E-gazete/Arşiv
Bayiler
İletişim
Abone Ol
Giriş Yap
Հայ
Eng
Ara
Ermeni Toplumu
Yazarlar
Kitap/Kirk
Hrant Dink
Agos Gündem
Türkiye
Ermenistan
Dünya
Yüzler/Hikâyeler
İnsan+Hakları
Bir Zamanlar
Kültür Sanat
Yaşam
Ara
☰
☰
Ohannes Kılıçdağı
Sayfa 2
Kafkasya’da yol uzun
Geldiğimiz noktada ise Azerbaycan yıllarca "bir millet iki devlet" diye diye uyuttuğu Türkiye'nin olmadığı bir masada ABD'nin arabuluculuğunda ve ABD'nin bölgeye doğrudan girişine imkan ve onay veren bir anlaşmaya imza attı. Halbuki, Türkiye 35 senedir tarafsız bile demeyeceğim ama daha dengeli bir politika izleseydi hem barış çok daha önce gelebilir, bunca insan ölmez, bunca acılar çekilmezdi, hem de Türkiye daha etkin bir pozisyon alabilirdi. Tabii ki bu 35 senenin suçunu sadece Türkiye’ye yüklemiyorum, böyle bir şey mantıksız olur. Ermenistan hükümetlerinin sorumluluğunu yukarıda belirttim zaten. Azerbaycan ise bu süre zarfında zaten babadan oğula devredilen bir otokrasi durumunda.
5 Eylül 2025
Irkçılığa dair
“İnsan alt türü” söyleminin de çok tehlikeli, birçok soykırımın toplumsal mayasını oluşturan bir söylem olduğunu bilmek gerekir. İnsanları bu şekilde alt tür-üst tür diye sınıflandırmanın en lanetli örneklerinden biri Nazilerin Nietzsche’den aldıkları ve Yahudi soykırımının ideolojik ve söylemsel dayanaklarından biri haline getirdikleri “übermensch” yani “insan üstü” kavramıdır çünkü bir “üst” tanımladığınız anda otomatik olarak bir de “alt” tanımlamış olursunuz veya tersi. Velhasıl, insanlar arasında tür bazında sınıflamaya atıfta bulunan söylemler, söyleyenin anlık niyetinden bağımsız olarak ırkçılığın değirmenine su taşır.
29 Ağustos 2025
Dünya görseydi… Görüyor zaten
Gazze’deki kıyım tabii ki birçokları üzerinde ruhsal ve duygusal manada etkili oluyor. Yazar, ressam ve stand-up aktörü Vahe Berberian da 17 Ağustos’ta kendi bloğunda, “Ben Hâlâ Bu Soykırımın Suç Ortağıyım”, başlıklı bir yazı yazdı. Şöyle diyor Berberian: “Ermeni Soykırımı’ndan sadece 40 sene sonra doğdum. Ailemin iki tarafı da katledilmiş…Sadece yayam o zamanlar bir yaşında olan babamla sağ kalmış…Çocukluğum soykırım hikayeleri dinlemekle geçti. Yayamın sesi hep aynı şaşkınlık ve acıyı yansıtırdı: ‘Dünyanın bunun olmasına nasıl izin verdiğini hiçbir zaman anlamayacağım. Nasıl olur da bütün bir milletin katledilmesini seyrederler ve hiçbir şey yapmazlar?’”
21 Ağustos 2025
Sorun okul sayısından ibaret değil
1970’lerin başında okul sayısı 32, öğrenci sayısı 7400 civarında; 2000’lerin başında ise okul sayısı 18, öğrenci sayısı 3800 civarındaydı. Bugün ise öğrenci sayısı 2500 civarlarına kadar düşmüştür. Bunda tabii ki Türkiye Ermeni toplumunun azalan nüfusunun önemli payı vardır ama sorun ondan ibaret değildir. Okullara olan rağbet de azalmıştır. Bunun da hem Ermeni toplumundan ve onun eğitim kurumlarından hem de içinde yaşadığımız ülkeden kaynaklanan nedenleri vardır.
