<?xml version='1.0' encoding='utf-8'?><rss version='2.0' xmlns:atom='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' xmlns:content='http://purl.org/rss/1.0/modules/content/'><channel><title>Agos</title><link>https://www.agos.com.tr/tr</link><description>Agos Güncel Haberler</description><language>tr-TR</language><ttl>300</ttl><lastBuildDate>Mon, 13 Apr 2026 16:01:06 +0300</lastBuildDate><image><title>Agos</title><url>https://static.agos.com.tr/logos/agos-sm.png</url><link>https://www.agos.com.tr/tr</link></image><atom:link rel='self' type='application/rss+xml' href='https://www.agos.com.tr/rss/turkish'/><item><title><![CDATA[Barış İçin yanan mumlar: Süryaniler Nuhomo Bayramı’nı coşkuyla kutladı]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/baris-icin-yanan-mumlar-suryaniler-nuhomo-bayramini-coskuyla-kutladi-40121</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/04/13/baris-icin-yanan-mumlar-suryaniler-nuhomo-bayramini-coskuyla-kutladi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/baris-icin-yanan-mumlar-suryaniler-nuhomo-bayramini-coskuyla-kutladi-40121</guid><description><![CDATA[Süryani Ortodoksların, İsa Mesih'in çarmıha gerildikten üç gün sonra dirilmesi maksadıyla kutladığı Nuhomo (Diriliş-Paskalya) Bayramı bu yıl da büyük bir coşkuyla karşılandı. Süryaniler bu yıl Nuhomo mumlarını barış için yaktı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Eski kilise takvimini kullanan Süryani Ortodokslar, her yıl bahar aylarında İsa Mesih'in çarmıha gerildikten üç gün sonra dirilmesi maksadıyla Nuhomo (Diriliş-Paskalya) Bayramı’nı kutluyor.</p>
<p><img class="float-md-start" src="https://static.agos.com.tr/2026/04/marta-somek-nuhomo-4.JPG" alt="" width="522" height="348">Nuhomo Bayramı bu yıl da Avrupa, Türkiye ve dünyanın dört bir yanında, Süryanilerin sabahın erken saatlerinde bulundukları bölgelerdeki kilise ayinlerine katılarak büyük bir heyecan ve coşkuyla kutlandı.</p>
<p>İstanbul Bakırköy’deki Rosario Meryem Ana Latin Katolik Kilisesi’ndeki ayine katılan yüzlerce Süryani de Nuhomo Bayramı’nı kutladı. Kilise ayininde Süryanice ilahiler eşliğinde dualar ederek bayramı karşılayan Süryani halkı, bu yıl mumlarını barış için yaktı.</p>
<p><img class="float-md-end" src="https://static.agos.com.tr/2026/04/marta-somek-nuhomo-5.JPG" alt="" width="522" height="348"></p>
<p>Süryani Ortodokslar, ayin bitiminde kıddas (kutsal ekmek) ekmeğini alarak birbiriyle bayramlaştı. Süryaniler daha sonra bayram kahvaltısı yaptı ve 50 gün boyunca tuttukları oruçlarını açtı.</p>
<h4>Siboro: Müjde</h4>
<p>Süryaniler Nuhomo - Paskalya yortusunda 50 gün boyunca oruç tutuyor. Oruçları her gün akşam namazına kadar daha sonra da perhiz ile sürdürülüyor. Paskalya orucunun ortasında Meryem Ana'nın Müjdelenme Bayramı Süryaniler arasında “Siboro” olarak adlandırılıyor.</p>
<p><img class="float-md-start" src="https://static.agos.com.tr/2026/04/marta-somek-nuhomo-2.JPG" alt="" width="528" height="352">Süryaniler bu bayramın gecesinde yoğurdukları hamurun üzerine, tarlalarında yetişen tüm tahıllardan serperek, kırmızı ve beyaz olmak iplerden koyuyor. Siboro genellikle el bileğine veya boyna takılıyor. Renklerin anlamları ise şöyle: Beyaz paklığı, İsa'nın tanrı olduğuna işaret eder ve kefeninin temsilidir. Kırmızı insan olduğunu ve insanların günahını taşımasıyla kanını döküp çarmıha gerilerek ölmesini temsil eder.</p>
<p>Orucun son Cuma akşamında sütlaç veya yumurta yapılırken, Siboro ipleri ateşte yakılıyor. İnanışa göre İsa Mesih'in insan olarak yeryüzündeki vazifesi sona eriyor.</p>
<h4><img class="float-md-end" src="https://static.agos.com.tr/2026/04/marta-somek-nuhomo-1.JPG" alt="" width="527" height="351">Nuhomo ritüelleri</h4>
<p>Süryaniler Paskalya yortusunda yumurta, sütlaç ve paskalya çörekleri yapıyor. Yumurtanın anlamı ise şöyle: Yumurta hiçbir uyarıcı etki olmadan büyür, gelişir ve olgunluğa kavuştuğunda kabuğu kırılarak bir canlı dünyaya gelir.</p>
<p>Aynı şekilde Süryaniler de İsa Mesih'in hiçbir dış etki altında kalmadan, tanrısal gücü ile mezardan dirilmesi yumurta doğası ile özdeşleştiriliyor.</p>
<p><img class="float-md-start" src="https://static.agos.com.tr/2026/04/marta-somek-nuhomo-6.JPG" alt="" width="513" height="342"></p>
<p>Yumurtayı saran kabuk İsa Mesih'in mezarını, yumurta sarısının ortasındaki canlı nokta İsa’yı, yumurta sarısı ile etrafa saçtığı ışığı ve sarıyı saran tabaka da İsa Mesih'in sarıldığı kefen bezini simgeliyor. Çeşitli renklerde boyanan yumurtanın her rengi ise bir anlam ifade ediyor. Kırmızı renk İsa Mesih'in fedakarlığını, insanlar için akıttığı kanı, mavi de gökselliğini ve göğü temsil ediyor.</p>
<p>Süryaniler bayramlarını,<strong> “Kom Moran Men Kabro - Rab mezardan dirildi. Şariroyith Kom - Gerçekten Dirildi”</strong> diyerek kutladı.</p>]]></content:encoded><pubDate>Mon, 13 Apr 2026 13:37:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[İki öğretmene methiye (2)]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/iki-ogretmene-methiye-2-40122</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/04/13/iki-ogretmene-methiye-2.webp'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/iki-ogretmene-methiye-2-40122</guid><description><![CDATA[Fotoğrafçı Berge Arabian, Agos'un kültür sanat sayfalarında kaleme aldığı 'lensler konuşabilseydi' başlıklı köşesinde, çektiği fotoğrafların hikâyelerini anlatıyor. Bu hafta Beyrut Yepremyan Koleji'nin Ermeni Edebiyatı öğretmeni Baron Garo'nun serbest kompozisyon ödeviyle hayatını nasıl değiştirdiğini yazıyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Dünyanın her yerinde, her yeni kuşak isyankâr bir ruhla, olumlu bir değişim yaratır. Gençler her toplumun hızla atan nabzıdır. Önceki kuşağın muhafazakâr, konformist tavrından bıkar, yerinde sayan toplumu canlandırmak için yenilikçi fikirlerini eyleme geçirmeye çalışırlar. Yönetimi elinde tutan yaşlılar, genellikle, gençliğin ilerleme yönündeki güçlü taleplerine direnirler. Fakat nihayetinde bir nevi nöbet değişimi olur, en azından öyle olması umulur. Beyrut’taki Yepremyan Koleji’nde öğrenciyken, okula yeni gelen genç öğretmenler sayesinde tam olarak böyle bir değişim başlamıştı.</p>
<p>Öğrencilerin hayal gücünün ve yaratıcılığının gelişmesinin önemine inanan, onları bu yönde teşvik eden öğretmenlerden biri de Baron Garo’ydu. Eski usul öğretim yöntemlerini, yeni kuşakların yetiştirilmesi açısından faydasız buluyordu. Örneğin biz, lise öğrencileri olduğumuz hâlde, ‘serbest kompozisyon’ denen şeyden bihaberdik. Ermeni Edebiyatı öğretmenimiz Baron Garo haftalarca, teksir makinesinde çoğaltıp bize dağıttığı notlarıyla ders işledikten ve yazarların özgür bir ruhla çalışmalarının, kendilerini özgürce ifade edebilmelerinin neden elzem olduğunu defalarca açıkladıktan sonra, bir gün bize serbest kompozisyon ödevi verdi ve şöyle dedi: “İstediğiniz her konuda yazabilirsiniz, hikâyenizi dilediğiniz gibi anlatabilirsiniz. Yeter ki o konunun sizin için neden ilgi çekici olduğunu açıklayın bana.”</p>
<p>Aradan yıllar geçmiş ama dün gibi hatırlıyorum; anlamlı bir konu bulabilmek için deli gibi uğraşmış, o yaşıma dek gördüğüm her şeyi tek tek hatırlamaya çalışmıştım. Hatta, aklıma gelen bir sürü konuyu, ‘mümkün’, ‘imkânsız’, ‘tabu’ gibi kategorilere ayırmıştım. Kızlar, cinsellik, arzu, âşık olmak gibi şeyler benim için tabuydu. Ne de olsa muhafazakâr Ermeni cemaati içinde, geleneksel denebilecek bir ortamda büyümüş, gördüğü, işittiği her şeyden kolayca etkilenebilen bir çocuktum. 60’lı yılların Beyrut’unda, dünyanın birçok büyük şehrinde olduğu gibi, bir tür cinsel devrim yaşanıyordu ama her şey gece kulüplerinde, barlarda ve sosyete semti Hamra’da, üstü kapalı şekilde olup bittiğinden, biz yeniyetmeler kız arkadaş - erkek arkadaş nedir, flört ne demektir, bilmiyorduk.</p>
<p>Kompozisyon konusu seçmek için epey bir kafa yorduktan sonra ‘tabu’ kategorisinde karar kıldım. Baron Garo, tanıdığım en babacan ve özgür düşünceli öğretmendi. Birçokları için tabu olan herhangi bir konuyu, onun basit ve sıradan bir mesele olarak göreceğinden emindim. ‘Burc’un Arka Sokakları’ başlığını atıp yazmaya koyuldum. ‘Burc’ dediğim yer, sinema salonları, lokantalar ve her çeşit mağazanın bulunduğu, Beyrut’un eski merkezi olan ‘Sahat al Burc’ yani Burc Meydanı’ydı. Meydanı çevreleyen sokaklarda ‘kerhane’ dedikleri yerler vardı. Mahallemiz ile şehrin yeni merkezi arasındaki kestirme yol oradan geçtiği, şehirdeki en iyi falafelci de orada olduğu için, o sokakları iyi biliyordum. Kompozisyonumda, orada gördüğüm ne varsa hepsini anlattım: Taburelerde, uyluklarının iç kısımlarını gösterecek şekilde oturan ve bizi ‘tatlı muamele’ vaadiyle yanlarına çağıran yaşlı kadınlar; durup durup bize orada ne aradığımızı soran asabi muhabbet tellalları; küçük kahvehanelerin önünde nargilelerini tüttürürken, şehvet dolu bakışlarıyla bize göz kırpan ihtiyar adamlar; edepsizce gülümseyerek yanımızdan geçen güzel kızlar; kimi utangaç, kimi kendinden emin, binalara giren müşteriler... Yazıda, adı ağızdan ağıza efsane gibi dolaşan Ermeni hayat kadını Şake’den ve yaşadığı binadan bile bahsettim. Onu hiç görmemiştim ama benden büyük çocuklar sanki onu şahsen tanıyormuş gibi konuşur, onun oradaki tüm kızlardan daha güzel olduğunu söylerlerdi. O semtin ve sakinlerinin beni nasıl etkilediğini uzun uzun anlattım.</p>
<p>Baron Garo ödevlerimizi birkaç gün içinde okuyup geri getirdi. Bana kâğıdımı uzatırken yüzünde beliren o kocaman gülümsemeyi gördüğümde, kendimi bir mucizenin kahramanı gibi hissettim; bakışlarıyla “Aferin sana, cesur dostum” diyordu âdeta. Baron Garo o yılın sonunda bizim okuldan ayrıldı ama sonraki yıllarda dışarıda iki-üç kez karşılaştık. Her seferinde, yanındaki arkadaşına “Burc’la ilgili kompozisyonu yazan öğrencim bu işte” diye tanıttı beni. Ve tabii, her seferinde utandım. Sanırım metni çok sevmiş, arkadaşlarına ondan söz etmişti. O kompozisyonu yazmaya kara vermek, sanırım, hayal gücümü serbest bırakma yönünde attığım ilk adımdı. Sizin o güzel yüreğiniz sayesinde, Baron Garo.</p>
<p style="text-align: right;"><em>İngilizceden çeviri: Altuğ Yılmaz</em> </p>]]></content:encoded><pubDate>Mon, 13 Apr 2026 13:36:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Macaristan'ın tek adamı 16 yıl sonra kaybetti]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/macaristan-in-tek-adami-16-yil-sonra-kaybetti-40120</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/04/13/macaristan-in-tek-adami-16-yil-sonra-kaybetti.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/macaristan-in-tek-adami-16-yil-sonra-kaybetti-40120</guid><description><![CDATA[Macaristan’da halk ülkenin kader seçimi olarak görülen seçim için sandık başına gitti. Başbakan Viktor Orbán’ın 16 yıllık iktidarı sona erdi. Rekor katılım sağlanan seçimlerde Orban'ın rakibi, Tisza Partisi ve lideri Peter Magyar seçimin kazananı oldu.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Macaristan’da Viktor Orban, 16 yıl sonra iktidarı kaybetti. Muhalefet lideri 45 yaşındaki Peter Magyar ise seçimin kazananı oldu. </p>
<p>İlk sonuçların ardından Magyar Facebook'tan "Teşekkürler Macaristan" diye yazdı. Alman Spiegel dergisi de Orban'ın yenilgiyi kabul ettiğini, Magyar'ı telefonla arayarak zaferinden dolayı kutladığını aktardı. Sonrasında destekçilerine yaptığı konuşmada yenilgiyi kabul ederek, "Seçim sonucu açık ve acı verici" dedi. İstifa etmeyen Orban, "pes etmeyeceklerini" ve yaralarını saracaklarını da savundu.</p>
<h4>İmamoğlu'ndan tebrik</h4>
<p>CHP'nin tutuklu cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu ve genel başkanı Özgür Özel, Macaristan'da 16 yıllık Viktor Orban iktidarına karşı seçim kazanan Peter Magyar'ı tebrik etti.</p>
<p>İmamoğlu, uluslararası X hesabından paylaştığı mesajda "Macaristan korku yerine umudu, otokrasi yerine demokrasiyi seçti" diye yazarak şunları dedi:</p>
<p>"Macar halkı bu gece, Avrupa ve dünyaya vatandaşlar özgürlüklerini teslim etmeyi reddettiğinde hiçbir tek adamın yenilmez olmadığını hatırlattı."</p>
<p>CHP lideri Özel de X paylaşımında "otoriterliğin Avrupa’daki sembol ismi mağlup olduğunu" söyledi. "Demokrasinin araçlarını kullanarak otoriterleşenlerin eninde sonunda mağlup olacağını" belirten Özel, şunları dedi:</p>
<p>"Kendisini, demokrasinin ve hukukun üstünde görenler yenilmiştir. Orban ile onun tam destekçisi Trump ve ekibi kaybetmiştir. Halkın iradesi tek adamlardan güçlüdür. 16 yıllık otoriter bir iktidarı, sandığa giderek değiştirme iradesini ortaya koyan Macar halkını dayanışma duygularımla selamlıyorum."</p>
<p>CHP lideri ayrıca Magyar ve Tisza'ya tebrik ve başarılar dileklerini iletti.</p>
<p>Konuşmasına, "Başardık" sözleriyle başlayan Magyar, "Seçimi Tisza ve Macaristan kazandı. Hem de küçük bir farkla değil, büyük bir farkla. Birlikte Macaristan'ı özgürleştirdik. Siz olmadan başaramazdık." dedi.</p>
<p>Magyar, böylesine büyük bir zaferin hiçbir Macar parti tarafından kazanılmadığını belirterek, "Her bir Macar vatandaşı için işleyen ve daha insani bir Macaristan inşa etme meşruiyetini kazandık." diye konuştu.</p>
<p>"Macaristan'ı demokrasiye döndürmek için en yumuşak ve barışçıl geçişi yapacağız." diyen Magyar, tüm Macarların bir sistem değişikliği için çalıştığını ifade etti.</p>
<h4>Rekor katılım</h4>
<p>Orban döneminin sonunu getiren oylama, ülkenin kader seçimi olarak görülüyordu. Seçime katılım da buna paralel şekilde rekor düzeyde oldu. Sandıkların kapanmasına yarım saat kala, yaklaşık 8 milyon seçmenin yüzde 77'si oy kullanmıştı. Bu, Macaristan'da 1990'daki demokratik dönüşümden bu yana görülmemiş seviyede bir katılım oranı.</p>
<h4>Orban'a veda, Macaristan'ı ne bekliyor?</h4>
<p>Orban, Avrupa Birliği’ne yönelik sert çıkışlarıyla tanınan bir siyasetçi. Macaristan Başbakanı, özellikle Ukrayna başlığı olmak üzere Birlik’in kritik kararlarını yıllardır veto ederek süreci tıkıyor; bu tutumu AB’yi adım atamaz bir noktaya sürüklüyordu. Siyasi yorumcular, Orban’ın yeniden seçilmesi halinde Birlik’in daha da güç kaybedeceğini öngörüyordu.</p>
<p>Nitekim AB içinde hiçbir ülke, Rusya ile Macaristan’ın kurduğu ölçüde yakın ilişkilere sahip değil. Orban yönetimindeki Budapeşte, uzun süredir Rusya’ya karşı atılan adımları geciktirmeye ya da etkisini sınırlamaya dönük hamlelerde bulunuyor. Viktor Orban, yalnızca Avrupa’da değil, küresel ölçekte popülist sağ, muhafazakâr ve aşırı sağ hareketler için de bir referans figür olarak görülüyor.</p>
<p>ABD Başkanı Donald Trump ve MAGA hareketinin Orban’a verdiği desteğin arkasında da bu tablo yer alıyor. Trump, Macaristan’daki seçim sürecinde önce Dışişleri Bakanı Marco Rubio’yu, ardından Başkan Yardımcısı JD Vance’i Budapeşte’ye göndermişti. Bununla da sınırlı kalmayarak iki gün önce sosyal medya üzerinden “Viktor Orban’a oy verin” çağrısı yaparak seçimlere doğrudan müdahil oldu.</p>
<p>Buna karşılık Magyar, Macaristan'ı yeniden Batı'ya döndürmeyi, Rusya'ya olan enerji bağımlılığına son vermeyi taahhüt ediyor. Magyar kampanya döneminde seçimin, otokrasi ve Avrupa demokrasisi arasında bir "referandum" olacağını söylemişti.</p>
<p>Kaynak: DW Türkiye, Euronews, Anadolu Ajansı</p>]]></content:encoded><pubDate>Mon, 13 Apr 2026 11:25:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA["ABD Başkanı'nı eleştiren Papa istemiyorum"]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/abd-baskani-ni-elestiren-papa-istemiyorum-40119</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/04/13/abd-baskani-ni-elestiren-papa-istemiyorum.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/abd-baskani-ni-elestiren-papa-istemiyorum-40119</guid><description><![CDATA[ABD Başkanı Trump, İsraille birlikte İran'a açtıkları savaşı eleştiren Papa Leo'nun "çok da iyi bir iş yapmadığını" ve 'çok liberal" olduğunu söyleyerek Katolik Kilisesi liderine yönelik daha önce görülmemiş bir saldırıda bulundu. Bugün 11 günlük Afrika gezisine çıkan Papa'dan henüz bir yanıt gelmedi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>ABD Başkanı Donald Trump, Papa 14. Leo'ya karşı sert eleştiriler yönelterek, ABD doğumlu Katolik Kilisesi liderinin "çok iyi bir iş yapmadığını" ve "çok liberal biri" olduğunu düşündüğünü söyledi ve ayrıca Papa'nın "radikal solculara yaranmayı bırakması" gerektiğini öne sürdü.</p>
<p>Eleştirilerin üzerinden bir süre geçtikten sonra Trump, kendisini İsa Mesih gibi tasvir edildiği görseli paylaştı. Görselde kendisine dua eden ve hayranlıkla bakan kişilerin arasında resmedilen Trump, hasta yatağındaki kişiyi iyileştiriyormuş gibi gösteriliyor. İsa Mesih de, mucizeleriyle hastaları iyileştiriyordu. </p>
<p>Pazar gecesi Florida'dan Washington'a dönerken Trump, sosyal medyada yaptığı uzun bir paylaşımda Leo'yu sert bir şekilde eleştirdi ve ardından havaalanında gazetecilere yaptığı açıklamalarda da eleştirilerini sürdürdü.</p>
<p>Başkan Trump, "Papa Leo'nun hayranı değilim" dedi.</p>
<p>Trump'ın yorumları, Leo'nun hafta sonu ABD-İsrail İran savaşını körükleyen şeyin "mutlak güç zehirlenmesi" olduğunu öne sürmesinin ardından geldi. Papalar ve başkanların fikir ayrılıklarına düşmesi alışılmadık bir durum olmasa da, bir papanın bir ABD liderini eleştirmesi son derece nadirdir ve Trump'ın sert yanıtı da aynı derecede alışılmadık bir durum.</p>
<p>Başkan paylaşımında, "Papa Leo suç ve nükleer silahlar konusunda zayıf ve dış politika konusunda berbat," diye yazdı ve ekledi: "İran'ın nükleer silaha sahip olmasının sorun olmadığını düşünen bir Papa istemiyorum."</p>
<p>Gazetecilere yaptığı açıklamalarda da aynı düşüncesini tekrarlayan Papa, "Nükleer silaha sahip olmanın sorun olmadığını söyleyen bir Papa'yı iztemiyoruz" dedi.</p>
<h4>"Elleriniz kanla dolu"</h4>
<p>Papa Leo, Cumartesi günü Vatikan'daki Aziz Petrus Bazilikası'nda akşam ayinine başkanlık etti. ABD ve İran'ın ateşkes konuşmaları için Pakistan'da yüz yüze görüşmelere başladığı günle aynı zamana denk gelen ayinde Papa, ABD veya Trump'ın adını anmadı, ancak tonu ve mesajı, ABD'nin askeri üstünlüğüyle övünen ve savaşı dini gerekçelerle haklı çıkaran Trump ve ABD yetkililerine yönelikti.</p>
<p>Pazartesi günü 11 günlük Afrika gezisine çıkan Papa, daha önce Tanrı'nın "savaş açanların dualarını dinlemediğini, aksine reddettiğini" söylemişti. Ayrıca Eski Ahit'ten İşaya'nın bir ayetine atıfta bulunarak, "Ne kadar çok dua etseniz de, dinlemem; elleriniz kanla dolu" demişti.</p>
<p>Ateşkes öncesinde Trump, İran'daki enerji santrallerine ve diğer altyapılara yönelik kitlesel grevler konusunda uyarıda bulunmuş ve "bütün bir medeniyet bu gece yok olacak" demişti. Leo ise bu tür düşünceleri "kabul edilemez" olarak nitelendirmişti.</p>
<p>Ancak Trump, Pazar gecesi sosyal medya paylaşımında Leo'yu eleştirirken İran savaşının çok ötesine geçti. Başkan şöyle yazdı: "Amerika'nın Venezuela'ya saldırmasının korkunç olduğunu düşünen bir Papa istemiyorum. Venezuela, Amerika Birleşik Devletleri'ne büyük miktarda uyuşturucu gönderiyordu." </p>
<p>Trump, 2024 seçim zaferine atıfta bulunarak, "Amerika Birleşik Devletleri Başkanı'nı eleştiren bir Papa istemiyorum çünkü ben, ezici bir zaferle seçildiğim şeyi tam olarak yapıyorum" diye ekledi.</p>
<p>Trump ayrıca paylaşımında Leo'nun bu pozisyona sadece "Amerikalı olduğu için ve Başkan Donald J Trump ile başa çıkmanın en iyi yolunun bu olacağını düşündükleri için" geldiğini öne sürdü.</p>
<p>Trump, "Beyaz Saray'da olmasaydım, Leo Vatikan'da olmazdı," diye yazdı ve ekledi: "Leo, Papa olarak kendine çeki düzen vermeli, sağduyulu olmalı, radikal solun isteklerine boyun eğmeyi bırakmalı ve siyasetçi değil, harika bir Papa olmaya odaklanmalı. Bu ona çok zarar veriyor ve daha da önemlisi, Katolik Kilisesi'ne zarar veriyor!"</p>
<p>Trump, gazetecilere yaptığı sonraki açıklamalarda da eleştirilerini sürdürerek, "Bence çok iyi bir iş çıkarmıyor. Sanırım suçtan hoşlanıyor" dedi ve ekledi: "Çok liberal bir insan."</p>
<p>AP VoteCast adlı kapsamlı bir seçmen araştırmasına göre, 2024 seçimlerinde Trump Katolik seçmenlerin yüzde 55'inin oyunu aldı. Ancak Trump yönetimi aynı zamanda muhafazakar Evanjelik Protestan liderlerle de yakın bağlara sahip ve İran'a karşı savaş için ilahi bir onay aldığını iddia ediyor.</p>
<p>Bugün 11 günlük Afrika gezisine çıkan Papa Leo'dan ya da Papalık makamından henüz bir açıklama yapılmadı. </p>]]></content:encoded><pubDate>Mon, 13 Apr 2026 10:56:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[ABD, bugün İran limanlarına yönelik deniz ablukasını başlatıyor]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/abd-bugun-iran-limanlarina-yonelik-deniz-ablukasini-baslatiyor-40118</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/04/13/abd-bugun-iran-limanlarina-yonelik-deniz-ablukasini-baslatiyor.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/abd-bugun-iran-limanlarina-yonelik-deniz-ablukasini-baslatiyor-40118</guid><description><![CDATA[ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı, bugün saat 17.00'de (TSİ) İran limanlarına giren veya bu limanlardan çıkan tüm gemilere yönelik deniz ablukası başlatacağını açıkladı. ABD’nin abluka duyurusu küresel piyasalardaki belirsizliği artırdı. Öte yandan ateşkesin geleceği de belirsizliğini koruyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>ABD Başkanı Donald Trump, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, İran ile yürütülen görüşmelerin genel olarak olumlu geçtiğini ancak nükleer başlıkta anlaşma sağlanamadığını bildirdi. Trump, bu gelişmenin ardından ABD'nin Hürmüz Boğazı'nda askeri adım atacağını duyurdu.</p>
<p>Trump, ABD donanmasının derhal geçerli olmak üzere Hürmüz Boğazı'na giriş ve çıkış yapan gemilere yönelik abluka sürecini başlatacağını belirterek, uluslararası sularda İran'a geçiş ücreti ödeyen gemilerin durdurulup aranacağını ifade etti. İran'ın boğaza mayın döşediğini öne süren Trump, bu mayınların imha edileceğini söyledi.</p>
<p>ABD Merkez Kuvvetleri (CENTCOM) ise İran limanlarına giren ve çıkan tüm deniz trafiğine yönelik blokajın Pazartesi günü (bugün) TSİ 17.00’de başlayacağını, ancak İran dışındaki limanlara giden gemilerin geçiş serbestisinin korunacağını bildirdi.</p>
<p>Yapılan açıklamada söz konusu deniz ablukasının, Basra Körfezi ve Umman Körfezi’ndekiler dahil tüm İran limanlarına ve kıyı bölgelerine giren veya buradan ayrılan bütün ülkelerin gemilerine karşı "tarafsız şekilde" uygulanacağı vurgulandı.</p>
<p>Açıklamada ayrıca, CENTCOM güçlerinin, Hürmüz Boğazı'ndan geçerek İran dışındaki limanlara giden veya bu limanlardan gelen gemilerin seferlerinin ise engellenmeyeceği kaydedildi.</p>
<h4>Ateşkese ne olacak?</h4>
<p>İran Devrim Muhafızları, Hürmüz Boğazı’na abluka uygulamak amacıyla yaklaşacak savaş gemilerinin mevcut ateşkesi ihlal etmiş sayılacağını ve buna sert karşılık verileceğini açıkladı. Ayrıca boğazın İran’ın kontrolünde olduğu vurgulandı.</p>
<p>ABD Başkanı Donald Trump ise pazar günü yaptığı açıklamada, İran içindeki hedeflere yönelik saldırıların yeniden başlatılabileceği sinyalini verdi. Olası hedefler arasında füze üretim tesislerinin de yer alabileceğini belirtti.</p>
<p>The Wall Street Journal’ın haberine göre Trump yönetimi, barış görüşmelerinde yaşanan çıkmazı aşmak amacıyla askeri operasyonları yeniden devreye almayı değerlendiriyor. Bu gelişmeler, ateşkesin geleceğine ilişkin belirsizliğin sürdüğünün göstergesi.</p>
<h4>"Deniz hukukuna aykırı"</h4>
<p>Marine Traffic verilerine göre, Trump'ın abluka açıklamasından sonra sadece üç İran bayraklı gemi Hürmüz Boğazı'ndan Umman Denizi'ne doğru geçiş yaptı.</p>
<p>BBC'nin konuştuğu üç hukuk uzmanı, ablukanın uluslararası deniz hukukunun ihlali anlamına gelebileceğini söyledi. Bir hukuk uzmanı da ABD donanmasının uygulayacağı ablukanın mevcut ateşkesi ihlal etmek anlamına gelebileceğini belirtti.</p>
<p>Geçen hafta Salı günü ilan edilen ateşkesten bu yana Boğaz'dan yaklaşık 60 gemi geçti. Bu, ateşkes öncesine kıyasla önemli bir artış olsa da, ancak Ortak Denizcilik Bilgi Merkezi'ne göre savaş öncesinde her gün Boğaz'dan ortalama 138 gemi geçiyordu.</p>
<p>Abluka kararı, küresel piyasalarda belirsizliği de yükseltti.</p>
<p>Kaynak: Bloomberg, Oksijen, BBC, Anadolu Ajansı</p>]]></content:encoded><pubDate>Mon, 13 Apr 2026 09:53:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Şişli'de ilk duruşma, Trabzon'da bomba]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/sisli-de-ilk-durusma-trabzon-da-bomba-40117</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/04/13/sisli-de-ilk-durusma-trabzon-da-bomba.png'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/sisli-de-ilk-durusma-trabzon-da-bomba-40117</guid><description><![CDATA[Hrant'ın Arkadaşları'nın başlattığı ve 20. yılına girecek olan Hrant Dink cinayetine giden aşamaları adım adım takip eden Neden Hedef Seçildim dijital hafıza çalışmasının bu bu haftaki paylaşımlarında Dink'in "Türklüğü haraket"ten hakim karşısını çıkması ve Erhan Tuncel ve Yasin Hayal'in Trabzon McDonalds'a patlayıcı madde atmasıyla gelişen süreç ele alınıyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>19 Ocak 2007'deki Hrant Dink cinayeti 20. yılına yaklaşırken, Hrant'ın Arkadaşları girişimi Hrant Dink suikastinin bir günde olmadığını ve planlı olduğunu anlatmak ve cinayete giden süreci adım adım takip etmek için Neden Hedef Seçildim dijital hesaplarından, bir hafıza çalışması başlattı. Dijital hafıza çalışmasının dokuzuncu haftasınnda Hrant Dink'in "Türklüğe hakaretten" ilk duruşmaya çıkması ve o sıralarda Yasin Hayal ve Erhan Tuncel'in Trabzon McDonald's'a patlayıcı madde atması sonrası İstanbul'a kaçması ve Yasin Hayal'in İstanbul'da yakalanıp üzeindeki ya da kaldığı yerdeki hiçbir delille ilgilenilmemesi yer aldı. </p>
<p>Hafıza çalışmasını <a href="https://x.com/hedefsecildim" target="_blank" rel="noopener">X</a>,<a href="https://www.instagram.com/nedenhedefsecildim?igsh=MTZjdDM2MjA3ZXAzbA%3D%3D" target="_blank" rel="noopener">  Instagram</a> ve<a href="https://www.facebook.com/profile.php?id=61588194547423" target="_blank" rel="noopener"> Facebook</a>'taki <a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/neden-hedef-secildim-39533" target="_blank" rel="noopener">Neden Hedef Seçildim hesaplarından takip edebilirsiniz.</a></p>
<p><span style="color: rgb(186, 55, 42);"><strong>Tarih: 6 Ekim 2004 Çarşamba</strong></span></p>
<p><strong>Şişli’de ilk duruşma</strong></p>
<p>AB uyum süreci gündemdeyken, Hrant Dink ve Agos yetkilileri hakkında Şişli 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde “Türklüğe hakaret” iddiasıyla açılan davanın ilk duruşması görülür.</p>
<p>Şikayetçi, “Türk” olduğu için “suçtan zarar gören” sayılır.</p>
<p>Şikayetçi Mehmet Soykan’ın suçtan zarar gören sıfatıyla davaya müdahil olma talebi kabul edilir.</p>
<p>Suç “Türklüğe hakaret” olduğu için tüm Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının “suçtan zarar gören” sıfatıyla müdahil olabileceği anlamına gelen bu karar, aynı zamanda hâkimin de suçtan zarar gören sıfatı bulunması anlamına da gelecektir. Bu karar, hukukçular tarafından yıllar sonra çok tartışılacaktır.</p>
<p><strong>O esnada Trabzon’da</strong></p>
<p>Yasin Hayal, havalimanına bomba ihbarı nedeniyle hâlâ aranıyorken, 3 Ekim 2004’te oynanan Beşiktaş-Trabzonspor maçı sırasında Pelitli’de bir inşaatta iki kez patlayıcı testi yapar.</p>
<p>Erhan Tuncel, yıllar sonra bu bomba denemelerini M.G. adlı bir şahıs ve Yasin Hayal’le birlikte yaptıklarını anlatacaktır.</p>
<p><strong>O esnada Meclis’te</strong></p>
<p>159 olur 301</p>
<p>Yeni Türk Ceza Kanunu, 26 Eylül’de kabul edilmiştir. 159. madde yeni kanunda 301. madde olarak yer alır. Adalet Bakanlığı izin şartı da bu düzenlemeyle kaldırılır.</p>
<p><strong>O esnada ulusal medyada</strong></p>
<p>Hrant Dink yine hedeftedir. Hrant Dink’in Avrupa Birliği uyum sürecini desteklemesi bazı çevrelerin öfkelerini daha da üzerine çeker.</p>
<p>“Tayyip’ten cesaret alıyorlar” – Yeniçağ</p>
<p>“Ermeniye bak” – Yeniçağ</p>
<p>Hrant Dink’ten bir yazı</p>
<p>“Kertenkele Abdullah” Birgün</p>
<p><span style="color: rgb(186, 55, 42);"><strong>Tarih: 24 Ekim 2004 Pazar</strong></span></p>
<p><strong>Trabzon’da bomba</strong></p>
<p>Bomba ihbarı nedeniyle aranmakta olan Yasin Hayal tarafından Trabzon’da bulunan McDonald’s şubesine patlayıcı madde atılır. 6 kişi yaralanır, işyerinde ve araçlarda hasar oluşur.</p>
<p>Eylemde Erhan Tuncel de gözcülük yapmaktadır. Erhan Tuncel, bombayı Trabzon Emniyet İstihbarat elemanı olduğunu sonradan öğrendiği M.G. ve Yasin Hayal’le birlikte hazırladıklarını da yıllar sonra anlatacaktır.</p>
<p><strong>Erhan Tuncel’in fotoğrafı poliste</strong></p>
<p>Olay yerinden kaçan Yasin Hayal’in ismine ilk 24 saat içinde ulaşılır. Gerçekleştireceği eylemden  birçok kişiye bahsetmiştir. 26 Ekim’de Yasin Hayal’in kaldığı aile evinde arama yapılır. Anne ve babası karakola götürülür. Yasin Hayal’in annesine Erhan Tuncel’in resmi gösterilir ve tanıyıp tanımadığı sorulur.</p>
<p><strong>“Bayrak yere düştü”</strong></p>
<p>Tarih: 26 Ekim 2004</p>
<p>Yasin Hayal’in babası Bahattin Hayal’in ifadesine göre Trabzon Emniyeti Terörle Mücadele Şube Müdürü Yahya Öztürk kendisine şunu söyler; “Bu bayrak yere düşmüştür, Yasin ve Yasin gibiler bu bayrağı yerden kaldıracak, ülkenin Yasin gibilere ihtiyacı var”. Telefonundan BBP genel başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nu gösterir ve ekler; “Biz Yasin’e öyle bir rapor düzenleriz ki Yasin az bir cezayla cezaevinden çıkar.”</p>
<p><strong>Erhan Tuncel’in ifadesi alınır</strong></p>
<p>Tarih: 27 Ekim 2004</p>
<p>Erhan Tuncel’in evinde kalabileceği bilgisinin Yasin Hayal’in ailesinden alınmasının ardından 27 Ekim’de Erhan Tuncel’in E. F. ve S. Y. ile kaldıkları evde arama yapılır ve karakolda ifadeleri alınır. Yasin’in bir süre önce Azerbaycan’a gittiğini, buradan Dağıstan’a gitmek istediğini ama gidemediğini anlatır.</p>
<p><strong>Kanlı pantolon</strong></p>
<p>Tarih: 28 Ekim 2004</p>
<p>Erhan Tuncel ifade verdikten bir gün sonra Karadeniz Teknik Üniversitesi öğretim görevlisi Hüseyin Tan vasıtasıyla Trabzon polisi ile irtibatlı öğrenci E. A. ve Erhan Tuncel bir araya gelir. E.A., polisin Erhan Tuncel’in McDonald’s eylemindeki rolünü bildiğini, Yasin’in nerede olduğunu söylediği takdirde kurtulacağını söyler.</p>
<p>Trabzon Emniyeti İstihbarat Şubesi’nde görevli polisler Erhan Tuncel’le aynı gün irtibat kurar ve Yasin Hayal’in olaydan sonra saklanabileceği evlere bakılması söylenir. Erhan Tuncel bir öğrenci evinden bulduğu Yasin Hayal’e ait kanlı pantolonu polise teslim eder. Polis ne pantolonu delil olarak dosyaya iletir ne de bulunduğu evle ilgili soruşturmayı genişletir.</p>
<p><strong>Başka bir muhbir</strong></p>
<p>Tarih: 29 Ekim 2004</p>
<p>Bir dönem Trabzon Emniyeti’ne çalışmış, Yasin Hayal çevresine yakın olan ve o sırada İstanbul’da bulunan bir muhbir, Yasin Hayal’in İstanbul’a geldiğini ve bulunduğu adresi bildirir. Bunun üzerine İstanbul Emniyeti İstihbarat Şubesi görevlileri adresi izlemeye alırlar.</p>
<p><strong>Yasin Hayal İstanbul’da yakalanır</strong></p>
<p>Tarih: 30 Ekim 2004</p>
<p>Sabahın erken saatlerinde Yasin Hayal’in saklandığı ev istihbarat görevlileri tarafından izlenmekteyken, TEM eve baskın düzenler ve Yasin Hayal yakalanır. Saklandığı evde Hüseyin Özçiçek’in yastığı altında silah, ceketinin cebinde farklı bankalara ait boş çekler bulunur. Trabzon’daki yetkililer yakalandığı evde bulunan kişiler ve delillerle ilgilenmez. Yalnızca Yasin Hayal’i ister.</p>
<p>Aynı gün Trabzon TEM Şube Müdürü Yahya Öztürk Komiser, Adem Sağlam ile birlikte Yasin Hayal’i teslim almaya İstanbul’a gider.</p>
<div class="box-12">
<h4>Cinayete giden yol</h4>
<p><a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/neden-hedef-secildim-39533" target="_blank" rel="noopener">Hrant'ın Arkadaşları cinayete giden yolu anlatıyor: Neden Hedef Seçildim?</a></p>
<p><a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/sabiha-gokcen-haberi-hurriyet-manseti-ve-genelkurmay-bildirisi-39554" target="_blank" rel="noopener">Sabiha Gökçen haberi, Hürriyet manşeti ve Genelkurmay Bildirisi</a></p>
<p><a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/hrant-dink-istanbul-valiliginde-tehdit-edilir-39636" target="_blank" rel="noopener">Hrant Dink İstanbul Valiliği’nde tehdit edilir</a></p>
<p><a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/sikayet-dilekceleri-baslar-medya-onunde-tehdit-edilir-39724" target="_blank" rel="noopener">Şikayet dilekçeleri başlar, medya önünde tehdit edilir</a></p>
<p><a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/turk-ortodoks-patrikhanesi-nden-sikayet-emniyet-ten-suc-duyurusu-39808" target="_blank" rel="noopener">Türk Ortodoks Patrikhanesi'nden şikayet, Emniyet'ten suç duyurusu</a></p>
<p><a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/adalet-bakanligi-ndan-sorusturma-izni-talebi-ve-agos-un-onunde-bir-gosteri-daha-39884" target="_blank" rel="noopener">Adalet Bakanlığı'ndan soruşturma izni talebi ve Agos'un önünde bir gösteri daha</a></p>
<p><a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/yasin-hayal-polis-kamerasinda-adalet-bakanligi-ndan-sorusturma-izni-39965" target="_blank" rel="noopener">Yasin Hayal polis kamerasında, Adalet Bakanlığı'ndan soruşturma izni</a></p>
<p><a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/dink-ve-karakasli-ya-turkluge-hakaret-ten-dava-yasin-hayal-firarda-40052" target="_blank" rel="nofollow noopener">Dink ve Karakaşlı'ya "Türklüğe hakaret"ten dava, Yasin Hayal firarda</a></p>
</div>]]></content:encoded><pubDate>Mon, 13 Apr 2026 09:46:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Özgür Özel seçim talebini yineledi, İsrail'e tepki gösterdi]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/ozgur-ozel-secim-talebini-yineledi-israil-e-tepki-gosterdi-40116</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/04/12/ozgur-ozel-secim-talebini-yineledi-israil-e-tepki-gosterdi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/ozgur-ozel-secim-talebini-yineledi-israil-e-tepki-gosterdi-40116</guid><description><![CDATA[CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ'ı partinin Genel Merkezi'nde ziyaret etti. Özel ve Özdağ, görüşmenin ardından açıklama yaptı. Özel, ara seçim talebini yeniledi. Ardından İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ve İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz'ın açıklamalarına tepki gösterdi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel "ara seçim" talebiyle başlattığı siyasi parti turlarını sürdürüyor. Özel; DEM Parti, TİP, EMEP, İYİ Parti, Gelecek Partisi, Yeniden Refah Partisi, Demokrat Parti ve DEVA Partisi’nin ardından, bugün Zafer Partisi Genel Merkezi’ni ziyaret ederek, Genel Başkan Ümit Özdağ ile görüştü.</p>
<p>Özel ve Özdağ, görüşmenin ardından açıklama yaptı. </p>
<p>Özel, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ve İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz'ın Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkındaki açıklamalarına tepki gösterdi. İsrail yönetiminden gelen açıklamalara "Tam bir hadsizlik" diyerek tepki gösteren Özel, "İsrail'in karşısında Türkiye tam olarak bir ve bütün şekilde aynı tarafta, masumların tarafında durmaktadır. İsrail'in yanında duracak hiçbir CHP'liyi bulamazlar" ifadelerini kullandı. Özel, ara seçim talebini de yineledi.</p>
<h4>"Erdoğan sandıktan korkuyor"</h4>
<p>Ara seçim talebini yineleyen Özgür Özel, AKP'nin anketlerde birinci parti olmadığını belirterek, "Anketlerin hiçbirinde milletvekili çıkaracak takati kalmamıştır. Erdoğan bu yüzden sandıktan korkmaktadır, milletten kaçmaktadır" dedi.</p>
<p>"Ben bu çağrımı bir kez daha söylüyorum" diyen Özel, "Tarihe Anayasa'nın zorunlu kıldığı bir ara seçimden kaçan lider olarak Erdoğan geçecektir. Böyle geçmek istemiyorsa o sandığı ya getirecektir, ya getirecektir" ifadelerini kullandı.</p>
<h4><strong>“İsrail’den yana tek bir CHP’li bulamazlar”</strong></h4>
<p>Açıklamanın ardından basın mensularının sorularını yanıtlayan Özel,  İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ve İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz'ın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef alan açıklamalarına tepki gösterdi.</p>
<p>Özel, "Tam bir hadsizlik. Eli kanlı ve bebekleri katleden, çocukları öldüren, masum insanları öldüren bir soykırımcının, meseleyi Türkiye’deki bir siyasetçiye, Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanlığı görevini sürdüren birisi hedef alarak yaptığı açıklama tam bir hadsizliktir" diye konuştu:</p>
<p>"Ayrıca orada Cumhuriyet Halk Partisi'nin iki sayın belediye başkanını ve önceki genel başkanını işaretlemek suretiyle ne murat ediyorsa, o murat ettiği şeye ermesi mümkün değildir. Orada işaretlenen tüm CHP’lilerden de Cumhuriyet Halk Partisi'nin tüm üyelerinden de içerdeki siyasi rekabet bir yana, İsrail’e ve el kanlı bir yönetime en ufak bir paye çıkmaz. Yanlarına hiçbir şey kalmaz. Bu konuda İsrail’in karşısında Türkiye tam olarak bir ve bütün şekilde aynı tarafta masumların tarafında durmaktadır. İsrail’den taraf olacak hiçbir Cumhuriyet Halk Partiliyi bulamazlar."</p>]]></content:encoded><pubDate>Sun, 12 Apr 2026 13:58:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA["Erdoğan’ın aksine, o bu yapılarla uyum sağlıyor"]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/erdoganin-aksine-o-bu-yapilarla-uyum-sagliyor-40115</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/upload/Agos/Images/2016/06/netanyahu.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/erdoganin-aksine-o-bu-yapilarla-uyum-sagliyor-40115</guid><description><![CDATA[Benjamin Netanyahu, İran’a karşı savaşı sürdüreceğini ifade ederken Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı "Benim liderliğim altında İsrail, İran’ın terör rejimi ve onun vekil güçleriyle savaşmaya devam edecek; Erdoğan’ın aksine, o bu yapılarla uyum sağlıyor ve kendi Kürt vatandaşlarını katletti" sözleriyle hedef aldı. Dışişleri Bakanlığı, "Netanyahu yaşadığımız çağın Hitler'i" diyerek İsrail'e tepki gösterdi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, İslamabad’da müzakere süreci işleritilirken dikkat çekici bir açıklama yaptı. Açıkça İran ile olan savaşı devam ettireceğini ilan eden Netanyahu'nun hedefinde Cumhurbaşkanı Erdoğan da vardı. </p>
<p>Netanyahu, sosyal medya paylaşımında,  “Benim liderliğim altında İsrail, İran’ın terör rejimi ve onun vekil güçleriyle savaşmaya devam edecek; Erdoğan’ın aksine, o bu yapılarla uyum sağlıyor ve kendi Kürt vatandaşlarını katletti” ifadelerine yer verdi.</p>
<p>AKP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik sözlerine tepki göstererek<em>,</em>" Katliam şebekesinin başındaki kişi Netanyahu. İnsanlık ittifakının başındaki kişi Sayın Cumhurbaşkanımız. Netanyahu'nun sürekli Cumhurbaşkanımızı hedef alması, Cumhurbaşkanımız için bir şeref madalyasıdır" dedi.</p>
<p>Çelik, A Haber canlı yayınına telefonla bağlanarak gündeme ilişkin değerlendirmede bulundu. Netanyahu ve İsrailli bakanların Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik açıklamalarına tepki gösteren Çelik, şunları kaydetti:</p>
<p>"Açıklamalarda birden çok katman var. Bir tanesi şu, bugün dünya ikiye ayrılmış durumda. Bir tarafta insanlık ittifakı var. Bunun karşısında da İsrail'in başını çektiği bir katliam şebekesi var. Katliam şebekesinin başındaki kişi Netanyahu. İnsanlık ittifakının başındaki kişi Sayın Cumhurbaşkanımız. Sayın Cumhurbaşkanımız, bu katliam şebekesiyle en net mesajlarla mücadele eden lider durumunda. Hiçbir zaman herhangi bir şekilde eksik cümle kurmuyor, hiçbir zaman şifreli cümle kurmuyor. Doğrudan bu insanlık suçlarının, bu soykırımın sorumlusunun İsrail olduğunu, Netanyahu'nun ve şebekesinin muhakkak surette bir insanlık mahkemesinde yargılanması ve hesap vermesi gerektiğini en açık bir şekilde Cumhurbaşkanımız ifade ediyor."</p>
<p>Çelik, "Netanyahu'nun sürekli Cumhurbaşkanımızı hedef alması, Cumhurbaşkanımız için bir şeref madalyasıdır. Şu anda Lübnan'a saldırıyor, Lübnan'da Litani Nehri'ne kadar olan bölgede 1 milyon kişi yerinden edildi, katliamlarına devam ediyor. Dünyanın gözü Gazze'deki soykırımdayken aynısını Batı Şeria'ya yapmaya çalışıyor. Aynı şekilde Suriye'ye karşı benzer hazırlıklar yaptığını görüyoruz. İran'a yapılanlar, zaten uzun zamandır Netanyahu'nun neredeyse bütün siyasi ömrü boyunca tekrar ettiği şeyler. En son Amerika-İsrail saldırısıyla orada insani açıdan çok vahim tablolar ortaya çıktı" diye konuştu.</p>
<h4>Katz'dan da açıklama</h4>
<p>Netanyahu'nun açıklaması sonrası bir paylaşım da İsrail Savunma Bakanı Israel Katz'dan geldi.</p>
<p>Katz, "Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, İran’dan Türkiye topraklarına atılan füzelere tepki vermeyerek bir kâğıttan kaplan olduğunu ortaya koyduktan sonra, antisemitizme başvuruyor ve Türkiye’de İsrail’in siyasi ve askeri liderliğine karşı göstermelik yargılamalar ilan ediyor. Ne büyük bir absürtlük. Müslüman Kardeşler mensubu, Kürtleri katleden biri, Hamas’taki ortaklarına karşı kendini savunan İsrail’i soykırımla suçluyor. İsrail kendini güçle ve kararlılıkla savunmaya devam edecek - Erdoğan’ın ise oturup sessiz kalması ve susması daha iyi olur" dedi.</p>
<h4>Siyasetçilerden yanıtlar</h4>
<p>Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Katz'ın açıklamalarına sert yanıt verdi.</p>
<p>Yavaş, "Soykırımın gölgesinde konuşanların nutuk atmaya hakkı yoktur. Gazze’de çocukları, kadınları, sivilleri öldüren bir yönetimin mensubu olarak siz, en son konuşacak kişisiniz. Türkiye’ye, Türk milletine parmak sallamak sizin haddinize değildir. Önce işlediğiniz savaş suçlarının hesabını verin. Tarih de vicdan da sizi soykırımcı olarak anacaktır" dedi.</p>
<h4>Dışişleri Bakanlığı: Çağın Hitler’i olarak nitelenen Netanyahu’nun kim olduğu ve sicili belli</h4>
<p>Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, "Cumhurbaşkanımızın İsrailli yetkililer tarafından düzeysiz, küstahça ve yalan dolu iddialarla hedef alınması, her platformda dile getirdiğimiz gerçeklerin yarattığı rahatsızlığın bir sonucudur. Türkiye, masum sivillerin yanında olmaya devam edecek ve Netanyahu’nun işlediği suçlardan dolayı hesap vermesi için çaba harcamayı sürdürecektir" denildi.</p>
<p>Açıklamada şu ifadeler yer aldı:</p>
<p>"İşlediği suçlar nedeniyle yaşadığımız çağın Hitler’i olarak nitelenen Netanyahu’nun kim olduğu ve sicili bellidir. Adı geçen hakkında Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından savaş suçu ve insanlığa karşı suçlardan ötürü tutuklama kararı çıkarılmıştır. Netanyahu yönetimi altındaki İsrail, soykırım iddialarıyla Uluslararası Adalet Divanı’nda yargılanmaktadır. Netanyahu’nun şu anki hedefi, devam eden barış görüşmelerini baltalamak ve bölgedeki yayılmacı politikalarını sürdürmektir. Aksi takdirde ülkesinde yargılanacak ve muhtemelen hapis cezasına çarptırılacaktır. Sayın Cumhurbaşkanımızın İsrailli yetkililer tarafından düzeysiz, küstahça ve yalan dolu iddialarla hedef alınması, her platformda dile getirdiğimiz gerçeklerin yarattığı rahatsızlığın bir sonucudur. Türkiye, masum sivillerin yanında olmaya devam edecek ve Netanyahu’nun işlediği suçlardan dolayı hesap vermesi için çaba harcamayı sürdürecektir."</p>
<p><strong>Diğer siyasi isimlerin tepkileri ise şöyle:</strong></p>
<p><strong>Adalet Bakanı Gürlek: </strong>"İsrail'de soykırımcı katliam şebekesinin elebaşı Netanyahu'nun, bölge ve dünya barışı için yürütülen diplomasinin öncüsü, küresel vicdanın sesi Sayın Cumhurbaşkanımıza yönelik hadsiz ve mesnetsiz ifadeleri asla kabul edilemez. Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından hakkında tutuklama kararı bulunan bir kişinin Türkiye'yi ve Sayın Cumhurbaşkanımızı hedef alması, içinde bulunduğu hukuki ve ahlaki çıkmazın derinliğini açıkça ortaya koymaktadır. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye, uluslararası hukuk temelinde barış için diplomasinin öncüsü olmaya devam edecek, Türk adaleti ise hakkın ve mazlumların yanında durmayı ve işlenen suçların takipçisi olmayı kararlılıkla sürdürecektir.”</p>
<p><strong>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz: </strong>"Zalimlerin korkulu rüyası hakikatlerin aydınlığıdır. Soykırım, savaş suçu ve insanlık suçları ile yargılanan Netanyahu’nun Sayın Cumhurbaşkanımıza yönelik ifadeleri hakikatlerin ortaya konmasından duyduğu rahatsızlığın ve suçluluk psikolojisinin dışa vurumu olup, yok hükmündedir. Bölgemizi ateşe sürükleyen, küresel istikrarı tehdit eden bu anlayış, insanlığın vicdanında çoktan mahkum edilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde hakikatleri gür bir sesle ifade etmeye, adaletin, uluslararası hukuk ve insani değerlerin yanında olmaya, bölgesel ve küresel düzeyde barışı ve istikrarı savunmaya devam edecektir."</p>
<p><strong>Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran:</strong> “Gazze'de soykırım gerçekleştiren ve bölgede yedi ülkeye saldıran Netanyahu, çaresizlik içinde Sayın Cumhurbaşkanımızı hedef almaya cüret etmektedir. Netanyahu, hakkında tutuklama kararları bulunan, dostu kalmamış bir suçludur. Siyasi varlığını sürdürme stratejisi olarak bölgeyi kaos ve çatışmaya sürüklemektedir. Herkes Netanyahu'nun ahlaki değerlere ve başkalarına ders verecek meşruiyete sahip olmadığını bilmektedir. İnsanlığa karşı işlediği suçlardan er ya da geç hesap verecektir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde Türkiye, daha adil, daha huzurlu ve daha güvenli bir dünya için zalimlere karşı mücadelesini sürdürmeye devam edecektir.”</p>
<p>Kaynak: Anadolu Ajansı, T24, Cumhuriyet</p>]]></content:encoded><pubDate>Sun, 12 Apr 2026 12:29:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Serge Avedikian: İki kültürün arasında, sınırların ötesinde]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/serge-avedikian-iki-kulturun-arasinda-sinirlarin-otesinde-40094</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/04/09/serge-avedikian-iki-kulturun-arasinda-sinirlarin-otesinde.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/serge-avedikian-iki-kulturun-arasinda-sinirlarin-otesinde-40094</guid><description><![CDATA[Geçen ay boyunca devam eden Hantibum Festivali kapsamında İstanbul'u ziyaret eden usta sanatçı Serge Avedikian, sanatseverlerle dolu dolu bir programda buluştu. 24 Mart'ta Çıplak Ayaklar Kumpanyası'nda (ÇAK) düzenlenen "Tiyatro Masterclass'ı" ile deneyimlerini tiyatro tutkunlarıyla paylaşan Avedikian, 27 Mart'ta ise Pera Müzesi'ndeki "Serge Avedikian Filmleri Gösterimi ve Söyleşisi" ile sinemaseverlerle bir araya geldi. Biz de kendisiyle bir araya gelerek köklerinden sanatına uzanan samimi bir sohbet gerçekleştirdik.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p><strong>Köklerinizin Türkiye'den Ermenistan'a, Ermenistan'dan Fransa'ya uzanmasıyla başlamak istiyorum. Bu üç çizginin sanatsal yaşamınız ve bir sanatçı olarak sorumluluğunuz açısından nasıl bir değeri var?</strong> </p>
<p>Bu çok geniş kapsamlı bir soru. Nedenini söyleyeyim: Tesadüfen Yerevan'da doğduğumu söylüyorum. Neden "tesadüfen" diyorum? Çünkü ailem, tüm aile üyeleriyle birlikte 1947'de Fransa'dan Ermenistan'a, Sovyet Ermenistanı'na göç etti. Ben 1955’te orada doğdum. Komünist oldukları için değil, vatansever oldukları için. Ancak tabii ki o Stalin döneminde Ermenistan'da hayat istedikleri gibi gitmedi. </p>
<p>60'larda durum biraz hafifledi ama biz 1970'te Fransa'ya döndük. Ben o zamanlar 15 yaşındaydım. Sovyetler Birliği'nde Fransız-Ermeni bir ailede doğduğunuzda, Fransızca öğrenmeniz gerektiğini biliyorsunuz. Çünkü anne ve babanız, sırlarını anlamamanız için kendi aralarında Fransızca konuşuyorlar. </p>
<p>15 yaşına geldiğinizde artık çocuk değilsiniz ve birçok izlenim biriktiriyorsunuz. O zamanlar tiyatro doğrudan hayatımda yoktu. Fransa’ya gittikten sonra ise futbol, benim için bugün tiyatronun sahip olduğu yerin karşılığına dönüştü. Fransa’daki Ermeni spor takımı Ararat'ın gençlerinde forma giyerdim. Fransa'daki ilk yıllarda, asimile olmak için değil ama gerçekten uyum sağlamak için futbola başladım. Babam şarkıcıydı. Eğlenceli bir ailemiz vardı, özellikle babamın tarafı, Bursa Sölözlü olduğu için fıkralar anlatır, şarkılar söylerlerdi... Ben bunların hepsini özümsedim ve hayatıma tiyatro girdi. Fransızca yüzünden veya Fransızca aracılığıyla, tiyatroyla birlikte Fransızcamı da geliştirdim. </p>
<figure class="image float-md-end"><img class="" src="https://static.agos.com.tr/2026/04/berge-arabian-photo-2026-hantibum-acting-master-workshop-with-serge-avedikian-32.jpg" alt="" width="493" height="328">
<figcaption><span style="font-size: 10pt;">Fotoğraf: Berge Arabian</span></figcaption>
</figure>
<p><strong>Fransa'daki bu kültürel uyum ve sanat hayatınızın şekillenmesi sürecinde Charles Aznavour’la yollarınız nasıl kesişti? </strong></p>
<p>Aznavour'la daha sonra tanıştık. 30 yıla yayılan bir yakınlığımız oldu; onun hayatı ve benim farklı projelerim aracılığıyla. Beni filmlerde görmeyi çok severdi, ben de onun konserlerine giderdim. Aznavour, benden Ermenistan hakkında bilgi almayı da severdi çünkü Ermenistan'ı iyi tanımıyordu. Sadece 1966'da bir kez konsere gitmişti. Sonra 88 depreminde... Depremin olduğu sabahı hatırlıyorum: 8 Aralık sabahı saat 8.30'da beni Cenevre'den aradı ve "Ne yapmalıyız?" dedi. “Yüklü bir çek yaz” dedim. Ben de ne yapılır diye duruma bakacağımı söyledim. </p>
<p>Tiyatroyla başlayan serüveninizde sinema ve belgesel projeleri nasıl devreye girdi? Tüm bu kültürler arası geçişler kameranızı nereye yöneltti? </p>
<p>Tüm bu kültürler; Fransızca, Ermenice, Türkçe ve büyükbabam Avedis’in şarkı söylediği Sölöz ağzı… Bu şarkılardan birkaçını biliyorum. Her şey tiyatroyla başladı, ardından sinema ve oyunculuk geldi. İlk belgeselim “Geri Dönüşü Olmayan” (Sans retour possible), arkadaşlarımın ne hale geldiği üzerineydi.</p>
<p>Fransa’ya 1970’te göç ettikten 11 yıl sonra, 1981’de arkadaşlarımı buldum ve Jacques Kébadian ile birlikte onların hikâyesini anlatan bir film çektik. Bu film, çocukluktan başlayan arkadaşlığımızı ve zamanla nasıl dağıldığımızı anlatıyordu: biri Paris’te, biri New York’ta, diğeri Yerevan’da, bir başkasının ise nerede olduğu bile belli değildi. Sinemanın hafıza ve hatırlama üzerine çok güçlü bir etkisi var. Benim çalışmalarım da, oyuncu ya da yönetmen olarak, ya sinemaya şiirsel bir yaklaşım ya da köklerimizle kurduğumuz bağ etrafında şekilleniyor.</p>
<p><strong>Cannes'da size Altın Palmiye kazandıran ve unutulmuş bir tarihi olayı gün yüzüne çıkaran "Hayırsız Ada" filminin ortaya çıkışı da bu hafızayı koruma refleksinizin bir sonucu muydu? </strong></p>
<p>Philippe Videlier, “Nuit Turque” kitabında şöyle anlatır: İstanbul’da bir İngiliz elçiye bir köpek havlar. Elçi bunu Enver Paşa, Talat Paşa ve Cemal Paşa’ya şikâyet eder. “Sokaklarda köpeklerin ne işi var?” der. Bunun üzerine çözüm ararlar: “Avrupalılar gibi olmak için bu köpeklerden nasıl kurtuluruz? Ya evlere alacağız ya da ortadan kaldıracağız.” Fikir sorulur; en çok öneri, İstanbul’da enstitüsü bulunan Pasteur Enstitüsü’nden Fransızlardan gelir. Anlatılanları adım adım izledim; filmdeki hiçbir şeyi uydurmadım, hepsinin belgesi var. Önerileri şu: “Şehrin etrafına kulübeler kurup köpekleri oraya dolduralım, gazla öldürelim. Sonra yağlarından sabun yaparsınız; şu kadar köpekten şu kadar kazanç sağlanır.”</p>
<p>Buna karşılık, karar vericilerden bazıları “Biz bunu yapamayız, Müslümanız, öldüremeyiz” diyor. Bunun yerine, karşıdaki ada Hayırsız Ada seçiliyor. Köpekleri oraya götürüp şehirden uzaklaştırıyorlar. Mantık şu: Sen öldürmeyeceksin, onlar “doğal” yollarla ölecek.</p>
<p>Bu yaklaşım beni etkiledi; çünkü katliam süreçlerinde de benzer bir mekanizma var. İnsanlar doğrudan öldürülmüyor, ama açlık ve susuzlukla ölüme terk ediliyor. Fransızların dediği gibi, son derece “pervers”, yani çarpık bir düşünce. Bu yüzden senaryoyu yazmaya başladım. Kitabın yazarına sordum, o da “Hiçbir şey uydurmadım, hepsi gerçek” dedi.</p>
<p><strong>Geleneksel bir belgesel yerine neden animasyonu seçtiniz? </strong></p>
<p>Yazım aşamasında animasyon olacağına karar verdim; çünkü çekimlerde o kadar köpek kullanamazdık. Benim için filmin en çekici yanı ses ve görüntüydü; o gerginlik ve çığlıklar, kafamda kurduğum dünyanın parçasıydı.</p>
<p>Institut Français devreye girip belgesel yapıp yapamayacağımı sordu. “Bu benim tarzım değil” dedim; maketler kurup köpekleri çizerek animasyon yapmayı tercih ettim. Onlar şırınga ve gaz gibi unsurlar istiyordu, ben ise kendi üslubumla, sessizlik ve ses efektleriyle anlatmayı seçtim.</p>
<p><strong>Filmlerinizde diyalogdan ziyade sessizliğin ve sesin gücüne inanıyorsunuz sanırım. </strong></p>
<p>Benim animasyon filmlerimde diyaloğa pek yer yoktur. Tiyatroda diyalog vardır ama sinemada görsellik konuşmalıdır. Ben sessizliği, montajı, ses efektlerini ve müziği kullanırım. Charlie Chaplin veya Buster Keaton gibi, işin özü görsel anlatımdır. Ben bir bağımsız yönetmenim. Kendi düşüncelerimi dikte etmek durumundayım; başkasının kurallarıyla değil, kendi sanatsal vizyonumla hareket ederim. </p>
<figure class="image float-md-start"><img class="" src="https://static.agos.com.tr/2026/04/berge-arabian-photo-2026-hantibum-acting-master-workshop-with-serge-avedikian-30.jpg" alt="" width="548" height="365">
<figcaption><span style="font-size: 10pt;">Fotoğraf: Berge Arabian/ Hantibum Festivali kapsamında yapılan atölyeden.</span></figcaption>
</figure>
<p><strong>Bu tercihiniz filmin etkisini nasıl değiştirdi, tarihsel paralellikler bağlamında izleyiciden nasıl tepki aldınız?</strong></p>
<p>Berlin’deki bir dernekten 24 Nisan’da film gösterimi için davet aldım. “Hayırsız Ada”yı göstereceğimi söyleyince “Bu köpekler Ermeni Soykırımı’nın sembolü mü?” diye sordular. Filme başlarken böyle bir niyetim yoktu. Ancak on binlerce köpeğin ölüme gönderilmesi, izleyicide bu çağrışımı doğal olarak yarattı.</p>
<p>Ben bu filmi köpekler sayesinde; sözde kötülük yapmak istemeyip bunu dolaylı yollardan yapan o kişiler için çektim. Filmin asıl derinliği budur, bunu nasıl saklayabilirsin? 'Ben yapmadım' deyip aslında arkadan iş çevirerek, bir milleti ya da 60 bin köpeği yok edip sonra nasıl 'Ben yapmadım' diyebilirsin? Ne kadar açıklama yapsam da, izleyen herkes soykırımla bağdaştırdı. Belki de Ermeni bir yönetmen olduğum için, Avrupalı olsaydım, gerçek bir hikayeyi almış ve filmleştirmiş diyebilirlerdi.  </p>
<p><strong>Fakat kendi sanatsal vizyonunuzla bağımsız kalabilmek bugünün sinema endüstrisinde ne kadar mümkün? </strong></p>
<p>Bağımsız sinema yapmak çok zor. Kendi finansmanını kendin bulmak zorundasın. Fransa'da devlete ait bir sinema destek sistemi var, eskiden çok daha iyiydi. Ancak şimdi onlar da tamamen ticari sinemaya kaydılar. Sadece gişe yapacak, çok izlenecek filmlere destek veriyorlar. Benim gibi kendi tarzında direten, kalıpların dışına çıkan yönetmenler için bütçe bulmak giderek zorlaşıyor. Eğer ilk filmin gişe yapmazsa, ikinci filmin için sana para vermiyorlar.</p>
<p><strong>Tüm bu zorluklara ve çok kültürlü yolculuğunuza dönüp baktığımızda, aidiyet duygunuzun nerede ağır bastığını merak ediyorum. Paris mi Yerevan mı? </strong></p>
<p>Kesinlikle Paris. Yerevan'da doğdum. Yerevan'ı ve genel olarak Ermenistan'ı seviyorum ama benim şehrim Paris. Ben şehirler, ülkeler yerine insanları seviyorum; şehirlerin tarihini değil, problemlerini seviyorum. Paris de şu an göçmen krizleri ve fakirlikle boğuşuyor, zor durumda ama yine de orası benim yerim. Ben Kafkas Ermenisi değilim. Yerevan'ın geçmişinde, Sovyet döneminde diasporadan oraya giden Ermenilere yapılan muameleler bende bir yaradır. Onlara küçümseyici bir şekilde “Ağpa”' (kardeş kelimesinin bozulmuş hali) dediler, onlara siyah ekmek yedirdiler, dışladılar. Bu tarihi acılar yüzünden kendimi oraya tam anlamıyla ait hissedemiyorum. </p>]]></content:encoded><pubDate>Sun, 12 Apr 2026 11:19:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Getronagan Lisesi Dolapdere Projesi'nde önemli gelişme]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/getronagan-lisesi-dolapdere-projesi-nde-onemli-gelisme-40114</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/04/11/getronagan-lisesi-dolapdere-projesi-nde-onemli-gelisme.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/getronagan-lisesi-dolapdere-projesi-nde-onemli-gelisme-40114</guid><description><![CDATA[Getronagan Lisesi'nin Dolapdere'de bulunan arsasının değerlenmesi için uzun süredir çalışmalar yürütülüyordu. Konuyla ilgili önemli bir aşama daha geçildi ve süreç hızlandı.  Mimari proje dosyası belediyeye resmî olarak teslim edildi ve onay süreci başlatıldı.  İnşaatın finansmanı için gerekli tüm mali kaynak Ortaköy Surp Asdvadzazin Vakfı tarafından sağlanacak.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Konuyla ilgili olarak Getronagan Lisesi'nden yapılan açıklama şöyle:</p>
<p>"Getronagan Lisesi’nin Dolapdere’de bulunan arsası üzerinde gerçekleştirilecek yeni yapı projesine ilişkin çalışmalar, ilgili kurumlardaki süreçlerin ilerlemesiyle birlikte hız kazanmıştır.</p>
<p>Projenin yürütülmesi amacıyla Hayk Arslanyan başkanlığında oluşturulan inşaat komisyonu, çalışmalarını düzenli ve koordineli şekilde sürdürmektedir.</p>
<p>Komisyon; Vasken Barın, Nazar Binatlı, Nişan Kara, Simon Artuç, Jan Gavrilof, Selin Birgül Geçer, Sayat Delice, Sevan Şeşetyan, Mıgırdiç Arzivyan, Sarven Çilingiroğlu ve Arel Atasev’den oluşmaktadır.</p>
<p>Anıtlar Kurulu onay süreci ve belediyelerdeki imar düzenlemelerinde yaşanan değişiklikler nedeniyle proje takviminde gecikmeler yaşanmış olsa da, komisyonun son toplantısında önemli bir ilerleme kaydedildiği bildirilmiştir.</p>
<p>Bu kapsamda, mimari proje dosyası belediyeye resmî olarak teslim edilmiş ve onay süreci başlatılmıştır. Projenin tamamlanmasıyla Getronagan Lisesi’nin uzun vadede daha sürdürülebilir bir ekonomik yapıya kavuşması hedeflenmektedir. İnşaatın finansmanı için gerekli tüm mali kaynağın sağlanacağını beyan eden Ortaköy Surp Asdvadzazin Vakfı’nın katkısı, proje açısından büyük önem taşımakta olup toplum tarafından takdirle karşılanmaktadır.</p>
<p>Getronagan Lisesi Vakfı Yönetim Kurulu, projeye sağladıkları değerli destek dolayısıyla Ortaköy Surp Asdvadzazin Vakfı Başkanı Sayın Sarkis Çetinkaya ve Yönetim Kurulu’na, ayrıca süreci titizlikle yürüten Hayk Arslanyan başkanlığındaki inşaat komisyonuna teşekkürlerini ve şükranlarını sunmaktadır."</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 11 Apr 2026 13:13:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[İran’ı Pakistan’a götüren uçakta ABD-İsrail saldırısında ölen çocukların fotoğrafları yer aldı]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/irani-pakistana-goturen-ucakta-abd-israil-saldirisinda-olen-cocuklarin-fotograflari-yer-aldi-40110</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/04/11/irani-pakistana-goturen-ucakta-abd-israil-saldirisinda-olen-cocuklarin-fotograflari-yer-aldi.webp'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/irani-pakistana-goturen-ucakta-abd-israil-saldirisinda-olen-cocuklarin-fotograflari-yer-aldi-40110</guid><description><![CDATA[ABD ile müzakere için İran heyetini Pakistan’a götüren uçakta koltuklara, ABD-İsrail'in bir ilkokula düzenlendiği saldırıda ölen çocukların fotoğrafları ve çantaları konuldu.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>ABD Başkanı Donald Trump, 8 Nisan’da Pakistan’ın iki haftalık <a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/gazze-ve-lubnanda-uc-gazeteci-olduruldu-40086" target="_blank" rel="noopener">ateşkes</a> önerisini kabul etti.</p>
<p>Bu kapsamda İran'ın müzakere heyetini Pakistan’a götüren uçakta dikkat çeken görüntüler kaydedildi. İran heyeti, 'Minab-168' sefer sayılı uçakla seyahat etti.</p>
<p>ABD ile İsrail'in İran'a başlattığı savaşın ilk günü olan 28 Şubat’ta, ülkenin güneyindeki Minab kentinde kız çocuklarının gittiği bir ilkokula Tomahawk füzesi isabet etmişti. Saldırıda çoğu çocuk olmak üzere 175 kişi hayatını kaybetmişti.</p>
<p>İran heyeti Pakistan uçuşu sırasında, uçağın koltuklarına Minab’da ölen çocukların fotoğraflarını koydu. Ayrıca koltuklara ölen çocukların sırt çantaları ve beyaz güller de yerleştirildi.</p>
<p>İran devlet televizyonu IRIB, dijital medya hesabında uçuşa ait fotoğrafları şu başlıkla paylaştı: "İran uçağındaki yolcular. Heyete kimin için müzakere ettiklerini hatırlatmak için: Minab okulunda katledilen çocuklar ve kanlı sırt çantaları."</p>
<p>İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, bir fotoğrafı dijital medya hesabında paylaştı. Galibaf paylaşımında, "bu uçuştaki yol arkadaşlarım" notunu düştü.</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 11 Apr 2026 11:07:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[“Tutsak edilmek istenen emekçilerin, köylülerin direniş iradesi”]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/tutsak-edilmek-istenen-emekcilerin-koylulerin-direnis-iradesi-40109</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/04/11/tutsak-edilmek-istenen-emekcilerin-koylulerin-direnis-iradesi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/tutsak-edilmek-istenen-emekcilerin-koylulerin-direnis-iradesi-40109</guid><description><![CDATA[Bağımsız Maden İşçileri Sendikası Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu ve aktivist Esra Işık'ın tutuklanmasını Limak Holding önünde protesto eden sendika ve emek örgütleri, “Bizler mücadeleci sendikalar, siyasi örgütler ve doğa savunucuları olarak köylerimizde, işyerlerimizde, sokaklarda, fabrikalarda ve her yerde baskılarınızın karşısında dimdik duracağız. Başaran Aksu, Esra Işık, Mehmet Türkmen ve tüm devrimci tutsaklar derhal serbest bırakılsın” çağrısında bulundu.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Bağımsız Maden İşçileri Sendikası Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu'nun 6 Nisan Pazartesi günü, Milas Cumhuriyet Savcılığı talimatıyla Hopa'daki evi basılmış, hakkında açılan soruşturmayla dijital materyallerin ele geçirilmesine yönelik arama yapılmıştı. Sendikanın daha sonrasında paylaştığı bilgiye göre Aksu'ya açılan soruşturmanın içeriği, Akbelen’de acele kamulaştırma kararına karşı mücadele eden Esra Işık’ın 31 Mart tarihinde tutuklanması hakkında yaptığı dijital medya paylaşımları olduğu belirtildi.</p>
<p>Milas Cumhuriyet Savcılığı tarafından tutuklama talebi ile Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edilen Aksu, “Türkiye’nin dört bir yanında sendikal faaliyet yürüttüğü” ve “adli kontrol imza şartına uymayacağı” gerekçesiyle tutuklanmıştı.</p>
<p>Başaran Aksu tutuklama kararını, "Türkiye'de yargı bu durumda. Holdingler ne isterse onu yapıyorlar. Holdingleri üzmeye devam edeceğiz" sözleriyle protesto etmişti.</p>
<h4><img class="float-md-start" src="https://static.agos.com.tr/2026/04/1000027434.jpg" alt="" width="515" height="343">Sendikalardan ortak açıklama</h4>
<p>10 Nisan Cuma günü saat 19.00’da, İstanbul Beşiktaş’ta bulunan Limak Holding önünde ortak bir basın açıklaması gerçekleştirildi. Bağımsız Emek, Bağımsız Maden-İş, Dgd-Sen, Dev Tekstil, Enerji-Sen, İnşaat-İş, Kataş-Sen, Limter-İş, Nakliyat-İş Sendikası, Otel ve Turizm İşçileri Sendikası, Öğretmenler Sendikası, Tarım-Sen, Ptt-Sen, Yapı Yol-İş, Otomotiv ve Metal İşçileri Sendikası'nın katıldığı açıklamada, “Başaran Aksu serbest bırakılsın. Limak Holding patronu Nihat Özdemir tutuklansın” pankartı açıldı.</p>
<h4>“Tutuklama gerekçesinin Akbelen olmadığını biliyoruz”</h4>
<p>Umut-Sen adına yapılan açıklamada, “Başaran memleketin dört bir yanında işçi örgütlenmesi, sendikal örgütlenme için mücadele eder. Bunu herkes bilir. Ama Milas Savcılığı’nın emriyle evi basılarak Başaran Aksu kriminalize edilmeye çalışılıyor. Başaran Aksu, Akbelen davasından tutuklanmış olabilir. Esra Işık’ı savunduğu için tutuklanmış olabilir ama bunun gerekçesinin Akbelen olmadığını biliyoruz. Bunun gerekçesi Beypazarı. Bunun gerekçesi Dilovası, Amasra, Hendek, İliç, Soma, Kınık. Buralarda mücadele ettiği için tek bir işçi yalnız kalmayacak dediği için” denildi.</p>
<p>Nakliyat-İş Genel Başkanı ve Dünya Sendikalar Federasyonu Genel Sekreteri Ali Rıza Küçükosmanoğlu ise Başaran Aksu, Esra Işık, Mehmet Türkmen ve gazeteci İsmail Arı'nın keyfi bir uygulamayla gözaltına alınıp tutuklandığını dile getirdi.</p>
<h4>“Tutuklayarak susturacaklarını zannedenler yanılıyor”</h4>
<p>Mücadeleci Sendikalar adına Okan Karaçam da, şunları söyledi: “AKP ve MHP iktidarı, bizlerin gözünün görmemesi, kulağının duymaması, her şeye sessiz kalmamızı istiyorlar. Bu ülkede açlık, yoksulluk ve sefalet her geçen gün derinleşiyor. Başaran Aksu’yu, Esra Işık'ı, Mehmet Türkmen’i, Limter-İş Sendikası yöneticilerini tutuklayarak, işçilerin mücadelesini, doğayı ve yaşamı savunanların mücadelesini susturacaklarını, sessiz bırakacaklarını zannedenler yanılıyorlar. Bizleri tutuklayabilirsiniz, hapse atabilirsiniz ama düşüncelerimiz, fikirlerimiz dışarıda ses olmaya devam edecek.”</p>
<p>DEM Parti İstanbul İl Eşbaşkanı Vedat Çınar Altan da, “Bugün, Limak Holding'in önünde Aksu’yu, Işık'ı ve diğer devrimcileri tutsak eden sistemin bir tamamlayıcısıyla karşı karşıyayız. Akbelen'de köylünün karşısına nasıl jandarmayı dikiyorlarsa, bugün bir protestonun karşısına bir ordu gibi dizildiklerini görüyoruz” dedi. Altan konuşmasını, mücadeleyi büyütme sözü ile sonlandırdı.</p>
<p>Konuşmaların ardından Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’ndan bir temsilci basın metnini okudu.</p>
<div class="box-9">
<p><strong>Açıklamada şu ifadelere yer verildi:</strong></p>
<p>“Bugün burada, yağmanın, talanın ve sömürünün merkezlerinden biri olan Limak Holding’in önündeyiz. Bir yanda maden şirketleri, holdingler ve talan projeleri; diğer yanda toprağını, emeğini ve yaşamını savunanlar var. Devletin yargısı da bugün holdinglerin safında yer aldığını bir kez daha ilan etmiştir. Esra Işık 11 gündür Limak Holding’in doğa katliamına karşı toprağını savunduğu için tutuklu. Mehmet Türkmen, tekstil işçisinin kölelik düzenine karşı direndiği için haftalardır tutuklu. DİSK/Limter İş Sendikası yöneticileri düzmece gerekçelerle aylardır tutuklu. Başaran Aksu, maden işçisinin ekmeğini, köylünün toprağını ve onurlu direnişini savunduğu için tutuklandı.</p>
<p>Esra Işık, Mehmet Türkmen ve Başaran Aksu şahsında tutsak edilmek istenen aslında emekçilerin, köylülerin direniş iradesidir. Mesele hukuk değil, sermayenin çıkarlarına dokunan herkesin susturulmak istenmesidir. Limak Holding yıllarca AKP hükümeti tarafından adrese teslim çıkarılan ihalelerle semirtilmiş, emekçi halkın düşmanı bir holdingtir. Bugün Limak, İstanbul Havalimanı’ndan Çanakkale köprüsüne kadar birçok rant projesinin uygulayıcısı olarak, elde ettiği kârlarla maden, enerji ve inşaat sektörleri başta olmak üzere her alanda daha fazla sömürü ve daha fazla yıkım tesis ediyor.</p>
<p>Limak Holding ve benzeri çetelere, kamu kaynakları peşkeş çekilerek, vergi aflarından ve teşviklerinden yararlandırılarak, kanunlarla korunarak sermaye düzenin çarkları döndürülüyor. Bu sırada ise emeğiyle geçinen milyonlarca emekçinin gasp edilen yaşamı ve geleceği için direnmek dışında bir seçeneği yok. İşçiden çalarak servet biriktiren asalak sınıfın en önde gelen isimlerinden Limak Patronu Nihat Özdemir’in keyfi bozulmasın, holdingin kârı azalmasın diye yargı eliyle yürütülen bu operasyonlar bizi yıldıramaz.</p>
<p>Başaran Aksu daha önce de defalarca holdinglerin sömürüsünü teşhir ettiği için tutuklanma tehdidiyle karşılaşmış, hakkında açılan onlarca dava ve istenilen cezalara rağmen mücadelesinden geri adım atmamıştır. O, tüm yaşamını işçi sınıfının kurtuluş mücadelesine adamış, bu mücadele içerisinde işçilerle birlikte direnmiş, birlikte dövüşmüş ve gözünü budaktan sakınmamıştır. Biliyoruz ki bu tutuklama, Başaran Aksu için bir onur nişanesidir.</p>
<p>Öyle ki, alınmayan tedbirler yüzünden işçileri madende göçük altında bırakan, patlamalarla bedenlerini paramparça eden, yangınlarla yakarak öldüren, meslek hastalıklarıyla süründüren sorumlu hiçbir patron ceza almazken, bu suçların işlenmesinde doğrudan payı olan sarı sendikacılar yargılanmazken Başaran Aksu’nun cezalandırılmak istenmesi hiçbirimiz için beklenmedik bir durum değil. Başaran Aksu, Limak Holding ile yargı arasındaki rezil ilişkiyi teşhir ettiği için ona yöneltilen suçlama, TCK 217 ‘Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma’ oldu. Tutuklanmadan önce evine baskın yapıldı, eşyalarına el konulmak istendi. Buna karşın kendi iradesiyle savcılıkla iletişime geçerek, ‘İfade vermeye geliyorum’ dedi.</p>
<p>Pazartesi günü Soma Adliyesi’ne gitti ancak teknik gerekçelerle ifadesi alınmadı. Ardından maden işçilerinin 12 Nisan’da başlayacak direnişi için Ankara’ya gitti ve döner dönmez yine adliyeye gidip, ‘Ben buradayım’ dedi. Kendi rızasıyla adliyeye giden, günlerdir savcıya ulaşmaya çalışan bir devrimciye, üstelik ‘Sendikal faaliyetlerimi sürdürmek istiyorum’ dediği halde ‘kaçma şüphesi’ var diyerek tutuklama kararı verilmesi, Türkiye’de yargının sermayedarlar ne diyorsa onu yaptığını, burjuva hukukun dahi hiçe sayıldığı bu ülkenin emekçilerinin sermayenin sefil çıkarları için kul köle edildiğini ortaya koymuştur.</p>
<p>TCK 217 maddesini bir holdingin itibarını korumak için kullananlar bilsin ki, Limak Holding’e ve işçilerin kanını emen, köylüyü yerinden yurdundan eden sermayeye karşı verilen tavizsiz mücadele sürecek. Ne hakkı için direnen işçiler, ne de toprağı için nöbet tutan köylüler; bu küresel kapitalist şirketlere ve onun yerli işbirlikçilerinin barbarlığına teslim olmayacak. Ülkeyi yönetenler de şunu iyi bilsin ki; göz göre göre yaşanan doğa katliamlarına ve iş cinayetlerine karşı sınıf sendikaları olarak öfkemizi de gücümüzü de biriktiriyoruz. Ellerinizle inşa ettiğiniz sömürü düzeninizi başınıza yıkacağız.</p>
<p>Bizler mücadeleci sendikalar, siyasi örgütler ve doğa savunucuları olarak bu sermaye - devlet arasındaki çıkar ilişkilerini ve sermaye düzeninin vahşetini her yerde teşhir edeceğiz. Köylerimizde, işyerlerimizde, sokaklarda, fabrikalarda ve her yerde baskılarınızın karşısında dimdik duracağız. Başaran Aksu, Esra Işık, Mehmet Türkmen ve tüm devrimci tutsaklar derhal serbest bırakılsın. Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz. Yaşasın Sınıf Dayanışması!”</p>
</div>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 11 Apr 2026 10:53:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Ermeni okullarındaki öğrenciler neden azalıyor?]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/ermeni-okullarindaki-ogrenciler-neden-azaliyor-40084</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/04/11/ermeni-okullarindaki-ogrenciler-neden-azaliyor-1.webp'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/ermeni-okullarindaki-ogrenciler-neden-azaliyor-40084</guid><description><![CDATA[Türkiye Ermeni Akademisyenler Platformu’nun (TEAP), Ermeni okullarındaki öğrenci sayılarının azalmasına ilişkin hazırladığı raporun ilk aşaması tamamlandı. Çalışmaya göre Ermeni okullarının öğrenci sayısındaki düşüş, toplumsal ve yapısal bir dönüşüm kriziyle karşı karşıya olunduğunu gösteriyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>TEAP Enformasyon Grubu’ndan Doç. Dr. Meri Taksi Deveciyan, Dr. Selin Özkan, Dr. Sevan Karabetoğlu, Dr. Sesil Çınar ve Dr. Aras Yolusever tarafından hazırlanan “Türkiye Ermeni Okullarında Azalan Öğrenci Sayıları ve Dönüşüm Arayışları” rapor, Türkiye'deki Ermeni okullarının karşı karşıya kaldığı yapısal sorunları ve geleceğe yönelik dönüşüm arayışlarını bilimsel bir düzlemde inceliyor. Üç aşamadan oluşan raporun ilk aşamasına dair bulgular, yazılı bir açıklama ile kamuoyuna duyuruldu.</p>
<figure class="image float-md-end"><img class="" src="https://static.agos.com.tr/2026/04/sesil-cinar.jpeg" alt="" width="140" height="781">
<figcaption>Dr. Sesil Çınar</figcaption>
</figure>
<p>Araştırma sonucunda geniş ölçekli sayısal-nicel verilere veya istatistiksel tablolara ulaşılmasının hedeflenmediği; dolayısıyla nicel bir veri seti sunma amacı güdülmediği belirtildi.  Açıklamada, “Araştırma kapsamında veri toplanacak örneklem grubu üç ana kategoride yapılandırılmıştır: Kurumsal-Eğitimsel Paydaşlar grubunda okul yöneticileri, kurucular, alan öğretmenleri, vakıf yönetim kurulu üyeleri ve ERVAB eğitim komisyonu temsilcileri yer almaktadır. Topluluk Paydaşları boyutunda kurumun sosyal dokusunu anlamak amacıyla mevcut öğrenciler, veliler, mezunlar ve çocuklarını Ermeni okulları dışındaki kurumlara gönderen ailelerle odak grup görüşmeleri yürütülmektedir. Araştırmanın makro perspektifini tamamlamak adına, Uzman ve Karar Vericiler kategorisinde ise azınlık hakları üzerine çalışan hukukçular, toplum liderleri ve azınlık basını temsilcileriyle mülakatlar gerçekleştirilecektir” ifadeleri yer aldı.</p>
<h4>Ortak havuz vurgusu</h4>
<p>İlk bulgulara göre Türkiye Ermeni Okulları, sadece bir "öğrenci azlığı" sorunuyla değil, toplumsal ve yapısal bir dönüşüm kriziyle karşı karşıya. Öğrenci sayısının azalmasında birincil okul dışı faktör  ‘demografik erozyon ve göçün etkisi’. Bulguya göre düşük doğum oranları, gençlerin evlenmemesi ve yurt dışına göç, cemaat nüfusunda "kaçınılmaz" olarak algılanan bir daralmaya yol açtı. Katılımcılar, nüfusun azaldığını ve bu durumun Ermeni okullarını belirli bir tabana sıkıştırdığını belirtti. Ayrıca maddi durumu iyi olan ailelerin çocuklarını geniş bir çevre edinmesi için kolej ve yabancı okullarına gönderdiği, Ermeni okullarının akademik rekabette dezavantajlı olarak algılandığı ifade edildi. ‘Ekonomik Kırılganlık ve Dayanışma Stratejileri’ başlığında ise okullar açısından mali yükün sürdürülebilirliği konusunun ortak bir fon veya "havuz sistemi" arayışını tetiklediği belirtildi. </p>
<h4>“Okullar atalardan kalan miras”</h4>
<p>‘Dönüşüm Arayışı’ başlığında okulların birleştirilmesi ve dönüştürülmesi fikrine duygusal yönden bakıldığı, katılımcıların okulları ‘atalardan kalan bir miras’ olarak gördüğü ve kapatılmasını saygısızlık olarak gördüğü belirtildi. Bazı okulların kreş veya özel eğitim merkezi gibi alanlara işlevsel dönüşümü veya ortak kampüs modellerini koşullu olarak kabul  gördüğü gözlemlendi. Rapora göre katılımcılar, kimlik aktarımını okulların eğitim kalitesinden daha merkezi bir konuma yerleştiriyor ancak "kimliği korurken mezunlarını iyi üniversitelere sokamayan bir okulun" ayakta kalamayacağı konusunda görüş belirtiyor. Ön bulgunun sonunda Ermeni okullarının sadece bir eğitim yuvası değil, toplumsal varoluşun son kaleleri olarak görüldüğü belirtildi. Nihai rapor tamamlandıktan sonra kamuoyu ile paylaşılacak.</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 11 Apr 2026 09:31:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Patrikliğe hükmi şahsiyet tanınması için bir engel yok]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/patriklige-hukmi-sahsiyet-taninmasi-icin-bir-engel-yok-40092</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/04/09/patriklige-hukmi-sahsiyet-taninmasi-icin-bir-engel-yok.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/patriklige-hukmi-sahsiyet-taninmasi-icin-bir-engel-yok-40092</guid><description><![CDATA[1863 Nizamnamesi ile, millet olarak adlandırılan, tüzel kişiliği haiz bir bütün olarak vasıflandırabileceğimiz toplumun mensuplarının, üst kimlik olarak millet bütünlüğüne ve alt kimlik olarak da milletin mensuplarına karşı görev ve sorumlulukları belirlenmiş ve idaresi, organ olarak merkezi bir kurula tevdi edilmiştir. İşte bu merkezi kurulun bir parçası olan Patriğe atfedilen konum ve görev, merkezi kurula başkanlık etmek ve kurul tarafından alınan kararların uygulanmasını temin etmek ve devletin emir ve talimatlarının kurul tarafından tatbikine aracı olan bir temsilcilikten ibaret olmuştur.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>1- Cemaat basınında yayımlanan bir haberden, geçen yıl Mayıs ayının ilk hafta sonunda TBMM Adalet Komisyon Başkanı Sn. Prof. Dr. Cüneyt Yüksel ile Prof. Dr. Erol Keleş, Zeki Korkutata, Ferhat Nasıroğlu, Doç. Dr. Resul Kurt ve Dr. Sevan Sıvacıoğlu gibi milletvekillerden oluşan bir heyetin Sn. Patrik (Maşalyan) hazretleri ile tanışmak ve Patrikliğin faaliyetleri hakkında ilk elden bilgi edinmek amacıyla ziyarete gittiklerini öğrendik.</p>
<p>Ziyaret nedeniyle konuk milletvekillerini içtenlikle selamlayan ve memnuniyetini açıklayan Patrik hazretlerinin, Patrikliğin geçmişi, görevi ve faaliyet alanı hakkında, keza Türk-Ermeni toplumunun cemaat, kilise yaşamı ve konumu hakkında genel açıklamalarda bulunduğu adı geçen haberden anlaşılmıştır.</p>
<p>Bu arada Sn. Patrik bu ziyaret vesilesiyle, her ne kadar genel görünümü itibarıyla önemli bir konumu olmasına rağmen Patrikliğin hükmi şahsiyetinin kesintiye uğradığını ve on yıllardan beri resmi bir statüden yoksun olduğunu dillendirmiştir. </p>
<figure class="image float-md-start"><img class="" src="https://static.agos.com.tr/2026/04/1863-nizamnamesi-nin-kapagi.jpg" alt="">
<figcaption>1863 Nizamnamesi'nin kapağı</figcaption>
</figure>
<p>Haberde, yapılan görüşme ve fikir teatisi sırasında Sn. Meclis Adalet Komisyonu Başkanı ve diğer milletvekillerinin Patriğin vurgulamaları nedeniyle herhangi bir yorum yapıp yapmadıkları yolunda bir açıklama yapılmamıştır.</p>
<p>2. Sn. Patriğe atfen habere konu edilen ve Patrikliğin hükmi şahsiyetinin kesintiye uğradığı yolundaki beyanı hakkında (şayet haberde yazılı olduğu gibi ise) bazı hususları anımsamak ve tarihi gelişmeyi yeniden gözden geçirmek amacıyla kanaatimizi açıklamak gereksinimini duyduk.</p>
<p>3. Şayet bir hak edinilmiş ve o hak nedeniyle birtakım tasarruflarda bulunulmuş ise, o takdirde, gerek yasaya ve gerekse örf ve adete aykırı olarak, o hakka müdahale edilmesi halinde kazanılmış bir hakkın kaybedilmesinden veya kesintiye uğramasından bahsedilebilir. Oysa normlarda ve yardımcı hukuki kaynaklarda, gerek Osmanlı döneminde ve gerekse Cumhuriyet döneminde “De Juri” (Hukuki olarak) Patrikliğe hükmi şahsiyet tanınmış olduğu yolunda bir hükme ve uygulamaya rastlamak mümkün değildir.</p>
<h4>Nizamname ve Patriğin görevleri</h4>
<p>1863 Nizamnamesi ile, millet olarak adlandırılan, tüzel kişiliği haiz bir bütün olarak vasıflandırabileceğimiz toplumun mensuplarının, üst kimlik olarak millet bütünlüğüne ve alt kimlik olarak da milletin mensuplarına karşı görev ve sorumlulukları belirlenmiş ve idaresi, organ olarak merkezi bir kurula tevdi edilmiştir.</p>
<p>İşte bu merkezi kurulun bir parçası olan Patriğe atfedilen konum ve görev, merkezi kurula başkanlık etmek ve kurul tarafından alınan kararların uygulanmasını temin etmek ve devletin emir ve talimatlarının kurul tarafından tatbikine aracı olan bir temsilcilikten ibaret olmuştur. Patriğin görevi, Nizamname ilkelerine uygun davranmak ve hükümlerinin uygulanmasını özenle takip etmektir. Bunun dışında kendisine ulaşan başvurular hakkında karar alınmak üzere konuyu ilgili kurullara tevdii etmekle görevlidir.</p>
<p>Buradan da anlaşılıyor ki geçmişte böyle bir statüye gereksinim dahi duyulmamıştır. Bu nedenle Patrikliğe makam olarak hukuki statü atfedilmemiştir.</p>
<p>Türk yargısının, bilhassa Danıştay’ın bu hususta sadır olan muhtelif kararlarından örnek verilebilir. Bu çerçevede Patrikliğin bir makam olmadığına dair Danıştay 12 Daire’nin 1970/278 E. 1972/3086 K sayılı ve 10.10.1972 tarihli kararını gösterebiliriz.</p>
<p>Bilhassa Osmanlı hukukuna göre tanzim edilmiş vakfiyelerle vakfın tevliyeti Ermeni Patriğine şart edilmiş olması ileri sürülerek zaptedilen vakıflar hakkındaki mazbutiyet kararlarının iptali için ikame edilen idari davalar, tevliyeti yani idaresi Ermeni Milleti Patriğine şart edilmiş olması nedeniyle ve Ermeni Patriğinin bir makam olmadığı gerekçesiyle ve Ermeni Patriğinin şahsi tevliyeti kabul edilerek mazbutiyet kararları iptal edilerek kaldırılmıştır. </p>
<p>Ayrıca T.C. Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü’nün 11.08.1948 tarihi ve 127-1-47-1773 sayılı Beyoğlu 1. Mıntıka Kadastro Müdürlüğü’ne gönderilen yazıyla Patrikhaneye hükmi şahsiyet tanınmamış olduğu vurgulanmıştır.</p>
<p>4. 1912 yılında (hicri 1328) yürürlüğe giren “Eşhası Hükmiyenin gayrımenkul Emvale tasarrufuna dair Kanunu Muvakkate” başlığını taşıyan yasa doğrultusunda gerek İstanbul’da gerekse da Anadolu’da bulunan kilise, manastır gibi Osmanlı Hayriye müesseselerinin sahip oldukları taşınmazlarla ilgili üst kimlik olarak millet bütünlüğünü temsilen Ermeni Patrikliğince hazırlanan cetveller zamanın tapu idaresi olan Defatiri Hakani Emaneti’ne tevdi edilmiştir.</p>
<p>Calibi dikkattir ki bu cetveller arasında Ermeni Patrikliğinin sahip olduğu herhangi bir taşınmaz kaydını içeren bir cetvel sunulmamıştır. Diğer bir ifadeyle, çeşitli kilise, hastane, yetimhane ve manastırların sahip oldukları taşınmazları cetveller halinde milletbaşı olarak, cemaat kurumları temsilcisi olarak liste halinde sunan Patriklik, faaliyet gösterdiği binayı dahi Kumkapı Meryem Ana Kilisesi taşınmazlarıyla ilgili hazırladığı cetvele kaydetmek suretiyle Tapu İdaresi’ne sunmuştur.</p>
<p>Zira 1863 Nizamnamesi’ne göre, çeşitli organlarıyla bir nevi hükmi şahsiyeti haiz olan cemaat kurumlarının Osmanlı Müessese-i Hayriyesi olarak adı geçen taşınmazlara sahip oldukları yukarıda bahse konu ettiğim kanun uyarınca mezkur cetvellerle belirlenmiş ve Tapu Kütüğüne adı geçen müessese adına tescil imkânı doğmuştur.</p>
<p>5. Bu arada ifade etmek gerekir ki, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde öğrenci olduğumuz yıllarda tetkik imkânını bulduğumuz Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin 331 no’lu yayınlarından Devletler Hukuku hocası Prof Dr. Seha L. Meray’ın “Lozan Barış Konferansı Tutanak ve Belgeler” adlı konferans tutanaklarının tercümesine dair yayınlanan dev eserinde, konferansa katılan devletlerin temsilci ve elçilerinin Patrikhaneler hakkındaki görüşmeler sırasında onların hukuk süjesi olarak anılmalarına yönelik bir tartışma ve önerilerine rastlamak mümkün olmamıştır.</p>
<p>6. Her ne kadar yukarıdaki açıklamalarımızdan Patrikliğe mevcut yasal çerçevede hükmi şahsiyet tanınmadığı sonucu çıksa da, böyle bir hukuki norm yaratılmasına herhangi bir engel bulunmadığını da ifade etmek isterim.</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 11 Apr 2026 09:31:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Metin Göktepe Ödülleri, genç gazetecilere]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/metin-goktepe-odulleri-genc-gazetecilere-40108</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/04/10/metin-goktepe.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/metin-goktepe-odulleri-genc-gazetecilere-40108</guid><description><![CDATA[29. Metin Göktepe Gazetecilik Ödülleri, Hrant Dink Vakfı Havak Salonu'nda yapılan törenle sahiplerine verildi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>1996 yılında haber takibi sırasında öldürülen Evrensel gazetesinin muhabiri Metin Göktepe ve görevi başında yitirilen gazetecilerin anılarını yaşatmak, genç gazetecileri gerçekleri esas alan bir habercilik konusunda özendirmek amacıyla verilen Metin Göktepe Gazetecilik Ödülleri, bugün sahiplerini buldu. Metin Göktepe'nin doğum günü olan 10 Nisan'da yapılan tören Hrant Dink Vakfı ve Agos Gazetesi binasındaki Havak Salonu'nda düzenlendi.</p>
<p>Metin Göktepe Ödülleri'nin bu yılki jürisinde Abdurrahman Gök, Çiğdem Toker, Gökçer Tahincioğlu, Nazım Alpman, Nurcan Bilge Gökdemir, Özlem Akarsu Çelik, Sultan Özer ve Timur Soykan yer aldı. </p>
<h4>İnadına buradayız</h4>
<figure class="image float-md-start"><img class="" src="https://static.agos.com.tr/2026/04/img-5180.jpeg" alt="" width="466" height="350">
<figcaption>Metin Göktepe'nin annesi Fadime Göktepe, ödül törenine katıldı</figcaption>
</figure>
<p>Ödül törenine Metin Göktepe’nin annesi Fadime Göktepe, ablası Meryem Göktepe ve ailesinin yanı sıra sendika, gazetecilik örgütü, siyasi parti temsicileri de katıldı. Törenin sunuculuğunu evrensel.net Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Zeliha Irmak üstlendi.</p>
<p>Zeliha Irmak açılış konuşmasına 2025 Ekim ayında katledilen gazeteci Hakan Tosun’u anarak başladı. Gazetecilerin yoksulluk, işsizlik gibi birçok zorlukla karşı karşıya olduğu kadar ilan yasakları, erişim engelleri, soruşturmalarla da engellenmeye çalışıldığını belirten Irmak, buna rağmen gazetecilerin gerçeği duyurmanın bir yolunu bulmaya çalıştığını belirtti. TCK 217/A halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma iddiasıyla tutuklanan Alican Uludağ ve İsmail Arı’yı hatırlayan Irmak, “Metin’i örnek alan, onu kalemlerine yansıtan gazetecilerin ödüllendirilmesi ve gazetecilikle kavga eden iktidara başaramadıklarını söylemek için buradayız” dedi.</p>
<p>CHP Genel Başkanı Özgür Özel de törene bir mesaj göndererek, "Hakikatin peşinden gittiği için katledilen gazeteci Metin Göktepe’nin adı bu ülkede gerçeğin bedelinin ne kadar ağır ödendiğinin en çarpıcı hatırlatmalarından biridir” dedi. Özel, cezaevinde bulunan Alican Uludağ, Merdan Yanardağ, İsmail Arı ve Pınar Gayıp başta olmak üzere tüm tutuklu gazetecilere selamlarını gönderdi. </p>
<h4>Ödül alanlar</h4>
<p>Törende, İskenderun SES gazetesinde yayınlanan, Hatay’da milyonları etkileyen göç dalgasının sağlık alanında yarattığı dil sorunuru ele alan üç günlük dosyasıyla Akın Bodur, Yerel Gazetecilik ödülüne layık görüldü. Bodur’a ödülünü Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Başkanı Gökhan Durmuş verdi. </p>
<p>Mezopotamya Ajansı’nda yayımlanan Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Temsilcisi Emrah Kertiş’in maruz kaldığı muameleyi yansıtan “Postal altında tanıklık!” adlı fotoğrafıyla Fotoğraf Ödülünü alan Adnan Bilen’e ödülünü DİSK Basın-İş’ten Zana Kaya teslim etti. </p>
<p>Görüntülü Haber dalında Halk TV’de “Barakalara sıkıştırılan hayatlar: Silivri Harmanlık Mahallesi” başlığıyla yayımlanan haber Elifcan Yüksel’e Jüri Özel Ödülü kazandırdı. Yüksel, ödülünü Sultan Özer’in elinden aldı. </p>
<p>Sultan Özer, “Bu ödüle karar verenler arasında olmak çok değerli, Metin ile birlikte çalışmış olmaktan gurur duyuyorum. O dönemler öldürüyorlardı şimdi hapsediyorlar. Ama gerçeği gizleyemezler. Ne olursa olsun gazetecilik devam edecek” dedi.</p>
<p>Görüntülü Haber Ödülü’nü, T24’te “Hakan Tosun İstanbul'un orta yerinde nasıl öldürüldü?” başlığı ile yayınlanan haberiyle Emre Şimşek, Nurcan Gökdemir’in elinden aldı. Şimşek, Hakan Tosun’un ölümüne ilişkin iddianamenin hazırlandığı belirterek Öznur Tosun’u sahneye çağırdı. Tosun, Hakan Tosun’un soruşturma sürecindeki eksiklikleri dile getirirken 6 Mayıs 14.00’da Hakan Tosun’un davasına çağrı yaptı.</p>
<p>Daha sonra söz alan Nurcan Gökdemir, “Öldürülen bir gazetecinin gazetesinin salonunda, öldürülen bir gazeteci adına verilen bir ödülü, öldürülen bir gazeteci hakkında yapılan bir habere verdik. Bu ülkede gazetecilik uzun süredir tehditlerle, cezalandırmalarla ve ölümlerle sınanır bir meslek oldu. Ama gazetecilik her dönem bir yol buldu ya da yol açtı. Metin’i öldürdüler ama yerine nice Metinler geldi. Bizi gazetecilik yapmaktan alıkoyamayacaklar. İnadına gazetecilik” dedi.</p>
<p>Yazılı Haber kategorisinde verilen üç jüri özel ödülünü, Bianet’te “Nusaybin sınırında işkence gören D.K’ya 'bayrak indirme' iddiaları sorulmadı” başlığıyla yayımlanan haberiyle Ayşegül Başar; “Yeşilden Griye” başlık dosya haber ile Cemre Demircioğlu, Zeynep Şentek, Craig Shaw ve Vedat Örüç, “Cezaevindeki çocuklar: Islah mı işkence mi?” dosya haberiyle Evrensel'den Eylem Nazlıer almaya hak kazandı.</p>
<p>Ayşegül Başar’a ödülünü Özlem Akarsu Çelik verdi. Özlem Akarsu Çelik ise son yıllarda iktidarın gazetecilere "yerli ve milli gazetecilik" adı altında dayatmalarda bulunduğunu söyleyerek, bunun karşısında genç bir gazetecinin gerçekleri ortaya çıkartmak için çabalamasının oldukça önemli olduğunu belirtti. </p>
<h4>Abla Meryem Göktepe</h4>
<p>Eylem Nazlıer’e ödülünü Metin Göktepe’nin ablası Meryem Göktepe verdi. Evrensel  muhabiri Eylem Nazlıer konuşmasında, sahada gazetecilerin altında oldukları baskı ve şiddet ortamından bahsetti ve şöyle dedi: "Ne kadar şiddet görsek de, onların saklamaya çalıştığı her şeyi ortaya çıkarmaya devam ediyoruz. Çünkü biz cesaretimizi Metin’den alıyoruz.” </p>
<figure class="image float-md-end"><img class="" src="https://static.agos.com.tr/2026/04/342462.webp" alt="" width="451" height="300">
<figcaption>Fotoğraf: Elif Turgut, Evrensel</figcaption>
</figure>
<p>Meryem Göktepe, umudunu genç gazetecilerle büyüttüğünü belirterek ödül alan tüm gazetecileri kutladı: “Metin hep bizimle, o büyük özlemimizle birlikte hep yanımızda olmaya devam edecek” dedi.</p>
<p>Bu sene Yazılı Haber Ödülü, Aposto’da “Yeni 'Türk Beşleri'yle tanışın: Kurusıkıdan dönüştürülmüş silah piyasasında Türkiye'nin rolü ne?” başlığıyla yayımlanan haberiyle Hazar Dost’a ve T24’te “AYM'den 10 Ekim Katliamı'nda ölen Veysel Atılgan hakkında tek cümlelik karar: Yaşam hakkı ihlal edilmedi” başlığıyla yayımlanan haberiyle Cengiz Anıl Bölükbaş’a verildi.</p>
<p>Ödül Jürisi, bu kategoriler dışında, son dönemde gazetecilere yönelik gözaltı, tutuklama ve baskıların arttığına dikkat çekerek “Tutuklu gazeteciler ve saldırı altındaki gazetecilik” başlığıyla Jüri Özel Ödülü verilmesine karar verdi. Jüri, bu ödülün, hakikat peşinde koşan tüm gazetecileri “Benim için hepiniz Metin’siniz” diye tarif eden, Metin Göktepe’nin annesi Fadime Göktepe'ye verilmesini kararlaştırdı.</p>
<p>Etkinliğin sonunda öldürülmesiydi bugün 58 yaşında olacak Metin Göktepe'nin doğumgünü için ödül alan gazeteciler anne Fadime Göktepe ile birlikte pasta kesti.</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 10 Apr 2026 17:45:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Ara Güler Müzesi’nde yeni sergi: CANNES!]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/ara-guler-muzesinde-yeni-sergi-cannes-40107</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/04/10/ara-guler-muzesinde-yeni-sergi-cannes.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/ara-guler-muzesinde-yeni-sergi-cannes-40107</guid><description><![CDATA[Ara Güler'in Cannes Film Festivali'nde farklı yıllarda çekmiş olduğu fotoğraflardan oluşan “CANNES!” başlıklı sergi, 22 Nisan'da Ara Güler Müzesi'nden sanatseverlerle buluşacak.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Ara Güler Müzesi, foto muhabirliği ve fotoğraf sanatının ulusal ve uluslararası alanda ün kazanmış en önemli temsilcilerinden biri olan Ara Güler’in Cannes Film Festivali’nde farklı yıllarda çekmiş olduğu fotoğraflardan oluşan “CANNES!” başlıklı yeni sergisini, 22 Nisan’da sanatseverlerle buluşturuyor.</p>
<p><img class="float-md-start" src="https://static.agos.com.tr/2026/04/3876376-750f36af6827ecb5eef7e6fdd687c9e5.jpg" alt="" width="488" height="324">Ara Güler arşivinden ilk kez gün ışığına çıkan fotoğrafların yer aldığı sergi, sinemanın en parlak ve yenilikçi yıllarına odaklanıyor.</p>
<p>CANNES! sergisinde, Brigitte Bardot, Sophia Loren, Monaco Prensesi Grace Kelly, Federico Fellini, Orson Welles, Jean Cocteau, Michelangelo Antonioni, Kim Novak ve François Truffaut<strong> </strong>gibi dönemin pek çok ikonik sinema figürünün Ara Güler tarafından çekilmiş fotoğrafları yer alıyor.</p>
<p>Sergiyi oluşturan kareler, yalnızca tanınmış isimleri değil, sinemanın büyüsünü ve bir dönemin ruhunu bugüne taşıyor. Ara Güler, Cannes’ı yalnızca yıldızların sahnedeki ya da kırmızı halıdaki anlarıyla değil, festivalin arka plânındaki gündelik sahnelerle birlikte anlatıyor.</p>
<h4><img class="float-md-end" src="https://static.agos.com.tr/2026/04/3876376-ca572fe092e72c0c9c403e9815269722.jpg" alt="" width="430" height="430">Üç ana anlatı</h4>
<p>Sergi, üç ana anlatı etrafında kurgulanıyor. Sahne bölümünde Cannes, La Croisette boyunca uzanan plajları, otelleri ve kalabalığıyla bir film seti gibi ele alınıyor. Gündelik hayat ile sinema dünyası arasındaki geçişler, Ara Güler’in karelerinde görünür hâle geliyor. Festival bölümünde film gösterimleri, basın toplantıları ve ödül törenleri merkeze alınıyor. İzleyenler ve izlenenler arasındaki ilişki bu bölümün odağını oluşturuyor. Kutlama bölümünde ise festivalin renkli gece hayatı, sahil boyunca yapılan partiler, davet ve kutlamalar ile ortaya çıkıyor.</p>
<h4>Festivalin görsel hafızası</h4>
<p>Ara Güler, Cannes Film Festivali’ne ilk kez 1957 yılında gidiyor, daha sonra da festival zamanlarında Cannes’ı düzenli olarak ziyaret ediyor ve yaptığı foto-röportajlar Yeni İstanbul gazetesi ile Hayat Mecmuası’nda yayınlanıyor. Cannes, Güler için yalnızca bir görev değil, sinemacılar ile kurduğu ilişkiler ve yaptığı sohbetler ile sinemaya duyduğu ilgiyi, sevgiyi de derinleştirdiği bir buluşma noktası hâline geliyor.</p>
<p><img class="float-md-start" src="https://static.agos.com.tr/2026/04/3876376-05855ae92ce123f43d6b6afe0b8d3079.jpg" alt="" width="414" height="414">Sergide yer alan fotoğraf seçkisine, o dönemde yayınlanmış gazetelere ait kupürler, kontakt baskılar, Ara Güler’e ait basın kartları ve festivale ait çeşitli efemera eşlik ediyor. Bu seçki, Cannes Film Festivali’nin altın çağını yansıttığı kadar Güler’in foto muhabirlik pratiğini de yakından izleme imkânı sunuyor.</p>
<p>Bu seçkinin gün yüzüne çıkmasını, Ara Güler Arşiv ve Araştırma Merkezi’nin uzun yıllara yayılan titiz tasnif, koruma ve araştırma çalışmaları mümkün kılıyor.</p>
<p>2016 yılında açılan Ara Güler Müzesi’nin CANNES! sergisi, 22 Nisan - 11 Ekim tarihleri arasında, Pazartesi günleri hariç Salı-Cumartesi 10.00-18.00, Pazar günleri ise 12.00-18.00 saatlerinde bomontiada’da ziyaret edilebilir. Müzeye giriş ücretsiz.</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 10 Apr 2026 17:03:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Antakya’daki Ortodokslar Saint Pierre Kilisesi’nde Paskalya kutlayacak]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/antakyadaki-ortodokslar-saint-pierre-kilisesinde-paskalya-kutlayacak-40106</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/upload/Agos/Images/Saint Pierre Kilisesi 29 haziran ayin.jpeg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/antakyadaki-ortodokslar-saint-pierre-kilisesinde-paskalya-kutlayacak-40106</guid><description><![CDATA[Antakya’daki Ortodokslar, bu yıl Paskalya’yı 6 Şubat 2023 depremlerinde yıkılan Antakya Rum Ortodoks Kilisesi yerine, 11 Nisan Cumartesi günü saat 19.00’da Saint Pierre Kilisesi’nde kutlayacak.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Hıristiyan dünyası İsa Mesih’in çarmıha gerildikten üç gün sonra dirilişini kutladığı Paskalya Bayramı’na hazırlanıyor.</p>
<p>Gregoryan takvimi kullanan Ermeniler, Katolikler ve Protestanlar 5 Mayıs’ta Paskalya Yortusu’nu kutladı.</p>
<p>Jülyen takvimini kullanan Doğu Ortodoks Kilisesi ise bu yıl 12 Nisan’da Paskalya kutluyor.</p>
<p>Hıristiyan Ortodoks toplumunun bu yıl Paskalya kutlayacağı yerlerden biri Hatay’ın Antakya ilçesindeki Saint Pierre Kilisesi.</p>
<p>Antakya Rum Ortodoks Kilisesi Vakfı Başkanı Fadi Hurigil’in yaptığı açıklamaya göre Paskalya ayini bu yıl, 6 Şubat 2023 depremlerinde yıkılan Antakya Rum Ortodoks Kilisesi yerine, dünyanın ilk mağara kilisesi kabul edilen Antakya’daki Saint Pierre Kilisesi’nde 11 Nisan Cumartesi günü saat 19.00’da kutlanacağını belirtti.</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 10 Apr 2026 16:22:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Mahkeme direndi, dört polise altışar yıl ceza]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/mahkeme-direndi-dort-polise-altisar-yil-ceza-40105</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/04/10/mahkeme-direndi-dort-polise-alti-yil-ceza.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/mahkeme-direndi-dort-polise-altisar-yil-ceza-40105</guid><description><![CDATA[İstanbul'da karakolda çıplak aramaya maruz bırakıldıktan sonra intihar eden Onur Yaser Can davasında yeniden yargılanan dört polis memuruna 6’şar yıl hapis cezası verildi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul'da karakolda çıplak aramaya maruz bırakıldıktan sonra intihar eden Onur Yaser Can'ın devam 15 yıldır devam eden davasında bugün karar duruşması yapıldı ve yargılanan dört polis memuruna 6’şar yıl hapis cezası verildi.</p>
<p>ODTÜ Mimarlık Fakültesi mezunu Onur Yaser Can, 2 Haziran 2010’da İstanbul Harbiye'de esrar satın aldığı iddiasıyla karakola götürüldü. Can, gözaltı sürecinde ve sonrasında polisler tarafından gördüğü fiziki, psikolojik işkence ve cinsel saldırı yüzünden 28 yaşında hayatına son verdi. İstinaf mahkemesinin dört polis memuruna “resmi belgeyi yok etmek, bozmak veya gizlemek” suçundan “iyi hal indirimi” gerekçesiyle verdiği bozma kararının ardından İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi'nde <a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/15-yilda-adaletin-kirintisina-bile-ulasamadik-39624" target="_blank" rel="nofollow noopener">yeniden yargılama yapıld</a>ı. Davanın bugün görülen karar duruşmasında, 41. Ağır Ceza Mahkemesi kararında direndi ve dört polis memuruna "resmi belgeyi yok etmek"ten 6'şar yıl hapis cezası verildi.</p>
<p>Duruşmada söz alan kardeşi Ezgi Sevgi Can, sanık avukatlarının bilirkişi raporuna rağmen belgelerde değişiklik ve tahrifat yapıldığına dair dosyada delil olmadığını iddia etmelerine itiraz etti. Can, sanıkların savunmaları sırasında olayı hatırlamadıklarını yinelemelerinin yargıyı yanıltmaya yönelik olduğunu söyledi. “Amiri ‘Suç işle’ dese müvekkiliniz sorgulamadan suç işleyecek, öyle mi?” diye sordu. Can ailesinin avukatları, tüm sanıklara gereken üst sınırda ceza verilmesini talep etti. Mahkeme heyeti, yeniden yargılanan dört polis memuruna 6’şar yıl hapis cezası verdi.</p>
<p><a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/davada-15-yil-onur-yaser-i-geri-getirmeyecegi-icin-her-karar-yetersizdir-33940" target="_blank" rel="nofollow noopener">TIKLAYIN: Davada 15. yıl: "Onur Yaser'i geri getirmeyeceği için her karar yetersizdir"</a></p>
<h4>“İşkenceden yargılanacakları günleri göreceğiz”</h4>
<p>Ezgi Sevgi Can, karar sonrası Çağlayan Adliyesi önünde avukatlarıyla basına yaptığı açıklamada, “Yıllardır bu polislerin işkence, cinsel tacizden yargılanması gerekiyordu. Bu şekilde yargılanmadıkça adaletten bahsedemeyiz. Ancak cezasızlık döngüsünün bir nebze de olsa kırıldığı bir gündür” dedi. Can, Yargıtay’a gidecek dosyanın zamanaşımı riski olduğunu ekleyeyerek, “Maalesef annemle babam göremediler, onların sayesinde çıktı bu karar. Huzur bulacaklarına inanıyorum. Bu akşam rahat bir uyku uyuyabileceğim” dedi. Davayı takip eden kamuoyuna da teşekkür ederek, “İşkenceden de yargılanacakları günleri göreceğiz” diye konuştu.</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 10 Apr 2026 15:25:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Trump dört ismi hedef aldı: Bu kişiler deli, ezik, baş belası]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/trump-dort-ismi-hedef-aldi-bu-kisiler-deli-ezik-bas-belasi-40104</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/04/06/trump-iran-a-anlasma-icin-tanidigi-sureyi-bir-kez-daha-uzatti.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/trump-dort-ismi-hedef-aldi-bu-kisiler-deli-ezik-bas-belasi-40104</guid><description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump, yorumcu ve sunucular Tucker Carlson, Megyn Kelly, Candace Owens ve Alex Jones'u “deli”, “aptal” ve “düşük zekâlı” olarak nitelendirerek sert eleştiriler yöneltti.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>ABD Başkanı Donald Trump, ABD'deki podcast sunucuları ve siyaset yorumcuları Tucker Carlson, Megyn Kelly, Candace Owens ve Alex Jones'u sert bir dille eleştirerek, "deli" olarak tanımladı.</p>
<p>Trump, dijital medya hesabından yaptığı paylaşımda, Tucker Carlson, Megyn Kelly, Candace Owens ve Alex Jones için "düşük zekalı" ifadesini kullandı.</p>
<p>Sunucu ve yorumcuları "aptal insanlar" olarak tanımlayan Trump, "Hepsi televizyondan kovuldu, programlarını kaybetti ve artık televizyona davet bile edilmiyorlar. Çünkü kimse onları umursamıyor; bu kişiler deli, baş belası, 'bedava' ve ucuz reklam için ne gerekiyorsa söyleyecek tipler" dedi.</p>
<p>Trump, Tucker Carlson ve Megyn Kelly'nin, "iyi bir psikiyatriste görünmeleri gerektiğini" savundu.</p>
<p>Candace Owens'ı "deli" diye niteleyen Trump, "Fransa'nın çok saygın First Lady'sini, öyle olmadığı halde erkek olmakla suçlayan kişi. Aslında bana göre Fransa'nın First Lady'si Candace'den çok daha güzel bir kadın hatta aralarında kıyas bile yapılamaz!" değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Trump, Alex Jones'un "saçma sapan şeyler söyleyen" biri olduğunu iddia ederek bahsettiği kişilerin "ezik" olduğunu öne sürdü.</p>
<p>Bu kişilerin "Amerika'yı Yeniden Büyük Yapalım" (MAGA) anlayışına sahip olmadığını belirten Trump, ​​​​​​​"Başkan olarak, istediğim zaman onları kendi tarafıma çekebilirim ama aradıklarında geri dönmüyorum çünkü dünya ve ülke meseleleriyle çok meşgulüm" ifadesini kullandı. </p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 10 Apr 2026 14:35:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Ermenistanlı sivil toplum temsilcileri kara sınırından Azerbaycan'a gitti]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/ermenistanli-sivil-toplum-temsilcileri-kara-sinirindan-azerbaycan-a-gitti-40103</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/04/10/ermenistanli-sivil-toplum-temsilcileri-kara-sinirindan-azerbaycan-a-gitti.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/ermenistanli-sivil-toplum-temsilcileri-kara-sinirindan-azerbaycan-a-gitti-40103</guid><description><![CDATA[Ermenistanlı sivil toplum çalışanları, Ermenistan -Azerbaycan ikili barış gündemi kapsamında, bugün kara sınırından geçerek Azerbaycan'a girdi. Şubat'ta da Azerbaycanlı sivil toplum çalışanları, aynı şekilde Ermenistan'ı ziyaret etmiş, iki günlük çalışma programına katılmıştı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>“Barış Köprüsü Girişimi" çerçevesinde, Azerbaycan ve Ermenistan sivil toplum temsilcilerinin katılımıyla 10-12 Nisan 2026 tarihleri ​​arasında Azerbaycan'da bir ikili yuvarlak masa toplantısı daha düzenleniyor.</p>
<p>“Barış Köprüsü” Girişimi, Azerbaycan ve Ermenistan'dan sivil toplum temsilcileri arasında diyaloğu ve doğrudan etkileşimi teşvik etmeye etmek üzere çalışmaya devam ediyor. Girişim çerçevesinde Ermenistan'dan bir heyet, resmi olarak belirlenmiş ve sınırlandırılmış bir alandan, ilgili tüm sınır ve pasaport kontrol prosedürlerinden geçerek kara sınırından Azerbaycan'a girdi. Şubat ayında da yine aynı girişim çerçevesinden <a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/azerbaycan-stk-temsilcileri-kara-sinirindan-ermenistana-geldi-39467" target="_blank" rel="nofollow noopener">Azerbaycanlı sivil toplum temsilcileri Ermenistan'a gelmiş</a> ve iki günlük toplantılara katılmıştı. </p>
<p>Sivil toplum temsilcileri arasındaki diyalog, Azerbaycan, Ermenistan ve Amerika Birleşik Devletleri liderlerinin 8 Ağustos 2025'te Washington'da yapılan üçlü zirvede onaylanan ikili barış gündemi çerçevesinde gerçekleştiriliyor. </p>
<p>Toplantı gündeminde, barış sürecinin mevcut durumu, “Barış Köprüsü” Girişimi katılımcılarının kendi ülkelerinde yürüttükleri faaliyetler ve bu çabaların sonuçları ve bölgedeki durum hakkında görüşmeler yer alıyor. </p>
<p>Ayrıca, toplumsal düzeyde barışı ilerletme ve barış sürecinin sonraki aşamalarında güveni artırma çabalarına da ayrı oturumlarda ele alınacak. </p>
<p><strong>Ermenistan'dan katılımcılar:</strong> </p>
<ol>
<li>Areg Kochinyan – Ermeni Konseyi Başkanı, Koordinatör  <br><br></li>
<li>Boris Navasardyan – Erivan Basın Kulübü Onursal Başkanı<br> </li>
<li>Naira Sultanyan – Demokrasi Geliştirme Vakfı Direktörü<br> </li>
<li>Narek Minasyan – Ermenistan Konseyi'nde Uzman Yardımcısı <br><br></li>
<li>Samvel Meliksetyan – Ermenistan Konseyi Uzmanı<br> </li>
<li>Stepan Grigoryan – Küreselleşme ve Bölgesel İşbirliği Analitik Merkezi Yönetim Kurulu Başkanı<br> </li>
<li>Edgar Vardanyan – Ermeni Konseyi'nde Uzman Yardımcısı<br> </li>
<li>Robert Ghevondyan – Ermeni Konseyi Uzmanı<br> </li>
<li>Lusine Kharatyan – Yazar ve Kültürel Antropolog<br> </li>
<li>Nelli Minasyan – Tarih Doktorası, Doçent ve Türkoloji Uzmanı<br> </li>
<li>Davit Stepanyan – 1in.am'de Siyasi Yorumcu, Ermenistan Uluslararası Güvenlik ve İlişkiler Enstitüsü Uzmanı<br> </li>
<li>Ruben Babayan – Erivan Kukla Tiyatrosu Sanat Yönetmeni<br> </li>
<li>Eleonora Sargsyan – Barış ve Cinsiyet Uzmanı, Gençlik Çalışanı<br> </li>
<li>Naira Martikyan – JAMnews Editörü ve Ülke Direktörü (Ermenistan)<br> </li>
<li>Vazgen Karapetyan – Avrasya Ortaklık Vakfı Müdür Yardımcısı<br> </li>
<li>Tatev Danielyan – Ermenistan Kamu Televizyonu Siyasi Programlar Genel Yayın Yönetmeni ve Sunucusu </li>
<li>Armen Petrosyan – Orbeli Merkezi Bölgesel Politika Uzmanı<br> </li>
<li>Alen Amirkhanyan – AUA Acopian Çevre Merkezi Direktörü</li>
<li>Nelli Rafayelyan – Medya Girişim Merkezi'nde Gazeteci</li>
</ol>
<p><strong>Azerbaycan'dan katılımcılar:</strong> </p>
<ol>
<li>Farhad Mammadov – Güney Kafkasya Çalışmaları Merkezi Direktörü. Koordinatör <br><br></li>
<li>Rusif Hüseyinov – Topçubaşov Merkezi Direktörü <br><br></li>
<li>Ramil Isgandarli – Azerbaycan Ulusal Sivil Toplum Kuruluşları Forumu Yönetim Kurulu Başkanı<br> </li>
<li>Kamala Mammadova – First News Media Genel Yayın Yönetmeni (1news.az)<br> </li>
<li>Fuad Abdullayev – Uluslararası İlişkiler Analiz Merkezi Baş Danışmanı<br> </li>
<li>Dilara Afandiyeva – Azerbaycan Kadın Haklarını Koruma Derneği Kadın Barış ve Güvenlik Merkezi Başkanı<br><br></li>
<li>Konul Badalova – Ekonomik Reformlar ve İletişim Analizi Merkezi Araştırma Görevlisi<br> </li>
<li>Zaur Shiriyev – Carnegie Rusya Avrasya Merkezi'nde Misafir Araştırmacı <br><br></li>
<li>Rauf Ağamirzayev – Ulaşım Uzmanı ve Dijital Gelişim ve Ulaşım Bakanlığına bağlı Kamu Konseyi Üyesi<br> </li>
<li>Gülbaniz Ganbarova – Azerbaycan Kırsal Kadınlar Birliği Başkanı<br> </li>
<li>Nazrin Aliyeva – “İnsan Hakları Destek Merkezi” Kamu Derneği Başkanı <br><br></li>
<li>Sanan Rzayev – Sunucu, CBC Televizyonu <br><br></li>
<li>Emin Aliyev – Trend Haber Ajansı Genel Yayın Yönetmeni <br><br></li>
<li>Murad Muradov – Topçubaşov Merkezi Müdür Yardımcısı <br><br></li>
<li>Aytan Gahraman – Bakü Uluslararası Çokkültürlülük Merkezi Danışmanı </li>
<li>İlyas Hüseynov – Siyasi Analist <br><br></li>
<li>Gulshan Akhundova – “Kadın, Kalkınma, Gelecek” Kamu Birliği Başkanı <br><br></li>
<li>Orkhan Babayev – Güney Kafkasya Araştırmaları Merkezi Personeli<br> </li>
<li>Orkhan Amashov – AnewZ Genel Yayın Yönetmeni Yardımcısı ve Sunucusu <br><br></li>
<li>Yegana Hajiyeva – Basın Konseyi Yönetim Kurulu Üyesi <br><br></li>
</ol>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 10 Apr 2026 13:08:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[İki kişi öldürüldü]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/iki-kisi-olduruldu-40099</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/04/10/israil-ordusu-lubnan-in-guneyine-saldirilarini-surduruyor.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/iki-kisi-olduruldu-40099</guid><description><![CDATA[İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyini hedef alan saldırılarında iki kişi öldü, iki kişi de yaralandı. Lübnan Sağlık Bakanlığı verilerine göre İsrail’in ülkeye düzenlediği saldırılarda 73 sağlık çalışanı hayatını kaybetti, 79 ambulans kullanılamaz hâle geldi, altı hastane hizmet dışı kaldı ve 13 hastane zarar gördü.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>ABD-İran arasında 8 Nisan’da yapılan <a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/gazze-ve-lubnanda-uc-gazeteci-olduruldu-40086" target="_blank" rel="nofollow noopener">ateşkes</a> sonrası İsrail, Lübnan’a saldırılarını sürdürüyor.</p>
<p>28 Şubat’ta başlayan ABD-İsrail-İran savaşı sürerken, İsrail Lübnan’a da 2 Mart’tan beridir saldırılar düzenliyor.</p>
<p>Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ), İsrail'in Lübnan'a yönelik 8 Nisan bombardımanlarında iki Lübnanlı gazetecinin hayatını kaybettiğini duyurmuştu.</p>
<div class="box-9">
<p><strong>Son 24 saatte Lübnan’da yaşanan gelişmeler şöyle:</strong></p>
<p>Lübnan haber ajansı NNA'ya göre, İsrail savaş uçakları Nebatiye kentine bağlı Habbuş beldesi ile Zafta ve Mervaniye beldeleri arasında bir noktaya hava saldırısı düzenledi.</p>
<p>Kentin Kefr Tibnit beldesinde bir evi hedef alan İsrail ordusu, Cermek ve Mahmudiye beldeleri arasındaki bölgeyi de bombaladı.</p>
<p>Mercayun ilçesi yakınındaki Dibbin beldesini topçu ateşiyle hedef alan İsrail ordusu, Hiyam beldesinde de geniş çaplı saldırılar düzenledi.</p>
<p>İsrail savaş uçakları Haris beldesini de bombaladı, Sarbin ve Beyt Lif beldeleri topçu atışıyla hedef alındı.</p>
<h4>Sur’da bir kişi öldürüldü</h4>
<p>Sur kentine bağlı Kana beldesine İsrail ordusunun düzenlediği saldırıda bir kişi hayatını kaybetti, bir kişi de yaralandı.</p>
<p>Nebatiye'nin Sultaniye, Debal ve Tibnin beldeleri de İsrail ordusunun hedefi oldu.</p>
<h4>Hanaviye’de de bir kişi öldü</h4>
<p>Kentin Hanaviye beldesindeki İsrail saldırısında da bir kişi yaşamını yitirdi, bir kişi ise yaralandı.</p>
<p>İsrail ordusu, Sur'a bağlı Mecadil beldesine de saldırılar düzenledi.</p>
<p>İsrail savaş uçakları Sayda'nın güneyindeki Sarafend beldesini iki hava saldırısıyla vurdu. Bölgedeki Hırbet Duveyr köyü de hedef alındı.</p>
<p>Ayrıca İsrail ordusu Lübnan'ın sınır beldelerinden Ayta eş-Şaab'ın mahallelerini de hedef aldı.</p>
<p>ABD ile İran arasında varılan geçici ateşkese Lübnan'ın dahil olmadığını söyleyen İsrail'in 2 Mart'tan bu yana düzenlediği saldırılarda 1888 kişi hayatını kaybetti.</p>
<h4>Lübnan'da ambulanslara yeni saldırı tehdidi</h4>
<p>İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, ABD merkezli X şirketinin dijital medya platformundaki hesabından, "acil ve ciddi" uyarı ifadesiyle açıklama yaptı.</p>
<p>Adraee, Hizbullah'ın ambulansları askeri amaçlarla kullandığını iddia ederek, bunun durdurulmaması durumunda ambulans ve sağlık tesislerine saldırı düzenleme tehdidini yineledi.</p>
<p>Lübnan Sağlık Bakanlığı verilerine göre ise İsrail ordusunun ülkeye düzenlediği saldırılarda 73 sağlık çalışanı hayatını kaybetti, 79 ambulans kullanılamaz hâle geldi, altı hastane hizmet dışı kaldı ve 13 hastane de zarar gördü.</p>
<h4>“Lübnan'a saldırılar devam edecek”</h4>
<p>İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, işgal altındaki Lübnan'ın güneyinde yer alan Nebatiye vilayetine bağlı Bint Cubeyl ilçesinde İsrail askerleriyle bir araya geldi.</p>
<p>Zamir, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Beyrut ile mümkün olan en kısa sürede doğrudan müzakerelere başlanması talimatını vermesine rağmen, "İsrail ordusu savaş durumunda, ateşkeste değil. Bu bölgede (Lübnan'da Hizbullah'a karşı) savaşmaya devam edeceğiz. Burası bizim öncelikli çarpışma sahamız" dedi.</p>
<p>İran ile ateşkeste olduklarını söyleyen Zamir, bununla birlikte "Tahran ile her an savaşmaya geri dönebileceklerini" öne sürdü.</p>
<h4>“İsrail ile ABD'de yapılacak görüşmeler müzakere değil, hazırlık”</h4>
<p>İsmini açıklamak istemeyen Lübnanlı yetkili, ABD-İran arasında sağlanan ve İsrail'i de kapsayan geçici ateşkese ilişkin Anadolu Ajansı muhabirine açıklama yaptı. Lübnanlı yetkili, "İsrail ile gelecek hafta ABD Dışişleri Bakanlığı'nda yapılması beklenen ateşkes görüşmeleri, müzakere değil, hazırlık niteliğinde" ifadelerini kullandı.</p>
<p>Pakistan Savunma Bakanı İsrail'i Lübnan'da "soykırım" yapmakla suçladı</p>
<p>Pakistan Savunma Bakanı Khavaja Muhammed Asıf, ABD merkezli X şirketinin dijital medya platformundan yaptığı paylaşımda, İsrail'i "şeytani ve lanetli" olarak tanımladı.</p>
<p>"İslamabad'da barış görüşmeleri sürerken, Lübnan'da soykırım yapılıyor. Masum siviller İsrail tarafından öldürülüyor. Önce Gazze, sonra İran ve şimdi Lübnan” diyen Asıf, İsrail'in Filistin topraklarında, "Avrupalı Yahudiler için kurulduğunu" belirtti.</p>
<h4>ABD Dışişleri Bakanlığı: İsrail-Lübnan görüşmeleri Washington'da yapılacak</h4>
<p>ABD Dışişleri Bakanlığı yetkililerinden AA muhabirine yapılan yazılı açıklamada ise iki ülke arasındaki ateşkes müzakerelerine ilişkin doğrudan görüşmelerin, gelecek hafta ABD'nin başkenti Washington'da gerçekleştirileceği bildirildi.</p>
<p>ABD medyasına yansıyan haberlere göre, ABD heyetine Lübnan Büyükelçisi Michel Issa başkanlık edecek, İsrail'i Washington Büyükelçisi Yechiel Leiter, Lübnan'ı ise Büyükelçi Nada Hamadeh-Moawad temsil edecek.</p>
<p><em>Kaynak: AA</em></p>
</div>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 10 Apr 2026 11:25:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[“Koltuk altında saklı haç!” ya da “vurun abalıya!”]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/koltuk-altinda-sakli-hac-ya-da-vurun-abaliya-40087</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/04/09/koltuk-altinda-sakli-hac-ya-da-vurun-abaliya.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/koltuk-altinda-sakli-hac-ya-da-vurun-abaliya-40087</guid><description><![CDATA[Yıllar önce Ahmed Arif’in “Onur Da Ağlar” başlıklı şiiriyle ve “Ne alnımızda bir ayıp” [var] dizesinin ardından, o vicdan yoksunu “Ne koltuk altında / Saklı haçımız” [var] dizeleriyle karşılaştığımda, ben de Danzikyan gibi irkilmeden edememiştim. “Koltuk altında saklı haç” [taşımak] bir ayıp mıydı, suç muydu, onursuzluk muydu? Şu ya da bu biçimde, insani değerler yerine, insanın inanç ve kimlikler nasıl belirleyici faktör olabiliyordu?]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Yetvart Danzikyan’ın, Agos gazetesinde “Kardeşçesine” üst başlığı altındaki haftalık yazılarından, 27 Mart 2026 tarihli <a href="https://www.agos.com.tr/tr/yazi/koynunda-hac-tasiyanlar-39924" target="_blank" rel="nofollow noopener">makalesinde </a>başlığa çıkarttığı, “Koynunda haç taşıyanlar” ifadesi, Devlet Bahçeli’nin 24 Mart 2026 günkü “Terörsüz Türkiye” bağlamında, Kürtlerle barış meselesinin aceleye gelemeyeceğiyle ilgili konuşmasında sarf ettiği, fakat doğrudan kimleri kastettiği muğlak olan açıklamasında yer alıyordu. Hangi bağlamda söylenmiş olursa olsun, Danzikyan’ın da işaret ettiği üzere mantık hep“Kurucu kodlar[ın], bu ülkede ya da bu coğrafyada, her kötülüğün altında bir “haç” aramasına dayanıyor. Rejimler, devletler (bu örnekte Kürt meselesinde) kendi kabahatleri ile yüzleşmeye hiç yanaşmayıp, sorumluluğu hep “dışarıda” arıyor. Bu ve benzeri, gerçeklikten uzak, yaratılmış düşmanlıklar üzerinden yürütülen ve hep sıcak tutulmaya çalışılan düpedüz ayrımcı, kışkırtıcı, üstü-örtük söylemler, “vurun abalıya” misali her daim sorumlulukları alakasız yerlerde aramayı, kişileri itibarsızlaştırmayı, itham etmeyi, günah keçisi yaratmayı, mimlemeyi; kendine yakın kitleleri konsolide etmeyi, hep bir düşmana ihtiyaç duyan milliyetçiliği bileyip nefret körüklemeyi, hatta gerek duyulduğunda da eyleme geçirmeyi amaç edinirler.</p>
<p>“Koynunda haç taşıyanlar” ifadesi, ilk elde “kripto”luğu akla getiriyor; “ihtida” ett(irild)iği halde öz kimliğinin şu ya da bu gereklerinden uzaklaşmayanları, “aslını inkâr etmeyen”leri ya da gönlünde “aslına rücu etme” potansiyeli taşıyan farklı kimlik ve inanç sahibi insanları ima ediyor. Bu ifade, sadece mecbur kılınarak/zorla dininden ve/ya da ulusal kimliğinden kopartılmışları yani “dönme/mühtedi”leri değil, aynı zamanda kimsesiz ya da yetim kalmış biçareler arasından evlat edinme, evlilik/cariyelik yoluyla dini ve etnik kimliğinden uzaklaştırılarak asimile edilmiş, istismar edilmiş, hatta kimi zaman özenle korunmuş, kollanmış; hayatta kalmak uğruna kamufle edilmiş bir travmatik hayatı sineye çekmiş; sinmeye, görünmez olmaya, öne çıkmamaya razı gelmiş, dağınık ve savunmasız bir kitleyi de kapsıyor. Doğrusu ilkesel temellerden uzak olsa da, herkesin, her şeye rağmen gönülden desteklediği Kürt toplumuyla temsili bir “barış” hayaline, sözüm ona köstek olacaklar arasında “koynunda haç taşıyanlar” gibi birbiriyle bağlantısı olmayan ve müphem bir toplumsal kesimden mesnetsizce söz etmek nasıl bir ruh halinin eseridir?  Peki ama, böylesine garip, garip olduğu kadar da tehlikeli sözlerin bizleri artık şaşırtmamasına ne demeli. </p>
<h4>Ahmed Arif’in “Onur Da Ağlar” şiiri</h4>
<p>Daha vahimleri de var oysa: “Koynunda haç taşıyanlar” tabirini okur okumaz, onun farklı bir versiyonu olan “Koltuk altında saklı haç” kalıp sözü çakıverdi zihnimde ve beni geçmişe götürüverdi bir anda.  </p>
<p>Yıllar önce Ahmed Arif’in “Onur Da Ağlar” başlıklı şiiriyle ve “Ne alnımızda bir ayıp” [var] dizesinin ardından, o vicdan yoksunu “Ne koltuk altında / Saklı haçımız” [var] dizeleriyle karşılaştığımda, ben de Danzikyan gibi irkilmeden edememiştim. “Koltuk altında saklı haç” [taşımak] bir ayıp mıydı, suç muydu, onursuzluk muydu? Şu ya da bu biçimde, insani değerler yerine, insanın inanç ve kimlikler nasıl belirleyici faktör olabiliyordu? Zulüm, kendini değil de “koynunda haç taşıyan”ı hedef seçtiğinde mi kabul edilebilir oluyordu? Şair, onurunu kurtarmak adına onuru zedelenmiş insanları, onursuz saymaya nasıl cüret edebilmişti? Doğru mu görüyorum, diye üşenmeyip tekrar tekrar okumuş, kitaplarının farklı baskılarının peşine düşmüştüm.</p>
<blockquote>
<p>Şairin “Hangi milletten olursa olsun, hor görmeyeceksin.” demesini, samimi bir özür sözü olarak kabul etmek isterim burada. Amacım bağcıyı dövmek değil zaten, bir tespit sadece. “Onur Da Ağlar”da yaşadığım hayal kırıklığı, benim nezdimde Ahmed Arif’in edebi değeri yüksek öteki şiirlerinin insani değerine de gölge düşürmeyecektir elbette!</p>
</blockquote>
<p>Hata yoktu ne yazık ki! Bir söyleşisinde “Hepimiz insanız. İnsan olduğumuz için de onur ve haysiyetimize yaraşır bir şekilde yaşamalıyız. Edirne'den Hakkâri'ye dek tüm ülkemin insanları mutlu olsalar bile, ben kendimi yine mutlu biri olarak göremem. Çünkü bu kez gönlüm insanca yaşamanın kavgasını veren Kızılderili ve zencilerin yanında olur. Kendimi bu kez onlardan biri olarak görürüm” diyen de Ahmed Arif değil miydi?  </p>
<p>Şiir serüveninde tekrarlanamaz, taklit edilemez bir özgünlüğe, göz kamaştırıcı bir lirizme ulaşmış; mahpusluk yaşamış, sürülmüş, son derece acımasız işkencelere maruz kalmış Ahmed Arif gibi mert, namuslu, gönlü yüce bildiğim devrimci bir şairden, en hafif tabirle böylesi “ayrımcı” bir tavır beklemezdim katiyen. Bu şiirin “onur”a, nihayetinde “insanlık onuru”na adanmış olması da ayrı bir talihsizlik ve ironi tabii ki!</p>
<h4>“Kaş yaparken göz çıkartmak” bile değildi</h4>
<p>Nihayetinde, Ahmed Arif gibi demokrat bir şair, nasıl oluyor da “koltuk altında saklı haç” taşıyanları bir düşman, bir günah keçisi sayan resmi söylemle ve onun uzantısındaki ırkçı, bağnaz zihniyetlerle aynı düzlemde buluşabiliyordu. Havsalam almıyordu, şair adına utanmıştım düpedüz. Doğrusu, böylesi haksız, üstelik kibirli bir yargıyı, olağanlaştırılmış bir cürmü mübah görmeyi, bir “gaf” ya da “zihin tutulması” olarak değerlendirmek mümkün olabilir miydi? “Kaş yapayım derken göz çıkartmak” bile değildi bu! “İşte bağışlanmaz / Korkunç suçumuz…” dediği son dizelerde, acaba, bilerek ya da bilmeyerek ne kadar “bağışlanmaz / korkunç” bir suçun savunuculuğuna soyunduğunun ayırtında mıydı kendisi? Şairin beyan ya da söyleşilerinde bu şiirle ilintili bir özür sözüne rastlamadığımı da ayrıca belirtmeliyim. Okuyuculardan da bir itiraza rastlamadım, onların da dikkatini çekmemiş olmalıydı, çekmişse de suskun kalmışlardı besbelli!</p>
<p>En iyi tahminle bu tezahürün, Ahmed Arif’in bilinçaltına kazınmış ve eleştirel bir tavır almadığı ya da yüzleşmediği için de sorgusuz sualsiz özümsediği bir klişe olduğuydu. Bir nevi yüz yıllar boyu egemenin güttüğü, rasyonaliteden sapmış olmakla birlikte kitlesel telkinlerle yürüyen, meşruiyet kazanarak yaygınlaşmış inanç temelli bir önyargı olduğunu arz etmekle yetinelim. Öte yandan aynı Ahmed Arif, şair Refik Durbaş’la yaptığı bir söyleşide “Oğlum, benim dedelerim hep paşa idi. Mahmut Remzi Paşa, Şatır Paşa, şu paşa, bu paşa... Ama bana sorarsan hiçbiri soylu değil oğlum. Soyluluk babadan oğula geçmez. Soyluluk insanın kendisinde, davranışındadır. Şimdi sen de biliyorsun, senin kirvelerin arasında soylu aileler vardır ama bütün kardeşler birbirine benzer mi? Orasını sana bırakıyorum.<br>Eğer soyluluk anadan doğma olsaydı ne İsa, ne Muhammed peygamber olamazdı. Dikkat edersen onlar yoksuldur, yetimdir, kimsesizdir, çobandır. Bu, tesadüfen oluşmuş bir gerçek değil. Her zaman için soylu olan varlık, halkın kendisidir evladım. Hangi milletten olursa olsun, hor görmeyeceksin. Halk daima saygı duymayı, sevgi duymayı hak eder” diyecekti.  </p>
<p>İşte, şairin “Hangi milletten olursa olsun, hor görmeyeceksin” demesini, samimi bir özür sözü olarak kabul etmek isterim burada. Amacım bağcıyı dövmek değil zaten, bir tespit sadece. “Onur Da Ağlar”da yaşadığım hayal kırıklığı, benim nezdimde Ahmed Arif’in edebi değeri yüksek öteki şiirlerinin insani değerine de gölge düşürmeyecektir elbette! Bunun da bilinmesini isterim. Başka ne diyebilirim? Budur ol hikâyet!    </p>
<p> ***       </p>
<figure class="image float-md-start"><img class="" src="https://static.agos.com.tr/2026/04/cizim-neslihan-koyuncu-bali-yapay-zeka-yardimiyla.jpg" alt="" width="639" height="426">
<figcaption>Neslihan Koyuncu Bali (Yapay zeka yardımıyla)</figcaption>
</figure>
<p>Bu kez daha bir geriye gidersek, 1825-1880 yılları arasında yaşamış devlet adamı, gazeteci ve şair Ziya Paşa’nın,1870’in ilk yıllarında Avrupa’da bulunduğu dönemde kaleme aldığı ve1872’de yayımlanan, onar beyitli, on iki bendden oluşan “Terkîb-i Bend”lerinin altıncısının vasıta bendinde de rastlıyoruz “koltuk altında haç” ibaresine. Bir eyalet valisinin halka haksızlık etmesini rezillik, alçaklık sayan, gerçeği çarpıtmanın insan olana yakışmayacağını dillendiren Tanzimat dönemi şairi Ziya Paşa, birçok manzumesinde olduğu gibi insanlığa, vicdana, adalete dair herkesin hem fikir olacağı özlü sözler sıraladıktan sonra, şöyle bitirir manzumesini:Ümmid-i vefa eyleme her şahs-ı dagalde / Çok hacıların çıktı haçı zir-i bagalde!...</p>
<p>Günümüz Türkçesiyle söyleyecek olursak, “Hiçbir hilekâr şahıstan vefa umma / Birçok hacının haç(ı) çıktı koltuğunun altında.” Ne diyeceğimi bilemiyorum, sadece teessüf ediyorum. Görev yaptığı Avrupa’yı, Avrupa’nın fikir dünyasını yakından tanımış, hukuku, adaleti bilen ileri görüşlü bir devlet ve fikir adamı Ziya Paşa, beyitte dini inancı dahi zikredilmeyen valinin yaptığı adaletsizlikleri, insani kriterlerin mihenk taşına vurduktan sonra meseleyi, öküz altında buzağı ararcasına birden bire mühtediliğe havale edebiliyor. İnsanın nutku tutuluyor; gerçekten vicdana sığmaz, akla ziyan bir bakış!</p>
<p>***</p>
<p>Anlaşılan, gayrımüslime olduğu kadar “mühtedi” olana da kem gözle bakmak ve nefret nesnesine dönüştürmek bir hayli yaygın bir tavır. İnsanlık tarihini ve insan kitlelerinin kitlesel, bireysel düzlemde kaderini derinden etkileyen “mühtedilik”, kökü tek tanrılı dinlerin çıkışlarına kadar geriye götürülebilecek türden, dini, ideolojik, iktisadi, toplumsal, psikolojik, siyasal yönleriyle de çok katmanlı, ciddi ve kapsamlı bir mesele! Sadece Anadolu’yla sınırlı olmayan, Osmanlı coğrafyasındaki geniş topraklarda, dahası dünyanın başka başka bucaklarında, nice istilalarla, fetihlerle, seferlerle; kıyımlarla, zulümlerle biçimlenerek, türlü çeşit görünümler altında zuhur etmiş ve kapsamlı bir akademik araştırmayı gerekli kılacak kadar ciddi bir insanlık suçu olarak çıkıyor karşımıza. </p>
<p>AHMED ARİF</p>
<p>ONUR DA AĞLAR</p>
<p>Gözlerinin pınarında<br>Bir bulut,<br>Boşandı boşanacak<br>Nerdeyse.<br>Aklımdan geçenleri<br>Okuyorsun su gibi.<br>Dünya gördü<br>Bizi boğazladılar...<br><br>Tutma gözyaşlarını<br>Onur da ağlar...<br>Bırak yıkansın gökyüzü,<br>Lacivert, yeşil, altın<br>Işıkları günbatının.<br>İşte şafaktayız gene<br>Çırılçıplak<br>Ve mavi.<br>İşte sanki dağ yeli<br>Ve işte sanki meltem...</p>
<p>Kimse toz konduramaz<br>Kesip attığımız tırnağa bile.        <br>Sen en güzel kızısın<br>Bütün galaksilerin<br>Bense tözüyüm artık<br>Akkor tözüyüm      <br>Prometheus'u yakan<br>Kara sevdanın...<br><br><strong>Ne alnımızda bir ayıp</strong><br><strong>Ne koltuk altında</strong><br><strong>Saklı haçımız</strong><br>Biz bu halkı sevdik<br>Ve bu ülkeyi.<br>İşte bağışlanmaz<br>Korkunç suçumuz...</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 10 Apr 2026 10:40:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[“Agos, geçmişle bugün arasında özel bir köprü”]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/agos-gecmisle-bugun-arasinda-ozel-bir-kopru-40091</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/04/09/agos-gecmisle-bugun-arasinda-ozel-bir-kopru.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/agos-gecmisle-bugun-arasinda-ozel-bir-kopru-40091</guid><description><![CDATA[Kimi için çocukluk anılarının bir parçası, kimi için anadile açılan bir pencere, kimi içinse bir yol gösterici… Agos’un 30 yıllık serüveni, onu büyüten okurların hafızasında farklı anlamlar, hatıralar ve izler taşıyor. Gazetemizin 30 yılını, “30 yıllık bir başarı hikâyesi. Agos çok güzel bir yolda ilerliyor” sözleriyle tanımlayan okurlarımızdan dinledik.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Gazetemiz Agos’un 30’uncu yılında, 4 Nisan Cumartesi günü Harbiye’deki Anarad Hığutyun binasında, okurlarımız ve dostlarımızla bir araya geldik. Bu uzun yolculuğu bazen duygusallaşarak, bazen dans ederek, gülümseyerek ve kenetlenerek kutladık. 30 yıllık serüvenimiz için bu kez söz okurlarımızda. </p>
<p>Üniversite öğrencisi ve Agos Genç İçerik Üreticileri Atölyesi katılımcısı Norin Şara Arslan, küçük yaşta dedesi sayesinde Agos ile tanışmış. Arslan, şöyle anlatıyor: “Agos, kendimi bildim bileli evimize gelirdi. Dedem, Agos okurdu. Ben de yeni yeni okumayı söküyordum. Dedemin elinden alıp Ermenice yazıları gördüğümde şaşırmıştım. O günden sonra ben de okumaya başladım. Yüksek sesle okuyordum, dedem de dinliyordu.”</p>
<figure class="image float-md-start"><img class="" src="https://static.agos.com.tr/2026/04/norin-sara-arslan-marta-somek.JPG" alt="" width="574" height="323">
<figcaption>Norin Şara Arslan - Fotoğraf: Marta Sömek</figcaption>
</figure>
<h4>“Anadilime açılan bir pencere oldu” </h4>
<p>“Benim için aileden biri gibi Agos. Aynı zamanda yardımcı bir araç da. Kendime ve anadilime de bir pencere oldu. Gazete kokusunu da çok severim. Kendimi Agos’a yakın hissediyorum. Bu 30 yıllık yolda, bizim evden de geçmesi gururlandırıcı bir şey benim için. Bu yolculukta Agos’un eşlikçisi olmaktan da mutluyum.” </p>
<p>30 yıllık okurumuz Dikran Özabacıyan da, Agos ile tanışma hikâyesini paylaşıyor: “30 yıl önce, Agos’un ilk sayısını almıştım. Bir arkadaşım, ‘cemaat gazetesi çıkacak’ demişti. Ben de, ‘Marmara ve Jamanak var, kim çıkaracak bu gazeteyi’ dedim. Arkadaşım, Diran ve Luiz Bakar'ı söyledi. Avukat Diran Bakar’a, ‘Nereden nereye. Böyle bir şeye teşebbüs ediyorsun ama zaten Jamanak ve Marmara varken kolay bir şey değil’ dedim. O da, ‘İşte öyle bir teşebbüs oldu’ dedi. Agos ondan sonra bayağı güzel yayınlar yaptı, hep takip ettim. </p>
<p>O zaman kargo ile gönderim yoktu. Feriköy'den bir gazeteciden alıyor ve okuyorduk. Sonra Agos gazetesi Osmanbey'deki yerine taşındı. Sebat Apartmanı’ndaki Agos ofisi,  arkadaşımın oturduğu daireydi. Arkadaşım çıktı, Agos taşındı. Artık Agos’u oradan temin ediyordum. İyi bir okuyucusuyum Agos'un, çok güzel bilgiler elde ediyorum. Politik tarafı biraz ağır ama bilgi açısından güncel konuları senelerdir Agos'tan takip ediyorum. Uzak yerlere bile gönderiyorlar gazeteyi.”</p>
<figure class="image float-md-end"><img class="" src="https://static.agos.com.tr/2026/04/berge-arabian-photo-dikran-ozabaciyan-2.jpg" alt="" width="560" height="372">
<figcaption>Dikran Özabacıyan - Fotoğaf: Berge Arabian</figcaption>
</figure>
<h4>“Agos yol gösterici” </h4>
<p>“Ermeni tarihini, diasporasını, aktüel konuları Agos'tan elde ediyorum. Bilmediğim pek çok şeyi okuyorum ve şaşırıyorum. Berge Arabian’ın, ‘lensler konuşabilseydi’ köşesi çok iyi mesela. Agos, bilgilendirme ve öğrenme açısından bana ciddi bir yol gösterici oluyor. Agos okuyanları da entelektüel olarak değerlendiriyorum. Hele hele bir genç Agos okuyorsa mutlaka arkadaşlık etmek isterim. Agos ekibini daha kalabalık zannederdim. Fakat öğrendim ki herkes her işi yapabilecek kapasitede ve yapıyor. Hepsi işinin erbabı, severek çalışıyorlar ve gazeteyi ayakta tutmayı becerebiliyorlar. Bu zamanda bir gazeteyi ayakta tutmak kolay bir şey değil. Nice yıllara.” </p>
<h4>“Hrant, Ermeni toplumunu Agos’ta görünür kıldı” </h4>
<p>Kimya mühendisi ve Sayat Nova Korosu üyesi Sarkis Erkol da, ilk okurlarımızdan. Gazetemizi ilk sayısından bu yana okuyan Erkol, “Hem Marmara hem de Jamanak alıyordum. İki gazete de toplum haberleri yapıyor. Fakat Agos gelince başka bir şey gördük. Agos toplum dışında, Türkiye'ye açılan penceremiz oldu. Ermeni olup Ermenice okuyamayanlar için de Agos çok iyi oldu. Bu insanların toplumu yakından takip edebilme olanakları oldu. Fakat şaşırdığım bir şey oldu ve Türkler de Agos okumaya başladı. Hrant, Ermeni toplumunu Türkiye toplumunda da görünür kıldı. Yurt dışında da görünür olduk, Agos bunu sağladı” diyor. </p>
<p>Erkol, şöyle devam ediyor: “Hrant bizim arkadaşımızdı, yan yanaydık. Hrant ile pek çok etkinliğe katıldık. Hrant bunu sağlayan bir insandı. Hrant, toplum için zor olan konuları kolaylaştırıyordu. Hrant'ın hedefinde böyle bir şey vardı. Ermenice bilmeyen Ermenilere hitap ederken baktık ki Türklere de hitap ediyoruz.”</p>
<figure class="image float-md-start"><img class="" src="https://static.agos.com.tr/2026/04/berge-arabian-photo-sarkis-erkol-boyacikoy-zadig-1.jpg" alt="" width="531" height="356">
<figcaption>Sarkis Erkol - Fotoğaf: Berge Arabian</figcaption>
</figure>
<h4>“Hiçbir yerde okuyamayacağımız tarih bilgilerini Agos'ta okuduk” </h4>
<p>“İkinci aşamada ise Agos bence çok entelektüel bir gazete oldu. Pek çok kişiyi takip edebildik. Benim için doyurucu yazılardı. Son zamanlar için de Ermeni edebiyatıyla ilgili Norayr Daduryan gibi yazarları okuyoruz, bu çok güzel. Hanriet Basoğlu’nun ‘Mekanlar ve Hikâyeler’ dizisi de çok entelektüel ve doyurucuydu. Mesela Mahir Özkan'ı takip ediyorduk bir ara. Çok güzel Hemşince yazıları vardı. Son zamanlarda bunun eksikliği varmış gibi geliyor bana. Sadece biraz toplum haberlerine mi geriledik acaba? Eskiden, hiçbir yerde okuyamayacağımız tarih bilgilerini Agos'ta okuduk. Son zamanlarda bunun eksikliğini hissediyoruz. Çünkü bize bu haberleri verecek başka bir gazete yok.</p>
<p>30 yıl dayanmak ne kolay ne de herkesin harcı. Agos bunu çok iyi başardı. Agos, 30’uncu yılda da zoru başarmak zorunda. Bizim hayatımız hep yokuş yukarı. Agos yine entelektüel ve birikimleriyle iyi bir gazete olma yolunda ilerlemek zorunda. Ben hiç umutsuz değilim. Daha genç bir gazete, devam etsin inşallah.” </p>
<p>Agos’un pek çok sayısının arşivini tutan 58 yaşındaki Silva Şimşek de, şu ifadeleri kullanıyor: “Agos’u ilk çıktığı sayısından itibaren okuyorum. Agos, geçmişle bugün arasında kurduğum özel bir köprüdür benim için. Bana çoğu zaman duymadığım, bilmediğim geçmişimi anlatıyor, yaşananların ve insanların ruh hâlini yansıtıyor.”</p>
<h4>“30 yıllık bir başarı hikâyesi” </h4>
<p>“Agos’ta Ermeni kültürü, tarihimiz, sanatla ilgili yazıları ve makaleleri okuyorum. Bu bilgiler benim için bir arşiv değerinde. Kültürümüzün ve sanatımızın ne kadar zengin ve yaratıcı olduğunu görüp, bu değerlerimizi yaşatmaya çalışan yöneticilerimiz, insanlarımızın çabaları hakkındaki yazılar beni hem duygulandırıyor hem de gururlandırıyor. 30 yıllık bir başarı hikâyesi. Agos’a, kültürümüze, sanatımıza, eğitime verdiği önem için teşekkür ediyor ve bu haberlerin devamını diliyorum. Nice 30 yıllara.” </p>
<figure class="image float-md-end"><img class="" src="https://static.agos.com.tr/2026/04/arsaluys-nubar.jpeg" alt="" width="456" height="456">
<figcaption>Arşaluys Nubar</figcaption>
</figure>
<p>76 yaşındaki emekli öğretmen Arşaluys Nubar ise 25 yıldır Agos okuyor. “İlk çıktığında görmüştüm, okula da gelirdi, okurdum. 25 yıldır da Agos'u çok beğenerek okuyorum” diyen Nubar, şöyle anlatıyor: “Ermenice gazeteler satılsın diye okurdum. Ama Agos çok farklıydı. İki dilli oluşu çok önemli. Çünkü toplumumuzun neredeyse yüzde 80'i Ermenice konuşsa bile okuyamaz. Bu nedenle Agos’un Türkçe olması önemli. Değindiği konuları çok beğenerek okurdum, halâ da öyle. Tabii Hrant bey zamanında çok daha farklıydı. Şöyle bir fark vardı, Anadolu kökenli insanların pek çoğunun torunları, Hrant beyi bulup geçmişleriyle ilgili hikâyelerini anlatırdı. Hrant beyden sonra yok oldu.</p>
<p>Bunun dışında ise Türkiye'de yaşayan farklı topluluklardan Süryaniler, Rumlar hakkında güzel haberler oldu. En azından şu an gazetemiz, diğer azınlık gruplarını da herkes tarafından okunur hâle getiriyor.”</p>
<h4>“Agos çok güzel bir yolda ilerliyor” </h4>
<p>“Çok güzel bir çaba sarf ediyorsunuz. Türkiye'de bir gazetenin 30 yıl sürekli çıkabilmesi büyük bir başarı. Basına ilgi çok az ama internet sitenizde de yayın yapıyorsunuz. Agos, çok güzel bir yolda ilerliyor, çok büyük bir özveriyle çıkıyor. Ayrıca okurlar da çabalamalı, gazeteyi almalı. Toplumumuzdan bunu istiyorum. Bir de, bir zamanlar çocuklara yönelik bulmacalar vardı. Bir eğitimci olarak çocukların gazete okurken eğlenebilmesi ve faydalanabilmesi için bulmacalar yapılabilir.”</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 10 Apr 2026 09:35:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Patrik Maşalyan’dan Agos’a kutlama mesajı]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/patrik-masalyandan-agosa-kutlama-mesaji-40098</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/04/03/patrik-masalyandan-paskalya-mesaji.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/patrik-masalyandan-agosa-kutlama-mesaji-40098</guid><description><![CDATA[Türkiye Ermenileri Patriği Sahak Maşalyan 30. yaşını kutlayan gazetemizi özel bir mesaj ile tebrik etti. Patrik Maşalyan’ın mesajı şöyle:]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Mesih dirildi.</p>
<p>Rabbimizin Kutsal Dirilişi'nin müjdesinin ruhlarımızda yarattığı manevi neşeyle dolu bu günlerde, pederane sevgi, selam ve dualarla Agos haftalık gazetesinin kuruluşunun 30. yıl dönümünü kutlarız. Bu, basın hizmetine adanmışlar için şükranla anılacak bir durak olup özverili ve sorumlu hizmetin meyvesidir.</p>
<p>Agos, merhum Patrik II. Karekin döneminde ve o zamanlar piskopos olan merhum Patrik Mesrob Mutafyan’ın  teşvikiyle hayata geçmiştir. Bu teşvikin başlıca amacı, cemaatin Ermenice konuşmayan üyelerine ulaşabilme hedefiydi. Gerçekten de Agos haftalık gazetesi, otuz yıllık yayın hayatı boyunca bu amacı layıkıyla yerine getirmiş; cemaatin Ermenice konuşan üyelerini de göz ardı etmemiştir.</p>
<p>Agos, iki dilli yayınıyla gazetecilik ve toplumsal misyonu çerçevesinde adalete, düşünce özgürlüğüne ve onurlu yaşam koşullarına saygı duyan bir toplumun inşasına ışık tutmaya çalışmıştır. Cemaat yaşamıyla ilgili meselelerin yanı sıra dünyanın gündemini meşgul eden konular da sütunlarında yer bulmuştur. Farklı halklar ve kültürler arasında köprü kurmaya katkıda bulunmaya çalışmış; Rabbimizin bize emanet ettiği ve birbirimizi sevmeye davet eden yeni buyruğunu (Yuhanna 13:34) yansıtır biçimde, karşılıklı anlayışın, hoşgörünün ve barış içinde bir arada yaşamanın önemini daima övmüş ve ön plana çıkarmıştır.</p>
<p>Bu yıldönümü vesilesiyle, Agos'un kurucu ruhu olan rahmetli Hrant Dink'i özellikle anmak istiyoruz. O, son nefesine kadar Agos'un misyonuna sadık kaldı; adaleti, halkların kardeşliğini ve barış içinde bir arada yaşamı savunmanın bayraktarı oldu. Onu rahmet duasıyla anıyoruz. Allah ruhunu nurlandırsın ve onu solmayan cennet tacına layık kılsın.</p>
<p>Bu vesileyle, yıllar içinde Agos'un misyonunun hayata geçirilmesine katkıda bulunan herkesi de şükranla anıyoruz. Mevcut editör kadrosunu tebrik ediyoruz. Onların adanmış hizmetleri, kalıcı ahlaki değerlere bağlılığın ve onları yaşatmanın bir nişanesidir.</p>
<p>Rabbimizden niyaz ediyoruz ki Agos haftalık gazetesi, Allah'ın bereketleriyle, aynı adanmışlık ve hikmetle misyonunu sürdürsün; gelecek kuşaklar için de güvenilir ve ilham verici bir rehber olmaya devam etsin. Barışa ve sevginin pekişmesine hizmet etmeye çalışan tüm çabaların üzerine Yüce Allah'ın bol lütuflarını ve bereketini niyaz ederiz.</p>
<p>Pederane sevgi ve duayla</p>
<p>(Türkçeye Agos tarafından çevrilmiştir.)</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 09 Apr 2026 17:11:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Hedef gösterilen komedyen Tuba Ulu gözaltına alındı]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/hedef-gosterilen-komedyen-tuba-ulu-gozaltina-alindi-40097</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/04/09/hedef-gosterilen-komedyen-tuba-ulu-gozaltina-alindi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/hedef-gosterilen-komedyen-tuba-ulu-gozaltina-alindi-40097</guid><description><![CDATA[Komedyen Tuba Ulu, gösterisi sırasında söylediği “Kanuni Sultan Süleyman bile f.ck buddy’siyle evlendi” sözü  nedeniyle “tarihi milli manevi değerlere hakaret” suçlamasıyla gözaltına alındı. gözaltına alındı. Ulu, iktidara yakın sosyal medya hesapları tarafından hedef gösterilmişti. Komedyen Kadınlar İnisiyatifi “Mizah suç değildir” başlıklı bildiri yayımladı ve Ulu’nun serbest bırakılmasını istedi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Komedyen Tuba Ulu, gösterisi sırasında söylediği sözler nedeniyle “tarihi milli manevi değerlere hakaret” suçlamasıyla gözaltına alındı.</p>
<p>Ulu, gösterisinde “Tarih f.ck buddy’lerin zaferleriyle dolu arkadaşlar. Kanuni Sultan Süleyman bile f.ck buddy’siyle evlendi. Onlar da ilk başta Hürrem’le sadece sevişmek için bir araya geliyorlardı. Sonra kadın bastı nikahı, bütün dünyaya hükmetti. Geçmişini bilirsen geleceğini şekillendirirsin” ifadelerini kullanmıştı.</p>
<h4>İstanbul Başsavcılığı’ndan açıklama</h4>
<p>Ulu’nun iktidara yakın sosyal medya hesapları tarafından hedef gösterildikten sonra İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlattı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan yapılan açıklama şu şekilde:</p>
<p>“Sosyal medya platformlarında herkese açık şekilde dolaşımda bulunan bir videoda aleni olarak müstehcen sözleri yayınlayan ve bu sözler ile tarihi milli manevi değerlerimize hakaret ettiği tespit edilen T.U. İsimli kişi İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma neticesinde talimata istinaden İstanbul Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından gözaltına alınmıştır. Kamuoyuna saygı ile duyurulur.”</p>
<h4>Komedyen Kadınlar İnisiyatifi: Mizah suç değildir</h4>
<p>Komedyen Kadınlar İnisiyatifi, Ulu’nun gözaltına alınmasına tepki gösterdi. “Mizah Susturulamaz!” başlıklı şu açıklamayı yaptı:</p>
<p>“Komedyen Tuba Ulu’yu serbest bırakın! Komedyen Tuba Ulu’nun bir şakasıyla sosyal medyada belli hesapların hedef göstermesi üzerine ‘tarihi, milli ve manevi değerleri aşağılamak’ suçuyla gözaltına alındığını üzüntüyle öğrendik.</p>
<p>Son yıllarda komedyenlerin şakalarıyla hedef gösterilerek gözaltı ve tutuklamalarla karşı karşıya kaldığını görüyoruz. Mizah, doğası gereği eleştireldir, özgürdür ve toplumun aynasıdır. Bir komedyenin sahnedeki ifadeleri veya mizahi paylaşımları nedeniyle yargısal süreçlere konu edilmesi, sadece ifade özgürlüğüne değil, sanatın ve hayatın neşesine de vurulmuş bir darbedir.</p>
<p>Kadınların sesini her alanda yükseltmeye çalıştığı bu dönemde, sahnede var olma mücadelesi veren bir kadının mizahı yüzünden susturulmaya çalışılmasını kabul etmiyoruz. Tuba Ulu’nun yanındayız ve sürecin takipçisiyiz. Mizah suç değildir, Tuba Ulu yalnız değildir!”</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 09 Apr 2026 17:04:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA["Ermenistan-Rusya ilişkileri yapıcı bir dönüşüm yaşıyor"]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/ermenistan-rusya-iliskileri-yapici-bir-donusum-yasiyor-40096</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/04/09/ermenistan-rusya-iliskileri-yapici-bir-donusum-yasiyor.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/ermenistan-rusya-iliskileri-yapici-bir-donusum-yasiyor-40096</guid><description><![CDATA[Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in 1 Nisan'da yaptığı görüşmenin ardından Ermenistan-Rusya ilişkilerindeki gerginlik tartışması devam ederken, Paşinyan ikili ilişkilerin "yapıcı bir dönüşüm" geçirdiğini söyledi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Paşinyan bugün düzenlediği basın toplantısında, <a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/ermenistan-in-hem-ab-hem-de-aeb-uyeligi-birbiriyle-bagdasmaz-40003" target="_blank" rel="nofollow noopener">Rusya ile Ermenistan'ın gerginleşen ilişkilerine</a> dair konuştu ve "Bu süreci olumlu değerlendiriyorum" diye konuştu. Paşinyan, Ermenistan'ın "dostane diyalog mantığından sapmayacağını ve bu yolda devam edeceğini" de sözlerine ekledi. Ayrıca, varılan anlaşmalara dayanarak Putin ile "Haziran ayının ikinci yarısında" tekrar görüşeceğini açıkladı.</p>
<p><a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/ermenistan-in-hem-ab-hem-de-aeb-uyeligi-birbiriyle-bagdasmaz-40003" target="_blank" rel="nofollow noopener">1 Nisan'daki son görüşmelerinde Paşinyan ve Putin</a>, 2008'de imzalanan 30 yıllık imtiyaz anlaşmasının bir parçası olarak şu anda Rus yönetiminde olan Ermenistan demiryollarının geleceği konusunda bir anlaşmaya varamamışlardı.</p>
<p>Görüşmelerin ardından Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksei Overchuk, imtiyazı üçüncü bir tarafa vermek için 'nesnel bir neden olmadığını' belirtmişti.</p>
<p>Şubat ayında Paşinyan, hem Rusya hem de Ermenistan ile 'dostane ilişkileri' olan bir ülkenin Ermenistan demiryollarının 'imtiyazlı yönetim haklarını satın alabileceğini' söylemiş ve Kazakistan'ı bu rol için olası adaylar arasında göstermişti.</p>
<p>Paşinyan, Kazakistan Dışişleri Bakanı Yermek Kosherbayev ve Ulaştırma Bakanı Nurlan Sauranbayev'in başkente varmasının ardından, Perşembe günü Yerevan'da yapılacak Kazakistan-Ermenistan görüşmeleri öncesinde demiryolu meselesinin 'değiştirilebileceğini' belirtti .</p>
<p>Ermenistan'ın 'Rusya'nın arkasından veya Rusya'ya karşı herhangi bir şey yapma' konusundaki istemedeğini dile getirdi.</p>
<p>Paşinyan, "En azından şu aşamada, diyalog olanakları açık olduğu sürece çalışmalarımıza devam edeceğiz" dedi.</p>
<h3>Tehditler korkutmaz</h3>
<p>Paşinyan Rusya'nın Ermenistan için doğalgaz fiyatındaki artışın 'hiçbir dayanağı' olmadığını belirterek, Ermenistan'ın Rusya ile 'uzun vadeli sözleşmeleri' olduğunu kaydetti.</p>
<p>1 Nisan'daki görüşmelerin ardından Putin'in doğalgaz fiyatlarına değinmesi ve Ermenistan'ın Rus enerjisini satın alırken önemli bir indirim aldığını vurgulaması üzerine spekülasyonlar ortaya çıkmıştı.</p>
<p>Putin, "Avrupa'da doğalgazın fiyatı 1000 metreküp başına 600 doları aşıyor, Rusya ise Ermenistan'a 1000 metreküp başına 177,5 dolardan doğalgaz satıyor" dedi.</p>
<p>Buna karşılık Ermenistan, Rusya'nın doğalgaz fiyatlarında artış olması durumunda Rusya liderliğindeki Avrasya Ekonomik Birliği (EAEU) ve Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü'nden (CSTO) ayrılmakla gözdağı vermiş, ancak böyle bir artışın olası görünmediğini de eklemişti.</p>
<p>Yerevan, Moskova ile yaşanan son diplomatik gerilimde Rusya liderliğindeki birliklerden ayrılmakla tehdit etti.</p>
<p>Rusya Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Maria Zakharova, Çarşamba günü yaptığı bilgilendirme toplantısında, bu tehditler hakkında, 'duygusal politikacıların açıklamalarına ciddi bir şekilde yorum yapmakla' ilgilenmediğini belirtti. Bunun yerine, doğalgaz fiyatlarına odaklanarak, 'ülkenin enerji güvenliğini sağlamanın Ermenistan liderliğinin sorumluluğu' olduğunu kaydetti.</p>
<p>ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırısı nedeniyle doğalgaz piyasalarında yaşanan çalkantı göz önüne alındığında, bu konunun özellikle önem taşıdığını da sözlerine ekledi.</p>
<p>(Kaynak: OC Media)</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 09 Apr 2026 15:56:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili AKP'li Şahin Biba oldu]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/bursa-buyuksehir-belediyesi-baskanvekili-akp-li-sahin-biba-oldu-40095</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/04/09/bursa-buyuksehir-belediyesi-baskanvekili-akp-li-sahin-biba-oldu.webp'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/bursa-buyuksehir-belediyesi-baskanvekili-akp-li-sahin-biba-oldu-40095</guid><description><![CDATA[Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey'in tutuklanıp görevden uzaklaştırılmasının ardından CHP'nin aday göstermediği başkanvekilliği seçimini AKP'nin adayı kazandı. Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili, Şahin Biba oldu.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>CHP'li Meclis üyeleri ve milletvekillerinin seçimden önce belediye binasına alınmamasıyla çıkan krizin ardından CHP'nin aday çıkarmadığı seçimde sonuç belli oldu.</p>
<p>Seçimi, AKP'nin adayı Şahin Biba kazandı. Biba, üçüncü turda 61 oy alarak seçildi.</p>
<h4>Şahin Biba kimdir?</h4>
<p>Şahin Biba, 1982 yılında Kosova’nın Prizren şehrinde doğdu. Çocukluk ve gençlik yıllarını burada geçiren Biba, ilk ve ortaöğretimini de Prizren’de tamamladı. Şahin Biba, eğitim için geldiği Bursa’da hem mesleki hem de siyasi kariyerini inşa etti.</p>
<p>Mimarlık eğitimi alan Biba, şehircilik ve imar konularındaki uzmanlığıyla yerel yönetimlerde etkin rol oynadı.</p>
<p>AKP çatısı altında uzun süredir aktif olan Biba, Nilüfer Belediyesi Meclis üyeliğinin yanında Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi AKP Grup Sözcülüğü gibi görevlerde bulunmuştu.</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 09 Apr 2026 14:12:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Şirinoğlu vakıfları şeffaf olmamakla eleştirdi, tansiyon yükseldi]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/sirinoglu-vakiflari-seffaf-olmamakla-elestirdi-tansiyon-yukseldi-40093</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/04/09/sirinoglu-vakiflari-seffaf-olmamakla-elestirdi-tansiyon-yukseldi.webp'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/sirinoglu-vakiflari-seffaf-olmamakla-elestirdi-tansiyon-yukseldi-40093</guid><description><![CDATA[Surp Zadig/Paskalya  Yortusu, 5 Nisan Pazar günü kiliselerde düzenlenen ayinlerle kutlandı. Patrik Maşalyan, Kumkapı Meryem Ana Patriklik Kilisesi’ndeki ayini yönetti, Zadig mesajını okudu. Aynı gün Kumkapı’da Kazaz Amira Bezciyan Salonu’nda yapılan geleneksel kabul törenine Yedikule Surp Pırgiç Hastanesi Vakfı ve ERVAB Başkanı Bedros Şirinoğlu’nun sözleri damga vurdu. Şirinoğlu, isim vermeden bazı vakıfların bilanço açısından, şeffaflıktan uzak hareket ettiklerini iddia etti. Törende, zaman zaman tansiyon yükseldi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Saat 15.30’da Kazaz Artin Amira Bezciyan Salonu’nda Türkiye Ermenileri Patriği Sahak Maşalyan başkanlığında yapılan geleneksel kabul töreninde din adamları hazır bulundu. Törene, Yedikule Surp Pırgiç Hastanesi Vakfı ve ERVAB Başkanı Bedros Şirinoğlu, AKP İstanbul Milletvekili Doç. Dr. Sevan Sıvacıoğlu, Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Politikaları Kurul Üyesi Aram Kuran, hayırseverler Hayk Arslanyan, Aret-Monik Ergan, vakıf başkan ve yöneticileri ile basın mensupları katıldı. </p>
<p>Patrik Maşalyan, törende katılımcıların Zadig Yortusu’nu kutladı. Ermenistan’da hükümet ve kilise arasındaki gerilimin devam ettiğini, İran’a saldırıların sürdüğünü ifade ederek dünyada barış olması için dua ettiklerini söyleyen Patrik Maşalyan, Agos gazetesinin 30. yaşını kutladı. Agos’un aynı zamanda bir atölye görevini gördüğünün altını çizen Patrik Maşalyan, gazetenin kurucusu Hrant Dink’in yanısıra ebediyete göçen yazarlardan Yervant Gobelyan, Sarkis Seropyan, Mıgırdiç Margosyan’ı da andı.</p>
<p>Patrik Maşalyan, Agos’un Ermeni tarihinin anlatılması bakımından zengin bir kaynak olduğunu ifade ederken Ermeni basınının vakıflardan yeterince ilan desteği alamadığını da vurguladı. Patrik Maşalyan, 29 Mart’ta Taksim Spor Kulübü başkanlığına seçilen Alen Bağ’ı da kutladı ve görevinde başarılar diledi. </p>
<p>Törende söz alan Hastane Vakfı ve ERVAB Başkanı Bedros Şirinoğlu, hastanede yaptıkları yenilikler özellikle de Onkoloji Servisi hakkında bilgi verdi. AKP İstanbul Milletvekili Doç. Dr. Sıvacıoğlu, Şirinoğlu’na gösterdiği özverili çalışmalarından ötürü teşekkür etti. </p>
<h4>Vakıfların gelir gider dengesi</h4>
<p>Buluşmada söz alan Agos gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Yetvart Danzikyan, Patrik Maşalyan’a Agos’un 30. yılını kutlarken dile getirdiği güzel sözler  için teşekkür etti. Danzikyan ayrıca Patrik Maşalyan’a “Üç Horan Vakfı’nın Azınlık Vakıfları Konferansı’nda ‘Yaşar ne yaşar ne yaşamaz durumundayız’ ifadesini kullanmıştınız. ‘Vakıflarımızın kurumsal kimliği var ama Patrikhane ve ERVAB’ın bir tüzel yapısı yok’ demiştiniz.  Bu konuda bir gelişme oldu mu? Ayrıca her vaazınızda ve  sevgi sofalarında ‘Vakıflarımızın gelirleri, giderleri, mülkleri nedir tam olarak bilmiyoruz, bu konuda bilgi eksiğimiz var’ demiştiniz. Bu konularda bir gelişme yaşandı mı?” sorusunu yöneltti. Patrik Maşalyan, herkesin topu başkasına atması nedeniyle cemaatin birbirini suçlayan bir pozisyona büründüğünü ancak bunun doğru olmadığını ifade etti. Bu sorunun her zaman masaya yatırıldığını belirten Patrik Maşalyan, kurum ve kişilerin iyi niyetle çalıştığını söyledi. Patrik Maşalyan, Türkiye’de yaşayan azınlık toplumları içerisinde Ermenilerin her konuda ön sırada yer aldığını da vurguladı.</p>
<h4>Şirinoğlu’nun konuşması</h4>
<p>Patrik Maşalyan’dan sonra söz alan ERVAB Başkanı Bedros Şirinoğlu, ERVAB bünyesinde oluşturulan Mali ve Emlak Komisyonları’nın işbirliği içerisinde olacağını belirtti. </p>
<p>Patrik Maşalyan ise, mali bilançoları komisyona vermeyen vakıfların ifşa edilebilmesi önerisini sundu. Tekrar söz alan Şirinoğlu, “Herkes şeffaf olmalı. Bu mallar cemaatimizin mallarıdır” ifadelerini kullanarak mali komisyonun etkili çalışacağını belirtti. Şirinoğlu, zor durumdaki bireylerin hastaneden ücretsiz bakım hizmeti alabilmesi için vakıflardan ihtiyaç sahiplerine dair bilgiler istediklerini ancak doyurucu yanıt alamadıklarını açıkladı. Şirinoğlu Yedikule Surp Pırgiç Hastanesi’nin her zaman bilançosunu şeffaf biçimde açıkladığını ve kamuoyu ile paylaştığını ancak bazı vakıfların bu şeffaflıkta olmadığını öne sürdü. Şirinoğlu basının bu konunun üzerine gitmesi gerektiğini söyledi. </p>
<p>Patrik Maşalyan ise, ‘Burada herhangi bir vakıf var mı ERVAB’a yarım yamalak rapor veriyorum diyen. Zannetmiyorum. Hepsi de verebileceklerinin en iyisini veriyorlar. Eğer komisyon burada bir açık tespit ediyorsa, onu ister ve tamamlanır. Dolayısıyla komisyonlara büyük iş düşüyor. Cemaat olarak biz hesabımızı bilelim. Okulları açık tutmak ve birleştirmek gibi bir sorunumuz var. