<?xml version='1.0' encoding='utf-8'?><rss version='2.0' xmlns:atom='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' xmlns:content='http://purl.org/rss/1.0/modules/content/'><channel><title>Agos</title><link>https://www.agos.com.tr/tr</link><description>Agos Güncel Haberler</description><language>tr-TR</language><ttl>300</ttl><lastBuildDate>Thu, 27 Aug 2026 08:24:40 +0300</lastBuildDate><image><title>Agos</title><url>https://static.agos.com.tr/logos/agos-sm.png</url><link>https://www.agos.com.tr/tr</link></image><atom:link rel='self' type='application/rss+xml' href='https://www.agos.com.tr/rss/turkish'/><item><title><![CDATA[Navasartyan Oyunları’na yoğun katılım]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/navasartyan-oyunlarina-yogun-katilim-41654</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/08/27/navasartyan-oyunlarina-yogun-katilim.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/navasartyan-oyunlarina-yogun-katilim-41654</guid><description><![CDATA[Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Türkiye Ermenileri Patrikliği himayesinde Kınalıada’da geleneksel hale gelen Navasartyan Yaz Festivali’nin bu yıl beşincisi düzenlendi. Festivale katılım yoğundu.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>21-23 Ağustos’ta düzenlenen festivale Kınalıada Su Sporları Kulübü ev sahipliği yaptı. Navasartyan Festivali, sporun birleştirici gücü, kültürel mirasın yaşatılması ve gençlerin spora teşvik edilmesini hedefliyor. Toplam sekiz farklı spor branşında müsabakaların düzenlendiği festivalin organizasyonunu Luys Medya üstlendi. Üç gün boyunca sporcuların mücadelelerine, kültürel etkinliklere ve çeşitli programlara ev sahipliği yapan festival, Kınalıada’da renkli görüntülere sahne oldu. Fstivalde, farklı yaş gruplarından sporcuların mücadelesi büyük ilgi gördü. 23 Ağustos’taki kapanış törenine Türkiye Ermenileri Patriği Sahak Maşalyan, Üstrahip Harutyun Damadyan, AKP İstanbul Milletvekili Av. Serkan Bayram, Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Politikaları Kurulu Üyesi Aram Kuran, Kınalıada Su Sporları Kulübü (KSSK) Başkanı Prof. Dr. Emre Burçkin, AK Parti Adalar İlçe Başkanı Sina Şen, Adalar Belediye Başkan Yardımcısı Tanay Garip, vakıf başkanları ve yöneticileri, spor kulübü yöneticileri, sporcular ve çok sayıda davetli katıldı. Gecenin sunuculuğunu Karolin Mamigonyan ve Barkev Samuelian üstlendi.</p>
<p>Kapanış gününde, Navasartyan’ın Ermeni kültürü ve tarihindeki yeri ele alınırken, bağ bozumunun Ermeni tarihinde taşıdığı önem Yeme İçme Uzmanı, Agos Gazetesi Yazarı Levon Bağış tarafından konuklara aktarıldı. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Dereceye giren sporcular ve takımlar şöyle:</p>
<p><strong>Voleybol küçükler </strong></p>
<p>1.) Fireball</p>
<p>2.) Avengers</p>
<p>3.) Ace attack</p>
<p><strong>Voleybol büyükler</strong> </p>
<p>1.) Champions</p>
<p>2.) Hağoğner</p>
<p>3.) Ararat</p>
<p><strong>Futbol küçükler</strong></p>
<p>1. Karam jr</p>
<p>2.)Toz pembe </p>
<p>3.) Kalpazan</p>
<p><strong>Futbol büyükler</strong></p>
<p>1.) Aya Nikola</p>
<p>2.) Karam City </p>
<p>3.) Dark Knight </p>
<p><strong>Basketbol küçükler</strong> </p>
<p>1.) Işık Old Boız</p>
<p>2.) Fatihler</p>
<p>3.) Iron Wolfs</p>
<p><strong>Fair play takım ödülü:</strong> Kınalı Bulls</p>
<p><strong>En değerli oyuncu ödülü:</strong> Tayga Yuca</p>
<p><strong>Basketbol Büyükler </strong></p>
<p>1.) Teşviş</p>
<p>2.) Staff</p>
<p>3.) Aparam </p>
<p><strong>Fair play takım ödülü:</strong> Dandix</p>
<p><strong>En değerli oyuncu ödülü:</strong> Eren Çetinol</p>
<p><strong>Tavla</strong></p>
<p>1.) Ali Baba Bayrak</p>
<p>2.) Sarko Kirkoryan </p>
<p>3.) İbrahim Üge</p>
<p><strong>Satranç küçükler kategorisi</strong></p>
<p>1.) Arthur Yılmaz</p>
<p>2.) Aden Çılbıyık</p>
<p>3.) Matias Karaoğlan</p>
<p><strong>Satranç yıldızlar kategorisi </strong></p>
<p>1.) Evgin Demirci </p>
<p>2.) Özgür Yalın</p>
<p>3.) Matias Kantarcı </p>
<p><strong>Satranç genel kategorisi  </strong></p>
<p>1.) Sarven Çakmak</p>
<p>2.) Can Ege Düzgün </p>
<p>3.) Duru Yıldız </p>
<p><strong>Masa tenisi kadınlar </strong></p>
<p>1.) Ani Çimen                            </p>
<p>2.) Mila Deveciyan                   </p>
<p>3.) Helen Barlık</p>
<p><strong>Masa tenisi erkekler                                   </strong></p>
<p>1.) Sasun Hamparyan.             </p>
<p>2.) Arda Gargıcılar.                   </p>
<p>3.) Ararat Avşaroğlu.</p>
<p><strong>Su topu </strong></p>
<p>1.) Kınalıada Su Sporları Kulübü</p>
<p>2.) Heybeliada Su Sporları Kulübü</p>
<p>3.) Kınalıada Su Sporları B Takımı</p>
<p>4.) Fenerbahçe Spor Kulubü</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 27 Aug 2026 04:37:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Nairi Bedrosyan’ın anne ve babası için can yemeği düzenlendi]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/nairi-bedrosyanin-anne-ve-babasi-icin-can-yemegi-duzenlendi-41653</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/08/27/nairi-bedrosyanin-anne-ve-babasi-icin-can-yemegi-duzenlendi.jpeg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/nairi-bedrosyanin-anne-ve-babasi-icin-can-yemegi-duzenlendi-41653</guid><description><![CDATA[Ermenistan’ın Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı İstanbul Temsilcisi Nairi Bedrosyan, kısa süre içinde babası Ruben Bedrosyan ve annesi Vanuhi Setrakyan'ı peşpeşe kaybetmenin acısını yaşadı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Bu vesileyle, 20 Ağustos 2026 Perşembe akşamı,  İstanbul Ermeni toplumundan bir grup gönüllünün organizasyonuyla  Bedrosyan’ın anne ve babası için önce Yedikule Surp Pırgiç Hastanesi Kilisesi’nde dua okundu daha sonra hastanenin  Gomidas salonunda bir can yemeği düzenlendi.</p>
<p>Yemeğin başlangıcında organizatör ekibinin koordinatörü ve Jamanak gazetesi genel yayın yönetmeni Ara Koçunyan bir konuşma yaptı ve buluşmaya başkanlık eden Patrik Maşalyan’a,  ev sahipliği yapan  Surp Pırgiç Hastanesi Yönetim Kurulu’na teşekkürlerini iletti, Nairi Bedrosyan’a başsağlığı diledi.</p>
<p>Nairi Bedrosyan da taziyeleri kabul etti ve organizasyonu düzenleyenlere teşekkür etti. Bedrosyan anne ve babası ile yaşadığı günler için duyduğu minnettarlığı dile getirdi.</p>
<p>Patrik Maşalyan da konuşmasında, “Sevinç paylaşıldığında artar, üzüntü paylaşıldığında azalır. Bugün Nairi Bedrosyan’ın üzüntüsünü paylaşmak için biraraya geldik” dedi ve Hristiyan inancında ölümün son olmadığını hatırlattı. Patrik Maşalyan bir kez daha Bedrosyan’a başsağlığı dileklerini iletti ve ailesine cennetin huzurunu, kendisine de  Kutsal Ruh'un tesellisini diledi.</p>
<p>Ayin, hep birlikte okunan dua ile sona erdi.</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 27 Aug 2026 04:34:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[“Çocuklarımız Ermeni okullarında mutlu”]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/cocuklarimiz-ermeni-okullarinda-mutlu-41651</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/upload/Agos/Images/2018/07/berge%20ermenistanli%20gocmenler.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/cocuklarimiz-ermeni-okullarinda-mutlu-41651</guid><description><![CDATA[Milli Eğitim Bakanlığı müfettişlerin, misafir öğrenci statüsünde olan Ermenistanlı öğrencilerin kayıtlarının devlet veya özel okullara nakledilmesi gerektiğini okul müdürlerine sözlü olarak ilettiğinin ortaya çıkması Ermenistanlı ailelerde tedirginlik yarattı. Agos’a açıklamalarda bulunan Ermenistanlı A.H., uygulamanın devam etmesini istiyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Milli Eğitim Bakanlığı’ndan gelen müfettişlerin teftişi Ermenistanlı aileleri endişeye sürükledi. İki çocuk annesi A.H., duygu ve düşüncelerini Agos’la paylaştı. 14 yıldır İstanbul’da yaşadığını ve çocuklarının dokuz yıldır Ermeni okulunda eğitim aldığını söyleyen anne A.H., gelişmeyi medyada çıkan haberlerden öğrendiğini söyledi. A.H., okulla iletişime geçtiğini ancak yaz tatili nedeniyle kimseyle görüşemediğini ifade etti. Ermenistanlı veli, haberden sonra çocuklarının üzüldüğünü, kendilerinin de çocuklarının geleceği için kaygılandığını söyledi. Çocuklarının Ermeni okulunda mutlu olduğuna dikkat çeken A.H., okul idarecileri, öğretmenler ve personelin yaklaşımından son derece memnun olduğunu belirtti. A.H., çocuklarının kayıtlarının devlet veya özel okula aktarılmasını istemediğini, nakil yapılması halinde çocuklarının düzenlerinin bozulacağını ve bu durumda Ermenistan’a geri dönmeyi düşüneceklerini vurguladı. A.H., Ermeni okulunda okuyan çocuklarının eğitimleri boyunca hiçbir şekilde ayrımcılığa uğramadığını da altını çizdi. A.H., diğer Ermenistanlı ailelerin de bu gelişmeden ötürü endişelendiğini aktardı.</p>
<p>Son gelişmeye göre ise Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin AKP milletvekili Sevan Sıvacıoğlu'a yaptığı açıklamada  "Ermeni cemaati okullarında okuyan misafir öğrenciler ile ilgili yeni bir düzenleme olmadığı, mevcut olan yönetmelik doğrultusunda okulların eğitim ve öğretim faaliyetlerine devam ettiği" mesajını verdi.</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 27 Aug 2026 04:29:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[ERVAB Sahakyan için toplandı, tartışmalar eksik olmadı]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/ervab-sahakyan-icin-toplandi-tartismalar-eksik-olmadi-41650</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/08/27/ervab-sahakyan-icin-toplandi-tartismalar-eksik-olmadi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/ervab-sahakyan-icin-toplandi-tartismalar-eksik-olmadi-41650</guid><description><![CDATA[Ermeni Vakıflar Birliği (ERVAB), uzun bir aradan sonra toplandı. Toplantı Sahakyan Okulu’nun mali durumu için düzenlenmişti. Samatya Vakfı Başkanı Nurhan Davulciyan, mali yönden zor durumda olduklarını belirtti, vakıf yöneticileri sunumlarla gelinen durumu aktardı. Ancak ilerleyen dakikalarda toplantıda diğer vakıfların mali durumları gündeme geldi, ERVAB Başkanı Şirinoğlu bazı vakıfların gelirlerini ve mülk bilgilerini gizli tuttuğunu öne sürdü, sert tartışmalar yaşandı. Şirinoğlu Samatya için ise okulu olmayan vakıfların yardımda bulunmasıyla sorunun çözüleceğini söyledi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>24 Ağustos Salı günü Yedikule Surp Pırgiç Hastanesi Gomidas Salonu’nda yapılan toplantıya Türkiye Ermenileri Patriği Sahak Maşalyan, AKP İstanbul Milletvekili Doç. Dr. Sevan Sıvacıoğlu, ERVAB ve Surp Pırgiç Hastanesi Vakfı Başkanı Bedros Şirinoğlu ve vakıf yönetimleri katıldı. Uzun bir aradan sonra ilk kez toplantı basına açık olarak yapıldı. Açılış konuşmasını yapan Patrik Maşalyan, Sahakyan Okulu’nun maddi durumu için olağanüstü toplanma kararı aldıklarını ifade etti. Bütçe açığının astronomik bir rakam olduğunu söyleyen Patrik Maşalyan, “Enflasyonist ortamda öngöremediğimiz bütçe açıkları ortaya çıkıyor. Havuz sistemi sorunu ile karşılaşıyoruz. Okulların birleştirilmesi konuşuluyor. Bazı okullarımız finansal olarak zor durumda, bazı kurumlarımızın ise elleri rahat. Sahakyan’ın yanı sıra Feriköy, Kalfayan gibi okulların bütçe açıklarını hangi metotla kapatacağız?” dedi. Patrik Maşalyan, genel sorunlara değinirken ERVAB’ın hala yasal statüsü olmadığını da hatırlattı. </p>
<h4>Valilik’te toplantı yapılacak</h4>
<p>AKP Milletvekili Doç. Dr. Sıvacıoğlu ise Ermeni toplumunda organizasyon sorunu olduğunu söyledi. Okullarda öğrenci sayılarının giderek azaldığını hatırlatan Sıvacıoğlu, İstanbul Valiliği’nin Ermeni okullarından binalarının deprem dayanıklılığına dair raporlar istediğini açıkladı. Eylül ayının sonunda bir toplantı olacağını söyleyen Sıvacıoğlu, “Valilik proje konusunda destek verecek. Ücret talep edilmeyecek” dedi. Okulu olmayan kilise vakıflarının ihtiyaç sahiplerine ve okullar maddi destek sağlaması gerektiğini söyleyen Sıvacıoğlu, “Burası etkisiz bir yer değil, doğru bilgilendirmeler yapılmalı” diyerek sözlerini tamamladı. </p>
<h4>Sahakyan ekonomik darboğazda</h4>
<p>Açılış konuşmalarının ardından toplantının ana  gündem maddesine geçildi. İlk olarak Samatya Surp Kevork Kilisesi Vakfı Başkanı Nurhan Davulciyan söz aldı. Davulciyan, Sahakyan Okulu’nun ekonomik olarak darboğazda olduğunu, ayakta kalmaya çalıştıklarını ancak günümüz ekonomik koşullarında bunun pek mümkün olmadığını söyledi. Dayanışma çağrısında bulunan Davulciyan, “Bütün kurumlar bizim. Bu toplum zor zamanlarda yan yana gelince bizi hiçbir şey durduramaz.</p>
<figure class="image float-md-start"><img class="" src="https://static.agos.com.tr/2026/08/nurhan-davulciyan.jpg" alt="" width="287" height="510">
<figcaption> Nurhan Davulciyan</figcaption>
</figure>
<p>Sorunları konuşalım ve somut karar alalım. Dayanışma modeli oluşturalım” dedi. Vakıf yönetiminden Arman Togaç da, toplantıda yaptığı sunumda Samatya Vakfı’nın 63 tapusu olduğunu, bunların 21’inin kamu kurumlarının kullanım alanında olduğunu dolayısıyla gelir elde edemediklerini belirtti. Togaç, vakfa ait evlerin sekizinde kiracı bulunduğunu, dokuzunun ise ihtiyaç sahiplerine ayrıldığını kaydetti. Okulda ilköğretim ve lise olmak üzere toplam 312 öğrencinin eğitim aldığını açıklayan Togaç, Samatya’da oturan velilerin gelir düzeyinin yüksek olmadığını ve hepsinin okula bağışta bulunamadığını açıkladı. </p>
<h4>“Bütçe açığı 60 milyon TL’yi bulabilir”</h4>
<p>Geçtiğimiz yıl vakfın bütçe açığının 36 milyon TL civarında olduğunu hatırlatan Togaç, sevgi sofrasında 24 milyon TL bağış taahhüt edildiğini hatırlattı. Taahhütlerin henüz tam olarak toplanamadığını da kaydeden Togaç bu tablo içinde, bu yılın Mart ayından itibaren ekonomik olarak ciddi bir sıkıntıya girdiklerini ve maaş ödemelerinde zorluk yaşadıklarını açıkladı. Sahakyan yöneticileri, bu tablo içinde öğretmen ve personelin maaşlarını ödeyebilmek için devlete borçlandıklarını, yaklaşık 10 milyon TL  civarında SSK ve muhtasar borcu oluştuğunu belirttiler.</p>
<p>Sahakyan yöneticileri  böylece bu yıl bütçe açıklarının vergi borçları dahil  60 milyon TL civarında olacağını kaydettiler. </p>
<p>Tekrar söz alan Davulciyan, “Beklentimiz vakıfların maddi kaynakların bilinmesi ve şeffaflığa önem verilmesidir” diye konuştu. </p>
<p>Okul Kurucu Temsilcisi Serdar Kasapçılar da katılımcılara seslenerek  topluma Samatya’nın taşıdığı önemi hatırlattı ve “Bu bölgede bir okula ihtiyaç var mı?” sorusuna içtenlikle yanıt vermelerini rica etti. Sahakyan’ın 312 öğrenciyle en kalabalık ikinci Ermeni okul olduğunun altını çizen Kasapçılar, öğrencilerin yaklaşık yüzde 85’inin Samatya’dan geldiğini vurguladı. Sahakyan’ın son üç yıldır başarılı mezunlar verdiğini belirten Kasapçılar, ERVAB Başkanı Şirinoğlu’nun yıllardır dile getirdiği okulları kapatma ve birleştirme fikrine de atıfta bulundu ve şunları söyledi:</p>
<p>“Okulların kapatılması fikrini verecek komisyon nerede? Sahakyan için kaybedecek bir sene dahi yok. Sahakyan kaybedilecek bir kurum mu? Eğer öyleyse kapatalım. Değilse çözümü konuşalım. Komisyon kurulmalı, duygularla hareket edecek zaman yok”</p>
<h4>Şirinoğlu’ndan sert açıklamalar</h4>
<p>Toplantıda diğer vakıf yönetimleri de söz aldı. Boyacıköy Surp Yerits Mangants Kilisesi Vakfı Başkanı Nazaret Özsahakyan, Ermeni okullarının kamu hizmeti görevi gördüğünü belirterek diğer okulların da benzer durumla karşılacaklarını söyledi. Özsahakyan, Ermeni okullarında çalışan öğretmenlerin maaşlarının devlet tarafından karşılanma önerisini sundu. Beyoğlu Üç Horan Kilisesi Vakfı İkinci Başkanı Haçik Canel ise, Ermeni toplumunda 850 ihtiyaç sahibi aile olduğunu, 2 bine yakın açlıkla mücadele eden yurttaş olduğunu hatırlattı. Ekonomik krizin her birey ve kurumu farklı şekilde etkilediğini söyleyen Canel, “Bankanızda bina güçlendirme için para tutuyorsanız diyecek bir şey yok. Ama başka bir şey için tutuyorsanız sizin kalpleriniz taşlaşmış” dedi. </p>
<p>ERVAB Başkanı Bedros Şirinoğlu ise, Sahakyan Okulu’na bütçe açığının kapatılması için okulu olmayan kilise vakıflarını işaret etti. Şirinoğlu, okulu olmayan kilise vakıflarının banka hesaplarında yüksek meblağlarda tutarların bulunduğunu ve kimi vakıfların gelirlerini gizlediğini öne sürdü. Şirinoğlu, Ermeni okullarının büyük çoğunluğunun deprem dayanıklılığı konusunda sıkıntılı olduğunu da ifade etti ve “Ya kendimize geleceğiz ya da batacağız” dedi. Şirinoğlu, Kumkapı Meryem Ana Patriklik Kilisesi Vakfı’na ait 43 mülk olduğunu ve bu bilgiyi yeni öğrendiğini belirterek, “Ben yıllarca Kumkapı Vakfı’na bağışta bulunmuşum. Bu mülklerden benim haberim yok. Kimsenin haberi yok” dedi. Şirinoğlu, buna ek olarak “Toplanan kiralar nerede” sorusunu yöneltti.</p>
<h4>Kumkapı’nın mülkleri üzerine tartışma</h4>
<p>Bu açıklamalar üzerine söz alan  Kumkapı Vakfı Başkanı Hrant Moskofyan mülklerle ilgili düzenli olarak bilgilendirmelerde bulunduklarını, bu verilerin kamuoyunun bilgisi dahilinde olduğunu  söyledi. Şirinoğlu ise mülklere dair bilgisinin bulunmadığını tekrarladı. Bu aşamada Moskofyan ile Şirinoğlu arasında tartışma yaşandı. Kumkapı Vakfı daha sonra gazetelere bir açıklama gönderdi. Vakıf açıklamasında, envanterinde bulunan 43 mülkün resmi kayıtlarda ve Vakıflar Genel Müdürlüğü'nde yer aldığını belirtti. Açıklama şu şekilde:</p>
<p>"24 Ağustos 2026 günü yapılan ERVAB toplantısında, Başkan Sayın Bedros Şirinoğlu tarafından kurumumuza yönelik yapılan, vakfımızın 43 adet mülke sahip olduğu, bu durumdan kendisinin haberdar olmadığı yönündeki açıklamaları ve buna devamen sosyal medya hesapları üzerinden bilinçli veya bilinçaltından kaynaklı üretilen yanlış algı ve ithamlara ilişkin kamuoyunu doğru bilgilendirme ihtiyacı doğmuştur.</p>
<p>Vakfımızın mülkiyetinde bulunan 43 adet taşınmaz, varlığı kamuoyundan saklanan yapılar olmayıp; resmi kayıtlarımızda şeffaflıkla yer almaktadır. Tapularımızın tümü Vakıflar Genel Müdürlüğünde kayıtlıdır. Ancak bir vakfın sahip olduğu mülk sayısı o vakfın finansal gücünü tek başına gösteren bir gösterge değildir. Söz konusu 43 mülkümüzün durumuyla ilgili bazı hususların bilinmesi gerekmektedir:</p>
<p>Vakfımız bünyesinde yer alan gayrimenkullerin önemli bir kısmı yüksek kira getirisi olan ticari mülkler değildir. 43 Adet taşınmazımız içinde Patrikhanemiz, Kilise binamız, okul ve dernek binalarımız da bulunmakadır. Bir kısım mülklerimizden, metruk olduğu için tasarruf edememekteyiz. Semtimizde bulunan bir kısım mesken statüsündeki taşınmazlar ise, sembolik kira bedelleriyle cemaatimizin ihtiyaç sahibi üyeleri tarafından kiralanabilen taşınmazlardır. Gönül isterdi ki 43 mülkümüz vakfımızın tüm ihtiyaçlarını karşılayabilsin ve bütçe fazlası vererek diğer ihtiyaç sahibi cemaat vakıflarımız ve cemaat üyelerimize katkı sağlayabilseydik.</p>
<p>Bir vakfın temel amacı gayrimenkul biriktirmek değil, vakfiyesinde yer alan kamu hizmetlerini kesintisiz sürdürmektir. Bu bağlamda okulumuzu açık tutabilmek için, semtimizde ikamet eden hiçbir öğrencimiz olmamasına rağmen taşımalı eğitim hizmeti vermekteyiz. Mevcut enflasyonist ortamda ve artan hizmet maliyetleri karşısında, bahse konu mülklerin toplam kira geliri vakfımızın bütçesini karşılamaya yetmemektedir. Vakfımız, faaliyetlerini devam ettirebilmek için ek bağış ve kaynak yaratma çabalarını aralıksız sürdürmektedir.</p>
<p>Sayın ERVAB Başkanının yapmış olduğu açıklama tek boyutludur ve konuya sadece taşınmaz adedi yönünden bakmaktadır. Ayrıca bu açıklama ve sosyal medya platformlarının bu konuyu yayınlama şekli,  yukarıda bahsetmiş olduğumuz ek kaynak yaratma çabalarımıza engel olmak yönündedir.</p>
<p>Gerçekleri tam olarak yansıtmayan ve kurumumuzu kamuoyu nezdinde haksız yere töhmet altında bırakan bu tür açıklamalar ve sosyal medyada lanse edilme biçimleri, vakfımızın yürüttüğü hizmetlere ve hayırseverlerimizin güvenine zarar vermektedir. Vakfımız, mevzuata ve şeffaflık ilkelerine tam bağlılıkla çalışmalarını sürdürmektedir.</p>
<p>Kamuoyunun bilgisine arz olunur."</p>
<h4>TEAOV’nin mülk satışı gündeme geldi</h4>
<p>Toplantıda Türk Ermeni Azınlık Okulları Öğretmenleri Yardımlaşma Vakfı’nın envanterinde bulunan bir mülkü sattığı hatırlatıldı. TET Ajanda’dan Şahnur Kazancı 65 milyon TL’ye satıldığını belirttiği bu mülkten elde edilen geliri TEAOV’nin  Samatya Vakfı’na bağışlamasını böylece sorunun çözülmesini önerdi.  Şirinoğlu ise, kendisinin ve Patrik Maşalyan’ın satıştan haberdar olmadığını belirterek şöyle konuştu. </p>
<p>“Sadece Öğretmenler Vakfı mı mülk satıyor? Bunların hesabı neden sorulmuyor? Bunu denetlemek basının işidir.”</p>
<p>Şirinoğlu toplantıda, Beykoz Surp Nigoğayos Kilisesi Vakfı’nı da eleştirdi ve kilise restorasyonuna 18 milyon TL harcamasını gündeme getirerek “Gerek var mıydı” diye konuştu. Beykoz Vakfı yöneticileri ise kilisenin tarihsel bir miras olduğunu belirttiler. </p>
<p>Şirinoğlu Samatya ve benzeri durumdaki okulların açığının kapatılması için nihai çözüm olarak okulu olmayan kilise vakıflarını adres gösterdi ve bu vakıfların 30 milyon TL artıda olduklarını öne sürdü. Şirinoğlu bu vakıfların ellerindeki geliri bağışlaması durumunda bütçe açığı olan okulların açıklarının kapanacağını ifade etti. </p>
<p>Toplantıda bulunmayan TEAOV de Kumkapı Vakfı gibi toplantının ardından gazetelere açıklama gönderdi. </p>
<p>"Basına açık gerçekleştirilen bu toplantı Kadasetli Patriğimiz sayın Sahag Maşalyan'ın huzurun- da ve sayın Bedros Şirinoğlu'nun başkanlığında yapılmış ve tüm vakıflar davet edilmiştir. Ancak Vakfımız bugüne kadar olduğu gibi bu toplantıya da davet edilmemiştir ve dolayısıyla giyabında konuşulmuştur. Medeni Kanun'la kurulu vakfımız 60 yıldır şeffaf bir şekilde halkımıza hizmet etmektedir. Vakıflar kanununun şartları yerine getirilerek ekspertiz raporu alınarak alma-satma yetkisine sahiptir. Vakfımızın temel amaçları: Öğretmen ve adaylarının kariyerlerinde ilerleme imkânı sağlayacak seminerler düzenlemek, bu mesleği seçen üniversite öğrencilerine burs vermek, ermeniceyi sev- dirmek, eğitim kitapları - dergileri (Jbid 34. yıl) hazırlayıp yayınlamak ve ücretsiz dağıtmak. Ayrıca emekli ve ekonomik olarak güç durumda bulunan öğretmenlere maddi ve manevi destek olmak. Sayın Aram Kamburyan senelerce Vakfımıza hizmet etmiştir ve tüm vakıflara değerli bağışlarda bulunmuştur. Vakfımıza bağışladığı ev hastanemize verilen bağışla bitişik konumdadır. Ekspertiz raporu alınması öncesi ve sonrasında Hastane yönetimiyle birçok kez bir araya gelinip satma düşüncesi paylaşılmıştır. Ancak hastane yönetimi evi satın almayı uygun bulmamıştır. Levent'te içinde sorunlu kiracısı olan bu evin ciddi bir bakıma ve tamirata ihtiyacı olması ve vakıf bütçemizin durumu düşünülerek satış kararı vermemize sebep olmuştur. Böylece daha ulaşılabilir, kullanışlı ve sorunsuz yatırımların cemaatimize faydalı olacağı düşünülmüştür. Değerli hayırsever Aram Kamburyan'ın anısını yaşatmak ve adını toplumumuza kalıcı bir değerle kazandırmak için; satıştan elde edilen gelirin bir bölümüyle cemaatimizin eğitim, kültür, sanat ve çeşitli toplumsal etkinliklerine ev sahipliği yapması amacıyla vakıf büromuzun karşısındaki daireyi satın aldık. HAYCAR Derneği ile başladığımız yenileme çalışmalarının yakında biteceğini ve "ARAM KAMBURYAN KÜLTÜR MERKEZİ" olarak hizmete gireceği müjdesini de bu vesileyle paylaşmak isteriz. Vakfımız 60 yıldır olduğu gibi tüm şeffaflığıyla misyonunu devam ettirmekte ve ettirecektir. Her yıl olduğu gibi bütçemiz medyada yayınlanmaya devam edecektir."</p>
<h4>Patrik Maşalyan: “Suistimal yapanlar hapse girmeli” </h4>
<p>Toplantıda ERVAB Deprem Komisyonu Başkanı Mimar Kevork Özkaragöz de söz aldı. Özkaragöz İstanbul  Valiliği’nin deprem dayanıklılık raporlarını istediğini hatırlatarak, Esayan Okulu anasınıfı binası, Topkapı Levon Vartuhyan, Feriköy Merametçiyan okulları binasının depreme karşı güçlendirildiğini söyledi. Özkaragöz, Bomonti Mıhitaryan Okulu’nun yeni eğitim öğretim döneminde de kapalı olacağını söylerken,  Samatya Anarad Hığutyun Okulu binasının muhakkak güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. </p>
<p>Tartışmalarla geçen toplantının ardından Patrik Maşalyan, kapanış  konuşması için söz aldı. Maşalyan “Ne kadar para var, ne kadar mülk var bilmiyoruz. Bazı vakıflara gelecek paralar var. Bu yıl da okulların bütçe açıklarının yüzde 60’ı toplum tarafından karşılanacak. Sahakyan en son kapanacak okuldur” dedi. Patrik Maşalyan, Kumkapı Vakfı’na mülklerle ilgili şeffaflık konusunda  haksızlık yapıldığını belirtti.</p>
<p>Toplum olarak vakıflarla ilgili şeffaflık ihtiyacı içinde olduklarına tekrar dikkat çeken Patrik Maşalyan vakıf yönetimlerinde suistimal yapanların  gerekirse hapse girmeleri gerektiğini  vurguladı.</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 27 Aug 2026 04:13:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Azerbaycan ve Ermenistanlı yetkililer, elektrik ticareti için buluştu]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/azerbaycan-ve-ermenistanli-yetkililer-elektrik-ticareti-icin-bulustu-41638</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/08/26/azerbaycan-ve-ermenistanli-yetkililer-elektrik-ticareti-icin-bulustu.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/azerbaycan-ve-ermenistanli-yetkililer-elektrik-ticareti-icin-bulustu-41638</guid><description><![CDATA[Azerbaycanlı ve Ermenistanlı yetkililer, elektrik ticareti ve ülkelerinin enerji altyapılarının birbirine bağlanması konularını görüşmek üzere dün Laçin'de bir araya geldi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>8 Ağustos 2025'te Trump'ın desteği ile Washington'da bir araya gelen ve bir barış anlaşması konusunda mutabakata varan Ermenistan ve Azerbaycan, barış görüşmelerini ilerletiyor. </p>
<p>Azerbaycanlı ve Ermenistanlı yetkililer, elektrik ticareti ve ülkelerinin enerji altyapılarının birbirine bağlanması konularını görüşmek üzere dün Laçin'de bir araya geldi.</p>
<p>Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Ağustos ayı başlarında ülkesinin Ermenistan'a elektrik sağlayabileceğini açıklamıştı. Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan da daha sonra Azerbaycanlı çalışma gruplarının ön araştırma yapmak üzere Ermenistan'ı ziyaret ettiğini doğruladı.</p>
<p>Aliyev, Ermenistan'ın Metsamor Nükleer Santrali'ne olan bağımlılığını vurgularken, Paşinyan ise Azerbaycan elektriğinin Ermenistan'ın artan enerji talebini karşılamaya yardımcı olabileceğini savundu. Bu gelişme, on yıllarca süren çatışmanın ardından iki ülke arasında giderek artan yakınlaşmanın son işareti olarak değerlendiriliyor.</p>
<p>Laçin'de düzenlenen çalışma toplantısında Ermenistan Bölgesel Yönetim ve Altyapı Bakanlığı ve Ermeni şirketi Elektrik Sistemi Operatörü temsilcileri ile Azerbaycan Enerji Bakanlığı ve AzerEnerg temsilcileri bir araya geldi.</p>
<p>Ermenistan Dışişleri Bakanlığı, tarafların iki ülke arasında elektrik ithalat ve ihracatı olanaklarının yanı sıra Ermenistan ve Azerbaycan'ın enerji altyapılarının birbirine bağlanması için olası seçenekleri görüştüğünü açıkladı.</p>
<h4>Metsamor Nükleer Santrali</h4>
<p>Aliyev, Ağustos başında Ermenistan'a elektrik tedariki olasılığına değindiğinde, Ermenistan'ın Sovyet döneminden kalma Metsamor Nükleer Santrali'nin işletmesini süresiz olarak uzatamayacağını ve santralin durması durumunda elektrik açığı riskiyle karşı karşıya kalabileceğini savundu.</p>
<p>Aliyev, Azerbaycanlı uzmanların ziyaretleri sırasında elektrik hattı direkleri için potansiyel yerleri belirlediklerini söyledi. Azerbaycan'dan Ermenistan üzerinden Nahcivan'a elektrik taşıyacak olan elektrik hattı projesinin hazır olduğunu ve en fazla altı ayda tamamlanacağını da sözlerine ekledi.</p>
<p>Buna karşılık Paşinyan, Ermenistan'ın eskiden elektrik fazlası olduğunu, ancak yapay zeka altyapısının gelişmesi nedeniyle ülkenin yeni talepler geliştirebileceğini söyledi. Bu yeni koşulları ve beklentileri karşılamak için Ermenistan'ın diğer elektrik kaynaklarını araması gerektiğini belirtti.</p>
<p>Ocak ayının başlarında Paşinyan, parlamentoda Ermenistan ve Azerbaycan'ın sonunda ortak bir elektrik şebekesine sahip olacağını duyurmuştu.</p>
<p>Ermenistan'daki Metsamor Nükleer Santrali'nin mevcut işletme ömrünün 2036'da sona ermesi planlanıyor ve ülke, santralin yerine modüler bir santral kurma planlarını açıkladı. Şubat ayında Paşinyan, tesisin işletmesinin 2046'ya kadar uzatılabileceğini belirtmişti.</p>
<p>Kaynak: (OC-Media)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 26 Aug 2026 17:27:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Hrant Dink Vakfı Eğitim Bursu başvuruları başladı]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/hrant-dink-vakfi-egitim-bursu-basvurulari-basladi-41637</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/08/26/hrant-dink-vakfi-egitim-bursu-basvurulari-basladi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/hrant-dink-vakfi-egitim-bursu-basvurulari-basladi-41637</guid><description><![CDATA[Hrant Dink Vakfı Eğitim Bursu, üçüncü yılında iki ayrı burs ile devam ediyor. Bu yıl üniversite öğrencileri hem "Markırit Atmaca Fonu"  hem de "Sağlık Bilimleri Fonu"na başvurabilir. Başvurular 5 Eylül günü 23.59’a kadar yapılacak, 19 Ekim Pazartesi günü sonuçlar açıklanacak.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Hrant Dink Vakfı (HDV) Eğitim Bursu, üçüncü yılında da devam ediyor. Bilimsel çalışmayı önemseyen; demokrasi, insan hakları ve bir arada yaşam ilkelerini benimseyen ve bu alanlarda yer almak isteyen üniversite öğrencileri iki ayrı burs programına başvurabilecek.</p>
<p>25 Eylül günü 23.59’a kadar başvurular alınacak, 19 Ekim Pazartesi günü başvuru sonuçları açıklanacak.</p>
<h4>İki ayrı burs verilecek</h4>
<p>HDV Eğitim Bursu, Markırit Atmaca Fonu ve Sağlık Bilimleri Fonu olmak üzere iki ayrı burs programında öğrencilere verilecek. </p>
<p>Agos Gazetesinin sadık okurlarından olan Markırit Atmaca, gazetenin 30. yılında azınlık gençlerinin eğitimlerinin desteklenmesine ve kendilerini ifade etme alanı bulmalarına olan inancıyla bu fonu hayata geçirdi. Fon; azınlıkların kamusal alanda temsiliyetini güçlendiren, insan hikayelerini ve tüm canlıların bir arada yaşamını odağına alan, kültürel mirası yeni kuşaklara taşıyan bir bilinç ve bakışla yetişen gençlerin eğitimini desteklemeyi hedefliyor. </p>
<p>Öte yandan Sağlık Bilimleri Fonu'yla İstanbul’daki devlet üniversitelerinin tıp, diş hekimliği, eczacılık, hemşirelik ve fizyoterapi ve rehabilitasyon bölümlerinde okuyan biri kadın olmak üzere iki lisans öğrencisine eğitim bursu verilmesi hedefleniyor.</p>
<p><a href="https://hrantdink.org/tr/faaliyetler/fonlar/hdv-egitim-bursu/4670-hrant-dink-vakfi-egitim-bursu-markirit-atmaca-fonu" target="_blank" rel="nofollow noopener">Markırit Atmaca Fonu</a> ve <a href="https://hrantdink.org/tr/faaliyetler/fonlar/hdv-egitim-bursu/4671-hrant-dink-vakfi-egitim-bursu-saglik-bilimleri-fonu-2026-2027" target="_blank" rel="nofollow noopener">Sağlık Bilimleri Fonu </a>hakkında detaylı bilgi web sitelerinde mevcut.</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 26 Aug 2026 15:19:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Hollywood Mervan Bergusi için ses verdi]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/hollywood-mervan-bergusi-icin-ses-verdi-41634</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/08/26/hollywood-mervan-bergusi-icin-ses-verdi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/hollywood-mervan-bergusi-icin-ses-verdi-41634</guid><description><![CDATA[Benedict Cumberbatch, Mark Ruffalo, Ian McKellen, Cate Blanchett ve Tilda Swinton’ın da aralarında bulunduğu 20’den fazla oyuncu, Filistinli siyasetçi Mervan Bergusi’nin serbest bırakılması talebiyle yürütülen “Freedom for Marwan” kampanyasına destek verdi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Aralarında Marvel filmlerinde rol almış dünyaca ünlü oyuncuların da bulunduğu 20'den fazla oyuncu, Filistinli siyasetçi Mervan Bergusi'nin serbest bırakılması için yürütülen "Freedom for Marwan" kampanyasına destek oldu.</p>
<p>“freemarwannow” adlı grubun cuma günü Instagram üzerinden yayımladığı açıklamaya göre kampanyaya destek veren isimler arasında Doctor Strange ve Sherlock Holmes rolleriyle tanınan İngiliz oyuncu Benedict Cumberbatch, Hulk rolüyle tanınan Mark Ruffalo, Magneto karakterini canlandıran Ian McKellen ile Cate Blanchett ve Tilda Swinton bulunuyor. Marvel yapımlarıyla bağlantılı diğer destekçiler arasında Daniel Brühl, Rebecca Hall, Zawe Ashton, Tatiana Maslany, May Calamawy, Emma Corrin ve Kingsley Ben-Adir.</p>
<p>Usta yönetmen Christopher Nolan'ın son filmi "The Odyssey"de Sinon karakterini canlandıran Elliot Page, Brian Cox, Riz Ahmed, Hugo Weaving, Dan Stevens, Rob Delaney ve Jason Flemyng de kampanyanın açıkladığı destekçiler arasında bulunuyor.</p>
<h4>200’den fazla kültür-sanat insanı imza verdi</h4>
<p>Bergusi’nin ailesinin geçen yılın sonunda İngiltere’deki kuruluşlarla birlikte başlattığı kampanyaya, oyuncu, müzisyen, yazar ve yönetmenlerden oluşan 200’den fazla kültür-sanat insanının imza verdiği açıklandı.</p>
<p>Kampanya kapsamında yayımlanan ortak açıklamada, Bergusi’nin cezaevinde tutulmaya devam edilmesinden ve kötü muameleye maruz bırakıldığı yönündeki iddialardan “ciddi endişe” duyulduğu belirtildi.</p>
