünün bireysel iradeye değil, devlet müdahalesine bağlı olduğu savunuluyor.
Şimdi, çocukları bu endüstriyel gıda kuşatmasından koruma konusunda 'bireysel eğitim ya da bireysel irade' sığlığını aşarak, yapısal ve başarılı adımlar atan ülkelerin deneyimlerine daha yakından bakalım.
Şili ve Brezilya, meseleyi sadece "sağlıklı beslenme öğütlerine" hapsetmeyip, çocukların gıda çevresini kamusal politikalarla yeniden inşa etmenin somut yollarını gösteren iki ülke. Ama önce gıda çevresi ne demek ona açıklık getirelim.
Gıda çevresi nedir?
Çocukların gıda çevresi, bir çocuğun yaşadığı, öğrendiği ve oyun oynadığı alanlarda (ev, okul, mahalle) gıdaya erişimini, gıdanın mevcudiyetini, maliyetini ve bu gıdalarla ilgili pazarlama mesajlarını kapsayan fiziksel ve sosyal ortamdır. (1)
Başka bir deyişle gıda çevresi, bir çocuğun "ne yiyeceğine" karar verirken karşısına çıkan tüm dış etkenlerin toplamıdır. Bu çevre, çocukların beslenme alışkanlıklarını ve dolayısıyla uzun vadeli sağlıklarını (obezite, nörolojik gelişim, kronik hastalıklar) şekillendiren en temel belirleyicidir.
Şili: UİG’lerde "Siyah Sekizgen" logosu şart
Şili, 2019 yılında yürürlüğe soktuğu Gıda Etiketleme ve Pazarlama Yasası ile gıda endüstrisinin çocuklar üzerindeki manipülatif gücünü kırmayı hedefledi. Yasa ile UİG ürünlerinde, özellikle de yağ, şeker, sodyum veya kalori içeriği yüksek olan ürünlerin ambalajlarına "siyah sekizgen" şeklinde ve açık seçik bilgi veren uyarı sembolleri konulması zorunlu tutuldu.
Ülkede, etiketinde uyarı sembolü olan ürünlerin 14 yaş altı çocuklara satışına izin verilmiyor. Sabah 06.00 ile 22.00 saatleri arasında ekranlarda bu ürünlerin reklamı yapılamıyor. Daha da önemlisi, paketlerin üzerindeki çizgi film karakterleri, bedava oyuncaklar ve promosyonlar tamamen yasaklandı. Böylece gıdanın bir "oyuncak" veya "eğlence nesnesi" olarak kurgulanmasının önüne geçildi.
Bunlara ek olarak, devlet okulları ve kreşlerde bu zararlı ürünlerin satışı ve bedava dağıtımı tamamen yasaklanarak, okul çevresi de ultra işlenmiş gıda ürünlerinden arındırılmış güvenli bir alana dönüştürüldü.
Brezilya: UİG içermeyen ücretsiz okul yemeği ekonomi için kaldıraç
Brezilya, 2014 yılında oluşturduğu ulusal beslenme programı (NOVA) ile halkına doğrudan "Ultra işlenmiş gıdalardan kaçının!" çağrısını yapan ilk ülke oldu.
Brezilya, çocuklar odağında gıda çevresini düzenlerken devletin "satın alma gücünü" gıda sistemini dönüştürecek ekonomik bir kaldıraç olarak kullanıyor. Dünyanın en geniş kapsamlı okul yemeği programlarından biri olan ve 40 milyon öğrenciye ücretsiz okul yemeği sunan Ulusal Okul Beslenme Programı üzerinden gıda sistemini kökten dönüştürmeyi hedefliyor.
2026 yılı itibarıyla, okullara verilen federal bütçenin en az yüzde 90'ının taze ve az işlenmiş gıdalara ayrılması yasal zorunluluk haline getirildi. Ultra işlenmiş gıdalara ayrılabilecek pay ise sadece yüzde 10 ile sınırlandırıldı. Bu, kamu kaynaklarının gıda devlerine değil, çocukların sağlığına akıtılması anlamına geliyor.
Uygulanan programın en devrimci yanı ise bütçenin önemli bir kısmının doğrudan yerel aile çiftçilerinden tedarik edilecek ürünlere ayrılması. Özellikle organik/agroekolojik tarım yapanlara ve kadın üreticilere öncelik verilerek, dev tarım-gıda şirketlerine karşı küçük ölçekli aile çiftçiliği ve yerel ekonomiler güçlendiriliyor.
Şili ve Brezilya örnekleri, sorunun çözümünün bireysel iradeye değil, "devletin düzenleyici iradesine" bağlı olduğunu kanıtlıyor.
Türkiye’de gelişim çağındaki milyonlarca çocuğun sağlığı, ultra-işlenmiş gıda endüstrisinin yoğun pazarlama baskısına, şirketlerin kâr odaklı stratejilerine ve yetersiz kamusal denetime terk edilemez. Geleceğimiz, çocuk sağlığını piyasa dinamiklerinin insafına bırakmayan; odağına çocukları, toplum sağlığını ve kamusal yararı alan köklü, bütüncül ve kalıcı gıda politikalarıyla güvence altına alınmalıdır.
Notlar
* Prospektif çalışma (ileri dönük çalışma), araştırmanın başlangıcında henüz gerçekleşmemiş olan olayların, belirlenmiş bir zaman dilimi boyunca ileriye doğru takip edilerek incelendiği bir bilimsel araştırma yöntemidir. Özellikle tıp, epidemiyoloji ve sosyal bilimlerde neden-sonuç ilişkilerini belirlemek için kullanılan en güvenilir gözlemsel yöntemlerden biridir.
(1) Ultra-processed foods and human health: the main thesis and the evidence. Carlos A MonteiroMaria LC LouzadaEuridice Steele-MartinezGeoffrey CannonGiovanna C AndradePhillip Bakeret al. Vol. 406No. 10520P2667-2684.
(2) Policies to halt and reverse the rise in ultra-processed food production, marketing, and consumption Gyorgy ScrinisBarry M PopkinCamila CorvalanAna Clara DuranMarion NestleMark Lawrenceet al. Vol. 406No. 10520P2685-2702
(3) Swinburn, B., Vandevijvere, S., Kraak, V., Sacks, G., Snowdon, W., Hawkes, C., Barquera, S., Friel, S., Kelly, B., Kumanyika, S., L'Abbé, M., Lee, A., Lobstein, T., Ma, J., Macmullan, J., Mohan, S., Monteiro, C., Neal, B., Rayner, M., Sanders, D., Walker, C. and INFORMAS (2013), Monitoring public sector policies and actions. Obes Rev, 14: 24-37. https://doi.org/10.1111/obr.12073




