E-gazete/Arşiv
Bayiler
İletişim
Abone Ol
Giriş Yap
Հայ
Eng
Ara
Ermeni Toplumu
Yazarlar
Kitap/Kirk
Hrant Dink
Agos Gündem
Türkiye
Ermenistan
Dünya
Yüzler/Hikâyeler
İnsan+Hakları
Bir Zamanlar
Kültür Sanat
Yaşam
Ara
☰
☰
Yetvart Danzikyan
Sayfa 2
Beyaz Saray’da Trump, Paşinyan, Aliyev zirvesi: Ne oldu, ne olmadı?
Ankara ve Yerevan üç yıldır bu süreci yürütüyor ve ilk aşama olarak iki ülke arasındaki sınırın önce üçüncü ülke vatandaşlarına ve diplomatik pasaport sahiplerine açılması için mutabakata varılmıştı. Ermenistan kendi üzerine düşeni yaptı ancak Ankara hiç hareket etmedi. Şimdi bu gelişmeyle Ankara’dan da sınırın açılması için bir hamle beklenebilir. Ancak Ankara kanımca yine de Ermenistan –Azerbaycan arasındaki anlaşmanın imzalanmasını bekleyecektir. Aliyev yeri şartlar ileri sürmedikçe ya da daha önce ileri sürdüğü şartlarda ısrarlı olmadıkça, Trump’ın arabuluculuğuyla ve ABD’nin bölgeye yerleşmesi pahasına bile olsa sonuçta bir yol açıldı. Bu yolda nasıl ilerleneceği artık büyük oranda Ankara ve Bakü’ye, son olarak da Yerevan’a bağlı. Niye 'son olarak' diyorum...
10 Ağustos 2025
Özel Haber: Ankara'dan "Kafkasya'da barışa yönelik her adımı memnuniyetle karşılarız" mesajı
ABD Başkanı Trump'ın Ermenistan Başbakanı Paşinyan ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev ile bugün ayrı ayrı görüştükten sonra ortak bir açıklama yapılması bekleniyor. Açıklamayla Ermenistan -Azerbaycan arasındaki pürüzlerin büyük bölümünün giderileceği ve "Trump Yolu" için varılan mutabakatın da resmi olarak duyurulacağı beklentisi hakim. Ankara ise bu konuda bir süredir sessiz. Ulaştığımız kaynaklar gelişmelere dair olumlu değerlendirmelerde bulundular.
8 Ağustos 2025
Okurlara artık baygınlık geldi biliyorum ama....
Jamanak Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ara Koçunyan, bu kez 4 gün süren bir yazı dizisiyle bana şahsi olarak yanıt verdi. Yanıtlarına ve benim karşı yanıtlarıma geçeceğim ama ben baştan beri tek bir yazı ile konuyu toparlamaya çalışırken Sayın Koçunyan’ın ilki 5, ikincisi 4 gün süren yazı dizileri belki bazı okurların ipin ucunu kaçırmasına neden olabilir. O yüzden maddeler halinde durumu özetleyip ben de kendi açımdan diyeceklerimi diyeyim ve yine kendi açımdan, mecbur kalmadıkça bu konuya bir daha değinmeyeyim.
7 Ağustos 2025
Paşinyan’ın İstanbul ziyareti ve “tutarlılık”
Koçunyan, bu cümlelere arka arkaya beş gün süren, gazetenin sürmanşetinde Türkçe olarak yayınlanan “Türkiye Ermeni Toplumunda Tepkiselliği Tekelleştirme Çabaları” başlıklı yazı dizisinin üçüncü bölümünde yer verdi. Karmaşık cümlelerle dolu ilk iki yazıdan sonra sıranın Agos’a ya da bana geleceği belliydi. Biliyorum bu konudan sıkıldınız, ama bu eleştirilere yanıt vermek durumundayım.
24 Temmuz 2025
Bahçeli “Ebedi rejim” istiyor ama...
Cumhurbaşkanı yardımcılarından birinin Kürt, birinin Alevi olmasına yönelik teklif, seçmen nezdinde de Bahçeli’nin yeni garantiler aradığının, bu yönde yoklamalar yaptığının işareti. Bu tablo içinde asıl meselemiz, ‘Lübnanlaşmak’tan ziyade “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi”nin sanki artık tartışılmaz, doğal bir sistem ya da rejimmiş gibi sunulması, toplumun zihninde bu şekliyle yerleşmesinin istenmesidir. Oysa bu sistemin sakıncalarını yaşadık, yaşıyoruz. Güçler ayrılığı artık tamamen buharlaştı. Denge-denetim mekanizmaları tamamen yok olmuş durumda. Yetmezmiş gibi CHP’ye yönelik bir darbe hukuku da tüm hızıyla sürmekte.
