Türkiye ‘301’i kaldırmam’ diyor

Türkiye, Birleşmiş Miletler İnsan Hakları Konseyi’nin önerdiği 278 reform ve yasa değişikliği tavsiyesinden 203’ünü kabul ederken, 75’ini reddetti. Çoğunluğu ifade özgürlüğüyle ilgili olan 75 önerinin içinde Hrant Dink’in de yargılandığı, Türklüğün aşağılanmasına ilişkin tartışmalı yasa ‘301’inci Madde’ de var. Türk Ceza Hukuku Derneği Başkanı Av. Fikret İlkiz’e göre, Türkiye, BM toplantısında çıkan 301’le ilgili tavsiyeye karşıt görüş sunarak, bu maddenin ifade özgürlüğüne aykırı olmadığını savunmaya devam etti.

BM İnsan Hakları Konseyi, Evrensel Periyodik İnceleme Mekanizması (EPİM) aracılığıyla ülkeleri her 5 yılda bir incelemeye tabii tutuyor. Daha önce 2010 yılında bu incelemeden geçen Türkiye, Ocak 2015’te Cenevre’de, o dönem İnsan Haklarından Sorumlu Başbakan Yardımcısı olan Bülent Arınç’ın katılımıyla tekrar bir incelemeye girdi. 27 Ocak’ta yapılan toplantıda, delegelerin Türkiye'ye yönelik önerilerinin başında polisin orantısız güç kullanma yetkisi, ifade ve inanç özgürlüğü ve cinsiyet kimliği temelli ayrımcılık geliyordu.

Eren Keskin’e 10 ay

EPİM’in çalışma düzeni gereği, Türkiye, diğer ülkelerden gelen tavsiyelere cevap vermek durumunda. Cenevre’deki toplantıda 116 ülke söz alarak Bülent Arınç’a sorularını yöneltmiş ve daha sonra tavsiyelerini iletmişti.

EPİM çalışma grubunun rapor ve tavsiyeleri, adı üstünde tavsiye niteliğinde ve bir yaptırımı bulunmuyor. Ancak, nihai rapor, Türkiye’nin insan hakları konusunda geldiği noktayı göstermesi açısından önemli.

ABD, Fransa, İspanya, Kıbrıs ve Ermenistan ilk dönemde, İrlanda ise ikinci dönemde 301’inci Madde’nin Türk Ceza Kanunu’ndan kaldırılmasına ilişkin tavsiyelerini sundu.

301’inci Madde’nin birinci fıkrasında ‘Türklüğü, Cumhuriyeti veya Türkiye Büyük Millet Meclisini alenen aşağılamak’ suç olarak tanımlanıyor. Türkiye kendisine gelen tavsiyeleri, maddeyle ilgili 2008’de yapılan değişikliği öne sürerek reddediyor. Bu değişikliğe göre bu madde altında dava açmak Adalet Bakanlığı’nın iznine bağlı. Her ne kadar 301’inci Madde’den açılan dava sayısı azalsa da 22 Ocak 2015 günü Avukat Eren Keskin’e 301’inci Madde’den 10 ay hapis cezası verildi.

Tek çare kaldırmak

Avukat Fikret İlkiz, “Türkiye, 301’inci Madde’nin ifade özgürlüğüne uygun olduğunu söylüyor. Diplomatik dil ve resmi söylem bu yönde” diyor ve ekliyor, “Ama istediğiniz kadar maddelerde düzeltme yapın, işi çözmüyor. Burada önemli olan 301 gibi bir maddenin kanunda yer alması. Çünkü kamu görevlilerini ve anayasal kuruluşları kanunla korumuş oluyorsun. Asıl mesele açılan davaların sayısındaki azalma değil 301 gibi bir maddeden ceza davası açılmasını sağlayan yasal düzenlemelerin varlığı. Tek çare bu maddeyi kaldırmaktır.”

EPİM’in 26 Haziran tarihli raporunda, 301 dışında, tartışmalı olan 318, 215 ve 125 gibi maddelerin de kaldırılmasının tavsiyeler arasında olduğu görülüyor. Ancak Türkiye, “Son yıllarda Türkiye ifade özgürlüğünün kapsamını genişletmek ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi standartlarıyla ve evrensel standartlarla aynı seviyeye getirmek amacıyla temel kanunlarını belirgin bir biçimde geliştirdi” diyerek bu tavsiyelere karşı görüş sunuyor.

Vicdani ret, anadilde eğitim, sınırın açılması da “uygun” görülmedi

Türkiye’nin tavsiyelere verdiği cevaplar dört kategori ayrılıyor. İlki, Türkiye’nin kabul ettiği; ikincisi, Türkiye’nin zaten düzenlemelerinde yer verdiği; üçüncüsü, Türkiye’nin değerlendireceği ve görüş bildireceği; sonuncuysa, Türkiye’nin karşı çıktığı tavsiyeler.