8 Ağustos 2025
Millet sisteminin ne bağlamı ne zemini var
Türkiyeli olmak Türk olmaya veya Türk olmak Türkiyeli olmaya engel değil. Tıpkı Türkiyeli olmanın Kürt, Ermeni, Laz, Yahudi vs. olmaya engel olmadığı gibi. Burada maksat herkesin kendini dahil edebileceği bir kategori ve kimlik yaratabilmek. Üst kimlik olarak tanımlanan bu kimliğin içinin mümkün olduğu kadar boş olması lazım ki herkes orada kendine yer bulabilsin. Türk tabirinin herkesi kapsamamasının en önemli nedenlerinden biri belki de birincisi de bu zaten: Türk tarihsel anlamda çok yüklü, içi çok dolu spesifik bir kavram.
31 Temmuz 2025
Kota
Tek cümleyle halledilecek bir mesele olmamasına rağmen Türkiye için yasama veya yürütme organında etno-dinsel gruplara kota uygulaması kanımca şart değildir. Daha önemli olan, kimlikler üzerindeki baskıların kaldırılması, korunmaları ve gelişmeleri için eğitim ve diğer alanlarda gerekli önlemlerin alınması, yönetimde de yerele daha fazla inisiyatif verecek reformların hayata geçirilmesidir.
25 Temmuz 2025
Dört nal bir at, biraz da kılıç şakırtısı
Kürtleri Türklük içinde tanımlamak ve eritmek nasıl işlemediyse Müslümanlıkla çerçevelemek de işlemeyecektir çünkü bu çerçeveyi benimseyecek milyonlarca Kürt olabileceği gibi benimsemeyecek milyonlarca Kürt de olacaktır. Aynı şekilde, milyonlarca Türk de Müslüman kimliğini öncelemeyi tercih etmeyecektir. (Bu ikilinin yanına Arapların eklenmesinin arkasındaki motivasyon ve amaç ayrı bir yazı konusu. Ayrıca sormak lazım, “Hangi Araplar?” diye.) Kaldı ki, bu “ümmet perspektifinin” somut meselelere dair ne söylediği de belli değil.
16 Temmuz 2025
Cumhuriyet ve ifade özgürlüğü
Kimisi peygambere laf söyletmiyor kimisi cumhuriyetine. Herkes beğenmediği sesi susturma gayretinde, sopayı ele geçiren diğerini dövme veya dövdürme peşinde. Bu bağlamda bunları söylediğiniz zaman da “Ne yani sen Çamlı’dan yana mısın, onun dediğine katılıyor musun?” diye soruyorlar veya Çamlı’nın ne kadar çapsız biri olduğunu anlatmaya koyuluyorlar. O adamın üç cümlesini dinleyen biri ne kadar çapsız olduğunu anlar zaten ama konunun bununla bir ilgisi yok çünkü ifade özgürlüğü demek sadece kaliteli ve komplike fikirler ifade edilebilir; saçma fikirler, safsatalar edilemez demek değildir. Aynı şekilde, “Sen de mi öyle düşünüyorsun?” sorusu da ifade özgürlüğünün doğru fikir-yanlış fikir ikilemiyle ne derece özdeşleştiğini ortaya koyuyor. Halbuki, “bu sözler, ifade özgürlüğü kapsamındadır” demek o sözlerin mutlaka ifade edilmesi gerekir, söylenmesi doğrudur demek değildir; söylendiğinde veya başka bir yolla ifade edildiğinde kamu otoritesi tarafından cezalandırılmamalı demektir.
11 Temmuz 2025
“Kutsallara dil uzatmak” ve ifade özgürlüğü
Bu sözleri sıradan bir vatandaşın kullanmasıyla bir içişleri bakanının kullanması etki ve yetki açısından aynı şey değildir. Nitekim, kendisi “bu alçaklığın hukuk önünde hak ettiği cezayı göreceğini” söyleyerek olası bir yargılamayı yönlendirmiş, yetkisini aşmıştır. Ayrıca, “sevgili peygamberimize yönelik alçaklık” diyerek kamu görevlisinin dinlerine bakılmaksızın bütün vatandaşlara eşit mesafede durma, dolayısıyla laiklik ilkesini çiğnemiştir çünkü her ne kadar sayısal azınlık olsalar da bu ülkede Hristiyan, Musevi ve başka dinden vatandaşlar da vardır. Bir Tanrı’ya veya herhangi bir dine inanmayanlar da cabası. Bir bakan bütün bu grupları görmezden gelerek tek bir dinin peygamberinden “peygamberimiz” diye bahsetmemeli.