24 Temmuz 2025
ABD Kafkasya’ya mı yerleşecek?
Bu teklif önce Paşinyan’ın sözcüsü Bağdasaryan tarafından net ifadelerle reddedildi. Paşinyan ise 16 Temmuz’da düzenlediği basın toplantısında daha kapsamlı ve sanki biraz bu teklife kapı açan ifadeler kullandı. Paşinyan, yabancı güçlerin Ermenistan'dan geçen bölgesel ulaşım güzergahlarının kontrolünü ele geçirebileceği yönündeki endişeleri reddederek, ülkede yönetimde dış kaynak kullanımı uygulansa da tüm altyapının Ermenistan'ın mülkiyetinde kaldığını söyledi.
18 Temmuz 2025
Sahak Sırpazan’a hatırlatmak isteriz: Sizi seçen de İstanbullu Ermenilerdi
İstanbullu Ermenilerin beklediği, bir “kilise”den beklenecek asgari nezaket kuralları idi. Bunun olmaması İstanbullu Ermenileri üzdü ve hayal kırıklığına uğrattı. Yoksa ‘Paşinyan Patrikhane’yi mutlaka ziyaret etsin’ diyen, zaten yoktu. Şunu söylemeden edemeyeceğiz: Az önce aktardığımız bölümde Patrik Maşalyan diyor ki “Zaten Sayın Paşinyan, İstanbullu Ermenilerden daha zeki ve ne olduğunu çok iyi anlıyor” Bilemiyoruz bu konu belki de Başbakan Paşinyan’ın çok da takılmadığı bir konudur. Ama biz (kendini bir şekilde ev sahibi hisseden) İstanbullu Ermenilerin büyük bir kısmı olarak Patrikhane’nin bu tutumunu sindiremedik. Bir not daha: Sahak Sırpazan, sizi seçen de İstanbullu Ermeniler idi. Dokuz bin oyla. O zaman zekilerdi de şimdi mi zeki değiller?
6 Temmuz 2025
100 günün bilançosu
Mitinge bakıldığında İmamoğlu’un tutuklanması sonrasındaki toplumsal hareketliliğin sürdüğünü söylemek mümkün. Özel de bu kalabalığın toplanmasından doğal olarak memnundu. Özel Saraçhane mitingini yaparken İzmir’in eski belediye Başkanı Tunç Soyer ve onlarca belediye çalışanı yolsuzluk iddiasıyla daha yeni gözaltına alınmıştı. Velhasıl darbe ile mücadele sürüyor sürmesine ama her darbede olduğu gibi bunda da uzun ve çetin bir yol CHP'yi ve muhalefeti bekliyor
2 Temmuz 2025
Paşinyan’ın ziyareti ve beklentiler
20 Haziran’da yapılacak görüşme ile ilgili net açıklamalar yok. İlk resmi açıklama Ermenistan Parlamentosu Başkanı Simonyan’dan geldi ve bunun “tarihi bir ziyaret” olduğunu söyledi. Paşinyan da, gündeme ilişkin ortak bir açıklamanın yapılacağını belirterek, şu aşamada kamuoyuyla paylaşılmış bilgilerin ötesine geçmeyeceğini kaydetti. Peki görüşmenin gündemi ne olabilir, hele ki İsrail’in İran’a saldırısı nedeniyle bölge yine bir savaşın içindeyken? Ermenistan açısından duruma bir bakalım.
18 Haziran 2025
Belediyelerde ve medyada neler oluyor?
Bir yıl kadar önce şunları söyleyebiliyordum: Hayli sorunlu bir seçim sistemi de olsa, medya ambargosu da uygulansa, muhalefet seçimlere girebiliyor, belediye başkanlıkları kazanabiliyor, muhalif medya, üzerinde büyük baskılar olsa da yayın yapabiliyor. Artık bunları da söyleyemeyecek haldeyiz. Darbeyi püskürtmek belli ki zaman alacak.
11 Haziran 2025
Gezi direnişi 12 yaşında: Tarih sizi nasıl yazacağını biliyor
Gezi direnişi aslında ilk büyük mağlubiyetleri oldu. Evet iktidarı kaybetmediler, seçim de kaybetmediler ancak toplumu istedikleri biçimde dönüştüremediklerini ve dönüştüremeyeceklerini anladılar. Bu kendi açılarından bir mağlubiyetti. O yüzden “Gezi” ile ilgili dertleri hiç bitmedi.
