<?xml version='1.0' encoding='utf-8'?><rss version='2.0' xmlns:atom='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' xmlns:content='http://purl.org/rss/1.0/modules/content/'><channel><title>Agos</title><link>https://www.agos.com.tr/tr</link><description>Agos Güncel Haberler</description><language>tr-TR</language><ttl>300</ttl><lastBuildDate>Tue, 19 May 2026 17:43:21 +0300</lastBuildDate><image><title>Agos</title><url>https://static.agos.com.tr/logos/agos-sm.png</url><link>https://www.agos.com.tr/tr</link></image><atom:link rel='self' type='application/rss+xml' href='https://www.agos.com.tr/rss/turkish'/><item><title><![CDATA[Rıdvan Karakoç ve Hasan Ocak mezarları başında anıldı]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/ridvan-karakoc-ve-hasan-ocak-mezarlari-basinda-anildi-40526</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/05/19/ridvan-karakoc-ve-hasan-ocak-mezarlari-basinda-anildi.JPG'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/ridvan-karakoc-ve-hasan-ocak-mezarlari-basinda-anildi-40526</guid><description><![CDATA[İnsan Hakları Derneği ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı, Uluslararası Gözaltında Kayıplar Haftası kapsamında, gözaltında katledilen Rıdvan Karakoç ve Hasan Ocak’ı mezarı başında andı. Rıdvan Karakoç'un kardeşi Hasan Karakoç, “32 senedir meydanlardayız, alanlardayız, yastayız. Vazgeçmedik. Son kayıp bulunana, son fail yargılanana kadar burada olmaya devam edeceğiz” dedi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), 17-31 Mayıs Uluslararası Gözaltında Kayıplara Karşı Mücadele Haftası kapsamında, İstanbul'un Sultangazi ilçesinde bulunan Gazi Mezarlığı’nda, gözaltında katledilen Rıdvan Karakoç ve Hasan Ocak için anma etkinliği gerçekleştirdi. </p>
<p>Anmaya Cumartesi Anneleri / İnsanları, insan hakları savunucuları, kayıp yakınları, siyasi parti temsilcileri ile çok sayıda kişi katıldı. Rıdvan Karakoç ve Hasan Ocak'ın fotoğraflarının taşındığı anmada, "Rıdvan Karakoç ve Hasan Ocak'ı unutmadık" pankartı taşındı. </p>
<p>Kısa bir yürüyüşün ardından Rıdvan Karakoç ve Hasan Ocak’ın mezarları ziyaret edildi. Ardından Rıdvan Karakoç'un kardeşi Hasan Karakoç konuşma yaptı. Hukuk ve adaleti aramaya devam ettiklerini belirten Karakoç, “32 senedir meydanlardayız, alanlardayız, yastayız. Değerli annelerimizi, babalarımızı yitirdik. Ancak vazgeçmedik. Son kayıp bulunana, son fail yargılanana kadar burada olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Anmaya katılan kayıp yakınlarının mücadelelerini sürdürecdeklerine dair yaptıkları konuşmaların ardından mezarlara karanfiller bırakıldı ve anma sona erdi.</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 19 May 2026 16:09:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Çocukları ultra işlenmiş gıdalardan nasıl koruyacağız?]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/yazi/cocuklari-ultra-islenmis-gidalardan-nasil-koruyacagiz-40525</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/yazi/2026/05/19/cocuklari-ultra-islenmis-gidalardan-nasil-koruyacagiz.png'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/yazi/cocuklari-ultra-islenmis-gidalardan-nasil-koruyacagiz-40525</guid><description><![CDATA[Okul yemek programları ve aşevleri gibi kamusal destek sistemleriyle, zaman sıkıntısı çeken ailelere UİG’lere alternatif olacak erişilebilir, besleyici ve yerel üretim gıdalar sağlanmalıdır. Brezilya’da okul yemeği alımlarının bir bölümünün aile çiftçilerinden yapılması zorunluluğu bu açıdan önemli bir örnektir.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Agos’taki son iki yazımda, <em>The Lancet</em> dergisinin Kasım 2025 tarihli ultra işlenmiş gıdalar hakkındaki özel sayısında yer alan makaleleri ele almıştım.</p>
<p><a href="https://www.agos.com.tr/tr/yazi/ultra-islenmis-gidalar-ve-cocuk-sagligi-40365" target="_blank" rel="nofollow noopener">Ultra işlenmiş gıdalar ve çocuk sağlığı</a></p>
<p><a href="https://www.agos.com.tr/tr/yazi/ultra-islenmis-gida-kusatmasi-altinda-20-milyon-cocuk-40428" target="_blank" rel="nofollow noopener">Ultra işlenmiş gıda kuşatması altında 20 milyon çocuk</a></p>
<p>Ultra işlenmiş gıdalar (UİG), ev mutfaklarında bulunmayan endüstriyel gıda bileşenleri ile katkı maddelerini içeren ve karmaşık teknolojik süreçlerle üretilen ürün grubudur. Genel bir kural olmamakla birlikte bu tip gıdalar genellikle beşten fazla bileşenden oluşur.</p>
<p>Bu gıdaları diğerlerinden ayıran temel fark; nişasta, modifiye nişastalar, şeker, yüksek fruktozlu mısır şurubu, invert şeker, maltodekstrin, hidrojenize/interesterifiye yağlar, protein izolatları ve hidrolizatları gibi endüstriyel gıda türevleri ile; aroma vericiler, yapay tatlandırıcılar, koruyucular, renklendiriciler, emülgatörler, kıvam artırıcılar, nem vericiler ve parlatıcılar gibi çeşitli katkı maddelerinin karmaşık fiziksel ve kimyasal yöntemlerle yeniden yapılandırılarak bir araya getirilmesidir. Örneğin evde yapılan ya da geleneksel yöntemlerle imal edilen bir ekmek un, su, maya ve tuzdan oluşurken; raf ömrü uzun paketli ekmekler ve unlu mamuller emülgatörler, koruyucular ve enzimler gibi çok çeşitli katkı maddelerini içerdiği için UİG kategorisinde yer alır.</p>
<p>Gazlı ve şekerli içecekler, aromalı soğuk çaylar, enerji içecekleri; paketlenmiş cipsler, bisküviler, gofretler ve tuzlu-tatlı atıştırmalıklar; hazır çorbalar, bulyonlar, dondurulmuş pizzalar ve hazır mikrodalga yemekleri; endüstriyel kahvaltılık gevrekler, müsli barlar ve margarinler ultra işlenmiş gıdalara birer örnektir. Bunların yanı sıra; endüstriyel paketli ekmekler, paketli kek ve kruvasanlar, market raflarındaki hazır salata sosları, ketçap, mayonez, hazır sürülebilir çikolata ve fındık kremaları; sosis, salam, salamura nugget gibi işlenmiş et ürünleri ile bunların bitki bazlı (vegan/vejetaryen) et alternatifleri; tatlandırılmış aromalı yoğurtlar, hazır sütlü tatlılar ve hatta endüstriyel bebek mamaları da bu ürün grubu içinde yer alır.</p>
<h4>Kaygıyı büyütmeden meseleyi görmek</h4>
<p>Daha da uzatılabilecek bu geniş ürün listesine baktığımızda kaygı duymamak zor. Çünkü sözünü ettiğimiz ürünler hemen her yerde kolayca erişilebilen, az ya da çok hepimizin evine, mutfağına, çocukların beslenme çantasına giren ürünler.</p>
<p>Reklamlarıyla, ucuzluğuyla ve kolay ulaşılabilir olmasıyla bizi kuşatan bir gıda düzeni içinde yaşadığımız bir gerçek. Ama tam da burada meseleyi sakin ve doğru bir yerden ele almak gerekiyor.</p>
<p>Sağlıklı beslenme bir “kazan ya da kaybet” meselesi, bir irade testi ya da “ya hep ya hiç” durumu değildir. Yani ya bu listedeki “her şeyden tamamen uzak duracağız” ya da “zaten her şey sorunlu, kaçınmamızın bir yolu yok” diyerek sağlıklı beslenme çabamıza son vermemizi gerektiren bir ikilem içinde değiliz.</p>
<p>Halk sağlığı literatürü beslenme konusunda bize çok temel bir şey söyler: Maruz kaldığımız miktar ve maruziyet sıklığı önemlidir. Daha açık bir deyişle, bu tür gıdalara beslenmemizde ne kadar az yer verir, tüketimimizi ne kadar azaltabilirsek, bedenimizin maruz kaldığı sağlık risklerini de azaltmış oluruz. Mesele, kendimize katı, mutlak ve sürdürülemez yasaklar koymak değil; ultra işlenmiş, endüstriyel paketli gıdaların günlük beslenmemizdeki yerini mümkün olduğunca azaltmak, kendimiz ve çocuklarımız için temiz, gerçek ve mümkün olduğunca az işlenmiş gıdalara olabildiğince daha fazla yer açmaktır. Basitçe söylemek gerekirse, “ne kadar azaltabilirsek o kadar iyi” yaklaşımını benimsemeliyiz. Çocuklar söz konusu olduğunda bu yaklaşım çok daha yaşamsal hale gelir.</p>
<h4>Çocuklar hedefte</h4>
<p>Lancet dergisinde yayımlanan makalelerde, bu gıdaların pazarlama stratejilerinin merkezine çocukların ve gençlerin yerleştirildiği vurgulanıyor. Çocukların damak tadının ve gıda tercihlerinin erken yaşlardan itibaren bu ürünler tarafından şekillendirilmesi, özellikle çocuk sağlığı açısından ciddi bir tehdit olarak değerlendiriliyor.</p>
<p>Bu tartışmalar Türkiye’yi de yakından ilgilendiriyor. Ülkemizde, gelişimin en dinamik olduğu 0-14 yaş aralığında yaklaşık 20 milyon çocuk var.</p>
<p>Çocukların sağlıklı beslenmesi yalnızca ebeveynlerin sorumluluğuna bırakılamaz.</p>
<p>Bu mesele, çocukların nasıl bir gıda sistemi içinde yaşadığıyla, bu sistemin kamu kurumları tarafından nasıl düzenlenip denetlendiğiyle ve beslenme yetersizliği yaşayan çocuklara ücretsiz okul yemeği başta olmak üzere hangi yollarla destek sağlandığıyla yakından ilgili. Ayrıca gıda sistemini kontrol eden büyük şirketlerin siyasi ve ekonomik güçlerini nasıl kullandıkları da bu meselenin asli parçalarından biri.</p>
<h4>Şirketlerin siyasi ve ekonomik gücü</h4>
<p>Dergide, ultra işlenmiş gıdaların (UİG) küresel halk sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri, bu gıdaları üreten dev şirketlerin siyasi ve ekonomik stratejileri bağlamında da ele alınıyor. (1) </p>
<p>Ultra işlenmiş gıdalar "insan yapımı bir salgın" olarak tanımlanıyor ve şirketlerin çocuk sağlığını bile hiçe sayan kâr hırsına karşı sağlık hakkını ve kamusal otoriteyi yeniden tesis etme çağrısı yapılıyor. Devletin ve ilgili kamu kurumlarının gıda sistemini yalnızca piyasaya, şirketlerin gönüllü taahhütlerine ya da tüketicinin bireysel tercihine bırakmaması; aksine çocuk sağlığını, halk sağlığını, gıda hakkını ve sağlıklı beslenme hakkını koruyacak bağlayıcı kurallar oluşturması gerektiği belirtiliyor.  </p>
<p>Sektörün, gıda sistemlerini kendi çıkarları doğrultusunda yeniden yapılandırdığı; kâr marjlarını artırmak ve bu ürünlerin tüketimini yaygınlaştırmak-süreklileştirmek amacıyla lobicilik, yanıltıcı bilimsel araştırmalar ve yasal baskılar yoluyla hükümetlerin düzenleme çabalarını engellediği dile getiriliyor.</p>
<p>Örneğin Baker ve arkadaşları tarafından yazılan makalede, UİG endüstrisinin küresel gıda yönetimini hükümetler arası işbirliğine dayalı bir modelden, şirketlerin daha belirleyici rol oynadığı piyasa odaklı bir “paydaş kapitalizmi” modeline doğru kaydırdığı belirtiliyor.</p>
<p>Hükümetler, Birleşmiş Milletler (BM) ajansları, sivil toplum kuruluşları ve akademisyenlerle birlikte yürütülen bu çok paydaşlı girişimler, şirketlere politik meşruiyet kazandırıyor. Makalede bu durum, özellikle BM kurumlarıyla kurulan ortaklıklar üzerinden şirketlerin kendilerini saygın ve kamusal yarara hizmet eden aktörler gibi göstermesi anlamında “mavi yıkama” olarak değerlendiriliyor. (2)</p>
<p>Bu yönetim modeli, gıda sorunlarını siyasetten arındırarak tarafları müzakerelere dahil eder; pazarlama kısıtlamaları gibi etkili adımlar yerine, ürün formülasyonunun değiştirilmesi gibi şirket kârlılığını en az düzeyde etkileyecek zayıf çözümlerin benimsenmesine neden olur.</p>
<p>Endüstrinin şekillendirdiği bu çok paydaşlı küresel yönetim modeli, düşük ve orta gelirli ülkelerdeki yerel gıda sistemlerini zayıflatıyor; zenginlik ve kaynak sömürüsüne dayalı sömürgeci ilişkileri yeniden üretiyor. Örneğin, endüstriyle bağlantılı çok paydaşlı girişimleri yöneten 601 kişinin yüzde 82’sinin yüksek gelirli ülkelerden, neredeyse yarısının ise yalnızca ABD ve AB’den olması, küresel gıda yönetiminde güç ve temsilin ne kadar eşitsiz dağıldığını açıkça gösteriyor. (1)</p>
<p>Sonuç olarak, UİG endüstrisinin artan gücü ve uyguladığı siyasi stratejiler, küresel gıda sistemlerinin insan sağlığı, eşitlik ve sürdürülebilirlik yerine şirket karlarına öncelik verecek şekilde yapılandırılmasına ve etkili halk sağlığı politikalarının hayata geçirilmesinin engellenmesine yol açıyor. Ancak hükümetlerin, ultra işlenmiş gıda endüstrisinin gücünü kırmak ve gıda sistemlerini yeniden yapılandırmak için ekonomik, yasal ve politik düzeylerde kapsamlı çözüm stratejileri izleyebileceği de belirtiliyor.  </p>
<h4>Çözüm yolları var</h4>
<p>Dergide yer alan çözüm stratejilerini dört ana başlıkta toplamak mümkün.</p>
<p><strong>a) Ekonomik teşvikleri ve kurumsal ticari modeli bozmak:</strong> UİG üretimini ucuzlatan mısır, şeker, soya ve bitkisel yağ gibi endüstriyel tarımsal hammaddelere verilen destekler azaltılmalı; bu kaynaklar sağlıklı, yerel ve sürdürülebilir gıda üretimine yönlendirilmelidir.</p>
<p>Şirketlerin yol açtığı çevresel zararların ve sağlık zararlarının bedelini ödemesini sağlayacak vergi politikaları uygulanmalıdır.</p>
<p>Kurumsal pazarlamanın etkisini azaltacak yasalar çıkarılmalı; tedarik zincirinde şeffaflık sağlanmalı, plastik ambalaj atıkları için genişletilmiş üretici sorumluluğu getirilmeli ve çocuklara yönelik pazarlama kısıtlamaları güçlendirilmelidir. Rekabet politikaları ve anti-tröst yasalarıyla tedarik zincirlerindeki oligopoller parçalanmalı, endüstrinin pazar hâkimiyeti sınırlandırılmalıdır.</p>
<p>Ek olarak, UİG üretimi ve satışından geçinen işçiler ile küçük işletmeler için tazminat, yeniden eğitim ve geçim desteği sağlanabileceği ve böylece hem dönüşüme toplumsal desteğin artacağı hem de şirketlerin bu grupları kendi çıkarları doğrultusunda kullanmasının zorlaşacağı da vurgulanıyor.</p>
<p><strong>b) Siyasi nüfuzu ve müdahaleyi engellemek:</strong> Beslenme politikaları oluşturulurken endüstrinin müdahalesini önleyecek güçlü çıkar çatışması önlemleri alınmalıdır.</p>
<p>Tütün Kontrolü Çerçeve Sözleşmesi’nin 5.3. maddesine benzer yasal korumalar geliştirilmeli; UİG endüstrisi ulusal ve küresel gıda yönetişimi mekanizmalarından dışlanmalıdır. Hükümet yetkilileri ile endüstri yöneticileri arasındaki “döner kapı” ilişkileri uzun bekleme süreleriyle kısıtlanmalı ya da yasaklanmalıdır.</p>
<p>Siyasi bağışların açıklanması ve lobicilik faaliyetlerinin şeffaf kayıt altına alınması zorunlu hale getirilmelidir. Ayrıca ABD ve AB gibi büyük aktörler, UİG endüstrisi adına Dünya Ticaret Örgütü nezdinde başka ülkelerin gıda düzenlemelerine müdahale etmekten vazgeçmeli; ulusal gıda kodeks delegasyonlarından endüstri lobicileri çıkarılmalıdır.</p>
<p><strong>c) Yasal ve hak temelli yaklaşımlar benimsemek:</strong> Tüketici sorumluluğuna ya da şirketlerin gönüllü özdenetimine dayanan zayıf politikalar yerine, yeterli beslenme, sağlık ve gıda haklarını güvence altına alan güçlü bir yasal çerçeve kurulmalıdır.</p>
<p>Hükümetler, gıda egemenliği ilkesine dayanarak, UİG şirketlerinin ulusal ekonomiye, halk sağlığına ve sürdürülebilir kalkınmaya zarar veren doğrudan yabancı yatırımlarına karşı kamusal yararı esas alan politikalar geliştirmelidir.</p>
<p><strong>d) Alternatif gıda sistemlerini ve katılımcı yönetimi desteklemek:</strong> Sivil toplum kuruluşlarının, yerel gıda üreticilerinin ve dezavantajlı toplulukların karar alma süreçlerinde merkezde yer aldığı katılımcı yönetişim yapıları kurulmalıdır.</p>
<p>Okul yemek programları ve aşevleri gibi kamusal destek sistemleriyle, zaman sıkıntısı çeken ailelere UİG’lere alternatif olacak erişilebilir, besleyici ve yerel üretim gıdalar sağlanmalıdır. Brezilya’da okul yemeği alımlarının bir bölümünün aile çiftçilerinden yapılması zorunluluğu bu açıdan önemli bir örnektir. Böylece yerel gıda pazarları güçlendirilerek UİG üretimine karşı daha adil ve sürdürülebilir bir ekonomik zemin yaratılabilir.</p>
<p>Bu politikaların toplumsal etkileri düşünüldüğünde, özellikle toplumsal cinsiyet boyutu göz ardı edilemez. Bu nedenle UİG tüketiminin sınırlandırılması ve kamusal olarak sağlıklı bir beslenme modeline geçiş sürecinde toplumsal cinsiyet adaleti mutlaka dikkate alınmalıdır.</p>
<h4>Toplumsal cinsiyet adaletini sağlamak</h4>
<p>İnsanları yalnızca “UİG’lerden uzaklaşmaya ve evde yemek pişirmeye” çağırmak, hâlihazırda büyük ölçüde kadınların üstlendiği gıda temini, yemek yapma, çocukları besleme vb. faaliyetleri kapsayan ücretsiz bakım emeğine ilave bir yük getirecektir.</p>
<p>Bakım emeğinin, çoğu zaman göz ardı edilen kritik bir toplumsal mesele olduğu unutulmamalıdır.</p>
<p>Bu nedenle, çalışan ve zaman sıkıntısı yaşayan aileler için pratik, sağlıklı ve uygun fiyatlı beslenme seçeneklerinin geliştirilmesi; ücretsiz okul yemeği programına geçiş, iş yerleri yemekhaneleri, aşevleri, gelir destekleri ve ücretli ebeveyn izinleri gibi kamusal politikaların güçlendirilmesi gerekiyor. Anne sütünün teşvik edilmesi önemlidir; ancak bebek mamasının zorunlu olduğu durumlar da göz ardı edilmemelidir.</p>
<p>Sonuç olarak sağlıklı beslenmeyi temel alan kamusal bir dönüşüm, meseleyi bireysel sorumluluğa indirgeyen kâr odaklı gıda sistemlerinden uzaklaşmayı; insan hakları, çocuk sağlığı, agroekoloji ve adalet temelinde yeni gıda ekonomileri kurmayı gerektiriyor.</p>
<p><strong>Notlar</strong></p>
<p>(1) Baker, P., Slater, S., et al., 2025. <em>Towards unified global action on ultra-processed foods: Understanding commercial determinants, countering corporate power, and mobilising a public health response</em>. The Lancet, 406, 2703–2726. <a href="https://doi.org/10.1016/S0140-6736(25)01567-3" target="_blank" rel="noopener">https://doi.org/10.1016/S0140-6736(25)01567-3</a></p>
<p>(2)  "BM ajansları" (Birleşmiş Milletler ajansları), küresel ölçekte sağlık, açlıkla mücadele ve beslenme politikalarına yön veren Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Dünya Gıda Programı (WFP) ve UNICEF gibi çok taraflı uluslararası kuruluşlardır.</p>
<p>Mavi yıkama (blue-washing) ise, ultra işlenmiş gıda üreten dev şirketlerin bu saygın BM kuruluşlarıyla ortaklıklar ve "çok paydaşlı girişimler" kurarak kendi imajlarını ve politik güçlerini meşrulaştırması stratejisine verilen addır. Mavi yıkama ile şirketler, BM gibi küresel çapta güven duyulan kurumlarla (BM'nin mavi rengi/bayrağı ile) yan yana gelerek, kendilerini sorunun ana kaynağı olarak değil, tam tersine sorunun "çözümünün bir parçası" olarak kamuoyuna sunarlar.</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 19 May 2026 15:34:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Mirzoyan: Herhangi bir ortağımızla boşanma hazırlığında değiliz]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/mirzoyan-herhangi-bir-ortagimizla-bosanma-hazirliginda-degiliz-40524</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/05/19/mirzoyan-ermenistan-ve-ab-nin-yakinlastigi-sir-degil.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/mirzoyan-herhangi-bir-ortagimizla-bosanma-hazirliginda-degiliz-40524</guid><description><![CDATA[Yerevan'daki AB-Ermenistan zirvesi sonrası Putin'in "dostça boşanalım" teklifine hayır diyen Paşinyan'dan sonra Dışişleri Bakanı Mirzoyan da "Ortaklarımızın hiçbiriyle boşanmaya niyetli değiliz" dedi ve ekledi: "AEB ile AB üyeliğinin birbiriyle bağdaşmadığını çok iyi biliyoruz, Rusya'nın bunu bize hatırlatmasına gerek yok."]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>4 ve 5 Mayıs'ta Ermenistan'ın başkenti Yerevan'da yapılan Avrupa Siyasi Topluluğu ve AB-Ermenistan zirveleri sonrası Rusya Devlet Başkanı Putin'in "dostça boşanma" teklifinin yansımaları devam ediyor. </p>
<p>Daha önce Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Rusya'nın Ermenistan'ın AB ve Avrasya Ekonomik Birliği arasında seçim yapması ve Moskova'nın bu referandum sonucuna göre "boşanma" sürecine girme t<a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/pasinyan-putin-in-dostca-bosanma-teklifini-reddetti-40431" target="_blank" rel="nofollow noopener">eklifine hayır demişti</a>. Ancak bu telif, seçim rotasına giren Ermenistan'da hala tartışmalara neden oluyor.  </p>
<p>En son Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan, Yerevan'da Litvanya Dışişleri Bakanı Kęstutis Budrys ile düzenlediği ortak basın toplantısında, Ermenistan'ın Avrupa Birliği ile bağlarını derinleştirmeye devam edeceğini ve Rusya ile yapıcı ilişkilerini de sürdüreceğini söyledi.</p>
<p>Mirzoyan, bir gazetecinin son Ermenistan-Avrupa Birliği zirvesi ve Moskova'dan gelen tepkilerle ilgili sorusuna yanıt olarak, tarihi nitelikteki zirvenin son derece verimli geçtiğini ve Ermenistan-AB ilişkilerinde önemli bir adım olduğunu söyledi.</p>
<p>Mirzoyan, "Vurgulamak isterim ki, bu formatta düzenlenen ilk toplantı olan Ermenistan-Avrupa Birliği zirvesi çok verimli geçti" dedi ve tarafların işbirliği alanlarını, bağları derinleştirme niyetlerini ve birlikte hayata geçirilecek somut projeleri özetleyen kapsamlı 35 maddelik bir <a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/bruksel-ve-yerevan-ortak-deklarasyon-imzaladi-40362" target="_blank" rel="nofollow noopener">ortak belgeyi kabul ettiğini </a>belirtti.</p>
<p>Mirzoyan'a göre, Avrupa Birliği Ermenistan'ın demokratik gelişimini sürekli olarak destekledi ve ülkenin entegrasyon sürecine birçok sektörde yardımcı olmaya devam edecek.</p>
<p>Bakan, Ermenistan'ın pozisyon ve önceliklerinin Avrupalı ​​ortaklara ve üye devletlere uzun zamandır açıkça iletildiğini ve zirvenin politikada ciddi bir değişiklik anlamına gelmediğini vurguladı.</p>
<p>Mirzoyan, “Ermenistan ve Avrupa Birliği'nin her geçen gün daha da yakınlaştığı sır değil” dedi ve bu sürecin arkasındaki en büyük itici gücün Ermeni halkının isteği olduğunu sözlerine ekledi. Geçen yıl Avrupa ile daha yakın entegrasyonu destekleyen ve Ermenistan Meclisi tarafından kabul edilerek, yasalaşan sivil girişime atıfta bulundu.</p>
<p>Zirve sonrasında Rusya'dan gelen açıklamalar, özellikle Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Ermenistan'ın sonunda jeopolitik yönelimini seçmek zorunda kalacağı yönündeki sözleri ve "dostça boşanma"ya işaret eden yorumları sorulduğunda, Mirzoyan bu tür nitelendirmeleri reddetti.</p>
<p>"Herhangi bir ortağımızla boşanma hazırlığı içinde değiliz" diyen Mirzoyan, "Siyaset ve diplomasi bu tür boşanmaları pek tanımaz," ifadelerini kullandı.</p>
<p>Mirzoyan, Ermenistan'ın Rusya ile ilişkilerinde bir çatışma veya gerilim arayışında olmadığını ve mevcut görüş ayrılıklarına rağmen karşılıklı yarara dayalı bağları geliştirmeye devam etme niyetinde olduğunu vurguladı.</p>
<p>"Bizler çok sayıda bağla birbirine bağlı ortaklarız," diyen Mirzoyan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Her ilişkide olduğu gibi elbette sorunlar var, ancak bu sorunlar yapıcı tartışmalar yoluyla çözülmelidir."</p>
<h4>Kararı Ermenistan verir</h4>
<p>Aynı zamanda Mirzoyan, Ermenistan'ın kendi geleceğini belirleme ve bağımsız dış politika kararları alma egemenlik hakkını saklı tuttuğunun da altını çizdi ve şöyle devam etti:</p>
<p>"Avrasya Ekonomik Birliği ile Avrupa Birliği üyeliğinin birbiriyle bağdaşmadığını çok iyi biliyoruz, Rusya'nın bunu bize hatırlatmasına gerek yok" dedi.</p>
<p>Mirzoyan, Ermenistan'ın gelecekte stratejik bir seçimle karşı karşıya kalacağını kabul etti. Ancak, böyle bir kararın Ermenistan tarafından ve Yerevan'ın belirleyeceği bir zamanda verileceğini vurguladı. Mirzoyan, "Zamanı geldiğinde ve hangi aileye katılmak istediğimize karar vermemiz gerektiğinde, bu kararı kendimiz vereceğiz" diye konuştu.</p>
<p>Ermenistan Dışişleri Bakanı, Ermenistan'ın karşılıklı saygı ve ortak çıkarlar temelinde tüm ortaklarıyla olumlu ilişkileri sürdürmeye kararlı olduğunu vurguladı.</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 19 May 2026 15:30:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA["Özgür basın olmadan demokrasi olmaz"]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/ozgur-basin-olmadan-demokrasi-olmaz-40523</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/05/19/ozgur-basin-olmadan-demokrasi-olmaz.webp'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/ozgur-basin-olmadan-demokrasi-olmaz-40523</guid><description><![CDATA[Çağdaş Gazeteciler Derneği, sosyal medya hesabından, gazetecilere yönelik davalara ilişkin sanatçı, yazar ve akademisyenlerin destek mesajlarını paylaştı. Öte yandan "Özgür basın olmadan demokrasi olmaz" diyen basın meslek örgütleri, tutuklu gazeteci Alican Uludağ'ın 21 Mayıs'ta görülecek ilk duruşmasının yüz yüze gerçekleştirilmesini talep etmek üzere bir araya gelmek için çağrıda bulundu.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD), sosyal medya hesabı üzerinden sanatçıların ve aydınların tutuklu gazetecilere yönelik destek mesajlarını paylaştı.</p>
<p>Matematikçi Ali Nesin, "Türkiye’de okumuş; okuyan, yazan, çizen ve hapse girmemiş, belli bir yaşa gelmiş kaç kişi tanıyorsunuz? Kemal Tahir, Nazım Hikmet, Aziz Nesin daha niceleri. Kaç yıldır devam ediyor bu? Başka türlü bir Türkiye mümkün değil mi, yazgımız mı bu? Hep böyle mi olacak?" diye sordu. Türk Halk Müziği sanatçısı Sabahat Akkiraz, "İsmail Arı gazetecidir. Gazetecilik suç değildir, gazetecileri serbest bırakın" dedi.</p>
<p>Gazeteci Faruk Bildirici "Eğer siyasi iktidarı destekliyor, onların propagandasını yapıyorsanız bu ülkede gazetecilik gerçekten çok konforlu bir iş. Cumhurbaşkanlığı uçağına binebilirsiniz, çakarlı araçlarla dolaşabilirsiniz ama eğer bağımsız gazetecilik yapmak istiyorsanız o zaman işiniz gerçekten çok zor. Her türlü baskıyı görebilirsiniz, işsiz kalabilirsiniz, hapse de atılabilirsiniz. Alican Uludağ ve İsmail Arı arkadaşlarımız da sırf bağımsız, eleştirel gazetecilik yaptıkları için bugün hapisteler. Onların bir an önce serbest bırakılmasını istiyoruz" ifadelerini kullandı.</p>
<h4>"Duyarsız kalmayın"</h4>
<p>Sanatçı Levent Üzümcü mesajında "Sadece mesleklerini yaptıkları için Pınar Gayıp, Alican Uludağ, Merdan Yanardağ, İsmail Arı şu an cezaevinde bulunmaktalar. Bu insanlar bizim haber alabilme özgürlüğümüzü sonuna kadar savunan, gerçek haberin peşinde koşan gerçek gazetecilerdir. Bu insanlar yalan haber yapmadıkları, bizi aydınlattıkları için şu an içerideler. Lütfen buna duyarsız kalmayın" ifadelerine yer verdi.</p>
