Yolumu Ararken
"Yolumu Ararken" arkadaşım Beril Eyüboğlu’nun özyaşamöyküsünü anlattığı kitabına verdiği isim.
Beril, bu kitaptan önce feministlerin 2024 yılında yayımladıkları "Yaşını Gösteren Kadınlar" adlı ortak kitaba, “Yaşlandım, Hepsi Bu” başlığıyla bir yazı yazarak katkıda bulunmuştu. Gerek yazısına seçtiği başlık gerekse kitabına verdiği ad daha ilk bakışta Beril’in kişiliği hakkında bilgi veriyor. Sade ama düşündüren, mütevazı ama aynı zamanda derinlikli…
Küçük bir kitap ama içeriği dopdolu.
“1935’te İstanbul’da dünyaya gelmişim. Göz hastalıkları uzmanı olan babam Gaziantep’te görevli olduğu için henüz bebekken Gaziantep’e götürmüşler beni. Annemin İstanbul’dan ilk ayrılışı. Kolay değil. Üstelik çocukluğunu ve ilk gençliğini yaşadığı Şehzadebaşı’ndaki dillere destan konaktan kucağında minicik bir bebekle ayrılıyor.”
Beril, Şehzadebaşı’ndaki konağı henüz bebekken ayrıldığı için hatırlamıyor ama kitabına bu konaktaki yaşam ile başlıyor. Bu nedenle kitap, sadece Beril’in özyaşamöyküsünü değil bu ülkenin yüzyıllık tarihini de konu ediyor.
“Artık doksan yaşındayım. Görmüş geçirmiş bir insan sayılırım” diyor Beril ve şöyle devam ediyor:
“Ülkemin ayrıcalıklı vatandaşlarından biriyim. İyi bir eğitim aldım. Kendi ayakları üzerinde durabilen, özgüvenli, yetişkin üç çocuğum var.”
Kendi deyimiyle bu ülkenin ayrıcalıklı vatandaşlarından biri, iyi bir eğitim alıyor ama o hiçbir zaman kendisine sunulan ayrıcalığın ve imtiyazların konforu içinden bakmıyor hayata, dünyaya duyduğu sorumlulukla bakıyor etrafına, bunun için görüyor, sorguluyor ve harekete geçiyor:
“Daha insani, daha yaşanabilir bir dünyanın hayalini kurdum hep. Çabalarım da o yönde oldu.”
Beril’i, Kürtlere yönelen saldırganlığın, vahşetin, pervasızca uygulandığı doksanlı yıllarda tanıdım. Kürt düşmanlığına, ırkçılığa, faili meçhul cinayetlere, işkencelere, zorla kaybetmelere karşı bir araya gelen yaklaşık on on beş kadındık ve “Arkadaşıma Dokunma” kampanyasını örgütlemiştik. Hasan Ocak’ın kaybedilmesinin ardından düzenlenen Cumartesi Anneleri eyleminin ilk haftalarında Galatasaray Meydanında birlikte oturduk.
O günlerde başlayan dostluğumuz devam ediyor. Çeşmelerin restorasyonundan sonra düzenlenen şenlik için Habab’a da gelmişti.
“Yolumu ararken elimden gelenin en iyisini yapmaya çabaladım hep.”
1964 yılında başlayan Türkiye İşçi Partili yıllarını, “Yeni Hayatım” bölümünde anlatıyor. 12 Eylül, Aydınlar Dilekçesi, Feminist mücadele, Gezi eylemleri ve çevirmenliği kitabın diğer bölümlerinde yer alıyor.
Öyle ayrıntılar var ki kitapta, son derece sıradan bir olaymış gibi öylesine değinilmiş ve geçilmiş…
Mesela;
“Ruhi (Su) Bey yeni yeni kayıt yapmaya başlamıştı. Halet Çambel’in bazı dostlarının önayak olmasıyla önce İmece etiketiyle 45’lik plaklar yayımlandı. Sonraki kayıtların bazıları Nişantaşı’nda bizim evde yapıldı. Üner bu kayıtlar için Uher marka nitelikli bir kayıt cihazı almıştı… Evin içinde mutlak sessizlik sağlanır, ondan sonra kayıt yapılırdı. Üner de Ruhi Bey’e yardım ederdi. O kayıtların plağa dönüşmesi heyecan vericiydi.”
Belki ben olsam ve Ruhi Su kayıtlarının bazılarını benim evimde yapmış olsa bu olayı nasıl da uzun anlatırdım, Beril’in bu olayla ilgili anlatımı bu kadarcık.
Kitabı edinmek isteyenler, [email protected] adresine yazabilir.