4 Temmuz 2025
Paşinyan bizim neyimiz olur?
Türkiye’deki Ermeni toplumunun haklarının çiğnenmesi münhasıran Ermenistan’ı veya Yunanistan’daki Türk/Müslüman toplumunun haklarının çiğnenmesi münhasıran Türkiye’yi değil bütün hak savunucularını ve diğer devletleri de ilgilendiren bir konudur. “Soydaş siyaseti” bizim eleştirdiğimiz bir siyaset tarzıdır, ister Türkiye yapsın ister Ermenistan. Peki, Ermenistan ülkesi ve toplumu Türkiye Ermenileri için “hiç kimse” midir veya diğer ülkeler neyse öyle midir? Türkiye Ermenilerinin Türkiye-Ermenistan ilişkilerinde oynayacak bir rolü yok mudur?
27 Haziran 2025
Keşke birbirlerini bitirseler
Maksat bölgeyi nükleer silah tehdidinden arındırmak ise meseleye sadece İran bazında değil daha bütünlüklü yaklaşmak gerekir. Şöyle ki, dediğimiz gibi İran gibi baskıcı, otoriter, halkına zulmetmekten kaçınmayan bir rejimin nükleer silah sahibi olması istenmez fakat İsrail gibi yalnız hukuka değil ahlaka dair de bütün ilkeleri çiğneyen, hiçbir kırmızı çizgi tanımadan soykırım yapmaktan çekinmeyen bir devletin elinde nükleer silah olması neden İran’ın nükleer silah sahibi olmasından daha az tehlikeli, daha az endişe verici olsun ki? Üstelik İsrail’in nükleer silah sahibi olması geleceğe dair bir ihtimal değil bugüne dair bir gerçek!
20 Haziran 2025
Ruh ikizleri: İslamcılık ve Siyonizm
Bana göre bugün insanlığın İsrail’in yaptığı soykırımı durdurmaktan daha önemli, daha acil ikinci bir işi, görevi, sorumluluğu yok. Biz böyle söyleyeduralım, bu tekne ve içindekilerle ilgili İslamcı cenahın en azından bir kısmının zihniyetini yansıtan bazı, en hafif tabiriyle utanılası yorumlar oldu. Bu kişiler, Gazze halkının içinde bulunduğu ıstırabı azıcık içlerinde hissetseler bu bağlamda onlara yardım için girişimde bulunmuş kişilerin kıyafetlerini ağızlarına almaya, konu etmeye hayâ ederler, utanırlar.
13 Haziran 2025
Soykırım tarihi bir mesele değildir
Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin CHP’li başkanı Mansur Yavaş, İttihat ve Terakki yöneticilerinden, Birinci Dünya Savaşı sırasında dahiliye nazırlığı ve sadrazamlık yapmış olan Mehmet Talat anısına bir anıt açtıklarını geçen hafta çok matah bir işmiş gibi kamuoyuna açıkladı. Hem Yavaş’ın bu hareketi hem bu anekdota verilen bu tür tepkiler ve daha genel anlamda soykırım faillerine sahip çıkma hali, her zaman anlatmaya çalıştığım bir başka hususu da açık biçimde ortaya koyuyor ki o da Ermeni soykırımının geçmiş bitmiş bir olay olarak tarihin konusu olmaktan ibaret olmadığıdır. Bu, bugünün siyasi ama aynı zamanda ahlaki bir mücadelesidir.
4 Haziran 2025
Masanın karşı tarafında kim var?