<p>Yazar Ahmet Ümit de "Özgür basın yoksa özgür bir ülke, demokrasi yoktur ama ne yazık ki hala ülkemizde gazeteciler yargılanmaya devam ediyor. Alican Uludağ ve İsmail Arı’nın mahkemeleri var. Gazetecilik suç değildir. Lütfen bu davalar artık düşsün, gazeteci arkadaşlarımız özgür kalsın ve mesleklerini özgür bir şekilde yürütebilsin" dedi.</p>
<h4>Alican Uludağ hakim karşısına çıkacak</h4>
<p>Gazeteci Alican Uludağ 20 Şubat tarihinde tutuklanmıştı. Davası Ankara’da görülecek Uludağ, İstanbul’da bulunan Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunduğu için duruşmaya SEGBİS sistemi aracılığıyla katılacak.</p>
<p>Basın örgütleri, duruşmanın yüz yüze gerçekleştirilmesini talep etmek üzere bir araya gelmek için Ankara Adliyesi önüne çağrıda bulundu. Meslek örgütleri, yaptıkları açıklamada DW Muhabiri Alican Uludağ’ın Ankara’da hâkim karşısında yüz yüze yargılanması gerektiğini vurguladı. Açıklamanın tamamı şu şekilde:</p>
<p>"Özgür basın olmadan demokrasi olmaz” inancıyla tüm tutuklu gazetecilerin serbest bırakılması çağrımızı yinelemek, Alican Uludağ’ın Ankara’da hakimin karşısında yüz yüze yargılanmasını talep etmek üzere buluşuyoruz. Basın Meslek örgütleri olarak yapacağımız basın açıklamasına tüm meslektaşlarımızı, halkın haber alma hakkına inanan tüm dostlarımızı bekliyoruz."</p>
<p>Saat 11.00’de Ankara Adliyesi önünde gerçekleştirilecek basın açıklaması; Basın Konseyi, DİSK Basın-İş, Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD), Gazeteciler Cemiyeti, KESK Haber-Sen ve Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın (TGS) ortak imzasıyla düzenlenecek.</p>
<div class="box-12">
<p>TELE 1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ 27 Ekim 2025, Etkin Haber Ajansı (ETHA) muhabiri Pınar Gayıp 5 Şubat 2026, DW Türkçe muhabiri Alican Uludağ 19 Şubat 2026 ve BirGün gazetesi muhabiri İsmail Arı 22 Mart 2026 tarihinden bu yana tutuklu bulunuyor.</p>
<p>Alican Uludağ hakkında açılan davanın ilk duruşması 21 Mayıs'ta yapılacak. İsmail Arı ise 5 Haziran'da hakim karşısına çıkacak.</p>
</div>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 19 May 2026 14:24:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[“Terörsüz Türkiye hedefi için sizlere düşen vazife büyük”]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/terorsuz-turkiye-hedefi-icin-sizlere-dusen-vazife-buyuk-40522</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/05/19/terorsuz-turkiye-hedefi-icin-sizlere-dusen-vazife-buyuk.webp'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/terorsuz-turkiye-hedefi-icin-sizlere-dusen-vazife-buyuk-40522</guid><description><![CDATA[Türk Gençliği Büyük Kurultayı'nda konuşan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Bugün Terörsüz Türkiye hedefi için aldığımız büyük sorumluluğun yükü omuzlarımızda dururken, sizlere düşen vazife her zamankinden daha büyüktür. Anaların gözyaşını dindirmenin, evlatlarımızın geleceğini güvenceye almanın, kardeşliği bu topraklarda yeniden tahkim etmenin ve Türk milletinin bin yıllık birliğini ebediyete taşımanın Kızıl Elma olmasıdır " dedi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Ankara Spor Salonu'nda 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı'nda düzenlenen Türk Gençliği Büyük Kurultayı'na katıldı. Bahçeli burada yaptığı konuşmada, "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırdığı sürece dair de değerlendirmelerde bulundu.</p>
<div class="box-9">
<p><strong>Bahçeli'nin açıklamasından satır başları şöyle:</strong></p>
<p>"Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Samsun'da Türk milletinin tarihini ve talihini sil baştan inşa etmiştir. Bugün bu inşa üzerine yürüdüğümüzü bilmenizi isterim. Bu yürüyüşte yorgunluğa yer yoktur, bu yürüyüşte yılgınlığa, tereddütlere, teslimiyete, tükenişe yer yoktur.</p>
<p>Kıymetli asenalar, değerli bozkurtlar, o halde korkmayacaksınız, kaçmayacaksınız, satmayacaksınız, savrulmayacaksınız. Rüzgâr belki sert esecek, yollar sarpa saracak, zaman zaman hissenize o kurt yalnızlığı düşecek, bazen kimse sizi anlamayacak, ne kadar dil dökseniz de anlaşılmayacaksınız. Güneşli günlerin yolcuları, şen sofraların misafirleri, düz yolların hevesli değil, çetin zamanların nöbetçileri, Türk milliyetçiliği davasının yegâne hancısı olacaksınız. Kim olduğunuzu merak eden, nereden gelip nereye gittiğinizi soran varsa önce gelip maziye baksın. Ülkücü şehitlerimizin hatıraları bugünümüze ışık veren kutup yıldızlarımızdır. </p>
<p>Çağ değişmiştir, cenk meydanları siber sahaya eklemlenmiştir. Kılıcın yanına algoritma, sancağın yanına yazılım eklenmiştir. Günümüzde karargâhlar artık teknoloji merkezleridir. Bunun içindir ki Ülkü Ocakları'nın teknoloji alanındaki hamleleri Türk gençliğini çağın öznesi yapma gayretidir. </p>
<p>Ayakta kalmanın yolu yalnızca güçlü olmaktan değil, kader birliğiyle kenetlenmiş, kardeşlikle kök salmış bir millet olmaktan geçmektedir. İnsanlık bir taraftan teknolojiyle geleceğe uzanırken, diğer taraftan merhametten, adaletten, vicdandan uzaklaşmanın sancısını yaşamaktadır. Böyle bir zamanda delikanlı çağında bir genç olmak kolay değildir, böyle bir zamanda ülkücü bir genç olmak ve ülkücü kalmak ise hiç kolay değildir. Dosdoğru yürüyen, dimdik duran her bir ülkücü gencimizi yürekten tebrik ediyorum. </p>
<p>Bugün Terörsüz Türkiye hedefi için aldığımız büyük sorumluluğun yükü omuzlarımızda dururken, sizlere düşen vazife her zamankinden daha büyüktür. Bu yük, siyasi bir hedef değildir. Anaların gözyaşını dindirmenin, evlatlarımızın geleceğini güvenceye almanın, kardeşliği bu topraklarda yeniden tahkim etmenin ve Türk milletinin bin yıllık birliğini ebediyete taşımanın Kızıl Elma olmasıdır. Onun için sizden tarihi bir dava emanetinin gereği olarak isteğim şudur; kardeşlik bağlarınız sağlam olsun, dik duruşunuz tavizsiz olsun. Birbirinize dayanın, birbirinizi eksilten değil arttıran, tüketen değil çoğaltan, yoran değil omuz verenlerden olun. Unutmayınız büyük yürüyüşler birbirinin ayağına basanlarla değil, birbirinin yükünü alanlarla hedefe varır. </p>
<p>Ülkücünün ülkücüye sırt döneceği, dava arkadaşlarının birbirine gönül koyacağı, aynı sancağın gölgesinde yürüyenlerin alınganlıkla, kırılganlıkla birbirinden uzaklaşacağı zaman mıdır? Hayır, bin kere hayır. Bugün küslük değil, kenetlenme zamanıdır. Bugün alınganlık değil, adanmışlık zamanıdır. Bugün dağılma, tükenme değil, toparlanma zamanıdır. Yolumuz yalnız yürüyenlerin bizi unutup ‘ben’ diyenlerin yolu değildir."</p>
</div>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 19 May 2026 13:59:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Hiçbiryerde: Kayıplar memleketi değişmedi]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/hicbiryerde-kayiplar-memleketi-degismedi-40521</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/05/19/hicbiryerde-kayiplar-memleketi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/hicbiryerde-kayiplar-memleketi-degismedi-40521</guid><description><![CDATA[17-31 Mayıs Gözaltında Kayıplara Karşı Mücadele Haftası kapsamında Kadıköy Sineması,  bir hafıza kaydına ev sahipliği yaptı. Yönetmen Tayfun Pirselimoğlu’nun çeşitli sansür ve engellemelere direnen ilk filmi “Hiçbiryerde”, Galatasaray Meydanı’nın yasaklandığı bugünlerde, kuşaktan kuşağa devredilen adalet ısrarını seyirciyle buluşturdu.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>17-31 Mayıs Gözaltında Kayıplara Karşı Mücadele Haftası kapsamında Kadıköy Sineması’nda 18 Mayıs akşamı düzenlenen etkinlikte, yönetmen Tayfun Pirselimoğlu’nun imzasını taşıyan "Hiçbiryerde" filminin gösterimi yapıldı. Gösterimin ardından, yönetmen Pirselimoğlu ile Cumartesi İnsanları’ndan senarist ve yönetmen Zelal Buldan moderatörlüğünde bir söyleşi düzenlendi.</p>
<p>Kayıp yakınlarının, Cumartesi İnsanları’nın, hak savunucularının ve siyasetçilerin doldurduğu salonda, açılış konuşmasını yapan Setenay Yarıcı, filmin sadece bir sanat eseri olmadığını vurgulayarak, "Bu gösterim, her hafta meydandan haykırılan bir anne ile çocuğun, eşlerin, babaların hikayesidir; yani bir hafıza kaydıdır" diye konuştu. Yarıcı ayrıca, filmin 2002 yılında İstanbul Film Festivali sürecinde uğradığı sansür girişimini ve engelleri hatırlatarak, mücadelenin geçmişten bugüne sansüre karşı da bir varoluş savaşı olduğunu dile getirdi.</p>
<h4>Memleket gerçeği: "Kaybolma hali"</h4>
<p>Söyleşide, Haydarpaşa Garı bilet gişesinde çalışan Şükran’ın (Zuhal Olcay) kaybolan oğlu Veysel’i arayış öyküsünün arkasındaki felsefi ve politik derinlik ele alındı. Yönetmen Tayfun Pirselimoğlu, hikayeyi kurarken acıyı parmakla göstermeden, oradaki sarsıcı varlığı hissettirmeyi amaçladığını belirtti. Pirselimoğlu, "Bu memleket maalesef bir kayıplar memleketi. Kaybetmek, birinin kaybolması benim en büyük takıntılarımdan ve kişisel travmalarımdan biri" diyerek, filmin ismini ilk başta “İnkar” olarak tasarladığını ancak sonradan tek bir kelime halinde bir araya gelen “Hiçbiryerde” isminde karar kıldığını ifade etti. Bu birleşik yazımın, kendi başına yekpare ve ağır bir acıyı temsil ettiğini aktardı.</p>
<p>Moderatör Zelal Buldan ise filmin yarattığı "hayaletimsi" atmosfere dikkat çekerek, sokakta yürürken kaybedilen bir yakınına birilerini benzetme halinin kolektif bir travma olduğunu kendi yaşamından örneklerle anlattı. Buldan, filmde Şükran karakterinin dile getirdiği "Yalnız ölülerin fotoğraflarının duvarda asılı olduğunu çok geç fark ettim" repliğinden yola çıkarak, çocuk yaşta adım attığı Galatasaray Meydanı’ndaki karanfiller ile fotoğrafların zihninde bıraktığı izleri aktardı. </p>
<h4>Üç kuşağın adalet ısrarı</h4>
<p>Gösterim sonrası mikrofon uzatılan kayıp yakınları ve katılımcılar, filmin aradan geçen 24 yıla rağmen güncelliğinden hiçbir şey kaybetmediğini ve adalet talebinin ilk günkü kararlılıkla sürdüğünü vurguladı.</p>
<p>Cumartesi İnsanları’ndan Besna Tosun, mücadelenin 31 yıl önce anneler tarafından başlatıldığını, bugün ise o annelerin çocukları ve torunları tarafından omuzlandığını ifade ederek sanatın, unutturma politikalarına karşı en büyük güçlerden biri olduğunu vurguladı. Tosun, resmi kurumların ve hukukun dilsizleştiği yerde sinemanın nasıl bir sese dönüştüğünü şu ifadelerle aktardı:</p>
<p><img class="float-md-start" src="https://static.agos.com.tr/2026/05/dscf2209-edit.jpg" alt="" width="500" height="349">“12 Eylül'de kaybedilen Hüseyin Morsümbül'ün annesi Fatma Morsümbül de bu mücadeleye ilk katılanlardandı, onu da kaybettik. Ama bugün bu filmle, salondaki çoğu insan onu belki de ilk kez gördü, onunla tanıştı. Onlar hayatta değil ama seslerini bir şekilde hâlâ topluma ulaştırmaya çalışıyoruz. Bazen bu mücadeleyi anlatmak için hazırlanan o koca koca raporlar ya da mahkeme tutanakları yaşadığımız travmayı görünür kılmaya yetmiyor; insanlar görmüyor olabilir. Bizim yıllarca görünür kılamadığımız bir şeyi bir filmle görünür kılabiliyor sanat ve daha çok insana ulaştırabiliyor. O yüzden bu tarz filmlerin çoğalmasını çok önemsiyoruz.”</p>
<h4>"Başladığımız yerdeyiz"</h4>
<p>Filmin zamansızlığına ve kayıp yakınlarının iç dünyasındaki sarsıcı tasvirine de değinen Tosun, adaletin hâlâ başladığı yerde durduğunu belirterek ekledi:</p>
<p>“Bu film 24 yıl önce yapılmış ama çok güncel ve çok gerçek. O sessiz telefonlar... Bunu yaşamayan kayıp yakını yoktur. Ya da sevdiğimiz birine benzetip sokakta birilerinin peşinden gittiğimiz çok olmuştur. Yönetmen kayıp yakınlarıyla görüşerek bu filmi yapmış ve o insanların söyledikleri kendisine gerçekten ulaşmış, anlamış. Çok ağır bir travmayı tetikleyebilecekken, aksine onların o sesini duymuş ve buraya yansımış. Aslında başladığımız yerdeyiz; üç taleple çıktık yola: Gözaltında kaybetmeler son bulsun, akıbetler açıklansın ve failler yargılansın. Bu mücadele sayesinde fiili olarak yeni insanların gözaltında kaybedilmesinin önüne geçtik; bu, hak ihlalleri yaşanmıyor demek değil ama bu suçun önüne geçildi. Ancak diğer taleplerimiz aynı şekilde duruyor. 30 yıl önce söylenen şeylerin aynısını söylüyoruz. Bu kadar baskıya, yasağa ve cezasızlığa rağmen aynı kararlılıkla bu mücadeleyi sürdürmek çok büyük bir şey. Annelerimize çok şey borçluyuz.”</p>
<h4>“Galatasaray’dan duyuramadığımız sesimiz”</h4>
<p>Filmde Şükran karakterinin büründüğü o arayış halinin kurmaca değil, gündelik hayatın kendisi olduğunu söyleyen Cumartesi İnsanları’ndan İkbal Eren ise perdede doğrudan kendi hayatıyla, abisi Hayrettin Eren’in yokluğuyla yüzleştiğini ifade etti.</p>
<p>Eren, filmdeki detayların kayıp ailelerinin psikolojik gerçekliğiyle nasıl birebir örtüştüğünü ve izlerken sarsıldığı anları şu çarpıcı cümlelerle aktardı:</p>
<p><img class="float-md-end" src="https://static.agos.com.tr/2026/05/dscf2202-edit2.jpg" alt="" width="521" height="294">“Filmi izlerken kendi hikayemle kesişen anlar çok oldu. Örneğin Şükran'ın tren garında oğlunu gördüğünü zannedip peşine düşmesi, benim de çokça yaşadığım bir olay. Çok defa abime birilerini benzetip peşine düştüğüm oldu, hâlâ da oluyor. Şükran’ın duvardan oğlunun fotoğrafını indirmesi, benim ailemle çok benzeşen bir davranış biçimi. Ya da bir teyzenin ona 'Oğluna kavuşacaksın, kapının arkasında' demesi... Aslında birçok kayıp yakınının olağanüstü güçlerden, fallardan de medet umduğunu gösteren kareler bunlar. Bunları biz çokça yaşadık, yaşamaya da devam ediyoruz. Onun için yönetmen çok iyi bir gözlem yapmış, gerçekten bir kayıp yakınını çok iyi aktarmış.”</p>
<h4>Yaşam hakkı talebi</h4>
<p>Buluşmaya katılan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM) MYK üyesi Musa Piroğlu ise meseleyi sadece kayıp yakınlarının bir acısı olarak görmenin eksik bir yaklaşım olacağını, bunun tüm toplumun ortak özgürlük ve demokrasi sorunu olduğunu vurguladı:</p>
<p>“Yıllardır süren bir mücadele var ortada ve bu mücadele tek bir şeyi ortaya koyuyor: İnsanların gözaltında kaybedildiği bir coğrafyada hiç kimsenin yaşam özgürlüğü yoktur. Bu tür filmler, soruna tamamen yabancı kalan, hissedemeyen, empati kuramayan pek çok insanın bile gerçekle yüzleşmesini sağlıyor. Cumartesi Anneleri'nin talebi, aslında bu ülkenin geleceğinin ve bu ülkedeki insanların kendi yaşam hakkının talebidir. Bu talebi amasız, fakatsız herkesin sahiplenmesi gerekiyor.”</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 19 May 2026 12:33:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Düzgün Baba Ziyaretgahı’ndaki tahribat sonrası üç kişi tutuklandı]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/duzgun-baba-ziyaretgahindaki-tahribat-sonrasi-uc-kisi-tutuklandi-40519</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/05/15/dort-supheli-hakkinda-sorusturma.webp'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/duzgun-baba-ziyaretgahindaki-tahribat-sonrasi-uc-kisi-tutuklandi-40519</guid><description><![CDATA[Dersim’de Düzgün Baba Ziyaretgahı’ndaki nişanelerin tahrip edilmesine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında üç kişi tutuklandı. Tutuklananlar arasında köy muhtarı Zeki Açıkgöz de yer alırken, muhtarın görevden uzaklaştırıldığı öğrenildi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Dersim'in Nazımiye ilçesinde, bölgenin önemli inanç merkezlerinden biri kabul edilen Düzgün Baba Ziyaretgahı’ndaki ‘ayak izleri’ olarak bilinen nişanelerin kazılarak tahrip edilmesine ilişkin soruşturma sürüyor.</p>
<p>Gözaltına alınan dört şüpheliden, köy muhtarı Zeki Açıkgöz’ün de aralarında bulunduğu üç kişi, Nazımiye Sulh Ceza Hakimliği’nce "Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’na muhalefet" ile "İbadethanelere zarar verme" suçlarından tutuklandı.</p>
<p>Bir kişi ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.</p>
<p>Köy muhtarı Zeki Açıkgöz’ün, görevden uzaklaştırıldığı öğrenildi.</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 19 May 2026 11:57:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Açılma tarihini Azerbaycan açıkladı]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/acilma-tarihini-azerbaycan-acikladi-40520</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/05/19/secimlerden-sonra-anayasa-degisikligi-yapilacak-sinirlar-acilacak.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/acilma-tarihini-azerbaycan-acikladi-40520</guid><description><![CDATA[Azerbaycan’ın Ankara Büyükelçisi Reşad Memmedov, Türkiye-Ermenistan normalleşmesi sürecine dahil olduklarını söyleyerek, “İki ülkenin sınırı, 7 Haziran Ermenistan seçiminden sonra, anayasa değişikliği yapılınca açılacak” dedi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Azerbaycan’ın Ankara Büyükelçisi Reşad Memmedov, ülkesinin Bağımsızlık Günü ve Silahlı Kuvvetler Günü için geçen cuma günü Ankara Beştepe’de düzenlenen konsere katıldı. Memmedov, Türkiye ve Ermenistan arasındaki ticari ilişkileri, normalleşme süreci ve sınırın açılmasıyla ilgili açıklama yaptı.</p>
<p><a href="https://www.cumhuriyet.com.tr/turkiye/azerbaycan-buyukelcisi-resad-memmedov-cumhuriyet-e-konustu-2504606" target="_blank" rel="nofollow noopener">Cumhuriyet'ten Batu Bozkürk'e konuşan </a>Memmedov, Türkiye-Ermenistan normalleşmesi sürecine dahil olduklarını söyleyerek, “İki ülkenin sınırı, 7 Haziran Ermenistan seçiminden sonra, anayasa değişikliği yapılınca açılacak” dedi.</p>
<h4>"Birbirimizle uzlaşıyoruz, adım adım gidiyoruz"</h4>
<p>Bir süredir, Türkiye’nin Ermenistan ile kara sınırlarını açmak istediği ancak Azerbaycan’ın ‘vetosuyla’ karşılaştığı öne sürülüyordu. Memmedov, “Normalleşme sürecinde olan Türkiye ile Ermenistan’ın sınırlarının açılmasını Azerbaycan mı istemiyor” sorusunu, “Biz Türkiye ile uzlaşmış bir siyaset yürütüyoruz, Türk Dışişleri ile sürekli irtibattayız. Ermenistan-Türkiye normalleşmesiyle Ermenistan-Azerbaycan normalleşmesi süreçlerini paralel yürütüyoruz. Birbirimizle uzlaşıyoruz, adım adım gidiyoruz. Ermenistan anayasasında Azerbaycan'a yönelik toprak iddiası var. 7 Haziran’daki seçimden sonra anayasayı değiştirecekler, bir referandum yapacaklar. Toprak iddiası ortadan kalktıktan sonra, ABD’de paraf edilen Azerbaycan-Ermenistan barış anlaşması imzalanacak. Ondan sonra Ermenistan-Türkiye ve Ermenistan-Azerbaycan sınırları açılacak” şeklinde yanıtladı.</p>
<h4>"Küçük adımlar atıyoruz"</h4>
<p>Memmedov, geçtiğimiz hafta Türkiye ile Ermenistan’ın doğrudan ticarete başlamasını nasıl değerlendirdiğine yönelik soruya ise, “Küçük adımlar atıyoruz, Azerbaycan da atıyor. Azerbaycan da ticarete başladı. Artık Ermenistan’ın enerji güvenliğinde bir rol oynuyoruz. Petrollerini, akaryakıtlarını veriyoruz. Onların buğday vesaire ürünlerini Azerbaycan üzerinden, Kazakistan'dan, Rusya'dan taşınmasını sağlıyoruz. Ve onlara diyoruz ki, barış olursa sizin güvenliğiniz de daha iyi olur. Türkiye de küçücük adımlar atıyor” yanıtını verdi. </p>
<p>Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da, geçtiğimiz kasım ayında, “Azerbaycan-Ermenistan barış anlaşması imzalandığı an sınır kapılarını açacağız” demişti. Türkiye, Ermenistan ile sınır kapılarını, Ermenistan’ın Karabağ’a yönelik işgalini genişletmesi gerekçesiyle 1993’te kapatmış, 2020’den itibaren ise sözkonusu bölgelerin Azerbaycan tarafından geri alınmasıyla Türkiye-Ermenistan normalleşme süreci başlamıştı. Azerbaycan’ın Karabağ ve çevresine dönüşüyle, Türkiye-Ermenistan sınır kapılarının açılmasına yönelik beklenti oluşmuştu.</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 19 May 2026 11:51:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[İsrail, Sumud Filosu'na bir kez daha saldırdı]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/israil-sumud-filosu-na-bir-kez-daha-saldirdi-40518</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/05/19/dunyadan-israil-e-tepki.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/israil-sumud-filosu-na-bir-kez-daha-saldirdi-40518</guid><description><![CDATA[İsrail ordusu, Gazze'ye yönelik ablukayı kırmayı ve insani yardım ulaştırmayı amaçlayan Küresel Sumud Filosu'nu ele geçirmek için Akdeniz’deki uluslararası sularda saldırı başlattı. İsrail'in saldırdığı Küresel Sumud Filosu, sürerken pek çok ülkeden saldırıya tepki geldi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Gazze'deki ablukayı kırmayı ve insani yardım ulaştırmayı amaçlayan Küresel Sumud Filosu, İsrail ordusunun engellemesi sonrası yeniden yola çıkmıştı.</p>
<p>Küresel Sumud Filosu Kriz Masası, Kıbrıs Adası açıklarındaki filoda bulunan teknelerden iki savaş gemisinin görüldüğünü açıklarken, bazı teknelere yanaşarak taciz eden İsrail ordusu hücumbotlarının fark edildiği videolar paylaştı.</p>
<p>İsrail basınında da "müdahalenin başladığı" haberleri yer alırken, teknelerdeki bazı aktivistlerin canlı yayınlarda, İsrail askerlerinin kendilerine yaklaşması nedeniyle telefonlarını denize atıp ellerini havaya kaldırdığı görüldü. Kriz Masası yetkilileri ayrıca, İsrail askerlerinin bazı teknelere çıktığını ve Gazze'ye 250 deniz mili mesafede filodaki 23 tekneyle irtibatın koptuğunu bildirdi.</p>
<p>İsrail ordusunun, Gazze’ye yönelik ablukayı kırmayı ve insani yardım ulaştırmayı amaçlayan Küresel Sumud Filosu’nu ele geçirmek için Akdeniz'deki uluslararası sularda saldırı başlatması tepki topladı.</p>
<h4>Tüm dünyadan tepki</h4>
<p>Fransız siyasetçiler, İsrail ordusunun, Gazze’ye yönelik ablukayı kırmayı ve insani yardım ulaştırmayı amaçlayan Küresel Sumud Filosu’nu ele geçirmek için Akdeniz'deki uluslararası sularda saldırı başlatmasına tepki gösterdi.</p>
<p>Solcu Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) partisinin önde gelen ismi Jean-Luc Melenchon ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundan yaptığı açıklamada, "Gazze'deki soykırıma direnen filonun bir kez daha İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun korsanlık eylemi ile engellendiğini" belirtti.</p>
<p>Melenchon, "dünyanın en ahlaksız ordusu" olarak nitelediği İsrail ordusuna direnen filo yolcularına tam destek verdiğini vurguladı.</p>
<p>LFI’nin Avrupa Parlamentosu (AP) üyesi Manon Aubry, paylaşımında "Netanyahu'nun yeni bir korsanlık eylemi" ile uluslararası hukuka aykırı şekilde filoyu engellediğini ifade ederek "Filistin'deki savaş suçlarına ve soykırıma kayıtsız kalmayan" Küresel Sumud Filosu’na desteğini yineledi.</p>
<p>Bir diğer AP üyesi Emma Fourreau paylaşımında Küresel Sumud Filosu'nun soykırımcı İsrail ordusu tarafından Gazze'ye 466 kilometre uzaklıkta engellendiğini kaydetti. Fourreau, "savaş suçlusu Netanyahu'nun uluslararası hukuku hiçe saymasına" tepki gösterdi.</p>
<p>LFI Meclis Grup Başkanvekili Mathilde Panot ise paylaşımında, Gazze'de devam eden soykırımı görmezden gelmeyeceklerinin altını çizerek "insanlık onuru için" harekete geçen Küresel Sumud Filosu'nun yanında olduklarını vurguladı.</p>
<p>İsrail ordusu Küresel Sumud Filosu'nu ele geçirmek için Akdeniz’deki uluslararası sularda saldırı başlatmıştı. Küresel Sumud Filosu Kriz Masası, Kıbrıs Adası açıklarındaki filoda bulunan teknelerden iki savaş gemisinin görüldüğünü açıklarken bazı teknelere yanaşarak taciz eden İsrail ordusu hücumbotlarının fark edildiği videolar paylaşmıştı.</p>
<p>Kriz Masası yetkilileri ayrıca, İsrail askerlerinin bazı teknelere çıktığını ve filodaki 23 tekneyle irtibatın koptuğunu bildirmişti.</p>
<h4>Meksika'dan İsrail'e çağrı</h4>
<p>Meksika Dışişleri Bakanı Roberto Velasco Alvarez, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, İsrail makamlarından, alıkonulan iki vatandaşlarının insan haklarına saygı gösterilmesini talep etti.</p>
<p>Velasco Alvarez, vatandaşlarının uluslararası hukuk çerçevesinde bedensel bütünlüklerinin korunması, onurlu muamele görmeleri ve konsolosluk yetkilileriyle görüşme sağlanması gerektiğini ifade etti.</p>
<p>Konsolosluk ekiplerinin süreci yakından takip ettiğini belirten Velasco Alvarez, filoda vatandaşları bulunan diğer ülkelerle koordinasyon halinde çalıştıklarını ve alıkonulan kişilerin aileleriyle iletişimi sürdürdüklerini kaydetti.</p>
<h4>Hamas: Tam teşekküllü bir korsanlık</h4>
<p>Hamas'tan yapılan açıklamada, "İsrail ordusunun Gazze'ye ve abluka altındaki halkına destek amacıyla insani ve ahlaki görevlerini yerine getirmek için yola çıkan Küresel Sumud Filosu'na yönelik terör saldırısı ve akabinde aktivistleri alıkoymasının tam teşekküllü bir korsanlık eylemi olduğu" belirtildi.</p>
<p>Birleşmiş Milletlere ve uluslararası topluma çağrıda bulunulan açıklamada, İsrail'in bu eylemlerinin kınanması ve uluslararası hukuku hiçe sayarak bu suçları işleyen İsrailli yetkililerin yargı önüne çıkarılması istendi.</p>
<p>Açıklamada ayrıca uluslararası topluma alıkonulan aktivistlerin derhal serbest bırakılması ve Gazze ablukasına son verilmesi için İsrail üzerinde baskı oluşturma çağrısı yapıldı.</p>
<p>İsrail ordusu, Gazze'ye yönelik ablukayı kırmayı ve insani yardım ulaştırmayı amaçlayan Küresel Sumud Filosu'nu ele geçirmek için Akdeniz'deki uluslararası sularda saldırı başlatmıştı.</p>
<h4>Filistinli lider Bergusi'den açıklama</h4>
<p>Filistin Ulusal Girişim Hareketi Genel Sekreteri Mustafa el-Bergusi, İsrail ordusunun Küresel Sumud Filosu'ndaki teknelere saldırısının akabinde yazılı açıklama yaptı.</p>
<p>İsrail'in filoya saldırısının uluslararası hukukun ve uluslararası insancıl hukukun bir kez daha ihlali olduğunu vurgulayan Bergusi, bu saldırıların küresel dayanışma hareketlerinin vahşice soykırıma maruz kalan Gazze Şeridi'ndeki ablukanın kırılması yolundaki ısrarını kamçılayacağını ifade etti.</p>