<p>Açıklamada Birleşmiş Milletler’e ve dünya hükümetlerine Bergusi’nin serbest bırakılması için girişimde bulunma çağrısı yapıldı.</p>
<h4>Mervan Bergusi kimdir?</h4>
<p>67 yaşındaki Mervan Bergusi, El Fetih’in önde gelen isimlerinden biri. Bergusi, İkinci İntifada sırasında 2002’de İsrail güçleri tarafından gözaltına alındı.</p>
<p>İsrail mahkemesi Bergusi’yi, beş kişinin öldüğü saldırılarla bağlantılı olduğu gerekçesiyle 2004’te beş kez müebbet ve ayrıca 40 yıl hapis cezasına çarptırdı.</p>
<p>Bergusi ise suçlamaları reddetti ve kendisini yargılayan İsrail mahkemesinin meşruiyetini tanımadığını açıkladı. Yaklaşık 24 yıldır İsrail’de cezaevinde tutuluyor.</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 26 Aug 2026 14:32:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Ermenistan'ın eski cumhurbaşkanının oğlu Sedrak Koçaryan tutuklandı]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/ermenistan-in-eski-cumhurbaskaninin-oglu-sedrak-kocaryan-tutuklandi-41633</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/08/26/ermenistan-in-eski-cumhurbaskani-nin-oglu-hakkinda-tutuklama-karari.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/ermenistan-in-eski-cumhurbaskaninin-oglu-sedrak-kocaryan-tutuklandi-41633</guid><description><![CDATA[Ermenistan eski Cumhurbaşkanı ve şu anda muhalefette olan Ermenistan İttifakı'nın lideri Robert Koçaryan'ın oğlu Sedrak Koçaryan hakkında 2 ay süreyle tutuklama kararı verildi. Koçaryan, babası ve birçok şüpheli yolsuzluk soruşturması kapsamında dün gözaltına alınmıştı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Yerevan Mahkemesi, çarşamba sabahı erken saatlerde, Ermenistan eski Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan’ın büyük oğlu Sedrak Koçaryan’ın, babasının da dahil olduğu yolsuzluk soruşturması kapsamında 2 ay süreyle tutuklanmasına karar verdi.</p>
<p>Koçaryan'ın avukatı Aleksandr Koçubayev adliye önünde basına yaptığı açıklamada, mahkemenin yaklaşık yedi saat süren duruşmanın ardından gece yarısından sonra kararını açıkladığını, tutuklama talebini aynen kabul ettiğini belirtti. Koçubayev, ayrıca Sedrak Koçaryan’ın eşi ve çocukları haricindeki kişiler için ziyaretçi kısıtlaması getirildiğini ifade etti.</p>
<p>Soruşturma birimi, Koçaryan'ın serbest kalması halinde delilleri karartma veya adli süreci engelleme şüphesi bulunduğunu ileri sürdü. Koçaryan'ın müdafileri ise isnat edilen eylem ve işlemlerin yaklaşık 20 ila 25 yıl öncesine dayandığını belirterek bu gerekçeye itiraz etti. Koçubayev, “Örneğin 2004 yılında yapılan bir işleme yönelik olarak sürecin engellenebileceği iddiası hukuki dayanaktan yoksundur” dedi.</p>
<p>Avukatın aktardığına göre, Yolsuzlukla Mücadele Komitesi, 2004, 2006 ve 2010 yıllarına ait işlemlerin suç teşkil eden yöntemlerle yapıldığını iddia ederek incelemesini sürdürüyor. Sedrak Koçaryan’a ayrıca kamu görevlilerinin görevini kötüye kullanma suçuna yardım etme isnadında bulunulduğu ancak soruşturmanın gizliliği kararı uyarınca ayrıntı verilemeyeceği kaydedildi.</p>
<p>İşlemi siyasi ve “hukuk dışı bir kovuşturma” olarak nitelendiren Koçubayev, iddia olunan bazı eylemler bakımından dava zamanaşımı süresinin dolduğunu belirterek tutuklama kararına karşı itiraz yoluna başvuracaklarını duyurdu.</p>
<h4>Soruşturmanın kapsamı </h4>
<p>Sedrak Koçaryan, Koçaryan ailesine ve iltisaklı şirketlere yönelik yapılan arama ve elkoyma işlemlerinin ardından dün (25 Ağustos) eski cumhurbaşkanı babası Robert Koçaryan ve 4 şüpheliyle birlikte gözaltına alınmıştı.</p>
<p>Eski Cumhurbaşkanı ve şu anda muhalefette olan Ermenistan İttifakı'nın lideri Robert Koçaryan hakkında görevi kötüye kullanma, ticaret yoluyla rüşvet alma ve suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçlarından kamu davasına esas teşkil edecek isnatlarda bulunuldu. Yolsuzlukla Mücadele Komitesi, Koçaryan’ın görev süresi boyunca nüfuzunu ve yakın çevresiyle olan fiili iş birliğini kullanarak kamuya ait kıymetli taşınmaz ve mülkleri kamunun tasarrufundan çıkardığı, bunları bedelinin oldukça altında fiyatlarla edindiğine dair somut delillere ulaşıldığını bildirdi.</p>
<p>Komite ayrıca, mülkiyet durumunu gizlemek maksadıyla söz konusu malvarlığı değerlerinin bir kısmının Koçaryan’ın yakın akrabaları adına tescil edildiğini iddia etti.</p>
<p>Adli makamlarca Koçaryan ailesine ait veya aile üyelerince işletilen perakende işletmeleri, fitness merkezi, eğlence kompleksi ve otomotiv bayisi dahil olmak üzere birçok adreste adli arama ve el koyma işlemleri yapıldı. </p>
<p>Aynı soruşturma kapsamında eski Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan’a da görevi kötüye kullanma suçu yöneltilerek ifadesi alınmak üzere adli makamlara şüpheli sıfatıyla davet edildi. Koçaryan döneminin bazı üst düzey bürokratları da dosyaya şüpheli olarak dahil edildi.</p>
<h4>Soruşturmanın arka planı</h4>
<p>Yargı makamlarının operasyonu, Başbakan Nikol Paşinyan ile Robert Koçaryan’ın Ermenistan İttifakı milletvekili olan küçük oğlu Levon Koçaryan arasında meclis genel kurulunda yaşanan sert tartışmanın hemen ertesinde yapıldı.</p>
<p>Levon Koçaryan, Başbakan Paşinyan’ın yargı mercilerine ve kolluk kuvvetlerine alenen talimat vererek ailesi aleyhine soruşturma yürütülmesini ve malvarlıklarına el koyma tedbiri uygulanmasını sağladığını öne sürdü. Paşinyan ise ailenin malvarlığını nasıl edindiğinin sorgulanması gerektiğini savunarak, kamu zararına edinilmiş değerlerin hazineye iade edilmesi gerektiğini ifade etti.</p>
<p>1998-2008 yılları arasında Cumhurbaşkanlığı görevini yürüten Robert Koçaryan hakkında, haziran ayında ayrı bir ekonomik suç soruşturması kapsamında yurt dışına çıkış yasağı getirilmişti. Koçaryan’ın ardından göreve gelen ve 2018 yılındaki protestolar sonucu istifa eden Serj Sarkisyan ile Koçaryan, o tarihten bu yana haklarında açılan ceza davalarına rağmen henüz kesinleşmiş bir mahkumiyet kararıyla karşı karşıya kalmadı.</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 26 Aug 2026 12:26:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Bir mutfağın 26 yıllık hafızası ve muhammara]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/yazi/bir-mutfagin-26-yillik-hafizasi-ve-muhammara-41632</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/yazi/2026/08/26/bir-mutfagin-26-yillik-hafizasi-ve-muhammara.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/yazi/bir-mutfagin-26-yillik-hafizasi-ve-muhammara-41632</guid><description><![CDATA[Bir yemeği yeniden yapmak bazen yalnızca karın doyurmak değil, o yemeğin geçtiği zamanı da yeniden hatırlamak demek.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Size bugün 26 küsur yılın arşivini sunuyorum. İlk mutfak maceram, henüz İsviçre’ye göçmeden önce Türkiye’de çalıştığım dönem, 2000 yılıydı sanırım, bir yemek kursuyla başladı. O andan itibaren her şeyi biriktirmeye başladım.</p>
<p>01 Ocak 2002'den itibaren ise bu arşivleme hobisi başka bir şekil aldı. Türkçe, Fransızca ve Almanca yemek dergileri alıp biriktirmek, gazete ve reklam broşürlerinden kupür kesip istiflemek, TV programlarında görüp not almak şekillerine dönüştü bu biriktirme manyaklığı. Her şeyin bir usulü vardı tabii: Bazı tarifler dergilerin sayfaları arasında kalır, bazıları gazete kupürü olarak katlanır, bazıları da reklâm broşürlerinin arkasına ilişirdi. Bir süre sonra hangi tarifin nerede olduğunu bulmak başlı başına bir mutfak tekniğine dönüştü. Ama o kâğıt yığınlarının hiçbirini “fazlalık” gibi göremedim; her biri ayrı bir günün, ayrı bir iştahın kaydıydı.</p>
<p>Sonra yazmaya başladım. Neden yemek yazdığımı, neden de klasikler dışında yalnızca basit tariflerle yetinemediğimi merak edenler için bir bağlantı bırakacağım. Canım Adnan (Genç) Abimin benimle yaptığı ilk, tek, maalesef son ama çok kıymetli söyleşiyi orada okuyabilirsiniz: “<a href="https://garines.wordpress.com/2023/09/20/mutfakta-bir-ermeni-mi-var/" target="_blank" rel="noopener">Mutfakta bir Ermeni mi var?</a>”</p>
<p><img class="float-md-start" src="https://static.agos.com.tr/2026/08/whatsapp-image-2026-07-27-at-02-04-39-2.jpeg" alt="" width="477" height="358">Bir ara, televizyonda yemek programları izledim. En çok Jeymi reyizi, yani Jamie Oliver’ı. bir dönem Pınar Altuğ’u, adını sanını unuttuğum daha nice yerli ve yabancı yemek programcısını izledim, her dilde, neye, kime rastlarsam hiç ayırmadan izledim. O kadar çok not almışım ki, dağ gibi olmuş. Ekranda biri bir malzemeyi eline aldığında ben de elimde kalem, sanki sınava hazırlanır gibi not tutardım. Ölçüsü tam anlaşılmayan soslar, bir cümleyle geçilen püf noktaları, “şunu da katabilirsiniz” diye söylenen küçük ayrıntılar… Hepsi önemliydi. Sonradan bazı notlara bakıp ne demek istediğimi benim bile anlayamadığım oldu ama yine de hiçbirini de atmaya kıyamadım.</p>
<p>Defalarca defter aldım, yazmaya başladım, bitiremedim. Hatta 2015 yılından sonra, babamın el yazısı ile not aldığı tariflerin fotoğraflarını ekledim arşivime. Çoğu benim, Boğos'un ve Arda'nınkilerdi. Muhammaradan sucuk içine, basit pizzadan en zoruna kadar bir sürü tarif vardı. Baktıkça sesi kulaklarıma gelir hâlâ, nasıl iştahla anlatırdı yemeği yapışını... Benden daha beter icat yemekler üretirdi, çok az kişi bilir. Babamın notları arşivin en kıymetli kısmı. Kendi el yazısıyla, bazen bir kâğıdın kenarına, bazen bir zarfın arkasına, bazen gelişigüzel bir defter sayfasına yazdığı tarifler var. Ölçüler her zaman tam değil; ama anlatırkenki iştahı satır aralarından bile duyuluyor. “Biraz bundan, göz kararı şundan” diye başlayıp sonunda bambaşka bir yemeğe ulaşan o tarifler, mutfağın sadece ölçü değil, hafıza ve cesaret işi olduğunu hatırlatıyor. Böylece ben de bendeki bu mutfak sınırları içindeki cahil cürreti ve (haydi biraz da kendimi öveyim) yaratıcılık nereden geliyor bu sayede keşfetmiş oldum.</p>
<p><img class="float-md-end" src="https://static.agos.com.tr/2026/08/whatsapp-image-2026-07-27-at-02-04-39-3.jpeg" alt="" width="545" height="409">En son birkaç yıl önce kâğıt üstündeki gastronomik birikimlerimi düzenlemeye başlamıştım. Sonra yine becerememiş, yarım bırakmıştım. Birkaç gün önce tüm kupürleri ve tarifleri kesip deftere gelişigüzel yapıştırmaya başladım. Belki en doğru yöntem bu değildi ama yıllardır bekleyen bu kâğıtların nihayet bir araya gelmesi bana yeterince doğru geldi. Tüm dergi ve kupürler tamam. Şimdi yenileri geldikçe ekleyebilirim.</p>
<p>Geriye iki şey kaldı: Deftere sayfa numarası koymak, tüm tarifleri numaralamak ve hepsini liste halinde bilgisayara geçirmek. Bir de notlarımı defterlere yazıp onları tasnif etmek.</p>
<p>Şahane bir arşivim oldu. Canım sıkıldıkça açıp esinlenmek için müthiş bir zenginlik oldu. Bilmediğim şeyleri de öğrenebilirim. Hamur işi ve tatlıya çok girişmesem de klasiklerle yapımı kolay tariflerden de yararlandım. Bu arşiv artık yalnızca ne pişireceğime karar vermek için açacağım bir kaynak değil. İçinde yıllar var: Türkiye’deki ilk kurs, İsviçre’de, gezmeye veya alışverişe gittiğim Fransa’da kiosklardan alınmış dergiler, televizyon karşısında tutulmuş notlar, babamın yazısı, çocukların tarifleri ve yarım bırakılmış defterler. Bir yemeği yeniden yapmak bazen yalnızca karın doyurmak değil, o yemeğin geçtiği zamanı da yeniden hatırlamak demek.</p>
<p>* * *</p>
<p><img class="float-md-start" src="https://static.agos.com.tr/2026/08/whatsapp-image-2026-07-27-at-02-04-39-1.jpeg" alt="" width="516" height="290">İşte o el yazması, en kıymetli tariflerden birini aktarıyorum bugün sizlere. Tarifi ben yazmayacağım, yazılmışı var çünkü. Sadece listeye limon, isot, tuz, kara biber, az sirke ve tabii ki nar ekşisi (veya balsamik sirke) eklemem gerekiyor.</p>
<p>Ben kendimden bir şey ekleyeyim bari, kimi bu tarife salça yerine közlenmiş kapya biberini rondodan geçirip ekliyor. Onu da denedim. Bazen üşenince kapya biberini çiğden rondodan geçirip de ekledim. Sulanırsa da etimek ya da kuru ekmek ekledim. Bir keresinde Kore salçası (gochujung) ekledim, harissa dediğimiz Arap salçasnı da kullandığım oldu, ne bulduysam değerlendirdim, hepsi ayrı leziz oldu.</p>
<p>Siz de gönlünüzce yapın, yiyin, ismine ya da yöresel “kural”larına çok da takılmadan.</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 26 Aug 2026 12:24:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Milletvekili Sıvacıoğlu, Milli Eğitim Bakanı ile görüştü: "Yeni bir düzenleme yok"]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/milletvekili-sivacioglu-milli-egitim-bakani-ile-gorustu-yeni-bir-duzenleme-yok-41631</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/08/26/milletvekili-sivacioglu-milli-egitim-bakani-ile-gorustu-yeni-bir-duzenleme-yok.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/milletvekili-sivacioglu-milli-egitim-bakani-ile-gorustu-yeni-bir-duzenleme-yok-41631</guid><description><![CDATA[Ermeni okullarında okuyan Ermenistanlı öğrencilere yönelik teftiş haberimizden sonra Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ile görüşen AKP milletvekili Sevan Sıvacıoğlu'nun açıklamasına göre "Ermeni cemaati okullarında okuyan misafir öğrenciler ile ilgili yeni bir düzenleme olmadığı, mevcut olan yönetmelik doğrultusunda okulların eğitim ve öğretim faaliyetlerine devam ettiği" mesajı verildi. Bu gelişmenin ardından Türkiye'deki Ermeni okullarının Ermenistanlı öğrencileri kabul etmeye devam etmesi bekleniyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı müfettişlerin, azınlık okullarına yönelik bir teftişe başladığını ve bazı Ermeni okullarına, Ermenistanlı öğrencilerin artık devlet okullarında veya özel okullarda öğrenim görmesine yönelik sözlü bildirimde bulunduklarını önceki hafta <a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/azinlik-okullarina-ogrenci-kisitlamasi-mi-geliyor-41496" target="_blank" rel="nofollow noopener">duyurmuştuk.</a> Gelişmelerin ardından önce bazı Ermeni okullarını müdürleri biraraya gelerek bilgi alışverişinde<a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/okul-yonetimleri-cozum-ariyor-41582" target="_blank" rel="nofollow noopener"> bulundu</a>. Konu 24 Ağustos'taki Ermeni Vakıflar Birliği toplantısında da gündeme geldi ve AKP milletvekili Doç. Dr. Sevan Sıvacıoğlu, gelişmeyle ilgili olarak  yetkililerle temaslarda bulunacağını söyledi.<br><br>Sıvacıoğlu 26 Ağustos sabahı Agos'a yaptığı açıklamada Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ile konuyu görüştüğünü söyledi. Sıvacıoğlu'nun açıklamasına göre Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ile yapılan görüşmede bakanlıkça, "Son günlerde Ermeni cemaati okullarında okuyan misafir öğrenciler ile ilgili yeni bir düzenleme olmadığı, mevcut olan yönetmelik doğrultusunda okulların eğitim ve öğretim faaliyetlerine devam ettiği" mesajı verildi.</p>
<p>Bu gelişmenin ardından Türkiye'deki Ermeni okullarının Ermenistanlı öğrencileri kabul etmeye devam etmesi bekleniyor. </p>
<p>Önceki hafta gündeme getirdiğimiz “Azınlık okullarına öğrenci kısıtlaması mı geliyor?” <a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/azinlik-okullarina-ogrenci-kisitlamasi-mi-geliyor-41496" target="_blank" rel="nofollow noopener">başlıklı</a> haberimizde, Milli Eğitim Bakanlığı’ndan müfettişlerin, Ermeni okullarını ziyaret ederek Ermenistanlı öğrenciler için incelemeler yaptığını belirtmiştik. İncelemeler kapsamında müfettişlerin okul müdürlerine artık misafir öğrenci kabul edemeyeceklerini, kaydı olan öğrencilerin devlet veya özel okullara nakledilmesi gerektiğini belirttiklerini duyurmuştuk. Müfettişler okul müdürlerinden 10 yıl önce eğitim almış Ermenistanlı öğrencilerin akıbetlerine dair bilgiler de talep etmişti. Edindiğimiz bilgilere göre incelemeler sadece Ermeni okullarına ve Ermenistanlılara yönelik değil, Rum ve Musevi okulları da inceleme kapsamındaydı.<br><br>Oysa 20 Mart 2012 tarihli Resmi Gazete’de Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği yayınlanmıştı. Yönetmelikte “Okullarda, kurum kontenjanı dikkate alınarak yabancı uyruklu misafir öğrenciler de öğrenim görebilir, ancak bu öğrencilere diploma düzenlenemez. Okuldan ayrılanlara gördükleri derslere ve aldıkları notlara ilişkin okul yönetimince düzenlenen belge verilir” maddesi yer almıştı.<br><br>Ermeni okulları, bu maddeyi dikkate alarak yaklaşık 14 yıldır Ermenistanlı öğrencileri kabul ediyor. Ancak bu öğrencilere diploma verilemiyordu.<br><br>Geçtiğimiz eğitim döneminde Ermeni okullarında yaklaşık 50 Ermenistanlı öğrenci eğitim almıştı. Ermenistanlı öğrencilerin 14 yıldır Ermeni okullarında eğitim görmesi, Türkiyeli Ermeniler ile Ermenistanlı öğrenciler arasında diyalog kurulmasına da olanak sağlıyor.<br><br>Geçtiğimiz haftalarda Ermeni okullarına yönelik Ermenistanlı öğrenci teftişinin hangi gerekçeyle yapıldığı ise henüz netleşmiş değil. </p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 26 Aug 2026 10:31:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA["AİHM de Amor da haddini bilsin!"]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/aihm-de-amor-da-haddini-bilsin-41630</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/08/26/aihm-de-amor-da-haddini-bilsin.webp'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/aihm-de-amor-da-haddini-bilsin-41630</guid><description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, AİHM’nin Osman Kavala kararına tepki gösterdi. AİHM kararını “siyasi proje” olarak nitelendiren Uçum, Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor’u da hedef aldı. Uçum, Türkiye’nin AİHS ve AİHM üyeliğini gözden geçirebileceğini söyledi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, AİHM'in Osman Kavala kararına ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, mahkemenin kararını ve Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor'un açıklamalarını hedef aldı.</p>
<p>Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi, 2017’den bu yana cezaevinde bulunan Osman Kavala’nın ikinci başvurusuna ilişkin kararını 25 Ağustos Salı günü açıkladı.  İkinci kez hak ihlali kararı veren Büyük Daire, Kavala’nın en kısa sürede serbest bırakılması gerektiğini <a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/mumkun-olan-en-kisa-surede-serbest-birakilmasi-gerekiyor-41622" target="_blank" rel="noopener">belirtti.Ayrıca Türkiye'nin tazminat ödemesini hükmetti.</a></p>
<h4>"Hadziler Türkiye'ye dil uzatmaya başladı"</h4>
<p>"AİHM de Amor da haddini bilsin"  başlıklı açıklamasında Uçum, "Aralarında Avrupa Parlamentosu ‘Türkiye Karşıtlığı Sorumlusu’ Amor’un da bulunduğu bazı hadsizler Türkiye’ye dil uzatmaya başladı" dedi. AİHM'in bir 'derece mahkemesi' ve gibi hiyerarşik üst yargı merci olmadığını kaydeden Uçum, "Bu nedenle AİHM denetimi hiyerarşik bir denetim değildir. AİHM kararlarının hiyerarşik yargı mercilerinin kararları gibi sonuç doğurması da beklenemez. Bunu bekleyenler ancak sömürge zihniyetiyle hareket edenler olabilir" ifadelerini kullandı.</p>
<p>Uçum, milli yargı bağımsızlığının hem iç hem de dış mercilere karşı bağımsızlık anlamına geldiğini belirterek, "Uluslararası sözleşmeler ve merciler ulusal yargının bağımsızlığını ve asli olma özelliğini ortadan kaldıracak yahut ulusal yargıyı zaafa uğratacak şekilde konumlandırılamaz ve böyle yorumlanamaz" ifadesini kullandı.</p>
<p>Uçum, "asıl olan ulusal yetkilerdir, uluslararası düzenlemeler ve kararlar talidir" vurgusunu yaptı.</p>
<h4>Bağlayıcılık tartışması</h4>
<p>AİHM'in bir derece mahkemesi olmadığını ve hiyerarşik üst yargı mercii olarak kabul edilemeyeceğini savunan Uçum, "AİHM kararlarında esastan kesin bağlayıcılık hiçbir aşamada yoktur" dedi. Uçum, AİHM kararlarının ilgili mahkeme kararları üzerinde doğrudan etki etme gücünün olmadığını, mahkemelerin ihlal kararını dikkate alıp yeni bir hüküm tesis edebileceğini öne sürdü.</p>
<h4>Amor'a tepki, AİHM'den çekilme tehditi</h4>
<p>Uçum, Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor'un açıklamalarını "küstah ve asılsız" olarak nitelendirerek, "Hiç kimse Türkiye Cumhuriyeti’nin Adalet Bakanına dil uzatamaz. Öte yandan Türk yargısının bağımsızlığına laf söylemek kimsenin haddi ve vazifesi değildir" dedi.</p>
<p>Uçum, açıklamasının sonunda Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde (AİHS) taraf olma durumunu ve AİHM'e bireysel başvuru imkanını gözden geçirmek zorunda kalabileceğini belirterek, "AİHM siyasi proje kararlar verdikçe Türkiye için hiç bir kıymeti kalmıyor. Belli ki Türkiye AİHS’e taraf olma durumunu ve AİHM’e bireysel başvuru imkanını gözden geçirmeye zorlanıyor" ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 26 Aug 2026 10:00:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Kocaelispor-Amedspor maçında “sarı torba” gösteren 5 taraftara ev hapsi]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/kocaelispor-amedspor-macinda-sari-torba-gosteren-5-taraftara-ev-hapsi-41629</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/08/26/kocaelispor-amedspor-macinda-sari-torba-gosteren-5-taraftara-ev-haps.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/kocaelispor-amedspor-macinda-sari-torba-gosteren-5-taraftara-ev-hapsi-41629</guid><description><![CDATA[Kocaelispor-Amedspor maçında Amedspor taraftarlarının bulunduğu tribüne ölüm tehdidi anlamına gelen “sarı torba” gösteren beş kişi hakkında “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” ve “tehdit veya hakaret içeren tezahürat” suçlamalarıyla ev hapsi kararı verildi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Kocaelispor Amedspor maçında Amedspor taraftarlarının olduğu tribüne ölüm tehdidi anlamına gelen "sarı torba" gösteren beş kişiye ev hapsi verildi.</p>
<p>Süper Lig’in ikinci haftasında Turka Kocaeli Stadyumu’nda oynanan Kocaelispor-Amedspor karşılaşması, evsahibi takımın 2-0'lık galibiyetiyle sona erdi.  Ancak gündem maçtan çok tribünde yaşanan ırkçı hareketler oldu. Zira Kocaelispor taraftarlarının bulunduğu tribündeki bir grup, Amedsporlu futbolculara ve taraftarlara ölüm tehdidi anlamına gelen "sarı torba" gösterdi.</p>
<p>Dün gözaltına alınan 5 kişi savcılığa çıkarıldı.</p>
<p>Hakimliğe sevk edilen 5 Kocaelispor taraftarı hakkında "Halkı kin ve düşmanlığa tahrik" ve "Tehdit veya hakaret içeren tezahürat" suçlamasıyla ev hapsi kararı verildi. </p>
<h4>Diyarbakır Barosu suç duyurusunda bulunmuştu </h4>
<p>Diyarbakır Barosu İnsan Hakları Merkezi, karşılaşmada Amedspor tribünlerine yönelik kullanılan “sarı torba” eylemiyle ilgili sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunmuştu.</p>
<p>Barodan yapılan açıklamada, söz konusu eylemin kamuoyunda çatışma ve şiddet görüntülerini çağrıştırdığı, tehdit niteliği taşıdığı ve toplumsal barışı hedef aldığı belirtilmişti.</p>
<h4>Daha önce de ırkçı saldırılar oldu</h4>
<p>Amedspor ve taraftarları, daha önceki deplasman karşılaşmalarında da ırkçı saldırılar ve tehditlerle karşı karşıya kaldı.<br>Nisan 2026'da Bandırma'da oynanan maç öncesinde Amedspor yöneticileri ve taraftarları hakaretlere ve fiziksel saldırıya uğradı. Haziran 2026'da ise Ardahan Üniversitesi'nin mezuniyet töreninde öğrencilerin açtığı Amedspor pankartına bir grup tarafından saldırı düzenlendi.</p>
<p>Kaynak: İlke TV, bianet.</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 26 Aug 2026 09:49:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[“Gecikmeksizin uygulanmalı”]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/gecikmeksizin-uygulanmali-41626</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/upload/Agos/Images/osmankavaladogumgunu.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/gecikmeksizin-uygulanmali-41626</guid><description><![CDATA[Osman Kavala’nın avukatları Başak Çalı ve Philip Leach, AİHM Büyük Dairesi’nin Kavala’nın derhal serbest bırakılmasını öngören kararının kesin ve nihai olduğunu vurguladı. Avukatlar, kararın gecikmeksizin uygulanması gerektiğini belirtti.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi, 2017’den bu yana cezaevinde bulunan Osman Kavala’nın ikinci başvurusuna ilişkin kararını bugün (25 Ağustos Salı) açıkladı.  İkinci kez hak ihlali kararı veren Büyük Daire, Kavala’nın en kısa sürede serbest bırakılması gerektiğini <a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/mumkun-olan-en-kisa-surede-serbest-birakilmasi-gerekiyor-41622" target="_blank" rel="nofollow noopener">belirtti.</a></p>
<p>Mahkeme; ifade özgürlüğü, toplantı ve örgütlenme özgürlüğü, adil yargılanma hakkı ile özgürlük ve güvenlik hakkının ihlal edildiğine karar verdi. Ayrıca haklara getirilen kısıtlamaların amacı dışında kullanılmasını yasaklayan 18. maddenin ve ağırlaştırılmış müebbet cezasının gözden geçirilmesini sağlayacak bir mekanizmanın bulunmaması nedeniyle insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele yasağının ihlal edildiğini tespit etti.</p>
<p>“Kavala v. Türkiye (no. 2)” olarak adlandırılan davanın kararı, Strazburg’daki İnsan Hakları Binası’nda yapılan kamuya açık oturumda duyuruldu. AİHM Başkanı Mattias Guyomar, “Tespit edilen ihlallerin ciddiyeti göz önünde bulundurulduğunda, davalı devletin başvuranın mümkün olan en kısa sürede serbest bırakılmasını sağlaması gerektiğini belirtmektedir” dedi.</p>
<p>Osman Kavala’nın AİHM nezdindeki hukuki temsilcileri Başak Çalı ve Philip Leach’in bugün açıklanan Büyük Daire kararına ilişkin açıklama yayınladı. Açıklamada AİHM Büyük Dairesi tarafından verilen karar, AİHS’nin 46. maddesi uyarınca kesin ve nihai nitelik taşıdığı, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 90. maddesi uyarınca da AİHM’nin kesinleşmiş kararları bağlayıcı nitelikte olduğu vurgulandı.</p>
<p>Kavala’nın avukatları, kararın gecikmeksizin uygulanması ve Kavala’nın serbest bırakılması gerektiğini vurguladı.</p>
<h4>AİHM’den üçüncü karar</h4>
<p>Açıklamanın <a href="https://www.osmankavala.org/tr/aciklamalar/1990-avrupa-i-nsan-haklari-mahkemesi-adil-olmayan-bir-yargilama-sonrasinda-mahkum-edilen-osman-kavala-nin-derhal-serbest-birakilmasina-ve-mahkumiyet-kararinin-hukumsuz-olduguna-karar-verdi" target="_blank" rel="nofollow noopener">tamamı</a> şu şekilde: </p>
<p>Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Osman Kavala’nın adil olmayan bir yargılama ardından 2013 Mayıs-Haziran aylarında ülke çapında gerçekleşen Gezi Parkı protestoları bağlamında cebir ve şiddet kullanarak hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs ettiği iddiasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmasının ve yaklaşık dokuz yıldır kesintisiz hapiste tutulmasının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni ihlal ettiğine hükmetti.</p>
<p>Sayın Kavala hakkında verilen mahkûmiyet kararının hükümsüz olduğunu ilan eden Mahkeme, Kavala’nın mümkün olan en kısa sürede derhal serbest bırakılmasına karar verdi.</p>
<p>Bu karar, Osman Kavala’nın ifade, toplantı ve örgütlenme özgürlüğü gibi temel haklarını kullanması nedeniyle neredeyse dokuz yıldır alıkonuyor olmasına ilişkin olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından verilmiş olan üçüncü karardır.</p>
<p>2019 yılında verilen ilk karar, Sayın Kavala’nın gözaltına alındıktan sonra tutuklanmasına ilişkindi. Mahkeme, tutuklanması için makul bir şüphe bulunmadığı sonucuna varmış ve bunun Osman Kavala’nın bir insan hakları savunucusu olarak susturulması amacı taşıdığını tespit ederek kendisinin derhal serbest bırakılmasını talep etmişti.</p>
<p>2022 yılında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 46. maddesi altındaki “ihlal prosedürü” sonucunda verilen ikinci karar, ilk kararın uygulanmaması ile ilgiliydi. Büyük Daire, Sayın Kavala’nın aynı olgulara dayanan farklı suçlamalar kapsamında tutukluluğunun devam ettirilmesinin ve tutukluluk için gereken makul şüphe standardını dahi karşılamayan suçlamalar neticesinde mahkûm edilmesinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 2019 tarihli kararının iyi niyetle uygulanması yükümlülüğünü ihlal ettiği sonucuna varmıştı.</p>
<p>Bugün verilen üçüncü karar Osman Kavala’nın 2019 yılında verilen ilk karardan bu yana devam eden tutukluluğu ve 2022 yılında mahkûm edilerek ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmasına ilişkindir.</p>
<h4>“Derhal serbest bırakılmalı”</h4>
<p>Mahkeme, Sayın Kavala’nın hukuka aykırı bir şekilde alıkonmaya devam ettiğini ve hakkında yürütülen ceza yargılamasının adil yargılanma hakkının gereklerini yerine getirmediğini (Sözleşme’nin 5. ve 6. maddelerine yönelik ihlal) tespit etmiştir. Yargılama sürecindeki yetersizlikler ve ceza hukukunun öngörülemez bir şekilde uygulanmış olmasını birlikte değerlendirerek, Sayın Kavala’nın ifade özgürlüğü ve örgütlenme özgürlüğü (Sözleşme’nin 10. ve 11. maddeleri) de dahil olmak üzere temel haklarının ciddi şekilde ihlal edildiği sonucuna varmıştır.</p>
<p>Mahkeme ayrıca, iç hukukta ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarının yeniden değerlendirilmesine imkân veren bir mekanizma bulunmadığı için Sözleşme’nin 3. maddesinin ihlal edildiğine hükmetmiştir.</p>
<p>Ayrıca, Sayın Kavala’nın özgürlüğünden mahrum edilmesinin, ceza yargılamasının ve hakkında verilen mahkûmiyet kararının bir insan hakları savunucusu olarak görüşlerini ifade ettiği için kendisini cezalandırıp susturma niyeti taşıdığını tespit ederek Sözleşmenin 5, 6, 10 ve 11. maddeleri ile beraber 18. maddesinin de ihlalini tespit etmiştir.</p>
<p>İhlallerin ağırlığını ve doğurduğu sonuçları göz önünde bulunduran Mahkeme, bu ihlallerin sona ermesi için alınması gereken tedbirin başvurucunun salıverilmesi ve mahkûmiyeti ile ilgili tüm sonuçların ortadan kaldırılması olduğuna hükmetmiştir. Bugün verilen karar, yetkililerin Osman Kavala’nın mümkün olan en kısa sürede derhal serbest bırakılmasını sağlamak üzere gerekli tüm tedbirleri almasını şart koşmaktadır.</p>
<p>Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesi tarafından verilen bu karar, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 46. maddesi uyarınca kesin ve nihai nitelik taşımaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kesinleşmiş kararları ise Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 90. maddesi uyarınca bağlayıcı niteliktedir.</p>
<p>Bu vahim adaletsizliğe son verilmesi için kararın artık gecikmeksizin uygulanması gerekmektedir.</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 25 Aug 2026 15:48:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Özgür Özel: Kavala derhal serbest bırakılmalı, madencilerin alacakları ödenmeli]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/ozgur-ozel-kavala-derhal-serbest-birakilmali-madencilerin-alacaklari-odenmeli-41625</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/08/25/ozgur-ozel-kavala-derhal-serbest-birakilmali-madencilerin-alacaklari-odenmeli.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/ozgur-ozel-kavala-derhal-serbest-birakilmali-madencilerin-alacaklari-odenmeli-41625</guid><description><![CDATA[YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Ankara’da 16 gündür eylem yapan madencileri ziyaret ederek işçilerin ücret ve tazminat alacaklarının ödenmesi çağrısı yaptı. AİHM’nin Osman Kavala kararını da değerlendiren Özel, “Osman Kavala derhal serbest bırakılmalı” dedi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Yıldızlar SSS Holding bünyesindeki maden işletmelerinde çalışan ve aylardır alamadıkları ücretleri için 16 gündür Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde eylem yapan işçileri ziyaret etti, işçilerle ve aileleriyle görüştü.</p>
<p>Özel, siyasi gündeme ilişkin soruları da yanıtladı.</p>
<h4>Aziz İhsan davasına yanıt</h4>
<p>Dün tamamlanan Aziz İhsan Aktaş Davası'nda verilen cezalar hakkında ilk kez konuşan Özgür Özel, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>"Devletin devlet gibi değil de, kötülük yapmak, pazarlık yapmak üzere oltulaştırılmış bir yapıya dönüştürüldüğü durumdayız. En çok ceza alan Beşiktaş Belediye Başkanımız Rıza Akpolat, suçlandığı 60 eylemin 56'sından beraat ediyor. Aziz İhsan Aktaş diye birisine 'Sen suç örgütü liderisin' dediler. 'Bu da senin örgütün' dediler. Sonra da 'Böyle bir örgüt yokmuş' dediler. 'Örgüt' olduğu için insanları başka bir şehre gönderdiler. Aileleriyle görüş sınırlaması getirdiler. Aziz İhsan Aktaş ve Rıza Akpolat'ın ilişkilendirildiği hiçbir eyleme ceza yok. Aktaş'ın olmadığı eylemlere üst sınırdan ceza vererek başkanları içeride tutmaya yönelik bir iş var. Rıza Akpolat'a 438 yıl ceza isteniyordu 20 yıl ceza verdiler. İstinaf ve Yargıtay'da kesin bozulacak diye üst sınırdan ceza veriyor. Bu kadar kötülüğü planlayıp son günde tiyatro oyununu tamamlayanları milletimize havale ediyoruz."</p>
<h3>“Verilen sözler tutulmuyor”</h3>
<p>Bağımsız Maden-İş üyesi madencilerin ve ailelerinin geçmiş dönemdeki mücadelesi sonucunda Yıldızlar SSS Holding’den geçmişe dönük alacakların önemli bölümünün tahsil edildiğini belirten Özel, bunun işçilerin mücadelesinin sonucu olduğunu ifade etti. Ancak kameralar uzaklaştığında ücretsiz izin, ödenmeyen fazla mesai ve tazminatlar gibi hakların ödenmediğini belirten Özel, “Nasılsa gitti bunlar, bir daha toplanamazlar” anlayışıyla işçilerin haklarının unutulmak istendiğini söyledi.</p>
