E-gazete/Arşiv
Bayiler
İletişim
Abone Ol
Giriş Yap
Հայ
Eng
Ara
Ermeni Toplumu
Yazarlar
Kitap/Kirk
Hrant Dink
Agos Gündem
Türkiye
Ermenistan
Dünya
Yüzler/Hikâyeler
İnsan+Hakları
Bir Zamanlar
Kültür Sanat
Yaşam
Ara
☰
☰
Fethiye Çetin
Sayfa 2
Nasıl olsa unuturlar rahatlığı
Bu bakış açısı sadece Kılıçdaroğlu’na mı ait? Değil elbette. Tarih boyunca toplumun taleplerine aykırı kararlar alan, bu kararları topluma rağmen hayata geçiren siyasiler, muktedirler, toplumun tepkisinin kısa süreceğine, kısa bir süre sonra da unutulacağına inandıkları için de böylesine pervasızlar. Yine sık sık dile getirilen, “Türkiye toplumu bir amnezi toplumudur” klişesi doğru mu? Toplum kendisine rağmen yapılanları, haksızlıkları, adaletsizlikleri, kendisine yaşatılan acıları unutuyor mu? Tarih, geçmişin ağır yükünden unutma yoluyla kurtulma çabalarıyla dolu. Mesela Peloponez Savaşları’nın ardından geçmişteki acı olayları ve kötü durumları hatırlamayı yasaklayan bir yasa çıkarılmış. Yasayı çıkaranlar unutulmuş ama yasaya rağmen bu savaşlar ve savaşlarda yaşanan acılar unutulmamış.
3 Temmuz 2025
Masumiyet Karinesi
Yargıtay üyesi Metin Yandırmaz aynı gün sosyal medya hesabından aşağıdaki paylaşımı yaptı: “Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz. Buna ceza hukukunda masumiyet karinesi denir. Sadece hukukçuların değil, herkesin bilmesi gereken temel bir hak ve kuraldır." Sayın Yandırmaz’ın sadece bir anayasa hükmünü hatırlatmaktan ibaret paylaşımını ilginç ve toplum için bu kadar önemli kılan, ona haber niteliği kazandıran ne olabilir? Anayasanın 38. Maddesinin dördüncü fıkrası yeni değildi, masumiyet karinesi adı verilen bu hak, adil yargılanma hakkının bir unsuru olarak anayasada güvence altına alınmıştı ve bu düzenleme yıllardır yürürlükteydi. Bu norma haber değeri veren, onu ilginç ve önemli kılan normun kendisi değil bir yüksek yargıcın bu normu dile getirmesiydi. İşte burada başlıyor gariplikler.
26 Haziran 2025
Hatırlamak ihtiyaçtır
Anlatmaya devam etti. “Babam sık sık elimden tutar beni çarşıya götürürdü, dükkanının önünden her geçtiğimizde Poto Saatçi elindeki işi bırakır, dışarı fırlar, babamın önünde iki büklüm olur elini öperdi. Ben şaşırırdım çünkü saatçi ihtiyardı, babam onun çocuğu yaşındaydı, el öpmesi gereken biri varsa o da babam olmalıydı. Bir gün dayanamayıp sordum, şöyle anlattı babam: ‘Ermenileri toplayıp götürürlerken deden o zaman küçük bir çocuk olan bu Poto Saatçiyi kafleden almış, alırken de ben bu çocuğu tanırım, Ermeni değil, Süryanidir o demiş ve böylece hayatta kalabilmiş Poto, henüz Süryanilere dokunulmadığından. Bu nedenle dedene ve sonra da bana çok saygı duyar, her gördüğünde gelip elimizi öper’ dedi."
19 Haziran 2025
Zımnen ilga edilen normun hortlatılması
bianet editörü Tuğçe Yılmaz Kadıköy’de GBT kontrolü sırasında gözaltına alınıyor, gözaltına alınma sebebi ve hakkındaki iddialar açıklanmıyor, bu yasal zorunluluk yerine getirilmiyor. Yılmaz o gece karakolda tutularak özgürlük hakkı kısıtlanıyor. Ertesi gün Çağlayan Adliyesi’ne götürüldüğünde, 24 Nisan 2024 tarihinde iki Ermeni gençle yaptığı söyleşi nedeniyle 18.03.2025 tarihinde, söyleşinin üzerinden neredeyse bir yıl geçtikten sonra, yani kanunun öngördüğü dört aylık süre geçirildikten sonra hakkında bir soruşturma açıldığını öğreniyor. Oysa kanunda öngörülen süre “muhakeme şartı” niteliğine haiz olduğundan süre geçirildikten sonra dava açılamaz, davanın açılabilmesi bu şartın gerçekleşmesine bağlıdır. Kanuni süreler yorum ya da kıyas yoluyla genişletilemez. Bir savcının bunu bilmemesi düşünülemez. Savcı Yılmaz aleyhine bir soruşturma yürütüyor ama ona haber vermiyor, ne diyeceğini sormuyor, onu savunma hakkından yoksun bırakıyor.