<p>İsrail ordusu, Gazze'ye yönelik ablukayı kırmayı ve insani yardım ulaştırmayı amaçlayan Küresel Sumud Filosu'nu ele geçirmek için Akdeniz'deki uluslararası sularda saldırı başlatmıştı.</p>
<h4>İtalya muhalefetten saldırılara tepki</h4>
<p>İtalya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Antonio Tajani, İsrail ordusunun bu sabah Akdeniz'in uluslararası sularında seyir halindeki Küresel Sumud Filosu'na son saldırısına dair gelişmeleri yakından izlediklerini, filodaki İtalyanların güvenliği için İsrailli yetkililerle temasta olduklarını bildirdi.</p>
<p>Küresel Sumud Filosu'nun Eylül 2025’teki ilk misyonuna katılan ana muhalefetteki Demokratik Partiden (PD) Milletvekili Arturo Scotto da X'teki hesabından yaptığı paylaşımda, İsrail'in filoya saldırısına tepki gösterdi.</p>
<p>Scotto, İsrail'in insani yardım taşıyan Küresel Sumud Filosu'nun yolunu açık uluslararası sularda ve gün ışığında kestiğinin altını çizerek, "Bunun cezasız kalacağını biliyorlar. Avrupa hükümetleri müdahale etmeli ve seyrüsefer hakkının bu ihlalini önlemeli." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Muhalefet partilerinden Yeşil ve Sol İttifak (AVS) liderleri Angelo Bonelli ve Nicola Fratoianni de ortak açıklamalarında, Küresel Sumud Filosu’ndan gelen haberlere göre, İsrail güçlerinin teknelere çıktığına, İsrail'in bir kez daha uluslararası hukuka saygısızlığını gösterdiğine işaret etti.</p>
<p>Bonelli ve Fratoianni, "İtalyan hükümetinin mürettebatın güvenliğini sağlamak için acil önlem almasını ve bu son kibir ve hukuksuzluk gösterisi karşısında (İsrail Başbakanı Binyamin) Netanyahu'nun faşist hükümetini cezalandırmak ve tecrit etmek için somut adımlar atmasını talep ediyoruz." ifadelerine yer verdi.</p>
<p>Bu arada, ülkede bugün yeniden silahlanmaya karşı çıkmak ve Küresel Sumud Filosu'na destek için düzenlenen grev için Roma’daki gösteriye gelen Küresel Sumud Filosu İtalya Sözcüsü Maria Elena Delia da burada basına yaptığı açıklamada, filoda 35 İtalyan bulunduğunu ve İtalyan bayrağı taşıyan 8 tekneden 2'sinin alıkonulduğunu bildirdi.</p>
<p>Delia, 7 ya da 8 İtalyan aktivistin İsrail ordusunca alıkonulmuş olabileceği bilgisini paylaştı.</p>
<h4>İngiliz milletvekilleri ve lordlardan kınama</h4>
<p>Aralarında eski İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn ve Lordlar Kamarası üyesi John Hendy'nin de bulunduğu 26 parlamenter, ortak açıklama yaptı.</p>
<p>Açıklamada, "İsrail'in uluslararası sularda Küresel Sumud Filosu'nu alıkoyması ve teknelere asker çıkarmasını en sert ifadeyle kınıyoruz." ifadeleri kullanıldı.</p>
<p>Filonun barışçıl bir misyon olarak abluka altında açlık ve yıkıma sürüklenen Gazze halkına yardım taşıdığı belirtilen açıklamada, "Bir toplum soykırımla karşı karşıya. İnsani yardımları ve aralarında İngiliz vatandaşları da bulunan sivilleri hedef almak, uluslararası hukukun ihlalidir. Bir korsanlıktır ve kabul edilemez." denildi.</p>
<p>İmzacı parlamenterler, İngiltere hükümetini filodakileri korumaya, güvenli geçişi sağlamaya ve Gazze'ye insani yardım girişini engelleyen hukuksuz müdahaleleri durdurmaya çağırdı.</p>
<h4>İspanya Dışişleri Bakanı'ndan kınama</h4>
<p>İspanya Dışişleri Bakanı Jose Manuel Albares, İsrail'in Küresel Sumud Filosu'na saldırısının "yasa dışı" olduğunu bildirdi.</p>
<p>Bakan Albares, Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ile Madrid'deki Dışişleri Bakanlığı binası Viyana Sarayı'nda yaptığı görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu.</p>
<p>İspanyol bakan, Gazze Şeridi'ne yönelik ablukayı kırmak ve yaşamsal insani yardım ulaştırmayı amaçlayan Küresel Sumud Filosu'na bağlı teknelere İsrail ordusu tarafından uluslararası sularda yapılan saldırıyı ve filo üyelerinin alıkonulmasını kınadı.</p>
<p>Albares, İsrail'in İspanya'daki maslahatgüzarı Dana Ehrlich'in bu sabah Dışişleri Bakanlığına çağrıldığını ve İspanyol hükümetinin "yasa dışı müdahale ve uluslararası hukukun yeni bir ihlali" olarak adlandırdığı alıkoymaya ilişkin "resmi ve güçlü protestosunun iletildiğini" söyledi.</p>
<p>İspanya Dışişleri Bakanı, henüz netliğinden emin olmasalar da İsrail ordusunca saldırıya uğrayan Küresel Sumud Filosu'nda 54 teknenin olduğunu ve 45 kadarı İspanyol olmak üzere yaklaşık 500 kişinin bulunduğunu dile getirdi.</p>
<h4>İspanya: Soykırımcı devletin yeni suçu</h4>
<p>İspanya'da muhalefetteki sol görüşlü Podemos partisinin lideri İone Belarra, İsrail ordusunun, Gazze'ye yönelik ablukayı kırmak ve insani yardım ulaştırmayı amaçlayan Küresel Sumud Filosu'na Akdeniz’deki uluslararası sularda saldırısını "soykırımcı devletin yeni bir suçu" olarak değerlendirdi.</p>
<p>Belarra, ABD merkezli X şirketinin sosyal paylaşım platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, "Bu bir alıkoymadır. Soykırımcı İsrail devletinin uluslararası sularda işlediği yeni bir suçtur. Dayan Küresel Sumud Filosu. Bu soykırımı durdurana ve Filistin nehirden denize kadar özgürleşene kadar durmayacağız." ifadelerini kullandı.</p>
<p>İsrail'in Küresel Sumud Filosu teknelerine Akdeniz'in ortasında saldırdığını ve aktivistleri kaçırdığını aktaran Belarra, "İsrail bunu, Avrupa soykırımcı rejime ortak olurken ve tamamen cezasız bir şekilde yapıyor." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<h4>Katar'dan kınama</h4>
<p>Katar, Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu’na İsrail güçleri tarafından uluslararası sularda gerçekleştirilen müdahaleyi kınadı.</p>
<p>Katar Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, söz konusu müdahalenin Gazze Şeridi’ne yönelik haksız ablukanın sürdürülmesi ile uluslararası hukuk, insani değerler ve seyrüsefer güvenliğinin açık ihlali anlamına geldiği belirtildi.</p>
<p>İsrail’in Filistin halkına karşı sürdürdüğü haksız uygulamaların yanı sıra Filistinlilerle dayanışma gösteren aktivistleri de hedef almasının, özellikle Gazze’deki insani krizi daha da ağırlaştıracağı ifade edilen açıklamada, uluslararası topluma, "İsrail’i sınır kapılarını açmaya, yardımların girişine yönelik yasa dışı kısıtlamaları kaldırmaya ve Filistin halkına gerekli korumayı sağlamaya zorlamak için kararlı şekilde harekete geçme" çağrısında bulunuldu.</p>
<p>Açıklamada ayrıca, İsrail’in filoya el koymasının ardından gözaltına aldığı aktivistlerin derhal ve koşulsuz serbest bırakılması için gerektiğini yapması kaydedildi.</p>
<h4>“Gazze'de süren soykırımı dile getirenler susturulamaz”</h4>
<p>Avrupa Parlamentosunun (AP) İtalyan üyesi Danilo Della Valle, İsrail'in ablukasını kırmak için Gazze'ye doğru hareket eden Küresel Sumud Filosu'ndaki teknelere saldırısının ardından, "Gazze'de süren soykırımı dile getirenler zor kullanılarak susturulamaz. İsrail durmalı. Hemen." açıklamasını yaptı.</p>
<p>İsrail'in saldırı haberini Strazburg'da AP Genel Kurulu hazırlığı yaparken aldıklarını aktaran Della Valle, gözaltına alınanlar arasında, dünyanın dört bir yanından barış aktivistleriyle Beş Yıldız Hareketi milletvekili Dario Carotenuto'nun da bulunduğunu bildirdi.</p>
<p>Della Valle, "Yaşananlar kabul edilemez." ifadesine yer vererek, aktivistlerin güvenliğinin derhal garanti altına alınması ve gözaltındaki İtalyan vatandaşlarının serbest bırakılması için somut adımlar atılmasına yönelik İtalyan hükümetine mektup gönderdiklerini belirtti.</p>
<h4>"Bu bir korsanlık"</h4>
<p>Avrupa Parlamentosunun (AP) Yunan Milletvekili Kostas Arvanitis, İsrail'in Gazze'ye insani yardım götüren Küresel Sumud Filosu'na saldırısının "korsanlık" olduğunu belirtti.</p>
<p>Filistin'de süregelen insani felaket, sivillerin öldürülmesi ve temel insan haklarının yok edilmesi karşısında sessiz kalmayı reddeden herkesle tam dayanışma içinde olduklarını vurgulayan Arvanitis, İsrail hükümetine derhal yaptırım uygulanması ve İsrail-Avrupa Birliği Ortaklık Anlaşması'nın askıya alınması gerektiğinin altını çizdi.</p>
<h4>BM: Filodakilerin zarar görmediğinden emin olmak istiyoruz</h4>
<p>Birleşmiş Milletler (BM), İsrail güçlerinin Küresel Sumud Filosu’na saldırısı için filodaki aktivistlerin zarar görmesini istemediklerini ve bunun “barışçıl” bir şekilde ele alınması gerektiğini belirtti.</p>
<p>BM Genel Sekreter Sözcüsü Farhan Haq, günlük basın toplantısında soruları cevapladı.</p>
<p>AA muhabirinin İsrail güçlerinin Küresel Sumud Filosu’na yönelik saldırısı hakkındaki sorusuna Haq, “Filodaki tüm insanların zarar görmediğinden emin olmak istiyoruz. Bunun barışçıl bir şekilde ele alınmasını istiyoruz.” şeklinde cevap verdi.</p>
<p>Haq, BM’nin açık denizlerdeki müdahaleler ve benzeri durumlar hakkında her zaman dile getirdikleri endişelerin bu saldırı için de geçerli olduğunu kaydetti.</p>
<h4>İrlanda Cumhurbaşkanı Connolly'nin kardeşi de filoda</h4>
<p>İrlanda Cumhurbaşkanı Catherine Connolly, İsrail'in Küresel Sumud Filosu'nda hukuka aykırı şekilde alıkoyduğu aktivistler arasında yer alan kardeşi Margaret Connolly ile gurur duyduğunu söyledi.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Connolly, İngiltere'nin başkenti Londra'da, İrlandaca ve İngilizce yaptığı açıklamada, filoda yer alan kardeşiyle konuşma şansı bulamadığını dile getirdi.</p>
<p>Haberler dışında bir bilgiye sahip olmadığını da kaydeden Connolly, kardeşi ile birlikte alıkonan diğer aktivistler için endişeli olduğunu belirterek, "Olay, uluslararası sularda yaşanmış gözüküyor. Bu da ciddi bir endişe konusu. Kardeşimle gurur duyuyorum ancak endişeliyim." dedi.</p>
<p>Connolly, durumun üzücü olduğuna da vurgu yaparak, "Kardeşim ve beraberindekilerle ilgili endişeliyim. Detayları öğrenme şansım olmadı." diye konuştu.</p>
<p>Öte yandan İrlanda Dışişleri Bakanlığı, ilgili büyükelçiliklerle birlikte konuyu yakından takip ettiklerini ve gerekli makamlarla iletişim halinde olduklarını açıkladı.</p>
<p>Bakanlık, alıkonan İrlanda vatandaşlarına gerekli konsolosluk hizmetlerinin verileceğini bildirdi.</p>
<h4>Malezya'dan da kınama</h4>
<p>Malezya Başbakanı Enver İbrahim, İsrail ordusunun, Gazze'ye yönelik ablukayı kırmayı ve insani yardım ulaştırmayı amaçlayan Küresel Sumud Filosu'na yönelik saldırısını şiddetle kınayarak, hukuka aykırı şekilde alıkonulan aktivistlerin derhal serbest bırakılması çağrısında bulundu.</p>
<p>Enver, zalim ve siyonist rejim İsrail'in insani yardım misyonuna karşı sergilediği bu korkunç davranışın, insan haklarını ve uluslararası hukuku ihlal etmekle kalmadığını, aynı zamanda Filistin halkını savunmak için harekete geçen herkesi baskı altına alma konusundaki acımasız tutumunu gözler önüne serdiğini belirtti.</p>
<p>Ülkesinin, İsrail'in Küresel Sumud Filosu'na yönelik saldırılarını şiddetle kınadığını ifade eden Enver, güvenliğin sağlanması ve aralarında 16 Malezya vatandaşının olduğu tüm aktivistlerin derhal serbest bırakılması çağrısında bulundu.</p>
<p>Enver, dünyanın, İsrail'in işlediği zulüm ve vahşetlere boyun eğmeye devam edemeyeceğini vurgulayarak, "Filistin halkına ve insani yardım götürenlere yönelik baskı derhal sona ermelidir ve İsrail adalet ve hesap verme yükümlülüğüyle yüzleşmelidir." ifadesini kullandı.</p>
<h4>İsrail daha önce de saldırdı</h4>
<p>İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik ablukasını kırmayı ve yaşamsal insani yardım ulaştırmayı amaçlayan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu, 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında İsrail ordusunun hukuk dışı müdahalesine maruz kalmıştı.</p>
<p>Uluslararası sularda hukuk dışı müdahalede bulunarak aktivistleri taşıyan teknelere saldıran İsrail ordusu, Gazze'ye 600 deniz mili uzaklıkta ve Yunan kara sularından birkaç mil açıkta 177 aktivisti alıkoyup kötü muamelede bulunmuştu.</p>
<p>İsrail ordusu, Ağustos 2025'te de 44'ten fazla ülkeden 500 aktivisti taşıyan 40'tan fazla tekneyle Gazze'ye yönelen Küresel Sumud Filosu’na benzer bir saldırıda bulunmuştu.</p>
<p>Kaynak: Anadolu Ajansı</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 19 May 2026 10:38:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Eski belediye başkan yardımcısı dahil beş gözaltı]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/eski-belediye-baskan-yardimcisi-dahil-bes-gozalti-40517</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/05/19/eski-belediye-baskan-yardimcisi-dahil-bes-gozalti.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/eski-belediye-baskan-yardimcisi-dahil-bes-gozalti-40517</guid><description><![CDATA[İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'nce Beşiktaş Belediyesi'ne yönelik soruşturma yürütüldüğünü ve bu kapsamda beş kişinin gözaltına alındığını duyurdu.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Beşiktaş Belediyesi'ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında, beş kişinin "rüşvet almak" ve "mal varlığı değerlerini aklama" iddialarıyla gözaltına alındığını açıkladı.</p>
<p>Başsavcılıktan yapılan açıklamada, başsavcılık koordinesinde İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'nce Beşiktaş Belediyesi'ne yönelik soruşturma yürütüldüğü duyuruldu.</p>
<p>Açıklamaya göre soruşturma kapsamında, "rüşvet almak" ve "mal varlığı değerlerini aklama" iddialarıyla, aralarında eski Beşiktaş Belediye Başkan Yardımcısı ile Beşiktaş Belediyesi Meclis üyesinin de bulunduğu beş kişinin gözaltına alındı.</p>
<p>Gözaltına alınan isimler şöyle: Eski Beşiktaş Belediye Başkan Yardımcısı Cevdet Çalı, Beşiktaş Belediyesi Personel Hizmetleri Yöneticisi Bülent Karakaş, Sarbel Organizasyon Büro İşçisi Özlem Demir Karakaş, Eski Beşiktaş Belediyesi CHP Meclis üyesi Oylum Işık, Beşiktaş Belediyesi CHP Meclis üyesi İlker Uluer.</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 19 May 2026 10:36:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Büyükada Rum Yetimhanesi’nin hafızası Adalar Müzesi’nde yeniden açılıyor]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/buyukada-rum-yetimhanesinin-hafizasi-adalar-muzesinde-yeniden-aciliyor-40516</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/05/19/buyukada-rum-yetimhanesinin-hafizasi-adalar-muzesinde-yeniden-aciliyor.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/buyukada-rum-yetimhanesinin-hafizasi-adalar-muzesinde-yeniden-aciliyor-40516</guid><description><![CDATA[Adalar Müzesi, 16. kuruluş yılını Büyükada Rum Yetimhanesi’ne odaklanan kapsamlı bir sergi ve etkinlik programıyla karşılıyor. 22 Mayıs’ta başlayacak program, yapının tarihini, korunma mücadelesini ve geleceğini tartışmaya açmayı hedefliyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Adalar Müzesi, kuruluşunun 16. yılında İstanbul’un en önemli kültürel miras yapılarından biri olan Büyükada Rum Yetimhanesi’ni odağına alan yeni bir sergiye ev sahipliği yapıyor. “Büyükada Rum Yetimhanesi Sergisi ve Etkinlikleri” başlıklı program, 22 Mayıs 2026 itibarıyla ziyaretçilerle buluşacak.</p>
<p>Küratörlüğünü ve tasarımını Deniz Koç Çeliker’in üstlendiği serginin içerikleri Doç. Dr. Yaşar Tolga Cora ve Derya Koç tarafından hazırlandı. En az bir yıl sürmesi planlanan program, yalnızca bir sergi olarak değil; yapının geçmişi, bugünü ve geleceği üzerine ortak düşünme zemini olarak kurgulandı.</p>
<p>Büyükada’daki Hristos Tepesi’nde yer alan Rum Yetimhanesi, yaklaşık 120 yıllık geçmişiyle Adalar’ın en dikkat çekici yapılarından biri olarak öne çıkıyor. Tümüyle kentsel, doğal ve arkeolojik sit alanı olan Adalar’ın çok katmanlı hafızasını taşıyan yapı, bugüne dek pek çok İstanbullunun yakından deneyimleme fırsatı bulamadığı bir miras alanı olma özelliğini koruyor.</p>
<figure class="image float-md-start"><img class="" src="https://static.agos.com.tr/2026/05/4.jpg" alt="" width="576" height="348">
<figcaption><span style="font-size: 10pt;">Büyükada Rum Yetimhanesi sergisi</span></figcaption>
</figure>
<p>Bugün ciddi yapısal risklerle karşı karşıya bulunan Yetimhane, yalnızca mimari değeriyle değil, toplumsal hafızadaki yeriyle de önem taşıyor. Sergi, yapının tarihsel katmanlarını, mimari özelliklerini, farklı kullanım dönemlerini ve yıllardır süren koruma mücadelesini çok yönlü bir içerikle ele alıyor. Arşiv belgeleri, eski fotoğraflar, çizimler ve tanıklıklar aracılığıyla yapının bugüne kadar yeterince görünür olmamış yönleri gün yüzüne çıkarılıyor.</p>
<p>2010 yılında mülkiyetinin Patrikhane’ye iade edilmesiyle yeni bir sürece giren Büyükada Rum Yetimhanesi, 2018’de Europa Nostra ve Avrupa Yatırım Bankası Enstitüsü iş birliğiyle hazırlanan çalışmalar sonucunda Avrupa’nın “En Çok Tehlike Altındaki Yedi Kültürel Miras Alanı” listesine dahil edilmişti.</p>
<h4>Serginin yanı sıra panel ve buluşmalar da var</h4>
<p>Sergiye eşlik edecek panel, söyleşi ve uzman buluşmalarıyla Yetimhane’nin geleceğine ilişkin farklı senaryoların tartışılması hedefleniyor. Program, yapının yalnızca geçmişine değil, nasıl korunacağına ve gelecekte nasıl yaşatılacağına dair ortak bir akıl oluşturmayı amaçlıyor.</p>
<p>Adalar’ın kültürel peyzajının en güçlü simgelerinden biri olarak görülen Büyükada Rum Yetimhanesi için hazırlanan bu program, yapının kritik eşiğine dikkat çekerek kamuoyunu ortak mirasa sahip çıkmaya çağırıyor.</p>]]></content:encoded><pubDate>Mon, 18 May 2026 17:58:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Paşinyan’a 'suikast girişimi' iddiasıyla soruşturma başlatıldı]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/pasinyana-suikast-girisimi-iddiasiyla-sorusturma-baslatildi-40515</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/05/18/pasinyana-suikast-girisimi-iddiasiyla-sorusturma-aslatildi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/pasinyana-suikast-girisimi-iddiasiyla-sorusturma-baslatildi-40515</guid><description><![CDATA[Ermenistan Soruşturma Komitesi, Başbakan Paşinyan'a yönelik suikast planı iddiasıyla ilgili soruşturma başlattı. Pazartesi günü açıklanan soruşturma, maskeli ve silahlı bir grup kişinin Paşinyan'a doğrudan hitap ederek, "Nereye ve ne zaman gittiğinizi biliyoruz. Attığınız her adımın hesabını vereceksiniz" dediği bir videonun internette yayılmasının ardından geldi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Ermenistan'da 7 Haziran'daki seçimler yaklaşır ve adayların halkla buluştuğu kampanyalar yükselirken, bir yandan da gerilim artıyor. Birkaç gün önce yüzleri maskeli silahlı kişilerin Paşinyan'ı öldürmekle tehdit ettiği bir videonun ortaya çıkmasıyla, güvenlik birimleri soruşturma başlattığını açıkladı. </p>
<p>Ermenistan emniyet birimleri, internet üzerinden paylaşılan bir videoda Başbakan Nikol Paşinyan’a yönelik suikast planı iddiaları ve ölüm tehditleri içeren görüntüler üzerine adli soruşturma başlattı. Videoda maskeli bir kişi konuşurken, arkasında duran maskeli dört kişinin de ellerinde AKS-74U tipi uzun namlulu silahlar olduğu görülüyor.</p>
<p>Videoda, tehditlerin yanı sıra maskeli bir adam Paşinyan'ı Dağlık Karabağın kaybedilmesinden sorumlu tutuyor ve Paşinyan'a defalarca 'yalancı' diyor. Karabağ bayrağının önünde çekilen videoda şüpheli kişiler, Paşinyan'ı 'Ermenistan'ı Azerbaycan'a teslim etmek' istediğini iddia ediyor ve Ermenilerin yaklaşan parlamento seçimlerinde Paşinyan'a oy vermemesi gerektiğini söylüyor. </p>
<h4>Siber müdahale </h4>
<p>Soruşturma Komitesi tarafından yapılan basın açıklamasında, şüphelilerin videoyu bir canlı yayın sırasında yayabilmek için bilgisayar ağlarına yasa dışı yollarla sızdığı belirtildi. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:</p>
<p>"Nefret, hoşgörüsüzlük ve toplumsal düzeni hiçe sayan saiklerle hareket eden bu kişiler, canlı yayın sırasında Ermenistan Başbakanı’na yönelik, yürüttüğü siyasi faaliyetler ve görüşleri nedeniyle gerçek bir hayati tehlike oluşturan, cinayet tehdidi içerikli bir video yaymışlardır."</p>
<p>Videodaki maskeli şahıs Paşinyan’a hitaben, "Nereye ne zaman gittiğini biliyoruz... Attığın her adımın hesabını vereeksin" ifadelerini kullanıyor. </p>
<p>Olayla ilgili olarak, cinayete teşebbüs (suikast planı), bilgisayar sistemlerini sabote etme ve yasa dışı silah/mühimmat bulundurma suçlarından soruşturma yürütülüyor.</p>
<h4>Paşinyan: "Maskelerinizi çıkarın"</h4>
<p>7 Haziran seçimleri için yürüttüğü kampanya sırasında videoya yanıt veren Paşinyan, şunları söyledi:</p>
<p>"Maske takmışlar, sanki güçlüymüşler gibi davranıyorlar. Neden maske takıyorlar biliyor musunuz? Çünkü o maskeleri çıkardıklarında, korku içinde askerlerimizi bırakıp kaçanları göreceğiz. Hatta kendi askerlerimize arkadan ateş edenlerin de onlar olduğundan şüpheleniyorum.</p>
<p>Hadi, çıkarın o maskeleri, ortaya çıkın da kim olduğunuzu görelim. Ermenistan’a gelip maskelerin arkasına saklanarak otomatik silahlarla video çekiyorsunuz demek! Hepinizi tek tek bulacağım. Maskelerinizi çıkarın ve gidip teslim olun.</p>
<p>Siz, o mevzilerde evlatlarımızı yapayalnız bırakıp kaçan alçaklarsınız. Ferrari hızıyla kaçtınız; şimdi hangi yüzle konuşuyorsunuz? Çocuklarımızı feda ettiğimizi söyleyenler siz misiniz? Siz asıl mevzilerinden kaçanlarsınız. Her birinizi diz çöktüreceğiz, o çocukları tek başına bırakıp kaçtığınız için hesap vereceksiniz."</p>
<h4>Kim olabilir?</h4>
<p>Bilgili Yurttaş Birliği'nden Daniel Ioannisyan, videonun net bir şekilde Rus "sahte bayrak operasyonu örneği" olduğunu <a href="https://www.facebook.com/watch/?v=1690064225518379" target="_blank" rel="noopener">iddia etti</a>. Olayı, gerilim yaratmak ve iç çatışmaları körüklemek için yapılan diğer operasyonlarla birlikte, Dağlık Karabağ Ermenilerini suçlamak için yapılan 'klasik bir Rus' taktiği olarak nitelendirdi.</p>
<p>Öte yandan, insan hakları aktivisti Nina Karapetyants, tüm bu olayların Ermeni yetkililer tarafından tezgahlanmış olma ihtimalinin göz ardı edilmemesi gerektiğini <a href="https://www.facebook.com/watch/?v=970198195629699" target="_blank" rel="noopener">savundu</a>. Ancak iddialarını destekleyecek herhangi bir kanıt sunmadı.</p>
<p>(Kaynak: Ermenistan Kamu Radyosu, OC-Media)</p>]]></content:encoded><pubDate>Mon, 18 May 2026 17:29:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[İran'dan ABD'ye 14 maddelik yeni teklif]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/iran-dan-abd-ye-14-maddelik-yeni-teklif-40511</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/05/18/iran-dan-abd-ye-14-maddelik-yeni-teklif.webp'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/iran-dan-abd-ye-14-maddelik-yeni-teklif-40511</guid><description><![CDATA[İki ülke arasında süren dolaylı görüşmeler kapsamında İran, ABD’ye 14 maddelik teklif sundu.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>ABD ile İran arasında, Pakistan arabuluculuğunda doğrudan görüşmelerden sonuç çıkmamasının ardından başlayan dolaylı görüşmeler devam ediyor.</p>
<p>İki ülke arasındaki karşılıklı teklifler henüz kabul görmedi. </p>
<p>Dün ABD’nin açıkladığı beş maddelik teklifi kabul etmeyen İran, bugün 14 maddelik yeni bir teklif sundu.</p>
<h4>İran basını duyurdu</h4>
<p>İran’ın yarı resmi Tesnim Haber Ajansına göre Tahran yönetimi, Pakistan arabuluculuğunda Washington’a 14 maddelik yeni bir teklif metni iletti.</p>
<p>İran’ın ilettiği teklifin, “savaşın sonlandırılmasına ilişkin müzakereler ve ABD tarafının güven artırıcı adımları” konusuna odaklandığı kaydedildi.</p>
<p>ABD ise dün, İran’a müzakereler için biri hariç ülkedeki tüm nükleer tesislerdeki faaliyetlerin durdurulmasını da içeren beş maddelik teklif sunmuştu.</p>
<p>ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile yaptığı telefon görüşmesinin ardından diital medya hesabından yaptığı paylaşımda, “İran için saat işliyor ve hızlı hareket etmeleri gerekiyor, hem de çok hızlı, yoksa geriye onlardan hiçbir şey kalmayacak. Zaman daralıyor” ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded><pubDate>Mon, 18 May 2026 16:04:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[23,5 Hafıza Mekânı'ndan özel program]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/23-5-hafiza-mekani-ndan-ozel-program-40512</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/upload/Agos/Images/haf%C4%B1za.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/23-5-hafiza-mekani-ndan-ozel-program-40512</guid><description><![CDATA[Uluslararası Müzeler Konseyi tarafından her yıl 18 Mayıs olarak belirlenen Uluslararası Müzeler Günü, bu yıl 23,5 Hrant Dink Hafıza Mekânı’nda söyleşi, hafıza yürüyüşü, müzik dinletisi ve atölyelerden oluşan bir programla kutlanacak. 20-22 Mayıs tarihleri arasında düzenlenecek etkinliklerde rehberli turdan müzik dinletisine, hafıza yürüyüşünden söyleşi ve atölyelere uzanan kapsamlı bir program yer alacak.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Uluslararası Müzeler Konseyi (ICOM) tarafından her yıl 18 Mayıs olarak belirlenen Uluslararası Müzeler Günü, bu yıl 23,5 Hrant Dink Hafıza Mekânı’nda söyleşi, hafıza yürüyüşü, müzik dinletisi ve atölyelerle kutlanacak.</p>
<p>Program kapsamında 20-22 Mayıs tarihleri arasında rehberli tur, Alen Zinzal ile müzik dinletisi, Pangaltı Hafıza Yürüyüşü, “Postane ve Moda63 Örneğinde Mekânın Yeni Hikâyesi” başlıklı söyleşi ve Hafıza Mekânları Atölyesi yer alacak.</p>
<p>20 Mayıs Çarşamba günü düzenlenecek 23,5 Rehberli Turu, Hrant Dink’in hayatı ve mücadelesine odaklanarak azınlık hakları, insan hakları ve demokratikleşme bağlamında yakın Türkiye tarihine dair bir diyalog ortamı sunacak. Aynı gün akşam saatlerinde müzisyen Alen Zinzal, Atlantis Uygarlığı Odası’ndaki harmonyum eşliğinde Ermeni halk şarkılarından oluşan bir dinleti gerçekleştirecek.</p>