28 Mayıs 2025
Erdoğan’ın yeniden adaylığı: Söylenenler, olanlar
Erdoğan’ın yeniden aday olmak gibi bir derdi yokmuş. Belki onun yok ama MHP lideri Bahçeli ile birlikte kurduğu rejimin ya da “sistem”in ona ihtiyacı var. Yoksa yargı, emniyet, orduda ve istihbarattaki hükümet hâkimiyeti nasıl devam ettirilecek? Ekonomide doğayı ve dar gelirliyi sömürmek, birilerini palazlandırmak üzere kurulmuş düzen nasıl devam ettirilecek? Semirmekte olan belli başlı patronların düzeninin bozulmaması nasıl sağlanacak? Onlar Erdoğan olmazsa yerlerinde duramazlar. Dolayısıyla onların yeniden adaylık derdi var.
23 Mayıs 2025
Umut ve soru işaretleri
Özetle Öcalan’ın koşullarında değişiklik ve “Kürt-Türk halklarının kurucu öğe olduğu Demokratik Türkiye Cumhuriyeti”, Kürt siyasal hareketinin öne çıkardığı noktalar. Buna rejimin ne ölçüde yanıt vereceğini bilemiyoruz, iktidar ve medyasında şu aşamada “Terörsüz Türkiye” üzerinde duruluyor, bazı adımlar atılacağı belli belirsiz söyleniyor ancak bu adımların nereye varacağı bilinmiyor, belki de iktidar da bunu bilmiyor. Bu tablo içinde, silahlar da sustuğuna göre, artık demokratikleşme, hukukun üstünlüğü önünde bir engel ya da anti-demokratik uygulamalar için bir mazeret kalmamış olsa gerek.
14 Mayıs 2025
“Seçim olsun ama rakiplerim hapiste kalsın” rejimi
Darbe aslında 2016’da Selahattin Demirtaş’ın hapse atılmasıyla başlamıştı. O dönemin yeni ve muhalefete en fazla umut veren siyasetçisi olan Demirtaş’ın önü böylece kesilmiş oldu. İmamoğlu için bir öngörüde bulunmak zor. Umalım ki tüm siyasi tutsaklar serbest kalsın. Ama belki de iktidar açısından rejimin adını artık koyabiliriz.
30 Nisan 2025
Soykırımı anamamak
Ermenistan açık biçimde sadece bunu dış politikada bir öncelik haline getirmemekten bahsediyor. Beri yandan bu tutumun Ermenistan’da tepki yarattığını söylemek lazım. Paşinyan da kendi ülkesinde muhalif çevrelerce suçlanıyor. Türkiye’ye dönecek olursak. Hükümet ve 110 yıllık resmi görüşü sürdürenler açısından bu elbette rahatlatıcı bir durum. Peki durum böyle diye “yüzleşme” çabaları rafa mı kaldırılsın? Kaldırılmasın elbette. Her zaman söylediğimizi tekrarlayalım. Bu topraklarda yüz binlerce insan, savaş koşulları bahane edilerek tarif edilemez acılara maruz kaldı. Ermeniler binlerce yıldır yaşadıkları ülkelerinden öldürülerek veya sürgün edilerek koparıldı.
23 Nisan 2025
Tanju Özcan’ın sözleri ve Türkiye’de ırkçılık
19 Mart sonrası sokağa çıkanlar arasında Ermenilerin de olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Çıkmasalar bile İmamoğlu’nun önünün siyasi olarak kesilmesine tepki duyan Ermeniler olduğunu haydi haydi varsayabiliriz. Tüm Türkiye’de olduğu gibi… Bu da çok normal çünkü Türkiye Ermeni toplumu ayrı bir dünyada yaşamıyor. Tablo bu iken CHP’deki sessizlik, tarif etmesi zor bir yarılma, çelişki yarattı Türkiye Ermeni toplumunda. Özetle CHP’nin bu konuda bir açıklama yapması şart, bu çok açık. Beri yandan şunu da not etmeden geçemeyiz. Özcan’ın çıkışı tam da TCK 216/1’de tarif edilen “halkın bir kesimini diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa tahrik” suçu.