Bakırhan'ın AKP’ye yaptığı bu çağrı boşuna değil çünkü başta Erdoğan olmak üzere AKP yetkilileri sanki bu işin içinde değil de kıyısındaymış gibi bir tavır içerisindeler; işler bekledikleri ve umdukları gibi gitmezse kendilerini hemen dışarı atacak bir pozisyonda kalmak istiyor gibiler. Toplum karşısında bu süreci bütünüyle sahiplenmekten kaçıyor; sanki kendilerinin yapacak bir şey yokmuş, bütün iş kendileri dışındaki aktörlerin omuzlarındaymış izlenimi veriyorlar.
30 Mayıs 2025
Tarihi rahat bırakın, o sizin bildiğiniz gibi değil
Bugün giriştiğimiz işler için 500 hatta neredeyse 1000 sene evvel yaşamış birilerinin yaptıklarından medet ummak ne kadar manalı ve gerekli? Bizim kendi aklımız, fikrimiz, ilkelerimiz, beklentilerimiz, ahlakımız yok mu ki gidip 500-1000 sene evvelki adamlara bakıyoruz? Sultan Alparslan'la Şeybaniler ve Mervaniler veya Yavuz Sultan Selim ile İdris-i Bitlisî 1000 sene, 500 sene evvel ittifak yapmamış olsa bugün Kürt ile Türk barış içinde yaşayamayacak mı?
22 Mayıs 2025
Lozan öncesine değil, dönebiliyorsak daha da öncesine dönelim
PKK’nın kongre bildirgesinde Lozan’a ve 1924 Anayasası’na atıfta bulunması kimilerinin hoşuna gitmemiş. “Cumhuriyet evvelsine mi dönülmek isteniyor?” diye soruyorlar. Doğrusu kendi hayal dünyasında cumhuriyet öncesine dönmek isteyen birileri var mıdır bilmiyorum, muhtemelen vardır ama bu artık ciddi siyasi tartışmaların değil ancak zamanda yolculuk yapılan fantastik film senaryolarının konusu olabilir. “Cumhuriyet öncesine dönmek”ten kasıt İslami tonları ağır basan bir rejim kurmaksa onun için bir yere dönmeye gerek yok şimdiki zamanda da yapılabilir, yapılıyor zaten. Konuya az çok vakıf olan herkesin bildiği gibi Kürt Sorunu cumhuriyetle başlamış sorun değil(di). Daha önceye de götürülebilir belki ama Tanzimat’ın merkezileşme çabalarının bu işin başlangıç noktası olduğu rahatlıkla söylenebilir. Üstelik o zamanlardan başlayarak 1914’e kadar olan süreçte durum daha da karmaşıktı çünkü coğrafi olarak da büyük ölçüde örtüşen iki mesele, Kürt Sorunu ve Ermeni Sorunu birden çok düzlemde iç içe geçmişti.
15 Mayıs 2025
Herkes acı çekti peki Ermeniler niye aşamadı?
İlk önce üzerinde durmak istediğim Patrik Maşalyan’ın açıklamasında dikkat çektiği gerek o dönemde gerek sonrasında Türkiye’de birçok kesimin ve halkın acı çektiği saptamasıdır. Bu söylediği yanlış mı? Hayır, değil. Şüphesiz böylesi küresel savaşlarda pek çok kişi ve kesim acı çeker. Peki öyleyse Ermeni Soykırımı’nı farklı yapan ne? Bu da tarih içinde yaşanan bunca acıdan biriyse onu hazmedilmesi ve unutulması zor bir kayıp yapan nedir? Ermeniler neden üç-dört kuşak sonra dahi bir türlü bu kaybı aşamıyor? Kanımca bu soruya bir-iki cevap verilebilir. Ama ilk önce cevap ne değil, onu söyleyeyim.
9 Mayıs 2025
Bomba üzerinde otururken iskambil falı açmak
Hükümet, insanları, yaşamlarını ve faaliyetlerini İstanbul’dan başka bir yere taşımaya teşvik edecek mastır planlar ve projeler üretmek bir yana Kanal İstanbul gibi hem deprem de dahil doğa üzerindeki etkisi tartışmalı hem de İstanbul’da yeni konutları, yeni yerleşimi teşvik edecek projeler peşinde. Bir de işin halk boyutu var tabii. Devleti yönetenler bu konuda atalet içinde de halk tarafı nasıl?