<p><img class="float-md-start" src="https://static.agos.com.tr/2026/05/800-tr.png" alt="" width="482" height="241"></p>
<h4>Mekânların izinde</h4>
<p>21 Mayıs Perşembe günü Karin Şeşetyan eşliğinde yapılacak Pangaltı Hafıza Yürüyüşü’nde, 24 Nisan 1915’te gözaltına alınan Ermeni aydınlarının izleri sürülecek. Aynı gün “Postane ve Moda63 Örneğinde Mekânın Yeni Hikâyesi” başlıklı söyleşide ise mekânların hafızalaştırma süreçleri ve yeniden işlevlendirme deneyimleri ele alınacak. Galata'daki tarihi İngiliz Postanesi binasında hayat bulan Postane ve Nesin Vakfı'nın Moda'da geçmiş dönemlere tanıklık etmiş bir evden dönüştürdüğü hafıza mekânı Moda63, yeniden işlevlendirmeye dair iki farklı deneyimi temsil ediyor. Aylin Tekiner'in moderatörlüğünü üstleneceği bu söyleşide Postane'den Yaşar Adanalı ve Liana Kuyumcuyan, Moda63'ten Sercan Aygül ve Hande Alpaslan; mekânların hafızalaştırma süreçlerini, dönüşüm yolculuklarını ve dinamik birer buluşma noktası olarak topluluk inşa etme pratiklerini ele alacak.</p>
<p>22 Mayıs Cuma günü gerçekleştirilecek Hafıza Mekânları Atölyesi’nde ise dünyanın farklı coğrafyalarındaki zor geçmişlerle yüzleşen hafıza mekânları, müzeler ve anıtlar üzerinden hafızalaştırma pratikleri tartışılacak.</p>
<p>Detaylı bilgi ve kayıt formları için Hrant Dink Vakfı'nın <a href="https://hrantdink.org/tr/" target="_blank" rel="nofollow noopener">internet sitesini</a> ve sosyal medya hesaplarını ziyaret edebilirsiniz.</p>]]></content:encoded><pubDate>Mon, 18 May 2026 15:37:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Patti Smith savaş mağduru çocuklar için söyledi]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/patti-smith-savas-magduru-cocuklar-icin-soyledi-40510</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/05/18/patti-smith-savas-magduru-cocuklar-icin-soyledi.jpeg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/patti-smith-savas-magduru-cocuklar-icin-soyledi-40510</guid><description><![CDATA[ABD'li müzisyen ve şair Patti Smith, dün İstanbul’da verdiği konserde, “Peaceable Kingdom” şarkısını savaş mağduru çocuklar başta olmak üzere dünya çocuklarına ithaf etti.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>ABD'li müzisyen ve şair Patti Smith, 10 yıl sonra yeniden İstanbul’da konser verdi.</p>
<p>İnsan hakları meselelerine şarkılarında yer veren Smith, 17 Mayıs Pazar günü Parkorman İstanbul’da sahne aldı.</p>
<p>Smith, “Peaceable Kingdom” (Huzurlu Bir Krallık) şarkısını, aktif savaş bölgelerinde yaşayan Filistinli, Lübnanlı, İranlı, Sudanlı ve Kongolu çocuklar başta olmak üzere dünya çocuklarına ithaf etti.</p>
<p>Şarkıyı seslendirirken duygulanan Smith, uzun süre alkışlandı.</p>
<p>Smith, “Peaceable Kingdom” şarkısını, 2003 yılında Gazze Şeridi’nde Filistinlilerin evlerinin yıkılmasını engellemeye çalışırken, İsrail’e ait askeri buldozerin altında kalarak hayatını kaybeden 23 yaşındaki ABD’li aktivist Rachel Corrie için yazmıştı.</p>]]></content:encoded><pubDate>Mon, 18 May 2026 14:00:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Babalar ve oğullar]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/yazi/babalar-ve-ogullar-40509</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/yazi/2026/05/18/babalar-ve-ogullar.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/yazi/babalar-ve-ogullar-40509</guid><description><![CDATA[Fotoğrafçı Berge Arabian, Agos'un kültür sanat sayfalarında kaleme aldığı 'lensler konuşabilseydi' başlıklı köşesinde, çektiği fotoğrafların hikâyelerini anlatıyor. Bu hafta çocuğunu sırtında taşıyan baba fotoğrafıyla babasıyla olan ilişkisine bakıyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Sık sık aklıma gelen bir çocukluk anım var; ne zaman hatırlasam, Kamışlı’da yaz akşamları esen o tatlı rüzgârı hisseder, kuzenlerimin gecenin sessizliği içinde yankılanan kahkahalarını işitir gibi olurum. Anjel Kuyrig (abla) ve kocası Artin Ammo’nun (amca) evine misafirliğe gitmiştik. (Anjel Kuyrig, annemin teyzesinin kızıydı, Artin ise babamın teyzesinin oğlu.) Gecenin bitiminde onlardan çıkmışız, kendi evimize dönüyoruz; zaten birkaç sokak ötede oturuyoruz. Anjel ile Artin’in çocukları yani kuzenlerim Aço, Lusin ve Maro da bizimle birlikte yürüyor; yolun yarısına kadar bize eşlik etmek istemişler. Annemi ve babamı çok seviyorlar. Hele babama, bayılıyorlar, çünkü çok eğlenceli biri babam. Hangi hikâyeyi, hangi fıkrayı anlatıyorsa artık, kuzenlerim gülmekten altlarına işeyecekler. “Antranig Ammo, inç komiges ka!” [Antranig Amca, ne komiksin yahu!] diye bağırıyor, onun beline sarılıyorlar. Ben önden gidiyor, arada bir dönüp onlara bakıyorum; hep birlikte yürüyorlar, annem kıkırdıyor.</p>
<p>Bu sahneyi hatırlamak bir yandan tatlı, bir yandan da buruk bir his uyandırır bende. Çocukluğumun tatlı anıları hep böyle; her biri, bir tutam da acı barındırıyor. Küçüklüğümden itibaren gördüğüm ve yaşadığım her şeye biraz hüzün bulaşmış sanki. O geceye dair anım da öyle. Kuzenlerim ve babamın eğlencesini hayranlıkla izliyorum. Hayat güzel olduğu için mutluyum; babam benimle birlikteyken öyle gülmediği, ona kuzenlerim gibi sarılamadığım için mutsuzum. Yanlış anlamayın, kıskanmıyorum; babamla ilişkim öyle olmadığından, biraz imrenerek bakıyorum onlara.</p>
<p>Bazen çocukluk arkadaşlarım Tıro, Nigol, Gigo ve Vaho’yu hatırlarım; dört kardeş... Yaz aylarında, babaları buğday hasadından döndüğünde onun üzerine atlarlardı. Bir keresinde o kadar yorgundu ki, eve varır varmaz ölü gibi yatağa oturuverdi. Arkadaşlarım hemen etrafını sardılar; onu öpüyor, çimdikliyor, ısırıyor, sarıp sarmalıyorlardı. Adamın kolları ve omuzları dişlenmekten kıpkırmızı olmuştu. O da çocuklarını ısırıyor, çimdikliyordu. Birbirlerini ne kadar özlediklerini bu şekilde gösteriyorlardı. Orada öylece dikilmiş, babamla benim neden öyle olmadığımızı düşünüp üzülmüştüm. Benim babam da yazları hasattan dönerdi ama bizim kavuşmalarımız onlarınkine hiç benzemezdi.</p>
<p>Biliyorum ki aramızda karşılıklı ve koşulsuz bir sevgi vardı; beraber geçirdiğimiz yıllar içinde o sevgiyi birbirimize birçok kez gösterdik. Ama işte, sevginin öpmek, sarılmak gibi fiziksel ifadelerini annemle kolaylıkla paylaşırken, babamla ilişkimizin böyle bir yönü hiçbir zaman olmadı. Çocuklukta bu tür ‘yokluk’lar derin bir üzüntü yaratıyor insanda ama yaş ilerledikçe, böyle şeyleri trajedi olarak görmemeye başlıyorsunuz. Ben de, babamla aramızda derin bir sevgi bağı olduğunu gayet iyi bildiğim için, durumu kabullenip mutlu olmayı öğrendim.</p>
<p>Bir şeyi daha öğrendim: Babamla birlikte vakit geçirip, o sevginin kendini göstermesine fırsat vermek. Böyle ilişkilerde bazen, beklenmedik anlarda, kısa süreliğine de olsa bir samimiyet doğuverir. Ben de, Toronto’ya taşınmamızdan sonra, babamın bana duyduğu sevgiyi birkaç kez hissettim. Bir keresinde annemin pasaportunu yeniletmek için, babam ve ben arabayla Ottawa’daki Suriye Konsolosluğu’na gitmiştik. O iki günlük yolculuk, babamla geçirdiğim en güzel zaman dilimiydi sanırım. Ara vermeden konuşmuştuk. Ona bir sürü soru sormuştum, o da hepsine cevap vermiş, bana bir sürü hikâye anlatmıştı – çocukluğu, gençliği, Diyarbakır, Halep, Kamışlı, ailesinin yoksulluğu, araba tamirhanesindeki çıraklığı, sonra kendi tamirhanesini açması...  Annemle kendi seçimiyle evlenmediğini, görücü usulüyle evlenmenin onun için ne kadar üzücü bir şey olduğunu anlatmıştı. Babam açılmıştı bana; çocukluğum boyunca yokluğunu çektiğim samimiyeti nihayet o zaman hissetmiştim. Toronto’ya döndüğümüzde birbirini çok seven iki arkadaş olmuştuk artık, ama bu durum ikimiz arasında kaldı. Yıllar boyu, kardeşlerimle bile paylaşmadığım bir ‘sır’...</p>
<p>Babam böyle biriydi işte. Bana duyduğu sevgiyi ancak bu şekilde gösterebilmişti.</p>
<p style="text-align: right;"><em>İngilizceden çeviren: Altuğ Yılmaz</em></p>]]></content:encoded><pubDate>Mon, 18 May 2026 13:57:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[“Öcalan'a basın ve STK'larla temas hakkı tanınabilir”]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/ocalan-a-basin-ve-stk-larla-temas-hakki-taninabilir-40507</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/upload/Agos/Images/bahcelidevlet.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/ocalan-a-basin-ve-stk-larla-temas-hakki-taninabilir-40507</guid><description><![CDATA[MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Abdullah Öcalan için 'Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü' statüsü önerisini yineleyerek, “Kamuoyuna doğrudan açıklama olmasa da basın yayın kuruluşları, akademik, STK ve benzeri yapılarla temas hakkı tanınabileceğini” belirtti.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, gündeme dair açıklamalarda bulundu. Türkgün gazetesine konuşan Bahçeli, iki hafta önce partisinin grup toplantısında PKK lideri Abdullah Öcalan’ın statüsüne ilişkin dile getirdiği “Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü” önerisini yineledi.</p>
<p>Öcalan’ın örgüt üzerindeki etkisini sürdürebileceği bir mekanizma kurulması gerektiğini vurgulayan Bahçeli’nin değerlendirmeleri şöyle: “Bu durumda PKK’nın kurucu önderlik (örgüt açısından) statüsü de sona erdiğinden, Abdullah Öcalan’ın sürecin yönetimine katkı vermeye devam etmesini mümkün kılacak bir mekanizma oluşturulması gereği ortaya çıkmaktadır. Adı geçenin mahkumiyet hali saklı kalmak üzere bir sosyal statüyle teçhiz edilmesi, münfesih PKK ve bileşenlerinin örgütsel faaliyetlerinin yahut silah bırakmalarının daha sağlıklı şekilde yürütülmesini mümkün kılacaktır. Bize göre ‘Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü’ bu doğrultuda uygun bir statü tarifi olabilecektir.” </p>
<p>Önerisinin detaylarına ilişkin de konuşan Bahçeli, önerdiği bu statünün “yürüyen barış sürecini örgütsel yönüyle sekteye uğratılmasını önlemek” amacı taşıdığını söyledi.</p>
<p>Bahçeli, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: “Koordinatör PKK’nın kurucu önderi Abdullah Öcalan olacaktır. Bu statü, örgütün feshiyle örgütün bütün türevleri ve unsurlarıyla katî suretle tasfiye edilmesine matuf bir tanımlamadır. Koordinatörlük, PKK terör örgütünün bütün uzantıları, örgüt yöneticileri ve militanlarının mutlak bir şekilde silah bırakmasını ve tasfiyesini koordine etmek, yürüyen barış sürecini örgütsel yönüyle sekteye uğratılmasını önlemek, silah yerine siyaset tercihine uygun meşru yönlendirmeler yapmak amacına matuf olarak tasavvur edilmiştir. Bu doğrultuda Öcalan’ın koordinatör statüsü, örgütün tasfiye süreci ile sınırlı kalacaktır. Dolayısıyla bu koordinatörlük, Kürtlerin lider ve temsilcisi, etnik ve kategorik hakların savunuculuğu gibi hususları kapsamamaktadır. Bu noktada fiili sosyal statü, örgüt mensupları ve siyasi uzantıları nezdinde Öcalan’ın var olan karşılığını kapsayıcı hâle getirme işlevini görecektir.”</p>
<h4>“Basın, akademik, STK yapılarıyla temas hakkı tanınabilir”</h4>
<p>Bahçeli ayrıca Öcalan’a bu statü ile birlikte, “kamuoyuna doğrudan açıklama olmasa da basın yayın kuruluşları, akademik, STK ve benzeri yapılarla temas hakkı tanınabileceğini” belirtti ve bunun da süreçte hedef ve kararlılığının geniş kitlelerde karşılık bulmasına katkı sağlayacağını dile getirdi.</p>
<p>Bahçeli, şöyle devam etti: “Bahsi geçen statü içerisinde siyasallaşma kavramıyla ifade edilen gerçekliğin, Öcalan’ın ya da herhangi bir örgüt mensubunun siyasal figürleşmesi değil siyasal karşılıklarının Türkiyelileşmesidir. Sinn Fein örneğinde olduğu gibi DEM Parti ya da daha sonra ortaya çıkabilecek diğer alternatifler ülke bazlı politika üretecek biçimde ulusallaşmalıdır.</p>
<p>Abdullah Öcalan, ‘Barış ve Siyasallaşma Koordinatörü’ sıfatıyla kendisine sağlanacak iletişim ve lojistik imkanlarla fesih ve silah bırakma sürecindeki örgüte bağlı gecikme, karşı duruş ve diğer aksaklıkları gidermede etkili olabilecektir. Dolayısıyla iletişimin dolaylı sağlanmasının yarattığı handikap önlenecek, barış ve kardeşlik süreci ile siyaset daha sağlıklı bir zeminde yürüyecektir. Devletin belirleyeceği yetkili kişiler ve lojistik destek, bulunduğu cezaevinde temin edilecektir. PKK’nın fesih, mensuplarının silah bırakma, PKK’nın diğer ülke bileşenlerinin örgütsel faaliyetlerini sonlandırma ve silah bırakma, terörsüz Türkiye sürecini baltalamaya dönük örgütsel girişimlere karşı süreci tek merkezden yönlendirmek temel görevi olacaktır.</p>
<h4>Sağlıklı iletişim kurma imkânı sağlanacak</h4>
<p>Kendisine örgüt mensupları yahut bileşenleriyle sağlıklı iletişim kurma imkânı sağlanacaktır. Bu imkanların barış, kardeşlik, siyaset ve terörsüz Türkiye istikametinde kullanıldığı teyit edilecektir. Kamuoyuna doğrudan açıklama olmasa da basın yayın kuruluşları, akademik, STK ve benzeri yapılarla temas hakkı tanınabilecek. Bu şekilde barış ve terörsüz Türkiye hedef ve kararlılığının geniş kitlelerde karşılık bulmasına katkı sağlanacaktır. Yürüttüğü faaliyetleri raporlaması devlet organları tarafından yerine getirilecektir.</p>]]></content:encoded><pubDate>Mon, 18 May 2026 12:29:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[İran’da sivillerin ölümünü “son derece zalimce ve trajik”]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/iranda-sivillerin-olumunu-son-derece-zalimce-ve-trajik-40506</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/05/18/iranda-sivillerin-olumunu-son-derece-zalimce-ve-trajik.webp'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/iranda-sivillerin-olumunu-son-derece-zalimce-ve-trajik-40506</guid><description><![CDATA[İran sinemasının önde gelen yönetmenlerinden Oscarlı Asgar Farhadi, Cannes'daki basın toplantısında İran'da  her sabah yeni masumların sebepsiz yere öldürüldüğü haberleriyle uyanmanın “son derece zalimce ve trajik” olduğunu söyledi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>79. Cannes Film Festivali devam ediyor. "Parallel Tales" filmiyle festivalin konuklarından biri olan Oscar ödüllü İranlı yönetmen Asghar Farhadi, Cannes Film Festivali’nde düzenlenen basın toplantısında İran’daki sivillerin ölümünü “son derece acımasız ve trajik” sözleriyle değerlendirdi. Farhadi, “Her cinayet bir suçtur” dedi.</p>
<p>Farhadi’nin Paris’te geçen yeni filmi,  Parallel Tales, perşembe gecesi prömiyer yaptı. Yönetmene Fransa’da sansürden uzak çalışma deneyimi, İran-ABD-İsrail eksenindeki savaş ve ülkesindeki eylemcilere yönelik baskılar hakkında sorular yöneltildi.</p>
<p>2023’ten bu yana İran dışında yaşayan Farhadi, geçen hafta Tahran’da bulunduğunu ve hâlâ “iki trajik olayın” etkisini taşıdığını söyledi. “Bunlardan biri savaşta hayatını kaybeden masum insanlar, çocuklar ve sivillerdi” diyen Farhadi şöyle devam etti: “Bundan önce de protesto için sokağa çıkan ve aynı derecede masum olan göstericilerin ölümü yaşandı. Bu iki olay son derece acı verici ve asla unutulmayacak.”</p>
<h4>"Masumların ölümü zalimce ve trajedik"</h4>
<p>Farhadi, hem devlet şiddetini hem de savaşta yaşanan sivil ölümleri aynı anda kınamanın mümkün olduğunu söyledi. Yönetmen, aynı şekilde gösteriler sırasında vurulan insanlara empati duymanın, bombardımanlarda ölenlere empati duymaya engel olmadığını söyledi.</p>
<p>“Her cinayet bir suçtur” diyen Farhadi, “Hiçbir koşulda başka bir insanın hayatını kaybetmesini kabul edemem. Bu savaşta da olsa, idamlarda da olsa, göstericilerin katledilmesinde de olsa böyledir” ifadelerini kullandı. Farhadi, dünyada bunca ilerleme kaydedildiği varsayılırken insanların her sabah yeni masumların sebepsiz yere öldürüldüğü haberleriyle uyanmasının “son derece zalimce ve trajik” olduğunu söyledi.</p>
<h4>Farhadi bir süredir ülkesinden uzakta</h4>
<p>Asgar Farhadi İran sinemasının önde gelen yönetmenlerinden biri. ‘Bir Ayrılık’, ‘Satıcı’, ‘Elly Hakkında Her Şey’ gibi sinema tarihine geçmiş filmlerle İran kültürünü ve toplumunu anlatan hikâyeler sundu sinema izleyicilerine. Bununla da kalmadı, memleketi İran’ın yanı sıra Fransa ve İspanya’da ortak yapımlar yöneterek sinema kariyerini inşa etti. </p>
<p>2011’de “A Seperation (Bir Ayrılık)” ve 2016’da “The Salesman (Satıcı)” filmleriyle Oscar kazananFarhadi, örtünme kurallarına uymadığı gerekçesiyle ahlak polisi tarafından gözaltına alınan ve gözaltında hayatını kaybeden 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin öldürülmesinin ardından İran’da başlayan protestolar öncesinde ülkesinden ayrılmıştı.</p>

<p>Kaynak: The Guardian</p>]]></content:encoded><pubDate>Mon, 18 May 2026 12:12:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Gazeteci adayları Hrant Dink’in ofisinde]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/gazeteci-adaylari-hrant-dinkin-ofisinde-40498</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/05/18/gazeteci-adaylari-hrant-dinkin-ofisinde.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/gazeteci-adaylari-hrant-dinkin-ofisinde-40498</guid><description><![CDATA[Şişli’deki tarihi Sebat Apartmanı’nda yer alan 23,5 Hrant Dink Hafıza Mekânı, 14 Mayıs’ta IPS İletişim Vakfı/Atöye Bia’nın Temel Gazetecilik Atölyesi kapsamında, 13 gazeteci adayını ağırladı. Katılımcılar, Agos’un tarihini, Dink'in mücadelesini ve Türkiye'nin yakın geçmişini hafıza, insan hakları ve azınlık hakları bağlamında inceleme fırsatı buldu.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>IPS İletişim Vakfı/Atölye Bia’nın gerçekleştirdiği Temel Gazetecilik Atölyesi kapsamında gazeteci adayları 14 Mayıs’ta, 19 Ocak 2007’de katledilen meslektaşları Hrant Dink’in eski Agos ofisini ziyaret etti.</p>
<p>Şişli’deki Sebat Apartmanı’nda, ziyaretçilerine kapılarını 2019 yılında açan 23,5 Hrant Dink Hafıza Mekânı bu kez gazeteci adaylarını ağırladı. IPS İletişim Vakfı/Atölye Bia’nın 12-15 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirdiği Temel Gazetecilik Atölyesi kapsamında, 14 Mayıs’ta Hafıza Mekânı’nda gerçekleştirilen tura gazetecilik, medya ve iletişim alanında çalışmalar yürüten ve farklı şehirlerden gelen öğrenciler olmak üzere 13 kişi katıldı.</p>
<p><img class="float-md-start" src="https://static.agos.com.tr/2026/05/1000048894.jpg" alt="" width="528" height="352">Katılımcılar, Agos Gazetesi’nin hikayesini, Hrant Dink'in hayatını, mücadelesini, cinayete giden süreci, cinayet sonrasında yaşananları ve aynı zamanda azınlık hakları, insan hakları ve demokratikleşme bağlamında yakın Türkiye tarihini de dinleme, inceleme fırsatı buldu.</p>
<h4>“19 Ocak’ta binlerce kişi Agos önünde toplandı”</h4>
<p>Ziyaretçi Programları Koordinatörü Aslı Yolcu rehberliğinde başlayan turda, katılımcılara ilk olarak Şişli’de bulunan Sebat Apartmanı’nın 1920’lerin ortasında Mimar Rafael Alguadiş tarafından tasarlanıp inşa edildiği bilgisi verildi. Sebat Apartmanı’nın herkesin hafızasında ve vicdanında yer etmesinin 2007 senesine dayandığını belirten Aslı Yolcu, “Hrant Dink, 19 Ocak'ta bu binanın önünde öldürüldüğünde hiç beklenmeyen bir şey oldu. Ne Hrant Dink'in ailesi, ne arkadaşları, ne de Agos çalışanları, herhangi bir çağrı yapmadılar. Ama binlerce insan o gün Sebat Apartmanı önüne gelmeye başladı. Aynı günün gecesine vardığımızda ise dört binin üzerinde insanın binanın önünde beklediğine tanık olduk. Akabinde de çok yüksek katılımlı bir cenaze töreniyle birlikte insanların bir araya geldiği, Hrant Dink’i sahiplendikleri, dayanıştıkları çok büyük bir mücadele örneğiyle karşılaştık” diyerek cinayet günü ve yaşananları anlattı.</p>
<h4>‘Peki Sebat’a ne olacak?’</h4>
<figure class="image float-md-end"><img class="" src="https://static.agos.com.tr/2026/05/1000048892.jpg" alt="" width="527" height="351">
<figcaption>Aslı Yolcu</figcaption>
</figure>
<p>Yolcu, Hrant Dink’i anmak ve adalet talebini dile getirmek için 2007’den beri her 19 Ocak’ta binlerin önünde buluştuğu Sebat Apartmanı’nın, gazete ve vakıf serüveni, taşıdığı anlam, bellek ve hakikat düşünülerek hafıza mekânına dönüştürülme kararının alınmasını ve 2015’te başlanıp 2019’da tamamlanan dört yıllık hazırlık sürecini şöyle anlattı: “Agos gazetesi 1999 senesinde bu apartmana taşınıyor. 2007'ye kadar da Hrant Dink burada aktif olarak genel yayın yönetmenliği görevini üstlenmeye devam ediyor. 2007 senesinde Hrant Dink öldürüldükten çok kısa bir süre sonra, Hrant Dink Vakfı kuruluyor ve onlar da bu ofiste çalışmaya başlıyorlar. Burası bir apartman dairesi, çok büyük bir yer değil. Sığamamaya başlanılınca, yeni bir yere taşınma kararı çıkıyor.</p>
<p>Birçok insan dönüp diyor ki ‘Peki Sebat'a ne olacak?’ Bugün de insanların, biz de dahil, buradan çıkıp gitmesi birçok şeyi geride bırakmak, bir mücadele alanını bırakmak demek. Agos'un, Hrant Dink'in mücadelesini geride bırakmak demek. Doğal olarak da akıllarda, ‘Bir vicdan mekânı yapabilir miyiz?, ‘Bir hafıza, yüzleşme mekanı kurabilir miyiz?’ gibi fikirler oluşuyor ve dört yıllık çalışma başlıyor.”</p>
<h4>Zaman tüneli: 1996-2007</h4>
<p>Videolar, fotoğraflar, pasaport ve kimlik gibi belgelerle Hrant Dink’in hayatından kesitlere göz atarak ilerleyen gazeteci adayları, farklı atölye ve etkinliklerin düzenlenebildiği Çok Amaçlı Etkinlik Alanı’nda, Agos’un 1996-2007 yılları arasındaki arşivlerini dijital ortamda inceledi.</p>
<p>Yolcu, bir zaman tüneli olarak tasvir ettiği Agos gazetesinin 1997-2007 yılları arasında yayınlanan haber ve manşetleriyle donatılan koridorda gazeteci adayları, Agos’un kuruluşundan Hrant Dink cinayetine kadar uzanan bu zaman diliminde azınlıklar ve ezilenler açısından yaşanan önemli gelişmeleri ve Türkiye yakın tarihinden olayları okuyarak ilerledi.</p>
<h4>‘Tırrrt’ sesi</h4>
<p><img class="float-md-start" src="https://static.agos.com.tr/2026/05/1000048903.jpg" alt="" width="579" height="409">Zaman tünelinden geçen katılımcılar, “Tırttava” odasına girdiklerinde ise Hrant Dink’in askerlik sırasında yaşadığı gerçek bir hikâye ile karşılaştı: “Hrant Dink, 1986’da Denizli’de askerlik yaparken kendisi dışında herkesin rütbe alması ve ağır işlerin ona verilmesi gibi ayrımcı uygulamalarla karşılaşınca, kışladaki teneke bir barakaya girip ağlar. Ağlama sesi duyulmasın diye de elini tenekenin oluklu yüzeyine sürterek ‘tırrrt’ sesi çıkarır. Bu odaya da Tırttava ismi verilir.”</p>
<p> İnsanların gelip ister yazı yazarak ister görüntü kaydı alarak kendi deneyimlerini, bastırılmış hikâyelerini paylaşabilecekleri bir alan olarak düşünülen bu oda, genç gazeteci adayı Deniz Ergün’ün de etkilendiği yerlerden biri oluyor. Ergün, “Odaya, Hrant Dink’in uğradığı ayrımcılıktan yola çıkılarak bir isim konulması ve odanın o hissin etrafında kurulması, aynı zamanda ayrımcılığa uğrayan diğer insanların da paylaşımda bulunması için çok güzel düşünülmüş bir yer. Beni bayağı etkiledi, duygulandım” sözleriyle anlatıyor.</p>
<h4>Tuvalet Korosu</h4>
<p>Tırttava odasının hemen karşısında yer alan “Tuvalet Korosu” yerleştirmesinin ise daha öncesinde Agos’un tuvaleti olduğunu söyleyen Yolcu, bu yerleştirmenin 1980 darbesinin ardından gözaltına alınan Hrant Dink’in ve birçok insanın, tuvaletten bozma hücrelerde yaşadıkları psikolojik ve fiziki işkenceyi ve dönemin anti demokratik uygulamalarını temsil ettiğini ifade ediyor.</p>
<p><img class="float-md-end" src="https://static.agos.com.tr/2026/05/1000048889.jpg" alt="" width="574" height="383">Agos<strong> </strong>Odası’na geçerek gazetenin basılı arşivini inceleyen katılımcıların ilgisini çeken yerlerden biri de duvarları dolduran çizimler ve Ermenileri kayıp aileleri, akrabalarıyla buluşturan Agos’un “Akrabamı Arıyorum” köşesi oldu. Katılımcılar, “Atlantis Uygarlığı” adı verilen bölüme geçtiklerinde, Hrant Dink’in çocukluğunun geçtiği ve eşi Rakel Dink ile tanıştığı Kamp Armen olarak bilinen yetimhanenin hikâyesini dinledi, duvarlara asılı küçük fotoğraf çerçeveleri içindeki dijital ekranlardaki fotoğrafları incelediler.</p>
<p>“Güvercin Tedirginliği” bölümü ise adını, Dink’in 19 Ocak 2007’de Agos’ta yayınlanan “Ruh Hâlimin Güvercin Tedirginliği” başlıklı yazısından alıyor. Bu esnada Dink’in yazısındaki, “Evet kendimi bir güvercinin ruh tedirginliği içinde görebilirim ama biliyorum ki bu ülkede insanlar güvercinlere dokunmaz. Güvercinler kentin ta içlerinde, insan kalabalıklarında dahi yaşamlarını sürdürürler. Evet biraz ürkekçe ama bir o kadar da özgürce” sözlerini anımsıyoruz.</p>
<p>Odada, yazısı yayınlandıktan dakikalar sonra gazetenin önünde katledilen Hrant Dink’in anlatımı ile videolar, yazılar, belgeler, gazete haberleri ve görseller eşliğinde, 2004 yılından itibaren Dink’in maruz kaldığı hedef gösterilme ve dava süreci, Dink ve Agos’a karşı yapılan protestolar incelendi.</p>
<h4>“Öldürülen gazetecilerin cümlelerini devam ettireceğiz”</h4>
<p>Katılımcıların son durağı ise Hrant Dink’in çalışma odası oldu. Dink öldürüldüğünden beri olduğu gibi korunan bu oda, gazeteci adaylarının en çok zaman geçirdiği bölüm oldu. Öldürülen bir meslektaşının ofisinde olmanın burukluk yarattığını söyleyen Nazlıcan Karaman, kendileri için yol gösterici nitelikte olan haberler ve yazıların hepsinin bu odada düşünüldüğünü, belki bir kısmının burada yazıldığını, tartışıldığını ifade etti.</p>
