PATRİK MAŞALYAN PATRİKHANE'NİN HÂLÂ TÜZÜĞÜNÜN OLMAYIŞINI GÜNDEME GETİRDİ
"Yaşar ne yaşar ne yaşamaz"
Hrant Dink Vakfı’nın Azınlık Hakları Akademisi Hibe Programı ve Avrupa Birliği tarafından desteklenen konferansın ilk gününe (10 Ocak Cumartesi) Türkiye Ermenileri Patriği Sahak Maşalyan, Azınlık Cemaat Vakıfları Temsilcisi ve Vakıflar Meclisi Üyesi Can Ustabaşı, Vakıflar Genel Müdürlüğü Vakıf Hizmetleri Şube Müdürü Ümit Ergüden, kilise vakıf yönetimleri katıldı.
Beyoğlu Üç Horan Kilisesi Vakfı yönetim kurulundan Doç. Dr. Rafi Süzme, açılış konuşmasında konferans ile azınlık haklarını akademik ve hukuki olarak ele almak istediklerini, ortak düşünceye zemin hazırlamak istediklerini söyledi. Açılış konuşmalarını Patrik Maşalyan ve Azınlık Cemaat Vakıfları Temsilcisi CanUstabaşı yaptı.
5737 sayılı kanunun vakıfların mülk edinmesi yönünde önemli olduğunu söyleyen Ustabaşı, Hatay’da bulunan azınlık vakıflarının 1936 beyannamesine dahil olamaması nedeniyle Vakıflar Kanunu’nun geçici 7’inci maddeden yararlanamadığını ve AYM kararlarının da yeterli olmadığının altını çizdi.Ustabaşı bu konuda çalışmaların sürdüğünü belirtti. 2027 yılında vakıf seçimlerinin yenileneceğini söyleyen Ustabaşı, “Yönetmeliğin gözden geçirilmesi kanaatindeyim” görüşünü paylaştı.
Patrik Sahak Maşalyan, Patrikhane olarak tüzel kişilik sorunu yaşadıklarını yineledi. Lozan Anlaşması ile azınlıkların tanındığına ancak temsiliyet sorununun çözülmediğine dikkat çeken Patrik Maşalyan, şu ifadeleri kullandı:
“Cemaatlerin hukuku yok. Vakıfların tüzel kişiliği var ama toplumu temsil etmiyor. Patrik’in vakıflara karşı herhangi bir resmi yaptırımı yok. Sivil yapı olarak ERVAB (Ermeni Vakıflar Birliği) var ancak resmi olarak da yok. Yaşar ne yaşar ne yaşamaz durumundayız. Cemaati kim temsil edecek? Bürokraside ilişkiler ile sorunlarımızı çözüyoruz ancak bu sisteme oturmuş biçimde değil. Biz tanınma ve temsiliyet istiyoruz. Bu ayrıcalık değil, eşit yurttaşlık ilkesidir. Muhataplık devletin de işine gelir." diye konuştu. Patrik Maşalyan bu yöndeki taleplerini daha önce de çeşitli basın toplantılarında gündeme getirmişti.
Patrik Maşalyan tüzel kişiliğin verilmesi için devlette ideolojik bir dönüşüm yaşanması gerektiğini, azınlık toplumlarının "5. Kol" gibi değil, eşit vatandaş olarak görülmelerinin gerektiğini belirtti. Patrik Maşalyan "Terörsüz Türkiye" açılımı ile başlayan yeni dönemde bu tür sorunların da çözülmesinin beklenebileceğini yönündeki umudunu ifade etti.
Cemaat Vakıfları Temsilci Ofisi Genel Koordinatörü Muteber Yılmazcan, ofisin görevi ve çalışmaları hakkında bilgi verdi.
Konferans daha sonra panellerle devam etti.
Almanya'dan zoom ile konferansa bağlanan Prof. Dr. Olgun Akbulut Avrupa'da azınlık hukukunun tarihsel gelişiminden örnekler verdi ve AİHM uygulamaları hakındaki müktesebatı paylaştı.