30 Nisan 2025
Soykırımlara bütüncül ve karşılaştırmalı bakış
Ermeni Soykırımı 20. yy’ın ilk soykırımlarından biriydi ama maalesef sonuncusu olmadı. Dünya ondan sonra da, biri hala gözlerimizin önünde her gün devam eden, birçok soykırım gördü ve bunların farklılaştığı noktalar olduğu gibi benzeştikleri hususlar onları aynı üst kategorinin başlıkları yapar. Örneğin, bugün İsrailli devlet yetkililerinin söylemleriyle, daha doğrusu bahaneleriyle 110 yıl evvel Ermeni Soykırımı’nı gerçekleştiren İttihatçıların bahanelerine bakın ne kadar aynı olduğunu göreceksiniz.
23 Nisan 2025
“Ahlaki üstünlük” veya neden her şey çok güzel olmayacak
Eğer meseleye, “Canım Ermenilerin zaten kaç oyu var ki ben şimdi bununla uğraşayım” diye bakıyorsanız bu, meselenin sizin için doğru ilkeler ve değerler meselesi değil bir sayı ve siyasi çıkar meselesi olduğunu gösterir. Gel gör ki ahlaki üstünlük iddiasında olan sayı hesabı, çıkar hesabı yapmaz; ilkesel olarak doğru neyse onu uygular.
18 Nisan 2025
CHP’ye ırkçılar mı yön verecek?
CHP’nin tabanının bir kısmı (bu anlayışta olanlar CHP’nin tabanıyla sınırlı değil) “Kürtleri” gösterilerde görmek istemiyor çünkü onların desteği olmadan da iktidar değişiminin mümkün olduğunu göstermek istiyorlar. Böylece, onlara ihtiyaç olmadığını da göstermiş olacaklar. Nitekim, aynı anlayışı “İstanbul belediyesi nasıl kazanıldı” ve “cumhurbaşkanı adayı kim olsun” tartışmalarında da görüyoruz. Bu grup, İstanbul’un kazanılmasının “Kürtlere borçlu” olunmadığını iddia ediyor ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de onların oyuna ihtiyaç olmayacağını dolayısıyla Mansur Yavaş gibi bir profilin aday olabileceğini savunuyorlar. Geçen yazıyı “Devlet zihniyetinin ve müesses nizamın öteden beri en çok çekindiği hatta korkulu rüyası diyebileceğimiz şey, şehirli eğitimli orta üst sınıf Türklerin Kürt siyaseti ve toplumuyla fikirsel, eylemsel, duygusal ve moral bir yakınlaşmaya girmesidir” diyerek bitirmiştim. Bu yakınlaşma aynı zamanda Türkiye demokrasisinin ilerlemesinin anahtarıdır.
10 Nisan 2025
Devletin korkulu rüyası
Devlet zihniyetinin ve müesses nizamın öteden beri en çok çekindiği, hatta korkulu rüyası diyebileceğimiz şey, şehirli eğitimli orta üst sınıf Türklerin Kürt siyaseti ve toplumuyla fikirsel, eylemsel, duygusal ve moral bir yakınlaşmaya girmesidir.
28 Mart 2025
Anlaşmanın adı var, kendi yok
Eğer, Aliyev’in sık sık iddia ettiği üzere Azerbaycan, Ermenistan’ın kendine yönelik saldırgan emellerinden endişe ediyorsa, bu misyonun sınırın Azerbaycan tarafında da çalışmasını isteyebilir pekâlâ. Paşinyan yönetimi barış uğruna neredeyse ağzıyla kuş tutmaya çıkacakken, Ermeniler açısından önemli tavizler manasına gelen birçok adım atmış ve hâlâ atıyorken, bu endişenin ciddiyeti ve samimiyeti ayrıca tartışmalıdır. 2020’deki savaştan beri askerî yöntemlerden sonuç almış ve kendi iktidarı açısından bunun ‘tadına varmış’ olan Aliyev’in kendisidir.
