E-gazete/Arşiv
Bayiler
İletişim
Abone Ol
Giriş Yap
Հայ
Eng
Ara
Ermeni Toplumu
Yazarlar
Kitap/Kirk
Hrant Dink
Agos Gündem
Türkiye
Ermenistan
Dünya
Yüzler/Hikâyeler
İnsan+Hakları
Bir Zamanlar
Kültür Sanat
Yaşam
Ara
☰
☰
Yetvart Danzikyan
Sayfa 3
Suriye’de ne olacak?
HTŞ’nin eskiye kıyasla daha ılımlı mesajlar vermesi pek çok çevrede büyük bir şüpheyle karşılanıyor. Haksız sayılmazlar. Beri yandan Suriye’nin bir Afganistan olmadığını, gerek toplum yapısı, gerek büyük güçlerin hesapları nedeniyle yeni iktidar yapısının Batı’yla bir tür ilişki biçimi geliştirmesi gerekeceğini söyleyenler de var. Bu da elbette şu soruyu akla getiriyor: Nereye kadar ve ne zamana kadar? Sorular ve kaygılar çok. Suriye’nin çökmüş durumdaki ekonomisi ve petrol kaynakları da hesaba katıldığında uluslararası güçlerin mutlaka oyunun içinde olmak isteyeceği aşikâr.
11 Aralık 2024
21 Kasım’ın bize anlattığı
Nazar Büyüm’ün aile tarihi yakın geçmişimizin, Bekçiyan Sırpazan’ın 2017 ve 2018’de başına gelenler ise Ermeni toplumunun bugününün özeti gibidir.
28 Kasım 2024
Süreç olmayan süreç nasıl devam ediyor?
Öyle görünüyor ki Bahçeli’nin “Öcalan Meclis’te konuşsun, örgütün silah bıraktığını açıklasın, umut hakkından faydalansın” diye başlattığı hamlelerin asıl amacı, Kuzey Suriye’de yani Rojava’da siyasal Kürt hareketi tarafından oluşturulan otonom yapıyı ortadan kaldırmak. Öcalan, Kandil ya da genel olarak siyasal Kürt hareketi böyle bir adım atar mı? Pek muhtemel görünmüyor. Peki diyelim ki attı, HDP ve DEM Parti’de temsilini en güçlü şekilde bulan Türkiye’deki Kürtlere ne öneriliyor? Kamuoyuna yansıdığı kadarıyla hiç. Sadece Öcalan için, o da hayli belirsiz bir “umut hakkı”. Bütün bu kilitlenme gibi görünen süreç içinde, bir de İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, "Kürtler büyük bir millettir, siyasi bağımsızlığa sahip olmayan milletlerden biridir. Onlar bizim doğal müttefikimizdir" deyince tablo iyice karmaşıklaştı.
20 Kasım 2024
"60. yılında 1964 Sürgünleri ve İstanbullu Rumlar" konferansı 20 Kasım'da
istos yayın ve Hrant Dink Vakfı ‘60. yılında 1964 Sürgünleri ve İstanbullu Rumlar’ başlıklı bir konferans düzenliyor. Bilindiği gibi günümüzde İstanbul'un en kadim yerlilerinden olan Rumların şehirlerindeki nüfusunun bu denli azalmış olmasının başlıca nedeni, 1964 yılında alınmış olan sürgün kararı. Bu kararla İstanbul'da ikamet etmekte olan Yunan uyruklu Rumlar birkaç hafta içinde sınırdışı edilmiş, aralarında TC vatandaşlarının da bulunduğu onbinlerce İstanbullu Rum doğup büyüdükleri ve onların kimliklerini biçimlendiren şehirden koparılmıştı. 20 Kasım’da yapılacak bir günlük konferansla bu konu bizzat sürgünü yaşamış olan tanıkların da katılımı ile ele alınacak. Fener’deki Maraşlı Okulu’nda gerçekleşecek konferansa çok sayıda uzman ve akademisyenin sunumları ile katkıda bulunacak. Konferansa katılacak isimlerden Yorgos Katsanos ve konferansın açılış konuşmasını yapacak İlay Romain Örs ile 1964 Sürgünlerini ve konunun günümüzde taşıdığı önemi konuştuk.