<p>Katılımcıların ilgiyle gezdiği tur, Karaman’ın sözleri ile sona erdi: “Şunu her zaman bilmekte fayda var; bir gazeteciyi öldürmek, bin gazeteciyi doğurmaya neden oluyor. Hepimiz hangi sebepten olursa olsun öldürülen tüm gazetecilerin haklarını aramaya ve onların virgül koymak zorunda kaldıkları yerlerden cümlelerini devam ettirmeye gayret edeceğiz” diyor.</p>]]></content:encoded><pubDate>Mon, 18 May 2026 10:33:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[İsrail bir kere daha Küresel Sumud Filosu'na saldırdı]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/israil-bir-kere-daha-kuresel-sumud-filosu-na-saldirdi-40496</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/05/18/kuresel-sumud-filosu-etrafinda-hareketlilik.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/israil-bir-kere-daha-kuresel-sumud-filosu-na-saldirdi-40496</guid><description><![CDATA[İsrail ordusu, Gazze'ye yönelik ablukayı kırmayı ve insani yardım ulaştırmayı amaçlayan Küresel Sumud Filosu'nu ele geçirmek için Akdeniz’deki uluslararası sularda saldırı başlattı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Gazze'deki ablukayı kırmayı ve insani yardım ulaştırmayı amaçlayan Küresel Sumud Filosu, İsrail ordusunun engellemesi sonrası yeniden yola çıkmıştı.</p>
<p>Küresel Sumud Filosu Kriz Masası, Kıbrıs Adası açıklarındaki filoda bulunan teknelerden iki savaş gemisinin görüldüğünü açıklarken, bazı teknelere yanaşarak taciz eden İsrail ordusu hücumbotlarının fark edildiği videolar paylaştı.</p>
<p>İsrail basınında da "müdahalenin başladığı" haberleri yer alırken, teknelerdeki bazı aktivistlerin canlı yayınlarda, İsrail askerlerinin kendilerine yaklaşması nedeniyle telefonlarını denize atıp ellerini havaya kaldırdığı görüldü.</p>
<p>Kriz Masası yetkilileri ayrıca, İsrail askerlerinin bazı teknelere çıktığını ve Gazze'ye 250 deniz mili mesafede filodaki 23 tekneyle irtibatın koptuğunu bildirdi.</p>
<p>Yetkililer, hukuk dışı müdahalede bulunulan tekneler arasında "Kaktüs", "Zio Faster", "Holy Blue", "Munki" ve "Sadabad"ın yer aldığını kaydetti.</p>
<h4>Filo yola devam ediyor</h4>
<p>Küresel Sumud Filosu Yönetim Kurulu Üyesi Ayçin Kantoğlu yaptığı görüntülü açıklamada, "Aktivistler şiddetsiz ve sivil bir eylem gerçekleştiriyorlar. Soykırıma uğrayan bir halkın ihtiyaçlarını ortaya koyarak oraya bir insani yardım koridoru açmaya çalışıyorlar. Gözaltına alınmalarını gerektirecek hiçbir suça müdahil değiller" dedi.</p>
<h4>Dışişleri'nden kınama</h4>
<p>Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, "Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla oluşturulan Küresel Sumud Filosu’na İsrail güçleri tarafından uluslararası sularda gerçekleştirilen ve yeni bir korsanlık eylemi teşkil eden müdahaleyi kınıyoruz. Söz konusu filoda yaklaşık 40 ülkenin vatandaşı bulunmaktadır. İsrail’in saldırıları ve sindirme politikaları, uluslararası toplumun adalet arayışını ve Filistin halkıyla dayanışmasını hiçbir şekilde engelleyemeyecektir" ifadeleri kullanıldı.</p>
<p>Açıklamada, filoda bulunan Türk vatandaşlarının güvenli şekilde Türkiye'ye dönmeleri konusunda gerekli girişimlerde bulunulduğu ve diğer ülkelerle işbirliği halinde sürecin yakından takip edildiği belirtilerek, İsrail'in hukuk tanımaz eylemlerine karşı uluslararası toplum, gecikmeksizin ortak ve kararlı tutum almaya davet edildi.</p>
<h4>Küresel Sumud Filosu aktivistlerinden kararlılık mesajı</h4>
<p>Küresel Sumud Filosu ile İtalya'dan denize açılan aktivist Jubair Khan, "Sakiniz, durumumuz gayet iyi ancak yoldaşlarımızın durdurulduğuna dair haberler alıyoruz ve şu anda sadece hazırlıklarımızı yapıyoruz. Ya Gazze'den ya da hapishaneden görüşürüz" ifadesini kullandı.</p>
<p>İrlandalı aktivist Mikey Cullen ise "Sıradan insanların onları hesap vermeye zorlaması, sıradan insanların örgütlenip 'Yeter artık' demesi. İşte bu yüzden İsrail bizden korkuyor." açıklamasında bulundu.</p>
<h4>Küresel Sumud Filosu'nda hukuka aykırı şekilde 100 kişi alıkonuldu</h4>
<p>İsrail basınındaki haberlerde filoya katılanlardan 100 kişinin hukuk dışı olarak alıkonulduğu aktarılarak, aktivistlerin önce hapishaneye dönüştürülen bir gemiye bindirileceği ve oradan da İsrail'in güneyindeki Aşdod (Usdud) Limanı'na nakledilecekleri belirtildi.</p>
<p>Küresel Sumud Filosu Kriz Masası yetkililerinin verdiği bilgiye göre, İsrail ordusunun uluslararası sularda hukuka aykırı alıkoyduğu Türk vatandaşları arasında Arif Yılmaz, Erol Büyük, Hüseyin Kılıç, Mehmet Harput, Mehmet Sait İspir, Orhan Kara, Rahim Mercan, Abdulmecid Bağcivan, Muhammed Huzeyfe Küçükaytef, Sinan Akılotu, Bilali Yıldırım, Fatma Zengin, Sibel Dugan, Enver Öztürk, Hakan Kaya, Hüseyin Yılmaz, Ümmügülsüm Durmuş, Bilal Kıtay, Mirac Üstün, Selçuk Arkın, Emrullah Demir, Muhammed Ensar Aslan, Mustafa Güzyaka, Mustafa Şimşek, Tunç Yılmaz, Validin Asaf, Yasin Yalçın, Zeynel Abidin Özkan bulunuyor.</p>
<h4>İsrail daha önce de saldırmıştı</h4>
<p>İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik ablukasını kırmayı ve yaşamsal insani yardım ulaştırmayı amaçlayan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu, İsrail ordusunun 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında müdahalesine maruz kalmıştı.</p>
<p>Uluslararası sularda hukuk dışı müdahalede bulunarak aktivistleri taşıyan teknelere saldıran İsrail ordusu, Gazze'ye 600 deniz mili uzaklıkta ve Yunan kara sularından birkaç mil açıkta 177 aktivisti alıkoyup kötü muamelede bulunmuştu.</p>
<p>İsrail ordusu, Ağustos 2025'te de 44'ten fazla ülkeden 500 aktivisti taşıyan 40'tan fazla tekneyle Gazze'ye yönelen Küresel Sumud Filosu’na benzer bir saldırıda bulunmuştu.</p>
<p>Kaynak: Anadolu Ajansı</p>]]></content:encoded><pubDate>Mon, 18 May 2026 10:17:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[İBB'ye yeni operasyon: 57 kişi gözaltında]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/ibb-ye-yeni-operasyon-57-kisi-gozaltinda-40495</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/upload/Agos/Images/IBB.jpeg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/ibb-ye-yeni-operasyon-57-kisi-gozaltinda-40495</guid><description><![CDATA[İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında bir operasyon daha düzenlendi. İBB iştiraki Boğaziçi A.Ş.’ye yönelik “ihaleye fesat karıştırma” suçlamasıyla düzenlenen operasyonda 57 kişi gözaltına alındı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından İBB’ye bağlı Boğaziçi Yönetim A.Ş.’ye yönelik soruşturmada bir operasyon başlatıldı.</p>
<p>Soruşturma kapsamında İstanbul merkezli olarak Adana, Bursa, Diyarbakır, Konya ve Yalova illerini de kapsayan toplam altı ilde düzenlenen eş zamanlı operasyonda 57 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlara “ihaleye fesat karıştırma” suçlaması yöneltildi.</p>
<p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan söz konusu operasyona ilişkin olarak yapılan açıklamada da şu bilgiler paylaşıldı:</p>
<p>“İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımızın 2024/247765 sayılı soruşturma dosyası kapsamında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığının iştirak firmalarından Boğaziçi Tesis Yönetim Hizmetleri Anonim Şirketi unvanlı firmanın ihalelerinin şüpheli şahıslarca organize edilerek ihalelerde mevzuata aykırılıklar yapıldığı, örgütsel faaliyet kapsamında İhaleye Fesat Karıştırma suçunun işlendiği değerlendirilerek soruşturma savcısının talimatları doğrultusunda; 58 şüpheli şahsın yakalanarak gözaltına alınması için 18.05.2026 tarihinde (İstanbul merkezli, Adana, Bursa, Diyarbakır, Konya ve Yalova illerinde) 6 ilde eş zamanlı operasyon yapılmış; operasyon kapsamında 57 şahıs yakalanarak gözaltına alınmış, firari 1 şahsı yakalamaya yönelik çalışmalar devam etmektedir.”</p>]]></content:encoded><pubDate>Mon, 18 May 2026 09:46:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Bilirkişi raporu “Hrant Dink hakaret etmedi”, Orhan Pamuk'a 301'den dava]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/bilirkisi-raporu-hrant-dink-hakaret-etmedi-orhan-pamuk-a-301-den-dava-40494</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/05/18/bilirkisi-raporu-hrant-dink-hakaret-etmedi-orhan-pamuk-a-301-den-dava.png'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/bilirkisi-raporu-hrant-dink-hakaret-etmedi-orhan-pamuk-a-301-den-dava-40494</guid><description><![CDATA[Hrant Dink cinayetinin 20. yılı yaklaşırken Hrant'ın Arkadaşları'nın başlattığı "Neden Hedef Seçildim" dijital hafıza çalışmasında bu hafta, Hrant Dink'e açılan "Türklüğe Hakaret" davasında bilirkişi raporu ve Orhan Pamuk'a sözleri nedeniyle açılan 301 davası yer aldı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Hrant Dink cinayetinin 20. yılı yaklaşırken, Hrant'ın Arkadaşları'nın başlattığı dijital hafıza çalışması "Neden Hedef Seçildim", bu hafta da Neden Hedef Seçildim <a href="https://x.com/hedefsecildim" target="_blank" rel="noopener">X</a>, <a href="https://www.instagram.com/nedenhedefsecildim/" target="_blank" rel="noopener">Instagram</a> ve <a href="https://www.facebook.com/profile.php?id=61588194547423" target="_blank" rel="noopener">Facebook </a> hesaplarından devam etti. Hrant'ın Arkadaşları, Neden Hedef Seçildim çalışması ile cinayete giden yoldaki aşamaları bir bir gözler önüne seriyor. Bu hafta Hrant Dink'e açılan "Türklüğe Hakaret" davasında bilirkişi raporu ve Orhan Pamuk'a aynı maddeden açılan davanın detayları yer aldı. </p>
<p><strong><span style="color: rgb(186, 55, 42);">Tarih: 27 Mayıs 2005 Pazar</span></strong></p>
<p><strong>Bilirkişi raporu: “Hrant Dink hakaret etmedi”</strong><br><br>Hrant Dink ve Agos aleyhine açılan “Türklüğe Hakaret” davasının üçüncü celsesi görülür. Duruşma öncesinde mahkemeye ulaşan bilirkişi raporuna göre Hrant Dink masumdur. <br><br>“Sanığın ifadelerinin … Türklüğü tahkir ve tezyif olarak nitelendirilmesi mümkün değildir.”<br><br>Mahkeme, şikâyetçilere raporu incelemeleri için ek süre verir.<br><br><strong>Bilirkişi raporundan alıntı</strong><br><br>“Sanığın bütün yazıları birlikte incelendiğinde yazıya konu olan Türk ifadesi ile anlatılmak istenenin 1915 olayları sebebiyle Ermeni kimliğinde yer alan anlayış ve bakış açısı olduğudur. (...) Zehirli kan olarak ifade edilen husus, Türklük ya da Türkler değil Ermeni kimliğinde yer alan sanığın ifadesi ile hatalı anlayıştır. Tüm bu ifadeler bir arada değerlendirildiğinde, sanığın ifadelerinin 159. Maddede düzenlenen anlamda Türklüğü tahkir ve tezyif olarak nitelendirilmesi mümkün değildir.”<br><br>Bilirkişi raporunun tamamı için <a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/dink-davasinda-bilirkisi-raporu-40474" target="_blank" rel="nofollow noopener">TIKLAYIN</a></p>
<p><strong>O esnada:</strong><br><strong>27 Mayıs 2005</strong><br><br>Boğaziçi Üniversitesi’nde yapılması planlanan “İmparatorluğun Çöküş Döneminde Osmanlı Ermenileri” konferansının siyasi baskılarla ertelenmesi ile ilgili AB’den açıklamalar gelir:<br><br>AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn'in sözcüsü Krisztina Nagy, şunları söyler: "Bu tür müdahaleler, Türkiye'nin AB sürecine olumlu katkı yapmıyor. Türkiye her konuyu komplekslerden arınmış ve sakin bir yaklaşımla tartışabilmeli." <br><br>AB Karma Parlamento Komisyonu Eşbaşkanı Joost Lagendijk, gerçekleşmesi halinde konferansın, "Türkiye'de düşünce ve bilim özgürlüğünün yerleşmeye başladığına önemli bir örnek" olarak algılanacağını söyler. Ertelemeyi eleştiren Lagendijk, "Bu gelişme kuşkusuz Türkiye'de sözün, düşüncenin, bilimin hâlâ özgür olmadığını, Türkiye'nin tabular ülkesi olduğu şeklinde yorumlanacak" diye konuşur ve Türkiye'nin AB üyeliği için mücadele veren çevrelerin işini zorlaştıracağını belirtir.</p>
<p><strong><span style="color: rgb(186, 55, 42);">Tarih: 30 Haziran 2005 Perşembe</span></strong></p>
<p><strong>Orhan Pamuk’a 301’den dava</strong></p>
<p>Orhan Pamuk’un bir röportajda söylediği  “Bu topraklarda 30 bin Kürt ve 1 milyon Ermeni öldürüldü” sözleri üzerine başlatılan hedef gösterme süreci de davaya dönüşür.</p>
<p>Orhan Pamuk yeni TCK’nın 301. maddesinde yer alan “Türklüğü alenen aşağılama” suçundan 6 ay ile 3 yıl arasında hapis istemiyle Şişli 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılanacaktır.</p>
<p><strong>O esnada</strong></p>
<p><strong>1 Haziran 2005</strong></p>
<p> Yeni Türk Ceza Kanunu yürürlüğe girer.</p>
<p><strong>3 Haziran 2005 </strong></p>
<p>Aralarında Kemal Kerinçsiz’in ve Büyük Birlik Partililerin bulunduğu bir grup, Fener Rum Patrikhanesi önünde eylem yapar, Patrikhane önüne siyah çelenk bırakır. 1</p>
<p><strong>6 Haziran 2005</strong></p>
<p>İnternette, Hrant Dink’in yargılandığı davada Hrant Dink lehine görüş bildiren bilirkişilere hakaretler içeren, mahkemeye çağrı yapan bir metin dolaşıma sokulur.</p>
<p><strong>27 Haziran 2005</strong></p>
<p>Yasin Hayal, İstanbul Adli Tıp Kurumu Gözlem İhtisas Dairesi’nde gözetim altına alınır. 1 Temmuz’da taburcu edilerek Bayrampaşa Cezaevi’ne döner.</p>
<div class="box-12">
<h4><span style="color: rgb(186, 55, 42);">Cinayete giden yol</span></h4>
<p><a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/neden-hedef-secildim-39533" target="_blank" rel="noopener">Hrant'ın Arkadaşları cinayete giden yolu anlatıyor: Neden Hedef Seçildim?</a></p>
<p><a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/sabiha-gokcen-haberi-hurriyet-manseti-ve-genelkurmay-bildirisi-39554" target="_blank" rel="noopener">Sabiha Gökçen haberi, Hürriyet manşeti ve Genelkurmay Bildirisi</a></p>
<p><a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/hrant-dink-istanbul-valiliginde-tehdit-edilir-39636" target="_blank" rel="noopener">Hrant Dink İstanbul Valiliği’nde tehdit edilir</a></p>
<p><a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/sikayet-dilekceleri-baslar-medya-onunde-tehdit-edilir-39724" target="_blank" rel="noopener">Şikayet dilekçeleri başlar, medya önünde tehdit edilir</a></p>
<p><a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/turk-ortodoks-patrikhanesi-nden-sikayet-emniyet-ten-suc-duyurusu-39808" target="_blank" rel="noopener">Türk Ortodoks Patrikhanesi'nden şikayet, Emniyet'ten suç duyurusu</a></p>
<p><a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/adalet-bakanligi-ndan-sorusturma-izni-talebi-ve-agos-un-onunde-bir-gosteri-daha-39884" target="_blank" rel="noopener">Adalet Bakanlığı'ndan soruşturma izni talebi ve Agos'un önünde bir gösteri daha</a></p>
<p><a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/yasin-hayal-polis-kamerasinda-adalet-bakanligi-ndan-sorusturma-izni-39965" target="_blank" rel="noopener">Yasin Hayal polis kamerasında, Adalet Bakanlığı'ndan soruşturma izni</a></p>
<p><a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/dink-ve-karakasli-ya-turkluge-hakaret-ten-dava-yasin-hayal-firarda-40052" target="_blank" rel="noopener">Dink ve Karakaşlı'ya "Türklüğe hakaret"ten dava, Yasin Hayal firarda</a></p>
<p><a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/sisli-de-ilk-durusma-trabzon-da-bomba-40117" target="_blank" rel="noopener">Şişli'de ilk duruşma, Trabzon'da bomba</a></p>
<p><a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/kaboglu-na-saldiri-erhan-tuncel-resmen-muhbir-40191" target="_blank" rel="noopener">Kaboğlu'na saldırı, Erhan Tuncel resmen muhbir</a></p>
<p><a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/fethiye-cetin-e-saldiri-yasin-hayal-in-babasindan-cagri-oglumu-disari-birakmayin-40265" target="_blank" rel="noopener">Fethiye Çetin'e saldırı, Yasin Hayal'in babasından çağrı: "Oğlumu dışarı bırakmayın"</a></p>
<p><a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/malatya-daki-hiristiyanlar-hedefte-icisleri-bakani-takipte-40343" target="_blank" rel="noopener">Malatya'daki Hıristiyanlar hedefte, İçişleri Bakanı 'takipte'</a></p>
<p><a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/tayad-lilara-linc-adalet-bakani-ndan-hancerleme-cikisi-40420" target="_blank" rel="nofollow noopener">TAYAD'lılara linç, Adalet Bakanı'ndan "hançerleme" çıkışı</a></p>
</div>]]></content:encoded><pubDate>Mon, 18 May 2026 07:35:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Filistin direnişi sürerken 78. yılında Nakba'yı anma yürüyüşü]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/filistin-direnisi-surerken-78-yilinda-nakba-yi-anma-yuruyusu-40493</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/05/17/filistin-direnisi-surerken-78-yilinda-nakba-yi-anma-yuruyusu.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/filistin-direnisi-surerken-78-yilinda-nakba-yi-anma-yuruyusu-40493</guid><description><![CDATA[Filistin Eylem Komitesi’nin Nakba’nın 78. yılı dolayısıyla Büyük Postane’den Eminönü Meydanı’na düzenlediği yürüyüşte, İsrail’in Gazze ve Batı Şeria’daki saldırıları protesto edildi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Filistin Eylem Komitesi Nakba(Büyük Felaket)'nın 78. yılında Filistin dostu yurttaşlarla Büyük Postane'den Eminönü Meydan'a yürüyüş düzenledi.</p>
<p>15 Mayıs, Filistin halkının tarihsel topraklarından koparıldığı, mülksüzleştirildiği, sürgüne zorlandığı, köylerinin yok edilerek isminin değiştirildiği kolektif hafızanın da ağır yaralar aldığı Nakba’nın 78. yıldönümü.</p>
<p>İsrail tür ayır etmeksizin insan,hayvan,ağaç tüm canlılığı yok etmek için saldırılarını sürdürüyor. Tarım topraklarını,suyu zaptediyor tüm insani yardımları engelliyor, baskı sürüyor. İsrail'in Batı Şeria'da ve diğer saldırılarında 81.500'ü aşkın ağaç (çoğunluğu yaşlı zeytin ağaçları) katledildi. 2025’te Batı Şeria’daki İsrail sömürge yerleşimleri ve askeri üs sayısı 645.</p>
<p><img class="float-md-start" src="https://static.agos.com.tr/2026/05/dscf1546-edit.jpg" alt="" width="378" height="489"></p>
<p>Filistin Merkezi İstatistik Bürosu Anma Yürüyüşü Eminönü Yeni Camii'deki yurttaşların ve bölgedeki esnafın, turistlerin de yoğun ilgisiyle gerçekleşti. Basın açıklaması İsrail'e tam ambargo, NATO üslerinin kapatılması talepleriyle sloganlarla ve mücadele sözüyle bitirildi: </p>
<p>“Soykırımcı İsrail’e tam ambargo uygulanmalı, tanıma kararı geri alınmalı, her türlü siyasi, ticari, askeri ve akademik ilişki derhal kesilmelidir!</p>
<p>Limanlar soykırımı besleyen gemilere kapatılmalı, Bakü-Ceyhan hattından soykırımcılara giden petrol akışı durdurulmalıdır!</p>
<p>Kürecik ve İncirlik başta olmak üzere, siyonizme güvenlik kalkanı olan tüm emperyalist üsler kapatılmalıdır!”</p>
<p>Siyonist işgal rejiminin kesintisiz saldırılarına karşı Filistin halkı yüz yılı aşkın süredir direnişini ve geri dönüş başta olmak üzere tüm tarihsel haklarına kavuşmak için özgürlük mücadelesini sürdürüyor. Mülksüzleştirme, sistematik işgal, tehcir ve katliamla inşa edilen yerleşimci sömürgeci apartheid rejimi, bugün sadece Filistin’i değil; Lübnan’ı, Yemen’i, Suriye’yi ve İran’ı hedef alıyor. ABD başta olmak üzere emperyalist suç ortaklarının desteğiyle beslenen siyonist saldırganlık tüm bölgeyi savaşa sürüklüyor.</p>
<p><img class="float-md-start" src="https://static.agos.com.tr/2026/05/dscf1938-edit.jpg" alt="" width="513" height="342"></p>
<p>Bu ülkenin işçilerine, liman emekçilerine, sendikalarına, meslek örgütlerine, üniversitelerine,gençliğine ve tüm emekçi halkına çağrımızdır: Soykırımı besleyen hiçbir gemiye, hiçbir şirkete, hiçbir askerî anlaşmaya, hiçbir akademik işbirliğine geçit vermeyelim. Filistin halkıyla dayanışmayı meydanlardan işyerlerine, kampüslere ve limanlara taşıyalım.</p>
<p><img class="float-md-end" src="https://static.agos.com.tr/2026/05/dscf1883-edit.jpg" alt="" width="456" height="373"></p>
<p>Filistin Eylem Komitesi olarak, Nakba’nın 78. yılını anmak için toplandığımız bu meydanda bir kez daha küresel intifadanın sesini yükselteceğimizi, ablukaya, işgale ve soykırıma direnen Filistin halkının onurlu mücadelesine omuz vereceğimizi ilan ediyoruz. 1948’de gaspedilen her bir karış toprak özgürleşene, sökülen zeytin ağaçları yeniden yeşerene, sürgünde anahtarına tutunan son Filistinli evine geri dönene ve “nehirden denize” özgür bir Filistin kurulana kadar bu kavgayı büyüteceğiz.</p>
<p>Siyonizm yenilecek, direnen Filistin kazanacak! Nehirden denize özgür Filistin! Yaşasın küresel intifada!</p>
<p>Yaşasın işçilerin, emekçilerin ve dünya halklarının Filistin'le enternasyonalist dayanışması!"</p>]]></content:encoded><pubDate>Sun, 17 May 2026 15:56:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[53 yıl önce kaybedilen Ali Kayahan’ın akıbeti soruldu]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/53-yil-once-kaybedilen-ali-kayahanin-akibeti-soruldu-40492</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/05/17/53-yil-once-kaybedilen-ali-kayahanin-akibeti-soruldu.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/53-yil-once-kaybedilen-ali-kayahanin-akibeti-soruldu-40492</guid><description><![CDATA[Gözaltında Kayıplara Karşı Mücadele Haftası’nın ilk gününde bir araya gelen hak savunucuları, 53 yıl önce Harbiye’deki Askeri Müze (eski sorgu merkezi) binasında ağır işkence görerek kaybedilen üniversite öğrencisi Ali Kayahan’ın akıbetini sordu.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Bugün 17 Mayıs, Gözaltında Kayıplara Karşı Mücadele Haftası’nın ilk günü.</p>
<p>Bu gün nedeniyle Cumartesi Anneleri/İnsanları, İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), yarım asırdan fazla süredir akıbeti karanlıkta bırakılan Ali Kayahan için eylem yaptı. Ali Kayahan’ın son görüldüğü yer olan ve günümüzde Askeri Müze olarak kullanılan tarihi binanın önünde toplanan aileler ve hak savunucuları, “Hakikat, inkârla yok olmaz” diyerek adalet taleplerini yineledi.</p>
<h4>Harbiye askeri müzesi bir suç mahallidir</h4>
<p>1862 yılında Osmanlı döneminde subay yetiştirmek amacıyla inşa edilen ve 1993 yılında müzeye dönüştürülen yapının, 12 Mart Askeri Müdahalesi döneminde bir sorgu ve işkence merkezi olarak kullanıldığı hatırlatılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:</p>
<p>“Aradan yarım asırdan fazla zaman geçmiş olsa da Ali Kayahan’ın izleri bu binanın duvarlarında yaşamaya devam ediyor. Hafıza mekânları tam da bu nedenle önemlidir; inkâr politikalarına karşı gerçeği taşırlar. Burası, işkence gördüğünü söyleyen pek çok kişinin beyanının askeri mahkeme kayıtlarına geçtiği, gözaltında kaybedilen Ali Kayahan’ın son görüldüğü bir suç mahallidir.”</p>
<h4><strong>Görgü tanığı arkadaşı anlattı: Sabaha karşı sesler kesildi</strong></h4>
<p>Devlet Mimarlık ve Mühendislik Akademisi öğrencisi ve 68 kuşağının önemli isimlerinden olan Ali Kayahan, 6 Şubat 1973 tarihinde arkadaşı Mustafa Üstüntaş ile buluşmak üzere gittiği Haseki Hastanesi önündeki durakta gözaltına alındı. Harbiye’deki kontrgerilla merkezine getirilen Kayahan, burada arkadaşları Mustafa Üstüntaş ve Erkut Selçuk ile yüzleştirildi.</p>
<p>Daha sonra diğer arkadaşları mahkemeye sevk edilirken, Ali Kayahan’dan bir daha haber alınamadı. Arkadaşı Erkut Selçuk’un Sıkıyönetim Mahkemesi’ne sunduğu dilekçede yer alan şu ifadeler, Kayahan’ın uğradığı ağır işkenceyi gözler önüne serdi:</p>
<p>“Ali’yi kontrgerilla merkezinde gördüm. Yüzü tanınmayacak haldeydi, gözlerini açamıyordu. Kendisine yapılan işkence sabaha kadar devam etti. Sabaha karşı koridorda koşuşmalar başladı. Birisi ‘doktor çağırın’ diye bağırıyordu. Bir müddet sonra sesler kesildi. O gün ifademi alanlara Ali’ye ne olduğunu sordum, onun kaçtığını söylediler.”</p>
<h4><strong>Devlet 53 yıldır inkâr ediyor</strong></h4>
<p>Ali Kayahan’ın tutuklu arkadaşları, askeri mahkemeye verdikleri dilekçelerde mezar yerinin açıklanmasını ve sorumluların yargılanmasını talep etti. 8 Mayis 1974’te üniversite öğrencileri dönemin Başbakanı Bülent Ecevit ile İçişleri ve Adalet Bakanlarına telgraflar çekerek akıbetin araştırılmasını istedi. Ancak yapılan tüm başvurular yanıtsız bırakıldı ve resmi kurumlar “Ali Kayahan isimli kişi gözaltına alınmamıştır” diyerek inkâr politikasını sürdürdü.</p>
<h4><strong>Hakikat inkârla yok olmaz</strong></h4>
<p>Aradan geçen 53 yıla rağmen sorumluların cezasızlık zırhıyla korunduğunu belirten hak savunucuları, insanlığa karşı işlenen bu suçun üstünün örtülmesine izin vermeyeceklerini vurguladı. Açıklama, “Biz biliyoruz: Hakikat inkârla yok olmaz, hafıza mekânları susturulamaz. Kaybedilenlerin izleri bu topraklarda yaşamaya devam eder. Hakikat için, hafıza için, adalet için Ali Kayahan’ın hikâyesini geleceğe taşımaktan vazgeçmeyeceğiz” sözleriyle son buldu.</p>
<p>Kaynak: İlke TV.</p>]]></content:encoded><pubDate>Sun, 17 May 2026 14:55:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[İsrail Gazze'ye saldırmaya devam ediyor]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/israil-gazze-ye-saldirmaya-devam-ediyor-40491</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/03/10/ateskesi-ihlal-eden-israil-ordusu-gazze-seridi-ni-bombaliyor.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/israil-gazze-ye-saldirmaya-devam-ediyor-40491</guid><description><![CDATA[İsrailli bir askerin sosyal medya hesabından paylaşılan görüntüler, Gazze'de ateşkese rağmen devam ettiğini bir kez daha gösterdi. Gazze'de ateşkesin yürürlüğe girdiği 10 Ekim 2025'ten bu yana İsrail'in saldırılarında 871 kişinin öldü, 2 bin 562 kişinin yaralandı. Öte yandan Netanyahu'nun bu akşam daraltılmış kabine ile güvenlik istişare toplantısı yapacağı bildirildi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Filistin Hükümeti İletişim Merkezi, Amerikan X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından İsrailli askerin çektiği görüntüleri paylaştı. Görüntülerde, İsrail saldırılarında kısmen yıkılan ev ve binalardan geriye kalan yapıların iş makineleri ve kepçelerle tamamen ortadan kaldırılmaya çalışıldığı görülüyor.</p>
<p>Görüntüler, çok sayıda bina ve yaşam alanının enkaza dönüştüğünü, bölgedeki altyapının ise büyük ölçüde tahrip edildiğini yansıtıyor. Yıkım çalışmalarının sürdüğü alanlarda ayakta kalan yapıların da sistematik biçimde yok edildiği dikkati çekerken, bölgede yaşamı sürdürebilecek herhangi bir unsurun neredeyse kalmadığı görülüyor.</p>