12 Haziran 2025
Gözlerine bakabilmek
Ernst Frankel’in “İkili Devlet” kitabını (İletişim Yayınları) okurken öğrendim ki; Führer’in kişisel tutukluları varmış. Bu tutuklular, sırf Führer istediği için, ortada isnat edilecek bir suç olmaksızın, yargı kararı aranmaksızın, “Führer”in kişisel tutsağı” kaydı düşülerek alıkonuyorlarmış. Mesela rahip Martin Niemöller, tutuklanmış, yargılanmış ve beraat etmiş ancak Hitler beraat kararına tepki gösterince Führer’in kişisel tutsağı olarak tekrar içeri alınmış ve savaşın bitimine kadar toplama kampında tutulmuş. Bu satırlar sizde neyi çağrıştırdı bilemem ama ben, bu satırları okuduğumda Osman Kavala’yı düşünmeden edemedim. Gerçi iki olay arasında benzerlik yanında önemli fark da var diyebilirsiniz, haklısınız.
4 Haziran 2025
Modern kölelik
Devletler, göçmenlik hallerini tanımladığında, bir statü ile belirlediğinde ise göçmenleri geçici ve sınırlı haklarla tanımlıyor, deyim yerindeyse yarı insan yapıyorlar. Böyle yaptıklarında toplumun yeni gelenle ilişkisini de belirliyor, topluma yol gösteriyorlar.
29 Mayıs 2025
Devletin o hassas tarafı - II
Tengioğlu, cezaevine girmeden önce de ‘derin devlet’ ve Sedat Peker hayranı mıydı bilmiyorum ama bildiğim bir şey varsa, o da paramiliter yapıların insan malzemesinin genellikle sabıkalılardan ve suça eğilimli kişilerden oluşturulduğu ve cezaevlerinin bu konuda önemli bir kaynak olduğu. Beş yıl önce sokakta rahatlıkla edilen bu sözler bugün ancak güncel bir saldırı nedeniyle gündeme geliyor ve kimi mecralarda neredeyse magazinleştirilerek sunuluyor. Oysa burada çok vahim bir tabloyla karşı karşıyayız.
22 Mayıs 2025
“Devletin o hassas tarafı” - 1
Yasin Hayal Cezaevinden Ermenilere ve Hrant Dink’e kin besleyerek çıktığına göre, cezaevinde iken kurduğu ilişkiler önemliydi. Hrant Dink cinayeti davasında Mahkemeden Yasin Hayal’in cezaevinde kimlerle kaldığı, kimler tarafından ziyaret edildiği, ziyaretçileriyle yaptığı görüşmelerin kayıtları, telefon aracılığıyla kimlerle ilişki kurduğu ve aranan telefon numaraları, hesabına kimler tarafından hangi banka veya hesap numaralarından para yatırıldığının sorulmasını istedik. Talebimiz kabul edildi, ilgili kurumlara müzekkereler yazıldı. Ancak özellikle Yasin Hayal’in görüşmecileri ve görüşmecileriyle yaptığı görüşmelerin ses kayıtları konusunda çok ciddi bir dirençle karşılaştık, tüm çabalarımıza, rağmen bu direnci aşamadık.
16 Mayıs 2025
Allı Turnam
Seni tanıdıkça samimiyetine, doğallığına, bildiğini, gördüğünü, hakikati lafını esirgemeden, taviz vermeden doğrudan dile getirişine hayran kaldım. En gerilimli ortamlarda söz alıp o eşsiz üslubunla ortamı nasıl yumuşattığına ama asla mağduriyet dilinden konuşmadığına, karşındaki herkese aynı seviyeden bakarak önyargıları kırdığına, o büyülü gücüne tanık oldum. Bu gücü ben bir de Hrant’la yaşamıştım.