Türkiye’nin doğrudan karşı çıktığı tavsiyeler arasında şu maddeler öne çıkıyor: Bütün Kişilerin Zorla Kaybedilmeden Korunmasına Dair Uluslararası Sözleşme, Eğitimde Ayrımcılığa Karşı Sözleşme, Ulusal Azınlıkların Korunması için Çerçeve Sözleşme, Vicdani ret yasası, Patrikhanelere tüzel kişilik verilmesi, ana dilde eğitim düzenlemesi, Ermenistan’a yönelik iktisadi ambargonun kaldırılması…  

Fethiye Çetin: 301 Kalkmalı

Dink Ailesi avukatlarından Fethiye Çetin son gelişmeler üzerine Agos’a yaptığı değerlendirmede  Türkiye’nin itirazlarının dayanaktan yoksun olduğuna dikkat çekti:

Gelinen aşamada Türkiye, 301. maddeyi kaldırmak zorunda. Çünkü AİHM, Taner Akçam kararıyla 301.maddenin bir hukuk devletinde hiçbir şekilde bulunmaması gereken bir düzenleme olduğuna karar verdi ve üstelik AİHM kararları, BM kararlarının aksine bağlayıcılığı olan kararlar ve üye devletler bu karara uymadıkları takdirde yaptırım da öngörülüyor.

Türkiye BM tavsiyelerine, madde metninde 2008’de yapılan değişikliği öne sürerek itiraz ediyor ancak AİHM Akçam kararı, 25 Ekim 2011 tarihli, yani 301’deki son değişiklikten yaklaşık üç yıl sonrasına tekabül ediyor. Üstelik madde metninde yapılan bütün değişiklikler ayrıntılı olarak ele alınıp değerlendirildikten sonra, 301. Maddenin Sözleşme ile güvence altına alınan ‘yasayla öngörülme şartına aykırı olduğuna karar verilmiş.

Değişikliklere rağmen yasanın bu haliyle keyfi ve haksız müdahalelere yol açtığı, kullanılan terimlerin kapsamlarının belirsiz olduğu sonucuna varılıyor. Akçam kararının 92. Paragrafında Mahkeme aynen şöyle diyor: “Türklük” terimi “Türk milleti” ile değiştirilmiş olmasına rağmen, bu kavramların yorumunda bir değişiklik veya büyük bir farklılık görünmediğini, çünkü bu kavramların Yargıtay tarafından aynı şekilde anlaşıldığını kaydeder. (bkz. yukarıdaki 45’inci paragraf). Bu nedenle, yasama organının “Türklük” teriminin anlamını açıklığa kavuşturmak için madde lafzında yaptığı değişikliğin maddi bir farklılaşma getirmediğini veya ifade özgürlüğünün genişlemesine katkıda bulunmadığını kaydeder.”

Devamında ise şöyle deniyor:

93. Mahkeme’nin görüşüne göre yasama organının amacı, Devlet kurumlarını kamusal iftiralardan korumak ve değerleri muhafaza etmek olsa da, Ceza Kanunu’nun 301’inci maddesi kapsamındaki terimlerin kapsamı, yargı organlarının yorumladığı üzere, çok geniş ve belirsizdir ve bu nedenle madde, ifade özgürlüğü hakkının kullanımına yönelik süregelen bir tehdit oluşturmaktadır.  Başka bir ifadeyle madde lafzı, kişilerin eylemlerini düzene koyma ve hareketlerinin sonuçlarını öngörme olanağı vermemektedir. Bu hüküm kapsamından birçok soruşturma ve kovuşturma (bk. 28-33’üncü paragraflar ile 47’inci paragraf) açıldığı açık olduğu gibi, incitici, şoke edici, rahatsız edici olarak görülen fikir veya düşünceler, cumhuriyet savcılarınca kolaylıkla cezai soruşturmaya tabi tutulmaktadır. 

94.  Yukarıda kaydedildiği gibi, 301’inci maddenin yargı organları tarafından keyfi kullanımının önlenmesi için yasama organınca kayıtlamalar getirilmesi, güvenilir ve sürekli bir güvence sağlamamaktadır veya doğrudan etkilenilme riskini ortadan kaldırmamaktadır, çünkü ilerleyen zamanda herhangi bir siyasal değişiklik, Adalet Bakanlığı’nın yorumlayıcı tutumunu etkileyebilir ve keyfi takibatların yolunu açabilir. (Bkz. 75-77’inci paragraflar).

95.  Bu nedenle, Ceza Kanunu’nun 301’inci maddesinin, Mahkeme’nin yerleşik içtihatlarının gerektirdiği “yasa niteliği” ile buluşmadığı anlaşılmıştır, çünkü kabul edilemez genişlikteki terimler, bunların etkilerinin öngörülebilir olmaması sonucunu doğurmaktadır (Bkz. Amann v. İsviçre [GC], no. 27798/95, § 50, ECHR 2000 II; ve Vajnai v. Hungary, no. 33629/06, § 46,8 Temmuz 2008).

96.  Yukarıdaki düşünceler, Mahkeme’nin söz konusu müdahalenin hukuken öngörülebilir olmadığı sonucuna ulaşabilmesi için yeterlidir.”

Bu durumda Türkiye’nin yapması gereken tek şey vardır o da; TCK 301. Maddeyi kaldırmak.

AİHM kararları bağlayıcıdır, kararın uygulanıp uygulanmadığı, Avrupa Konseyi Bakanlar komitesince takip edilir, uyulmamış ise üye devlet uyarılır. Uyarılara rağmen karara uyulmadığı takdirde üyelikten ihraç gibi bir yaptırım da mevcuttur. Türkiye sonuçta bu kararı yerine getirmekten kaçınamaz. Dolayısıyla BM nezdinde yapılan savunma ve itiraz gerekçeleri, doğru değildir ve dayanaktan yoksundur. 

Kategoriler

Güncel İnsan Hakları



Yazar Hakkında