YETVART DANZİKYAN

Yetvart Danzikyan

KARDEŞÇESİNE

ABD'de Clark Üniversitesi, Prof. Taner Akçam’ın yönetiminde çok önemli bir projeyi hayata geçiriyor.Ermenilerin sürgün ve imhaları konusunda en önemli arşivlerden birisi olan Rahip Krikor Gergeryan’a ait özel arşiv internet ortamında okuyucuları ile buluşuyor. Clark Üniversitesi 3 Aralık’ta konuya dair resmi bir duyuru yayınladı. “Clark Üniversitesi tarihçisi Ermeni Soykırımı’nı belgeleyen digital arşivi açıyor” başlıklı duyuruda “İmha emirlerini de kapsayan binlerce döküman internette ulaşılabilir durumda” ifadesine yer verildi. Arşiv için uzun süredir bir ekiple birlikte çalışmalar yürüten Clark Üniversitesi’nden Prof. Taner Akçam ile yeni açılan arşivin önemi üzerine konuştuk.

Bitmeyen bir kin ve ‘kendi gibi olmayanı süpürme’ hırsı AKP ve Erdoğan’ın siyasetine yön veriyor çok uzun süredir. Seçim geceleri televizyonlarda gördüğümüz parçalı, –kabaca– üç renkli haritayı hem Doğu’da, hem de Batı’da tek renk yapmak istiyorlar.

Siyasetin, daha doğrusu tek bir kişinin kendini yargı yerine koyduğu, daha ortada bile olmayan davalar için hüküm verdiği, insanların tüm televizyonlardan yayınlanan konuşmalarla ağır biçimde itham edildiği, bunun içine bir de anti-semitizmin boca edildiği bir dönemden geçiyoruz.

11 Kasım 1942, Varlık Vergisi Kanunu’nun TBMM’de kabul edildiği tarih. Bu uygulama ile gayrimüslimlere ödeyemeyecekleri bir vergi salındı, çoğu mallarını haraç mezat elden çıkarmak zorunda kaldı. Mükelleflerin %87’si gayrimüslim azınlıklardan oluşuyordu. Vergisini süresinde ödeyemeyen mükellefler, borçlarını "bedenen çalışarak ödemeleri" amacıyla çalışma kamplarına yollandılar. Tümü İstanbullu gayrimüslimlerden oluşan 32 kişilik ilk kafile 27 Ocak 1943 günü Aşkale’ye doğru yola çıktı. 1943 yılı Şubat ve Eylül ayları arasında haciz ve satışlar devam etti. Bu dönemde toplam 1229 kişi Aşkale’ye yollanmış ve 21 kişi de Aşkale'de “borçlu olarak” ölmüştü. Çalışma mükellefiyeti sadece gayrimüslimlere uygulanmış olduğu için, Aşkale'de ölenlerin tümü gayrimüslimdi. Uygulamanın dünya basınına yansımasından sonra 15 Mart 1944 tarihinde çıkan bir kanunla devlet o güne kadar tahsil edilememiş tüm vergi alacaklarından vazgeçti. Bu konu üzerine çalışmaları bulunan Prof. Dr. Ayhan Aktar ile Varlık Vergisi’ni konuştuk.

Kadir Mısıroğlu sadece Atatürk ve Cumhuriyet rejimine dair çıkışlarıyla bilinmiyor; o aynı zamanda, bu ülkedeki siyasal İslamcılığın içinde barınan, Hıristiyan ve Yahudilere yönelik komplocu bakış açısını da en iyi yansıtan isimlerden biri.

Türkiye siyasetinde yine iyi kötü seçim yapılabiliyor. Ya Ermeni toplumunda? Hayır. Seçme ve seçilme hakkı Ermeni toplumunun elinden alınmıştır ve bu çarpıklığın her mecrada dile getirilmesi, sorunun çözümü için çaba gösterilmesi gerekir.

Baksanıza, son yaşadığımız ekonomik çalkantıyı bile “yurtdışında bir başkentte planlanmış operasyon” olarak sundular. Hatta 12 Eylül’de bile böylesi görülmemiş. 12 Eylül’deki ekonomik saldırıdan ne kast edildiğini, komplo teorisi zihniyetiyle bile çözmek imkânsız.

Ermeni toplumu da, tarihsel olarak kendinden zorla alınanı, pek sesini çıkarmadan, ama bu sanatçıları sayarak, severek, bağrına basarak telafi etmeye çalışmıştır diyebiliriz.

Yazar Mıgırdiç Margosyan üç yıllık bir aradan sonra geçtiğimiz haftalarda yeniden gerçekleştirilen Diyarbakır Kitap Fuarı’nın Onur Konuğu idi. Aynı günlerde bugüne kadarki tüm kitapları Aras Yayınları tarafından ‘Fıllaname’ başlıklı özel bir cilt altında toplandı. Margosyan fuardan hemen sonra Diyarbakır Karşılaştırmalı Edebiyat Günleri’ne de katıldı. Diyarbakır dönüşü usta yazar Margosyan ile buluştuk. Hem fuarı, hem ‘Fıllaname’yi hem de doğup büyüdüğü Diyarbakır’a dair son izlenimlerini konuştuk.

Neredeyse tüm yayınlarda bir papaz aşağılaması yürüdü gitti. Bir de bunlara “Biz papazı teslim ettik, ABD de papazı teslim etsin” çıkışları eşlik etti. Kastedilen elbette Fetullah Gülen’di. Yani bu kadar kötü bir insan ancak bir papaz olabilirdi.