<p>Özel, madencilerin haklarını almak için yeniden mücadeleye başladığını belirterek, Doruk Madencilik’teki mücadelenin diğer işçilere de örnek olduğunu ifade etti. Doğru sendikal örgütlenme ve mücadeleyle işçilerin haklarını alabileceğini söyleyen Özel, madencilerin mücadelesinin başka işçilere de ilham verdiğini dile getirdi.</p>
<h4>“Yıldızlar SSS Holding’e kayyım atayın”</h4>
<p>Yıldızlar SSS Holding bünyesinde yaşananların “açık emek hırsızlığı” olduğunu söyleyen Özel, işçilerin alacaklarının ödenmesi için işletmeye kayyım atanması veya kamulaştırma yapılması çağrısında bulundu. Özel, “Haydi bu Yıldızlar SSS Holding’e de atayın bir tane kayyım da işçilerin bütün borçlarını ödesin. Gerekiyorsa kamulaştırın” dedi.</p>
<h4>"Kavala derhal serbest bırakılmalı"</h4>
<p>Özgür Özel, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi’nin, 2017’den bu yana cezaevinde bulunan Osman Kavala hakkında bir kez daha verdiği hak ihlali ve ‘en kısa sürede serbest bırakılması gerektiği’ yönündeki kararı ise şöyle değerlendirdi:</p>
<p>“Osman Kavala derhal serbest bırakılmalı. AİHM kararları, uluslararası sözleşme ile kabul edildiği için kanunla çeliştiğinde de üzerindedir. Defalarca AYM kararlarına uymadılar, AİHM ikinciye karar veriyor hâlâ uymuyorlar. Türkiye'yi de perişan ediyorlar. AKP'ye mensup 20'ye yakın vekil altına imza atıyor kararlar uygulanacak diye. Devletin başıysan devletin başı gibi davranacaksın.”</p>
<p>YENİ Parti Genel Merkezi’nin 30 Ağustos’ta açılacağını duyuran Özel, “Genel Merkez 30 Ağustos'ta kapılarını açıyor. Orada çalışmaya başlayacağız. Milletimizin kurulması talimatını ve adını verdiği parti, örgütlenmesini tamamlıyor. Tüm vatandaşlarımızı üye olmaya davet ediyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Kaynak: BirGün, Evrensel.</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 25 Aug 2026 14:33:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Ermenistan'ın eski Cumhurbaşkanı Koçaryan ve oğlu gözaltında]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/ermenistan-in-eski-cumhurbaskani-kocaryan-ve-oglu-gozaltinda-41624</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/08/25/ermenistan-in-eski-cumhurbaskani-kocaryan-ve-oglu-gozaltinda.webp'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/ermenistan-in-eski-cumhurbaskani-kocaryan-ve-oglu-gozaltinda-41624</guid><description><![CDATA[Ermenistan eski Cumhurbaşkanı ve muhalefet lideri Robert Koçaryan, görev süresinde kara para aklama, rüşvet ve görevi kötüye kullanma suçlarıyla bu sabah gözaltına alındı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>2019'da kurulan Ermenistan Yolsuzlukla Mücadele Komitesi, bugün yaptığı açıklamada, eski Ermenistan Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan ve oğlu Sedrak Koçaryan'ın gözaltına alındığını açıkladı.</p>
<p>Bu sabah, Ermenistan güvenlik güçleri, yolsuzluk iddiasıyla açılan bir soruşturma kapsamında onlarca adreste arama yaptı.</p>
<p>Komite, Koçaryan'ın kendisine yakın kişilerle önceden anlaşarak ve resmi konumunu kullanarak, çeşitli gerekçelerle ve piyasa değerinin önemli ölçüde altında fiyatlarla devlet mülkiyetinde bulunan bir dizi mülkü yakınlarına "avantajlı koşullarla" devrettiği iddia ediyor. </p>
<h4>Sahte alım satımlar </h4>
<p>Soruşturmada yer alan mülkler arasında Yeraspasarkum devlet şirketinin bilançosunda kayıtlı olan ve 40 milyon Ermenistan drama satın alınan Paronyan Caddesi 8 numaradaki bir bina dikkat çekiyor. Müfettişler, piyasa değeri 331,8 milyon Ermenistan dramı olan ve toplam alanı 600 metrekare olan ticari gayrimenkulün, sahte alım satım işlemleriyle eski cumhurbaşkanının oğlunun adına kaydedildiğini iddia ediyor.</p>
<p>Soruşturmada, pek çok mülk üzerinde yolsuzluk tespit ettiğini ve kanıtlar topladığını iddia eden savcılık, söz konusu mülklerin, gerçek sahipliğini gizlemek için eski cumhurbaşkanının ail üyeleriyle bağlantılı şirketlerin adına tescil edildiğini iddia etti.</p>
<p>Müfettişler ayrıca, soruşturmaya karışan kişilere ve aile üyelerine ait Ermenistan ve yurt dışındaki 30'dan fazla mülkün edinilmesini de inceliyor.  </p>
<p>İktidarda oldukları dönemde baskıcı yönetim ve yolsuzluk iddialarıyla eleştirilen Koçaryan, bu suçlamaları daha önce defalarca reddetmişti.</p>
<h4>Koçaryan'ın ofisinden açıklama</h4>
<p>Koçaryan'ın ofisinden yapılan açıklamada, "İnsanların bilmesi gereken bir şey var: Yaklaşan her felaketten önce Cumhurbaşkanı’nı hapse atıyorlar" ifadelerine yer verildi.</p>
<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="en">Instead of listing meaningless articles, the prosecution could have simply written that President Kocharyan is accused of not funding Nikol’s “Haykakan Zhamanak” in the 2000s, not handing power to Nikol and his team in 2008, not striking a deal with Nikol after 2018, and…</p>
— Robert Kocharyan (@RobertKocharyan) <a href="https://x.com/RobertKocharyan/status/2092189492320866672?ref_src=twsrc%5Etfw">August 25, 2026</a></blockquote>

<p>Öte yandan, muhalif kesimler, Robert Koçaryan ve oğlu muhalif milletvekili Levon Koçaryan'ın gözaltına alınmasını, Paşinyan'ın bir gün önce Meclis'te Levon Koçaryan ile yaptığı tartışmaya bağlıyor. </p>
<h4>Oğul Koçaryan ve Paşinyan kavgası</h4>
<p>Koçaryan'ın lideri olduğu Ermenistan İttifakı milletvekillerinden Mesrop Manukyan, kolluk kuvvetlerinin sabah saat 7 civarında Levon Koçaryan'ın evine girdiğini söyledi. Bu eylemi bir önceki gün parlamentoda yaşanan tartışmayla ilişkilendiren Manukyan, "Talimat doğrudan parlamento kürsüsünden geliyor" dedi.</p>
<p>Aramalar, 24 Ağustos Pazartesi günü Levon Koçaryan ile Paşinyan arasında, iddia edilen siyasi zulüm ve Koçaryan ailesinin serveti konusunda yaşanan gergin tartışmanın ardından geldi.</p>
<p>Parlamentoda soru-cevap oturumu sırasında Koçaryan, Paşinyan'ı mahkemeler ve soruşturma organları üzerinde siyasi baskı uygulamakla suçlayarak, bir başbakanın kimin hapse atılacağına veya mal varlığına el konulacağına kamuoyu önünde karar vermemesi gerektiğini savundu.</p>
<p>Koçaryan, “Ülkenin başbakanı şu kişinin hapse atılması, bu kişinin de malına el konulması gerektiğini söylüyorsa, bu siyasi bir emirdir. Bu normal değil. Avrupa standartlarına ve demokrasiye aykırıdır” dedi.</p>
<p>Paşinyan ise "Neden milyoner oldunuz? Nasıl milyoner oldunuz? Aileniz nasıl milyoner oldu?" diye sordu.</p>
<p>Başbakan, kamu kaynaklarıyla edinildiğini belirttiği varlıkların devlete iade edilmesi gerektiğini söyledi. Paşinyan, “Her şeyi, parça parça, Ermenistan Cumhuriyeti'ne iade etmeniz gerekecek” dedi. “Ve evet, bu benim siyasi misyonum, talebim ve halkın önünde üstlendiğim sorumluluktur.”</p>
<p>Görüşmenin sonunda Paşinyan, Yeni Ahit'teki "Yargılamayın ki yargılanmayasınız" sözüne atıfta bulundu ve şöyle ekledi: "Evet, sizi yargılıyorum ve yargılayacağım ve aynı ölçütle yargılanmaya da hazırım."</p>
<h4>12 sandalye ile Meclis'te</h4>
<p>1998'den 2008'e kadar Ermenistan'ın cumhurbaşkanlığını yapan Robert Koçaryan, 7 Haziran'da yapılan Ermenistan parlamento seçimlerinde Ermenistan İttifakı ile üçüncü sırada yer alarak 12 sandalye ile parlamentoya girdi.</p>
<p>Robert Koçaryan'ın ofisi Salı öğleden sonra suçlamalarla alay eden bir açıklama yayınladı: "Anlamsız maddeleri sıralamak yerine, Savcılık makamı, Cumhurbaşkanı Koçaryan'ın 2000'li yıllarda [Başbakan Nikol Paşinyan'ın gazetesi <em>Armenian Times'ı</em> ] finanse etmemekle, 2008'de iktidarı Nikol'e devretmemekle, 2018'den sonra Nikol ile anlaşmaya varmamakla ve onların işlediği ulusal ihaneti cezalandırmakla suçlandığını daha açık bir şekilde yazabilirdi."</p>
<p>Öte yandan gözaltı sırasında Koçaryan yaşadığı sağlık sorunu nedeniyle hastaneye kaldırıldı, hastanede yüksek tansiyon teşhisi konuldu. </p>
<p>(Kaynak: ArmenPress, CivilNet, Armenian Public Radio=</p><script async="" src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 25 Aug 2026 13:35:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Ara Güler’in Nâzım Hikmet fotoğrafları İzmir’de]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/ara-gulerin-nazim-hikmet-fotograflari-izmirde-41623</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/08/25/ara-gulerin-nazim-hikmet-fotograflari-izmirde.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/ara-gulerin-nazim-hikmet-fotograflari-izmirde-41623</guid><description><![CDATA[Ara Güler Arşiv ve Araştırma Merkezi koleksiyonundan çoğu ilk kez gösterilecek Nâzım Hikmet portreleri, “Romantika: Bir Ömrün Seyrüseferi” sergisinde sanatseverlerle buluşuyor. Sergi, 5 Eylül 2026’da İzmir Kültürpark Atlas Pavyonu’nda açılacak.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Ara Güler Arşiv ve Araştırma Merkezi koleksiyonundan seçili fotoğraflar, Nâzım Hikmet’in yaşamını ve kültürel mirasını farklı arşiv, koleksiyon ve disiplinler üzerinden ele alan “Romantika: Bir Ömrün Seyrüseferi” sergisinde izleyiciyle buluşacak.</p>
<p>Folkart’ın yapımını üstlendiği ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliği yaptığı sergi, 5 Eylül 2026’da Kültürpark Atlas Pavyonu’nda açılacak.</p>
<h4>Ara Güler’in Nâzım Hikmet portreleri</h4>
<p>M. Melih Güneş’in küratörlüğünü, Ömer Durmaz’ın tasarımını üstlendiği sergide, Ara Güler Arşiv ve Araştırma Merkezi koleksiyonunda bulunan Nâzım Hikmet portreleri yer alıyor. Fotoğrafların çoğu ilk kez sergilenirken, Ara Güler’in 1961 yılında yayımlanan “In quest’anno 1941” kitabında yer alan Anadolu fotoğrafları da izleyiciyle buluşacak.</p>
<p>Sergide ayrıca M. Melih Güneş koleksiyonundan Ara Güler’in çektiği Nâzım Hikmet portreleri ile Güler’in 1976’da Moskova’ya yaptığı ziyarette fotoğrafladığı Nâzım Hikmet’in çalışma odası ve Vera Tulyakova Hikmet’in fotoğrafları da bulunuyor.</p>
<h3>15 salonda Nâzım Hikmet’in yaşamı</h3>
<p>Türkiye ve yurt dışından çok sayıda kişi, kurum, arşiv ve koleksiyonun katkısıyla hazırlanan sergi; belge, kişisel eşya ve görsel-işitsel kayıtların yanı sıra edebiyat, resim, heykel, fotoğraf, film ve tasarım alanlarından eserleri bir araya getiriyor.</p>
<p>Yaklaşık 2 bin 125 metrekarelik alanda 15 salona yayılan “Romantika: Bir Ömrün Seyrüseferi”, Nâzım Hikmet’in yaşamını klasik bir biyografi anlatısının ötesine taşıyarak farklı arşiv ve mecraların kesiştiği çok katmanlı bir anlatıyla ele alıyor.</p>
<p>Sergi, 5 Eylül 2026-15 Ocak 2027 tarihleri arasında Kültürpark Atlas Pavyonu’nda ziyaret edilebilir.</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 25 Aug 2026 12:33:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA["Mümkün olan en kısa sürede serbest bırakılması gerekiyor"]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/mumkun-olan-en-kisa-surede-serbest-birakilmasi-gerekiyor-41622</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/upload/Agos/Images/osmankavala.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/mumkun-olan-en-kisa-surede-serbest-birakilmasi-gerekiyor-41622</guid><description><![CDATA[Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi, 9 senedir tutuklu olan Osman Kavala hakkındaki kararını açıkladı. AİHM Büyük Dairesi, Kavala’nın ikinci başvurusunda Türkiye’nin AİHM kararını uygulamadığına hükmetti. AİHM, Türkiye'yi tazminata mahkum ederken Kavala'nın "mümkün olan en kısa sürede serbest bırakılmasını" istedi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi, 2017’den bu yana cezaevinde bulunan Osman Kavala’nın ikinci başvurusuna ilişkin kararını bugün (25 Ağustos Salı) açıkladı.</p>
<p>Osman Kavala duruşmada Prof. Dr. Philip Leach ve Prof. Dr. Başak Çalı liderliğindeki bir heyet tarafından temsil edildi. Duruşmada Türkiye'yi ise Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanı Abdullah Aydın ve Boğaziçi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Ali Emrah Bozbayındır'ın bulunduğu heyet temsil etti. Duruşmaya AİHM Başkanı Mattias Guyomar başkanlık etti. AİHM Büyük Daire, 5 aylık bir değerlendirme sürecinin ardından nihai nitelikteki kararını bugün açıkladı.</p>
<h4>Daha önce de uygulanmadığı vurgulandı</h4>
<p>Kavala'nın başvurusuna ilişkin karar Fransa'nın Strazburg kentindeki İnsan Hakları Binası’nda kamuya açık oturumda açıklandı. Kararı okuyan AİHM Başkanı Mattias Guyomar, Türkiye'nin Kavala hakkındaki önceki kararı uygulamadığını vurguladı ve ikinci kez aynı kararı verdi. </p>
<p>Mahkeme, Kavala'nın tutuklu olma nedenlerinin "Gezi Parkı protestolarındaki rolü" ve "insan hakları savunucusu olması" olduğunu ifade etti. AİHM Başkanı Guyomar, "Mümkün olan en kısa sürede serbest bırakılmasını sağlaması gerektiğini belirtmektedir" dedi.</p>
<h4>Tazminat kararı</h4>
<p>Türkiye'nin Kavala'ya üç ay içinde 70 bin avro manevi tazminat ve 43 bin 342 avro yargılama gideri ödemesine hükmedildi.</p>
<p>Mahkeme, hükümetin Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru yolunun tüketilmediği yönündeki ön itirazını reddetti. Yargılama süresine ilişkin şikâyeti ise kabul edilemez buldu. Kavala'nın 5. maddenin 4. fıkrası, 6. maddenin 2. fıkrası ve 7. madde kapsamındaki şikâyetlerinin ayrıca incelenmesine gerek görülmedi.</p>
<div class="box-12">
<p><strong>Mahkemenin Kavala'nın ikinci başvurusu hakkında ihlal kararı verdiği Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi maddeleri şöyle:</strong></p>
<p>Madde 3 - İşkence yasağı</p>
<p>Madde 5 - Özgürlük ve güvenlik hakkı</p>
<p>Madde 6 - Adil yargılanma hakkı</p>
<p>Madde 7 - Kanunsuz suç ve ceza olmaz</p>
<p>Madde 10 - İfade özgürlüğü</p>
<p>Madde 11 - Toplantı ve dernek kurma özgürlüğü</p>
<p>Madde 18 - Haklara getirilecek kısıtlanmaların sınırlandırılması</p>
</div>
<p>Mahkeme ayrıca Türkiye açısından daha genel tedbirlerin gerekliliğine işaret ederek, insan hakları savunucuları, gazeteciler ve muhaliflerin geniş ve öngörülebilir olmayan suç tanımları üzerinden cezalandırılmasının önlenmesi, yargı bağımsızlığının güçlendirilmesi ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezaları için etkili bir yeniden değerlendirme mekanizmasının oluşturulması gerektiğine dikkat çekti.</p>
<h4>Ne olmuştu?</h4>
<p>AİHM, 2019 yılında Kavala hakkında verilen tutuklama kararının hukuka aykırı olduğuna ve serbest bırakılmasına hükmetmiş, ancak Kavala tahliye edilmemişti. 2022 yılında ise Büyük Daire, Türkiye’nin söz konusu karara uyma yükümlülüğünü yerine getirmediğine karar vermişti.</p>
<p>Türkiye’de devam eden yargılama sonucunda Kavala, 25 Nisan 2022’de Gezi Parkı eylemleriyle bağlantılı olarak “hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmış, karar Yargıtay tarafından 2023’te onanarak kesinleşmişti.</p>
<p>Büyük Daire, Kavala’nın ikinci başvurusuna ilişkin duruşmayı 25 Mart'ta Strazburg’da gerçekleştirmişti.</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 25 Aug 2026 11:51:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Pirinç pilavındaki arseniği azaltmak]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/yazi/pirinc-pilavindaki-arsenigi-azaltmak-41621</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/yazi/2026/08/25/pirinc-pilavindaki-arsenigi-azaltmak.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/yazi/pirinc-pilavindaki-arsenigi-azaltmak-41621</guid><description><![CDATA[Pirinci pilav yapmadan önce birkaç kez yıkamak Türkiye’de yaygın bir uygulama. Bunun arsenik açısından bir miktar yararı olabilir ancak çalışmalar yalnızca yıkamanın etkisinin sınırlı olduğunu gösteriyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Geçen haftaki <a href="https://www.agos.com.tr/tr/yazi/maruziyet-azaltici-mutfak-kulturu-olusturmak-41541" target="_blank" rel="noopener">yazımda</a> (1) sağlıklı beslenmenin yalnızca yeterli ve çeşitli gıda tüketmekten ibaret olmadığını, gıdaların topraktan çatala uzanan üretim, hasat, işleme, hazırlama ve pişirme süreçlerinde çevreden bulaşabilen ya da bu süreçler sırasında oluşabilen çeşitli toksik kimyasal maddeler içerebileceğini vurgulamıştım.</p>
<p>Sağlıklı beslenme, besleyici gıdalara erişmenin yanı sıra gıdalar yoluyla maruz kaldığımız toksik kimyasal maddeleri mümkün olduğunca azaltmayı da kapsıyor.</p>
<p>Gıdalardaki toksik kimyasal madde yükünü azaltmak öncelikle kamusal bir sorumluluk.</p>
<p>Çevre kirliliğini önlemek, tarımsal üretimde toksik kimyasal madde kullanımını kontrol etmek, mutfakta kullanılan her türlü araç ve gerecin sağlığa uygun nitelikte olmasını sağlamak gibi işlerden söz ediyorum. Bütün bu işler çeşitli bakanlıkların ve yerel yönetimlerin sorumluluğunda. Bu kurumların sorumluluklarını ne ölçüde yerine getirdikleri ayrı bir yazı konusu.</p>
<p>Bu yazıda mutfakta ne yapmalıyız sorusuna bir yanıt arayacağım.</p>
<p>Gerek evlerde gerekse kreş, yurt, yemekhane, restoran ve lokanta gibi toplu beslenme yapılan yerlerde, gıdalardaki toksik kimyasal madde yükünü azaltabilecek mutfak uygulamalarından ve yöntemlerinden söz edeceğim.</p>
<p>Bu yazı, geçen hafta “Maruziyet Azaltıcı Mutfak” başlığı altında tartışmaya açtığım meseleye çözüm için yapılabileceklere bir örnek oluşturuyor.</p>
<p>Mutfakta, gıdalardaki toksik kimyasal madde yükünü azaltacak ve ayrıca yiyecek hazırlama ve işleme süreçlerinde toksik kimyasal maddelerin oluşmasını da önleyecek yöntemler kullanmak sağlıklı beslenmenin bir parçası. Aslında bu yeni bir şey de değil. ancak günümüzde çok daha büyük önem taşıyor.</p>
<p>Binlerce yıllık beslenme/mutfak kültürünün gıdalardaki toksik kimyasal madde yükünü azaltmaya yönelik çeşitli yöntemler içerdiği bir gerçek. Ancak geleneksel yöntemlerin günümüzde karşı karşıya olduğumuz yaygın çevre kirliliği koşulları içinde geliştirilmediği de bir başka gerçek. Kurşun, arsenik gibi yüzyıllardır bilinen toksik kimyasal maddeler gıdalara ve sulara geçmişe kıyasla çok daha fazla bulaşabiliyor. Dahası geçmişte çevresel ortamlarda birer kirletici olarak bulunmayan on binlerce toksik kimyasal madde de birer gıda güvenliği riski olarak karşımızda duruyor. Geleneksel yöntemlerin her zaman doğru ve güvenilir olduğunu da söyleyemeyiz.</p>
<p>Dolayısıyla çevre kirliliğini azaltıcı her türlü kamusal faaliyet yapılmalı, öncelik kaynakta kirliliği önleme olmalı, ama buna ek olarak, değişen koşulları dikkate alarak mutfakta toksik kimyasal maruziyetini nasıl azaltırız sorusuna da ciddi ciddi yanıt aramalı.</p>
<h4>Meselenin özü çocukları korumak</h4>
<p>Toksik kimyasal madde maruziyetine en hassas kesim çocuklar.<strong> </strong>Kurşun, arsenik, pestisitler ve PFAS gibi toksik maddelere özellikle anne karnında ve erken çocukluk döneminde maruz kalmak, çocukların beyin ve sinir sistemi gelişimini, bağışıklık ve hormon sistemlerinin işleyişini ve üreme sağlığını olumsuz etkileyebiliyor.</p>
<p>Toksik kimyasal maddelerin çocuklara verdiği zarara ilişkin akademik literatür yıldan yıla bir çığ gibi büyüyor.</p>
<p>Çocuklarda toksik kimyasal madde maruziyeti ne kadar azaltılırsa o kadar iyi. Bu bağlamda, mutfak kültürümüzde yer alan yiyecek ya da içecek hazırlama yöntemlerinin de günümüzün toksikoloji ve gıda güvenliği bilgileri ışığında yeniden değerlendirilmesi gerekiyor.</p>
<p>Mutfakta uygulanan yıkama, kabuk soyma, suda bekletme, haşlama, süzme, pişirme, kızartma gibi işlemler yalnızca gıdanın lezzetini, dokusunu ya da pişme süresini değil, içerdiği bazı toksik kimyasal maddelerin miktarını da değiştirebilir. Ancak öncelikle söylemeliyim ki, her yöntem her toksik madde için etkili değil; bu nedenle ihtiyaç duyduğumuz şey kulaktan dolma “detoks” tarifleri değil, hangi işlemin hangi kimyasalı ne ölçüde azaltabildiğini gösteren bilimsel bilgi olmalı.</p>
<p>Bu yaklaşımı somut bir örnek, soframızda çok sık yer alan pirinç pilavı üzerinden anlatmaya çalışacağım.</p>
<h4>Pirinç pilavı candır ama arsenik yoksa</h4>
<p>Arsenik gıdalarda farklı kimyasal biçimlerde bulunabiliyor. Bunlar içinde sağlık açısından en fazla kaygı yaratan grup inorganik arsenik. Öyleyse, pirinçte bulunabilen inorganik arseniği evde uygulanabilecek uygun bir pişirme yöntemiyle ne ölçüde azaltabiliriz sorusuna yanıt arayalım.</p>
<p>İnorganik arsenik, uzun süreli maruziyette deri, mesane ve akciğer kanserleri başta olmak üzere çeşitli sağlık sorunlarıyla ilişkilendirilmiş, genotoksik (genetik malzemeye zarar veren) ve kanserojen bir maddedir.</p>
<p>Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi’nin (EFSA) 2024 tarihli değerlendirmesinde düşük ve orta düzeyde kronik inorganik arsenik maruziyeti; nörogelişimsel etkiler, iskemik kalp hastalığı, kronik böbrek hastalığı, düşük doğum ağırlığı ve gebelik kayıpları gibi çeşitli sağlık sonuçları açısından değerlendiriliyor. (2)</p>
<p>Değerlendirmede gebelikte ve erken çocukluk dönemindeki maruziyet ile çocukluk döneminde bilişsel işlevlerde bozulma arasındaki ilişkinin yeterince güçlü olduğu ve bu ilişkinin nedensel kabul edilebileceği vurgulanıyor.</p>
<p>Nedensel ilişki vurgusu son derece önemli. Yani arsenik maruziyeti ile çocuklarda bilişsel performans düşüklüğü sadece birlikte gözlenmiyor; mevcut kanıtlar arsenik maruziyetinin bu olumsuz sonuca katkıda bulunduğunu ve nedenlerinden biri olduğunu düşündürecek kadar güçlü kabul ediliyor.</p>
<p>Burada “bilişsel işlev” ile ne kastedildiğini de kısaca açıklamak gerekiyor.</p>
<p>“Bilişsel işlev”, beynin bilgiyi alma, işleme, öğrenme, hatırlama ve kullanma kapasitesini anlatan genel bir terim. Dikkat, hafıza, öğrenme, problem çözme, muhakeme, dil becerileri ve işlem hızı gibi yetileri kapsıyor. Çocuklar söz konusu olduğunda “bilişsel işlevlerde bozulma” denildiğinde örneğin <strong>öğrenmenin yavaşlaması, dikkat ve hafıza performansının düşmesi, problem çözme ve okul başarısının olumsuz etkilenmesi</strong> gibi sonuçlar kastediliyor. (3)</p>
<p>Basitçe söylemek gerekirse, çocukların gıdalar yoluyla maruz kaldığı arsenik yalnızca toksikolojik bir mesele değil öğrenme, dikkat, hafıza ve dolayısıyla eğitim yaşamını etkileyebilecek bir çocuk sağlığı meselesi. Üstelik arsenik pirince büyük ölçüde yetiştirildiği çevreden geçtiğine göre, çevre kirliliğinin çocukların gelişimi ve öğrenme kapasitesi üzerindeki sonuçlarını da hesaba katmak gerekiyor.</p>
<h4>Pirinç pilavını nasıl yapsak daha iyi olur?</h4>
<p>Elbette öncelik çevre kirliliği ile mücadele. Ama öte yandan mutfakta pirinç pilavı hazırlarken inorganik arsenik miktarını nasıl azaltabileceğimize de adım adım bakalım. (4)</p>
<p><strong>a)</strong> Kahverengi pirinç genellikle beyaz (parlatılmış) pirince göre daha fazla inorganik arsenik içeriyor. Bunun temel nedeni arsenik birikiminin pirinç tanesinin dış tabakalarında, özellikle kepek kısmında daha yüksek olması. Parlatma işlemi bu dış tabakaları uzaklaştırdığı için beyaz pirincin arsenik içeriği genellikle daha düşük oluyor, ancak kepek tabakasının uzaklaştırılması pirincin lif, vitamin ve mineral içeriğinde de azalmaya yol açıyor. Dolayısıyla “kahverengi pirinç her bakımdan daha sağlıklıdır” gibi genel bir değerlendirme arsenik açısından doğru değil. Besin değeri daha yüksek olmakla birlikte arsenik yükü de daha fazla olabilir. (5)</p>
<p><strong>b)</strong> Pirinci yalnızca yıkamak arsenik maruziyetini azaltmak için yeterli değil; daha etkili olan, arseniğin suya geçmesini sağlamak ve bu suyu uzaklaştırmak. Bir çalışmada yıkama işlemi basmati pirincinde toplam ve inorganik arseniğin yaklaşık yüzde 10’unu uzaklaştırırken diğer pirinçlerde daha az etkili olmuş. Buna karşılık 6 ölçü suya 1 ölçü pirinç kullanılarak yapılan bol suda pişirme, uzun taneli ve basmati pirincinde toplam ve inorganik arseniği sırasıyla yaklaşık yüzde 35 ve yüzde 45 azaltmış. Az suyla, suyu tamamen çektirerek pişirmede ise arsenik miktarında belirgin bir azalma tespit edilememiş. Ev mutfağı açısından çıkarılabilecek temel sonuç şu: Bol temiz suyla temas ve arseniğin geçtiği suyun dökülmesi, sadece yıkama işlemine kıyasla daha etkili bir yaklaşım olarak görülüyor. (6)</p>
<p><strong>c)</strong> Arsenik azaltımı için kullanılan suyun arsenik açısından güvenli olması yöntem kadar önemli. Pirinci yıkamak, ön haşlamak veya bol suda pişirmek ancak kullanılan su düşük arsenik içeriyorsa yarar sağlıyor. Arsenikle kirlenmiş su kullanılması, tam tersine pirincin arsenik içeriğini artırabiliyor. Özellikle arsenikle kirlenmiş yeraltı suyunun kullanıldığı bölgelerde bu durum ciddi bir halk sağlığı sorunu olarak niteleniyor. Evde ya da herhangi bir mutfakta uygulanabilecek bütün arsenik azaltma önerilerinin ilk koşulu güvenli ve düşük arsenikli pişirme suyu kullanılması. (5)</p>
<p><strong>d)</strong> Ev mutfağı açısından en umut verici yöntemlerden biri 2021 yılında yayımlanan bir makalede geçen PBA yöntemiyle pilav yapmak. (7)</p>
<p>PBA yöntemini “ön haşla, haşlama suyunu dök, yeni su ekle ve suyunu çektirerek pişir” yöntemi olarak Türkçeye çevirebiliriz. Yazıda kısaca ön haşlama yöntemi olarak niteleyeceğim.</p>
<p>Bu yöntemi öneren bilim insanları beyaz ve kahverengi pirinci dört ev tipi pişirme yöntemiyle karşılaştırarak incelemiş.</p>
<p>Çalışmada kullanılan yöntem oldukça basit: Bir ölçü pirinç önce yaklaşık dört ölçü kaynar su içinde beş dakika haşlanıyor. Beş dakika sonra haşlama suyu tamamen dökülüyor. Ardından temiz ve arsenik içeriği düşük yeni su eklenerek pirinç suyunu çekinceye kadar pişiriliyor.</p>
<p>Ön haşlama yönteminin mantığı iki farklı pişirme tekniğinin avantajlarını bir araya getirmeye dayanıyor. İlk beş dakikada sıcak suya geçen inorganik arseniğin önemli bir bölümü haşlama suyuyla uzaklaştırılıyor; ikinci aşamada ise pirinç uzun süre haşlama suyu içinde tutulmadığı için bazı besin öğelerinin kaybı sınırlandırılıyor.</p>
<p>Bu yöntemin inorganik arsenik miktarını çalışmada kullanılan kahverengi pirinçlerde ortalama yüzde 54, beyaz pirinçlerde ise yüzde 73 azalttığı belirtiliyor. Elbette bu oranlar her pirinç için geçerli sabit değerler değil; pirinç çeşidi, yetişme bölgesindeki toprak ve sudaki kirlilik düzeyi ve kullanılan su sonucu değiştirebilir. Bununla birlikte yöntem hem beyaz hem kahverengi pirinçte etkili ve mutfaklarda kullanımı açısından en uygulanabilir seçeneklerden biri olarak öne çıkıyor. Yöntemin bir başka avantajı da bazı alternatif pişirme yöntemlerine kıyasla besin öğesi kaybını daha sınırlı tutması.</p>
<p>Mevcut çalışmalar birlikte değerlendirildiğinde, arsenik açısından güvenli su kullanılması ve kısa süreli ön haşlamanın ardından haşlama suyunun dökülmesi, farklı pirinç türlerinde inorganik arsenik miktarını azaltmak için uygulanabilir yöntemlerden biri olarak öne çıkıyor. Dökülen suyun ardından yeni su ekleyerek ve suyunu çektirerek pişirmek, besin kayıplarını sınırlamaya da yardımcı olabilir. Bu nedenle mevcut yöntemler içinde ön haşlama, ev mutfağında uygulanabilecek en uygun seçeneklerden biri olarak değerlendirilebilir.</p>
<h4>Türkiye’de pirinç pilavı nasıl yapılıyor?</h4>
<p>Pirinci pilav yapmadan önce birkaç kez yıkamak Türkiye’de yaygın bir uygulama. Bunun arsenik açısından bir miktar yararı olabilir; ancak çalışmalar yalnızca yıkamanın etkisinin sınırlı olduğunu gösteriyor.</p>
<p>Arsenik açısından çok daha etkili temel ilke, arseniğin pirinçten suya geçmesini sağlamak ve ardından bu suyu ortamdan uzaklaştırmaktır. Bu açıdan bakıldığında ise, pirincin ılık veya sıcak suda 15–20 dakika bekletilmesi, bu suyun dökülmesi ve ardından yeni suyla pişirilmesi de ülkemizde yaygın bir uygulama. Bu uygulama arsenik miktarını azaltmaya katkıda bulunabilir; ancak etkinin büyüklüğü suyun sıcaklığına ve bekletme süresine bağlı. Bekletme suyunun sıcaklık derecesinin ne ölçüde etkili olduğunu araştıran bir çalışma var. Bu çalışmada, kahverengi pirinç 30–70 °C arasında farklı sıcaklıklarda bekletilmiş ve sıcaklık arttıkça toplam arsenik miktarındaki azalmanın artış gösterdiği, en belirgin azalmanın 60–70 °C arasında gerçekleştiği belirtilmiştir. (8)</p>
<p>Araştırmacılar, uygun bekletme koşullarında toplam arsenik miktarındaki azalmanın yaklaşık yüzde 40’a ulaşabildiğini; uzaklaştırılan arseniğin büyük bölümünü ise inorganik arseniğin oluşturduğunu belirtiyor. Bu bulgu, bekletme suyunun sıcaklığı arttıkça pirinçten arseniğin uzaklaştırılmasının kolaylaşabildiğini gösteriyor. Kaynama sıcaklığında gerçekleştirilen ön haşlama çalışmalarında daha yüksek azaltım oranlarının bildirilmiş olması da yüksek sıcaklığın önemini destekliyor.</p>
<p>Bazı ülkelerde kullanılan bir başka yöntem de pirinci makarna gibi bol suda haşlayıp suyunu süzmek ve ardından demlendirmek. Bu yöntem de arsenik miktarını azaltabiliyor. Ancak bu yöntemin bazı besin öğelerinde daha fazla kayba yol açabileceğini de not düşmeliyim.</p>
<h4>Iğdır’ın süzme pilavı</h4>
<p>Ülkemizde bol suda haşlama ve sonra pirinci süzerek alma yönteminin kullanıldığı yöresel bir pilavımız var. Iğdır yöresinde yapılan “süzme pilav” bunun iyi bir örneği. (9)</p>
<p>Tarifi şöyle: Büyükçe bir tencerede pilav suyu kaynatılır. Kaynatılan suya tuz ve pirinç eklenerek pişmeye bırakılır. Pirinç tam pişmeden tencere ateşten alınır ve pirincin suyu süzülür. Diğer yanda yağ tavada eritilir. Süzülen pilav bir tencereye alınarak kısık ateşin üzerine konulur. Erimiş yağ pilavın üzerine dökülerek karıştırılır. Tencerenin ağzına temiz bir kâğıt yerleştirilerek kapağı kapatılır. Dinlendirerek iyice pişmesi sağlanır.</p>
<p>Türkiye’nin başka yörelerinde de benzer pişirme yöntemleri bulunabilir; ancak bunların arsenik azaltımı açısından ne ölçüde etkili olduğuna ilişkin yeterli akademik çalışma bulamadım.</p>
<p>Mevcut literatüre bakıldığında, ülkemizde yaygın pirinç pilavı tariflerinin ön haşlama yöntemi kadar etkili olduğuna dair yeterli kanıt bulunmuyor. Bu konuda Türkiye’ye özgü ayrıntılı çalışmalara ihtiyaç var.</p>
<p>Öte yandan ön haşlama yönteminin de mutfak kültürümüze yabancı olduğunu düşünmüyorum; aksine bu yöntemin mutfaklarımıza kolayca adapte edilebileceğini düşünüyorum.</p>
<p>Bir tarafta pirinci sıcak suda bekletip suyunu döktükten sonra yeni suyla pilav yapıyoruz; diğer tarafta pirinci bol suda haşlayıp süzerek demlendirdiğimiz süzme pilav geleneğimiz var.</p>
<p>Ön haşlama yöntemi bu iki yaklaşımın arasında duruyor: Pirinç uzun süre haşlanmıyor; yalnızca ilk beş dakika bol kaynar su kullanılıyor, bu su dökülüyor ve yeni suyla suyunu çektirerek pişirme tamamlanıyor.</p>
<p>Bu yöntemin başka avantajları da var.</p>
<h4>Kurşun, kadmiyum ve pestisitler de azalıyor mu?</h4>
<p>Ön haşlama yönteminin etkisi arsenikle sınırlı olmayabilir. Pirincin yıkanması, suda bekletilmesi ve fazla suyla pişirilmesinin çocuklar için son derece zararlı kurşun ve kadmiyum gibi toksik elementler üzerindeki etkilerini inceleyen çalışmalar da var.</p>
<p>İran’da yapılan bir çalışmada, pirinci bol suda pişirip suyunu dökmenin toksik metalleri azaltmada suyunu çektirerek pişirmeye kıyasla daha etkili olduğu belirlenmiş. Bol suda pişirme arsenikte yaklaşık yüzde 42, kurşunda yüzde 43, kadmiyumda yüzde 28 azalma sağlarken; suyunu çektirerek pişirme (İran’da Kateh olarak adlandırılıyor) yönteminde bu oranlar sırasıyla yüzde 27, yüzde 27 ve yüzde 21 olarak bulunmuş.</p>
<p>Pirinçteki pestisit kalıntıları açısından ise daha ihtiyatlı bir değerlendirme yapmak gerekiyor. Pestisitlerin sayısının çok fazla olması ve kimyasal özelliklerinin birbirinden büyük ölçüde farklılık göstermesi, “pirinçteki pestisit kalıntıları nasıl azaltılabilir?” sorusuna tek ve kısa bir yanıt vermeyi güçleştiriyor. Ancak pirinçteki bazı pestisitleri inceleyen deneysel çalışmalar, kalıntılardaki asıl belirgin azalmanın pişirme aşamasında gerçekleştiğini gösteriyor. Pişirme sırasında yüksek sıcaklık, suya geçiş, hidroliz ve diğer parçalanma süreçleri pestisitin kimyasal yapısına bağlı olarak kalıntı miktarını azaltabilir. Ancak bundan pişirmenin bütün pestisitleri aynı ölçüde uzaklaştıracağı sonucu çıkarılamaz. Pestisitlerin sudaki çözünürlükleri, sıcaklığa dayanıklılıkları,<strong> </strong>uçuculukları ve pirinç tanesine bağlanma özellikleri birbirinden çok farklıdır. Bu nedenle azaltıcı etki pestisitten pestisite değişir. Bu mesele epeyce karmaşık ve ayrı bir yazıda değerlendirmeyi gerektiriyor.</p>
<p>Bebekler ve küçük çocuklar açısından pirinç pilavındaki toksik kimyasal madde maruziyetini azaltmanın en önemli yollarından biri beslenmede çeşitlilik sağlamaktır. Elbette gelir seviyesi ile çok bağlantılı bir şey bu. Ancak gelir seviyesi elveriyorsa çocukların tahıl tüketimini sürekli pirinç ve pirinç bazlı ürünlere dayandırmak yerine bulgur, buğday, yulaf ve diğer tahıllar ile mercimek, nohut gibi bakliyatları dönüşümlü kullanmak hem besin çeşitliliğini artırır hem de tek bir gıdada daha fazla bulunması muhtemel toksik maddelere sürekli ve tekrarlayan maruziyeti azaltır.</p>
<p>Bütün bu bilgileri mutfakta uygulanabilir öneriler halinde şöyle özetleyebilirim.</p>
<p>Temiz su kullanın. Pirinci yıkayın. Sıcak suda bekletiyorsanız bekletme suyunu dökün. Arsenik maruziyetini daha fazla azaltmak istiyorsanız bir ölçü pirinci dört ölçü kaynar suda beş dakika ön haşlayın, bu haşlama suyunu tamamen dökün ve temiz yeni suyla suyunu çektirerek pişirmeyi tamamlayın. Alternatif olarak pirinç bol suda pişirilip süzülebilir (Iğdır yöresinde yapılan süzme pilav yemeğinde olduğu gibi); ancak bu yöntem bazı besin öğelerinin kaybını artırabilir. En önemlisi, sofrada tek bir tahıla bağımlı kalmayın; olabildiğince çeşitliliğe yer açın.</p>
<p><strong>NOTLAR</strong></p>