21 Mart 2025
Bir hikâyeye inanmakla başlar her şey
Siyasetinizin gücü, hikâyenizin gücüyle doğru orantılıdır. Başka bir deyişle, hikâyesi daha iyi olan, yukarıda saydığım işlevleri daha iyi yerine getiren hikâyelere dayanan siyasetler yarışa önde başlar. Örneğin “Biz Türk’üz”, “Biz Amerikalıyız” gibi bir önermenin arkasındaki hikâye, “Biz demokratız” gibi bir önermenin sunduğu hikâyeden çok daha güçlü olduğu için, kendini bunlara dayandıran siyasetler daha fazla taraftar toplar. Bunların arkasındaki hikâye niye daha güçlü?
16 Mart 2025
Farklı telden çalanlar aynı nağmeyi nasıl tutturacak?
Bu yazıda, Öcalan’ın açıklamasının kapsamlı bir analizinden ziyade ‘silah bırakma’ meselesi üzerinde durmak istiyorum. (Sadece şu kadarını söyleyeyim ki metindeki kimi ifadeler insana “Öcalan’ın tecridi sandığımızdan da sıkıymış” dedirtecek derecede sahadaki gerçeklikten kopuk.) Elbette, silahların bırakılması her zaman nihai hedef olmalıdır. Silahla yaşamanın kendisi daimî bir amaç olamaz, olmamalı. Eşyanın tabiatına aykırı. Gelgelelim, ‘silah bırakma’ öncesiyle sonrasıyla bir plana, projeye, takvime dâhil edilmediği zaman tek başına çok manalı değil, nihai hedefe ulaşması da zor.
6 Mart 2025
ERVAB ne yaşar ne yaşamaz
Yıllardır, Türkiye Ermeni toplumunun vakıflarının ve vakıf çatısı altında toplandıkları için okullarının ve diğer kurumlarının koordinasyon içinde çalışabilmesi için ortak bir teşekküle, az çok merkezî bir yapıya ihtiyaç olduğunu söylemekten yorulduk. Dolayısıyla, bu açıdan bakınca ERVAB gibi bir organın olması gerektiği açık; açık ama böyle bir organın düzenli, istikrarlı ve etkili çalışabilmesi için birtakım koşulların hayata geçirilmesi gerekiyor. Bunların başında, böyle bir organın çalışma ilkelerinin, nasıl bir yönetim yapısı olduğunun, hangi alt kurul veya komisyonları olduğunun, bunların nasıl oluşturulduğunun ve sorumluluklarının ne olduğunun, gerekli görevlere seçimlerin nasıl yapıldığının ve kararların nasıl alındığının yazılı ve resmî olarak kayda geçirilmesi geliyor.
28 Şubat 2025
İtimatsızlık bürosu
Söz konusu olan artık herhangi bir kişinin yaptığı herhangi bir spesifik yolsuzluk vakası değildir, ortada artık genel bir şüphe ve güven bunalımı vardır. Bunun aşılabilmesi için tam da Patrikhane’nin bir yıl evvel talep ettiği gibi kapsamlı bir mali inceleme yapılması gerekiyor. Ayrıca, ortada en azından henüz belli kişi veya kişiler hakkında bir ceza davası yok, dolayısıyla “Kanıtla gelin” demenin de çok manası yok. Öyle bir kanıt olduğu zaman iş zaten davaya dönüşür.