10 Kasım 2024
Azınlık okulları ve dinî bayramlar
Agos olarak okul yöneticilerini arayıp işleyişi öğrendik. Müdürler sadece mevcut durumu aktardılar. Biz de eldeki tabloyu dikkate alarak “Azınlık bayramları neden dikkate alınmıyor?” sorusunu ortaya attık. Sonradan öğrendik ki bu sorumuz okul yöneticileri tarafından ortaya atılan bir şikâyetmiş gibi algılanmış ve ilgili çevrelerde bir tür alınganlık yaratmış. Böyle bir düşünceye kapılmaya aslında hiç gerek yoktu. Çünkü soru bizim, yani Agos’un sorusuydu. Bu soruyu sormakta haklıydık, çünkü bu ülkede Ermeniler ve Rumlar –ve elbette başka haklar, dinî topluluklar da– yaşamaktadır ve bayramlar, hele ki böylesi büyük bayramlar önemlidir. Bu bayramlar niçin dikkate alınmasın?
7 Kasım 2024
Süreç desek değil, açılım desek o da değil
Plan buysa hamlelerin Öcalan üzerinden yürütülmesi ve kamuoyunu hazırlama işini Bahçeli’nin üstlenmesi mantıksız değil. İyi de, hamleler ne? İktidar, Kürt sorunu olduğunu kabul etmiyor, Kürt seçmenler ise hiç de o kanıda değil.
30 Ekim 2024
“İtirazlarımızdan olumlu sonuç almayı bekliyoruz”
Açık Radyo'nun karasal yayın lisansı önceki hafta RTÜK tarafından iptal edilmişti. Açık Radyo’nun yayını da 16 Ekim Çarşamba günü saat 13.00'te kesilmişti. Gazetemiz matbaaya giderken 95.0 frekansı bir haftadır sessizdi. Açık Radyo Yayın Yönetmeni Ömer Madra, radyonun susturulmasının hemen ardından programcılar ve çok sayıda dinleyicisinin katılımıyla radyo önünde bir basın açıklaması yapmış ve şöyle demişti: “Açık Radyo’nun karasal yayın lisansının iptaliyle birlikte, FM yayına bağlı sürdürülen eş zamanlı internet yayını da sona erdi. Ancak karasal yayın lisansının iptali, radyonun kapanması anlamına gelmiyor. Radyonun yayıncı olarak başvurma hakkı olan farklı lisans biçimleri mevcut ve bunlardan biri ile yayının sürdürülmesi planlanıyor. Ayrıca karara karşı yürütmenin durdurulması istemli dava açılmış olup, hukuki süreçler halen devam etmektedir.” Son durumu Açık Radyo ekibinden İlksen Mavituna ile konuştuk.
24 Ekim 2024
Açık Radyo, RTÜK ve Anayasa Mahkemesi'nin emsal sayılabilecek kararı
24 Nisan’da yayınlanan Açık Gazete programında söylenen sözler nedeniyle RTÜK tarafından verilen beş programlık yayın durdurma ve para cezasıyla başlayan bir süreç bu. Teknik olarak lisans bu yüzden değil, –RTÜK’e göre– ceza uygulanmadığı için iptal edildi ama tabloya yakından bakmakta ve Anayasa Mahkemesi'nin tam da bu konuda verdiği emsal sayılacak bir kararını hatırlamakta fayda var.
17 Ekim 2024
Bahçeli’nin DEM Parti ile tokalaşması, TBMM’de kapalı oturum
Gerçekten de nereden çıkmıştı bu “İsrail Türkiye’ye saldıracak” lafı? Kimse bilmiyor. Öyle bir ihtimal görünmediği gibi, İsrail’in böyle bir niyeti de zaten olamaz. Bu sözü acaba Bahçeli’nin DEM partiyle tokalaşması ile birlikte düşünmeli miyiz peki?