<p>Gazze’de sağlanan ateşkes anlaşmasına rağmen İsrail ordusunun saldırı ve yıkım faaliyetlerini sürdürdüğüne işaret eden görüntüler, sosyal medyada geniş yankı uyandırdı. İsrail’in 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda on binlerce Filistinli hayatını kaybederken, bölgedeki konutların ve sivil altyapının büyük bölümü kullanılamaz hale geldi.</p>
<p>Uluslararası kuruluşlar, Gazze’deki yıkımın insani krizi daha da derinleştirdiği ve sivillerin bölgeye dönüşü ile yeniden yaşam kurma imkanlarını ciddi şekilde zorlaştırdığı uyarısında bulunuyor.</p>
<h4>İsrail'den Gazze'de yemek dağıtım noktasına saldırı: 3 kişi hayatını kaybetti</h4>
<p>Sağlık kaynaklarından alınan bilgilere göre, Deyr el-Belah'ın kuzeyinde, Aksa Şehitleri Hastanesi yakınlarında bulunan bir evin avlusunda kurulan hayır amaçlı yemek dağıtım noktası İsrail'e ait insansız hava aracından (İHA) atılan iki füze ile vuruldu</p>
<p>Saldırıda ilk belirlemelere göre 3 kişi hayatını kaybetti, çok sayıda kişi yaralandı.</p>
<p>Görgü tanıkları, saldırının Aksa Şehitleri Hastanesi yakınında büyük paniğe yol açtığını, yaralıların olayın ardından hastaneye kaldırıldığını aktardı.</p>
<p>İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik saldırılarında insani yardım ve gıda dağıtım faaliyetleri de sık sık hedef alınıyor.</p>
<h4>Can kaybı 72 bin 763'e yükseldi</h4>
<p>Gazze'deki Sağlık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, İsrail'in Ekim 2023'ten bu yana devam eden saldırılarında yaşanan can kayıplarına ilişkin son veriler paylaşıldı.</p>
<p>Son 24 saatte Gazze'deki hastanelere 4'ü enkaz altından çıkarılan 6 ölü ve 19 yaralının getirildiği kaydedildi.</p>
<p>Gazze'de ateşkesin yürürlüğe girdiği 10 Ekim 2025'ten bu yana İsrail'in saldırılarında 871 kişinin öldürüldüğü, 2 bin 562 kişinin yaralandığı, enkaz altından ise 776 kişinin cansız bedenine ulaşıldığı ifade edildi. İsrail'in Ekim 2023'ten bu yana Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda toplam can kaybının 72 bin 763'e, yaralı sayısının da 172 bin 664'e yükseldiği bildirildi. Gazze Şeridi'nde enkaz altında hâlen binlerce insanın bulunduğu biliniyor.</p>
<h4>Neteyanhu güvenlik kabinesiyle buluşacak</h4>
<p>Öte yandan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun bu akşam (17 Mayıs) daraltılmış kabine ile güvenlik istişare toplantısı yapacağı bildirildi.</p>
<p>Yedioth Ahronot gazetesinin haberinde, Başbakan Netanyahu'nun akşam yerel saatle 18.00'de yapacağı güvenlik toplantısında, İran’a muhtemel yeni saldırılar için yürütülen hazırlıkların ele alınmasının beklendiği aktarıldı.</p>
<p>Haberde, toplantıya kimlerin katılacağına ilişkin detaylı bilgi paylaşılmadı.</p>
<p>ABD ve İsrail'in "gelecek hafta gibi erken bir tarihte" İran'a yeni saldırılar düzenlemeye yönelik yoğun hazırlık yürüttüğü iddiası basına yansımıştı.</p>
<p>Trump'ın Çin ziyaretinin ardından İran'a saldırıların yeniden başlatılmasına ilişkin karar verebileceğini aktaran İsrail basını, Tel Aviv yönetimi ve ordu komuta kademesinin hafta sonu yüksek alarm durumunda olacağını yazmıştı.</p>
<p>Kaynak: Anadolu Ajansı</p>]]></content:encoded><pubDate>Sun, 17 May 2026 14:40:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Eurovision finali, İsrail protestolarının gölgesinde bu akşam düzenlenecek]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/eurovision-finali-israil-protestolarinin-golgesinde-bu-aksam-duzenlenecek-40489</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/05/16/eurovision-finali-israil-protestolarinin-golgesinde-bu-aksam-duzenlenecek.webp'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/eurovision-finali-israil-protestolarinin-golgesinde-bu-aksam-duzenlenecek-40489</guid><description><![CDATA[İsrail’in Gazze saldırıları nedeniyle İspanya, Hollanda, İrlanda, İzlanda ve Slovenya’nın boykot ettiği 2026 Eurovision Şarkı Yarışması’nın finali, bu akşam Viyana’da yapılacak. İsrail’in yarışmada yer alması ve halk oylamasına ilişkin manipülasyon iddiaları tartışmaları büyüttü.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>2026 Eurovision Şarkı Yarışması’nın finali bu akşam Avusturya’nın başkenti Viyana’da gerçekleştirilecek. Ancak yarışma, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları nedeniyle artan boykotlar ve protestoların gölgesinde düzenleniyor.</p>
<p>İsrail’in organizasyonda yer almasını protesto eden İspanya, Hollanda, İrlanda, İzlanda ve Slovenya’nın kamu yayıncıları, yarışmayı boykot etme kararı aldı.</p>
<p>Yarışmayı organize eden Avrupa Yayın Birliği (EBU), daha önce siyasi gerekçelerle Belarus’u ve Rusya’yı yarışmadan men etmişti.</p>
<p>EBU’nun İsrail konusunda benzer bir karar almaması ise “çifte standart” eleştirilerine yol açtı.</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 16 May 2026 13:44:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[“İnançlarımızı kuşatma altına alan karanlığa teslim olmayacağız”]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/inanclarimizi-kusatma-altina-alan-karanliga-teslim-olmayacagiz-40488</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/05/16/inanclarimizi-kusatma-altina-alan-karanliga-teslim-olmayacagiz.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/inanclarimizi-kusatma-altina-alan-karanliga-teslim-olmayacagiz-40488</guid><description><![CDATA[Düzgün Baba Ziyaretgâhı’nda kutsal nişanelerin kazılarak tahrip edilmesine tepki gösteren Alevi örgütleri, "Doğamızı, inançlarımızı ve dillerimizi kuşatma altına alan bu karanlığa teslim olmayacağız. Bugün toplum olarak kendi gerçekliğimizle yüzleşmek, yolumuza ve ikrarımıza sahip çıkmak, tarihsel bir sorumluluk olarak önümüzde durmaktadır" dedi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) ve Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF), Düzgün Baba Ziyaretgâhının kutsal nişanelerinin kazılarak tahrip edilmesine dair tepki gösterdi.</p>
<p>Dersim'de Sanat Sokağ'ında açıklama yapan kitle, “Düzgün Baba kutsalımızdır. Kutsala dokunma (Destunê xo jiarunê ma ra bonce)” pankartı açtı. Kurumlar adına açıklama metnini DAD yöneticisi Beser Develi okudu.</p>
<h4>“Kutsal alanımız saygısızca talan edildi”</h4>
<p>Düzgün Baba Ziyaretgâhının tahrip edilmesini kınayan Beser Develi, "Rea Haq inanç toplumsallığının merkezi, kadim ocaklarımızın yurdu olan Dersim'de, kutsal mekânlarımıza yönelik gerçekleştirilen sistematik saldırılara bir yenisinin daha eklendiğini öğrenmek, bizlerde derin bir üzüntü ve büyük bir öfke yaratmıştır. Dersim'in en önemli inanç merkezlerinden biri olan, halkımızın ikrar kapısı Duzgin Bawa Ziyareti saldırıya uğramıştır. Bu saldırıda ziyaretgâhımızda bulunan nişaneler hedef alınmış, kutsal alanımız define arama gibi düşkünce gerekçelerle tahrip edilerek saygısızca talan edilmiştir. İnanç değerlerimize ve kutsal nişanelerimize yönelik bu saygısızca yaklaşım, bizlerin nazarında yalnızca bir mekân tahribatı değil, halkımızın binlerce yıllık toplumsal hafızasını yok etme girişimidir" dedi.</p>
<p>Saldırıyı yapan zihniyeti tanıdıklarını söyleyen Develi, “Doğamızı, inançlarımızı ve dillerimizi kuşatma altına alan bu karanlığa teslim olmayacağız. Yıllardır, Dersim üzerinde yürütülen özel savaş politikalarının, kültürel ve inanç kırım yönelimlerinin somut bir sonucudur. Kutsallarımıza yönelik bu saldırılar, toplumumuza dönük kesintisiz baskı ve kuşatmanın ulaştığı tehlikeli boyutu gözler önüne sermektedir" şeklinde konuştu.</p>
<p>Develi, "Binlerce yıllık tarihsel birikimimizden, toplumsal hafızamızdan ve bizi halk yapan değerlerimizden uzaklaşmanın ne denli ağır sonuçlar doğurduğu bu saldırıyı gerçekleştirenler şahsında bir kez daha açıkça görülmektedir. İçinden geçtiğimiz bu kritik süreçte, her birimizin yüreğini sızlatan bu acı olayı doğru analiz etmek ve toplumsal bir bilinçle ziyaretlerimize ve kutsallarımıza sahip çıkarak, bu ve benzeri saldırılara karşı durmak hayati önem taşımaktadır. Bugün toplum olarak kendi gerçekliğimizle yüzleşmek, yolumuza ve ikrarımıza sahip çıkmak tarihsel bir sorumluluk olarak önümüzde durmaktadır. Kimliğimize, doğamıza, dilimize, inancımıza ve insanlık onuruna yönelen her türlü saldırıya karşı ortak bir duruş ve örgütlü bir irade ile tutum geliştirmek zorundayız" ifadelerini kullandı.</p>
<p>Develi, son olarak olayın takipçisi olacaklarını belirterek, kamuoyunu da inançlarına yönelik bu saldırıya karşı tavır ortaya koymaya çağırdı.</p>
<p><em>Kaynak: MA</em></p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 16 May 2026 12:26:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Bezciyan Okulu’nda okuma şenliği]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/bezciyan-okulunda-okuma-senligi-40487</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/05/15/bezciyan-okulunda-okuma-senligi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/bezciyan-okulunda-okuma-senligi-40487</guid><description><![CDATA[Kumkapı Bezciyan Okulu’nda birinci sınıf öğrencileri için okuma şenliği etkinliği yapıldı. Öğrenciler, üç dilde şarkılar seslendirdi ve şiirler okudu.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>12 Mayıs Salı günü okulun salonunda yapılan etkinliğin açılış konuşmasını okul müdürü Clodya Altıparmak Demir yaptı ve öğrencileri tebrik etti. sınıf öğretmeni Maral Belek, Türkçe Öğretmeni Fulya Yüksekdağ, İngilizce öğretmeni Aylin Körpi, müzik öğretmeni Şuşan Kalataş ve bilgisayar öğretmeni Karolin Ezikoğlu’nun katkılar sunduğu etkinlikte öğrenciler Ermenice, Türkçe ve İngilizce şiirler ve şarkılar seslendirdi, tiyatro oyunları sahneledi ve dans performansları sundu. Etkinliğin sonunda öğrencilere hediyeleri ve sertifikaları verildi.</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 15 May 2026 18:03:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Sahakyan Derneği'nde seçim yapıldı]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/sahakyan-dernegi-nde-secim-yapildi-40486</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/05/15/sahakyan-dernegi-nde-secim-yapildi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/sahakyan-dernegi-nde-secim-yapildi-40486</guid><description><![CDATA[Sahakyan Okulu’ndan Yetişenler Derneği’nde olağan genel kurul yapıldı. Seçimde mevcut başkan Alberto Veske, oybirliğiyle yeniden başkan seçildi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>12 Mayıs Salı günü dernek lokalinde yapılan genel kurula dernek üyeleri katıldı. Seçimde Alberto Veske yeniden başkanlığa seçildi.</p>
<figure class="image float-md-end"><img class="" src="https://static.agos.com.tr/2026/05/sahakyan-dernek-yonetimi-1.jpg" alt="" width="265" height="284">
<figcaption>Sahakyan Derneği yeni yönetim kurulu</figcaption>
</figure>
<p>Yeni yönetim kurulunda başkan yardımcılığına Aşhen Kabak, sekreterliğe Yerçanik Erzurumluoğlu ve saymanlık görevine Arman Barnakoğlu getirildi.</p>
<p> Yönetim kurulunun diğer üyeleri ise şu isimlerden oluşuyor: Arman Şarklı, Arman Yesayan, Harun Veske, Arev Algan, Natali Avcı, Albert Irgav, Ardak Demirçi, Aren Düvenci, Karun Algan ve Kris Karaman.</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 15 May 2026 17:37:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Osmanlı’da Ermeni Mimarlar ve Amira Sınıfı konuşuldu]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/osmanlida-ermeni-mimarlar-ve-amira-sinifi-konusuldu-40484</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/05/15/osmanlida-ermeni-mimarlar-ve-amira-sinifi-konusuldu.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/osmanlida-ermeni-mimarlar-ve-amira-sinifi-konusuldu-40484</guid><description><![CDATA[HAYCAR Derneği, Osmanlı İmparatorluğu döneminde Ermeni mimarların, mühendislerin ve Amira Sınıfı’nın imparatorluğun tarihsel ve kültürel yapısındaki yeri üzerine “Fatih Sultan Mehmed’den II. Abdülhamid’e Hanedan-ı Âl-i Osman ve Millet-i Sadıka | Osmanlı’da Amira Sınıfı, Ermeni Mimar ve Mühendisler (1453–1890)” başlıklı konferans düzenledi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Beyoğlu Üç Horan Kilisesi Vakfı işbirliğiyle 11 Mayıs Pazartesi günü Kilise’nin Naregyan Salonu’nda düzenlenen konferansa katılım yoğundu. Konferansın açılış konuşmasını yönetim kurulundan Nadin Özkuyumcuyan yaptı. Geçmişte üretmiş olan Ermeni mimar ve mühendisleri isimlerini görünür kılmanın hafızayı yaşatmak bakımından önemli olduğunu söyleyen Özkuyumcuyan, konuşmacılar hakkında bilgiler verdi.</p>
<p>Sadık Müfit Bilge, Onnik Jamgoçyan’ın tarihe verdiği katkısından söz ederek başladı ve Ermeniler ile Türkler arasındaki yakın ilişkilerin 13. yüzyıla kadar dayandığını söyledi. Dr. Serkan Keçeci, Jamgoçyan ile tanışıklıklarının 10 yıla dayandığını, akademik çalışmalarında kendisinden destek aldığını söyledi. Keçeci, çalışma alanının Osmanlı döneminde sarraf ve banker sınıfı olduğunu, Jamgoçyan’ın ise bu konuda çok sayıda çalışmaları olduğunu ifade etti.</p>
<p>Prof. Dr. Onnik Jamgoçyan, Osmanlı İmparatorluğu'nda "amira", "banker" veya "sarraf" olarak bilinen gayrimüslim tüccarların ekonomik ve mimari rolünü incelemiştir. Jamgoçyan'ın "Osmanlı İmparatorluğu'nda Sarraflık ve Sarraflar" ve "Reformlar Zamanı: Osmanlı Ermenileri" gibi önemli akademik yayınları bulunmaktadır. Sunumunda ‘Millet-i Sadıka’ dönemi hakkında bilgiler veren Jamgoçyan, Ermeni amira ve sarrafların Osmanlı ekonomisine verdikleri katkıdan söz etti. Jamgoçyan, Osmanlı padişahları ve sadrazamlarının büyük çoğunluğunun ekonomiyi Ermenilere emanet ettiğini, Düzyan ailesi örneği üzerinden verdi. Düzyan ailesi, Osmanlı İmparatorluğu’nun farklı dönemlerinde Darphane’de görevler almış, Mihran Bey Düzyan ise Darphane’de genel müdürlük yapmıştır. Jamgoçyan sunumunda sarraf, amira, bankerler ve mimarlara ait görsel ve belgeler de paylaştı. Etkinlik, soru-cevap kısmının ardından sona erdi.</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 15 May 2026 17:28:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Huys Derneği'nden Nisan ayı faaliyetleri]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/huys-dernegi-nden-nisan-ayi-faaliyetleri-40483</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/05/15/huys-dernegi-nden-nisan-ayi-faaliyetleri.jpeg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/huys-dernegi-nden-nisan-ayi-faaliyetleri-40483</guid><description><![CDATA[Türkiye Ermeni toplumunda özel gereksinimli çocuklar yararına kurulan Huys (Umut) Derneği, tüm dünyada otizm farkındalık ayı olarak ilan edilen Nisan ayında bir dizi etkinlikler düzenledi. Dernek yönetimi, İstanbul’un farklı semtlerinde toplum üyeleriyle bir araya gelerek otizm hakkında bilgilendirici çalışmalar yaptı. 16 Mayıs’ta Ermenistan’dan gelecek Ordakyan Dans Okulu, Huys Derneği yararına gösteri düzenleyecek.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>“Bir kişi için bile fark yaratmak, dünyayı değiştirir” sloganıyla yola çıkan Huys Derneği, Nisan ayı içerisinde Ermeni toplumunda çok fazla su yüzeyine çıkmayan/çıkarılmayan otizm spektrum bozukluğu konusuna dikkat çekerek, erken tanı ve buna paralel olarak özel eğitime hızlıca başlamanın bireye sağlayacağı faydalar hakkında katılımcıları sunumlarla bilgilendirdi. Derneğin faaliyetleri hakkında bilgiler veren Huys, Bakırköy Dadyan Okulu, Semerciyan Cemaran Nersesyan Yermonyan Okulları Yardım Derneği, Sahakyan Okulundan Yetişenler Derneği ve Beyoğlu Üç Horan Vakfı’nın ev sahipliklerinde etkinlikler düzenledi. İki bölümden oluşan programlarda dernek yönetimi, ilk olarak arkındalık hakkında bilgilendirme, özel gereksinimli bireylerin kişisel becerilerini geliştirmeye ve toplumla kaynaştırmaya yönelik derneğimiz tarafından düzenlenen atölyeler, derneğin kısa ve orta vadeli hedefleri hakkında bilgilendirme ve özel gereksinimli çocuk sahibi bir annenin deneyimlerini paylaşırken ikinci olarak da ay içerisinde her hafta konularında uzman kişileri ağırlayarak söyleşi ve müzik dinleti etkinlikleri düzenledi. Dernek faaliyetlerine Takuhi Tovmasyan, Silva Özyerli, Hovsep Kuyumcuyan, Sarko Yazmacı, Sirun Sirunyan, Tatyana Bostan, Şuşan Karataş ve Anna Kevorkyan Uğurluyan’ı ağırladı.</p>
<p>Ermenistan’ın Eçmiadzin şehrinde bulunan Ordakyan Dans Okulu öğrencileri, Huys Derneği yararına Bakırköy Dadyan Okulu’nda sahne alacak. Beyoğlu Üç Horan, Beyoğlu Surp Asdvadzadzin Ermeni Katolik Kilisesi vakıfları ile Surp Agop Hastanesi Vakfı işbirliğiyle düzenlenecek etkinlikte öğrenciler Ermeni halk danslarından performanslar sunacak. Gösteri, 16 Mayıs Cumartesi günü saat 20:00’de Okul’un Dikran Gülmezgil Salonu’nda düzenlenecek.</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 15 May 2026 17:23:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Alis Manukyan son yolculuğuna uğurlandı]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/alis-manukyan-son-yolculuguna-ugurlandi-40482</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/05/15/alis-manukyan-son-yolculuguna-ugurlandi.JPG'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/alis-manukyan-son-yolculuguna-ugurlandi-40482</guid><description><![CDATA[93 yaşında hayatını kaybeden Türkiye Ermeni toplumunun yetiştirdiği en önemli opera sanatçılarından Alis Manukyan, son yolculuğuna uğurlandı. Manukyan için AKM Yeşilçam Sinema Salonu’nda yapılan anma töreni ardından Feriköy Surp Vartanants Kilisesi’nde cenaze töreni düzenlendi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>11 Mayıs Pazartesi günü yapılan cenaze törenine vakıf yönetimleri, sanatçılar ve halk katıldı. Törene riyaset eden Patrik Maşalyan, yaptığı konuşmada Manukyan için “Bugün yalnız bir şarkıcıya değil, bir kuşağın temsilcisine veda ediyoruz. Zorluklar içinde bile kültürü, dili, müziği ve insani asaleti koruyan o kuşağın en yetkin bir temsilcisi oldu” dedi. Patrik Maşalyan’ın konuşmasında yer alan ifadeler şu şekilde:</p>
<p>“Bazı insanların sesi yalnızca müzik değildir; hafızaya, teselliye ve ışığa dönüşür. Alis Manukyan’ın sesi de böyle bir sesti. Onlarca yıl boyunca yeteneği, zarafeti ve üstün sanatıyla yalnız sahneleri değil, mensubu olduğu halkı da onurlandırdı. Rivayet edilir ki, Maria Callas bir keresinde genç bir şarkıcıya şöyle demişti: “Ses Tanrı’nın armağanıdır; fakat sessizlik sanatçının tevazusudur.” Alis Manukyan bütün yaşamı boyunca bu tevazuyu korudu. Büyük bir isimdi; ama hiçbir zaman gürültülü ve şaşaalı bir kişilik olmadı. Onun vakarı da sesi kadar güzeldi. Hristiyan inancı ölüm karşısında bizi umutsuzluk içinde bırakmaz. Ölüm bir sessizlik değil, bir geçiştir. Sanatçılar ise özellikle, geride bıraktıkları güzellik içinde yaşamayı sürdürürler. Bundan sonra da Alis Manukyan’ın sesi hatıralarda, ses kayıtlarında ve onu seven yüreklerde yaşamaya devam edecektir.”</p>
<p>Kilisedeki törenin ardından Manukyan, Şişli Ermeni Mezarlığı’nda toprağa verildi.</p>
<h4>Alis Manukyan hakkında</h4>
<p>1933 yılında İstanbul’da doğdu.1959’da İstanbul Belediye Konservatuvarı’ndan mezun olduktan sonra, özel bir bursla ABD’ye giderek eğitimini Miami Üniversitesinde tamamladı. Dora Lyon ve Otto Freuhljch gibi öğretmenlerle şan çalıştı. 1962’de İstanbul Devlet Operasına girdi. Yurt içinde ve dışında birçok konser verdi. Bulgaristan ve Romanya’da çeşitli operaların başrollerinde sahneye çıktı. Rigoletto, Lucia di Lammermoor, La Boheme, Aşk İksiri gibi birçok yapıtta başrol oynadı. Ayrıca, İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası ve İzmir Devlet Senfoni Orkestrası eşliğinde konserler verdi. Manukyan için 18 Şubat 2026'da Türkiye Ermeni Patrikhanesi tarafından ‘Onur Gecesi’ düzenlenmiş, Manukyan da geceye katılmıştı.</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 15 May 2026 17:13:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Rupen Semerciyan Basketbol Turnuvası başlıyor]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/rupen-semerciyan-basketbol-turnuvasi-basliyor-40481</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/05/15/rupen-semerciyan-basketbol-turnuvasi-basliyor.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/rupen-semerciyan-basketbol-turnuvasi-basliyor-40481</guid><description><![CDATA[Ermeni okulları mezunlar derneklerinin geleneksel olarak düzenlediği Rupen Semerciyan Basketbol Turnuvası’nın 33’üncüsü, bu hafta sonu başlıyor. Karagözyan Okulu açık sahasında yapılacak turnuvada 12 takım mücadele edecek.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>16 Mayıs Cumartesi günü başlayacak turnuva öncesi, 11 Mayıs Pazartesi akşamı kura çekimi yapıldı. Turnuva bu yıl Karagözyan Yetimhanesi Vakfı Başkanı Dikran Gülmezgil anısına yapılıyor.</p>
<p>İki gruptan oluşan turnuvada A grubunda Dadyan, Pangaltı, Feriköy, Tarkmanças, Esayan ve Getronagan; B grubunda ise Bezciyan, Sahakyan, Karagözyan, Levon Vartuhyan, Aramyan ve Semerciyan takımları yer alıyor. Geçen yıl düzenlenen turnuvada Dadyan şampiyon olmuş, Pangaltı ikinci, Bezciyan ise üçüncü sırada yer almıştı. </p>
<p>Turnuva, 21 Haziran Pazar günü yapılacak final karşılaşmalarının ardından sona erecek. Turnuvaya dair tüm gelişmeler '<a href="https://www.instagram.com/rsbt_33/" target="_blank" rel="nofollow noopener">rsbt_33</a>' Instagram sayfasından takip edilebilir.</p>
<p>İlk hafta fikstürü şu şekilde:</p>
<p><strong>16 Mayıs Cumartesi</strong></p>
<p>15:00 Dadyan-Tarkmanças</p>
<p>16:30 Pangaltı-Esayan</p>
<p>18:00 Feriköy-Getronagan</p>
<p><strong>17 Mayıs Pazar</strong></p>
<p>15:00 Bezciyan-Karagözyan</p>
<p>16:30 Sahakyan-Aramyan</p>
<p>18:00 Levon Vartuhyan-Semerciyan</p>
<h4>Rupen Semerciyan kimdir?</h4>
<p>Basketbol yaşamına Robert Kolej'de başladı. 1930'larda basketbolun tanıtılması ve yaygınlaştırılmasına yönelik çalışmalarındaki başarılarından dolayı Türkiye Milli Spor Teşkilatı tarafından basketbol milli takımı kurmakla görevlendirildi. 1935-1938 arasında Türkiye Millî Basketbol Takımı'nın ilk antrenörlüğünü yaptı. 1936 Berlin Olimpiyatları'na katılan Millî Basketbol Takımı'nın başındaydı. Türkiye'de basketbol hakemliğinin yerleşmesinde rol oynadı. Türkiye'ye basketbolu getiren isimlerden biri sayılan Semerciyan'ın adına 1989'dan beri her yıl dernekler arası bir basketbol turnuvası düzenleniyor.</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 15 May 2026 17:02:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Karagözyan’dan geleneksel müzik maratonu]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/karagozyandan-geleneksel-muzik-maratonu-40480</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/05/15/karagozyandan-geleneksel-muzik-maratonu.JPG'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/karagozyandan-geleneksel-muzik-maratonu-40480</guid><description><![CDATA[Karagözyan Okulu, okullar arası gelenekselleşen müzik maratonu etkinliğinin sekizincisini düzenledi. Etkinlikte, Ermeni okullarından öğrenciler, enstrümanlarıyla müzik dinletileri sundu.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>9 Mayıs Cumartesi günü Şişli Cemil Candaş Kent Kültür Merkezi’nde düzenlenen etkinlikte 9-11 ve 12-20 yaş arası 82 çocuk ve genç, sahne heyecanını paylaşarak, ailelerine, arkadaşlarına ve öğretmenlerine emeklerini ve yeteneklerini sergiledi. Müzik Maratonu, birbirini izleyen 2 ayrı konserle 10:30’den 16:00’a dek aralıklarla sürdü. Etkinliğin sunuculuğunu Tatya Maraşlıyan ve Karin Bal üstlendi. Okul müdürü Narod Veronik Kuruğoğlu’nun açılış konuşmasının ardından 5 öğrenci piyano, 4 öğrenci gitar, 1 öğrenci elektro gitar, 1 öğrenci keman, 3 öğrenci bateri, bir öğrenci kontrbas enstrümanlarını çaldı. İkinci oturumda ise Ermeni okullarında okuyan öğrencileri oluşturduğu müzik gruplarının performansları beğeniyle takip edildi. Maratonun konuk sanatçısı olan genç müzisyen Baret Çağlıçubukçu ise piyano dinletisi sundu.</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 15 May 2026 17:00:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Lusavoriçli çocuklar şarkılarını barış için söyledi]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/lusavoricli-cocuklar-sarkilarini-baris-icin-soyledi-40479</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/05/15/lusavoricli-cocuklar-sarkilarini-baris-icin-soyledi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/lusavoricli-cocuklar-sarkilarini-baris-icin-soyledi-40479</guid><description><![CDATA[Lusavoriç Çocuk Korosu, ‘Barışın Sesleri’ başlıklı konserinde dünya barışı için şarkılar seslendirdi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>9 Mayıs Cumartesi günü Şişli Cemil Candaş Kent Kültür Merkezi’nde düzenlenen konsere Türkiye Ermenileri Patriği Sahak Maşalyan, Üstrahip Harutyun Damadyan, Patrik Vekili Kıdemli Peder Krikor Damadyan ve aileler katıldı. Gecenin sunuculuğunu Şiraz Yılmaz ve Ariana Ardiş üstlendi. Mardik Şant Esmer’in şefliğindeki koroya piyanoda Jerom Şimşekçak, bas gitarda Ari Hergel, elektro gitarda Tayis Mutlu ve perküsyonda Alen Zinzal eşlik etti. Konserde çocuk korosu Ermenice ve İngilizce şarkılar seslendirdi. Konser programında Gomidas, Garik Baboyan ve Aleksey Hekimyan’ın eserlerinin yanı sıra "I Will Follow Him", John Lennon’ın "Imagine"ı ve Lionel Richie ile Michael Jackson imzalı "We Are The World" gibi barış şarkıları yer aldı.</p>