“Mütekabiliyet” başlıklı bir sunum yapan Prof. Dr. Akif Emre Öktem, devletin Yunanistan'daki azınlık Türkler'e yönelik yapılan uygulamalar karşısında Türkiye'nin de kendi vatandaşı olan Rumlara yönelik mualemelesi "mütekabiliyet" adı altında açıkladığını hatırlattı. Öktem, devletin kendi vatandaşını himayesi altına alması gerektiğini belirterek mütekabiliyet ilkesinin uygulanmaması gerektiğini, uygulaması halinde Anayasa’nın 10. maddesinin ihlal edildiğini ifade etti.
İnsan haklarında mütekabiliyetin olmayacağını söyleyen Prof. Dr. Emre Öktem, azınlık hakkının insan hakkı olduğunu belirtti.
Öktem, Yunanistan-Türkiye’nin uyguladığı mütekabiliyete ilişkin, “Batı Trakya Türkleri ve İstanbullu Rumlara mütekabiliyet uygulanması bir şey kazandırdı mı? Hiçbir şey! Kötü bir yere doğru gidiliyor. Mevcut hukuk kuralları yeterlidir. Azınlık haklarının tanınması ve verilmesi Türkiye için avantajdır” dedi.
Prof. Dr. Sanem Aksoy Dursun ise “Cemaat Vakıflarının Tüzel Kişilikleri” başlıklı sunumunda, tüzel kişilik kavramının tarihçesinden bahsetti. 1974 yılında Yargıtay kararı ile azınlıkların mülklerine el konulduğunu ve 2000’li yıllara kadar vakıfların mülk alamadığını ve seçim yapmakta zorluklar yaşadığını belirten Dursun, vakıfların tüzel kişiliklerinin olduğunu ancak sorunların çözülmediğini ifade etti.
Konferansın “Cemaat Vakıflarının Yönetim Kurulu Seçimleri” başlıklı ikinci paneli, Avukat Setrak Davuthan’ın “Geçmişten Günümüze Cemaat Vakıflarının Yönetim Kurulu Seçimleri” sunumu ile başladı. Davuthan, Osmanlı döneminden günümüze Ermeni vakıfları özelinde yapılmış olan seçimler ve yayınlanan yönetmeliklerin tarihçesinden bahsetti. Davuthan, toplum içinde iç denetim ve üst kuruluşun oluşumunun elzem olduğunu da vurguladı.
Avukat Cem Sofuoğlu, “Anayasa Mahkemesi'nin Hastanesi Olan Cemaat Vakıflarının Vönetim Kurulu Seçimlerine İlişkin Kararı” sunumunda, Balıklı Rum Hastanesi Vakfı’nda seçim yapılamıyor oluşu hakkında açtığı dava hakkında bilgi verdi. Balıklı Rum Vakfı’nda en son 1991 yılında seçim yapıldığını hatırlatan Sofuoğlu, Anayasa Mahkemesi'nin lehteki kararının Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne gittiğini ancak yanıt alınamadığını söyledi.
Konferans, 11 Ocak Pazar günü yapılacak panellerle sona erecek.
11 Ocak Pazar
12.00-13.00 Panel 1: Cemaat Vakıflarının Mülkiyet Hakları
Prof. Dr. Nuray Ekşi - Cemaat Vakıflarının Mal Edinimine Tarihi Bir Bakış
Av. Margos Efe Karahan - Uygulamada Cemaat Vakıflarının Mülkiyet Haklarına Dair Sorunlar ve Öneriler
13.00-14.00: Öğle Yemeği
14.00-15.30: Panel 2: Cemaat Vakıflarının Uygulamada Karşılaştığı Güncel Sorunlara Üç Örnek
Prof. Dr. Öz Seçer - Vakıf Taşınmazlarında Yap - işlet - Devret Sözleşmesi Tanziminde Dikkat Edilecek Hususlar
Doç. Dr. Özgün Akduran Erol - Vakıfların Tabii Olduğu Vergi Rejimi ve Tanınması Gereken İstisnalar
Dr. Sevan Karabetoğlu - Azınlık Okullarının Geleceği
15.30-15.45 - Kahve Arası ve Kapanış