9 Ekim 2024
İyi ki doğdun Osman Kavala
Bir insanın hayatından yedi yıl, böylesi bir ‘hesaplaşma’ güdüsüyle alındı, alınıyor. 12 Eylül darbesinden bahsetmiştim. Geçen gün şunu hatırladım: 12 Eylül darbesi döneminde bile yedi-sekiz yıl sonra tahliyeler başlamıştı. Evet, içinde yaşadığımız dönemi 12 Eylül gaddarlığıyla karşılaştırmak kimi zaman yersiz kaçabiliyor ancak yaşadıklarımızı 12 Eylül’le karşılaştırabiliyor olmak bile, nasıl bir hukuk sistemi içinde olduğumuzu bize anlatmıyor mu?
2 Ekim 2024
Erdoğan-Paşinyan buluşmasının yankıları, arka planı
Buradan satır arası okumak suretiyle Türkiye’nin “Zengezur” projesini tekrar gündeme getirdiğini Ermenistan’ın buna “Barış Kavşağı” projesi ile yanıt verdiğini varsayabiliriz. Bu açıdan bu konuda bir ilerleme olup olmadığını anlamak zor. Ancak görüntülere bakarak da şunları söyleyebiliriz. Görüşme başladığında hayli gergin olan yüz ifadeleri Erdoğan’ın Paşinyan’a kendi yazdığı "Daha Adil Bir Dünya Mümkün" kitabını hediye ettiği sıralarda gevşemiş görünüyor. Hatta Paşinyan’ın kitabı teslim alırken neşeli bir ifade takınması, Ermenistan’da eleştiri konusu bile oldu.
25 Eylül 2024
Mutlu aileler birbirine benzerler, her mutsuz aileninse...
Sarsıcı bir roman ‘Unufak’. Kökleri Anadolu’ya uzanan Ermeni bir ailenin belki ‘tipik’ hikâyesi değil ama buna benzer öyle büyük mutsuzluklar, hayal kırıklıkları, duvara çarpmalar, aile/çevre içi gerilimler ve yumruk yemeler vardır ki bu ailelerde. Biraz aşina olanlar için galiba tanıdık bir hikâye olacak Kevork’un ve ailesinin romanı.
22 Eylül 2024
“Erkek şiddetinin en temel sebebi toplumsal cinsiyet eşitsizliği”
Türkiye’deki en uzun ömürlü kadın örgütlenmelerinden biri olarak kadınların bir arada güçlenmesine imkan sağlayan; feminist hareketin güçlü simgelerinden biri olan ve feminist hareketin farklı kuşaklar arasındaki geçişine olanak sağlayan; yıllardır kararlılıkla şiddete karşı mücadele eden Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı, bu yıl Hrant Dink Ödülü’nün Türkiye’den sahibi oldu. Mor Çatı gönüllüsü İlke Gökdemir ile vakfın mücadelesini konuştuk.
20 Eylül 2024
6-7 Eylül’le yüzleşecek miyiz?
Annem de ergenlik çağında 6-7 Eylül pogromuna tanık olmuş. Bazen anlatırdı, Kumkapı Nişanca’daki evlerinin önünden geçen güruhun nasıl sokağın öbür ucundaki Rum kızların kaldığı öğrenci yurduna yöneldiğini. Sözü orada keser her seferinde, devamını getirmez. Ben de sormam. Orada kesmeyi tercih etmesi de çok şey anlatıyor.
6 Eylül 2024
‘Kremlinoloji’den ‘Ahlatoloji'ye
Ahlat’taki fotoğraf Türkiye’deki mevcut siyasi durum hakkında çok şey anlatıyor. Eskiden ‘Kremlinoloji’ diye bir çalışma sahası vardı. Bizim de ‘Ahlatoloji’miz var artık.
28 Ağustos 2024
‘Halkı kin ve düşmanlığa tahrik’ hangi halkı kapsıyor?