9 Nisan 2025
Madem ortada bir “darbe” var, CHP “emanetçi aday”dan çekinmemeli
İş buraya gelince ister istemez 12 Eylül darbesi sonrasını hatırlıyoruz. Biliyorsunuz Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Necmettin Erbakan ve Alpaslan Türkeş’e 12 Eylül darbecileri tarafından siyasi yasak konmuştu. Bu siyasi yasak döneminde CHP, AP, MSP ve MHP farklı yollar izlediler. Ecevit eski CHP’li yol arkadaşlarıyla yürümeyi tercih etmedi . AP’nin yerine kurulan DYP’de ise pek böyle tartışmalar olmadı. Merkez sağ’ın imrenilecek bir yönünü pek bulmam. Ama DYP’nin 1980 sonrası, -1993’e kadarki diyelim- performansı, merkez sol’dan daha başarılıydı.
3 Nisan 2025
Geleceği çalınan gençler Erdoğan’a neden oy versin?
Türkiye yaklaşık olarak 2018 yılından beri bizzat iktidar eliyle yaratılan ekonomik bir krizin içinde. Bu sürece bir de şehirli, okumuş, kazandığı bilgi ve becerisiyle kendi ülkesinde insanca yaşamak isteyen, (AKP ya da MHP ekosistemine girmeyi de gönlü kaldırmayan) kesimlerin aşağılanması, ötelenmesi, neredeyse memleketten kovulması yönünde bir siyaset de eklenince, gençler bir anlamda “geleceksiz” kaldıklarını düşündüler, çok da haklılar. İmamoğlu’nun tutuklanması bu gençler için bir tür bardağı taşıran damla oldu.
26 Mart 2025
Darbe demeyelim de ne diyelim?
“Diploma” hamlesiyle yetinmeyen iktidar bir de “gözaltı” uygulamasına karar vermiş durumda. Bu gelişmeyi pek çok kesim doğal olarak “siyasete darbe” olarak adlandırdı. Bazı gelişmeler vardır ki esasında yoruma pek de hacet bırakmaz. İmamoğlu’na yönelik bu peş peşe gelen hamlelerin, Erdoğan’ın en önemli rakibinin önünü kesmeye yönelik -anti demokratik demenin bile hafif kalacağı- uygulamalar olduğu aşikâr. Bunu artık sokaktaki çocuk bile söyler.
19 Mart 2025
Paşinyan’ın mesajlarına Ankara ne diyecek?
Paşinyan’ın Ermenistan Başkanı olarak ilk kez Türkiye’den geniş bir gazeteci grubunu ağırlaması ve bu atmosferde böylesi mesajlar vermesi ayrıca önemli. Belli ki aslında Ankara’ya bir şeyler söylemek istiyor. Ve algıların da değiştiğini söylüyor. Sonuçta Paşinyan, Türkiye ile normalleşme sürecini ilerletmek ve bölgesel işbirliğini geliştirmek istiyor. Peki Ankara burada hangi pozisyonda?
14 Mart 2025
Suriye’de olanlara ‘komplo’ olarak bakmak
Burada üzerinde durmak istediğim nokta, Türkiye’de sağ muhafazakâr bakış açısının yine ‘komplo’, ‘kışkırtma’ açıklamasına sarılması. Cumhurbaşkanı Erdoğan mesela, “Alevi canlarımızı kışkırtarak siyaset yapmak iç cephemizi sarsmayı hedef alan bir sabotaj girişimidir” dedi. Kastettiği, CHP’nin yaşananlara tepki göstermesiydi. Erdoğan öldürülenlerle ilgili bir hassasiyet göstermedi, asıl derdi CHP’ye bir de buradan vurmaktı. MHP lideri Bahçeli de benzer bir tutum aldı.
12 Mart 2025
Gazeteci arkadaşlarımız neden içeride?
HDK’nın hedefe alınması anlaşılmaz, bu tutuklamalar daha da anlaşılmaz. Bu kadar insan ne gerekçeyle hapse atıldı? Bu soruyu sormaya devam etmeliyiz. Osman Kavala, Çiğdem Mater, Tayfun Kahraman ve Can Atalay’ı da hatırlamazsak olmaz – ve şu soruyu sormazsak: Gezi tutukluları neden –hâlâ– içeride? Son bir soru da Devlet Bahçeli’nin, eşi Başak Demirtaş’ın rahatsızlığı nedeniyle (bu vesileyle biz de geçmiş olsun diyelim) telefon ettiği Selahattin Demirtaş için: Selahattin Demirtaş neden hâlâ içeride?
