VARDUHİ BALYAN

Suriye İç Savaşı nedeniyle dünyanın dört yanına dağılan Halepli Ermenilerin hikâyeleri, Serdar Korucu’nun ‘Halepsizler’ adlı kitabına konu oldu. Aras Yayıncılık’tan bu hafta çıkan kitapta çoğunluğu Ermenistan’a yerleşen Halepliler savaş nedeniyle yaşadıkları zorlukları, yeni hayat kurma hayaliyle çıktıkları yolu, yeni vatanlarını ve Halep’i anlatıyor. Korucu ile kitabın hikâyesini, Halepli Ermenilerin yaşadıklarını ve Halep’i konuştuk.

Çiçek Pasajı’nın sembol isimlerinden akordeonist Madam Anahit’tin ismi yeni bir eğlence mekânına verildi. Beyoğlu Tomtom Mahallesi’ndeki Anahit Sahne sadece konserlere değil, çeşitli disiplinlerde çalışan sanatçıların işlerine de kapı açacak, tiyatro gösterilerine ev sahipliği yapacak. Anahit Sahne’nin kuruluş hikâyesini mekânın işletmecileri M. Deniz Deniz, Cem Köklükaya ve Onur Yusufoğlu ile konuştuk.

Amira Hass, Nazi toplama kamplarından sağ kurtulan bir ailenin çocuğu olarak 1956’da Kudüs’te doğdu. 1989’da İsrail’in Haaretz gazetesi için çalışmaya başlayan Hass, 1993’ten bu yana Filistin’de yaşıyor. Önce Gazze ardından da Batı Şeria’da yaşayan Hass, Filistinliler arasında yaşayan tek İsrailli gazeteci olma özelliği taşıyor. 2009’da Uluslararası Hrant Dink Ödülü’ne layık görülen Hass ile kendi yaşam öyküsünü ve Filistin’deki son durumu konuştuk.

İnsan hakları akademisyeni, Harvard Üniversitesi John F. Kennedy Kamu Yönetimi Bölümü’nde uluslararası normlar ve kurumlar, uluslarötesi savunuculuk ağı, insan hakları hukukunun ve politikalarının etkisi, geçiş sürecinde adalet konularında çalışmalarını sürdüren Prof. Kathryn Sikkink, Hrant Dink Vakfı’nın organize ettiği ‘Geçmişe Bakmak, Geleceği Tasarlamak’ konferansının açılış konuşmasını yaptı ve ‘İnsan haklarının geleceğini tasarlamak’ panelinde yer aldı. Doktorasını Columbia Üniversitesi Siyaset Bilimleri Fakültesi’nden alan Sikkink, insan hakları alanındaki çalışmalarını Agos’a anlattı.

Faili meçhul cinayetleriyle katledilen gazetecilerin aileleri 5 Eylül’de İstanbul’da İsveç Konsolosluğu’nda Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği’nin düzenlediği ‘Faili Meçhul: Gazeteci Cinayetlerinde Cezasızlıkla Mücadele’ adlı panelde bir araya geldi. Ekim 2017’de arabasına yerleştirilen bombayla öldürülen Maltalı araştırmacı gazeteci Daphne Caruana Galizia’nın oğlu Matthew Caruna Galizia, hâlâ annesini öldürenleri arıyor. Galizia, Türkiye’de faili meçhul cinayetlerle öldürülen Hrant Dink, Musa Anter, Uğur Mumcuve Metin Göktepe’nin aileleriyle görüştü; faili meçhul cinayetlerde cezasızlıkla mücadelenin yollarını tartıştılar.

Diktatörlük döneminde Arjantin’de gözaltında kaybedilenler için adalet sağlanması amacıyla biraraya gelen ‘Plaza de Mayo Anneleri ve Büyükanneleri’nin mücadelesi günümüze kadar sürüyor. Buenos Aires Üniversitesi’nden Jazmín Lavitman, araştırmacı olarak Arjantin Savunma Bakanlığı’nda kayıplarla ilgili belgeleri inceliyor, süren yargılamaları destekleyecek raporlar hazırlıyor. Lavitman ile ‘Plaza de Mayo Anneleri ve Büyükanneleri’nin mücadelesini konuştuk.

Kanada’daki Zoryan Enstitüsü ve Toronto Üniversitesi 29 Temmuz - 11 Ağustos 2018 tarihleri arasında ‘Soykırım ve İnsan Hakları Üniversite Programı’ başlıklı bir çalışma organize etti. Program katılımcılara, insan hakları ve soykırım ilişkisi, soykırımın psikolojik etkileri, soykırımın inkarı, Holokost, Ermeni Soykırımı, Kamboçya, Ruanda, Guatemala soykırımları, Aborijinlere uygulanan soykırımlar, soykırım ve cinsiyet gibi konularda çalışan önde gelen isimlerden ders alma fırsatı tanıdı.

Bosna’ya gidip Sarajevo Film Festivali’ne denk gelmek, üstelik de festivalin ‘En İyi Film Ödülü’nü kazanan filmi izleme fırsatı bulmak büyük bir şanstı benim için. Fakat o kadar hevesle girdiğim gösterişli tiyatro binasından büyülenmiş bir şekilde çıkacağımı işin doğrusu tahmin etmiyordum. Yönetmen Milko Lazarov’un dünyasıyla daha önce tanışmamış bir seyirci olarak, Yakutistan’da kendi geleneklerine uygun yaşayan yerli bir çiftin -aslında hepimizin hayatının da- hikâyesini anlatan ‘Ága’ filminin bu kadar etkileyici olacağı aklımdan geçmiyordu.

İsrail, 18 Temmuz’da kabul ettiği ulus devlet yasasıyla, ülkede yalnızca Yahudilerin kendi kaderini tayin etme hakkına sahip olduğunu ilan etti. Ülkenin Arap azınlığı ise bu yasayı ırkçı buluyor. Yasaya Yahudi dünyasında kimi örgütler de tepki gösterdi. Ulus devlet yasasının İsrail’in Arap nüfusuna yaratacağı etkiyi, yasaya Yahudi diasporasının bakışını konuyu yakından takip eden blog yazarı Natasha Roth ile konuştuk.

Ermenistan toplumunda kabul gören ilişki modellerini sorgulayan iki Ermenistanlı Hovhannes İşkhanyan ve Sona Simonyan kendi deneyimlerinden yola çıkarak ülkede şehirli gençlerin, ailelerinin ilişki modellerini reddetmelerine rağmen yeni model bulamadıkları için düştükleri boşluğu bir belgeselde anlattılar. ‘Öncekilerin Kronolojisi’nin yönetmenleri İşkhanyan ve Simonyan ile belgeseli ve bu konuya odaklanmalarının nedenlerini konuştuk.