Ümit Özdağ'ın paylaşımını okuyunca merak ettim. Acaba bir halk, başka bir halka karşı daha ne kadar kin ve düşmanlığa tahrik edilebilirdi? Ermenileri bu ülkede hedef göstermek o kadar kolay ki. Hele böylesi yalan yanlış dezenformasyonlarla. Adalet Bakanı’na sormak isterdim açıkçası...
14 Ağustos 2024
Sınırda buluşma heyecan yarattı ama…
Türkiye normalleşme sürecine bir ön koşul getiriyor ve bunu Ermenistan ile Azerbaycan arasında devam eden görüşmelere bağlıyor. Anlaşmadan Bakü ve Ankara’nın ne anladığını ise az önce tarif etmeye çalıştık. Böyle bir manzarada umutlanmalı mıyız veya ne kadar umutlanmalıyız?
8 Ağustos 2024
İktidarın sahipsiz hayvanlar üzerinden güç gösterisi
Mesele sahipsiz hayvanlar üzerinden iktidarın güç gösterisi yapmasına dönüştü. Sahipsiz hayvanların yaşam hakkını savunanlar ‘şehirli ve elit’, tüm muhalefetin ve tüm uzmanların kabul edilemez bulduğu bu yasayı savunanlar ise ‘millet’ oldu.
24 Temmuz 2024
Emek Sineması’ndan Sebat Apartmanı’na, oradan Varlık Vergisi’ne...
Türkiye neredeyse her konunun bir şekilde birbirine bağlandığı bir ülke. Varlık Vergisi ile el değiştiren Emek ya da eski ismiyle Melek Sineması’nı yapan Rafael Alguadiş’in, Agos’un uzun yıllar faaliyet gösterdiği Osmanbey’deki Sebat Apartmanı’nı da yapan mimar-mühendis olması ve aynı Alguadiş’in Varlık Vergisi’nde yüklü miktarda vergi ödeyenler arasında olması, bu topraklarda Müslüman olmayanların başına gelenlere dair tarihsel bir hat çiziyor. Biz de Varlık Vergisi Kanunu’nun 11 Kasım 1942’de Meclis’ten geçmesinin yıldönümünde Rafael Alguadiş’in oğlu Jak Alguadiş ile tüm bu hikayeye dair bir söyleşi gerçekleştirdik. (Agos'ta 2017 yılında yayınlanmıştır)
18 Temmuz 2024
Gökçek neyin peşinde?
Gökçek burada bir hinlik daha yapıyor, “TBMM’den acil bir kanun çıkartılmalı ve kişilerin gerçek kimlikleri nüfus cüzdanlarına işlenmeli” diyor. Bu saatten sonra hiçbir idarenin böyle bir yola gitmeyeceğini tahmin edebiliyorum ama Gökçek’in asıl istediği, bugüne kadar devlet tarafından gizli kapaklı yapılan fişlemelerin artık açık açık yapılması. Resmî bir fişleme yani.
18 Temmuz 2024
Türkiye, Ermenistan sınırını açmak için neyi bekliyor?
Ermenistan üzerine düşeni yaptı ve sınırın kendi tarafındaki Margara (Alican) sınır kapısını yeniledi. Türkiye ise bu konuda hiçbir adım atmış değil. Neden? Açıkça söylenmiyor ama belli ki Türkiye Azerbaycan’ın da onayını bekliyor. Ya da belki şöyle demek daha doğru: Türkiye ve Azerbaycan Ermenistan’ın yeni tavizler vermesini bekliyor. Ermenistan ise vereceği kadar taviz verdiğini düşünüyor. Peki bu tavizler ne olabilir?
11 Temmuz 2024
"Fransa’da siyasi istikrarsızlık ‘aşırı sağ’a yarayabilir"
Fransa'da parlamento seçimlerinin ikinci turu geçtiğimiz Pazar günü yapıldı. Sol ittifak Yeni Halk Cephesi, seçimlerin galibi, ancak hiçbir ittifak Meclis'te çoğunluğu sağlayamıyor. İlk turun galibi aşırı sağcı Ulusal Birlik Partisi ise bu kez üçüncü sırada. Seçim sonuçları yeni bir hükümetin kolaylıkla kurulmasına imkan tanımıyor. Tabloyu Fransa’daki gelişmeleri yakından izleyen siyaseti bilimci ve Birikim dergisi yazarı Ahmet İnsel ile konuştuk.