<p><strong>Beyan: </strong>Bu yazının hazırlanması sırasında kapak görselinin oluşturulması, bazı cümlelerin sadeleştirilmesi, tekrarların kontrol edilmesi ve metnin dil ve anlatım açısından gözden geçirilmesi amacıyla yapay zekâ aracı ChatGPT’den yararlandım. Yazının düşünsel çerçevesi ve dile getirilen görüşlerin sorumluluğu bana aittir.</p>
<p><em><strong>(1)</strong> Bülent Şık 17.08.2026 tarihli Agos yazısı, Maruziyet azaltıcı mutfak kültürü oluşturmak https://www.agos.com.tr/tr/yazi/maruziyet-azaltici-mutfak-kulturu-olusturmak-41541</em></p>
<p><em><strong>(2) </strong>EFSA CONTAM Panel (EFSA Panel on Contaminants in the Food Chain), Schrenk, D., Bignami, M., Bodin, L., Chipman, J. et al., (2024). Update of the risk assessment of inorganic arsenic in food. EFSA Journal, 22(1), doi: <a href="https://doi.org/10.2903/j.efsa.2024.8488" target="_blank" rel="noopener">10.2903/j.efsa.2024.8488</a></em></p>
<p><em>EFSA’nın nedensel ilişki vurgusu değerlendirme raporunun 132. sayfasında, Bölüm 3.2.3.7’de “Neurodevelopmental effects” başlığını taşıyan bölümde yer alıyor.</em></p>
<p><em><strong>(3)</strong> Notario-Barandiaran L, Compañ-Gabucio LM, Bauer JA, Vioque J, Karagas MR, Signes-Pastor AJ. Arsenic Exposure and Neuropsychological Outcomes in Children: A Scoping Review. Toxics. 2025 Jun 28;13(7):542. doi: <a href="https://doi.org/10.3390/toxics13070542" target="_blank" rel="noopener">10.3390/toxics13070542</a></em></p>
<p><em><strong>(4)</strong> Sang-Ryun Yim, Ji Hyun Kim, Mi-Hee Choi, Ga Young Park, Soon-Mi Shim, Myung-Sub Chung, Systematic Investigation of the Reduction of Inorganic Arsenic and Bioactive Nutrients in Rice with Various Cooking Techniques, Journal of Food Protection, Volume 80, Issue 11, 2017, Pages 1924-1932, <a href="https://doi.org/10.4315/0362-028X.JFP-17-095" target="_blank" rel="noopener">https://doi.org/10.4315/0362-028X.JFP-17-095</a>.</em></p>
<p><em><strong>(5)</strong> Deepanjan Mridha, Prakash Chandra Gorain, et al., Rice grain arsenic and nutritional content during post harvesting to cooking: A review on arsenic bioavailability and bioaccessibility in humans, Food Research International, Volume 154, 2022, 111042, ISSN 0963-9969, <a href="https://doi.org/10.1016/j.foodres.2022.111042" target="_blank" rel="noopener">https://doi.org/10.1016/j.foodres.2022.111042</a></em></p>
<p><em><strong>(6) </strong>Raab A, Baskaran C, Feldmann J, Meharg AA. Cooking rice in a high water to rice ratio reduces inorganic arsenic content. J Environ Monit. 2009 Jan;11(1):41-4. doi: <a href="https://doi.org/10.1039/b816906c" target="_blank" rel="noopener">10.1039/b816906c</a></em></p>
<p><em><strong>(7)</strong> Manoj Menon, Wanrong Dong, Xumin Chen, Joseph Hufton, Edward J. Rhodes, Improved rice cooking approach to maximise arsenic removal while preserving nutrient elements, Science of The Total Environment, Volume 755, Part 2, 2021,   <a href="https://doi.org/10.1016/j.scitotenv.2020.143341" target="_blank" rel="noopener">https://doi.org/10.1016/j.scitotenv.2020.143341</a></em></p>
<p><em><strong>(8)</strong> Fan Zhang, Fengying Gu, Huili Yan, Zhenyan He, Bolun Wang, Hao Liu, Tingting Yang, Feng Wang, Effects of soaking process on arsenic and other mineral elements in brown rice, Food Science and Human Wellness, Volume 9, Issue 2, 2020, Pages 168-175, <a href="https://doi.org/10.1016/j.fshw.2020.01.005" target="_blank" rel="noopener">https://doi.org/10.1016/j.fshw.2020.01.005</a>.</em></p>
<p><em><strong>(9)</strong> Ekşili Pilav, Iğdır İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü <a href="https://igdir.ktb.gov.tr/TR-55682/tahillar.html" target="_blank" rel="noopener">https://igdir.ktb.gov.tr/TR-55682/tahillar.html</a></em></p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 25 Aug 2026 10:53:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Filistin’in hafızasını resmeden Süleyman Mansur hayatını kaybetti]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/filistinin-hafizasini-resmeden-suleyman-mansur-hayatini-kaybetti-41620</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/08/25/filistinin-hafizasini-resmeden-suleyman-mansur-hayatini-kaybetti.webp'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/filistinin-hafizasini-resmeden-suleyman-mansur-hayatini-kaybetti-41620</guid><description><![CDATA[Filistin sanatının en önemli isimlerinden ressam ve karikatürist Süleyman Mansur, 79 yaşında yaşamını yitirdi. Nekbe’den sürgüne, topraktan kolektif hafızaya uzanan Filistin hikâyesini eserlerine taşıyan Mansur, sanatını “Filistin halkını yeniden insanlaştırmanın” bir yolu olarak görüyordu.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Filistin'in yetiştirdiği en büyük sanatçılardan Süleyman Mansur, bir süredir tedavi gördüğü Doğu Kudüs’teki Makasıd Hastanesi'nde 79 yaşında hayatını kaybetti.</p>
<p>Mansur’un çalışmalarında Filistinlilerin toprakla kurduğu ilişki, yerinden edilme deneyimi ve kolektif hafıza belirleyici bir yer tutuyordu. Sanatçı, özellikle Filistin kültürü, tarihi ve geleneklerinden aldığı sembolleri eserlerine taşıdı.</p>
<h4>“Filistin halkını yeniden insanlaştırmak”</h4>
<p>Sanatı aynı zamanda Filistinlilerin görünürlük mücadelesinin bir parçası olarak gören Mansur, 2024’te verdiği bir söyleşide sanatçıların ve kültür alanında çalışanların sorumluluğunu “Filistin halkını yeniden insanlaştırmak” sözleriyle anlatmıştı.</p>
<p>Mansur’un ölümünün ardından Filistin sanatının hafıza, toprak ve direnişle kurduğu ilişkinin en önemli temsilcilerinden biri daha yaşamını yitirmiş oldu.</p>
<p>Batı Şeria’nın Ramallah kentindeki Birzeit kasabasında 1947’de dünyaya gelen Mansur, Filistin direnişinin sanat dünyasındaki sembol isimlerinden biri olarak kabul edilirken, Filistin halkının vatanını, tarihini ve hafızasını eserlerine taşıdı.</p>
<p>Sanatı bir direniş biçimi olarak gören Mansur, 2024’te AA’ya verdiği röportajda eserleriyle Filistinlilerin topraklarına verdikleri değeri, topraklarına nasıl sahip çıktıklarını ve Filistin’in güzelliklerini göstermek istediğini belirterek, “Kudüs, Filistin’in sembolü, Kubbet-üs Sahra da Kudüs’ün sembolüdür” ifadelerini kullanmıştı.</p>
<p>Mansur'un 1973'te yaptığı ve sırtındaki ağır yükün altında ezilen yaşlı bir Filistinli adamı tasvir ettiği “The Camel of Hardships” (Güçlüklerin Devesi) adlı tablosu dünya çapında üne ulaştı. Sanatsal ve ulusal bir ikon hâline gelen eserinde, Kudüs kentinin yer aldığı yükü, Kubbetü’s-Sahra’nın da görülebildiği büyük bir göz şeklinde resmetti.</p>
<p>Filistin’i, yorgun ve yalnız yaşlı bir adam figürüyle kişileştiren Mansur, eserlerinde 1948 Nekbesi’nin sembolü olarak portakal ağacı, 1967 savaşını temsil eden zeytin ağacı, geleneksel Filistin nakış motifleri, köylerdeki günlük yaşam ve Filistinli kadın figürlerini öne çıkardı.</p>
<p>Sanatçı, eserleri aracılığıyla Filistin direnişinin görsel kimliğinin şekillenmesine katkıda bulunurken, sanatını hafızanın ve Filistin davasının aktarılmasında bir araç olarak kullandı.</p>
<p>Filistin modern sanatının önemli temsilcilerinden olan Mansur, “Roma Ödülü”, “UNESCO Ödülü”, “Arap Yaratıcılar için Nil Ödülü” ve “Filistin Plastik Sanatlar Ödülü”nün de aralarında bulunduğu yüzlerce yerel ve uluslararası ödüle layık görüldü.</p>
<p>Kudüs’teki Bezalel Sanat Akademisinde plastik sanatlar eğitimi alan ve aynı zamanda profesyonel bir karikatürist olan Mansur, 1970’lerden itibaren eserleriyle Filistin mücadelesine ilişkin görsel sembollerin oluşturulmasına katkı sağladı. Mansur ayrıca Kudüs Üniversitesi de dahil olmak üzere Batı Şeria’daki çok sayıda kültür kurumu ve üniversitede sanat dersleri verdi.</p>
<p>Kaynak: Anadolu Ajansı</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 25 Aug 2026 10:48:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Paşinyan'dan Rusya’ya: Ermenistan demiryollarından çekilin]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/pasinyan-dan-rusyaya-ermenistan-demiryollarindan-cekilin-41619</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/08/24/pasinyan-rusyaya-bir-kez-daha-seslendi-ermenistan-demiryollarindan-cekilin.webp'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/pasinyan-dan-rusyaya-ermenistan-demiryollarindan-cekilin-41619</guid><description><![CDATA[Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, 2008'de Rusya'ya devredilen demiryollarından çekilmesi için çağrıda bulundu. 30 yıllık anlaşmanın süresi, Ermenistan uzatmayı tercih etmezse 2038'de dolacak.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Ermenistan demiryollarının işletilmesine ilişkin imtiyaz hakkını devretmesi için Rusya’ya çağrısını yineledi. Paşinyan, Rus ortaklarından daha esnek davranmalarını ve imtiyaz haklarını hem Ermenistan hem de Rusya tarafından kabul edilebilecek üçüncü bir ülkeye satmalarını istedi.</p>
<p>Paşinyan, dün parlamentoda yaptığı konuşmada, “Rusya Federasyonu’na ve çıkarlarına büyük saygı duyuyoruz ancak Ermenistan demiryollarının Rusya tarafından işletilmesi nedeniyle ülkeyi uluslararası demiryolu ağına entegre etme konusunda tarihi bir fırsatı kaçırma riskiyle karşı karşıyayız” dedi.</p>
<p>Başbakan bu çağrıyı ilk olarak Ocak ayında yapmıştı. Ermenistan, Türkiye ve Azerbaycan’la ilişkilerini normalleştirmeye çalışırken, yabancı yük taşımacılığında transit ülke haline gelmek istiyor. Bunun gerçekleşmesi, iki ülkeyle demiryolu bağlantılarının yeniden açılmasına bağlı.</p>
<p>Paşinyan daha önce Kazakistan ve Katar gibi ülkeleri olası işletmeciler olarak gündeme getirmişti. Ancak bu ülkelerden hiçbiri söz konusu açıklamalara ilişkin yorum yapmadı. Rusya ise öneriye karşı çıkarak bu tür çağrıların kabul edilemez olduğunu açıkladı.</p>
<h4>Ne olmuştu?</h4>
<p>Rusya devletine ait Russian Railways, 2008 yılında, dönemin Ermenistan Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan yönetimi sırasında imzalanan imtiyaz anlaşmasıyla Ermenistan demiryollarını devraldı. Anlaşma kapsamında South Caucasus Railway adlı bir işletmeci şirket kuruldu. 30 yıllık anlaşmanın süresi, Ermenistan uzatmayı tercih etmezse 2038'de dolacak.</p>
<p>Anlaşma, Rusya’ya yaklaşık 8,5 milyon dolarlık tek seferlik ödeme karşılığında Ermenistan’daki demiryolu taşımacılığında tam hak sağladı. Rusya ayrıca büyük yatırımlar yapma taahhüdünde bulundu. Ancak 18 yıllık Rusya yönetimi boyunca büyük ölçekli projelerin hiçbiri proje aşamasının ötesine geçmedi.</p>
<p>Demiryolu sistemindeki araçların büyük bölümü 1970’ler ve 1980’lerde üretilmiş Sovyet döneminden kalma trenlerden oluşuyor. Hatların birçok bölümünün kötü durumda olması da trenlerin hızını sınırlandırıyor.</p>
<p>Ayrıca Ermenistan hükümeti, yolcu biletlerinden kaynaklanan zararların yüzde 30’unu Rusya’ya telafi ederken, yük taşımacılığından elde edilen kârın yalnızca yüzde 2’sini alıyor.</p>
<p>Rusya’nın anlaşmadan çekilme ihtimalini ilk gündeme getiren taraf 2019’da Moskova olmuştu. Bu teklif, Paşinyan hükümetini iktidara getiren devrimden kısa süre sonra ve South Caucasus Railway’de yürütülen mali suç soruşturmasının ortasında gelmişti. Ancak Yerevan ve Moskova o dönemde anlaşmazlıklarını çözmüştü.</p>
<p>Bugün ise Ermenistan’ın anlaşmadan tek taraflı olarak çıkmasının ciddi bir mali yük yaratabileceği belirtiliyor. Farklı tahminlere göre imtiyaz anlaşmasının sona erdirilmesi Yerevan'a yüz milyonlarca dolara mal olabilir. </p>]]></content:encoded><pubDate>Mon, 24 Aug 2026 17:12:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Trabzon Alperen Ocakları'nda Dink cinayeti planları, Beyazıt’ta Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey buluşması]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/trabzon-alperen-ocaklari-nda-dink-cinayeti-planlari-beyazitta-bogazliyan-kaymakami-kemal-bey-bulusmasi-41617</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/08/24/trabzon-alperen-ocaklari-nda-dink-cinayeti-planlari-beyazitta-bogazliyan-kaymakami-kemal-bey-bulusmasi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/trabzon-alperen-ocaklari-nda-dink-cinayeti-planlari-beyazitta-bogazliyan-kaymakami-kemal-bey-bulusmasi-41617</guid><description><![CDATA[Hrant Dink cinayetinin 20 yılı için başlatılan "Neden Hedef Seçildim" dijital hafıza çalışmasında bu hafta Trabzon Emniyeti'nce dinlenen Mustafa Öztürk'ün Trabzon Alperen Ocak'ının başına atanması, İstanbul'da ise Kerinçsiz ve arkadaşlarının 1915'te işlediği iddia edilen suçlar nedeniyle idam edilen Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey için yaptıkları anma yer alıyor. Ayrıca tüm olayların basındaki yansımaları detaylandırılıyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Hrant'ın Arkadaşları'nın Hrant Dink cinayetinin 20. yılına yaklaşırken başlattığı dijital hafıza çalışması, Hrant Dink cinayetine giden yolu gün gün ve perde arkasında olanlarla ortaya koymaya devam ediyor. Hrant'ın Arkadaşları tarafından organize edilen <a href="https://x.com/hedefsecildim" target="_blank" rel="noopener">X</a>,<a href="https://www.instagram.com/nedenhedefsecildim?igsh=MTZjdDM2MjA3ZXAzbA%3D%3D" target="_blank" rel="noopener"> Instagram</a> ve<a href="https://www.facebook.com/profile.php?id=61588194547423" target="_blank" rel="noopener"> Facebook</a>'taki <a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/neden-hedef-secildim-39533" target="_blank" rel="noopener">Neden Hedef Seçildim </a>hesaplarından takip etmek mümkün. Bu haftaki paylaşımlarda, Trabzon Emniyeti tarafından telefonları dinlenen Mustafa Öztürk'ün Alperen Ocakları İl Başkanlığı’na atanması ve Yasin Hayal ile ilişkisi, avukat Kemal Kerinçsiz, Oktay Yıldırım ve Ramazan Bakkal gibi isimlerin, İşçi Partililerle birlikte Emekli Tuğgeneral Veli Küçük ve emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin’le bir araya gelerek Beyazıt Meydanı’nda<strong> </strong>Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey anması düzenlemesinin detayları yer alıyor. </p>
<p>Neden Hedef Seçildim hesaplarından 22 ve 23 Ağustos 2026 tarihlerinde yayınlanan gönderileri şöyle:</p>
<p><span style="color: rgb(186, 55, 42);"><strong>22 Ağustos 2026</strong></span></p>
<p><strong>Tarih: 26 Mart 2006 Pazar</strong></p>
<p><strong>Mustafa Öztürk, Alperen Ocakları Trabzon İl Başkanlığı'na atanır</strong></p>
<p>Trabzon Emniyeti tarafından telefonları dinlenen Mustafa Öztürk, Alperen Ocakları İl Başkanlığı’na atanır.</p>
<p>Yasin Hayal’in Erhan Tuncel ve tetikçi olarak düşündüğü Zeynel Abidin Yavuz ile birlikte bu dönemde Mustafa Öztürk’ü ziyaret ettiği ve Hrant Dink cinayetine ilişkin planların Ocak’ta konuşulduğu, daha sonra alınan ifadelerde yer alacaktır.</p>
<p>Yasin Hayal’in bu dönemde uzun bir süre Mustafa Öztürk’ün yanında kaldığı da kayıtlara geçer.</p>
<p><strong>O esnada</strong></p>
<p><strong>3 Mart</strong></p>
<p>Van Cumhuriyet Savcısı Ferhat Sarıkaya, kamuoyunda büyük yankı uyandıran ve başta Yaşar Büyükanıt olmak üzere üst düzey askeri yetkililere atıflar içeren Şemdinli İddianamesi’ni hazırlar.</p>
<p><strong>6 Mart</strong></p>
<ul>
<li>
<p>“Kardeş sorunlar; Ermeniler ve Kürtler!”, Altemur Kılıç, Yeniçağ</p>
</li>
</ul>
<p><strong>8 Mart</strong></p>
<p>Yazar Elif Şafak’ın “Baba ve Piç” romanı yayımlanır. Ermeni soykırımına da değinen roman, ilerleyen aylarda hedef gösterme ve yargı süreçlerinin konusu olacaktır.</p>
<p><strong>8 Mart </strong></p>
<ul>
<li>
<p>“Kime darbe”, Hadi Uluengin, Hürriyet</p>
</li>
<li>
<p>“Devleti ülkesi ve milleti ile bölme-yıkma özgürlüğü”, Hüseyin Mümtaz, Giresun Işık gazetesi</p>
</li>
</ul>
<p><strong>13 Mart</strong></p>
<ul>
<li>
<p>“Kovun bunları”, Ortadoğu</p>
</li>
<li>
<p>“Talat Paşa açıklıyor: Türk oğlu Türk’üm!”, Arslan Bulut, Yeni Çağ</p>
</li>
<li>
<p>“Mersin’de rahibe saldırı”, Milliyet gazetesi </p>
</li>
</ul>
<p><strong>14 Mart </strong></p>
<p>Zeynel Abidin Yavuz, bu kez bir darp suçuna karışır.</p>
<p><strong>14 Mart</strong></p>
<p>“Talat paşanın ve bugünki paşaların hatası!”, Arslan Bulut, Yeni Çağ</p>
<p><strong>16 Mart</strong></p>
<p>Samsun Haber Gazetesi’nde misyonerlik karşıtı, nefret dolu bir yazı kaleme alınır. (Lütfi Keskin)</p>
<p><br><strong>22 Mart</strong></p>
<p>Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun görevinden alınır. Görevden alınmasının, Şemdinli olayı konusunda yaptığı “Hırsız evin içindeyse kilit tutmaz” açıklaması üzerine Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’dan doğrudan talebiyle olduğu iddia edilecektir.</p>
<p><strong>22 Mart</strong></p>
<ul>
<li>
<p>“Demokrat olmak kolay değil”, Ruhat Mengi, Vatan</p>
</li>
</ul>
<p><strong>27 Mart</strong></p>
<ul>
<li>
<p>“Papazını vuran kent”, M. Bekaroğlu, Radikal</p>
</li>
</ul>
<p><strong>29 Mart</strong></p>
<p>Sakarya'da afiş asan üniversitelilere linç girişimi</p>
<p><strong>31 Mart</strong></p>
<p>Sabah gazetesinde Santoro cinayeti ile ilgili haber</p>
<p><strong>Mart ayındaki diğer gelişmeler:</strong></p>
<p>Trabzon Valiliği’nin, jandarma bölgesi olan Pelitli beldesinin polis bölgesine devredilmesi konusunda Jandarma Genel Komutanlığı’na yazı yazdığı iddia edilir.</p>
<p>Yasin Hayal’in tetikçi olarak yetiştirdiği ve polisin bilgisi dahilinde olduğu belirtilen Zeynel Abidin Yavuz’un Mart ayında Trabzon’u terk ederek İzmit’e geçtiği, BTK raporunda yer almaktadır.</p>
<p><strong><span style="color: rgb(186, 55, 42);">27 Ağustos 2026</span></strong></p>
<p><strong>Tarih: 9 Nisan 2006 Pazar</strong></p>
<p><strong>Beyazıt’ta Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey buluşması</strong></p>
<p>Son yıllardaki ulusalcı saldırılarda isimleri sıkça gündeme gelen Kemal Kerinçsiz, Oktay Yıldırım ve Ramazan Bakkal gibi isimler, İşçi Partililerle birlikte Emekli Tuğgeneral Veli Küçük ve emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin’le bir araya gelerek Beyazıt Meydanı’nda bir anma etkinliği düzenler.</p>
<p>Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey, 1915 Ermeni soykırımında işlediği iddia edilen suçlar nedeniyle, 1 No’lu Divan-ı Harp’te yargılanmış ve 10 Nisan 1919’da idam edilmiştir.<br><br>"Sevgili vatandaşlarım, ben bir Türk memuruyum. Aldığım emri yerine getirdim. Vazifemi yaptığıma vicdanım emindir... Ecnebi devletlere yaranmak için beni asıyorlar. Eğer adalet buna diyorlarsa, kahrolsun böyle adalet!"</p>
<p>Kemal Bey, 14 Ekim 1922’de TBMM’de çıkarılan özel bir kanunla “Milli Şehit” ilan edilmiştir.</p>
<p><strong>O esnada</strong></p>
<p><strong>2 Nisan</strong></p>
<ul>
<li>
<p>“Agos beni çabuk yaşlandırdı”, Yaprak Aras, Milliyet Pazar</p>
</li>
</ul>
<p><strong>4 Nisan</strong></p>
<p>Kemal Kerinçsiz, Büyük Hukukçular Birliği Derneği’ni kurar.</p>
<p><strong>10 Nisan</strong></p>
<p>Erhan Tuncel’in 10. Haber Bilgi Raporu hazırlanır.</p>
<p><strong>15 Nisan</strong></p>
<p>Mersin'de Vatansever Güç Birliği tarafından 80 bin kişinin katıldığı "Bayrak Yürüyüşü" düzenlenir.</p>
<p><strong>16 Nisan</strong></p>
<p>Yasin Hayal, KTÜ Merkez Kampüsü’nde Nihal Atsız'ın şiirlerinin okunduğu eyleme katılır ve “Bu Ülkenin Delikanlıları Alperenler” imzalı bildiriyi dağıtır.</p>
<p><strong>17 Nisan</strong></p>
<p>Yasin Hayal'e McDonalds eylemi nedeniyle mahkûm edilir.</p>
<p><strong>17 Nisan</strong></p>
<ul>
<li>
<p>“Geçmişte Ermenilerin düştüğü bazı oyunlara şimdi Kürtler düşüyor”, Osman Asiltürk, Zaman</p>
</li>
</ul>
<p><strong>18 Nisan</strong></p>
<ul>
<li>
<p>“Kürtlere ilginç hatırlatma”, Milliyet</p>
</li>
</ul>
<p><strong>21 Nisan</strong></p>
<p>Kemal Kerinçsiz, “Baba ve Piç” romanında yer alan bazı kurgusal karakterlerin Ermeni soykırımıyla ilgili diyaloglarını gerekçe göstererek yazar Elif Şafak hakkında Zeytinburnu Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunur.</p>
<p><strong>26 Nisan</strong></p>
<ul>
<li>
<p>“Ermeni tehcirinden ders çıkarmak”, Mehmet Kamış, Zaman</p>
</li>
</ul>
<p><strong>30 Nisan</strong></p>
<ul>
<li>
<p>“Ermeni Meselesi ve ‘Resmî Tarih’”, Hasan Celal Güzel, Radikal</p>
</li>
</ul>
<div class="box-12">
<h4><span style="color: rgb(186, 55, 42);"><strong>Cinayete giden yol</strong></span></h4>
<p><a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/neden-hedef-secildim-39533" target="_blank" rel="noopener">Hrant'ın Arkadaşları cinayete giden yolu anlatıyor: Neden Hedef Seçildim?</a></p>
<p><a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/sabiha-gokcen-haberi-hurriyet-manseti-ve-genelkurmay-bildirisi-39554" target="_blank" rel="noopener">Sabiha Gökçen haberi, Hürriyet manşeti ve Genelkurmay Bildirisi</a></p>
<p><a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/hrant-dink-istanbul-valiliginde-tehdit-edilir-39636" target="_blank" rel="noopener">Hrant Dink İstanbul Valiliği’nde tehdit edilir</a></p>
<p><a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/sikayet-dilekceleri-baslar-medya-onunde-tehdit-edilir-39724" target="_blank" rel="noopener">Şikayet dilekçeleri başlar, medya önünde tehdit edilir</a></p>
<p><a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/turk-ortodoks-patrikhanesi-nden-sikayet-emniyet-ten-suc-duyurusu-39808" target="_blank" rel="noopener">Türk Ortodoks Patrikhanesi'nden şikayet, Emniyet'ten suç duyurusu</a></p>
<p><a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/adalet-bakanligi-ndan-sorusturma-izni-talebi-ve-agos-un-onunde-bir-gosteri-daha-39884" target="_blank" rel="noopener">Adalet Bakanlığı'ndan soruşturma izni talebi ve Agos'un önünde bir gösteri daha</a></p>
<p><a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/yasin-hayal-polis-kamerasinda-adalet-bakanligi-ndan-sorusturma-izni-39965" target="_blank" rel="noopener">Yasin Hayal polis kamerasında, Adalet Bakanlığı'ndan soruşturma izni</a></p>
<p><a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/dink-ve-karakasli-ya-turkluge-hakaret-ten-dava-yasin-hayal-firarda-40052" target="_blank" rel="noopener">Dink ve Karakaşlı'ya "Türklüğe hakaret"ten dava, Yasin Hayal firarda</a></p>
<p><a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/sisli-de-ilk-durusma-trabzon-da-bomba-40117" target="_blank" rel="noopener">Şişli'de ilk duruşma, Trabzon'da bomba</a></p>
<p><a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/kaboglu-na-saldiri-erhan-tuncel-resmen-muhbir-40191" target="_blank" rel="noopener">Kaboğlu'na saldırı, Erhan Tuncel resmen muhbir</a></p>
<p><a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/fethiye-cetin-e-saldiri-yasin-hayal-in-babasindan-cagri-oglumu-disari-birakmayin-40265" target="_blank" rel="noopener">Fethiye Çetin'e saldırı, Yasin Hayal'in babasından çağrı: "Oğlumu dışarı bırakmayın"</a></p>
<p><a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/malatya-daki-hiristiyanlar-hedefte-icisleri-bakani-takipte-40343" target="_blank" rel="noopener">Malatya'daki Hıristiyanlar hedefte, İçişleri Bakanı 'takipte'</a></p>
<p><a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/tayad-lilara-linc-adalet-bakani-ndan-hancerleme-cikisi-40420" target="_blank" rel="noopener">TAYAD'lılara linç, Adalet Bakanı'ndan "hançerleme" çıkışı</a></p>
<p><a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/bilirkisi-raporu-hrant-dink-hakaret-etmedi-orhan-pamuk-a-301-den-dava-40494" target="_blank" rel="noopener">Bilirkişi raporu “Hrant Dink hakaret etmedi”, Orhan Pamuk'a 301'den dava</a></p>
<p><a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/turkluge-hakaret-davasinda-kerincsizler-ve-digerleri-sahnede-40596" target="_blank" rel="noopener">“Türklüğe Hakaret” davasında Kerinçsizler ve diğerleri sahnede</a></p>
<p><a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/6-7-eylul-sergisine-saldiri-duzenlenir-yasin-hayal-serbest-birakilir-40678" target="_blank" rel="noopener">6-7 Eylül sergisine saldırı düzenlenir, Yasin Hayal serbest bırakılır</a></p>
<p><a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/konferans-bilgi-universitesi-nde-hrant-dink-e-bir-sorusturma-daha-40759" target="_blank" rel="noopener">Konferans Bilgi Üniversitesi'nde, Hrant Dink'e bir soruşturma daha</a></p>
<p><a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/hrant-dinke-mahkumiyet-yasin-hayal-ermenilere-karsi-buyuk-kin-besliyor-40834" target="_blank" rel="noopener">Hrant Dink’e mahkumiyet, "Yasin Hayal Ermenilere karşı büyük kin besliyor”</a></p>
<p><a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/hrant-dink-bu-suc-benim-algilamamla-irkciliktir-ve-ben-boyle-bir-suc-islemedim-40920" target="_blank" rel="noopener">Hrant Dink: “Bu suç, benim algılamamla ırkçılıktır ve ben böyle bir suç işlemedim”</a></p>
<p><a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/umut-kitabevi-bombalanir-dink-ve-agos-yetkilileri-savciliga-ifade-verir-40998" target="_blank" rel="noopener">Umut Kitabevi bombalanır, Dink ve Agos yetkilileri savcılığa ifade verir</a></p>
<p><a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/orhan-pamuk-durusmasinda-saldiri-dink-hakkinda-bir-dava-daha-41077" target="_blank" rel="noopener">Orhan Pamuk duruşmasında saldırı, Dink hakkında bir dava daha</a></p>
<p><a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/basbakanlikta-milli-guvenlik-zirvesi-ve-mehmet-ali-agca-nin-tahliyesi-41158" target="_blank" rel="noopener">Başbakanlık’ta Milli Güvenlik Zirvesi ve Mehmet Ali Ağca'nın tahliyesi</a></p>
<p><a href="https://www.agos.com.tr/Dink%20ve%20Pamuk%E2%80%99a%20kar%C5%9F%C4%B1%20y%C3%BCkselen%20kampanyalar,%20Trabzon'da%20tehdit" target="_blank" rel="noopener">Dink ve Pamuk’a karşı yükselen kampanyalar, Trabzon'da tehdit</a></p>
<p><a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/trabzon-da-bir-cinayet-dink-e-tehdit-mektubu-41300" target="_blank" rel="noopener">Trabzon'da bir cinayet, Dink'e tehdit mektubu</a></p>
<p><a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/rahip-santoro-suikasti-ve-orhan-pamuk-un-dusen-301-davasi-41371" target="_blank" rel="noopener">Rahip Santoro suikasti ve Orhan Pamuk'un düşen 301 davası</a></p>
<p><a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/yasin-hayal-hrant-dinki-ne-pahasina-olursa-olsun-oldurecek-41479" target="_blank" rel="noopener">Yasin Hayal, Hrant Dink’i ne pahasına olursa olsun öldürecek</a></p>
<p><a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/yargitay-savcisi-nin-karari-hrant-dink-sucsuz-41542" target="_blank" rel="nofollow noopener">Yargıtay Savcısı'nın kararı: Hrant Dink suçsuz!</a></p>
</div>]]></content:encoded><pubDate>Mon, 24 Aug 2026 15:45:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Paşinyan: Ermenistan yakında AB üyeliğine başvuracak]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/pasinyan-ermenistan-yakinda-ab-uyeligine-basvuracak-41618</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/08/24/pasinyan-ermenistan-yakinda-ab-uyeligine-basvuracak.webp'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/pasinyan-ermenistan-yakinda-ab-uyeligine-basvuracak-41618</guid><description><![CDATA[Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Ermenistan'ın yakında Avrupa Birliği'ne üyelik başvurusunda bulunacağını söyledi. Başvurunun ardından halk oylaması yapılacağının sinyalini verdi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, pazartesi günü parlamentoda yaptığı açıklamada, Ermenistan'ın yakında Avrupa Birliği'ne (AB) üyelik başvurusu yapacağını söyledi.</p>
<p>Paşinyan, AB üyeliğinin halkoyuna sunulabilmesi için öncelikle resmi üyelik başvurusunun yapılması gerektiğini belirterek, “Bu kapsamlı bir çalışma gerektiriyor ve muhtemelen bu sürece yakın zamanda başlayacağız” dedi.</p>
<p>Paşinyan, kararın alınmasında Avrasya Ekonomik Birliği'ndeki (AEB) ortaklardan gelen çağrıların da etkili olduğunu söyledi. AEB üyesi ülkelerin liderleri Mayıs ayında yayımladıkları ortak açıklamada Ermenistan'dan Avrasya Ekonomik Birliği'nde mi yoksa Avrupa Birliği'nde olmak istediğine karar vermesini ve AB'ye katılım konusunda mümkün olan en kısa sürede karar referandum düzenlemesin<a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/lavrov-ermenistan-ab-ve-aeb-arasinda-hizla-karar-vermeli-40772" target="_blank" rel="nofollow noopener">i istemişti.</a> Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de hem Rusya'nın başını çektiği Avrasya Ekonomik Birliği'ned hem de Avrupa Birliği'nde olmanın mümkün olmadığını defalarca vurgulayarak, Ermenistan'a karar vermesi çağrısında<a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/ermenistan-in-hem-ab-hem-de-aeb-uyeligi-birbiriyle-bagdasmaz-40003" target="_blank" rel="nofollow noopener"> bulunmuştu</a>. Ermenistan'ın Avrupa Birliği'ne yakınlaşması sonrası Rusya, Ermenistan'dan aldığı birçok malı çeşitli bahanelerle ithal etmeyi durdurmuştu. </p>
<p>Paşinyan daha önce, Ermenistan AB üyeliğine başvurmadan önce referandum yapılmasının anlamsız olduğunu <a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/ab-uyelik-basvurusu-olmadan-referandum-mantikli-degil-40658" target="_blank" rel="nofollow noopener">savunmuştu</a>. Ona göre böyle bir referandum, halktan henüz mevcut olmayan iki seçenek arasında tercih yapmasını istemek anlamına geliyor. </p>
<p>Başbakan ayrıca AEB'yi de eleştirmiş ve birliğin temel ilkelerinden olan mal, hizmet, sermaye ve iş gücünün serbest dolaşımının pratikte tam olarak uygulanmadığını <a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/kisitlamalar-cozulmezse-bu-aeb-nin-sonunun-baslangici-olacaktir-41321" target="_blank" rel="nofollow noopener">söylemişti.</a></p>
<p>Ermenistan henüz AB üyeliği için resmi başvuruda bulunmadı. Ancak parlamento geçen Mart ayında, ülkenin AB'ye entegrasyon hedefini ortaya koyan ve bağlayıcı olmayan bir yasa kabul etmişti. </p>
<p>AB'nin genişlemeden sorumlu Komiseri Marta Kos ise daha önce Ermenistan'ın AB üyeliğine başvurabilmesi için gerekli temel koşulların egemen bir devlet olmak ve Avrupa'da bulunmak olduğunu belirtmiş, ayrıca “Ermenistan Avrupalıdır” demişti. </p>
<p>AB üyeliği için ülkelerin demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan hakları, azınlıkların korunması ve işleyen piyasa ekonomisi gibi Kopenhag kriterlerini karşılaması gerekiyor. Civinet'in aktardığına göre resmi başvurudan tam üyeliğe giden süreç ortalama dokuz yıl sürüyor; bazı ülkelerde bu süre 14 yıla kadar çıkabiliyor. </p>
<p>(Kaynak: Civilnet)</p>]]></content:encoded><pubDate>Mon, 24 Aug 2026 15:42:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Oscarlı Yuval Abraham’dan Gazze’ye odaklanan yeni belgesel]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/oscarli-yuval-abrahamdan-gazzeye-odaklanan-yeni-belgesel-41616</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/08/24/oscarli-yuval-abrahamdan-gazzeye-odaklanan-yeni-belgesel-1.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/oscarli-yuval-abrahamdan-gazzeye-odaklanan-yeni-belgesel-41616</guid><description><![CDATA[2024’te Oscar kazanan "No Other Land" belgeselinin yönetmenlerinden İsrailli gazeteci ve yönetmen Yuval Abraham’ın yeni filmi "Naza", Venedik Film Festivali’nin yarışma programına seçildi. Rachel Szor’un birlikte yönettiği film, Gazze’de Filistinli sivillerin öldürülmesine yol açan İsrail askeri operasyonlarının arka planına odaklanıyor. Film 10 Eylül'de Venedik'te dünya prömiyerini yapacak.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Venedik Film Festivali, Naza adlı belgeseli yarışma programına ekledi. Film, "No Other Land" filminin yönetmenleri Yuval Abraham ve Rachel Szor tarafından yönetildi. Filmin yürütücü yapımcılığını ise "The Zone of Interest" filminin yönetmeni Jonathan Glazer üstleniyor.</p>
<p>83. Venedik Uluslararası Film Festivali’nin yarışma bölümüne davet edilen tek belgesel uzun metrajlı filmin dünya prömiyeri 10 Eylül’de yapılacak.</p>
<p>Tel Aviv’de geceleri çatılarda çekilen film,<em> </em>İsrail’in Gazze’de Filistinli sivillerin öldürülmesine yönelik operasyonlarının arkasındaki sistemleri konu alıyor. "Naza", +972 Magazine, Local Call ve Guardian’ın 2023-2025 yılları arasında yayımladığı araştırma ve haberlerde ortaya çıkan bilgilere dayanıyor.</p>
<p>Filmin adı da ise İsrail istihbaratında kullanılan bir askeri kısaltmaya dayanıyor. Guardian’ın aktardığına göre terim, bir hava saldırısında öldürülmesi beklenen sivil sayısını ifade etmek için kullanılıyor.</p>
<h4>Yönetmenler tehdit edilmiş, saldıraya uğramıştı</h4>
<p>İsrailli ve Filistinli yönetmenlerden oluşan bir kolektif tarafından yönetilen “No Other Land” dünya prömiyerini 74. Uluslararası Berlin Film Festivali’nde yapmıştı. Basel Adra, Hamdan Ballal, Yuval Abraham ve Rachel Szor’un dört yılda çektiği film, Berlin’de de En İyi Belgesel Film Ödülü’ne değer görülmüştü.</p>
<p>Abraham ödül alırken filmin yönetmenlerinden Filistinli Basel Adra ile sahneye çıkmış, İsrail-Filistin çatışmasını “katliam” olarak tanımlamıştı. Almanya’ya İsrail’e silah satışını durdurması için de çağrı yapmıştı. Salonda büyük destek gören konuşmandan sonra Abraham, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla konuşması nedeniyle İsrail’deki televizyon kanallarında antisemitizm suçlamasıyla hedef gösterildiğini, ölüm tehditleri aldığını açıklamıştı.</p>
<p>Öte yandan bu sene Mart ayında, filmin yönetmenlerinden Filistinli Hamdan Ballal, işgal altındaki Batı Şeria’nın Hebron kentinin güneyinde yer alan Filistin köyü Susya’da, bir grup İsrailli yerleşimcinin saldırısına uğramıştı.</p>