6 Mart 2025
Öcalan’ın mesajı ve analizi ne anlatıyor?
PKK ne diyecek bilemiyoruz. Peki Öcalan PKK için “Kendinizi feshedin” derken Kürtlere bilhassa da Türklere ve iktidara ne diyor? Şöyle: "Cumhuriyetin ikinci yüzyılı ancak demokrasiyle taçlandırıldığında kalıcı ve kardeşçe bir sürekliliğe sahip olabilecektir. Sistem arayışları ve gerçekleştirmeler için demokrasi dışı bir yol yoktur" Elbette bunlara kimsenin itirazı olamaz. Ama iktidar açısından pek de emin olamıyorum. Türk-Kürt ittifakından bahseden Öcalan'ın “Kapitalist modernitenin son 200 yılı, bu ittifakı parçalamayı esas gaye edinmiştir” cümlesi de dikkat çekiyor. Evet PKK Leninist bir örgüt. Dolayısıyla gelişmelere buradan bakması doğal. Ancak Kapitalist modernitenin 200 yıl boyunca bu ittifakı “parçalama” gayretinde olduğunu düşünmek farklı bir okumayı gerektiriyor ve ben o okumayı açıkçası pek yapamıyorum. 1. Dünya Savaşı bittiğinde ve Milli Mücadele başladığında Türk-Kürt ittifakı, tamamen değilse de bir açıdan “Ya Ermeniler geri dönerse?” gibi bir “tehdit algısı” üzerine kurulmamış mıydı?
27 Şubat 2025
‘Kardeşlik’ projesine kimler dâhil?
Öcalan’la görüşen DEM Parti İmralı Heyeti temaslarını sürdürüyor, DEM Parti yönetimi Öcalan’ın “tarihî” bir açıklama yapacağını vurguluyor ama bir yandan da memlekette gözaltına alınmayan, hakkında soruşturma açılmayan kimse kalmadı, son aylarda.
19 Şubat 2025
Öcalan'ın mesajı siyaset satrancında bir hamle mi olacak, yoksa ufukta bir "barış" mı var?
Bütün bu yazıdan Öcalan’ın müstakbel mesajını siyasi bir satranç oyununun bir parçası gibi gördüğüm izlenimi çıkabilir. Öyle değil. Elbette ki bu topraklarda Türk ve Kürt halkları arasında kurulacak bir barış hepimizin dileği. On binlerce insan bunun için yıllarca çile çekti, başta Selahattin Demirtaş olmak üzere HDP’li siyasetçiler yıllardır hapis yattı, yatıyor. Bütün bunları söylememin nedeni zaten Kürt meselesinde çözüm ihtimalinin siyaset satrancında bir hamle olmaktan öte bir anlam kazanması temennisi, çabası. Özetle zihnimiz “Osmanlı’da oyun bitmez” şüpheciliğinde. Kalbimizse tüm halkların içine sinecek bir barış ihtimalinin peşinden gidiyor.
13 Şubat 2025
Trump’ın tuhaf çıkışı ve ‘tehcir’
Hükümet, doğal olarak, Trump’ın planına karşı çıktı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Tehcir meselesi ne bölgenin ne bizim kabul edebileceğimiz bir durum. Bunu düşünmek bile abesle iştigal. Tartışmaya açılması bile yanlış.” Evet tartışmaya açılması bile yanlış. Ancak ‘tehcir’ ifadesini görünce aldı beni bir düşünce.
5 Şubat 2025
Hep açık kalmasından fayda umulan bir dosya: Gezi
Tüm bunlardan sonra, yani Kavala, Mater, Kahraman, Özerden, Atalay haksız olduğu ayan beyan ortada olan bir suçlamayla hapiste tutulurken bir de Ayşe Barım’ın tutuklanması, iktidarın hiç de demokratikleşme gibi bir niyetinin olmadığını kanıtlıyor. Kanıtlamak için daha ne yapması lazım, onu da bilmiyorum. Her gün bir belediyeye kayyım atanıyor, bir ya da birkaç gazeteci gözaltına alınıyor, tutuklanıyor. Bu tablo içinde, Kürt meselesinde, adı ‘süreç’ olmayan, ne diyelim, hamleler yürütülüyor.