11 Temmuz 2024
"Yayın durdurma yerleşik içtihatlara aykırı bir karar"
28 Haziran’da Açık Radyo’nun duyurusuyla kamuoyuna yansıyan “Yayın durdurma ve para cezası” kararından sonra Açık Radyo hukuki olarak karara itiraz etti. Ancak bu süreçte 3 Temmuz’da RTÜK üyesi İlhan Taşçı X hesabından bir açıklama yaparak şöyle dedi: “RTÜK, Açık Radyo’nun lisansını iptal etti. Gerekçe, kurulun daha önce verdiği ‘toplumu kin ve düşmanlığa tahrikten’ 5 gün program durdurma cezasına uymayıp yayını sürdürmesi. Oysa yayıncı para cezasını ödemiş, ancak yayın kesmemiş. Bu durum yayıncı lehine yorumlanmalıydı” Karar gazetemiz yayına girerken henüz Açık Radyo’ya tebliğ edilmemişti. Radyo bu karar için de hukuki girişimlerde bulunacak. Lisans iptali kararı öncesinde radyonun avukatlarından Bahri Belen'e RTÜK’ün tutumu ile ilgili sorular yöneltmiştik.
4 Temmuz 2024
Açık Radyo’dan ne isteniyor?
Daha önce benzer durumlar yaşanmış, örneğin 24 Nisan açıklamaları için Diyarbakır Barosu’na da çok kez dava açılmış ve Baro bu davalardan (devam edenler soruşturmalar hariç) beraat etmişti. İHD yöneticileri de yakın zamanda, açıklamalarında “Ermeni Soykırımı” dedikleri için yargılandıkları bir davadan beraat etmişlerdi. Peki, RTÜK bu değerlendirmesini neye dayandırıyor?
4 Temmuz 2024
Yumuşama: Evli evine, köylü köyüne
Peki, Erdoğan ya da AKP bu süreçten ne bekliyordu? Bir ihtimal MHP’ye “Seçeneksiz değiliz” mesajı vermek istediler. Çünkü AKP-MHP ittifakı sonuç olarak 31 Mart yerel seçimlerinden yenilgiyle çıkmıştı. AKP belki de MHP’den uzaklaşmayı –bir an için– aklından geçirdi. Niye olmasındı ki? Erdoğan 22 yıllık iktidarı boyunca sık sık ittifak yaptığı güçleri ve partileri değiştirmemiş miydi? Öte yandan CHP’nin beklentisi neydi, bunu da tam bilemiyoruz
26 Haziran 2024
Irkçılığın tezahürleri ve bir taksi hikâyesi
Taksiciye göre, bu randevu sorununu yaratanlar mültecilermiş. Üstelik bu mülteci meselesini Türkiye’nin başına Ermenistan, daha doğrusu Ermenistan’ın eski cumhurbaşkanı açmışmış. Nasıl mı? Şöyle:
13 Haziran 2024
İslamcılar ve Türkçülerin Azerbaycan imtihanı
Türkiye; İslamcısı, merkezi, solcusu ve Kürt siyasetiyle İsrail’i soykırıma varan bu operasyonu nedeniyle kınarken, sosyal medyada da olsa, kimi milliyetçi hesapların söz konusu Azerbaycan olduğunda farklı bir hava tutturmaları gerçekten ilginç. Öyle ki İsrail’in tüm bu gaddarlığından Arapları ve Filistinlileri, hatta şu an orada olan Gazzelileri sorumlu tutanlar bile var. İnsan gerçekten bir durup karamsarca düşünmeden edemiyor. Burada çünkü hem Arap, hem de Ermeni düşmanlığı söz konusu.