<p>Kaynak: Guardian, Variety.</p>]]></content:encoded><pubDate>Mon, 24 Aug 2026 15:12:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[İlk işim 1]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/yazi/ilk-isim-1-41615</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/yazi/2026/08/24/ilk-isim-1.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/yazi/ilk-isim-1-41615</guid><description><![CDATA[Fotoğrafçı Berge Arabian, Agos’un kültür sanat sayfalarında kaleme aldığı ‘Lensler konuşabilseydi’ başlıklı köşesinde, çektiği fotoğrafların hikâyelerini anlatıyor. Bu hafta Kanada'ya göç ettikten sonra başladığı ilk işi anlatıyor: Kuru temizleme.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Benim gibi göçmenlerin Toronto'daki ilk yılında karşılaştığı en büyük zorluklardan biri, oradaki çoğu çocuk gibi yarı zamanlı bir iş bulmaktı. Okuldan sonra ve hafta sonları çalışmak normaldi. Ebeveynler, çocuklarının erken yaşta olgunlaşıp bağımsız olabilmeleri için kendi paralarını kazanmaları gerektiğini düşünürlerdi. Onlara verdikleri günlük harçlık çok az olmalıydı ama benim harçlığım öğle yemeği ve tatlı almama yetiyordu. Aslında çalışmam gerekmiyordu. Ama herkes çalıştığı için iş bulma konusunda belli bir baskı hissediyordum. 16 yaşındaki çocukların çoğu gazete dağıtımı, bahçe düzenleme, çim biçme, kar küreme veya donut dükkanlarında ve süpermarketlerde temizlik işleri yapıyordu.</p>
<p>Yukarıda bahsettiğim zorluk, onların “Kanada deneyimi” dedikleri şeydi. Bulduğum işler, çoğunlukla benzin istasyonlarında benzin pompalamak veya kafeteryaları temizlemek gibi basit işlerdi, bana “Kanada deneyimin var mı?” diye sorarlardı. Bu o kadar saçma bir soruydu ki orada yaşadığım 37 yıl boyunca hiç anlamadım. Başka bir ülkeden yeni gelen bir göçmen, kimse onu işe almazsa nasıl Kanada deneyimi kazanabilir ki? Bu bir kısır döngü gibiydi... Deneyim yok, iş yok - iş yok, deneyim yok! İnsanlar gerçekten başka ülkelerde yerleri ve masaları farklı şekilde mi temizliyordu? Birçok kez beni almaları, birkaç gün ücretsiz olarak eğitmeleri için yalvardım, böylece bu deneyimi yaşayabilecektim, ama hepsi eğitim için zamanları olmadığını söylediler. Bunun nedeninin, rekabetçi kapitalist sistemdeki iş insanlarının paranoyası olduğunu düşünüyorum, sanki size harika bir beceri öğreteceklermiş gibi ve siz bu beceriyi öğrendikten sonra kaçıp başka biri için çalışacaksınız. Saçma! Bir süre sonra iş aramaktan vazgeçtim.</p>
<p>Ama hayat güzel fırsatlarla doludur ve ben de birkaçıyla karşılaştığımı söyleyebilirim. Bir akşam kapımız çalındı ve gelen kuru temizlemeci adamdı. Birkaç aydır haftada iki kez geliyordu. Kıyafetlerimizi alıp temizliyor ve birkaç gün sonra geri getiriyordu. Bu, yüzün üzerinde dairenin bulunduğu bina görevlimizin anlaşıp sunduğu özel bir hizmetti. Kendisi, Mihran adında İstanbullu bir Ermeni'ydi. Gitmeden önce annemi çağırmamı istedi. Annem geldiğinde, işlerinin büyüdüğünü ve binamızda bu hizmeti sürdürmeye vakti kalmadığını söyledi. Bana bu işi devralmak isteyip istemediğimi sordu. Soru hem bana hem de anneme sorulmuştu. Salı ve cuma akşamları kuru temizlemeden çıkan kıyafetleri teslim etmek ve parayı almak için geleceğini söyledi. Bana teklif edilen işe göre müşterilerin dairelerinden yeni siparişleri alıp düzenleyecektim. Uzun bir listesi vardı ve topladığım toplam paranın yüzde 25'ini komisyon olarak alacağımı vaat etti. Annem bana baktı ve ben de “evet” anlamında başımı salladım. Cevabım Mihran'ı çok mutlu etti. Neye bulaştığımı bilmeden kabul etmiştim.</p>
<p>Böylece Kanada'daki ilk işim başlamış oldu. Anlaşılan saatte, o iki akşam, aşağıya inip bina görevlisinden bir askı arabası (otellerdeki bellboy arabalarına benzer) alıp binanın ön girişine gidiyordum. Mihran minibüsüyle oraya geliyor ve gece siparişleri teslim ediyordu. Giysilerin çoğu askıdaydı ve şeffaf naylonla örtülmüştü. Geri kalanlar ise müşterinin isteği üzerine kağıt paketlere sarılmıştı. Mihran bana toplam tutarı yazan bir kağıt verirdi. Sonra asansörle en üst kata çıkıp giysileri teslim etmek için kapıları çalmaya başlardım. Giysiler kat ve daire sırasına göre düzenlenmişti. Kapıyı çalardım, müşteri kapıyı açar, teslimatı alır, bana ödeme yapar ve bir dahaki sefere kuru temizlemeye verilecek yeni kıyafetleri bana verirdi.</p>
<p>Üç kopya olan makbuzlara bana verdikleri tüm eşyaları yazardım. Bir kopyasını onlara verirdim, diğer ikisini ise siparişleriyle birlikte büyük bir kanvas çantaya koyardım. Bir kat bittiğinde, asansörle bir alt kata inip aynı şekilde teslimat almaya devam ederdim. Bazen müşteriler kapıyı açmazlardı, bu durumda giysileri bir dahaki sefere rafta kalırdı. Tüm iş yaklaşık üç saat sürerdi. İş bittiğinde, el arabasını bina görevlisiye geri götürürdüm. Eve gidip topladığım toplam parayı sayardım, bazı müşterilerin evde olmadıkları için ödeme yapmadıklarını göz önünde bulundurarak. Mihran ertesi sabah gelip kuru temizleme için büyük çantayı alırdı.</p>
<p>Çalıştığım ilk gece, bu işi kabul etmenin iyi bir karar olduğunu fark ettim.</p>
<p><em>* Devam edecek.</em></p>]]></content:encoded><pubDate>Mon, 24 Aug 2026 15:07:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA["5 dakikalık görüşmeye bile tenezzül etmediler"]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/5-dakikalik-gorusmeye-bile-tenezzul-etmediler-41614</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/08/11/madencilerin-hak-arayisi-surerken-ankara-da-15-gunluk-eylem-yasagi.webp'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/5-dakikalik-gorusmeye-bile-tenezzul-etmediler-41614</guid><description><![CDATA[Yıldızlar SSS Holding bünyesindeki madenlerde çalışan ve aylardır ücret, kıdem tazminatı ile sigorta alacaklarını alamayan işçilerin Ankara’daki eylemi 15’inci gününde sürüyor. Bağımsız Maden-İş üyesi madenciler, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde alacaklarının ödenmesi talebiyle yeniden bir araya geldi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Yıldızlar SSS Holding bünyesindeki maden işletmelerinde çalışan yüzlerce işçinin, aylardır ödenmeyen ücret, kıdem tazminatı ve sigorta alacakları için başlattıkları eylem sürüyor.</p>
<p>Bağımsız Maden-İş Sendikası üyesi madencilerin, ücret ve diğer işçilik alacaklarının ödenmesi talebiyle Ankara'da başlattıkları eylem 15'inci gününde devam ediyor.</p>
<p>İşçiler bir kez daha Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde bir araya geldi. Madencileri, baretlerini yere vurarak slogan attı.</p>
<h4>Yine bakanlık önündeler</h4>
<p>Madenciler ve sendika temsilcileri saat 11.00'de basın açıklaması düzenledi.</p>
<p>Bağımsız Maden-İş örgütlenme uzmanı Başaran Aksu, Enerji Bakan Yardımcısı ile her gün onlarca kez görüşme talebinde bulunduklarını belirterek "Henüz 5 dakikalık bir görüşmeye bile tenezzül etmediler" dedi.</p>
<p>Aksu, "Evvelsi gün Cumhurbaşkanı Danışmanı Hasan Doğan beye bir talep ilettik. Bizim 36 milyon TL’lik alacağımız var. Kullandığı lüks araçlar bu arkadaşların ücretlerini karşılıyor ama devletin üç bakanlığı bu konuyu izliyor. Bu, sürdürülebilir bir durum değil. Yarın süpriz 1-2 eylemimiz de olacak" ifadelerini kullandı.</p>
<p>Yıldızlar SSS Holding patronuna da seslenen Başaran Aksu, açıklamasının devamında şöyle konuştu:</p>
<p>"Bu adam işçi haklarının gaspı üzerinden sermaye biriktirmiş, hâlâ bu taşınmazlardan birini satıp bu arkadaşların borcunu ödemek yerine kredi alıp oradan ödeme yapmayı düşünüyor. Bunlar böyle alışmış, bu holdingler böyle alışmış. İşçinin, madencinin alınterine çökerek servet büyütüyorlar. Bu bizim tarafımızdan normal bir işleyiş olarak görülmüyor. Biz bu kavgayı vermeye devam edeceğiz."</p>
<p>Kaynak: BirGün.</p>]]></content:encoded><pubDate>Mon, 24 Aug 2026 15:02:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Mark Ruffalo, Paramount Skydance’ın “antisemitizm” suçlamasına yanıt verdi]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/mark-ruffalo-paramount-skydancein-antisemitizm-suclamasina-yanit-verdi-41613</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/08/24/mark-ruffalo-paramount-skydancein-antisemitizm-suclamasina-yanit-verdi.webp'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/mark-ruffalo-paramount-skydancein-antisemitizm-suclamasina-yanit-verdi-41613</guid><description><![CDATA[Oyuncu Mark Ruffalo, Paramount Skydance şirketinin, Warner Bros Discovery ile gerçekleşen 111 milyar dolarlık birleşme sürecine yönelik eleştirilerini "Yahudi karşıtı söylemler" olarak nitelendirmesine tepki gösterdi. Ruffalo’nun Filistinlilere desteği ise Gazze’de beton enkazı üzerine yapılan ve oyuncuyu Hulk karakteriyle birlikte gösteren bir duvar resmiyle karşılık buldu.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Her fırsatta Gazze'de yaşanan soykırıma ve İsrail'in soykırımcı olduğuna dikkat çeken oyuncu Mark Ruffalo, Paramount Skydance’ın Warner Bros. Discovery (WBD) ile yapmayı planladığı 111 milyar dolarlık birleşmeye yönelik eleştirileri nedeniyle şirket tarafından yöneltilen “antisemitizm” suçlamasına yanıt verdi.</p>
<p>Ruffalo, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “İsrail Başbakanı’nın eylemlerini, bir askeri teknoloji sözleşmesini veya bu teknolojiyi sağlayan yöneticileri eleştirmek Yahudi halkını eleştirmekle aynı şey değil” dedi.</p>
<p>Ruffalo, açıklamalarının “Yahudi halkına yönelik düşmanlık” olarak sunulmasının doğru olmadığını belirterek, Yahudi arkadaşları, meslektaşları ve yakınlarına duyduğu sevgi ve saygıyı vurguladı.</p>
<h3>Oracle bağlantısına dikkat çekti</h3>
<p>Ruffalo, birleşmeye yönelik eleştirilerinde Paramount Skydance CEO’su David Ellison ile babası Larry Ellison’ın yönettiği teknoloji şirketi Oracle arasındaki bağlantıya dikkat çekti.</p>
<p>Oracle’ın İsrail ordusu, Savunma Bakanlığı, Hava Kuvvetleri, hükümet ve polis teşkilatına uzun yıllardır yazılım sağladığını belirten Ruffalo, Larry Ellison’ın da oğlunun Warner Bros. Discovery’yi satın alma girişimi için 40,4 milyar dolarlık finansmanı kişisel olarak desteklemeyi kabul ettiğini ifade etti.</p>
<p>Ruffalo, Oracle yöneticisi Safra Catz’ın, 2023’teki 7 Ekim saldırısının ardından İsrail’e sağlanan teknolojiler hakkında yaptığı açıklamaların yer aldığı bir videoyu da paylaştı.</p>
<p>Oyuncu, birleşmenin gerçekleşmesi halinde bu teknolojilerin dünyanın en büyük medya gruplarından birinin bünyesine gireceğini savundu. Ayrıca anlaşmanın medya sektöründe rekabeti azaltabileceğini, editoryal bağımsızlığı tehdit edebileceğini ve binlerce kişinin işini kaybetmesine yol açabileceğini söyledi.</p>
<h3>Paramount’tan tepki</h3>
<p>Paramount Skydance, Ruffalo’nun açıklamalarına cumartesi günü yaptığı nadir bir açıklamayla yanıt verdi. Şirket, “bir ticari anlaşmazlık bağlamında antisemitik klişelere başvurulmasından rahatsızlık duyduğunu” belirtti.</p>
<p>Şirket, “soykırım” ve “apartheid” gibi ifadelerin bir şirket birleşmesini tanımlamak için kullanılmasını eleştirdi ve her türlü önyargıya karşı olduğunu söyledi.</p>
<p>Ruffalo ise Paramount’ın açıklamasının ardından eleştirilerinin siyasi görüşleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.</p>
<h3>Birleşme süreci</h3>
<p>Paramount Skydance ile Warner Bros. Discovery arasındaki birleşmenin değeri 110,9 milyar dolar olarak açıklanmıştı. ABD Adalet Bakanlığı haziran ayında anlaşmayı onayladı. Ancak 12 ABD eyaletinin rekabet yasalarını ihlal ettiği gerekçesiyle açtığı dava nedeniyle birleşme henüz tamamlanmadı.</p>
<p>Birleşmenin 30 Eylül’e kadar tamamlanmaması halinde Paramount Skydance’ın Warner Bros. hissedarlarına gecikme nedeniyle günlük yaklaşık 7 milyon dolar ödeme yapmak zorunda kalabileceği belirtiliyor.</p>
<p>Ruffalo, geçen yıl da aralarında binlerce oyuncu ve sinema sektörü çalışanının bulunduğu bir grupla birlikte, Filistinlilere yönelik “soykırım ve apartheid” ile ilişkilendirilen İsrailli film kurumlarıyla çalışmayacaklarını açıklamıştı.</p>
<figure class="image float-md-start"><img class="" src="https://static.agos.com.tr/2026/08/mark.jpg" alt="">
<figcaption><span style="font-size: 10pt;">Fotoğraf: Twitter(X).</span></figcaption>
</figure>

<div class="box-12">
<h4>Gazze’de Ruffalo duvar resmi</h4>
<p>Ruffalo’nun Filistin’e yönelik desteği Gazze’de de bir duvar resmiyle karşılık buldu. Gazze’de beton enkazı üzerine yapılan bir duvar resminde Ruffalo, onu dünya çapında tanınan bir oyuncuya dönüştüren Hulk karakterinin ikonik yeşil siluetiyle birlikte tasvir edildi. Duvar resmi, Ruffalo’nun Filistinlilere yönelik kamuoyuna açık desteğine gönderme yapıyor. </p>
</div>
<p>Kaynak: Guardian.</p>]]></content:encoded><pubDate>Mon, 24 Aug 2026 13:15:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Hollanda, Eurovision’u İsrail nedeniyle ikinci kez boykot edecek]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/hollanda-eurovisionu-israil-nedeniyle-ikinci-kez-boykot-edecek-41612</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/08/24/hollanda-eurovisionu-israil-nedeniyle-ikinci-kez-boykot-edecek.webp'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/hollanda-eurovisionu-israil-nedeniyle-ikinci-kez-boykot-edecek-41612</guid><description><![CDATA[Hollanda kamu yayıncısı AvroTros, İsrail’in yarışmaya katılımı ve Gazze’deki soykırım nedeniyle 2027 Eurovision Şarkı Yarışması’na katılmayacağını açıkladı. AvroTros, Avrupa Yayın Birliği’nin yeni kurallarının yarışmanın bağımsız ve tarafsız niteliğinin yeniden sağlandığına dair yeterli güven vermediğini belirtti.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Hollanda kamu yayıncısı AvroTros, İsrail'in Gazze'de uyguladığı soykırım ve ülkelerin yarışmadan dışlanmasına ilişkin net kurallar bulunmaması gerekçesiyle 2027 Eurovision Şarkı Yarışması'na katılmayacağını açıkladı.</p>
<p>AvroTros, Avrupa Yayın Birliği'nin (EBU) kısa süre önce duyurduğu değişikliklerin Eurovision'un "bağımsız ve tarafsız karakterinin yeniden tesis edildiğine" dair yeterli güven oluşturmadığını belirtti.</p>
<p>Yayıncı kuruluş, Hollanda'nın yarışmaya katılıp katılmayacağına ilişkin son kararı kamu yayıncılarının çatı kuruluşu NPO'ya bırakacağını duyurdu.</p>
<p>Hollanda, İsrail'in yarışmaya katılımını protesto etmek amacıyla 2026 Eurovision'undan da çekilmişti. Hollanda'nın yanı sıra İzlanda, İspanya, İrlanda ve Slovenya da 2026 yarışmasına katılmamış; İrlanda, İspanya ve Slovenya yarışmayı yayınlamayı da reddetmişti.</p>
<h4>2027 Eurovision Bulgaristan'da</h4>
<p>Dünyanın en büyük canlı televizyon müzik etkinliklerinden biri olan Eurovision'un 2027 finali, 15 Mayıs'ta Bulgaristan'ın Karadeniz kıyısındaki Burgaz kentinde düzenlenecek. Bu, Bulgaristan'ın Eurovision'a ilk kez ev sahipliği yapması olacak.</p>
<p>2026 Eurovision'u, Avusturya'nın başkenti Viyana'da düzenlenmiş ve Bulgar şarkıcı Darina Yotova'nın (Dara) "Bangaranga" adlı şarkısıyla birinci olmasıyla sonuçlanmıştı.</p>
<p>1956'da başlayan Eurovision, yıllar içinde ABBA, Celine Dion, Cliff Richard ve Olivia Newton-John gibi sanatçıların uluslararası tanınırlık kazanmasında önemli bir rol oynadı.</p>
<p>2026 yarışması 131 milyon kişi tarafından izlendi. Bu sayı, İsrail'in katılımını protesto eden beş ülkenin boykotunun da etkisiyle bir önceki yıla göre 35 milyon azaldı.</p>
<p>Kaynak: Reuters, Euronews.</p>]]></content:encoded><pubDate>Mon, 24 Aug 2026 13:01:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Aktaş'a "örgüt kurma" suçundan beraat]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/aktas-a-orgut-kurma-sucundan-beraat-41611</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/08/24/aziz-ihsan-aktas-davasinda-karar-gunu.png'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/aktas-a-orgut-kurma-sucundan-beraat-41611</guid><description><![CDATA[7 belediye başkanının da aralarında bulunduğu, 5'i tutuklu 200 sanıklı Aziz İhsan Aktaş Davası'nda karar duruşması görülüyor. Mahkeme heyeti, “Aziz İhsan Aktaş” davasında kararlarını açıklamak için salona geldi. Aziz İhsan Aktaş’ın, “örgüt kurma” suçundan beraatine karar verildi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, ve Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat dahil 5 kişinin tutuklu olduğu, 200 sanıklı “Aziz İhsan Aktaş” davasının karar duruşması, Silivri’de Marmara Ceza İnfaz Kurumları karşısında inşa edilen yeni salonda görülüyor.</p>
<p>Mahkeme heyeti, “Aziz İhsan Aktaş” davasında kararlarını açıklamak için salona geldi.</p>
<p>BirGün'den Kayhan Ayhan'ın<a href="https://www.birgun.net/haber/aziz-ihsan-aktas-davasinda-karar-durusmasi-hukum-icin-ara-verildi-730905" target="_blank" rel="nofollow noopener"> haberine</a> göre hakkında 103 yıldan 280 yıla kadar hapis cezası istenen Aziz İhsan Aktaş, duruşmaya katılmadı.</p>
<p>Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan karar duruşması, tüm avukatların gelmesinin ardından saat 13.30'da başladı.</p>
<p>Duruşmaya, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin ile Tekin'in eşi Celal Tekin, Adıyaman Belediye Başkan Yardımcısı Ceyhan Kayhan, Avcılar Belediye Başkan Yardımcısı Erhan Daka ve başka suçtan tutuklu Beşiktaş Belediye Başkan Yardımcısı Ali Rıza Yılmaz katıldı. Tutuksuz sanıklar Aziz İhsan Aktaş ve Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere ise salona gelmedi.</p>
<p>Medyascope muhabiri Furkan Karabay'ın <a href="https://medyascope.tv/2026/08/24/aziz-ihsan-aktas-davasinda-karar-bekleniyor/" target="_blank" rel="nofollow noopener">aktardığına</a> göre mahkeme başkanı, toplamda yedi sanığın avukatlarının henüz salona gelmediğini söyledi, avukatların tamamının salonda olmasının beklenmesi için duruşmaya öğle arası verdi.</p>
<h4>Kalıp beyanları zapta geçirdi</h4>
<p>Duruşma savcısı, esas hakkındaki mütalaasında herhangi bir değişiklik olmadığını belirtti.</p>
<p>Mahkeme başkanı, tutuksuz sanıklara ve avukatlarına celseyi bir günde kapatmak için tek tek son söz hakkı vermeyeceğini açıkladı. Mahkeme başkanı, avukatların eğer müvekkili tutukluysa "tahliyesine", adli kontrollüyse "adli kontrolün kaldırılmasına” talepli kalıp beyanları zapta geçireceğini söyledi.</p>
<p>Görevden uzaklaştırılan Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Aziz İhsan Aktaş davasında karar duruşması öncesinde konuştu. İki hafta önce, 6 Ağustos’ta ve 430 günlük tutukluluğun ardından tahliye edilen Çaykara, “Bugün de karar günü. Beraate gideceğime yürekten inanıyorum” dedi.</p>
<p>Hakkındaki suçlamaların seçim öncesi döneme ilişkin olduğunu söyleyen Çaykara, savunmalarını tüm aşamalarda avukatlarıyla birlikte yaptıklarını belirterek, “Ben adalete güveniyorum, inşallah güzel bir karar çıkacak” ifadelerini kullandı. </p>
<h4>"Hukuka ve adalete kırgınım"</h4>
<p>Tutuklu Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, hayatı hukuka olan inançla yaşadığını söyledi. Geçmişte avukatlık mesleğini sorumluluk duygusu içerisinde yaptığını söyleyen Tekin, "15 aylık tutukluluk içerisinde adil yargılanma hakkımız ihlal edildi. Şüpheden sanık yararlanır ilkesi uygulanmadı. Tutukluluğun bir tedbir olduğu unutulup cezalandırmaya dönüştürüldü" dedi.</p>
<p>Hukuka ve adalete kırgın olduğunu söyleyen Oya Tekin, “Bunun düzeleceğine inanıyorum” dedi. Tekin, “Bir yıldır oğlumun en kritik dönemlerinde yanında olamadım. Bana güvenerek oy vermişti Seyhan halkı. Onlara verdiğim sözleri de 15 ay içerisinde gerçekleştiremedim. O insanlar da benimle birlikte cezalandırılmış oldu” diye konuştu.</p>
<h4>"Kimsenin başını öne eğmedim"</h4>
<p>Oya Tekin’in ardından Rıza Akpolat son söz için kürsüye geldi.</p>
<p>En uzun süredir tutuklu belediye başkanı olduğunu söyleyen Akpolat, lekelenmeme ve masumiyet karinelerinin ihlal edildiğini belirtti. İlk celseden itibaren aynı yerde durduğunu ifade eden Akpolat, suçsuz olduğunu ve dosyanın tamamında hiçbir somut delil olmadığını söyledi. İtirafçı ifadeleriyle tutuklu olduğunu dile getiren Akpolat, “Bana güvenen oy veren hiç kimsenin başını öne eğdirmedim” dedi.</p>
<p>Kaynak: BirGün, Medyascope.</p>]]></content:encoded><pubDate>Mon, 24 Aug 2026 12:34:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Piyalepaşa Bostanı’nda rant ısrarı devam ediyor]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/piyalepasa-bostaninda-rant-israri-devam-ediyor-41610</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/08/24/piyalepasa-bostaninda-rant-israri-devam-ediyor.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/piyalepasa-bostaninda-rant-israri-devam-ediyor-41610</guid><description><![CDATA[Piyalepaşa Bostanı Dayanışması'nın aktardığına göre Beyoğlu Belediyesi Başkan Vekili Sefer Karaahmetoğlu bostan alanını 10 gün içinde boşaltılması yönünde sözlü beyanda bulundu. Bostan Dayanışması'ndan Deniz Özgür, Agos'a konuştu.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Piyalepaşa Bostanı, İstanbul’un Beyoğlu ilçesinde yer alan kentin sayılı bostanları arasında. Piyalepaşa Camii'nin yanında bulunan tarihi bostan, uzun yıllardır idari yönetimlerin baskısından kurtulamıyor.</p>
<p>Piyalepaşa Bostanı Dayanışması’nın aktardığına göre geçtiğimiz hafta Beyoğlu Belediyesi Başkan Vekili Sefer Karaahmetoğlu ve ekibi, bostana giderek sözlü olarak bostanın on gün içinde boşaltılmasını söyledi. </p>
<div class="box-19">Bostan 2015 yılında da benzer bir durumla gündeme gelmişti. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) arazide otopark yapılmasını planlanmış, proje daha sonra İstanbul 2 no’lu Koruma Kurulu tarafından durdurulmuş, bostan kültür varlığı olarak tescilenmişti. 2023 yılına gelindiğinde İBB ve Piyalepaşa Bostanı Dayanışması arasında bir uzlaşıya varılmış ve hazırlanan proje, Koruma Kurulu’na onay almak üzere gönderilmişti. </div>
<h4>Belediyenin planı ne?</h4>
<p>Piyalepaşa Bostanı Dayanışması’nın ulaştığı bilgiye göre İstanbul Büyükşehir Belediyesi, yakın zamanda bostanın hemen yanında bulunan İSPARK Piyalepaşa Meydanı Otoparkı’nı Beyoğlu Belediyesine tahsis etti. </p>
<p>Agos'a konuşan Piyalepaşa Bostanı Dayanışması'dan Deniz Özgür, "Belediyenin nasıl bir tasarrufu olduğunu bilmiyoruz" dedi. Söz konusu alanın İBB'nin mülkiyetinde olduğunu ve İBB ile birlikte hazırlayıp yürütülen bir proje olduğunu hatırlatan Özgür, "Beyoğlu Belediyesi'nin de burayla ilgili kafasında birtakım planları olduğu anlaşılıyor. İçeriğini tam bilmesek de en azından bostanın hayrına bir proje olmadığından eminiz" ifadelerini kullandı. </p>
<p><img class="float-md-start" src="https://static.agos.com.tr/2026/08/screenshot-10.png" alt="" width="689" height="554"></p>
<p>Öte yandan Özgür, bostanın tescilli bir alan olması nedeniyle Beyoğlu Belediyesi’nin buradaki müdahalesinin sınırlı olduğunu belirtti. Buna göre alanın tarım ve ekilebilir toprak niteliğini ortadan kaldıracak bir yapılaşmanın, betonlaştırmanın veya benzeri bir dönüşümün mümkün olmadığını savunan Özgür, yeniden otopark yapılması ihtimalini de “irrasyonel” olarak değerlendirdi.</p>
<p>Özgür, söz konusu alanın İBB'ye ait olduğunu söylese de alanla ilgili tek karar vericinin İBB olamayacağının altını çizdi. Özgür, "Bir belediye tek başına alanın nasıl şekilleneceğine ve sürecin nasıl devam edeceğine karar veremez. Bunu doğru bulmadığımız için de yıllardır orada bir mücadele yürütüyoruz. Bu yüzden, alanla ilgili kararların tüm ilgililerle birlikte örgütlenmesi ve birlikte alınması gerektiğine inanıyoruz" dedi.</p>
<h4>Bostan üzerindeki ısrarın sebebi ne?</h4>
<p>Deniz Özgür’e göre Piyalepaşa Bostanı üzerindeki baskının temelinde, kentlerin “inşaat kapitalizmi” ve rant odaklı bir anlayışla ele alınması yatıyor. Ona göre yönetimlerin kent içinde kalan değerli alanlardan elde edebileceği rant ve kâr, bu alanların üretim amacıyla korunmasından daha öncelikli.</p>
<p>Özgür, iktidar ve muhalefet ayrımı gözetmeksizin bu anlayışın kent yönetiminde belirleyici olduğunu söyledi. Bostanın geçmişte otoparka dönüştürülmek istendiğini belirten Özgür, "Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2014’te Piyalepaşa’daki bir cenazeye geldiğinde bostan için 'Bu mezbeleliği kaldırın buradan' dediği rivayet edilir" dedi. Özgür, bu ifadenin ardından bostanın altına otopark, üstüne ise daha geniş cenazelerin kaldırılabileceği bir alan yapılmasının planlandığını ve camide de bostanın kaldırılarak otopark yapılacağı yönünde hutbe verildiğini söyledi.</p>
<p>Son gelen belediye başkanının da bu anlayıştan kopuk hareket etmediğini söyleyen Özgür, "Örneğin son gelen belediye başkanı, 'Bu karalahanalara gerek yok, bu mısırları sökün' diyerek burayı aşağılayan ve kıymetsizleştiren bir yerden değerlendiriyor" dedi.</p>
<p>Bu yaklaşımın, toprak ve üretim alanlarının “boş, gereksiz ve niteliksiz” olarak değerlendirilmesine yol açtığını belirten Özgür, Piyalepaşa Bostanı’nın da yıllardır bu bakış açısıyla değersizleştirilmeye çalışıldığını söyledi.</p>
<h4>Bir bostanın kent için önemi</h4>
<p>Özgür, bostanın tıpkı Yedikule bostanları gibi geleneksel yöntemlerle tarım yapan bostancı aileler tarafından işletildiğini, mahalle sakinlerinin bireysel olarak parseller kiralayıp üretim yaptığı hobi bahçelerinden farklı olduğunu vurguladı. </p>
<p>Özgür'e göre Piyalepaşa Bostanı'nın önemi yok denecek kadar azalan kent içi tarım ve üretim alanları içerisinde nadir bir konumda olması. Piyalepaşa Bostanı'nın Beyoğlu'ndaki tek bostan olduğunun altını çizen Özgür, "Bostanlar, hem tarihsel değerleri açısından hem de kent içinde olabildiğince sağlıklı kendi gıdamızı, taze sebze ve meyvemizi üretebilmemiz konusunda bize ışık tutuyor" dedi. </p>
<div class="box-12">Deniz Özgür: "Bir kenti neden etrafında bostanları olan, kent içinde üretimi devam eden ve kendi yaşam döngüsünü kurgulamış bir yer olarak düşünmeyelim? Neden sadece tüketime endekslenmemiş, aynı zamanda kendi üretimini de yapan bir yaşam alanı olarak kurgulamayalım?"</div>]]></content:encoded><pubDate>Mon, 24 Aug 2026 12:28:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[AİHM yarın Osman Kavala hakkındaki yeni kararını açıklayacak]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/aihm-yarin-osman-kavala-hakkindaki-yeni-kararini-aciklayacak-41608</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/upload/Agos/Images/kavala%208%20ekim%20murat%20basol.jpeg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/aihm-yarin-osman-kavala-hakkindaki-yeni-kararini-aciklayacak-41608</guid><description><![CDATA[Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 2017’den bu yana cezaevinde bulunan Osman Kavala’nın ikinci başvurusuna ilişkin kararını yarın açıklayacak. Karar, Kavala’nın 2019’daki AİHM kararının ardından devam eden tutukluluğu ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla sonuçlanan yargılama sürecine ilişkin ihlal iddialarını kapsıyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi, 2017’den bu yana cezaevinde bulunan Osman Kavala’nın ikinci başvurusuna ilişkin kararını yarın açıklayacak.</p>
<p>AİHM’in “Kavala v. Türkiye (no. 2)” ismini verdiği davada vereceği karar, Kavala’nın 2019 tarihli AİHM kararından sonraki tutukluluğu ile ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla sonuçlanan yargılama sürecine ilişkin ihlal başvurusunu kapsıyor.</p>
<p>Karar, yarın saat 10.00’da Strazburg’daki İnsan Hakları Binası’nda kamuya açık oturumda açıklanacak.</p>
<h4>İhlal başvurusunda neler var?</h4>
<p>Kavala, yaptığı başvuruda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin özgürlük ve güvenlik, adil yargılanma, kanunsuz ceza olmaz, ifade özgürlüğü, toplantı ve örgütlenme özgürlüğü ile insanlık dışı ve aşağılayıcı muamele yasağına ilişkin maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürdü. </p>
<p>Başvuruda ayrıca, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) hak ve özgürlüklere getirilen kısıtlamaların öngörülen amaçlar dışında kullanılmasını yasaklayan 18’inci maddesinin de ihlal edildiği belirtildi.</p>
<h4>Ne olmuştu?</h4>
<p>AİHM, 2019 yılında Kavala hakkında verilen tutuklama kararının hukuka aykırı olduğuna ve serbest bırakılmasına hükmetmiş, ancak Kavala tahliye edilmemişti. 2022 yılında ise Büyük Daire, Türkiye’nin söz konusu karara uyma yükümlülüğünü yerine getirmediğine karar vermişti.</p>
<p>Türkiye’de devam eden yargılama sonucunda Kavala, 25 Nisan 2022’de Gezi Parkı eylemleriyle bağlantılı olarak “hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmış, karar Yargıtay tarafından 2023’te onanarak kesinleşmişti.</p>
<p>Büyük Daire, Kavala’nın ikinci başvurusuna ilişkin duruşmayı 25 Mart'ta Strazburg’da gerçekleştirmişti. </p>]]></content:encoded><pubDate>Mon, 24 Aug 2026 10:50:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Çerçeve yasa kurulu ilk kez toplanıyor]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/cerceve-yasa-kurulu-ilk-kez-toplaniyor-41607</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/08/24/cerceve-yasa-kurulu-ilk-kez-toplaniyor.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/cerceve-yasa-kurulu-ilk-kez-toplaniyor-41607</guid><description><![CDATA[Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında kabul edilen 7595 sayılı “çerçeve yasa” ile oluşturulan Kurul, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında bugün ilk kez toplanacak. Toplantıda sürecin takibi ve koordinasyonu ile oluşturulacak alt komisyonların görev alanlarının ele alınması bekleniyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında Meclis’te kabul edilen ve kamuoyunda ‘çerçeve yasa’ olarak bilinen 7595 sayılı Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun’un ardından oluşturulan Kurul, ilk toplantısını 24 Ağustos’ta (bugün) yapacak.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın başkanlık edeceği toplantıda, sürecin takibi ve kurumlar arasındaki koordinasyonun nasıl yürütüleceği ile oluşturulacak alt komisyonların görev alanlarının ele alınması bekleniyor.</p>
<h4>Kurulda kimler yer alıyor?</h4>
<p>Kanunun “Takip, koordinasyon ve uygulama” başlıklı 7’nci maddesine göre, sürecin takibi ve değerlendirilmesi amacıyla oluşturulan kurula Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlık ediyor.</p>
<p>Kurulda Adalet, Dışişleri, İçişleri ve Milli Savunma bakanları ile Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı ve Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri yer alıyor.</p>
<p>Kurul, ihtiyaç halinde alt komisyonlar oluşturabilecek; ilgili bakanlık, kurum ve kuruluşların temsilcileri ile gerekli gördüğü kişileri kurul ve komisyon toplantılarına davet edebilecek.</p>
<h4>“İlk alt kurul silah teslimine ilişkin olacak”</h4>
<p>NTV’nin aktardığına göre, yarınki toplantıda ilgili bakanlık ve kurumların geçen hafta başlattığı çalışmaların geldiği aşama değerlendirilecek ve sürecin takip ve koordinasyonunun nasıl yürütüleceği ele alınacak.</p>
<p>İlk oluşturulması planlanan alt komisyonun silah teslimi ve sahadaki doğrulama mekanizmasına yoğunlaşması bekleniyor. Alt komisyonun, silahların nerede, hangi takvim ve yöntemle teslim edileceğini takip etmesi öngörülüyor.</p>
<h4>Öcalan’ın da alt kurulda yer alması bekleniyor</h4>
<p>DEM Parti İmralı heyeti, 19 Ağustos’ta İstanbul’da basın mensuplarına yaptığı açıklamada, kurul bünyesinde oluşturulması planlanan “silahsızlanma ve siyasallaşma” mekanizmasında Abdullah Öcalan’ın da yer almasının beklendiğini belirtmişti.</p>
<p>Pervin Buldan, bunun “Özellikle geri dönüşlerin ve sürecin organizasyonu bakımından gerekli görüldüğünü” söylerken, Faik Özgür Erol şunları kaydetmişti: “Üç ayrı yapıdan söz ediyoruz: Üstte icra kurulu diyebileceğimiz üst kurul; bizim ‘barış ve siyasallaşma kurulu’, başka bir adlandırmayla ‘silahsızlanma ve siyasallaşma kurulu’ dediğimiz yapı; bir de Meclis izleme komisyonu. Bu üç yapının eş güdümlü çalışması gerekiyor.”</p>
<p>Kaynak: bianet, Evrensel.</p>]]></content:encoded><pubDate>Mon, 24 Aug 2026 10:49:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Rumen komedyen Victor Patrascan’dan Deniz Göktaş’a destek]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/rumen-komedyen-victor-patrascandan-deniz-goktasa-destek-41605</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/08/23/rumen-komedyen-victor-patrascandan-deniz-goktasa-destek.webp'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/rumen-komedyen-victor-patrascandan-deniz-goktasa-destek-41605</guid><description><![CDATA[Rumen komedyen Victor Patrascan, eylül ayında İstanbul’da sahneleyeceği gösteriyi yaklaşık 50 gündür cezaevinde tutulan meslektaşı Deniz Göktaş’a ithaf etti. Patrascan, gösterisinin afişinde Göktaş’ın “Ölü Deniz” performansına da gönderme yaptı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Rumen komedyen Victor Patrascan, eylül ayında İstanbul’da gerçekleştirilecek gösterisini, 50 gündür cezaevinde tutulan meslektaşı Deniz Göktaş'a ithaf etti. Sosyal medya hesabından İstanbul gösterisinin afişini paylaşan Patrascan, iletisine "Deniz Göktaş’a ithaf eden" notunu düştü.</p>
<p>Patrascan, paylaşımında İstanbul’daki performanslarının Eylül 2026’da başlayacağı turnesi öncesinde yeni şakalarını ve fikirlerini deneyeceği gösteriler olduğunu belirterek, “Komik olup olmayacağı tam bir muamma. Açık fikirli olun ve gelin, neler olacağını birlikte görelim” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Patrascan’ın paylaşımında kullandığı görselde de Deniz Göktaş’ın stand-up gösterisine gönderme yapıldı.</p>