<p>Şef Şant Esmer, konserin gerçekleşmesinde emeği geçenlere teşekkür etti. Üstrahip Damadyan, konserde çocukların koroya katılımı konusunda çaba sarf eden Lusavoriç Korosu yönetim kurulunu takdir etti. Koro şefi Esmer’e hediye verilmesinin ardından Patrik Maşalyan kapanış konuşmasını yaptı. Patrik Maşalyan, çocuklar için yapılan aktivitelerin önemine dikkat çekerek aileler ve öğretmenlerin bu anlamda sorumluluk almaları gerektiğini ifade etti. Patrik Maşalyan, çocukların ruhuna barış, sevgi ve iyilik tohumlarının ekilmesi gerektiğini vurguladı.</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 15 May 2026 16:50:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Dört şüpheli hakkında soruşturma]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/dort-supheli-hakkinda-sorusturma-40476</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/05/15/dort-supheli-hakkinda-sorusturma.webp'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/dort-supheli-hakkinda-sorusturma-40476</guid><description><![CDATA[Dersim'deki Düzgün Baba Ziyaretgâhı'nda, 'ayak izleri' olarak bilinen kutsal nişaneler kazılarak tahrip edildi. Biri muhtar, dört şüpheli hakkında soruşturma başlatıldı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Dersim'in Nazımiye ilçesinde her yıl binlerce kişinin ziyaret ettiği önemli inanç merkezlerinden Düzgün Baba Ziyaretgâhı’nda, halk arasında 'ayak izleri' olarak bilinen nişaneler kazılarak tahrip edildi.</p>
<p>Alevi kurumları, siyasi partiler ve vatandaşlar duruma tepki gösterirdi.</p>
<h3>Valilikten açıklama </h3>
<p>Dersim Valiliği, Düzgün Baba İnanç ve Kültür Derneği yönetim kurulu üyelerinin şikayeti sonrası, Nazımiye Cumhuriyet Başsavcılığı talimatıyla KOM ve istihbarat birimlerince adli tahkikat başlatıldığını belirtti.</p>
<p>Valilik açıklamasında şu ifadeler kullanıldı: "Düzgün Baba Ziyaretgâhı; yalnızca bir ziyaret alanı olmayıp, yüzyıllardır dara düşenin sığındığı, niyaz edenin umut bulduğu; rızalığın, maneviyatın, hakikat arayışının ve toplumsal vicdanın simgesi olan kutsal bir emanet niteliğindedir. Bu nedenle söz konusu alanda yaşanan her türlü olumsuzluk, yalnızca fiziksel bir zarar değil; inanç değerlerine, kültürel hafızaya ve toplumsal ortak vicdana yönelik ciddi bir hassasiyet konusu olarak değerlendirilmektedir.</p>
<p>İlimiz Nazımiye ilçesinde meydana gelen olayda, Düzgün Baba İnanç ve Kültür Derneği yönetim kurulu üyeleri tarafından yapılan şikayette; ziyaretgah alanında bulunan ve halk arasında ‘Düzgün Babanın atının ayak izi’ ve ‘Düzgün Babanın evi’ olarak adlandırılan bölgelerde kazı yapıldığı ve tahribat oluşturulduğu beyan edilmiştir. </p>
<p>Yapılan şikayet üzerine Nöbetçi Nazımıye Cumhuriyet Savcılığı talimatıyla, KOM ve istihbarat birimleriyle birlikte adli tahkikata başlanılmıştır. Olay kapsamında olaya karıştığı değerlendirilen ilimiz nüfusuna kayıtlı 3 şahıs ile 1 köy muhtarının olduğu tespit edilmiştir. Köy muhtarı ve beraberindeki 3 şahsın Düzgün Baba Dağı’na birlikte çıktıkları ve birlikte döndükleri müşteki ve tanık ifadelerinden anlaşılmıştır.</p>
<p>Soruşturma kapsamında toplam 12 şahsın tanık sıfatıyla ifadeleri alınmıştır. Yapılan ön inceleme neticesinde bir şahsın cep telefonu galerisinde; çok sayıda kazı çalışmasına ilişkin görüntü ile olay gününe ait Düzgün Baba Dağı arazisinde çekildiği değerlendirilen çeşitli görüntülerin bulunduğu tespit edilmiştir. Ayrıca köy muhtarı hakkında yapılan idari işlem üzerine görevden uzaklaştırılma işlemi başlatılmıştır. Kamuoyunda geniş yankı uyandıran ve özellikle vatandaşlarımız tarafından kutsal kabul edilen Düzgün Baba Ziyaretgâhı'nda meydana gelen olayla ilgili adli ve idari tahkikat titizlikle sürdürülmektedir."</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 15 May 2026 16:05:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[İran Dışişleri Bakanı: Askeri bir çözüm yolu yok, ABD bu gerçeği anlamalı]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/iran-disisleri-bakani-askeri-bir-cozum-yolu-yok-abd-bu-gercegi-anlamali-40473</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/05/15/iran-disisleri-bakani-askeri-bir-cozum-yolu-yok-abd-bu-gercegi-anlamali.webp'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/iran-disisleri-bakani-askeri-bir-cozum-yolu-yok-abd-bu-gercegi-anlamali-40473</guid><description><![CDATA[İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, askeri girişimlerin sorunları çözmede etkili olmadığını belirterek, “Askeri bir çözüm yolu yok ve ABD bu gerçeği anlamalı” dedi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İran Dışişleri Bakanı’nın dijital medya hesabına göre İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, Hindistan’ın başkenti Yeni Delhi’de düzenlenen BRICS Dışişleri Bakanları Toplantısı'nın ikinci gününde, Hindistan basınına değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p>ABD ve İsrail’in, İran’ı en az iki kere "test ettiğini" dile getiren Erakçi, “Askeri bir çözüm yolu yok ve ABD bu gerçeği anlamalı. Askeri eylemlerle hedeflerine ulaşamazlar ancak diplomasi yolu takip ederlerse konu farklı olacak” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Erakçi, müzakereler sırasında İran ile ABD arasındaki en temel sorunun ABD’li yetkililerin açıklamaları, röportajları ve ilettikleri çelişkili mesajlar olduğunu dile getirdi.</p>
<p>Hürmüz Boğazı’nda ilişkin de açıklama yapan Erakçi, “Hürmüz Boğazı dost ülkelere kapalı değil. Sınırlamalar düşman gemileri içindir. Önceki günlerde birçok gemi deniz kuvvetlerimizin yardımıyla Hürmüz Boğazı’ndan geçti ve bu süreç devam edecek. Dost ülke gemileri ile diğer gemilerin silahlı kuvvetlerimizle koordinasyon sağlaması gerek. Tek çözüm, saldırgan savaşın tamamen sona erdirilmesidir ve bundan sonra her geminin güvenli geçişini garanti altına alacağız” dedi.</p>
<p>Erakçi, saldırıya uğrayan tarafın kendileri olduğunu ve meşru müdafaa hakkı kapsamında kendilerini savunduklarını dile getirdi.</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 15 May 2026 14:47:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[İBB, Metrohan'ın devrine itiraz edecek: Şehir kültürüne müdahaledir]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/ibb-metrohan-in-devrine-itiraz-edecek-sehir-kulturune-mudahaledir-40472</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/05/15/ibb-metrohan-in-devrine-itiraz-edecek-sehir-kulturune-mudahaledir.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/ibb-metrohan-in-devrine-itiraz-edecek-sehir-kulturune-mudahaledir-40472</guid><description><![CDATA[İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından restorasyonu tamamlanan Metrohan’ın mülkiyeti İETT’den alınıp Vakıflar Genel Müdürlüğü bünyesindeki Sultan Bayezid Han-ı Sani Bin Mehmed Han-ı Sani Vakfı’na devredilmesinin ardından İBB karara karşı tüm hukuki itiraz yollarını kullanacaklarını duyurdu.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından restorasyonu tamamlanan Metrohan’ın mülkiyeti İETT’den alınıp Vakıflar Genel Müdürlüğü bünyesindeki Sultan Bayezid Han-ı Sani Bin Mehmed Han-ı Sani Vakfı’na (II. Bayezid Vakfı) devredildi.</p>
<p>Sözcü Gazetesi’nde yer alan habere göre, daha önce Yerebatan Sarnıcı’nda yaşanan sürece benzer şekilde Metrohan için de hukuki bir sürecin gündeme gelmesi bekleniyor. Yerebatan Sarnıcı da daha önce İBB’den alınarak Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredilmişti. Karara itiraz eden İBB, işlemin iptali için İdare Mahkemesi’nde dava açmıştı. Dava sonucunda İstanbul 8. İdare Mahkemesi, İBB'nin Yerebatan Sarnıcı’nın tahliyesine ilişkin yürütmeyi durdurma kararı vermişti.</p>
<p>Benzer bir hukuki sürecin bu kez de Metrohan için yürütülmesi bekleniyor.</p>
<p>Metrohan'ın devredilmesine ilişkin İBB Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı Oğuz Demir açıklama yaptı.</p>
<h4>"Şehir kültürüne müdahaledir"</h4>
<p>İstanbul’un ortak değerlerinin parça parça merkezi idareye devredilmesini kabul etmediklerini belirten Demir, karara karşı tüm hukuki itiraz yollarını kullanacaklarını duyurdu. Demir'in X hesabından yayımladığı mesaj şu şekilde:</p>
<p>"Metrohan sıradan bir bina değildir. 1914 yılında inşa edilen, adını altında bulunan Tünel’den alan bu yapı; dünyanın en eski ikinci metrosunun kalbinde yükselen İstanbul hafızasıdır. İETT Genel Müdürlüğü yaklaşık 90 yıldır bu binadadır.</p>
<p>İBB’nin restore ederek yeniden İstanbul’un kamusal yaşamına kazandırdığı, bugün çok sayıda kültür ve sanat etkinliğine ev sahipliği yapan Metrohan’ın mülkiyeti bir idari kararla Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredildi.</p>
<p>Bu karar; İstanbul’un kurumsal hafızasına, kamusal mülkiyetine, şehir kültürüne ve yerel yönetim iradesine müdahaledir. İstanbul’un ortak değerlerinin parça parça merkezi idareye devredilmesini kabul etmiyoruz. Bu karara elbette hukuki tüm itiraz kanallarını kullanacağız. Ama milletin olana, bizim olana hep birlikte sahip çıkmalıyız."</p>
<p>Metrohan, İBB Miras tarafından yürütülen restorasyon çalışmalarının ardından 2023 yılında “Tarihi Metrohan Hafıza Müzesi ve Kültür Kompleksi” adıyla kamusal kullanıma açılmıştı.</p>
<p>Kaynaklar: Sözcü, bianet.</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 15 May 2026 14:05:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Kayyım Gürsel Tekin'e, bir kez daha ‘göreve devam’ kararı]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/kayyim-gursel-tekin-e-bir-kez-daha-goreve-devam-karari-40471</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/upload/Agos/Images/gursel%20tekin%20-%20il%20binas%C4%B1%20ac%CC%A7%C4%B1klama.jpeg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/kayyim-gursel-tekin-e-bir-kez-daha-goreve-devam-karari-40471</guid><description><![CDATA[CHP'nin İstanbul Kongresi'nin iptali istemiyle açılan davanın duruşmasında mahkeme, kayyım Gürsel Tekin ve heyetinin görevine devam etmesi yönünde karar verdi. Mahkeme, bir sonraki duruşma tarihini, 10 Temmuz olarak belirledi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>CHP 38. Olağan İstanbul İl Kongresi davası kapsamında, kongrede seçilen İl Başkanı Özgür Çelik ve yönetimin, tedbiren görevden uzaklaştırılması ile kongre kararlarının iptali istemiyle açılan davanın duruşması, İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde dörüldü.</p>
<p>Taraf avukatları duruşmada hazır bulundu.</p>
<p>Davacı vekili İlkay Orhan, “Dava açıldıktan sonraki tarihte ifadesine başvurulan özellikle parti içerisinde etkin görevde bulunan kişilerin beyanları da esas alındığında CHP 38. İstanbul İl Kongresi aynı zamanda 38. Kurultayı sırasında delege iradelerinin çeşitli menfaatler karşılığı sakatlandığı açık bir şekilde ortadadır. Davanın kabulüne karar verilmesini talep ediyoruz” dedi.</p>
<p>Ardından söz alan CHP’nin avukatı Çağlar Çağlayan ise şöyle konuştu: "İstinaf mahkemesi öncesinde mahkemeyi yetkili görmüştü. Ancak mahkeme bu yöndeki kararını değiştirdi. Celse arasında İstanbul İstinaf Mahkemeleri başkaca davalarda verilen yetkisizlik kararlarına dair istinaf başvurularını reddetti. Hâliyle istinafın son kararları İstanbul mahkemelerinin yetkisiz olduğu yönünde olmasından, yetkisizlik kararı verilmesini talep ederiz."</p>
<p>Daha sonra ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, istinafın İstanbul’daki mahkemeleri yetkisiz bulduğu karar değişikliğinin kendilerine sunulmasını istedi.</p>
<p>Ara kararda, Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2026/4 esas sayılı dosyasına yeniden birleştirme talebi gönderilmesine ve ceza dosyasındaki son duruşma tutanaklarının mevcut dosyaya eklenmesine de karar verildi.</p>
<p>Ara karara göre, kayyım Gürsel Tekin ve heyeti, görevine devam edecek.</p>
<p>Mahkeme, bir sonraki duruşma tarihini, 10 Temmuz saat 11.00 olarak belirledi. </p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 15 May 2026 13:26:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Kapalıçarşı kaçak pırlanta operasyonunda ikinci dalga]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/kapalicarsi-kacak-pirlanta-operasyonunda-ikinci-dalga-40470</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/05/15/kapalicarsi-kacak-pirlanta-operasyonunda-ikinci-dalga.webp'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/kapalicarsi-kacak-pirlanta-operasyonunda-ikinci-dalga-40470</guid><description><![CDATA[Kapalıçarşı'da yurtdışından organize şekilde yurda sokulan pırlantaların ticaretini sağlayan şüphelilere yapılan ikinci dalga operasyonda 91 kişi gözaltına alındı. Piyasa değeri yaklaşık 349 milyon lirayı aşan pırlanta ele geçirdi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul merkezli dört ilde pırlanta kaçakçılığı operasyonunda ikinci dalga gerçekleştirildi.</p>
<p>İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık Suçlarıyla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, yurt dışından yasa dışı yollarla değerli taş kaçakçılığı yapan şüphelilerin deşifre edilerek yakalanmasına yönelik yapılan çalışmalarda yeni operasyon başlattı.</p>
<p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen ilk operasyon geçen Ağustos ayında gerçekleşmişti.</p>
<p>Elde edilen delil ve bulguların incelenmesi neticesinde bu sabah İstanbul, Antalya, İzmir ve Hatay’ı kapsayan toplam dört ilde eş zamanlı düzenlenen operasyonda 91 şüpheli yakalandı. </p>
<p>Gözaltına alınan zanlılar emniyete götürülürken, bu şüphelilere ait ev ve iş yerlerinde yapılan aramalarda çok sayıda pırlanta ele geçirildi.</p>
<p>Olayla ilgili soruşturma sürerken gözaltı sayısının artabileceği ifade ediliyor.</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 15 May 2026 12:38:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Tarihin en büyük boykotu ve protestolar]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/tarihin-en-buyuk-boykotu-ve-protestolar-40469</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/05/15/tarihin-en-buyuk-boykotu-ve-protestolar.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/tarihin-en-buyuk-boykotu-ve-protestolar-40469</guid><description><![CDATA[İsrail'in katılımına tepki gösteren 5 ülkenin boykot ettiği 2026 Eurovision Şarkı Yarışması hiç olmadığı kadar zor durumda. Boykotlar nedeniyle yarışmanın iptali gündeme gelirken Eurovision'un geleceği belirsiz. 16 Mayıs'ta gerçekleşecek final öncesinde sahnede ve sokaklarda eylemler sürüyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Eurovision Şarkı Yarışması son birkaç yıldır protestolar ve boykot çağrılarıyla gündemde. Birçok ülke İsrail'in yarışmaya katılımına tepki gösteriyor. </p>
<p>Avrupa Yayın Birliği (EBU), Ukrayna'da başlayan savaş nedeniyle 2022'den bu yana Rusya'yı yarışmadan men etmesine rağmen benzer bir kararı İsrail için almaması nedeniyle "ikiyüzlülük" ve "çifte standart" eleştirilerinin hedefi olmuştu.</p>
<p>EBU, Aralık 2025'te yapılan genel kurul toplantısında İsrail’in 2026 Eurovision Şarkı Yarışması’na katılımını engellememişti. Bu kararın ardından birçok Avrupa ülkesinde boykot çağrıları yapılmıştı. Bunun üzerine İspanya, Slovenya, İrlanda, İzlanda ve Hollanda, Eurovision'dan çekilme kararı almıştı. Bu kararlar yarışma tarihine daha önce görülmemiş bir boykot olarak da geçti.</p>
<h4>Eurovision İsrail nedeniyle yapılmayabilirdi</h4>
<p>The Hollywood Reporter dergisinin, Eurovision ve Avrupa Yayın Birliğine (EBU) yakın kaynaklara dayandırdığı haberine göre, yarışma, bu yıl İsrail nedeniyle yapılmayabilirdi.</p>
<p>Kaynaklar, İsrail'in katılımı nedeniyle kurumsal sponsorların çekildiğini ve bunun gelirlerde önemli düşüşlere yol açtığını, boykot eden 5 ülkeden kaybedilen lisans ücretlerinin ise durumu daha da kötüleştirdiğini söyledi.</p>
<p>İsrail'in katılımı nedeniyle çekilmeye hazır olan "yarım düzine" ülkenin de eklenmesiyle Eurovision'un neredeyse "uçuruma yuvarlandığını" dile getiren kaynaklar, bu ülkelerin sonunda ikna edilerek geri adım atmalarının sağlandığını kaydetti.</p>
<p>İsminin açıklanmaması koşuluyla konuşan bir yetkili, boykot kararı almaya hazır ülkeler bu konuda geri adım atmasaydı, organizasyonun uğrayacağı kayıplar göz önünde bulundurularak Eurovision'un 2026'da iptal edilmesinin gerçekçi bir olasılık olduğunu aktardı.</p>
<h4>İsrailli şarkıcı, "soykırımı durdurun" sloganıyla protesto edilmişti</h4>
<p>Yarışmanın 12 Mayıs'ta yapılan ilk yarı finalinde sahne alan İsrailli şarkıcı Noam Bettan, "soykırımı durdurun" sloganıyla protesto edilmişti.</p>
<p>İsrail'in temsilcisi Bettan, salonda bulunan seyirciler tarafından "soykırımı durdurun" sloganıyla protesto edilmişti. Bazı seyirciler Filistin bayrağı açarak İsrail'in soykırımına uğrayan Gazze halkıyla dayanışma mesajı vermişti.</p>
<p>Üzerlerine "Özgür Filistin" yazıları yazan, Filistin bayrakları çizen ve "soykırımı durdurun" sloganı atan göstericiler salondan zor kullanılarak çıkartılmıştı.</p>
<p>Yarı final öncesi de başkent Viyana sokaklarında Filistin'e destek gösterileri düzenlenmişti.</p>
<p>Bu arada bu sene Viyana'da gerçekleşen yarışmada, İsrail'in katılımına tepki gösterileriyle başlayan yarışmanın ikinci yarı finalinde Eurovision'da yarışacak finalistler belli oldu.</p>
<p>Viyana'daki Wiener Stadthalle'de gerçekleşen ikinci yarı finalde sahne alan Bulgaristan, Ukrayna, Norveç, Avustralya, Romanya, Malta, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Arnavutluk, Danimarka ve Çekya finale geçerken, Azerbaycan, Lüksemburg, Ermenistan, İsviçre ve Letonya yarışmaya veda etti.</p>
<h4>İsrail, yarışma kurallarına uymadığı için uyarıldı</h4>
<p>İsrail'i temsil eden şarkıcı Bettan, "İsrail'e 10 kez oy verin" şeklinde bir talimatın yer aldığı videolar yayımlamıştı.</p>
<p>Eurovision Şarkı Yarışması Direktörü Martin Green, 20 dakika içinde İsrail kamu yayın kuruluşu KAN heyetiyle iletişime geçerek videoların paylaşımını derhal durdurmalarını ve tüm platformlardan kaldırmalarını talep ettiklerini, kurumun da bu talebi yerine getirdiğini aktarmıştı.</p>
<p>Green, "Bir sanatçıya veya şarkıya 10 kez oy verilmesi için doğrudan çağrı yapmak kurallarımıza ve yarışmanın ruhuna aykırıdır." ifadelerini kullanmıştı.</p>
<p>Martin Green, "KAN'a resmi bir uyarı mektubu gönderdik ve tüm tanıtım faaliyetlerini dikkatle izlemeye devam edecek ve gerektiğinde uygun önlemleri alacağız." değerlendirmesinde bulunmuştu.</p>
<h4>Eurovision'un seyirci sayısında belirgin düşüş</h4>
<p>İsrail'in katılımı nedeniyle boykot kararlarının gölgesinde devam eden yarışmanın izlenme sayılarında düşüş yaşanıyor.</p>
<p>İtalya'da devlet televizyonu RAI'de yayımlanan ilk yarı finalini izleyenlerin sayısı 1 milyon 856 bin oldu. Ülkede geçen yıl 2 milyon 489 bin olarak açıklanan izleyici sayısının, bu yıl önemli ölçüde azalması dikkati çekti.</p>
<p>İsrail'in katılımı nedeniyle boykot kararı alan Hollanda'da ise izlenme sayısı 2025'e göre yüzde 42 azaldı. Dünkü ilk yarı final, ortalama 541 bin izleyici tarafından seyredildi. Buna göre yarı final, 2012'deki ilk yarı finalden bu yana Hollanda'da en az izlenen yarışma oldu.</p>
<p>Geçen seneye kıyasla bu yıl yapılan yarışmanın ilk yarı finali, İngiltere'de 253 bin, İsveç'te 316 bin, Belçika'da yaklaşık 430 bin daha az izlendi.</p>
<p>Bu tabloya bakınca yarışmanın geleceği belirsizliğini koruyor. Öte yandan Viyana başta olmak üzere dünyanın dört bir yanında İsrail'in katılımını istemeyenler eylemler düzenliyor. </p>
<p>Yarışmanın finali ise 16 Mayıs'ta (yarın) yapılacak. Viyana polisi final gününde şehrin eylemlere ev sahipliği yapacağını açıkladı.</p>
<p>Kaynak: Anadolu Ajansı</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 15 May 2026 12:07:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[NÛÇE TV yayın hayatına başladı]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/nuce-tv-yayin-hayatina-basladi-40468</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/05/15/nuce-tv-yayin-hayatina-basladi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/nuce-tv-yayin-hayatina-basladi-40468</guid><description><![CDATA[Kürtçe yayın yapacak olan NÛÇE TV, 15 Mayıs Kürt Dil Bayramı’nda yayın hayatına başladı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Kürtçe haber kanalı NÛÇE TV, 15 Mayıs Kürt Dil Bayramı’nda yayın hayatına başladı.</p>
<p>NÛÇE TV, iki gün önce dijital medya üzerinden Kürt Dil Bayramı’nda yayın hayatına başlayacaklarını duyurmuştu. Duyuruda, “Yeni bir ekran, yeni bir yolculuk. Ulusal bir televizyon olarak Kürtçe Dil Bayramı’nda yayınımıza başlıyoruzya” ifadelerine yer verilmişti.</p>
<p>TV, bugün yayın hayatına başladığını, “Me destpê kir... PîROZ BE (Başladık… Kutlu olsun)” sözleriyle duyurdu. TV yayınladığı videolarda, “Ekranımızın önündeki perde, bu gün resmi bir şekilde kalkıyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p>NÛÇE TV, iki uydudan yayınını sürdürecek. TV'nin yayın yapacağı uydu ve franksalar şöyle: “Nilesat: 12687 H 27500, Hotbird: 11296 H 27500.”</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 15 May 2026 11:37:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Küresel Sumud Filosu, Rodos Adası'nın doğusunda ilerliyor]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/kuresel-sumud-filosu-rodos-adasi-nin-dogusunda-ilerliyor-40467</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/05/15/kuresel-sumud-filosu-rodos-adasi-nin-dogusunda-ilerliyor.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/kuresel-sumud-filosu-rodos-adasi-nin-dogusunda-ilerliyor-40467</guid><description><![CDATA[Gazze'deki ablukayı kırmayı ve insani yardım ulaştırmayı amaçlayan Küresel Sumud Filosu, Marmaris'ten 54 tekneyle hareket ederek Rodos Adası'nın doğusunda ilerlemeye devam ediyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Küresel Sumud Filosu, Gazze’ye insani yardım ulaştırmak için İsrail ordusunun engellemesi sonrası yeniden yola çıktı.</p>
<p>Anadolu Ajansı’nın filo yetkililerinden aldığı bilgiye göre Marmaris'ten yeniden hareket eden filo, 54 tekneyle Gazze'ye doğru ilerleyişini sürdürüyor.</p>
<p>45 ülkeden yaklaşık 500 aktivistin bulunduğu filo, Rodos Adası'nın 27 mil doğusunda ortalama 5 knot süratle seyrediyor.</p>
<p>Mevcut rota ve süratin korunması hâlinde filonun, 17 Mayıs Pazar günü öğleden sonra Gazze'nin 100 mil yakınına ulaşabileceği tahmin ediliyor.</p>
<h4>İsrail ordusunun Küresel Sumud Filosu'na saldırısı</h4>
<p>İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik ablukasını kırmayı ve yaşamsal insani yardım ulaştırmayı amaçlayan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu, İsrail ordusunun 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında müdahalesine maruz kalmıştı.</p>
<p>Uluslararası sularda hukuk dışı müdahalede bulunarak aktivistleri taşıyan teknelere saldıran İsrail ordusu, Gazze'ye 600 deniz mili uzaklıkta ve Yunan kara sularından birkaç mil açıkta 177 aktivisti alıkoyup kötü muamelede bulunmuştu.</p>
<p>İsrail ordusu, Ağustos 2025'te de 44'ten fazla ülkeden 500 aktivisti taşıyan 40'tan fazla tekneyle Gazze'ye yönelen Küresel Sumud Filosu’na benzer bir saldırıda bulunmuştu.</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 15 May 2026 11:24:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Televizyonda Ermeni ve Alevi temsiline hiç yer verilmiyor]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/televizyonda-ermeni-ve-alevi-temsiline-hic-yer-verilmiyor-40466</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/05/15/televizyonda-ermeni-ve-alevi-temsiline-hic-yer-verilmiyor.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/televizyonda-ermeni-ve-alevi-temsiline-hic-yer-verilmiyor-40466</guid><description><![CDATA[Hrant Dink Vakfı'nda yapılan "Anlatılan Kimin Hikayesi? Yerli Dizilerde Azınlık Temsili Üzerine" isimli etkinlikte konuşan sosyolog ve araştırmacı Dr. Feyza Akınerdem,  "Bir Yahudi, Rum kimliği tehdit gibi gelmiyor ama Ermeni, Alevi kimliği hala kapanmamış yaraları anımsattığı için hiç değinilmiyor" dedi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Hrant Dink Vakfı, sosyolog ve araştırmacı Feyza Akınerdem’in Türkiye’de yerli dizilerde kimlik, temsil ve görünürlük meselelerini ele aldığı “Anlatılan Kimin Hikayesi? Yerli Dizilerde Azınlık Temsili Üzerine” başlıklı bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. 14 Mayıs’ta yapılan etkinlikte ana akım medyadan dijital platformlara dizilerde azınlık temsillerinin nasıl kurulduğu konuşuldu.</p>
<p>Sosyolog, araştırmacı ve siyasi danışman Dr. Feyza Akınerdem, konuşmasında “Anlatılan hikâyeler kime ait?” sorusundan hareketle, yerli dizilerde azınlık temsillerini ele aldı. Akınerdem, temsil hikayesi için güzel bir örnek olduğunu söyleyerek Orhan Pamuk’un “Kara Kitap” romanından bir pasajla konuşmayı açtı.</p>
<p>Akınerdem, Türkiye’nin siyasi tarihinin televizyon dizilerinde işlenen konular üzerinde de belirleyici olduğuru belirterek kronolojik olarak, Türkiye’nin yayın hayatına geçtiği 1968 yılından günümüze kadar olan dönemde televizyondaki azınlıkların temsiliyetinin ne ölçüde ve nasıl değiştiğini anlattı.</p>
<p>İlk olarak 1968 ve 1990 yılları arasındaki 22 yıllık süreçte televizyonun devlet tekelinde olduğunu ve ‘olanı değil olması gereken’i yansıttığını söyledi.</p>
<figure class="image float-md-start"><img class="" src="https://static.agos.com.tr/2026/05/salkimhanimintaneleri.jpg" alt="" width="476" height="317">
<figcaption>"Salkım Hanımın Taneleri", Yönetmen: Tomris Giritlioğlu</figcaption>
</figure>
<p>Akınerdem, daha sonrasında, toplumsal hafızaya yönelik 2000’li yılların başlarında “geçmişle hesaplaşma türü”nün ortaya çıktığını ifade etti. Akınerdem, “Hatırla Sevgili”, “Salkım Hanımın Taneleri”, “Çemberimde Gül Oya” gibi dizilerde, kişisel, duygusal hikayelerin politik çatışmalara entegre edilerek aktarıldığını hatırlatarak, yüksek siyasetin popüler kültüre olan etkilerine vurgu yaptı.</p>