21 Şubat 2025
Soykırım inkârı cahilleştirdi
Belgeselde konuşan Ankara eski Emniyet Müdürü Cevdet Saral, ameliyat sonrasında Ekmekçiyan’ın narkozlu hâlinden de faydalanmak için, beyaz doktor gömleği giyerek onu sorgulamaya başlıyor. Saral’ın kendi ifadesine göre, “Bununla nasıl anlaşacağım” diye düşünürken, “İyi misin?” manasında yaptığı bir el hareketine Ekmekçiyan “Eyi ya, eyi ya” diye cevap verince Saral şaşırıyor. Saral da anlaşılan merakını yenemeyip ona şu soruyu sormuş: “Nereden, neden icap etti de Türkçe öğrenme ihtiyacı hissettin? Yaşadığın yer Türkiye değil, Türkiye’yle bir bağlantın yok.” Saral, Ekmekçiyan’ın verdiği cevabı “çok enteresan” olarak nitelendiriyor ve anlatıyor: “Beyrut’ta aklımda kaldığı kadarıyla bir semt adı söyledi, ‘Burç Hamud şeklinde bir semtte Ermeniler ağırlıklı olarak yaşarlar’ dedi. ‘Gezdiğiniz zaman göreceksiniz ki orada bütün müzikler Türkçedir, filmler Türkçedir’ dedi. Burada Saral’ın şahsında, yazının girişinde bahsettiğim, Ermeniler ve ilgili tarih hakkındaki toplu cahilliğin cisimleşmiş hâlini görüyoruz.
14 Şubat 2025
Yolsuzluk utandırıcı ama şaşırtıcı değil
Küçük bir topluluk olan Türkiye Ermeni toplumunda bu kadar çok usulsüzlüğün, yolsuzluğun olması hem üzücü hem utanç verici. Bunların bu kadar sık olması, tek tek bireylerin ahlaki durumundan ziyade sistematik bir soruna işaret ediyor. Türkiye Ermeni toplumunun vakıflarının yönetimini ve denetimini belli bir koordinasyon içinde bir yapıya kavuşturmanın gerekliliğini ben on dört yıldır buradan yazmaktan yoruldum.
7 Şubat 2025
Zor zamanlardan zor zamanlara
Kitabı okuyan biri bu dönem boyunca Ermeniler üzerindeki baskının büyüklüğünü, havanın ağırlığını kavrayabiliyor. O kadar ki, ayrıntılarını kitapta bulacağınız Manuel Yergatyan ve Hrant Güzelyan’ın (Küçükgüzelyan olarak da kullanılıyor) davalarında görüldüğü gibi, soykırım sonrasında Anadolu’da kalmış bir avuç Ermeni’nin çocuklarının İstanbul’a getirilip okullara kaydedilmesi bile suçmuş gibi muamele görüyor. Yalnız o da değil, çeşitli ülkelerdeki çeşitli Ermeni kurumları arasında bağlantı ve yardımlaşma olması da başlı başına bir suçmuş gibi gösteriliyor.
30 Ocak 2025
12 Eylül döneminde Ermeniler
Türkiye Ermenileri için hayat hiçbir zaman kolay olmadı ama bu kitap onlar için özellikle zor geçen bir zaman dilimini, 1970’lerin başlarından 1990’ların sonuna kadar olan dönemi mercek altına alıyor. Korucu, hem dönemin basınında yayımlanmış haberleri geniş bir şekilde taramış, hem de o günleri yaşamış 22 Türkiyeli Ermeni’yle söyleşiler yapmış. Dolayısıyla, kitap, veri anlamında sağlam bir zemine oturuyor.
24 Ocak 2025
On sekiz sene
“Cinayeti kim işledi?” sorusuna gelecek olursak, deminden beri söylediğim sebeplerden dolayı bu soruya nokta atışı bir cevap vermek benim için zor. Fakat, bu soruya cevap vermek için sadece davalara değil cinayetten evvelki yıllara, Hrant Dink’i kimlerin hedef gösterdiğine de bakmak gerekir, zira öyle görünüyor ki insanlar o yılları unutma eğiliminde.
17 Ocak 2025
1
2
3
4
5
...
11
Abone Ol!
Agos'a abone olarak destek olabilirsiniz. Abone ol, hediye et, askıya abonelik bırak.
Eng
Հայ
Ara
Agos Gündem
Türkiye
Ermenistan
Dünya
Yüzler/Hikâyeler
İnsan+Hakları
Bir Zamanlar
Kültür Sanat
Yaşam
Ermeni Toplumu
Yazarlar
Çizerler
Hrant Dink
E-gazete/Arşiv
Bayiler
Kitap/Kirk
İletişim
Abone Ol
Giriş Yap