2 Haziran 2024
Kobanê davası kararları: “Yok hükmündedir”in anlattığı
Bu kararlar ne manaya geliyor? Gayet açık: 2015’te çözüm süreci iktidar tarafından bitirildikten sonra Erdoğan’ın MHP ve klasik devlet unsurlarıyla kurduğu ittifakın, ve o ittifakın siyasetini belirleyen zihniyetin, hâlâ Türkiye siyasetine ve hukukuna egemen olduğu anlamına geliyor. 31 Mart’taki seçim yenilgisine rağmen.
17 Mayıs 2024
Yumuşama, normalleşme, muhalefet
Osman Kavala’nın serbest bırakılması ihtimalinin AKP’ye yakın yazarlardan ve bazı milletvekillerinden gelmeye başlaması, bir gösterge örneğin. Beri yandan MHP de bilhassa Kavala konusunda aynı sert tutumu sürdürüyor; bu da ayrı bir gösterge. Burada bir varsayım yapılabilir. AKP bundan sonrası için yola MHP ile devam ederse ne olur, etmezse ne olur? Belli ki AKP içindeki bir grup bunun egzersizini yapıyor. MHP de kendi oyununu kurmaya çalışıyor.
8 Mayıs 2024
1 Mayıs barikatı
Bu yıl bu ablukaya bir de tarihi bir fotoğraf eklendi. Polis Saraçhane’de Bizans döneminden kalma Bozdoğan Kemeri önünde bir barikat kurmuştu sabahın erken saatlerinde. O kadar açıklayıcı bir fotoğraftı ki, ne desek, ne yazsak, fotoğrafın gücünü söze dökemiyorduk. Peki ama niye? Taksim niye “yasak”?
1 Mayıs 2024
Cürm-ü Âzam’ın anlattıkları
24 Nisan 1915’te Ermeni aydınların ve siyasetçilerin İstanbul’dan sürgün edilmesiyle başlayan Ermeni Soykırımı’nın en önemli tanıklarından biri de Aram Andonyan. Aras Yayıncılık 24 Nisan’a denk gelen günlerde Aram Andonyan’ın önemli bir kitabını yayınladı: Cürm-ü Âzam. Kitabın altbaşlığı şöyle: “Halep Muhacirin Müdüriyeti Başkâtibi Naim Bey’in Tanıklığında Ermeni Soykırımı.” Aram Andonyan tarafından kaleme alınan ve Ermeni Soykırımı hakkındaki, özellikle de 1916’da Suriye çöllerinde yaşananlar konusundaki en önemli kaynaklardan biri olan Cürm-ü Âzam, Naim Bey’in Andonyan’a teslim ettiği el yazması notları ve Andonyan’ın derlediği bilgileri, telgrafları, resmî Osmanlı belgelerini ve birinci dereceden şahitlerin tanıklıklarını içeriyor. Ohannes Kılıçdağı’nın çevirdiği kitabın önsözünü de Taner Akçam yazmış. Naim Bey hakkında daha önce de çalışmaları bulunan Akçam ile Cürm-ü Âzam’ı konuştuk
30 Nisan 2024
24 Nisan mesajları ne anlattı?
Bunun için zaman gerektiğini biliyorum. Değişen siyasi dengelerin bazen yeni yollar açtığını, bazen de o açılan yolları kapattığını da biliyorum. Bildiğim bir şey daha var: Türkiye Ermeni toplumu açısından 109 yıldır tutulamayan bir yas var.
24 Nisan 2024
1
2
3
4
5
...
12
Abone Ol!
Agos'a abone olarak destek olabilirsiniz. Abone ol, hediye et, askıya abonelik bırak.
Eng
Հայ
Ara
Agos Gündem
Türkiye
Ermenistan
Dünya
Yüzler/Hikâyeler
İnsan+Hakları
Bir Zamanlar
Kültür Sanat
Yaşam
Ermeni Toplumu
Yazarlar
Çizerler
Hrant Dink
E-gazete/Arşiv
Bayiler
Kitap/Kirk
İletişim
Abone Ol
Giriş Yap