<p>Alevi ve Ermenilerin televizyonun kültürel alanında hiç temsil edilmediğini de belirten Akınerdem, Yeşilçam döneminde Ermenilerle beraber çalışıldığı için filmlerde bazı simgeler olsa da özellikle günümüzde Ermeni ve Alevi temsiline hiç yer verilmediğini söyledi.</p>
<p>Dr. Akınerdem, 2015 ve sonrasındaki dönemlerde “toplumsal hafıza” temalı dizilerin yerini “özel harekat” dizilerine bıraktığına söyledi. Aynı şekilde “Sen Anlat Karadeniz” gibi dizilerde kadına yönelik şiddete de yer verilmeye başlanıldığından ve bir tartışma doğurduğundan bahsetti: “Bu temsiller şiddetin farkındalığı artırıyor mu yoksa şiddete özendiriyor mu?”</p>
<p>Akınerdem, 2023 yılının seçim döneminde yayınlanmaya başlayan ve devam eden ‘Kızılcık Şerbeti’ adlı dizinin güncel kutuplaşmaları melodramla sunması ve aynı şekilde “Kızıl Goncalar” adlı yapımla beraber tarikatların temsiliyetinin de ortaya çıktığını ve toplumsal tartışmaya yer açtığını belirtti.</p>
<p>Akınerdem, “Kulüp” adlı diziyle beraber Yahudi toplumunun temsiliyetini gözler önüne serdiğini ve 6-7 Eylül olaylarını merkeze alan dizinin ilk defa azınlık meselesini dijital platformlara taşıdığını hatırlattı.</p>
<p>Geçmişte “Asi” gibi “doğu dizileri”nde işlenen töre, inanç çatışmaları ortasında bir aşkın filizlenmesiyle görece “mutlu son”a bağlanmasının, tekrardan “Taşacak Bu Deniz” adlı 2025 yapımında gördüğümüzü de belirtti. Ancak, sözü geçen dizide geçmişten farklı olarak Hıristiyan inancına ait söylemlerin yer almasının dikkat çektiğini belirtti.</p>
<p>“Taşacak Bu Deniz” dizisinde Hıristiyan öğretisini ve bilimi benimseyen genç bir kadın karakterin içine düştüğü Tranbzonlu ailenin yapısına barış duygusunu taşıyan bir temsil olarak ele alınıyor.</p>
<figure class="image float-md-end"><img class="" src="https://static.agos.com.tr/2026/05/kulup-dizi.png" alt="" width="494" height="278">
<figcaption>"Kulüp"te 6-7 Eylül gecesi, Yönetmen: Seren Yüce ve Zeynep Günay</figcaption>
</figure>
<p>Katılımcılardan gelen bir yorum üzerine dizilerin politik hesaplaşmaya yer vermediğine dair bir eleştirilerine katılan Akınerdem, melodramların Türkiye’deki açık yaralarla hesaplaşma alanı sunmadığını çünkü melodramaların yapıları gereği çatışmaları çok da deşmeden ‘mutlu bir son’a bağladığını ve bu tür hesaplaşmalar için trajedilerin daha uygun olduğunu dile getirdi.</p>
<p>Akınerdem, “Hegemonik anlatıyı televizyonda yalnızca ima ederek değiniliyor. ‘Nasıl bittiyse bitti’ hissi insanlara nostaljiyi besliyor. Bir Yahudi, Rum kimliği tehdit gibi gelmiyor ama Ermeni, Alevi kimliği hala kapanmamış yaraları anımsattığından değinilmiyor. Hiçbir metin değiştirilmeden, ilk yazıldığı haliyle kalmıyor’ diyerek konuşmasını özetledi.</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 15 May 2026 11:18:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[İBB'ye yeni operasyon: 12 kişi gözaltında]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/ibb-ye-yeni-operasyon-12-kisi-gozaltinda-40465</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/upload/Agos/Images/istanbul-buyuksehir-belediyesi-.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/ibb-ye-yeni-operasyon-12-kisi-gozaltinda-40465</guid><description><![CDATA[İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, "İstanbul Büyükşehir Belediyesi Yol Bakım ve Onarım Şube Müdürlüğü ve Elektronik Sistemler Şube Müdürlüğünce ihalelere fesat karıştırıldığı" iddiasıyla 13 kişi hakkında gözaltı kararı verildi, 12 kişi gözaltına alındı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne (İBB) yönelik yeni bir operasyon düzenledi.</p>
<p>"İstanbul Büyükşehir Belediyesi Yol Bakım ve Onarım Şube Müdürlüğünce ve Elektronik Sistemler Şube Müdürlüğünce ihalelere fesat karıştırıldığı" iddiasıyla 13 kişi hakkında gözaltı kararı verildi.</p>
<p>Operasyon kapsamında 12 kişi gözaltına alındı.</p>
<p>Başsavcılık açıklaması şöyle: </p>
<p>"Cumhuriyet Başsavcılığımız koordinesinde İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce Ekrem İmamoğlu liderliğinde kurulan suç örgütünün faaliyetleri kapsamında gerçekleştirilen eylemlere yönelik olarak, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Yol Bakım ve Onarım Şube Müdürlüğünce ve Elektronik Sistemler Şube Müdürlüğünce yapılan bir kısım ihalelerde, usulsüzce kurgusal bir ihale sistematiği işleterek ihalelere fesat karıştırıldığı iddialarına yönelik olarak yapılan soruşturmalar kapsamında, 15.05.2026 tarihinde gerçekleştirilen operasyon kapsamında 13 şüpheli hakkında gözaltı kararı verilmiş olup, şüphelilerden 12’si yakalanarak göz altına alınmış, 1 şüpheli ise yurt dışında bulunması nedeniyle hakkında yakalama çalışmalarına devam edilmektedir. Soruşturmalar titizlikle yürütülmekte olup, kamuoyunun bilgisine sunulur."</p>
<p>Gözaltına alınanların isimleri şöyle: Ayhan TAŞ - Daire Başkanı Murat ER - Avrupa Yakası Yol Bakım Ve Onarım Şube Müdürü Erkan KAVLAK - Tekniker Menderes ÇAKMAK - Mühendis Erkan KOÇ - Teknik Şartname Düzenleyen Hakan ÇAKIR - Elektronik Sistemler Müdürü İbrahim YAŞAROĞLU - Teknik Şartnameyi Hazırlayan Şahıs Muhammet Sertaç KAZICI - Teknik Şartnameyi Düzenleyen Niyazi BAŞTÜRK - Teknik Şartnameyi Düzenleyen Zeynep DÜŞMEZ - İnform Firması Ortağı İsmail KURTULUŞ - Koloni İnşaat Firması Yetkilisi İhsan Sabri KURTULUŞ - Koloni İnşaat Firması Yetkilisi Yurt dışında olduğu belirlenen: Levent ILGIN - İnform firması yetkilisi.</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 15 May 2026 10:03:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Turabdin’in Bote köyünde 40 yıl sonra çan sesi yankılanıyor]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/turabdinin-bote-koyunde-40-yil-sonra-can-sesi-yankilaniyor-40457</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/05/14/turabdinin-bote-koyunde-40-yil-sonra-can-sesi-yankilaniyor.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/turabdinin-bote-koyunde-40-yil-sonra-can-sesi-yankilaniyor-40457</guid><description><![CDATA[1915 ve 1980’li yıllarda Midyat’ın Bote (Bardakçı) köyünden göç etmek zorunda kalan Süryaniler, uzun yıllar süren sessizliği bozuyor. İsveç'ten köye dönüş yapan Leyla Teymur ve ailesi, tarih boyunca iki kez camiye çevrilip geri alınan kiliselerini hayata döndürerek 40 yıl sonra köyde yeniden çan seslerinin yankılanmasını sağladı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Turabdin’in (Mardin ve çevre iller) Midyat ilçesine bağlı, Süryanice ismi “Bote” olan Bardakçı köyünde yaşayan Süryaniler, 1980’li yıllarda bölgeden göç etmek zorunda kaldı. Uzun yıllar köylerine geri dönemeyen Süryanilerden Leyla Teymur’un ailesi de, 80’li yıllarda Bote’den Midyat’a göç edenlerden. Midyat'ta doğup büyüyen Teymur, daha sonra evlenerek İsveç’e taşındı ancak Bote’ye gitmeyi ihmâl etmedi.</p>
<p>Köyde bulunan Mor Efrem Süryani Ortodoks Kilisesi ile Meryem Ana Süryani Katolik Kilisesi, Bote’de hiç Süryani kalmadığı ve bakımsızlık nedeniyle uzun yıllar kullanılamıyordu. Teymur’un ailesi ile (Bozkurt ailesi) birlikte Boteli Süryaniler, 2010’lu yıllarda yaz aylarında köylerine gitmeye başladı. Teymur ve kardeşleri 2025 yılında Meryem Ana Süryani Katolik Kilisesi’ne çan kulesi inşa etmeye karar verdi. Böylece, 80’li yılların ardından köyde yeniden çan sesleri  duyulur oldu.</p>
<p><img class="float-md-start" src="https://static.agos.com.tr/2026/05/bote-koyu-kilisesi.jpeg" alt="" width="291" height="388"></p>
<h4>İki kez camiye dönüştürüldü, geri alındı</h4>
<p>1970’li yıllarda Bote’den göç etmek zorunda kalan Peder Abraham Garis, Meryem Ana Süryani Katolik Kilisesi’nin tarih boyunca iki kez camiye dönüştürüldüğünü hatırlatarak, kilise geri alınana dek yaşananları şöyle anlatıyor: “Kilise, 1889 yılında Irak Basra’da yaşayan Süryani Katolik toplumunun yardımıyla Bote’de inşa edildi. 1915’in Eylül ayından 1921 yılına kadar ise kilise cami olarak kullanıldı. Çünkü 1915 yılında Süryaniler Bote’den ayrılmak zorunda kaldı, kötü olaylar yaşandı. 1921’den sonra ise hayatta kalanlardan köye geri dönen Süryaniler, camiye dönüştürülen kiliselerini geri aldı. Süryaniler, 1986’ya kadar kiliselerini kullanabildi. Ancak bu sefer de 1915 soykırımında Bote’de katledilen Süryani bir ailenin evi cami yapıldı.</p>
<p>1987’de de kilise yeniden camiye dönüştürüldü ve kaymakamın izniyle 1999’da da resmen cami olarak kayıtlara geçti.Ardından il müftülüğü buraya kadrolu imam tayin etti. 2008 yılında artık kiliseyi almak için Bote’liler olarak çeşitli girişimlerde bulunmaya başladık. Keldani Süleyman Bozkurt ailesinin katkılarıyla hukuki mücadele başladı. 2012’de Bote’de yeni bir cami yapıldı ve bunun ardından kilisemiz mahkeme kararıyla geri alındı. Kiliseye minare de eklemişlerdi. Süryaniler minareyi indirmek istemedi. Belediye söküp götürdü. Daha sonra onarım yapıldı ve 2013 yılında kilise olarak yeniden ibadete açıldı.”</p>
<figure class="image float-md-end"><img class="" src="https://static.agos.com.tr/2026/05/peder-abraham-garis.jpeg" alt="" width="470" height="294">
<figcaption>Peder Abraham Garis</figcaption>
</figure>
<p>Kilisenin göçler sonrası oldukça kötü bir duruma geldiğini söyleyen Leyla Teymur da, “Camiye dönüştürdükleri kilisemizi yeniden onardık. Bote’ye gidip kilisemizi gördüğümüzde, ev gibi görünüyordu” diyor.</p>
<p>Kardeşleri ile Bote’deki kiliseye çan kulesi yaptırmaya karar verdiklerini belirten Teymur, “Biz altı kız kardeş, kilisemiz için bir şey yapmak istedik. Kilisemizin çanı hiç olmamıştı. Biz de bu çalışmayı başlattık ve başarıyla sonuçlandı. Kendi imkânlarımızla restore ettirdiğimiz çan kulesini, yakın bir tarihte Meryem Ana Süryani Katolik Kilisesi’ne taktırdık” cümlelerini kullanıyor.</p>
<figure class="image float-md-start"><img class="" src="https://static.agos.com.tr/2026/05/meryem-ana-suryani-katolik-kilisesi-ayininden.jpeg" alt="" width="431" height="323">
<figcaption>Meryem Ana Süryani Katolik Kilisesi ayininden.</figcaption>
</figure>
<h4>40 yıl sonra çan sesleri duyuldu</h4>
<p>Teymur şöyle devam ediyor: “Çok mutluyuz. Bote’de 40 yılı aşkın süre sonra çan sesi yankılandı. Kilisemizin çan sesi, Turabdin’in tepelerinden duyuluyor. Köylülerin de bize çok desteği oldu. Birkaç eksik var ama onu da tamamlayacağız. Köyde kış aylarında kalan Süryaniler yok. Ama yaz aylarında Süryaniler köye geri dönüyor ve kışa kadar Bote’de kalıyor. Köy çok kalabalık oluyor. Eski zamanlardaki gibi Süryaniler Bote’de yine yaşıyor. Turistler de çok geliyor. Özellikle 15 Ağustos Meryem Ana Bayramında dünyanın her yerinden kiliseye gelenler oluyor.”</p>
<p>Çan kulesinin eklenmesiyle “Şimdi kilise gibi görünüyor” diyen Teymur, Antakya ve Tüm Doğu Süryani Ortodoks Kilisesi Patriği Mor İğnatius II. Afrem Kerim’in de geçtiğimiz yıl kiliseyi ziyaret ettiğini hatırlattı. Teymur, “Kiliselerimizi hayatta tutalım. Herkes bulunduğu bölgedeki kiliselere karşı duyarlılık göstersin” çağrısında bulundu.</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 15 May 2026 10:01:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[İhtiyati tedbir kararı kısmen kaldırıldı]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/ihtiyati-tedbir-karari-kismen-kaldirildi-40464</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/05/14/ihtiyati-tedbir-karari-kismen-kaldirildi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/ihtiyati-tedbir-karari-kismen-kaldirildi-40464</guid><description><![CDATA[Kumkapı Vakfı ile Zela Kuyumculuk arasındaki  “Papazevleri” davasında vakfın Zela Kuyumculuk’un zararlarını karşılaması gerektiğine hükmedilmiş, vakfın hacizli mallarının ihale ile satılması sürecine girilmişti. Kumkapı Vakfı ihtiyati tedbir isteyince ihale süreci durmuştu ancak Zela Kuyumculuk’un itirazı üzerine ihtiyati tedbir kararı "kısmen" kaldırıldı, Kumkapı Vakfı’nın teminat bedeli artırıldı. Zela Kuyumculuk konuyla ilgili açıklama yaptı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Kumkapı Meryem Ana Patriklik Kilisesi Vakfı ile Zela Kuyumculuk arasındaki Papazevleri davasında Yargıtay’ın Zela Kuyumculuk lehine karar vermesinin ardından vakfın dokuz mülkü, Mayıs içerisinde yapılacak açık artırmalar ile satılacaktı. İlk ihale için süreç, 7 Mayıs’ta başlayacaktı. Kumkapı Vakfı ise yeniden yargılama davası açmış ve bu kapsamda ihtiyati tedbir kararı istemişti. İlk ihalenin yapılacağı 7 Mayıs öncesinde ihtiyati tedbir kararı geldi. Böylece ihale süreci durdu. </p>
<p>Ancak Zela Kuyumculuk ihtiyati tedbir kararına itiraz etti. 14 Mayıs’ta yapılan duruşmada Zela Kuyumculuk’un itirazı kısmen kabul edildi. Mahkeme, icra dosyası kapsamında satış sürecinde elde edilecek tutarın ödenmesinin tedbiren durdurulmasına karar verdi.</p>
<p>Ayrıca Kumkapı Vakfı için ihtiyati tedbir açısından  belirlenen 12 Milyon TL’lik teminat bedeli 46 Milyon TL’ye yükseltildi. Vakfın bir hafta içinde yaklaşık 34 milyon TL tutarında teminat bedeli yatırması gerekiyor. Söz konusu teminat bedeli yatırılrsa ihtiyati tedbir kararı, ödemenin durdurulması açısından uygulanacak.</p>
<p>Öte yandan Zela Kuyumculuk Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı Norayr İşler,14 Mayıs'taki duruşmayla ilgili olarak Agos'a yaptığı açıklamada son kararla kendileri açısından satış, icra işlemlerinin önünün açıldığını söyledi.  </p>
<p>Kumkapı Vakfı’nın yeniden yargılama talebiyle açtığı dava 30 Haziran’da esastan görüşülecek.</p>
<h4>Ne olmuştu?</h4>
<p>Zela Kuyumculuk Limited Şirketi’nin Yönetim Kurulu Başkanı ve Eski İstanbul Kuyumcular Odası Başkanı Norayr İşler, Kumkapı’da Muhsine Hatun Mahallesi, Tavasi Çeşme Sokak’ta yer alan ve “Papaz Evleri” olarak bilinen Kumkapı Meryem Ana Kilisesi Vakfı’na ait harabe binanın restorasyonunu yapmak ve işletmek üzere 2013 yılında sözleşme imzaladı. Sözleşme kapsamında İşler, binayı restore ederek otel haline getirdi. Ancak Kumkapı Meryem Ana Kilisesi Vakfı, sonraki süreçte kiranın ödenmesinin sık sık ihlal edildiği gerekçesiyle ihtarnameler gönderdi, son ihtarnameden sonra da oteli mahkeme kararıyla tahliye ettirdi. İşler de yaptığı masrafları gerekçe göstererek vakfı dava etti.</p>
<p>İstanbul 9. Sulh Hukuk Mahkemesi’nde görülen davada mahkeme, 29 Nisan 2024’teki duruşmasında vakfın bilirkişi raporundaki bedelin faiziyle birlikte Zela Kuyumculuk’a ödenmesine karar verdi.</p>
<p><strong> </strong>Yargıtay da , Kumkapı Vakfı ile Zela Kuyumculuk arasındaki davada Kumkapı Vakfı’nın Zela Kuyumculuk’un zararını karşılaması gerektiğine karar vermişti. Yargıtay kararı sonrası Zela Kuyumculuk Yönetim Kurulu Başkanı Norayr İşler, Kumkapı Vakfı’na ait bazı mülkler için haciz tedbiri koydurdu. Vakfın dokuz mülkü, Mayıs içerisinde yapılacak açık artırmalar ile satılacaktı. İlk ihale için süreç, 7 Mayıs’ta başlayacaktı.</p>
<p>İstanbul 45. İcra Hukuk Mahkemesi tarafından atanan bilirkişi, geçtiğimiz yıl vakfa ait dokuz mülk için keşif yaparak, ortalama bedelleri tespit etmişti. Dokuz mülk, Kapalıçarşı içerisinde ve sınırlarında bulunuyor. Bazı mülkler, Kapalıçarşı’nın işlek bölgelerinde yer alıyor. Dükkan vasıflı mülkler için bilirkişiler tarafından belirlenen muhammen (tahmin edilen) bedellerin toplamı 371 milyon 725 bin TL’yi buluyor. İhale süreci İstanbul Gayrimenkul Satış İcra Dairesi tarafından yürütülüyor.</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 14 May 2026 20:20:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[“Sağlık riski olabilir dediğinde cezalandırılıyorsun"]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/saglik-riski-olabilir-dediginde-cezalandiriliyorsun-40463</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/05/14/saglik-riski-olabilir-dediginde-cezalandiriliyorsun.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/saglik-riski-olabilir-dediginde-cezalandiriliyorsun-40463</guid><description><![CDATA[BEE’O’nun, Bülent Şık’a polen ve bitkisel ürünlerin kontrolsüz tüketimine ilişkin halk sağlığı uyarıları nedeniyle açtığı davada karar çıktı. "Haksız rekabet" tespiti yapan mahkeme  50 bin TL maddi tazminata ve makalelerin kaldırılmasına hükmetti. Şık, “Sağlık riski olabilir dediğinizde cezalandırılıyorsunuz” dedi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Pandemi döneminde polen, bal, propolis, bitkisel çaylar ve benzeri ürünlerin kontrolsüz tüketimine ilişkin halk sağlığı uyarıları nedeniyle BEE’O markasının sahibi SBS Bilimsel Bio Çözümler Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından dava edilen gıda mühendisi Dr. Bülent Şık’ın “Polen Davası”nda karar duruşması bugün İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme, 50 bin TL maddi tazminat ile 1 TL manevi tazminat ödenmesine, tazminata Mayıs 2022’den itibaren ticari faiz işletilmesine ve dava konusu haber, makale ve paylaşımların kaldırılmasına karar verdi.</p>
<p>Bianet'ten Hikmet Adal'ın <a href="https://bianet.org/haber/halk-sagligi-uzerine-yazmak-haksiz-rekabet-mis-bulent-sik-a-tazminat-cezasi-319626" target="_blank" rel="nofollow noopener">haberine </a>göre, duruşmaya şirketin sahipleri Dr. Aslı Elif Tanuğur Samancı, Taylan Samancı ve Prof. Dr. Dilek Boyacıoğlu katılmazken, şirket avukatı Büşra Özdemir duruşmaya çevrimiçi bağlandı. Bülent Şık ve avukatı Abbas Yalçın ise salonda hazır bulundu. Davalılar arasında yer alan Gerçek Gündem’i ise avukat Bilge Batur temsil etti.</p>
<p>Davacı şirketin avukatı Büşra Özdemir, Şık’ın karalama amacıyla hareket ettiğini savunarak davanın kabulünü istedi. Şık’ın avukatı Abbas Yalçın ise davada usul hataları bulunduğunu belirterek davanın reddini talep etti. Yalçın, “Müvekkilim bu yazıları halk sağlığı ve çocuk sağlığını koruma amacıyla kaleme almıştır” dedi.</p>
<p>Gerçek Gündem avukatı Bilge Batur da marka hakkı ihlalinin söz konusu olmadığını söyledi. Batur, “Haberler hukuka uygundur. Halk sağlığını ilgilendiren haberlerin kamu ile paylaşılması kamuyu ilgilendirmektedir. Herhangi bir ihlal yoktur” diyerek davanın reddini istedi.</p>
<h4>Kısmen kabul kısmen red</h4>
<p>Mahkeme, ara vermeksizin hüküm kurdu. Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar veren mahkeme davalıların davacı şirketin marka hakkına yönelik haksız rekabette bulunduklarının tespitine hükmetti. Mahkeme ayrıca 50 bin TL maddi tazminat ile 1 TL manevi tazminat ödenmesine, tazminata Mayıs 2022’den itibaren ticari faiz işletilmesine ve dava konusu haber, makale ve paylaşımların kaldırılmasına karar verdi.</p>
<p>Mahkeme gerekçeli kararını ilerleyen günlerde açıklayacak. Avukatlar dosyayı istinafa taşıyacak.</p>
<h4>"Karar halk sağlığının cezalandırılması demek"</h4>
<p>Duruşma sonrası gazetecilere açıklama yapan Bülent Şık, dava konusu yazıların pandemi döneminde bitkisel ürünler ve arı ürünleriyle ilgili yapılan sağlık iddialarına karşı halk sağlığı uyarıları içerdiğini söyledi.</p>
<p>Şık, 2020-2021 döneminde Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) pandemi kurulunda yer aldığını hatırlatarak, o dönemde kekik suyu, polen, bitkisel çaylar ve benzeri ürünlerin “virüsle savaştığı” ya da “bağışıklığı güçlendirdiği” iddiasıyla pazarlanmasının halk sağlığı açısından ciddi sakıncalar taşıdığını dile getirdiklerini belirtti.</p>
<p>Şık, özellikle çocuklar, hamileler, yaşlılar, kronik hastalar ve karaciğer hastaları açısından riskin daha yüksek olduğunu vurguladı. "Burada şirketler ürün üretmesin demiyoruz” diyen Şık, şu ifadeleri kullandı: “Eğer bir ürün sağlık açısından, özellikle çocuklar, karaciğer hastaları ve yaşlılar gibi hassas gruplar için zarar doğurma ihtimali taşıyorsa, bunu bilmek tüketicilerin en doğal hakkıdır. Bu karar halk sağlığının cezalandırılması anlamına geliyor.”</p>
<h4>"Türkiye’de ciddi denetim boşluğu var”</h4>
<p>Şık, davacı şirket dahil olmak üzere bazı firmaların internet satış siteleri ve sosyal medya hesapları üzerinden hamilelere, bebeklere ve çocuklara polen ve benzeri ürünleri önerdiğini, bu önerilere ilişkin görüntü kayıtlarını da mahkemeye sunduklarını ifade etti. “Sağlık zararı oluşturabilecek öneriler yapılabiliyor. Siz bilim insanı olarak ‘Bir dakika, bu sağlık zararı doğurabilir’ dediğinizde ise bunu diyemez hale geliyorsunuz. Burada çok ağır bir sorun var” diyen Şık, ilk yazısında şirketin isminin geçmediğini de hatırlattı.</p>
<p>Şık, kararın halk sağlığı ile şirketlerin ticari çıkarları arasında kurulan denge açısından sorunlu olduğunu belirterek, “Burada sağlıkla firmanın ‘zarar ettim’ söylemi karşı karşıya. İnsan sağlığı söz konusuysa firmaların kârı değil, halk sağlığı esas alınmalıdır” dedi.</p>
<p>Bülent Şık, Türkiye’de polen ve benzeri arı ürünlerinin çocuklara önerilmesine ilişkin denetim eksikliğine de dikkat çekti.</p>
<p>Şık,<em> </em>“Bir tarafta reklam kurulu tarafından cezalar verilmiş bir firma ve onunla çalışan influencer var. Onlar her türlü satış önerisini yapabilecek, ürünleri herkese tavsiye edebilecek. Biz ‘Burada bir sorun var’ dediğimizde cezalandırılacağız. İş aslında bu kadar basit” diye konuştu.</p>
<h3>Şık'a destek</h3>
<p>Duruşma öncesinde akademisyen, gazeteci ve meslek örgütü temsilcileri Bülent Şık’a destek için adliye önünde bir araya geldi. Grup adına bir konuşma yapan akademisyen Aslı Odman, Şık’ın yazılarının ticari rekabet amacı taşımadığını, bilimsel araştırmalar ve ihtiyat ilkesi doğrultusunda kamuoyunu bilgilendirme amacı taşıdığını söyledi.</p>
<p>Odman, "Bu yüzden bugün, bu mahkemede zedelendiği ifade edilen 'marka hakkına' karşı, halkın risklere dair bilgilenme hakkı ve bu hatta yapılan bilimsel faaliyetlerin özgürlüğünü savunacağız. Bülent Şık’ın yazıları, ticari rekabet veya marka kötüleme amacı taşımayan; bilimsel literatüre, ihtiyat ilkesine, çocuk sağlığını koruma yükümlülüğüne ve tüketicinin eksiksiz bilgi edinme hakkına dayanan kamusal uyarılardır. Bu yazıların cezalandırılması veya yüksek tazminat tehdidiyle bastırılması, yalnızca Bülent Şık’ın ifade özgürlüğünü değil, toplumun gıda güvenliği konusunda bilgi edinme hakkını da zedeler. Bugün dava edilen yalnızca bir bilim insanı değil; halkın sağlık riski taşıyan ürünler hakkında bilgi edinme hakkıdır."</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 14 May 2026 15:35:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Mayısın en güzel günlerinde kitap, panayır ve buluşma]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/mayisin-en-guzel-gunlerinde-kitap-panayir-ve-bulusma-40462</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/05/14/mayisin-en-guzel-gunlerinde-kitap-panayir-ve-bulusma.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/mayisin-en-guzel-gunlerinde-kitap-panayir-ve-bulusma-40462</guid><description><![CDATA[Aras Yayıncılık, 15–17 Mayıs tarihlerinde “Panayır Aras’ı” ile baharın ortasında okurları, yayınevlerini ve kitapları üç gün sürecek bir buluşmaya davet ediyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Aras Yayıncılık, 15–17 Mayıs tarihleri arasında 12.00–18.00 saatleri arasında “Panayır Aras’ı”na ev sahipliği yapıyor. Üç gün sürecek kitap panayırında yayınevleri, okurlar ve kitaplar bir araya geliyor.</p>
<p>Etkinlikte Lemis Yayın, Tetes Kitap, Umami Kitap, istos yayın, Lis Yayınları, Telemak Kitap, Otonom Yayıncılık, Habitus Kitap, Flaneur Kitap, HDV Yayınları, Siren Yayınları, Yazın Yayıncılık, NotaBene Yayınları ve Yesayan Edebiyat ve Kültür Derneği yer alıyor.</p>
<h3>Kitapların arasında üç gün</h3>
<p>Panayır boyunca ziyaretçiler kitaplar arasında dolaşma, yeni yayınevleri keşfetme, sahaf raflarında sürprizlerle karşılaşma ve dostlarla buluşma imkânı bulacak. Etkinlik İstiklal Caddesi, Hıdivyal Palas No: 231 Kat 1, Tünel-Beyoğlu adresinde gerçekleşecek.</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 14 May 2026 12:56:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Hrant Dink’le ilk karşılaşmanızın hikâyesini dinlemek istiyoruz]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/hrant-dinkle-ilk-karsilasmanizin-hikayesini-dinlemek-istiyoruz-40459</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/05/14/hrant-dinkle-ilk-karsilasmanizin-hikayesini-dinlemek-istiyoruz.png'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/hrant-dinkle-ilk-karsilasmanizin-hikayesini-dinlemek-istiyoruz-40459</guid><description><![CDATA[]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Gazetemizin kurucularından Hrant Dink'in öldürülmesinin 20. yılına yaklaşırken, onu sonradan tanıma fırsatı bulan gençlerin hikâyelerini duymak istiyoruz. Hrant Dink öldürüldüğünde henüz doğmamış olan ya da çok küçük yaşta olan, şu an 18-35 yaşları arasında olan ve sonradan bir kitapta, anmada, konuşmada ya da başka bir vesileyle onunla karşılaşan kişileri arıyoruz. Gönderdiğiniz metinlerden bir seçkiyi, arzu ederseniz isminizle ya da anonim olarak Agos'ta yayımlamak istiyoruz. </p>
<p>Hikâyenizi aşağıdaki sorulardan yola çıkarak kaleme alabilirsiniz:</p>
<p>Hrant Dink’in adını ilk ne zaman ve hangi vesileyle duydunuz? Onu tanımadan önce adı sizde ne çağrıştırıyordu? Zaman içinde onu daha yakından tanıdığınız bir an oldu mu? Bu sizde bir şeyi değiştirdi mi? Hayatınızda aldığınız bir karar, kurduğunuz bir ilişki ya da bir davranış biçimiyle onu ilişkilendirdiğiniz oluyor mu?</p>
<p>Yazılarınızı kurumsal@agos.com.tr adresine iletebilirsiniz.</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 14 May 2026 10:43:00 +0300</pubDate></item></channel></rss>