<h4>İddianamesi hâlâ yazılmadı</h4>
<p>Komedyen Deniz Göktaş, 1 Haziran’da İstanbul Harbiye’de sahnelediği ve 24 Haziran’da YouTube’da yayımladığı “Ölü Deniz” gösterisi nedeniyle hakkında başlatılan soruşturma kapsamında yaklaşık 50 gündür tutuklu bulunuyor.</p>
<p>Gözaltı kararı verildiğinde yurtdışında bulunan Göktaş, 2 Temmuz’da Türkiye’ye dönüşünde İstanbul Havalimanı’nda gözaltına alınmıştı. Göktaş, “dini değerleri aşağılama” suçlamasının yanı sıra soruşturmaya sonradan eklenen “cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla 3 Temmuz’da tutuklanmıştı.</p>
<p>Göktaş’ın yaklaşık 1,5 aydır Tekirdağ’daki Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutulduğu ve hakkında henüz iddianame yazılmadı.</p>
<h4>Mektup göndermişti</h4>
<p>Gösterisi milyonlarca kez izlenen komedyen kaldığı “kuyu tipi” hapishaneden 3 Ağustos'ta mektup göndermişti. Mektubunda “Yüzüme gelsin diye güneşle köşe kapmaca oynamam gerekiyor” diyen Göktaş, cezaevi koşullarını anlatmıştı.</p>
<p>Kaynak: BirGün.</p>]]></content:encoded><pubDate>Sun, 23 Aug 2026 10:33:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Eylemdeki madenciler “Erdi Kahveci için yastayız” dedi, baretlerini yere vurmadı]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/eylemdeki-madenciler-erdi-kahveci-icin-yastayiz-dedi-baretlerini-yere-vurmadi-41603</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/08/22/eylemdeki-madenciler-erdi-kahveci-icin-yastayiz-dedi-baretlerini-yere-vurmadi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/eylemdeki-madenciler-erdi-kahveci-icin-yastayiz-dedi-baretlerini-yere-vurmadi-41603</guid><description><![CDATA[Bağımsız Maden İş Sendikası üyesi Doruk Madencilik ve Elazığ ETİ Gümüş işçileri, haklarını almak için başlattıkları eylemin 13. gününde. İşçiler, dün  Ankara'da ikisi ağır olmak üzere 12 işçinin yaralandığı ve Erdi Kahveci’nin hayatını kaybettiği maden kazasından dolayı yasta olduklarını belirterek, ıslık çalmadı ve baretlerini yere vurmadı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Bağımsız Maden İş Sendikası üyesi Doruk Madencilik ve Elazığ ETİ Gümüş işçileri, alacaklarının ödenmesi talebiyle Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde başlattıkları eylemlerinin  13’üncü gününde, göçükte hayatını kaybeden Erdi Kahveci’yi andı.</p>
<p>İşçiler, Ankara’nın Beypazarı ilçesinde, ikisi ağır olmak üzere 12 işçinin yaralandığı ve Erdi Kahveci’nin hayatını kaybettiği maden kazasından dolayı yasta olduklarını belirterek, ıslık çalmadı ve baretlerini yere vurmadı. Erdi Kahveci’nin fotoğrafını ve iş cinayetlerinde hayatını kaybeden işçilerin yıllara göre verilerinin yer aldığı dövizleri sergileyen işçiler, “Çalışırken ölmek istemiyoruz” sloganı attı.</p>
<p>Birleşik Metal-İş Sendikası, maden işçilerini ziyaret ederek yemek ve su desteğinde bulundu. Birleşik Metal-İş Ankara Şube Başkanı, “Sonuna kadar işçilerin haklı mücadelelerinde yanlarındayız” dedi.</p>
<p>İşçi Ersin Fırıncı, burada yaptığı açıklamada, “Valimize günlerdir sesleniyoruz. Sayın Valim, ayağınıza sağlık, dün Beypazarı’na gittiniz ve olay yerinde incelemelerde bulundunuz. Ancak biz de buradayız. Size 5 dakikalık mesafedeyiz. Keşke buraya da gelseniz, bu iş çözüme kavuşsa ve böyle şeylere ihtiyaç kalmasa. Böyle şeyler yaşanmasa daha güzel olur” dedi.</p>
<p>Fırıncı, şöyle devam etti:</p>
<p>“Dün yaptığımız basın açıklamasında demişiz ki Yıldızlar SSS Holding bünyesindeki tüm işletmeler özelleştirilsin. Ondan sonra bize demişler ki ‘Gerçekleri çarpıtarak Yıldızlar SSS Holding’i hedef gösteren Bağımsız Maden-İş Sendikası’nın tutumunu şiddetle kınıyoruz’ demiş. Şirket yetkilileri, şiddetle kınıyorsunuz, biz de burada bazı şeyleri şiddetle kınıyoruz. Neyi kınıyoruz biliyor musunuz? 2022’de geldiniz, dediniz ki ‘şirketimizin biraz maddi sıkıntısı var, siz biraz ücretsiz izne gidin.’ 1 ay, 2 ay dediniz, 6 ay sürdü. Bu muydu sizin adaletiniz? Biz mi yanlış anladık bunu? Ondan sonra demiş ki ‘şirketin itibarını hedef alan…’ demiş. Biz şirketin itibarını mı hedef aldık, biz alacaklarımızı mı istedik? Bana ne senin itibarından? Ben kendi alacağımı istedim, tazminatımı istedim, içerideki maaşlarımı istedim.</p>



<p>Fırıncı’nın ardından söz alan Bağımsız Maden-İş Sendikası Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu da Yıldızlar SSS Holding’in “itibarımızı zedeleyenlere dava açacağız” açıklamasını hatırlatarak, şöyle konuştu:</p>
<p>“Ne itibarın var abisi? Bütün etkinliğin bin tane taşınmazın var. Bir insanda bin tane taşınmaz olur mu? Bir insanda üç bin ruhsat olur mu? Bütün bu Türkiye Cumhuriyeti’nde senin itibarın sayesinde mi bunları toparladın sen? Hangi ilişkilerle yaptın? İşte tam da bu ilişkiler, bakanlıkların, Enerji Bakanı’nın, Çalışma Bakanı’nın seninle, patronlarla kurduğu bu ilişkiler nedeniyle, bu denetimsizlik nedeniyle insanlarımızı kaybediyoruz. Dünyanın hiçbir tarafında bu kadar şiddetli madenci ölümleri yok. Tıpkı depremde ölenler gibi. Bir tane itibarı kıymetli adam yargılanmıyor, ceza almıyor. Sorumlular cezalandırılsın derken iki gariban mühendis bulup onlara ceza kestiriyor. Bağımsız yargıymış. Ne bağımsız yargısı? Kimi kandırıyorsunuz? Onlar kar edecekler, servet büyütecekler, biz öleceğiz. Haklarımızı da alamayacağız. Hak isteyince itibar zedeliyor olacağız. Üç bakan yardımcısına sesleniyorum. Karşınızdaydım, ben oradaydım. Söz verdiniz, orada ciddi sözler verdiniz. Orada görevlendirme yapıldı. Sözünüzün arkasında durun. Şimdi işçilere Bakan diyor ki, ‘Devletin gücü sınanamaz.’ Tamam, buyur. Bu sözün gereğini yapın.”</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 22 Aug 2026 17:17:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Cumartesi Anneleri/İnsanları, 1117’inci haftada Mehmet Günkan’ı sordu]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/cumartesi-anneleri-insanlari-1117inci-haftada-mehmet-gunkani-sordu-41602</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/08/22/cumartesi-anneleri-insanlari-1117inci-haftada-mehmet-gunkani-sordu.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/cumartesi-anneleri-insanlari-1117inci-haftada-mehmet-gunkani-sordu-41602</guid><description><![CDATA[Cumartesi Anneleri/İnsanları, eylemlerinin 1117’inci haftasında gözaltında kaybedilen Mustafa Mehmet Günkan’ın akıbetini sordu. Heybet Günkan, “Tek yaptığı yaşanılan haksızlığı dile getirmek ve köylüsünün sesi olmaktı” diye konuştu.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Cumartesi Anneleri/İnsanları, 1117. buluşmada Galatasaray Meydanı’ndan kamuoyuna seslendi. Cumartesi Anneleri/İnsanları, 32 yıldır kendisinden haber alınamayan ve gözaltına kaybedilen Mustafa Mehmet Günkan’ın akıbetini sordu.</p>
<p>Bu haftaki açıklamayı, Cumartesi İnsanları'ndan Yasemin Bektaş okudu. Yasemin Bektaş, “Mehmet Günkan, Diyarbakır’ın Hani ilçesine bağlı Akçayurt Köyü’nün muhtarıydı. 13 Haziran 1994'te köy yakınında bir çatışma yaşandı. Sonrasında sabah erken saatlerde jandarma Akçayurt Köyüne baskın yaptı ve köyü zorla boşalttı. Akçayurt ve çevre köylerin sakinlerinden oluşan yüzlerce kişi, Topçular Jandarma Karakolu’nun yanında kurulan bir toplama alanına götürüldü. Bir hafta burada tutulan köylüler arasında Mustafa Mehmet Günkan da vardı. Günkan, bir hafta sonra serbest bırakıldığında ağır işkence görmüştü. Yaşananlar üzerine Ankara’ya giderek hükümet yetkilileri nezdinde girişimlerde bulundu. İnsan Hakları Derneği’ne başvurdu. Bir televizyon kanalında yaşadıklarını anlattı” dedi.</p>
<p>Yasemin Bektaş, Günkan’ın 3 Ağustos 1994 tarihli Turkish Daily News gazetesine verdiği röportajı hatırlattı. </p>
<p>Bektaş açıklamasında, “Günkan, ‘Güvenlik güçleri köyümü yaktılar. Beni Topçular Jandarma Karakolu’na götürüp işkence yaptılar. Kaburgalarım kırıldı. Köy dışında insanları bir araya topladılar ve dört gün boyunca hiçbir şey vermediler. Köyümden toplam 430 kişi şu anda Adana’ya, Diyarbakır’a ve çevre köylere gitmiş durumda. Yiyecek hiçbir şeyimiz yok. Ayrıca tüm ekinlerimizi de yaktılar. Hükümetten yardım istemek için Ankara’ya geldim’ diye belirtti. Günkan, Ankara’dan döndükten sonra köylerine yeniden dönebilmeleri için girişimlerde bulundu. Bu amaçla Hani Topçular Jandarma Karakolu’na başvurdu. 18 Ağustos 1994 günü askerler, Hakan Astsubay tarafından Topçular Jandarma Karakolu’na çağrıldığını söyledi. Günkan karakola gitti. Bir süre sonra karakol binasından çıkarıldı ve askeri bir helikoptere bindirildi” diye konuştu.</p>
<p>Bektaş, devamında şunları söyledi:</p>
<p>“Uluslararası Af Örgütü de 21 Eylül 1994 tarihinde yayımladığı Acil Eylem Çağrısı ile Mustafa Mehmet Günkan’ın güvenliği konusunda duyduğu endişeyi dile getirdi. Af Örgütü; Jandarma Genel Komutanı Aydın İlter, İçişleri Bakanı Nahit Menteşe ve İnsan Haklarından Sorumlu Devlet Bakanı Azimet Köylüoğlu’ndan Günkan’ın nerede olduğunun tespit edilmesi için acil önlemler alınmasını ve soruşturmanın sonuçları hakkında bilgi verilmesini talep etti. Bütün bu başvurulara, tanıklıklara ve çağrılara rağmen, Mustafa Mehmet Günkan’ın akıbetinin açığa çıkarılması ve sorumluların tespit edilerek yargılanması amacıyla etkin bir adli süreç işletilmedi. Günkan’ın akıbeti karanlıkta bırakıldı. Onu kaybedenler ve kaybedilmesini önleme yükümlülüğünü yerine getirmeyenler cezasızlıkla korundu. Bu yüzden 32 yıldır aynı soruyu sormaya devam ediyoruz. Kaç yıl geçerse geçsin; Mustafa Mehmet Günkan için, tüm kayıplarımız için, adalet istemekten, devletin hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz.”</p>
<h4>“Tek yaptığı yaşanılan haksızlığı dile getirmek”</h4>
<p>1994 yılında muhtar olarak görev yapan babasının o dönemde köylerin yakılmasının ardından insan hakları kuruluşlarına başvurduğunu aktaran Heybet Günkan ise “Tek yaptığı yaşanılan haksızlığı dile getirmek ve köylüsünün sesi olmaktı” diye konuştu.</p>
<p>Heybet Günkan, tanıkların anlatımına göre karakoldan ayrıldıktan sonra Mehmet Mustafa Günkan’ın yolunun kesildiğini ve helikopter ile zorla götürüldüğünü belirtti. Günkan “O günden sonra babamdan bir daha haber alınamadı 32 yıl boyunca başvurmadığımız kurum, çalmadığımız kapı kalmadı ancak hala babamın akıbetini bilmiyoruz başında dua edeceğimiz bir mezarımız bile yok. Bugün buradan bir kez daha sesleniyoruz. Bugün burdan bir kez daha sesleniyoruz. Babam Mehmet Mustafa Günkan’ın akıbeti açıklansın. O gün yaşananlar araştırılsın. O dönemde görev yapan herkes hakkında etkili bir soruşturma yürütülsün. Kim sorumluysa hukuk önünde hesap versin. Biz yalnızca gerçeği bilmek babamızın mezarına kavuşmak ve adaletin yerine geldiğini görmek istiyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Kaynak: bianet, İlke TV</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 22 Aug 2026 15:53:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[ABD Büyükelçisi Barrack, İsrail'in Suriye saldırısını anlattı]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/abd-buyukelcisi-barrack-israil-in-suriye-saldirisini-anlatti-41601</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/08/22/abd-buyukelcisi-barrack-israil-in-suriye-saldirisini-anlatti.webp'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/abd-buyukelcisi-barrack-israil-in-suriye-saldirisini-anlatti-41601</guid><description><![CDATA[ABD'nin Ankara Büyükelçisi, Suriye ve Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, İsrail’in Suriye'nin kuzeyindeki Ebu Zuhur Askeri Havaalanı'na düzenlediği saldırının arka planını anlattı. Barrack, İsrail’in elinde bölgede Türk askeri veya askeri unsurlarının bulunabileceğine ilişkin bazı istihbarat bilgilerinin bulunduğunu söyledi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>ABD’nin Türkiye Büyükelçisi Barrack, yaptığı canlı yayınlar, röportajlar ve küresel gündeme ilişkin programlarıyla tanınan Mario Nawfal’a verdiği röportajda, son günlerde Suriye üzerinden yaşanan Türkiye-İsrail gerilimini anlattı.</p>
<p>Barrack, İsrail’in elinde bölgede Türk askeri veya askeri unsurlarının bulunabileceğine ilişkin bazı istihbarat bilgilerinin bulunduğunu söyledi. Konunun yaklaşık altı gün önce ABD tarafına ulaştığını belirten Barrack, kendilerine, “Bu sahaya bir Türk intikali olabileceğine dair bazı istihbaratlar var ve bu durumdan son derece endişe duyarız” denildiğini aktardı.</p>
<h4>Üç ihtimal</h4>
<p>Barrack, krizin en tehlikeli tarafı, İsrail’in Türkiye’ye önceden haber vermeden saldırıyı gerçekleştirmesi ve İsrail savaş uçaklarının Türkiye sınırına yaklaşık 80 kilometre kadar yaklaşmasıydı.</p>
<p>Barrack, İsrail’in elindeki istihbaratın neye dayanmış olabileceğine ilişkin üç ayrı ihtimal üzerinde durdu.</p>
<p>İlk senaryo, Türkiye’ye ait askerlerin veya askeri unsurların bölgede bulunduğuna yönelik bilgiydi. Ancak Barrack, ABD’nin yaptığı incelemelerin bunu doğrulamadığını söyledi. İkinci olasılık, İsrail’in saldırının hemen öncesinde diğer ülkelerin fark etmediği ani bir askeri hareketlilik tespit etmiş olmasıydı.</p>
<p>Barrack’ın daha güçlü bulduğu üçüncü ihtimal ise Türkiye’nin ilerleyen dönemde bölgede askeri eğitim faaliyetlerini genişletmesine ilişkin bazı görüşmelerin İsrail istihbaratının radarına girmiş olmasıydı.</p>
<h4>"Arkadaşlar daha iyi bir yol var"</h4>
<p>Barrack, Türkiye’nin İsrail uçaklarını tespit ettiğini ve Ankara’da savaş uçaklarının havalandırılmasının değerlendirildiğini söyledi.</p>
<p>“Türk ordusu bu jetlerin sınırlarına doğru geldiğini görüyorlar ve amacı, yönü ya da niyeti nedir bilmiyorlarsa, ‘Kendi jetlerimizi havalandırmak zorunda kalacağız’ demeye başlıyorlar. Şükür ki daha sakin kafalar o günün kritik anına hâkim oldu ve meseleyi çözdük. Ama çoğumuz için hayatımızın tamamının gözümüzün önünden geçtiği anlardan biriydi. ‘Arkadaşlar, daha iyi bir yol olmalı’ dedirten.”</p>
<h4>“Türkiye benzer koşullarda bir Rus jetini düşürmüştü”</h4>
<p>Barrack, “Hatırlarsanız, Türkler benzer koşullar altında bir Rus jetini düşürmüştü, değil mi? Bildirim yapılmadan, bir anlaşma olmadan sınırda jetler konuşlandırmak çok tehlikeli bir oyun.”</p>
<p>Barrack’ın anlattıklarına göre saldırı öncesinde diplomatik temaslar devam ediyordu. Suriye Dışişleri Bakanı Şeybani ile Mossad’ın yeni başkanı arasında yaklaşık iki saat süren bir görüşme yapıldığını belirten Barrack, bu görüşmede taraflar arasındaki sorunların ayrıntılı biçimde ele alındığını söyledi.</p>
<p>Barrack’a göre krizin en tehlikeli aşaması, İsrail’in saldırı öncesinde Washington’a da Ankara’ya da bilgi vermemesiyle başladı. Tarafların iletişim kanalları üzerinden sorunun kontrol altına alındığını düşündüğü sırada İsrail, pistleri vurma kararı aldı.</p>
<p>Kaynak: bianet, T24.</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 22 Aug 2026 12:02:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[1 işçi öldü, ağır yaralılar var]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/1-isci-oldu-agir-yaralilar-var-41600</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/08/22/1-isci-oldu-agir-yaralilar-var.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/1-isci-oldu-agir-yaralilar-var-41600</guid><description><![CDATA[Ankara'nın Beypazarı ilçesindeki Çayırhan Enerji İşletmesi'nde cuma günü saat 18.00 sıralarında çalışma sahasının tavanının çökmesi sonucu maden kazası meydana geldi. Ankara Valiliği'nin açıklamasına göre, tavan çökmesi sonucu oluşan basınç işçilerin savrulmasına neden oldu. Kazada madenci Erdi Kahveci hayatını kaybetti, 19 işçi hastaneye kaldırıldı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Ankara'nın Beypazarı ilçesindeki Çayırhan Enerji İşletmesi'nde cuma günü saat 18.00 sıralarında çalışma sahasının tavanının çökmesi sonucu maden kazası meydana geldi. Ankara Valiliği'nin açıklamasına göre, tavan çökmesi sonucu oluşan basınç işçilerin savrulmasına neden oldu. Kazada madenci Erdi Kahveci hayatını kaybetti, 19 işçi hastaneye kaldırıldı. Yaralılardan dördünün durumu ağır olup, ikisi Bilkent, ikisi Etlik Şehir Hastanesi'ne sevk edildi. </p>
<p>Erdi Kahveci'nin hayatını kaybettiği maden göçüğünde yaralı kurtarılan maden işçilerinin; Emre T., Enes Ç., Hüseyin A., Erkan K., Olcay M., Erkan A., Onur B., Ersin O., Selim K., Şafak D., Hüsnü Ersin Ö. ve Yusuf A. olduğu öğrenildi.</p>
<p>Ankara Valiliği, maden kazasına ilişkin olarak sosyal medya hesabından açıklama yaptı:</p>
<p>"İlimiz Beypazarı ilçesi Hırkatepe Mahallesi’nde bugün saat 18.00 sıralarında, Çayırhan Enerji İşletmesi sahasında, ilk tespitlere göre çalışma sahasının arkasında tavan çökmesi sonucu oluşan basınca bağlı olarak savrulmalar neticesinde maden kazası meydana gelmiştir. Olay mahalline jandarma, emniyet, itfaiye, AFAD, UMKE ve sağlık ekiplerimiz sevk edilmiş, 15 ambulans ekibi görevlendirilerek yaralılar hastanelerimize nakledilmiştir. Olaydan toplam 20 vatandaşımız etkilenmiş olup, 1 madenci vatandaşımız hayatını kaybetmiş olup yaralı vatandaşlarımız tedavi altına alınmıştır. Olayın meydana geliş nedeni ile ilgili olarak ilgili mercilerce gerekli inceleme ve soruşturma başlatılmış olup, çalışmalar titizlikle sürdürülmektedir."</p>
<h4>Türkiye Maden İşçileri Sendikası da madene gitti</h4>
<p>Türkiye Maden İşçileri Sendikası (Maden-İş) de yaptığı açıklamada Maden-İş Genel Başkanı Nurettin Akçul, Genel Başkan Yardımcısı Şeref Zeyrek ve Genel Başkan Yardımcısı Cumhur Yılmaz’ın kazanın ardından bölgeye hareket ettiği belirtilerek şu ifadelere yer verildi:</p>
<p>"Ankara’nın Nallıhan ilçesine bağlı Çayırhan Mahallesi’nde faaliyet gösteren Çayırhan Termik Elektrik Üretim ve Madencilik’te elim bir kaza meydana geldi. K sektörü 510 numaralı üretim panosunda yaşanan iş kazasında bir işçi hayatını kaybetti, yaralılar çevrede bulunan hastanelere sevk edildi. Kaza sebebinin, üretim ayağında tavanı tutan şiltlerin arkasında göçük meydana geldiği, göçük nedeniyle hava basıncının oluştuğu ve bu basıncın da savrulmaya neden olduğu bildirildi.</p>
<p>Genel Başkanımız Nurettin Akçul, Genel Başkan Yardımcısı Şeref Zeyrek ve Genel Başkan Yardımcısı Cumhur Yılmaz, acı haberi alır almaz kazanın yaşandığı bölgeye gitmek üzere yola çıktı. Hayatını kaybeden işçimize Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyoruz.</p>
<p>Konunun yakın takipçisi olacağımızı kamuoyuna bildiririz.”</p>
<h4>Soruşturma başlatıldı</h4>
<p>Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı ise soruşturma başlatıldığını duyurdu:</p>
<p>"Ankara ili Beypazarı ilçesi Hırkatepe Mahallesi'nde bulunan Çayırhan Enerji sahasında, ilk belirlemelere göre maden işletmesinde kullanılan basınçlı hava sisteminde meydana gelen patlama sonucu 1 işçinin hayatını kaybettiği, 4'ü ağır olmak üzere toplam 11 işçinin yaralandığı olayla ilgili olarak Cumhuriyet Başsavcılığımız koordinesinde mülhakat Beypazarı Cumhuriyet Başsavcılığınca derhal soruşturma işlemlerine başlanmış olup, soruşturmanın etkin ve kapsamlı şekilde yürütülmesi amacıyla Beypazarı Cumhuriyet Başsavcısı koordinesinde 2 cumhuriyet savcısı ile alanında uzman bilirkişiler görevlendirilmekle, olayda kusur veya sorumluluğu bulunan kişi ya da kişilerin tespiti, delillerin toplanması ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasına yönelik soruşturma işlemleri titizlikle yürütülmektedir."</p>
<h4>Uzun yıllar Ciner Grubu işletmişti</h4>
<p>Çayırhan Termik Santralı ve bağlı maden sahaları, uzun yıllar Ciner Grubu’na ait Park Teknik/Park Elektrik tarafından Yap-İşlet-Devret ve imtiyaz sözleşmeleri bünyesinde işletilmişti. Sözleşme süresinin dolmasıyla birlikte sahanın işletmesi 2020 yılında kamuya (Elektrik Üretim A.Ş. - EÜAŞ) devredilmişti.</p>
<h4>Akçadağ İnşaat Enerji Madencilik A.Ş. 20 milyar TL'ye devralmıştı</h4>
<p>Kamuda bulunan Çayırhan Termik Santrali ve Maden Sahası, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yürütülen süreç kapsamında ihale edilmiş ve 7 Mart 2025'te 20 milyar TL teklif veren Akçadağ İnşaat Enerji Madencilik A.Ş. tarafından devralınmıştı. İhale şartnamesine göre şirket, bedelin yüzde 20'sini peşin ödemek kaydıyla kalan tutarı 72 ay vadeli olarak ödeme seçeneğine de sahip olmuştu.</p>
<h4>Geçen yıl meydana gelen göçükte 14 işçi yaralanmıştı</h4>
<p>Çayırhan Yeraltı Maden İşletmesi'nde Nisan 2025'te göçük meydana gelmiş, 14 maden işçisi yaralanmıştı.</p>
<p>Kaynak: bianet, T24.</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 22 Aug 2026 08:29:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Türkiye'de kuduz tartışması - 1]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/yazi/turkiye-de-kuduz-tartismasi-1-41599</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/yazi/2026/08/22/turkiye-de-kuduz-tartismasi-1.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/yazi/turkiye-de-kuduz-tartismasi-1-41599</guid><description><![CDATA[Bir çocuğun kuduzdan öldüğü bir ülkede korkuyu küçümsemeye kimsenin hakkı yok. Çocuğunu parka gönderirken tedirginlik duyan bir annenin, babanın kaygısı gerçek ve meşru. Ama o kaygıya ve acıya asıl saygının, korkuyu köpürtmekten değil, gerçek tabloyu ortaya koymaktan geçtiğine inanıyorum.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz hafta Diyarbakır Sur'un Büyükadı Mahallesi'nde üç yaşında bir kız çocuğu kuduz teşhisiyle entübe edildi ve hayatını kaybetti. Önce durup şunu söylemek gerekiyor; üç yaşında bir çocuk öldü. Bir evde hiçbir şeyle dolmayacak bir boşluk açıldı; bu kaybın ağırlığını hiçbir istatistik hafifletemez. Diyarbakır Valiliği'nin açıklamasına göre çocuk yaklaşık dört ay önce bir kedi tarafından tırmalanmış, 10 Ağustos'ta rahatsızlanınca hastaneye başvurulmuş, 13 Ağustos'ta kuduz testi sonucu pozitif çıkmıştı. Vakanın ardından temaslı taraması yapıldı, elliye yakın kişi koruyucu aşıya yönlendirildi. Kuduza dair çok önemli bir bilgi var burada. bir Belirtiler başladıktan sonra kuduzun tedavisi yok, ama temasın ardından zamanında yapılan aşı ölümü neredeyse tamamen önlüyor. Resmî anlatıda eksik olan tek şey en can alıcı olan bu bilgi. Çocuğun tırmalanması ile 10 Ağustos arasındaki dört ayda, yani aşının hâlâ hayat kurtarabileceği o uzun sürede ne oldu? Bunu bilmiyoruz.</p>
<h4>Aşı zinciri ve iki ölüm</h4>
<p>Enfeksiyon hastalıkları uzmanı Bülent Ertuğrul'un aktardığına göre Türkiye'de son on yılda kediden kaynaklı tek bir kuduz olgusu bile görülmemişti. Demek ki bu ölüm olağan bir riskin değil, istisnai bir aksamanın sonucu. Ne var ki aksama tek seferlik de değil. Geçtiğimiz kasım ayında Diyarbakır Ergani'de köpek saldırısına uğrayan on yedi yaşında bir genç de kuduzdan hayatını kaybetmişti. Bir yılda bir çocuk ve bir genç öldü. Oysa riskli her temasın ardından işleyecek basit bir koruma zinciri var. Yaranın hemen yıkanması, sağlık kuruluşuna başvuru, aşının dozlarının ihmal edilmeden ve vaktinde uygulatılması hayat kurtarıcı. Zincir eksiksiz işlediğinde kuduzdan ölüm neredeyse hiç görülmüyor. O zaman şunu sormamız gerekiyor: Kuduzdan öldüğü iddia edilen bu kişide, tedavi zinciri hangi noktada aksadı?  Bu soruyu sormak, iki ölümü kapatılacak birer dosya saymamanın, ailelerin acısına gösterilecek asgari özenin gereği. Kamuoyu önünde verilmiş bir yanıt yok. Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası ise bu zincirin başka bir halkasına işaret etti. Sendikaya ulaşan bilgilere göre sosyal güvencesi olmayanlardan ve yabancı uyruklulardan kuduz aşısı için ücret isteniyordu. Sendika, uygulamanın kaldırılması ve aşının herkese ücretsiz sunulması için Sağlık Bakanlığı'na başvurdu. Parası ya da güvencesi olmadığı için aşıya ulaşamayan biri, zincirin daha ilk halkasında dışarıda kalıyor.</p>
<h4>Veriler ve söylentiler</h4>
<p>Bir çocuğun kuduzdan öldüğü bir ülkede korkuyu küçümsemeye kimsenin hakkı yok. Çocuğunu parka gönderirken tedirginlik duyan bir annenin, babanın kaygısı gerçek ve meşru. Ama o kaygıya ve acıya asıl saygının, korkuyu köpürtmekten değil, gerçek tabloyu ortaya koymaktan geçtiğine inanıyorum. Bir çocuğun kuduzdan öldüğü bir ülkede korkuyu küçümsemeye kimsenin hakkı yok. Çocuğunu parka gönderen bir annenin tedirginliği gerçek ve meşru. O kaygıya asıl saygı, tabloyu olduğu gibi ortaya koymak. Türk Veteriner Hekimleri Birliği Başkanı Ali Eroğlu, kuduzun saptandığı odak sayısının, resmî deyişle mihrağın, 2014'te 529 iken 2026'da 90'a indiğini açıkladı. Ancak bu açıklamanın daha bilgilendirici ve hayvanlara düşmanlığı körükleyici dilden arınması gerekiyor. Önce şu terimi netleştirmek gerekiyor. Kuduz konusunda “mihrak” bir hayvan değildir, kuduzun bir hayvanda doğrulandığı yerdir. TVHB’nin paylaştığı sayılar ne öldürülen hayvanları yansıtıyor, ne olası bulaş riskine karşı alınabilecek (ama alınmayan) tedbirleri. Yalnızca denetimin hastalığı yakaladığı noktaları anlatıyor rakamlar. Sayılardaki düşüşün nedeni ise açık; sayıyı aşağı çeken, yaban hayatına havadan atılan yemlerle ağızdan aşılama. Batı Anadolu'da bugün doğrulanmış mihrak yok! 2008 yılından bu yana sürdürülen Oral Aşı Temini Projesi başlamadan önce aşılama alanında 194 olan pozitif numune sayısı 2020'de 90'a, 2021'de 11'e indi, 2022'de yalnızca 2 pozitif numune görüldü.</p>
<p>TVHB’nin paylaştığı bulaşma zincirini de dikkatli okumamız gerekiyor. Kuduz kurttan, çakaldan, tilkiden çiftlik hayvanlarına, oradan kediyle köpeğe ulaşabiliyor. Buradan çıkan en doğrdan ve doğru sonuç, sokaktaki kediyle köpeğin salgının kaynağı olmadığı. Ama aynı cümle suçu bu kez tilkiyle kurda yıkabilir, şehirdeki köpeği aklarken yabandaki hayvanı düşmanlaştırabilir. Oysa tilki de köpek kadar bu hastalığın taşıyıcısı, o kadar da kurbanı. Hangi türü hedefe koyarsak koyalım, altında aynı refleks yatar.  Hastalığı bir canlıyı yok ederek durdurmak refleksi, varsa böyle bir sorunu daha da büyütmekten başka hiçbir şeye yaramaz. Tek çözüm, aşı. Hem veriler, hem farklı coğrafyaların tecrübelerinin gösterdiği tek gerçek bu.</p>
<p>Ama medya eliyle köpürtülen hayvan korkusu ve düşmanlığı, akıl yürütmenin önüne geçip yanlış hedefe işaret edebiliyor. Şubat ayında bazı haber siteleri ve sosyal medya hesapları İstanbul'da kuduz patlaması olduğunu yazdı. İstanbul Valiliği yazılı açıklama yapmak zorunda kaldı.  Son kuduz vakası 2007'de görülmüş, o tarihten beri hiçbir canlıya kuduz teşhisi konulmamıştı. Peki “kuduzun patladığı” haberleri nereden çıktı? 2025'te 123 bin 538 kişiye aşı yapılmış. Bu aşıların tamamı, ısırılan ya da tırmalanan herkese hayvan hasta olsun olmasın uygulanan tedbir aşısıydı. Yani 100’den fazla insanın aşılanması, hastalığı değil,  hayvanla temasta ısırıkları, tırmalamaları, bunlar etrafında büyütülen tedirginliği ölçüyordu. Aşı sayısını vâkâ gibi okumak, termometreyi yükselin ateşin nedeni sanmaya benziyor. Kaygılı bir kamuoyuna abartılmış sayı sunmak kaygıyı yatıştırmaz, aksine büyütür, öfke ve beklentileri de yanlış hedefe yöneltir.</p>
<p><strong>Amaç yaşatmaksa, tek bir çözüm var: Yaygın aşılama </strong></p>
<p>Hayvanların aleyhine söylentilerle korku dünyasının şekillenmesi yeni değil. Bu ülkede köpeklerin tarihinde korkunun, hastalıktan hep daha hızlı yayıldığını söyleyebiliriz. 1910’daki büyük kıyımın, Hayırsızada tehcirinin ardındaki söylentilerden bugüne değişmeyen bir örüntü bu. 1920'lerin İstanbul gazeteleri birer kuduz korkusu bülteni gibi çalışıyor, hastalığın şehre dışarıdan geldiğini, köpekler yüzünden çocukların okula korkuyla gittiğini yazıyordu. Bugün aynı dil sosyal medyada dolaşıyor. Diyarbakır'daki çocuğun ölümünün ardından mahallede hayvanlar aşılandı; ama aynı anda sokaktaki kedilerin ve köpeklerin toplanması için çalışma başlatıldı. Oysa kediler ve köpekler, hastalığın taşıyıcısı değiller.  Dünya Sağlık Örgütü'nün on yıllardır biriken verisi de bunu söylüyor; itlafla hayvan sayısını azaltmak hastalığı önlemez. Kuduzun görülme sıklığını asıl düşüren şey, kitlesel aşılama. Türkiye'nin kendi tecübesi de bu yönde. Mihrak sayısını yüzde 84 düşüren toplama ya da itlaf değil, aşıydı.</p>
<h4>Çocukları koruyan önlemler alınıyor mu?</h4>
<p>Korku ile kamu sağlığı arasındaki fark da tam burada yatıyor. Korku bir suçlu arar, kamu sağlığı koruyucu bir zincir kurar. Kentin bütün kedilerini şüpheli ilan etmek, yitirilen çocuğu geri getirmediği gibi bir sonraki çocuğu da korumaz. Bir sonraki çocuğu koruyacak şeyler belli; her riskli temastan sonra eksiksiz uygulanan aşı, sağlık güvencesi olsun olmasın istisnasız herkes için erişim, yaban hayatında ağızdan aşılama, mahalledeki hayvanların düzenli aşılanması ve paniği değil bilgiyi çoğaltan bir kamusal dil gerekiyor. Kuduz, insan ve hayvan sağlığının birbirinden ayrılamayacağını gösteren en eski hastalıklardan biri. Çocukları korumakla hayvanları korumak aynı zincirin iç içe geçmiş halkaları aslında. Yitirdiğimiz o küçük kızın ve o gencin hatırasına gösterilebilecek en büyük saygı, korkuyu büyütmekten değil. o zinciri hiçbir çocuk için bir daha kopmayacak biçimde örmekten geçiyor.</p>
<p>*<em>Hayvan Günlükleri, resmî arşivlerde yer verilmeyen, yaşamı ve ölümü kayıtlara geçmeyen, sessiz bırakılan hayvanların izini takip ediyor. Onları kuşatan şiddet, ihtimam, adalet ve sermaye ilişkilerine, açtıkları sorularına ve onlarla kurduğumuz bağlara kulak veriyor. Sesli katmanı, Dört Ayaklı Şehir Radyosu'ndaki Sesli Fragmanlar'da yaşıyor.</em></p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 22 Aug 2026 08:19:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[‘Gayrimüslimler Bursa’nın ekonomik ve toplumsal hayatının ayrılmaz bileşenleriydi’]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/gayrimuslimler-bursanin-ekonomik-ve-toplumsal-hayatinin-ayrilmaz-bilesenleriydi-41590</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/08/20/gayrimuslimler-bursanin-ekonomik-ve-toplumsal-hayatinin-ayrilmaz-bilesenleriydi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/gayrimuslimler-bursanin-ekonomik-ve-toplumsal-hayatinin-ayrilmaz-bilesenleriydi-41590</guid><description><![CDATA[Bursa’nın tarihi yapıları sanal haritada toplandı. Araştırmacı Agah Enes Yasa tarafından hazırlanan “Bursa Hayalet Yapılar” başlıklı çalışma, kaybolan mirası belgelerle yeniden görünür kılmak amacıyla 2022 yılında Bursa Bellek Haritası adıyla başlatıldı. Çalışma, ODTÜ bünyesindeki Anatolia: 19th Century dijital projesi altında yürütülüyor. Çalışma yalnızca yıkılan yapıları göstermeyi değil, bu yapıların kent yaşamındaki işlevlerini, dönüşüm süreçlerini ve ortadan kalkış nedenlerini de ortaya koymayı amaçlıyor. Agah Enes Yasa ile “Bursa Hayalet Yapılar” çalışmasını konuştuk.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bursa’daki yapılar üzerine hazırladığınız harita oldukça kapsamlı. Çalışmaya nasıl ve ne zaman başladınız?</strong></p>
<p>Çalışmaya 2022 yılında başladım. O dönemde GIS, yani coğrafi bilgi sistemleri ile kültürel miras çalışmalarını birleştiren projeleri yakından takip ediyordum. Bir noktada, “Bunun benzerini memleketim Bursa için de yapmalıyım” diye düşündüm. Bursa’nın üzerinden adeta bir buldozer geçmişti ve şehir bunu hak ediyordu. Üstelik fotoğraflardan, haritalardan ve arşiv belgelerinden yola çıkarak oluşturabileceğim yüzlerce verilik bir malzeme vardı. Çalışmaya başladıkça başka bir şey daha fark ettim: Bursa’daki pek çok yapının hikâyesi yanlış biliniyor. Özellikle Facebook gruplarında yıllardır dolaşan eski fotoğrafların altında verilen tarih ve yapı bilgileri çoğu zaman hatalıydı. Kent tarihi araştırmaları büyük ölçüde birkaç amatör yerel tarihçinin çalışmalarına dayanıyordu; bu çalışmalar değerli olmakla birlikte, çoğu zaman yeni arşiv araştırmalarıyla yeterince derinleştirilmemişti. Bu durum benim araştırma ve yazma iştahımı daha da artırdı. Bir fotoğrafın yanlış bilgisini düzeltmek, beni o yapının gerçek hikâyesini araştırmaya itiyordu. Aslında bu çabanın Bursa’da bir geçmişi de var. Bundan yaklaşık yüz yıl önce, şeyh Şemseddin Ulusoy ve asker kökenli araştırmacı Kamil Kepecioğlu gibi isimler de hızla yok olan şehri geçmişiyle birlikte araştırıp kaydetmeye çalışmışlardı. Onların çalışmaları benim için önemli bir rehber oldu.</p>
<figure class="image float-md-end"><img class="" src="https://static.agos.com.tr/2026/08/1-agah-enes-yasa.jpg" alt="" width="259" height="358">
<figcaption>Agah Enes Yasa</figcaption>
</figure>
<p>Bir anlamda onların bıraktığı yerden devam etmeye çalışıyorum. Süreç ilerledikçe Osmanlı Arşivi’ndeki yeni fonlarda bulunan belgeleri, yabancı arşivlerdeki Bursa fotoğraflarını, eski haritaları, reklam ilanlarını ve ticaret yıllıklarını da veri setine dahil ettim. Böylece başlangıçta yalnızca bir haritalama projesi olarak düşündüğüm çalışma, zamanla Bursa’nın kaybolan şehir dokusunu yeniden araştırmaya yönelik kapsamlı bir tarih çalışmasına dönüştü. Bugün elimde binlerce dükkân ve tüccara ait veri ile yaklaşık 750 binanın tarihçesi bulunuyor. Bunların bir kısmı daha önce yapılmış araştırmalardan gelen bilgiler, bir kısmı ise kendi arşiv ve saha çalışmalarımla ortaya çıkardığım yeni veriler. Uzun vadede bu birikimi ‘Bursa Hayalet Yapılar Ansiklopedisi’ adıyla bir kitaba dönüştürmek de istiyorum.</p>
<p><strong>Haritada Bursa’da yaşamış azınlık toplumlarından tarihi yapılara dair bilgiler yer almakta. 19. ve 20. yüzyılda Bursa’daki azınlık toplumlarının yaşamları nasıldı? Şehre nasıl katkıda bulundular?</strong></p>