29 Ocak 2025
O helvayı belki bir gün hep birlikte kavururuz
Konuşma pek çok açıdan çarpıcıydı. Takuhi Tovmasyan 1915 koşullarında yitip giden Mardig amcasının trajik hikâyesini anlatırken, hem o dönemi tek bir kişinin üzerinden tüm ağırlığıyla tarif etmiş oldu, hem de Hrant Dink’le sohbetlerinden yola çıkarak, bundan sonraki gayesini ve –Allah gecinden versin– vasiyetini paylaştı. Neydi bu gaye ya da vasiyet? Sözü Takuhi Tovmasyan’a, Hrant’a ve bize seslendiği pasajlara bırakayım...
22 Ocak 2025
18. yıl mektubu
Hrant Ahparig, seneye belki daha güzel haberlerle bitiririm bu mektubu. Umut etmekten ve mücadeleden vazgeçmiyor seni sevenler.
16 Ocak 2025
Süreç olmayan süreçte yeni dönemeç
İktidar kanadı tüm bu gelişmelere ‘süreç’ ya da ‘açılım’ demekten imtina ediyor. Böyle olunca, ne diyeceğimizi biz de bilmiyoruz. İmralı’daki ilk görüşmeden sonra yapılan açıklamada Öcalan’ın ağzından verilen mesajlarda şu cümleler önemliydi: “Sayın Bahçeli’nin ve Sayın Erdoğan’ın güç verdiği yeni paradigmaya, ben de pozitif anlamda gerekli katkıyı sunacak ehil ve kararlılığa sahibim.” Bu paradigmanın ne olduğu tam olarak anlaşılabilmiş değil. Beri yandan CHP tüm bu gelişmelerin, Erdoğan’ın görev süresiyle ilgili bir Anayasa değişikliğine bağlanmaması şartını öne sürüyor ki bu da anlaşılır bir şey. Her şeyi bu kadar basit açıklayamayız belki de. Kimi iddialara göre Öcalan, “Ben buradan çıkmayabilirim, bunu gündeme getirmeyin, bu tartışma konusu olmasın, yeter ki bu mesele çözülsün” demiş, ne kadar doğru şu an bilemiyoruz. Peki ne biliyoruz?
8 Ocak 2025
Öcalan’ın yeni mesajları: Kürt meselesinde 2025’te neler görebiliriz?
Önce Öcalan’ın “Sayın Bahçeli’nin ve Sayın Erdoğan’ın güç verdiği yeni paradigmaya, ben de pozitif anlamda gerekli katkıyı sunacak ehil ve kararlılığa sahibim” cümlesi üzerinde durmak gerekiyor. Evet belli ki Öcalan ne ölçüde olduğunu bilemesek de bazı adımlar atmaya hazır. Ancak Kandil bunu kabul edecek mi? “Ehil” kelimesi burada belli ki özenle seçilmiş, “Bu ehliyete sahibim” demeye getiriyor Öcalan. İkinci kritik cümle ise şöyle: “Heyet bu yaklaşımımı gerek devletle gerekse siyasi çevrelerle paylaşacaktır. Bunlar ışığında gereken pozitif adımı atmaya ve çağrıyı yapmaya hazırım” Buradan kendi adıma şu anlamı ya da mesajı çıkarıyorum: “Heyet burada söylenenlerin ötesindeki bazı sözlerimi devlet ve hükümet ile paylaşacaktır. Mutabakat sağlanırsa gereken çağrıyı yapmaya hazırım”
29 Aralık 2024
‘Adaş’a veda ederken
‘Yetvart’ otantik bir Ermeni ismi değildir; Batı Hıristiyan dünyasına ait ‘Edward’ın bu topraklara, bu toprakların Ermenilerine uyarlanmış hâlidir. Yaygınlaşması daha çok 1800’lerdedir. Daha erken tarihlerde de Yetvart’a rastlanır ama Ermenilerin çocuklarına bu ismi koyması, son 100-150 yılda yaygınlaşmıştır. O yüzden, iki Yetvart birbirimizi bulduk mu kolay kolay kaybetmeyiz ya da zihnimizden çıkarmayız.
20 Aralık 2024
1
2
3
4
5
...
11
Abone Ol!
Agos'a abone olarak destek olabilirsiniz. Abone ol, hediye et, askıya abonelik bırak.
Eng
Հայ
Ara
Agos Gündem
Türkiye
Ermenistan
Dünya
Yüzler/Hikâyeler
İnsan+Hakları
Bir Zamanlar
Kültür Sanat
Yaşam
Ermeni Toplumu
Yazarlar
Çizerler
Hrant Dink
E-gazete/Arşiv
Bayiler
Kitap/Kirk
İletişim
Abone Ol
Giriş Yap