8 Mayıs 2025
İnsandışılaştırmak
Devletlerin sahip olduğu yıkıcı güç egemenlikleri altındaki toplumlara da sirayet edebiliyor, yayılabiliyor. İşte bunu engellemek, insanlığı insanların kötülüğünden korumak için büyük bir mirastır evrensel beyanname ve evrensel hukuk. Ama ne yazık ki bugün, sadece ülkemizde değil dünyanın pek çok ülkesinde, ilkeleri insan hakları rejimince belirlenmiş ancak uygulaması devletlerin insafına bırakılmış bir dünyada, devletler ‘biz’i kurarken öteki olarak tanımladığını dışarı atıyor. Yurttaş olup olmadığına bakmaksızın egemenlik alanlarındaki insanların haklarını ihlal ediyor, insanların bir kısmını geçici ya da sınırlı haklarla tanımlıyor, insandışılaştırıyor.
1 Mayıs 2025
Soykırımı konuşmak
Kabaca söylersem Anayasa Mahkemesi, yüzyılı aşkın bir süre önce gerçekleşmiş ve halen tartışılan bir tarihsel konu var -ki Mahkeme bunu tırnak içinde ‘Ermeni Tehciri’ olarak ifade etmiş- bu konudaki tarihsel gerçeklerin ortaya çıkabilmesi için oturun konuşun, yasaklamayın diyordu. Bu kararı önemli kılan bir diğer husus, kararı veren AYM İkinci Bölüm üyelerinin oy birliğiyle karara imza atmış olması. Beş yargıcın imzasını taşıyan bu karar, akademide, fakültelerde örnek karar olarak ders programlarına alınmayı hak ediyor
24 Nisan 2025
Geleceği kurmak
Bugün ülkemizde gençler, kadınlar ve halkın önemli bir kesimi, yıllardır dayatılan baskı, korku, adaletsiz politikalara karşı ayaktalar ve demokratik, laik, adil bir geleceği birlikte kuracağız diyorlar, direniyorlar. Direnişlerine damgasını vuran anlayış, savunmacı pozisyon almak değil aksine talep etmek ve taleplerini yüksek sesle haykırmak. İşte bu önemli gelişme hepimize önemli fırsatlar sunuyor. Tek adam rejimini mümkün kılan paradigmayı tartışmadan demokratik, çoğulcu, laik, adil, eşitlikçi ve kimseyi dışarıda bırakmayan kapsayıcı bir geleceği nasıl inşa edebiliriz? Bu yazımı bir davetle bitirmek istiyorum. Gelin hep birlikte bu soruları ve elbette daha fazlasını soralım ve geleceğimizi tahayyül edeceğimiz, tartışacağımız bir platform oluşturalım. Peki bu nasıl bir platform olabilir?
17 Nisan 2025
Yara nereden açılmışsa, önce orayı görmek gerekir
Diran Bakar’ın nüfus müdürlüğünde kayıtlı olduğu cilt numarası aynen şöyle yazılmıştı: “3 Yabancı”… Yani bu devlet, vatandaşlarının bir kısmını kaydettiği defterleri diğerlerinden ayırmış; ayırmakla da kalmayıp bir de onları “yabancı” olarak kodlamış. Kodladığı defterlere de sayı vermiş. Yabancı 1, 2, 3…
20 Ocak 2022
Şimdiden çok özledim
Anne tarafından Harputluydu Edvin. Harput ve çevresi üzerine yoğun muhabbetlerimiz de oldu. Anlatacak o kadar çok hikâyesi vardı ki, ailesinden, çocukluğundan, ilk gençliğinden. Onu ağzı açık dinlerdim, kimi zaman duygulanır kimi zaman gülerdim.
4 Ekim 2021
Tehditler münferit olarak değerlendirilemez
Hrant Dink vakfı avukatlarından Fethiye Çetin, vakfa gelen tehdit mesajlarını değerlendiren bir makale kaleme aldı.
8 Haziran 2020
Yerinden sürgün - yeniden sürgün
“Anneannem” kitabının yazarı avukat Fethiye Çetin bir toplantı için gittiği Kıbrıs’tan hem 1915 sonrasına dair yeni tortuların iziyle, hem de bir zamanlar Ermeni dünyasının en önemli eğitim merkezlerinden olan Melkonyan Okulu’nun yıllardır kapalı halde olması karşısında yüklendiği sorumlulukla döndü. Fethiye Çetin’in çarpıcı izlenimlerini aktarıyoruz.
22 Haziran 2016
1
2
Abone Ol!
Agos'a abone olarak destek olabilirsiniz. Abone ol, hediye et, askıya abonelik bırak.
Eng
Հայ
Ara
Agos Gündem
Türkiye
Ermenistan
Dünya
Yüzler/Hikâyeler
İnsan+Hakları
Bir Zamanlar
Kültür Sanat
Yaşam
Ermeni Toplumu
Yazarlar
Çizerler
Hrant Dink
E-gazete/Arşiv
Bayiler
Kitap/Kirk
İletişim
Abone Ol
Giriş Yap