<p>Bursa’da gayrimüslimler kent merkezindeki nüfusun yaklaşık %25’ini oluşturuyordu. Ciddi bir yerli Rum nüfusu vardı. Ermeniler ise şehirde öteden beri bulunmakla birlikte başlangıçta küçük bir cemaattii. Ermeni nüfusunun özellikle 1820’lerden itibaren, İran’daki karışıklıklardan kaçan Ermenilerin Bursa ve Çanakkale gibi şehirlere yerleştirilmesiyle arttığına dair çalışmalar var. Bu konuda Hanriet Topuzyan Basoğlu’nun Paros dergisindeki yazılarını özellikle tavsiye ederim. Rumlar özellikle orta ölçekli esnaflıkta güçlüydü. Ermeniler ise Müslümanlardan sonra Bursa’nın en varlıklı toplumsal gruplarından biriydi. Ancak Bursa’da çok sayıda varlıklı Müslüman aile de ticaret ve sanayiyle uğraşıyordu; dolayısıyla bütün büyük servetlerin gayrimüslimlerin elinde toplandığını söylemek mümkün değil.</p>
<p>Ermeni cemaatinin kendi içinde de ciddi bir sınıfsal farklılaşma vardı. Yaklaşık 15 Ermeni ailesi oldukça büyük servetlere sahipken, geniş bir kesim mülksüz işçiler ve küçük esnaftan oluşuyordu. Mollaarap çevresindeki ipek fabrikalarında çok sayıda Ermeni kadın işçi çalışıyordu. Bunun yanında Ermeniler otelcilikten sigortacılığa, manifaturacılıktan ipek fabrikatörlüğüne kadar ekonominin birçok alanında faaliyet gösteriyordu. Varsıl aileler, özellikle Katolikliğe geçmiş olanlar, çocuklarını Paris gibi Avrupa şehirlerine gönderiyordu. İstanbul’a yakınlık da Bursalı Ermeni ailelerin İstanbul’daki daha büyük Ermeni cemaatinin yaşam tarzlarını ve ekonomik modellerini takip etmesini kolaylaştırıyordu.</p>
<p>Yahudi cemaati ise Bursa’daki gayrimüslimler arasında daha mütevazı bir ekonomik konuma sahipti. Alliance Israélite Universelle gözlemcilerinin raporlarında cemaatin önemli bir bölümünün hurdacılıkla geçindiği görülüyor. Ben de Bursa Sanayi ve Ticaret Odası üyeleri üzerine çalışırken güçlü Yahudi tüccarlara oldukça az rastladım. Bütün bu farklılıklara rağmen gayrimüslimler Bursa’nın ekonomik ve toplumsal hayatının ayrılmaz bileşenleriydi. Ticaret, esnaflık, sanayi ve hizmetler başta olmak üzere şehrin gündelik hayatında çok önemli bir yere sahiptiler.</p>
<figure class="image float-md-start"><img class="" src="https://static.agos.com.tr/2026/08/4-balikpazari-rum-kilisesi.png" alt="Balıkpazarı Rum Kilisesi" width="348" height="395">
<figcaption>Balıkpazarı Rum Kilisesi</figcaption>
</figure>
<p><strong>Bugün Bursa’da çok sayıda tarihi yapı yok. Olanlar da işlevini kaybetti ya da zaman zaman satışa çıkarıldı. Bu yapıları Bursa halkı ve idare tarafından neden korunmadı?</strong></p>
<p>Bence burada bilinçli bir tercih de var. Erken Cumhuriyet döneminde Bursa’nın Osmanlı geçmişine ve Osmanlı bakiyesi yapılara karşı oldukça sert bir bakışın Ant gibi yerel gazetelerde açıkça görüldüğünü biliyoruz. Bursa, köhneleşmiş ve modern çağa uygun biçimde yeniden üretilmesi gereken bir şehir olarak tasavvur ediliyordu. Gayrimüslimlere ait yapıların da savaş yıllarındaki “ihanet” anlatıları nedeniyle kimlikleriyle birlikte şehirden silinmesi gerektiği düşünülüyordu.</p>
<p>İstanbul’dan sonra en fazla dergâhın bulunduğu şehirlerden biri olan Bursa’da tasavvuf kültürü de “çağdışı” görülerek tasfiye edilmişti. Bunun bilinçli bir tercih olduğunu gösteren çok çarpıcı örnekler var. Binlerce yazma eserin bulunduğu İnebey Medresesi’nin konserve fabrikasına dönüştürülmesini yalnızca yeniden işlevlendirme veya ihmal olarak açıklamak mümkün değil. Onlarca caminin yıkılması veya satılması da aynı dönemin parçası. 1946’dan sonra ise tek parti rejiminin sona ermesiyle birlikte bu yok sayılan geçmişle ciddi bir muhasebe başladı ve birçok tarihî yapı restore edildi. İlginç olan, gayrimüslimlerden kalan bazı yapıların doğrudan yıkılmak yerine üretim ve ticaret yapıları olarak kullanılmasıydı. Bunda kiliselerin geniş hacimli yapılar olmasının da payı var.</p>
<blockquote>
<p><strong>Bursa’da gayrimüslimler kent merkezindeki nüfusun yaklaşık %25’ini oluşturuyordu. Ciddi bir yerli Rum nüfusu vardı. Ermeniler ise şehirde öteden beri bulunmakla birlikte başlangıçta küçük bir cemaattii. Ermeni nüfusunun özellikle 1820’lerden itibaren, İran’daki karışıklıklardan kaçan Ermenilerin Bursa ve Çanakkale gibi şehirlere yerleştirilmesiyle arttığına dair çalışmalar var.</strong></p>
</blockquote>
<p>Örneğin Setbaşı’ndaki biri Katolik, diğeri Apostolik Ermeni cemaatine ait iki kilise de uzun yıllar tütün fabrikası olarak kullanıldı. Katolik kilisesi bugün restore ediliyor ve şehirde ayakta kalan en önemli Ermeni miraslarından biri. Fakat yapının Ermeni geçmişinin kamusal hafızada yeterince anıldığını söylemek zor. Bir başka önemli mesele Bursa’nın demografik dönüşümüydü. 1910’lardan itibaren şehir Balkanlar’dan yoğun göç aldı. Bu insanların önemli bir kısmı savaş ve şiddetin doğrudan mağduruydu; beraberlerinde büyük travmalar ve gayrimüslim topluluklara karşı güçlü tepkiler getirdiler. Üstelik bu nüfusun büyük bölümü eski Ermeni mahalleleri olan Umurbey ve Setbaşı’na yerleştirildi. Bursa’nın eski şehir kültürüne yabancı olmaları da dönüşümü hızlandıran etkenlerden biriydi.</p>
<p>Bugün ilginç bir çelişki görüyoruz. Bu muhacirlerin torunları, daha sonra Bursa’ya gelen Kürtleri, Erzurumluları veya Karadenizlileri “şehri bozmakla” suçlayabiliyor. Oysa kendi ailelerinin kent merkezine yerleşme hikâyesi de çok eski değil. Bursa’da bunu anlatan güzel bir söz vardır: “Bursa’nın kazları, zengin etti Lazları.” Söz, eski Bursalıların konaklarını müteahhitlere vererek yaşanan dönüşüme işaret eder. Bence Bursa’nın en büyük eksiklerinden biri kent soyluluğunun zayıf, buna karşılık vahşi kapitalist burjuvazinin güçlü olmasıdır. İnsanların kendi konaklarını müteahhitlere verirken tarihî dokunun yok oluşuna itiraz etmemelerinde bunun da payı var. Bu yüzden Bursa’nın tarihî dokusunun kaybını yalnızca devlete veya “dışarıdan gelenlere” yüklemek kolaycılık olur. Asıl mesele, şehrin kendi geçmişine sahip çıkacak güçlü bir kent kültürünün ve kent soyluluğunun yeterince gelişmemiş olmasıdır.</p>
<blockquote>
<p><strong>Rumlar özellikle orta ölçekli esnaflıkta güçlüydü. Ermeniler ise Müslümanlardan sonra Bursa’nın en varlıklı toplumsal gruplarından biriydi. Ancak Bursa’da çok sayıda varlıklı Müslüman aile de ticaret ve sanayiyle uğraşıyordu; dolayısıyla bütün büyük servetlerin gayrimüslimlerin elinde toplandığını söylemek mümkün değil. Ermeni cemaatinin kendi içinde de ciddi bir sınıfsal farklılaşma vardı. </strong></p>
</blockquote>
<p><strong>Bu harita Bursa’nın merkezini kapsıyor. Ancak Mudanya, Tirilye, Solöz’de Ermeni ve Rumlara dair kalıntılar ve tarihi anlatımlar var. Haritayı geliştirme planlarınız var mı?</strong></p>
<p>Güzel bir noktaya temas ettiniz. İlk başta hedefim, Bursa kent merkezinin Orhan Bey döneminden günümüze kadar geçirdiği dönüşümün katmanlarını "yüzmekti". Bu yüzden ilçelere yönelmedim.</p>
<figure class="image float-md-start float-md-end"><img class="" src="https://static.agos.com.tr/2026/08/3-ermeni-asdvadzadzin-kilisesi.jpg" alt="" width="465" height="283">
<figcaption>
<p>Asdvadzadzin Kilisesi’nin 1980’lerdeki yıkımından önceki görünümü. <br>Pars Tuğlacı Arşivi.</p>
</figcaption>
</figure>
<p>Mudanya, Tirilye gibi yerler elbette çalışılabilir fakat buralarda özellikle fotoğraf verisi daha sınırlı ve araştırma çok daha fazla zaman gerektiriyor. Üstelik bu proje büyük ölçüde kendi kişisel zamanım ve emeğimle ilerliyor. Dolayısıyla şu an ilçeleri kapsayacak bir genişleme planım şimdilik yok.</p>
<p><strong>İnternet sitesinde yer alan “1950'li yıllardan itibaren gündeme gelmiş olsa da bunların önemli bir bölümü uygulamaya geçirilememiş, Bursa tarihî merkezi ve çevresi uzun yıllar sağlıklı bir koruma yaklaşımından yoksun kalmıştır” bölümünü açar mısınız?</strong></p>
<p>Bursa için 1930’lardan itibaren modernleşme kapsamında büyük yıkımları ve geniş bulvarları öngören planlar hazırlandı. Bunların en  önemlilerinden biri Henri Prost’un 1938–40 yıllarında hazırladığı plandı. Geniş ulaşım aksları açılması ve Bursa’nın modern bir şehir olarak yeniden düzenlenmesi hedefleniyordu. Bence en ilginç örnek Luigi Piccinato’nun 1958–60 arasında hazırladığı plan. Piccinato, tarihî merkezi koruyup şehrin yeni gelişme alanlarını bunun dışında kurmayı öneriyordu. Yani eski Bursa’yı yıkıp yerine yeni bir şehir kurmak yerine, tarihî merkezi koruyarak modern Bursa’yı onun çevresinde geliştirmeyi düşünüyordu. Plan 1960’ta onaylandı ancak büyük ölçüde uygulanmadı. Sonraki yıllarda Bursa bu planlı gelişme anlayışından<img class="float-md-start" src="https://static.agos.com.tr/2026/08/6.png" alt="" width="583" height="216"> uzaklaştı.</p>
<p>Özellikle 1990’lardan itibaren şehir doğu ve batı akslarında hormonlu bir düzensizlik içinde büyüdü. Uzun yıllar kent merkezi dışında su ve elektrik gibi temel altyapının yetersiz olması da nüfusun merkeze sıkışmasına, bunun sonucunda tarihî dokunun içinde parsel bazlı ve yüksek katlı yapılaşmanın artmasına yol açtı.</p>
<p>Bugün yerel yönetimin bu tabloyu tersine çevirmeye yönelik bazı önemli adımlar attığını görüyoruz. Eski yapıların çevresini açmak ve tarihî yapıların silüetini yeniden ortaya çıkarmak için yoğun yapılaşmalar kaldırılıyor. Çarşıbaşı Meydanı bunun güzel bir örneği. Eski Balıkpazarı ve Rum Mahallesi dokusunun üzerine zamanla oluşan yoğun apartmanlaşmanın kaldırılarak alanın meydana ve parka dönüştürülmesi, Ulu Cami’nin silüetini yeniden görünür hale getiriyor. Bunlar olumlu ve cesaret verici projeler. Fakat devamının nasıl geleceğini ve Bursa’nın geri kalan tarihî dokusuna nasıl yansıyacağını zaman gösterecek. Bu noktada kendi projemin de iyi değerlendirilir ve kullanılırsa, Bursa’nın kültürel mirasının yeniden keşfedilmesi ve gelecekteki koruma çalışmalarının yönlendirilmesi açısından bir rehber işlevi göreceğini umut ediyorum.</p>
<p>(Not: Çalışmaya <a href="https://anatolia19.metu.edu.tr/bursa-hayalet-yapilar" target="_blank" rel="nofollow noopener">https://anatolia19.metu.edu.tr/bursa-hayalet-yapilar</a> adresinden ulaşılabilir)</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 21 Aug 2026 15:29:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA["Eserlerimi sürekli açıklamak zorunda bırakılmam haksızlık"]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/eserlerimi-surekli-aciklamak-zorunda-birakilmam-haksizlik-41597</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/08/21/mabel-matiz-e-adli-kontrol-ve-yurt-disi-cikis-yasagi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/eserlerimi-surekli-aciklamak-zorunda-birakilmam-haksizlik-41597</guid><description><![CDATA[Mabel Matiz, son şarkısı "Ha Leylim" hakkında açılan soruşturma kapsamında bugün ifade verdi. "Kimliğim üzerinden suç içerikli anlamlar çıkarılmasını kabul etmiyorum" dedi. Mabel Matiz'e adli kontrol ve yurtdışı çıkış yasağı getirildi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Mabel Matiz’in “Ha Leylim” isimli şarkısı hakkında “müstehcenlik” suçundan soruşturma açmasının ardından, Matiz bugün konu hakkında Çağlayan İstanbul Adliyesi'nde ifade verdi. </p>
<p>Savcılık işlemlerinin ardından mahkemeye sevk edilen Matiz hakkında mahkeme, yurtdışı çıkış yasağı şeklinde adli kontrol kararı verdi.</p>
<h4>"İki insanın karşılıklı dans etmesi suç değildir"</h4>
<p>İfadesinde, "Yaklaşık 2 sene önce bahse konu şarkıyı yazdım. Şarkıda aşkı ifade etmek istedim. Klibin konusunu oluşturan kurguyu yönetmen Sinan Tuncay ile beraber hazırlamıştık. Şarkı hareketli bir şarkı olduğu için Trakya düğünlerini canlandırmak istedik" diyen Matiz, klipte yer alan iki insanın birbirine bakmasının suç olmadığını ve müstehcenlik suçuyla bir ilgisi olmadığını söyledi. </p>
<p><a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/bir-sarkinin-kimi-sevdigini-neden-bilmek-istiyoruz-41533" target="_blank" rel="nofollow noopener">Maral Dink yazdı: Bir şarkının kimi sevdiğini neden bilmek istiyoruz?</a></p>
<p>Matiz, ifadesinde şu cümlelere yer verdi.</p>
<div class="box-12">"İki insanın birbirine bakması karşılıklı dans etmeleri suç değildir. Birbirlerine aşk ile de bakıyor olabilirler, nefret ile de bakıyor olabilirler, kırgınlıkla da bakıyor olabilirler. Bütün bunlar sinemanın sanatın, edebiyatın konusuna dahildir ve suçlanmamalıdır. Sistematik bir şekilde yapmış olduğum çoğu eserden kimliğim üzerinden suç içerikli anlamlar çıkarılmasını kabul etmiyorum. Eserlerimi sürekli açıklamak zorunda bırakılmanın haksızlık olduğunu düşünüyorum. Aynı eserlerin başka bir sanatçı tarafından yapıldığı takdirde herhangi bir soruşturma açılıp açılmayacağını, aynı yorumların yapılıp yapılmayacağını samimiyetle ve naçizane kendi içimde sorguluyorum.Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum."</div>
<p> <iframe title="YouTube video player" src="https://www.youtube.com/embed/XtzcqMPM6sY?si=225qhXnRPDzpu3xG" width="560" height="315" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen="allowfullscreen" loading="lazy"></iframe></p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 21 Aug 2026 14:38:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Dünya basını İsrail'in Ebu Zuhur saldırısını nasıl gördü?]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/dunya-basini-israil-in-ebu-zuhur-saldirisini-nasil-gordu-41598</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/08/21/dunya-basini-israil-in-ebu-zuhur-saldirisini-nasil-gordu.webp'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/dunya-basini-israil-in-ebu-zuhur-saldirisini-nasil-gordu-41598</guid><description><![CDATA[İsrail'in Suriye'nin İdlib kentinde bulunan Ebu Zuhur Havaalanına saldırısı sonrası dünya basını durumu  İsrail-Türkiye-Suriye üzerinden gördü.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İsrail ordusuna ait savaş uçakları, 18 Ağustos sabahı Suriye'nin kuzeyindeki İdlib ilinin doğusunda bulunan terk edilmiş durumdaki Ebu Zuhur Askeri Havaalanı'nı hedef aldı. </p>
<p>Saldırının ardından 20 Ağustos'ta konuşan İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, İsrail hükümetinin Türkiye'ye bir uyarı niteliğinde bir 'mesaj' ilettiğini belirtti. İsrail'in Türkiye'nin Suriye'de güneye doğru genişleyen askeri varlığına müsamaha göstermeyeceğini söyledi. Ebu Zuhur Askeri Havaalanı, Türkiye sınırına yaklaşık 70 kilometre mesafede bulunuyor.</p>
<figure class="image float-md-start"><img class="" src="https://static.agos.com.tr/2026/08/60820770-9c7f-11f1-b109-879e35c24276-png.webp" alt="" width="523" height="294">
<figcaption>Grafik: BBC Türkçe</figcaption>
</figure>
<p>Saldırıya yönelik uluslararası kamuoyundan büyük bir tepki geldi. ABD'nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Abu Zuhur Hava Üssü'ne yönelik İsrail saldırısını “bölgesel istikrara katkı sağlamayan gereksiz bir tırmanma” olarak nitelendirdi.</p>
<p>Dünya basını İdlib'e yönelik saldırıyı İsrail-Türkiye-Suriye ilişkileri üzerinden gördü. </p>
<h4>"Saldırı Netanyahu'nun seçim stratejisinin bir parçası"</h4>
<p>ABD merkezli <a href="https://www.al-monitor.com/originals/2026/08/election-looms-netanyahu-puts-turkey-israels-crosshairs" target="_blank" rel="noopener">Al-Monitor</a> saldırıyı İsrail-Türkiye geriliminin yanı sıra Netanyahu'nun seçim stratejisi bağlamında değerlendirdi. 27 Ekim'de yapılacak seçim öncesinde Netanyahu'nun Türkiye'yi yeni bir tehdit olarak öne çıkardığı belirtilen haberde, İsrail'in Suriye'deki saldırısının Ankara'ya yönelik daha geniş bir mesajın parçası olduğu değerlendirmelerine yer verildi. İsrail Ulusal Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü'nden Gallia Lindenstrauss, Netanyahu'nun “Türkiye karşıtı kartı” kullanarak kendi tabanını etrafında birleştirmeye çalıştığını söyledi.</p>
<p>İngiltere merkezli <a href="https://www.reuters.com/world/middle-east/eight-israeli-airstrikes-hit-syrias-abu-al-duhur-airbase-no-casualties-state-tv-2026-08-18/?utm_source=chatgpt.com" target="_blank" rel="noopener">Reuters</a>, İsrail'in yaptığı saldırının Mart ayından bu yana gerçekleşen ilk saldırı olduğunun altını çizdi. Öte yandan saldırıyı takip eden <a href="https://www.reuters.com/world/middle-east/syria-says-no-turkish-military-build-up-planned-airbase-struck-by-israel-2026-08-20/?utm_source=chatgpt.com" target="_blank" rel="noopener">haberinde</a> ise saldırının ardından İsrail ile Türkiye arasındaki Suriye merkezli gerilimin tırmandığına dikkat çekti.</p>
<p>ABD merkezli AP'nin <a href="https://apnews.com/article/syria-turkey-israel-air-base-abu-duhur-strikes-turkish-delegation-60a2747ff4dcdd6ebc498807912cce46" target="_blank" rel="nofollow noopener">haberine göre</a> Suriye yetkilileri, Türk heyetinin üssü ziyaret ettiğini söyledi. İsrail ise saldırıyı, Türkiye'nin üsse asker konuşlandırma hazırlığı yaptığı iddiasıyla gerekçelendirdi. Ankara ise bu iddiayı henüz doğrulamadı.</p>
<p>Katar merkezli <a href="https://www.aljazeera.com/features/2026/8/18/analysis-syrian-airbase-attack-is-an-israeli-message-to-damascus-ankara?utm_source=chatgpt.com" target="_blank" rel="nofollow noopener">Al Jazeera</a>, saldırıyı hem Şam'a hem Ankara'ya verilmiş bir mesaj olarak yorumladı. Saldırıyı Suriye'nin askeri kapasitesinin yeniden inşasına çekilmiş bir “kırmızı çizgi” olarak değerlendirdi. Gerçekleşen hava saldırısıyla İsrail'in Suriye'de yeniden hava kuvvetleri oluşturmasına izin vermeyeceği yönündeki mesajı verdiği değerlendirildi. </p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 21 Aug 2026 12:46:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Eskişehir Belediye Başkanı Ünlüce, YENİ Parti'ye katıldı]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/eskisehir-belediye-baskani-unluce-yeni-parti-ye-katildi-41596</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/08/21/eskisehir-buyuksehir-belediye-baskani-yeni-parti-ye-katildi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/eskisehir-belediye-baskani-unluce-yeni-parti-ye-katildi-41596</guid><description><![CDATA[Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, CHP'den ayrılarak YENİ Parti'ye katıldı. YENİ Partili belediye sayısı 237'ye yükseldi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Cumhuriyet Halk Partisi'nden (CHP) ayrılarak YENİ Parti'ye katıldığını sosyal medya hesabından duyurdu. </p>
<p>Böylelikle YENİ Partili belediye sayısı 237'ye yükseldi. </p>
<p>Ünlüce, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadelere yer verdi:</p>
<p>"Bugün itibarı ile Cumhuriyet Halk Partisi üyeliğimden ayrılıyorum ve Yeni Parti’ye katılıyorum.</p>
<p>Cumhuriyet Halk Partisi çatısı altında paylaştığımız emek, kurduğumuz dostluklar ve verdiğimiz mücadeleyi her zaman saygıyla hatırlayacağım. Şairin dediği gibi “ayrılık da sevdaya dahil.”</p>
<p>Dün olduğu gibi bugün de tek gayem; Yeni Parti çatısı altında kimseyi ötekileştirmeden, dayanışma ve adaletle ‘hep birlikle’ güzel bir gelecek inşa etmek olacak.</p>
<p>Hiçbir zaman değişmeyecek bir şey var: Gücümü her zaman olduğu gibi siz hemşehrilerimden alarak, şehrime ve vatanıma layıkıyla hizmet etmeyi sürdüreceğim."</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 21 Aug 2026 12:36:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Geceyi gözaltında geçiren 100 madenci yine Enerji Bakanlığı'na gidiyor]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/geceyi-gozaltinda-geciren-100-madenci-yine-enerji-bakanligi-na-gidiyor-41595</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/08/21/enerji-bakanligi-onundeki-eylemde-en-az-100-madenci-gozaltina-alindi.png'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/geceyi-gozaltinda-geciren-100-madenci-yine-enerji-bakanligi-na-gidiyor-41595</guid><description><![CDATA[Ücret ve tazminat hakları için Enerji Bakanlığı önünde direnen Doruk Madencilik ve Eti Gümüş işçisi madencilere polis dün gece müdahale etti, yaklaşık 100 madenci gözaltına aldı. Bağımsız Maden-İş Sendikası bugün tekrar bakanlık önünde olacaklarını duyurdu.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde ücret ve tazminat hakları için direnen <a href="https://www.birgun.net/etiket/doruk-madencilik-18367" target="_blank" rel="noopener">Doruk Madencilik</a> ve Eti Gümüş işçisi madencilere dün gece polis müdahale etti. Bağımsız Maden-İş Sendikası, yaklaşık 100 madencinin gözaltına alındığını duyurdu. Geceyi emniyette geçiren madenciler sabahın erken saatlerinde serbest bırakılan işçiler bugün yine Enerji Bakanlığı'nın önünde toplanıyor.  </p>
<p>Bağımsız Maden-İş Sendikası, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada "100 madenci gözaltına alınıyoruz! Başaran Aksu tek başına ayrı araca konuldu, basın darp edildi. Sebahattin dışarıda madenci içerde, madenciye ses ver!" ifadelerine yer verdi. </p>
<h4>"Bugün de Enerji Bakanlığındayız"</h4>
<p>Sendika, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda direnişin 11. gününü gözaltında tamamladıklarını belirterek bugün (21 Ağustos) saat 11.00'de yeniden Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde olacaklarını duyurdu.</p>
<p>Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda 6. gözaltından çıktıklarını söyedi. Aksu, "6. gözaltından çıktık! Üç Bakan yardımcısının görevlendirmesi ile iş teftiş rapor sonucuna göre ödeneceğine söz verilen hakları ödenmeden madenciler Ankara’dan ayrılmayacak! Saat 11’de Enerji Bakanlığı’ndayız. Gidilmesi gereken her yere gideceğiz!" ifadelerini kullandı. </p>
<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">Bakan korkma insan yemeyiz!<br><br>Gözaltından çıktık, Enerji Bakanlığı'a gidiyoruz.<a href="https://x.com/hashtag/MadenciMutlakaKazanacak?src=hash&amp;ref_src=twsrc%5Etfw">#MadenciMutlakaKazanacak</a> <a href="https://t.co/cmMduZMs45">pic.twitter.com/cmMduZMs45</a></p>
— Bağımsız Maden İş (@bagimsizmadenis) <a href="https://x.com/bagimsizmadenis/status/2090711598092415129?ref_src=twsrc%5Etfw">August 21, 2026</a></blockquote><script async="" src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 21 Aug 2026 10:21:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Okul yönetimleri çözüm arıyor]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/okul-yonetimleri-cozum-ariyor-41582</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/08/20/okul-yonetimleri-cozum-ariyor.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/okul-yonetimleri-cozum-ariyor-41582</guid><description><![CDATA[Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı müfettişlerin, azınlık okullarına yönelik bir teftişe başladığını ve bazı Ermeni okullarına, Ermenistanlı öğrencilerin artık devlet okullarında veya özel okullarda öğrenim görmesine yönelik sözlü bildirimde bulunduklarını geçen hafta duyurmuştuk. İnceleme geride bıraktığımız hafta da sürdü. ERVAB  Eğitim Komisyonu toplantısında ise, okul müdürleri ve idarecileri, incelemeler hakkında bilgi alışverişinde bulundu. Vakıf başkanları nezdinde önümüzdeki hafta bir toplantı yapılması ve hangi adımların atılacağı üzerinde durulması bekleniyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz hafta gündeme getirdiğimiz “Azınlık okullarına öğrenci kısıtlaması mı geliyor?” başlıklı haberimizde, Milli Eğitim Bakanlığı’ndan müfettişlerin, Ermeni okullarını ziyaret ederek Ermenistanlı öğrenciler için incelemeler yaptığını belirtmiştik. İncelemeler kapsamında müfettişlerin okul müdürlerine artık misafir öğrenci kabul edemeyeceklerini, kaydı olan öğrencilerin devlet veya özel okullara nakledilmesi gerektiğini belirttiklerini duyurmuştuk. Müfettişler okul müdürlerinden 10 yıl önce eğitim almış Ermenistanlı öğrencilerin akıbetlerine dair bilgiler de talep etmişti. Edindiğimiz bilgilere göre incelemeler sadece Ermeni okullarına ve Ermenistanlılara yönelik değil,  Rum ve Musevi okulları da inceleme kapsamında.</p>
<p>Konuya dair MAZLUMDER Genel Merkezi, Agos’a açıklama yapmış ve “Bizim bu konuya eğilirkenki temel noktamız Ermeni azınlık okullarında okumuş öğrencilerin diploma alamaması ve liseye gidememeleriydi.  Ancak en azından misafir öğrenci statüsüyle de olsa okula gitme ve sonrasında Ermenistan'da lise eğitimine devam etme imkanları vardı. Son gelişmeyle artık bu imkanın da söz konusu çocukların elinden alınması tehlikesiyle karşı karşıyayız” ifadelerini kullanmıştı.</p>
<h4>Eğitimi Komisyonu toplandı</h4>
<p>Gelişmelerin ardından Ermeni Vakıflar Birliği (ERVAB) Eğitim Komisyonu, 17 Ağustos Pazartesi akşamı yaptığı toplantıda konuyu ele aldı.Yedikule Surp Pırgiç Hastanesi Gomidas Salonu’ndaki toplantıya bazı okul müdürleri ve okul kurucu temsilcileri katıldı. Toplantıda Ermenistanlı öğrencilerin durumunun yanı sıra Ermenice ve Din dersleri müfredat çalışmaları, özel gereksinimli bireylerin durumu ve öğretmenlerin sosyal güvenlik durumları ele alındı. Toplantıya katılan Kıdemli Peder Dırtad Uzunyan Din dersi müfredatı ve bu konudaki süreç hakkında bilgi paylaşımında bulundu. Türkiye Ermeni toplumunda özel gereksinimli bireyler yararına kurulan Huys Derneği yöneticileri de toplantıya katıldı. Dernek yöneticileri öğrenci kayıt döneminde karşılaştıkları zorlukları dile getirerek bu süreçte daha duyarlı ve kapsayıcı bir yaklaşım gösterilmesi gerektiğini ifade etti. Dernek yönetimi kendi bünyelerinde istihdam etmeyi planladıkları özel bir eğitmen ile okullara destek olmaya hazırlandıklarını belirterek, bu konuda ERVAB’dan maddi destek istedi. Toplantıda Milli Eğitim Bakanlığı tarafından talep edilen yeni Ermenice müfredat da konuşuldu ve bu alanda yürütülen çalışmalar ile gelinen aşama hakkında katılımcılara bilgi verildi. Toplantıda birden fazla okulda görev yapan öğretmenlerin sosyal güvenlik ve sigorta durumları da görüşülen konular arasında yer aldı.</p>
<h4>Vakıf başkanları toplanacak</h4>
<p>Toplantı sonrası yapılan yazılı açıklamada misafir öğrencilerin durumuyla ilgili olarak ise “Toplantının devamında Ermenistanlı çocukların okullarımıza kayıt durumları ele alınarak konu hakkında katılımcıların görüş ve değerlendirmeleri alındı” dendi. </p>
<p><img class="float-md-start" style="font-size: 16px;" src="https://static.agos.com.tr/haber/2026/08/13/azinlik-okullarina-ogrenci-kisitlamasi-mi-geliyor.jpg" alt="" width="379" height="213"></p>
<p>Edindiğimiz bilgilere göre, okul müdürleri incelemenin gerekçesini henüz bilmiyor. Okullar müfettiş incelemelerinin bitmesini bekleyecek. Ayrıca, önümüzdeki hafta ERVAB’da başkanlar düzeyinde bir toplantının da yapılabileceği belirtildi. Bu çerçevede vakıf başkanları veya Türkiye Ermeni Patrikliği makamı nezdinde Milli Eğitim Bakanlığı ile temas kurulması bekleniyor. Toplantıya Patrik Maşalyan ve AKP milletvekili Doç. Dr. Sevan Sıvacıoğlu’nun da katılabileceği ifade edildi.</p>
<h4>DMM’den açıklama</h4>
<p>İletişim Başkanlığı’na bağlı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM) ise, azınlık okullarındaki misafir öğrenci uygulamasına dair haberimizin yansımaları ile ilgili olarak bir açıklama yayınladı. Açıklama şöyle:  “Bazı sosyal medya hesaplarında ve basın yayın organlarında "azınlık okullarının çeşitli kısıtlamalarla özellikle hedef alındığı" izlenimi veren paylaşımlar dezenformasyon içermekte; toplumsal huzuru ve bütünlüğü hedef almaktadır. Bu okullara yönelik ilgili kanunda yer alan hükümlerin dışında yeni bir uygulama tesis edilmemekte; okullar eğitim öğretim süreçlerini devam ettirmektedir. Kamuoyunun, asılsız iddialara ve manipülatif içeriklere itibar etmemesi önemle rica olunur.”</p>
<h4>2012 tarihli yönetmelik</h4>
<p>20 Mart 2012 tarihli Resmi Gazete’de Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği yayınlanmıştı. Yönetmelikte “Okullarda, kurum kontenjanı dikkate alınarak yabancı uyruklu misafir öğrenciler de öğrenim görebilir, ancak bu öğrencilere diploma düzenlenemez. Okuldan ayrılanlara gördükleri derslere ve aldıkları notlara ilişkin okul yönetimince düzenlenen belge verilir” maddesi yer almıştı.</p>
<p>Ermeni okulları, bu maddeyi dikkate alarak yaklaşık 14 yıldır Ermenistanlı öğrencileri kabul ediyor. Ancak bu öğrencilere diploma verilemiyordu. </p>
<p>Geçtiğimiz eğitim döneminde Ermeni okullarında yaklaşık 50 Ermenistanlı öğrenci eğitim almıştı. Ermenistanlı öğrencilerin 14 yıldır Ermeni okullarında eğitim görmesi, Türkiyeli Ermeniler ile Ermenistanlı öğrenciler arasında diyalog kurulmasına da olanak sağlıyor.</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 21 Aug 2026 09:11:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Gazeteciler ve medya kuruluşlarının sosyal medya hesaplarına erişim engeli]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/gazeteciler-ve-medya-kuruluslarinin-sosyal-medya-hesaplarina-erisim-engeli-41594</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/08/20/gazeteciler-ve-medya-kuruluslarinin-sosyal-medya-hesaplarina-erisim-engeli.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/gazeteciler-ve-medya-kuruluslarinin-sosyal-medya-hesaplarina-erisim-engeli-41594</guid><description><![CDATA[Gazeteciler Nasuh Bektaş ve Fırat Fıstık ile Mezopotamya Ajansı'nın X hesapları, 5651 sayılı Kanun'un 8/A maddesi kapsamında "millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması" gerekçesiyle Türkiye'den erişime engellendi. Nujin Medya'nın Instagram hesabı da BTK talebi doğrultusunda erişime kapatıldı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteciler Nasuh Bektaş ve Fırat Fıstık ile Mezopotamya Ajansı'nın X hesapları, 5651 sayılı Kanun'un 8/A maddesi kapsamında "millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması" gerekçesiyle erişime engellendi. Hesaplar, X platformu tarafından Türkiye'den görünmez kılındı.</p>
<p>Öte yandan, Nujin Medya'nın Instagram hesabı da Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nun (BTK) talebi doğrultusunda erişime engellendi.</p>
<p>Erişim engeli kararlarının ardından söz konusu hesaplara Türkiye'den erişim sağlanamazken, hesaplar yurt dışından görüntülenmeye devam ediyor.</p>
<p>Gazetecilere engeller hız kesmeden devam ediyor</p>
<p>Son olarak "Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasıyla hakkında adli kontrol kararı verilen Gazete Pencere muhabiri Can Bursalı'nın X hesabına erişim engeli getirilmişti. Bursalı, haftada üç gün imza verme ve yurt dışı çıkış yasağı şartıyla serbest bırakılmıştı.</p>
<p>Kaynak: Engelli Web/ İfade Özgürlüğü Derneği</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 20 Aug 2026 17:08:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Katolikos seçimi yapılacak, Rusya artık "stratejik ortak" değil]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/katolikos-secimi-yapilacak-rusya-artik-stratejik-ortak-degil-41593</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/08/20/katalikos-secimi-yapilacak-rusya-artik-stratejik-ittifak-degil.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/katolikos-secimi-yapilacak-rusya-artik-stratejik-ortak-degil-41593</guid><description><![CDATA[Ermenistan hükümeti yeni beş yıllık programı onayladı. Programda Ermeni Apostolik Kilisesi'nin başı Karekin II'nin görevden alınması ve yeni Rusya ilişkileri dikkat çeken detaylar arasında.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Ermenistan hükümeti, 2026-2031 yılları arasını kapsayan beş yıllık programı onayladı. Hükümetin önceliklerini ve önümüzdeki beş yıl için beklentilerini ortaya koyan programda Ermeni Apostolik Kilisesi’ne yönelik reformlar ve Rusya ile ilişkilerdeki değişiklikler dikkat çekiyor. </p>
<h4>“Kilisenin siyasallaşması” vurgusu</h4>
<p>Programda kilisenin mevcut ruhani lideri Katolikos II. Karekin’in görevden alınması ve Tüm Ermeniler Katolikosu için yeni bir seçim yapılmasını da içeren tedbirler yer alıyor. II. Karekin’i defalarca görevini gayrimeşru şekilde sürdürmekle suçlayan ve istifa etmesi çağrısında bulunan hükümet üyeleri, yeni programda “Ermeni Apostolik Kilisesi’nin reformu, değerlere dayalı bir ruhani yaşamın oluşturulması sorununu ele almak açısından hayati bir gerekliliktir. Ermeni Apostolik Kilisesi’nin reformu gündemi, Kiliseyi meşru alanına taşımaya ve Kilisenin siyasallaşmasını engellemeye hizmet eder” ifadelerini kullandı. </p>
<p>Programda şu ifadeler yer aldı: </p>
<p>"Manevi güvenliği sağlamak, dış güçlerin Ermeni Apostolik Kilisesi'ni hibrit savaş için bir üs haline getirme girişimlerini engellemek ve Ermeni Apostolik Kilisesi'ni reforme etmek amacıyla aşağıdaki gündemin uygulanması için çaba gösterilecektir: Ermeni Apostolik Kilisesi'nin fiili başkanının görevden alınması (emekliye ayrılması) sağlanacak ve belirlenen usule uygun olarak Katolikos Vekili seçilecektir. Ermeni Apostolik Kutsal Kilisesi için bir tüzük kabul edilecek, bu tüzükte belirtilen ilkelerin korunması, mali şeffaflığın sağlanması için mekanizmalar kurulacaktır. Tüm Ermenilerin Katolikosunun seçimi belirlenen usule uygun olarak sağlanacaktır.</p>
<p>Hükümet ile Kilise arasındaki kavga, uzun süredir Ermenistan siyasetinin gündemini işgal ediyor. En son II. Karekin, modern Ermenistan tarihinde bir ilk olarak mahkemeye <a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/katolikos-karekin-ii-ilk-durusmasina-cikti-41451" target="_blank" rel="nofollow noopener">çıkmıştı.</a>   </p>
<h4>Rusya için “stratejik ortaklık” ifadesi yok</h4>
<p>Hükümet, beş yıl önceki programda Moskova ile ilişkileri “Ermeni-Rus stratejik ittifakı” olarak tanımlıyor ve “müttefik ilişkilerinin ve stratejik ortaklığın” güçlendirilmesini taahhüt ediyordu. Yeni programda ise Rusya, ilişkilerin dönüştürülmesi ve derinleştirilmesi gereken bir ortak olarak tanımlanıyor. </p>
<p>Bir önceki beş yıllık planda Rusya ile "müttefik ilişkilerini ve stratejik ortaklığı güçlendirmeye ve genişletmeye devam etme” sözü veriliyordu. Avrasya Ekonomik Birliği (AEB), Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü (KGAÖ) ve Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) üzerinden iş birliğinin derinleştirilmesi de hedefleniyordu.</p>
<p>2026-2031 programında ise Moskova’ya ayrılan bölümün başlığı “Rusya ile ortaklık ilişkilerinin dönüştürülmesi ve derinleştirilmesi” olarak değiştiriliyor. Programda, “karşılıklı yarara dayalı çok sektörlü iş birliğini” amaçlayan diyaloğun sürdürüleceği belirtiliyor. Dikkat çekici biçimde “müttefik ilişkileri”, “stratejik ortaklık” ve “Ermeni-Rus stratejik ittifakı” ifadeleri artık Rusya için kullanılmıyor.</p>
<p>Rusya ile ilişkiler de Ermenistan siyasetinin ana konularından biri olmaya devam ediyor. Ermenistan'ın Avrupa Birliği'ne yaklaşmasıyla başlayan süreçte Rusya sert tepki vermiş, Ermenistan'dan aldğı birçok malın ithalatını durdurmuştu. Ayrıca Rusya Devlet Başkanı Putin, Ermenistan'ın Avrupa Birliği ve Rusya'nın başını çektiği Avrasya Ekonomik Birliği arasında bir karar vermesini <a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/pasinyan-putin-in-dostca-bosanma-teklifini-reddetti-40431" target="_blank" rel="nofollow noopener">istemişti</a>. </p>
<p>Ayrıca dış politika bölümünde ülkelerin sıralaması da değişmiş durumda. 2021 programında ilk sırada yer alan Rusya, yeni programda Azerbaycan, Türkiye, İran, Gürcistan, Avrupa Birliği, ABD ve Fransa’nın ardından sekizinci sırada bulunuyor.</p>
<h4>Programda neler var?</h4>
<p>Programda ekonomik ve sosyal alanda da çeşitli hedefler yer alıyor. Hükümet, 2026-2031 döneminde yıllık ortalama yüzde 6 ekonomik büyüme, 125 bin yeni istihdam ve Ermenistan menşeli ihracatın en az iki katına çıkarılmasını hedefliyor. Sanayi üretiminin yüzde 50, tarımsal üretimin ise yüzde 50 artırılması planlanıyor.</p>
<p>Eğitim alanında 300 okul, 30 kolej, 100 okul dışı eğitim kurumu ve 100 anaokulunun inşa edilmesi veya yenilenmesi; sağlık alanında ise tüm nüfusun sağlık sigortası kapsamına alınması hedefleniyor. Hükümet ayrıca yoksulluk oranını 5 puan azaltmayı planlıyor.</p>
<p>Altyapı yatırımları kapsamında 2 bin 500 kilometre yol ve 40 köprünün yapılması veya yenilenmesi, 10 baraj inşa edilmesi ve Yerevan, Gümrü ile Vanadzor’da 24 saat kesintisiz su sağlanması öngörülüyor.</p>
<p>Teknoloji ve enerji alanında ise en az 100 bin gelişmiş GPU kapasitesine sahip yapay zekâ altyapısının kurulması, 1.000 megavat güneş enerjisi ve 800 megavat enerji depolama kapasitesine ulaşılması hedefleniyor. Yeni bir nükleer enerji ünitesi için teknoloji seçiminin 2027 sonuna kadar tamamlanması planlanıyor.</p>
<p>(Kaynak: Armenpress, Civilnet)</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 20 Aug 2026 14:21:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA["Tek kişilik satranç": Öcalan, Silahsızlanma ve Siyasallaşma Kurulu'nda]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/tek-kisilik-satranc-ocalan-silahsizlanma-ve-siyasallasma-kurulu-nda-41592</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/08/20/tek-kisilik-satranc-ocalan-silahsizlanma-ve-siyasallasma-kurulu-nda.webp'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/tek-kisilik-satranc-ocalan-silahsizlanma-ve-siyasallasma-kurulu-nda-41592</guid><description><![CDATA[2024 Aralık’tan bu yana yürüyen çözüm sürecinde çerçeve yasanın 10 Ağustos’ta Meclis’ten geçmesiyle “belli bir eşiğe” gelindi. Elbette her şeyi çözecek bir yasa değil bu, yol uzun ve meşakkatli ve çok katmanlı. Ancak Kürt siyaseti bu aşamayı kritik ve önemli buluyor ve burdan bir yol haritası çıkarıp zaman içinde özgürlükler, demokratikleşme ve yeni anayasayla Cumhuriyet’in temel ortaklarından biri olmayı hedefliyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>10 Ağustos'ta Meclis'ten geçen çerçeve yasadan sonra Meclis'in tatile çıkmasıyla, iki yıllık çözüm süreci de yaz rehavetine girdi görüntüsü veriyor ancak Kürt siyasetinde mücadele durmadan devam ediyor. İmralı Heyeti’nden Pervin Buldan, yine heyetten avukat Fait Özgür Erol ve Öcalan ile uzun süre hapiste kalmış, 32 yıl hapis yatmış Veysi Aktaş, bu kritik günlerden sonra İstanbul’da gazetecilerle bir araya gelip hem geçmişe, hem çerçeve yasaya hem de ileriye dönük görüşlerini paylaştı hem de sorulara cevap verdi.</p>
<p>Bununla bağlantılı olarak yasanın içeriğine ve usulüne ilişkin eleştirileri olduğunu, yasanın çok daha kapsamlı, hem Türkiye'nin hem demokratikleşme hem de Kürt sorununun çözümü boyutunda tanım yapan bir yasa olmasını istediklerini ancak mevcut ülke gerçekliği ve sürecin kendi içinde taşıdığı bazı özellikler itibariyle gelinen noktanın bu olduğunu ifade ediyorlar.</p>
<p>Çerçeve yasadaki “terör örgütü, terör” gibi çok eleştirilen kavramların Öcalan tarafından kabul edilmesi eleştirileri hakkında şöyle diyor: “Sayın Öcalan son görüşmemizde ‘Ben kavramlara çok takılmıyorum. Önemli olan bu yasanın çıkması” dedi. Tabii ki bunun dilin değişmesi mücadelesini vereceğiz. Ama bu yasa bir ilktir, bir kilit yasadır, bir kök yasadır. Öcalan kendi ifadesiyle ‘Ben bu aşamaya gelmesi konusunda büyük bir çaba sarf ettim ve tek kişilik bir satranç oynadım’ diyor”.</p>
<h4>4000 siyasiye özgürlük</h4>
<p>Avukat Erol, yasanın yürürlüğe girdiğini ve uygulaması için de Milli Güvenlik Kurulu kararının yayınlanmasına bağlı olduğunu hatırlattıktan sonra şöyle diyor: “Bunlar çok kolay aşamalar değil ama yasa uygulanmaya başlayınca cezaevlerindeki yaklaşık 4000 siyasinin doğrudan özgürlüğüne kavuşabileceği bir niteliği var. Dışarıda da toplamda 75.000'in üzerinde soruşturma ve kovuşturma dosyasını etkileyecek bir kapasitesi var. 75.000 siyasi dosya demek, yüz binlerce insanın hayatına dokunacak bir yasa niteliği taşıyor. Ayrıca yasanın ihtiva ettiği kurullar meselesi var. Bu kurullarla birlikte Öcalan’ın süreci daha iyi yönetebileceği koşulların ortaya çıkması imkanını sağlıyor. Biz bunu bir kapının aralanması olarak değerlendiriyoruz ve o kapıya yükleneceğiz. Kapının da hukuk ve demokrasi alanına açılması noktasında ısrarcı olacağız. Bunu demokrasi çarkının dönüşü olarak da ifade edebiliriz.”</p>
<p>Hem devlet hem de İmralı tarafındaki görüşmelerde bulunan Pervin Buldan sürece dair şunları anlatıyor:</p>
<p>“Bu yasa çok krizli oldu. Çünkü bizimle ortaklaşılarak çıkan bir yasa değildi. Yasayı görmek, Öcalan'a götürmek istedik ama bu olmadı. Biz ancak yasanın çıkacağı gün sabah taslağı görme imkanına sahip olabildik. Yasa içerisinde çokça terör kavramı vardı. Buna karşı çıktık. Bunu ifade etmekte fayda var.”</p>
<h4>"Daha umutlu dönem"</h4>
<p>“Sayın Öcalan son görüşmemizde ‘Ben kavramlara çok takılmıyorum. Önemli olan bu yasanın çıkması’ dedi. Öcalan kendi ifadesiyle ‘Ben bu aşamaya gelmesi konusunda büyük bir çaba sarf ettim ve tek kişilik bir satranç oynadım’ diyor.” Bu kendi ifadesidir. Bu tek kişilik satrançta elbette zorlandığı zamanlar oldu ama hep meselenin pozitif yanına baktı. Artık silahlı mücadelenin bittiği ve siyasal bir mücadelenin devreye gireceği bir zaman dilimini örmeye çalıştı.”</p>
<p>“2013-2015 sürecinde de İmralı'ya giden biriyim. Kıyasladığım zaman bu dönemin çok daha umutlu ve artık barışa daha yakın bir dönem olduğunu söylüyorum. Çünkü 2013-2015 döneminde siyaseten herkesin bu meseleye olumlu baktığı bir ortam yoktu. Örneğin MHP'nin, Bahçeli'nin o süreçteki çıkışları, açıklamaları, sürece karşı duruşu belki de sürecin sonlanmasına vesile oldu ama bu dönem Bahçeli'nin de bu konudaki çabalarını, katkılarını takdir eden bir yerden görmek gerektiğini düşünüyorum. Bu konuda emeğinin çok olduğunu ifade etmek istiyorum.”</p>
<h4>Öcalan, alt kurulda</h4>
<p>“Yaklaşık iki yıldır devam eden süreçte en önemli şey insanların hayatını yitirmemesi, cenazelerin gitmemesi meselesidir.”</p>
<p>‘Yasayla birlikte bazı kurulların oluşması gerekiyor.  24 Ağustos’ta bir üst kurul kurulacak ve bu ilk toplantısını yapacak. Üst kurulun ilk toplantısının hemen ardından alt kurulların kurulması için bir süreç başlayacak. Bu alt kurulların biri ‘Silahsızlanma ve Siyasallaşma Kurulu’ olacak ve Sayın Öcalan bu kurulun başında olacak. Çünkü Öcalan, gelişleri organize de edecek. Alt kurulda siviller olmayacak, devlet yetkilileri olacak. Kurulun kuruluş tarihi belli değil. Üst kurul, 24 Ağustos pazartesi ilk toplantısını yapacak ve alt kurulun toplantı tarihini belirleyebilir. Bundan henüz bir bilgimiz yok. Öte yandan hem Avrupa'dan hem Kandil'den geleceklerin birçoğu kadın olacak. Dolayısıyla bir kadın kuruluna da ihtiyaç var. Bunu da söyledik.”</p>
<p>“Şunun altını çizmek isterim: Bu yasa hiç beklenmeden farklı somut adımlar da atılabilir. Örneğin AYM ve AİHM kararlarının bir an önce uygulanması. Böylece siyasetçilerin cezaevinden çıkması mümkün olur. Sayın Cumhurbaşkanı ve diğer yetkililerle görüşmelerde de ifade ettik. Milli Güvenlik Kurulu, Ekim ayında toplanacak ve Milli Güvenlik Kurulu toplantısı öncesi de bu adımlar atılabilir. Cumhurbaşkanına da söyledik."</p>
<h4>Örgütün dönüşünü yönetecek</h4>
<p>Öcalan’ın avukatlarından ve İmralı Heyeti üyesi Faik Özgür Erol da, yasanın yeterli olmadığını ama kurulacak kurullarla yasa kapsamında yeni yasalar çıkarılabileceğini ve böyle ilerleme kaydedilebileceğini ifade ediyor. Öte yandan üst kurul ve alt kurulların hızlıca kurulup çalışmalara başlamasını da bekliyor. Erol, kurullarda Öcalan’ın rolüne dair de şöyle diyor:<strong> “</strong>Bahsettiğimiz üç kurul birbirini tamamlayacak, eş güdümlü çalışması gereken üç kurul. Bu kurullar içerisinde Sayın Öcalan rolü ne olacak? Bunu açık söyleyeyim. Öcalan’ın birinci rolü, gelenlerin ve bir bütün olarak örgütün ‘silahsızlandırılması’ sürecinin taahhüt boyutunu gerçekleştirmektir.  Yani bu çalışmanın devlete yönelik boyutu, taahhüt sorumluluğunun düzenlenmesidir. Bu çalışmanın kendi örgütüne dönük boyutu ise bu geliş sürecinin yönetimidir. Bir yanı taahhüttür, bir yanı bu sürecin yönetimidir.”</p>
<h4>"Mandela da yer değiştirmişti"</h4>
<p>Bir süresini Öcalan’la birlikte toplamda 32 yıl hapis yatan Veysi Aktaş da sürecin kısmen başındaki ve İmralı tarafından tanıklarından biri olarak, sürecin Bahçeli’nin açıklamasıyla başladığını, iddiaların aksine Ada’da başka bir görüşme olmadığını söylüyor. “Bahçeli’nin açıklamasından sonra devletle ilişki kurdu. Ondan önce çok ağır bir tercih süreci yaşadı. Aslında başkan bunu 2023’te 100. Yıl’da bekliyordu. Fakat işte devlet içerisindeki dengeler biraz buna müsaade etmedi. Aslında devlet içerisinde bu girişimi başlatmak isteyen bir kesim de vardı. Ama olmadı. Mesela 2023’te Başkan’ın yeri değiştirildi. O zaman bir tartışma yürüttü: Mandela’nın da ilk olarak yeri değiştirilmişti. Acaba böyle bir süreç mi başlıyor? Ama sonradan öğrendik ki, devlet içerisinde bir kesim böyle bir görüşmeyi başlatmak istemiş. Ama engellenmiş.”</p>
<p>Aktaş bu gecikme gibi, yasanın çıkmasının da 8-9 ay geciktiğini belirtiyor. “Aslında geçen yıl silahlar yakıldıktan sonra komisyonun oluşması gerekiyordu. 10 Ağustos’ta çıkan yasanın geçen yıl Ekim’de çıkması gerekiyordu. Neredeyse bir yıldır bir salınım durumu var. İmralı’ya geliş-gidişler vardı ama yol alınamıyordu.”</p>
<h4>Devlet, Öcalan'ın statüsünü kabul etti</h4>
<p>Bu “belirsizliğe bırakmada”, devletin Öcalan’ın statüsünü kabul etmemesinin etken olduğunu sözlerine ekliyor: “Yasanın 10 Ağustos'ta Meclis’ten geçmesi, Türkiye'nin en tarihi adımlarından biridir. Yine Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın Sayın Öcalan'ın statüsüne dönük açıklamasıyla, ilk kez siyasi irade Sayın Öcalan statüsünü kabul etmiş oldu. Böylece müzakerenin muhattabını kabul etti devlet. Zaten konu da burada tıkanıyordu biraz. Yani bu eşik bir türlü aşılamadığı için diyalogdan müzakere aşamasına bir türlü geçilemiyordu.”</p>
<p>“Bu sürecin üç aşaması var. İlk adım çerçeve yasa olarak ifade edilen süreçti. Bu aşıldı. İkincisi demokratikleşme süreci. Ve üçüncüsü de yeni anayasa” diyen Aktaş, şunları anlatıyor: “Kürtler hukukun ve devletin de dışına itilmişti. Bu süreç Kürtlerin hukuk ve devlet içine alınması sürecidir esasında. Bu sürecin tamamlanması gerekiyor. İki tarafın birbirini tanıması lazım. Yani Kürtlerin devleti, devletin de Kürtleri tanıması lazım. Demokratik entegrasyon da böyle gerçekleşir.”</p>
<h2><span style="color: rgb(186, 55, 42);">Soru cevaplarla süreç</span></h2>
<p><strong>Yasa DEM Parti’ye neden son gün verildi?</strong></p>
<p><strong>Buldan:</strong> Gerçekten bilmiyoruz. Çok ısrar ettik. Ama bir türlü alamadık. Şöyle bir gerekçe sundular: “Henüz hazır değil.”</p>
<p><strong>Süreci, Sırrı Süreyya mı başlattı?</strong></p>
<p><strong>Buldan:</strong> Sırrı Süreyya’nın Bahçeli’yi ziyaretiyle başlayan bir süreç olduğu rivayeti doğru değil. Sırrı Bey böyle bir ziyaret yapmadı. Yani sürecin başlaması tamamıyla Devlet Bahçeli'nin yaptığı bir çağrı ile oldu.</p>
<p><strong>Cumhurbaşkanı AYM ve AİHM kararları uygulama talebine nasıl bakıyor?</strong></p>
<p><strong>Buldan:</strong> AYM ve AİHM kararlarının uygulanmasını son görüşmede de söyledik. Hiç yorum yapmadı aslında. Genelde Cumhurbaşkanı'nın tarzı bu. Hep dinler. Yanında bir heyeti olur. O heyet not alır. Toplantının sonunda biz kendi görüşlerimizi ifade ettikten sonra o kendi heyetine söz verir. O heyet de kendi değerlendirmelerini yapar. Sonunda Cumhurbaşkanı kısa bir değerlendirme yapar. Fakat bu konuya çok fazla girmiyorlar.</p>
<p>Kendi anladığımı söyleyeyim: AYM ve AİHM kararları, tahliyeler, kayyum meselesi, teyit tespit yani silahsızlanma ya da silah teslimleri ilerlediği zaman gündeme alınacak diye öngörüyoruz. Yani Selahattin ve Figen Başkan gibi isimlerin de içerisinde yer aldığı, şu an cezaevinde olan arkadaşlarımızın teyit tespit sürecinin ilerleyişine bağlı olarak tahliyelerinin gerçekleşeceğini düşünüyoruz.</p>
<p><strong>Öcalan’ın bahsettiği tüzüğü, programı ve kadrosu farklı yeni parti ne zaman kurulacak?</strong></p>
<p><strong>Buldan:</strong> DEM Parti'nin kongresi 6 Eylül’de yapılacak. Fakat esas kongre bu olmayacak, esas kongre muhtemelen Mart ayında, Nevroz öncesi olur. Sayın Öcalan hem tüzük değişikliği, hem program değişikliği hem de kadro değişikliği ile yeni bir partiden söz ediyor. Yeni bir hareket diyelim. Hareketin çalışmaları, 6 Eylül'deki kongreden sonra başlatacak. Sayın Öcalan eş başkanlarla yapacağı bir görüşmede daha detaylı anlatacağını ifade ediyor. O yüzden eş başkanlarla da görüşme talebi var.</p>
<p>Artık yasa çıktı, kurul pazartesi günü kuruluyor ve biz de hem eş başkanların, hem basının hem de akademisyenlerin İmralı’ya gitmesi için fırsat yaratmaya çalışıyoruz. Ama bununla ilgili bir takvim yok. Yasa çıktı, artık bunun önünde bir engelin kalmadığını düşünüyoruz.</p>
<p><strong>Meclis’te neler olacak?</strong></p>
<p><strong>Buldan:</strong> Mecliste bir izleme kurulu kurulacak. Her partiden bir ya da iki milletvekilinin içerisinde olduğu bir kurul. Meclis şu an kapalı ama açılmasını beklemeden de Meclis Başkanı Numan Kurtuluş bu süreci işletebilir. Böyle bir hazırlığın olduğunu da biliyoruz. Buna da büyük bir ihtiyaç var. Sayın Öcalan da ifade etti görüşmemizde. Bütün partileri içerisine alması ve şeffaflık açısından önemli. İçerisinde bulunacak her siyasi partinin milletvekili, kendi partisine o anlamda bilgi de verebilecek.</p>
<p><strong>Yasa dışında kalan kaç kişi olacak?</strong></p>
<p><strong>Erol:</strong> Yasada kapsam dışı kalan yaklaşık 900 kişi. Diğer tarafta bu kapsama giren kaç kişidir, onların durumları henüz hukuken tespitli değil. Ama cezaevinde yaklaşık 400 kişi var. Ama süreç ilerledikçe bu kapsam dışında tutulanlar da kurul tarafından yasal düzenleme talebine dönüştürülecek. Yasa buna cevaz veriyor.</p>
<p><strong>Sürecin bitmeyeceği garantisi nedir?</strong></p>
<p><strong>Erol:</strong> Bu sorunda özellikle silahlı şiddet boyutu ortadan kalktığında, hukuk ve demokrasi kapısının ihtimali azalmaz, artar. Bunun bir garantisi var mıdır? Adım atılmaması halinde Kürt siyaseti ne yapacak? Kürt siyaseti final yapıp evine gitmiyor ki. Sayın Öcalan'ın ifade ettiği şey şu: 30 yıldır aynı noktadayım, silahlı mücadeleye son, siyasal mücadeleye devam. Dolayısıyla siyasal mücadele süreci devam edecektir. Sadece silahlı mücadele ortadan kalkıyor.</p>
<p>Sürecin ilerleyişinde güven ve güvence denklemini kurmaya çalışıyoruz. İki yıldır yapmaya çalıştığımız şey budur. Güven güvenceyi üretir, güvence güveni üretir. Bu denklem üzerinden hareket etmeye çalışıyoruz. Çünkü şunu çok iyi biliyoruz. En ideal yasayı dahi yapsanız, bu ülke şartlarında siyasi ve idari karar ve irade yoksa o yasa hükümsüzdür.</p>
<p>Bu yüzden bu süreci esasen “centilmenlik sözleşmesi” olarak tanımladı Sayın Öcalan. Yani bu biraz inanca dayalı bir sözleşme. Sözleşmede her şey yazıya geçmek zorunda değildir. Fakat taraflar yazıya geçmeyenin hayata geçeceğine dair birbirlerine inanç ve centilmenlik tutumu içerisine girerler. Bu güvene dayalı bir yaklaşımdır.</p>
<p><strong>Bu süreci 2015'e göre daha mutlu hale getiren nedir? </strong></p>
<p><strong>Erol:</strong> 2015'teki süreç ile bugünkü süreç birbirinden kopuk süreçler değildir. 2006, 2008 ya da 2015 diyebilirsiniz, o masa hep oradaydı. Önemli olan o masanın doğru muhataplarını ve doğru devlet muhataplarını bulmasıydı. Şimdi buldu.</p>
<p><strong>Buldan</strong>: 2015’te toplum hazırdı, şimdi fazla değil. Ama bu dönem güçlü üç tane aktör var. Siyasi bir irade var ortada. Toplum henüz hazır değil ama adımlar atıldıkça güven oluşacak. Bu süreçte diğer süreçlerde olmayan ve umutlu olmamı sağlayan üç önemli aktör var: Sayın Öcalan, Sayın Bahçeli ve Sayın Erdoğan. Bu üç önemli aktörün yüksek iradesiyle bu sürecin tamamlanacağına inanıyorum.</p>
<p><strong>Önümüzdeki dönemde neler beklemeli?</strong></p>
<p><strong>Buldan:</strong> Önümüzdeki dönemde bizim için önemli olan, bir an evvel bu kurulların çalışabilmesi için İmralı’nın şartlarının değişmesi. Yani orada Öcalan’ın özgür çalışabileceği ve doğrudan size hitap edebileceği koşulların oluşması gerekiyor. Hem basına, hem siyasetçilere. Bunlar da üzerinde konuşulmuş ve mutabakata varılmış hususlardır. Dolayısıyla bir an evvel bunun hayata getirmesini bekliyoruz. Koşulların değiştiği yazılıyor ama bunu ancak gidip gördüğümüzde teyid edebiliriz.</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 20 Aug 2026 13:24:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[İBB davasının ikinci duruşması dördüncü günde devam ediyor]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/ibb-davasinin-ikinci-durusmasi-dorduncu-gunde-devam-ediyor-41591</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/06/11/imamoglu-ndan-kilicdaroglu-na-tepki.webp'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/ibb-davasinin-ikinci-durusmasi-dorduncu-gunde-devam-ediyor-41591</guid><description><![CDATA[İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 53’ü tutuklu 414 sanıklı İBB davasının ikinci duruşması dördüncü günde devam ediyor. Tutuksuz sanık iş insanı Yusuf Kaya’nın savunmasıyla duruşmaya başlandı. Kaya, önceki savunmalarını tekrarladı ve “rüşvet” suçlamasını reddetti. Bugün itirafçı tutuksuz sanık Ertan Yıldız’ın savunma yapması da bekleniyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 53'ü tutuklu 414 sanıklı İBB davası, İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri'deki Marmara Kapalı Cezaevi'nin Yeni Duruşma Salonu'nda devam ediyor.</p>
<p>Bugünün ikinci duruşmanın dördüncü günü.</p>
<p>17 Ağustos'ta başlayan ikinci celse öncesinde İmamoğlu'nun da bulunduğu110 kişinin tutuklu, 304 kişinin tutuksuz yargılanmasıyla başlayan davanın ilk celsesi 4 ay sürmüştü. Birinci celse sonunda 57 kişi tahliye edilmişti. İmamoğlu, “suç örgütü kurmak ve yönetmek” başta olmak üzere 143 ayrı eylemden sorumlu tutuluyor. Savcılık, İmamoğlu hakkında 828 yıldan 2 bin 352 yıla kadar hapis cezası talep ediyor.</p>
<p>Medyascope'tan Furkan Karabay'ın<a href="https://medyascope.tv/2026/08/20/ibb-davasinin-2-durusmasi-rusen-cakirin-savunma-yapmasi-bekleniyor/" target="_blank" rel="nofollow noopener"> haberine</a> göre bugün itirafçı tutuksuz sanık Ertan Yıldız’ın savunma yapması bekleniyor. Ayrıca İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde “suç örgütü lideri” olarak yargılanan İBB davasında da tutuksuz sanık olan Aziz İhsan Aktaş da korumalarıyla duruşma salonundaki yerini aldı.</p>
<h4>"Konuşulan rakam benim ticari kafama girmiyor”</h4>
<p>Tutuksuz sanık iş insanı Yusuf Kaya’nın savunmasıyla duruşmaya başlandı. Kaya, önceki savunmalarını tekrarladı ve “rüşvet” suçlamasını reddetti. Kaya’nın ardından Eylem 20 kapsamında yargılanan Erdoğan Göğen sanık kürsüsüne geldi.</p>
<p>Aykut Erdoğdu’nun avukatı Tuğba Torun, Göğen’e, “Faaliyetleriniz, işe başladıktan sonra mı durduruldu” diye sordu. Göğen, “Evet” yanıtını verdi. Torun bunun üzerine, “Durdurulmasının rüşvetle alakası var mı” sorusunu yöneltti. Göğen ise, “Rüşvet versem hangi genel müdür benim faaliyetimi durdurabilir” yanıtını verdi. Avukat Torun devamında, “Firmayı ne kadara devraldınız?” diye sordu. Erdoğan Göğen, “1 milyon 350 bin euro devir bedeli ödedim. Bu miktara şirketi devralmışken 1 milyon 200 bin dolar rüşvet diye konuşulan rakam benim ticari kafama girmiyor” dedi.</p>
<p><em>Duruşma devam ediyor.</em></p>
<p>İBB davasının ikinci duruşması 17 Ağustos'ta başladı. Davadaki gelişmeleri haberlerimizden takip <a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/tutuksuz-saniklar-dinleniyor-savunmalar-eylul-sonunda-tamamlanacak-41565" target="_blank" rel="nofollow noopener">edebilirsiniz.</a></p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 20 Aug 2026 12:38:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Ermeni derneklerinden Kınalıada Rum Kampı’nda etkinlik]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/ermeni-derneklerinden-kinaliada-rum-kampinda-etkinlik-41587</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/08/20/ermeni-derneklerinden-kinaliada-rum-kampinda-etkinlik.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/ermeni-derneklerinden-kinaliada-rum-kampinda-etkinlik-41587</guid><description><![CDATA[Kınalıada Gazturman Gayan Dinlenme Evi, deprem dayanıklılık çalışmaları nedeniyle üç yıldır kapalı. Ermeni toplumundan çocuklar, son üç yıldır adada bulunan Rum Kampı’na gidiyor. Kamp, çocuklar için 11 Ağustos’ta kapılarını açtı. Eğlence ve aktivitelerin düzenlendiği kampa Ermeni okullarından yetişenler dernekleri ziyarette bulundu.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Kampın organizatörlüğünü Ari Çolak yaparken, hayırsever Monik Yerganyan maddi destekte bulunuyor. 17 Ağustos Pazartesi günü Ermeni okulları dernekleri tarafından etkinlik düzenlendi. Üstrahip Harutyun Damadyan, Hristos (Metamorfozis) Rum Manastırı’nın Müdürü ve aynı zamanda Kınalıada Sosyal ve Kültürel Gençlik Derneği Başkanı Diamandi Kumvopulos da etkinlikte hazır bulundu. Animatör Arman Köse hazırladığı oyunlar ile çocukları eğlenceli vakit geçirdi. Ari Çolak ve Üstrahip Damadyan konuşmalarında derneklere etkinlik için teşekkür ettiler. Dernekler adına konuşan Aramyan Okulu’ndan Yetişenler Derneği Başkanı Sevan Ataoğlu, kampın düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkürlerini iletti. Rum Kampı, 20 Ağustos’ta sona erecek</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 20 Aug 2026 11:58:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[İmza doğru ancak başka belgeden alınmış]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/imza-dogru-ancak-baska-belgeden-alinmis-41586</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/08/20/golba-ailesinin-hakliligi-bilirkisi-raporuyla-belgelendi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/imza-dogru-ancak-baska-belgeden-alinmis-41586</guid><description><![CDATA[2025’te “İleri yaştaki kişiler dolandırıcıların hedefi halinde” başlığıyla basına yansıyan Vaçek Golba dosyasında önemli bir gelişme yaşandı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Ermeni ve Polonez cemaatlerine mensup yurttaşlardan 77 yaşındaki emekli kimya mühendisi Vaçek Golba, Polonezköy’deki aile arazisi nedeniyle 2023 yılında 1 milyon 50 bin dolarlık bir senetle <a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/avukat-benglian-ileri-yastaki-kisiler-dolandiricilarin-hedefi-halinde-38873" target="_blank" rel="nofollow noopener">karşı karşıya kalmıştı</a>. Faizle birlikte giderek büyüyen borç, icra dosyasındaki güncel kapak hesabına göre 70 milyon TL’ye yaklaşmıştı. Golba, böyle bir borç ilişkisinin hiçbir zaman kurulmadığını ve senedin sahte şekilde düzenlendiğini başından beri savunuyordu.</p>
<p>Ancak İcra Hukuk Mahkemesinde alınan bilirkişi raporu ile Adli Tıp Kurumu raporlarında, senetteki imzanın Golba’nın eli ürünü olduğu yönünde görüş bildirilmişti. Bu raporlar üzerine, Golba’nın suç duyurusu sonucunda başlatılan soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ve soruşturma dosyası kapatılmıştı. Böylece Golba, astronomik tutardaki bir borç iddiasıyla karşı karşıya kalmıştı.</p>
<h4>Agos’un dikkat çektiği eksiklik doğrulandı</h4>
<p>Agos’un Golba’nın avukatı Saro Bengliyan ile görüşerek yayınladığı<a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/avukat-benglian-ileri-yastaki-kisiler-dolandiricilarin-hedefi-halinde-38873" target="_blank" rel="nofollow noopener"> haberde</a>, önceki bilirkişi ve Adli Tıp incelemelerinin yalnızca imzanın aidiyetiyle sınırlı kaldığına dikkat çekilmişti. İmzanın Golba’nın eli ürünü olmasının, imzanın doğrudan bu senedin altına onun tarafından atıldığını tek başına göstermeyeceği vurgulanmıştı.</p>
<p>Haberde ayrıca senet üzerinde çerçeve imza, sürşarj, tahrifat veya imzanın başka bir belgeden taşınması ihtimallerinin araştırılmadığı belirtilmişti. Golba’nın avukatı da borçlu olunmadığının tespiti amacıyla açılan menfi tespit davasında yapılacak kapsamlı incelemenin, senedin gerçek düzenlenme biçimini ortaya çıkaracağını ifade etmişti.</p>
<p>Menfi tespit davasını yürüten mahkemece alınan yeni bilirkişi raporu, bu inceleme eksikliğini doğruladı.</p>
<h4>İmza Golba’ya ait, ancak onun tarafından atılmamış</h4>
<p>Mahkeme tarafından görevlendirilen bilirkişi heyeti, bu kez incelemeyi yalnızca imzanın kime ait olduğuyla sınırlı tutmadı; senet kâğıdının fiziki yapısını ve imzanın belgeye nasıl yerleştirildiğini de teknik olarak inceledi.</p>
<p>Golba’nın avukatı Saro Bengliyan’ın verdiği bilgiye göre incelemede senet kâğıdı üzerinde çeşitli kalıntı ve artıklar, deformasyonlar ile yapıştırıcı madde izleri tespit edildi. Bilirkişi, imzanın Golba’nın eli ürünü olduğunu; ancak doğal çizgi akışını taşımadığını ve kesintiye uğradığını belirledi. Raporda, bütün bu bulgular birlikte değerlendirilerek imzanın başka bir belgeden alınarak senede sonradan taşındığı sonucuna ulaşıldı.</p>
<p>Golba’nın avukatı Bengliyan, raporla birlikte dosyada başından beri savundukları hususun açıklığa kavuştuğunu belirtti ve “İmza Vaçek Golba’ya ait, ancak bu senedin altına onun tarafından atılmamış” dedi.</p>
<p>Menfi tespit davasını yürüten mahkemenin yaptırdığı kapsamlı inceleme sonucunda, Golba’nın yaklaşık dört yıldır dile getirdiği sahtecilik iddiası ilk kez senedin fiziki yapısına ilişkin teknik bulgularla doğrulanmış oldu.</p>
<p>Avukat Bengliyan’ın değerlendirmesine göre dosyadaki hukuki uyuşmazlığın sona ermesiyle, Vaçek Golba’nın yanı sıra Türkiye Ermeni toplumuna mensup eşi ve kızlarının yaklaşık dört yıldır yaşadığı  sıkıntılı süreçte çok önemli bir gelişme yaşandı.</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 20 Aug 2026 11:54:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Surp Asdvadzadzin coşkuyla kutlandı]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/surp-asdvadzadzin-coskuyla-kutlandi-41585</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/08/20/surp-asdvadzadzin-coskuyla-kutlandi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/surp-asdvadzadzin-coskuyla-kutlandi-41585</guid><description><![CDATA[Ermeni Kilisesi’nin beş büyük yortusundan biri olan Meryem Ana’nın Göğe Yükseliş (Asdvadzadzin) Yortusu, 16 Ağustos Pazar günü kiliselerdeki Badarak ayinleriyle kutlandı. Türkiye Ermenileri Patriği Sahak Maşalyan, gelenek olduğu üzere Hatay Vakıfköy’deki kutlamalara katıldı. İstanbul’daki kiliselerde yapılan kutlamalara ise toplum ilgi gösterdi. İskenderun Kilisesi’nde ise restorasyon çalışmaları başladı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Patrik Sahak Maşalyan, 15 Ağustos Cumartesi günü İskenderun Karasun Manuk Kilisesi’nde yapılan Surp Badarak ayinine riyaset etti. Hatay Ermeni kiliseleri din görevlisi ve bölge ruhani önderi Der Avedis Tabaşyan’ın sunduğu Badarak’ta Kilikya Kutsal Makamı rahiplerinden Movses Yasuklanyan, Der Teodik Çetinkaya, Anadolu Katolik Havarisel Vekilliği temsilcisi P. Garmina Tonici ile Yusuf Tabaş başkanlığındaki İskenderun Yönetim Kurulu üyeleri de hazır bulundu. Ayinde Patrik Maşalyan verdiği vaazda,  bu Badarak ile kilisede ibadete ara ara verileceğini ve restorasyon sürecinin başlayacağını duyurdu. Maliyeti yüksek bu çalışmalar için herkesin</p>
<figure class="image float-md-start"><img class="" src="https://static.agos.com.tr/2026/08/iskenderun-son-ayin-lraper.jpeg" alt="" width="354" height="200">
<figcaption>İskenderun<br>Fotoğraf: Lraper</figcaption>
</figure>
<p>desteğine ihtiyaç duyulduğunu belirten Patrik Maşalyan, İskenderun Kilisesi’nin bölgede kalan iki Ermeni kilisesinden biri olduğuna ve bölgedeki varlığın canlı bir tanığı sayıldığına vurgu yaparak kilisenin bir an önce onarılması gerektiğini ifade etti. Törenin sonunda, İskenderun’da görev yapmış merhum din görevlileri için ayin-i ruhani duaları okundu. İskenderun Kilisesi’nin restorasyonu için 77 milyon TL gerekiyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan 5 milyon TL’lik yardım sağlanacak. Kilise vakfı, çalışmalar için bağış kampanyası başlatmış, Agos’a verdikleri bilgide 500 bin TL civarında bağış toplandığını, bazı vakıflardan ise maddi destek için söz aldıklarını söylemişti. </p>
<figure class="image float-md-start"><img class="" src="https://static.agos.com.tr/2026/08/vakifkoy-asdvadzadzin-lraper.jpeg" alt="" width="403" height="227">
<figcaption>Vakıfköy<br>Fotoğraf: Lraper</figcaption>
</figure>
<p>Akşam saatlerinde Vakıfköy’e giden Patrik Maşalyan’ı halk karşıladı.</p>
<p>Geleneksel tuz-ekmek kutsaması ve Hraşapar törenlerine Ortodoks Kilisesi Tarsus Piskoposu Pavlos Orduluoğlu da katıldı. Köydeki akşam dualarının ardından konuşan Patrik Maşalyan, “Bu bölge halkı coğrafi olarak merkezden uzak olsa da tüm inananların kalbinde” dedi ve  halka doğup büyüdükleri topraklara ve ana kiliselerine sıkı sıkıya bağlı kalmaları çağrısında bulundu. </p>
<p>Vakıfköy Yönetim Kurulu, akşam saatlerinde Patrik ve beraberindeki heyeti akşam yemeğinde ağırladı. Gece saatlerinde harisa (keşkek) yemeğinin pişirileceği yedi kazanın ateşi Patrik Maşalyan tarafından yakıldı. 16 Ağustos Pazar günü Vakıfköy Surp Asdvadzadzin Kilisesi’ndeki</p>
<p>Asdvadzadzin Yortusu ayinini Peder Tabaşyan yönetti. Patrik Maşalyan’ın riyaset ettiği ayine köy halkı ilgi gösterdi. Samandağ Belediye Başkanı Emrah Karaçay, İslahiye Belediye Başkanı Kemal Ural ve kardeş kiliselerden yönetim kurulu başkanlarının katıldığı ayinde vaaz veren Patrik Maşalyan, "Burası bizim kökümüzdür. Bu yüzden hepimiz buraya adak ziyaretine geldik" dedi. Ayinin sonunda kilise bahçesinde üzümler ve harisa kutsandı. Patrik Maşalyan, aynı günün akşamı havayolu ile İstanbul’a döndü.</p>
<p>Feriköy Surp Vartanants Kilisesi’ndeki ayini kilisenin yeni din görevlisi Üstrahip Şınorhk Donikyan</p>
<figure class="image float-md-end"><img class="" src="https://static.agos.com.tr/2026/08/ferikoy-asdvadzadzin-ishan-final-1.jpg" alt="" width="362" height="241">
<figcaption>Feriköy<br>Fotoğraf: İşhan Erdinç</figcaption>
</figure>
<p>yönetti. Başepiskopos Aram Ateşyan’ın riyaset ettiği ayinde ilahiler Şef Sibil Arsenyan yönetimindeki Vartanants Korosu tarafından seslendirildi. Kilisedeki törenin ardından Feriköy Okulu bahçesinde üzümler kutsandı. Boyacıköy Surp Yerits Mangants Kilisesi’ndeki ayini ise Üstrahip Zadig Babikyan yönetti, ilahiler Aren Selvioğlu yönetimindeki Sayat Nova Korosu tarafından seslendirildi. Üzümlerin kutsandığı ayinin ardından hazırlanan harisalar dağıtıldı. Topkapı Surp Nigoğayos Kilisesi’ndeki ayini ise Peder Vosgi Sarkisyan yönetirken, Peder Şirvan Mürzyan hazır bulundu. Diyakoslar tarafından seslendirilen ilahilerin ardından kilise bahçesinde üzümler kutsandı.Kadıköy Surp Levon Ermeni Katolik  Kilisesi’ndeki ayini ise Peder Mikael  Uçar yönetti, ayine  yoğun katılım vardı.</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 20 Aug 2026 11:41:00 +0300</pubDate></item></channel></rss>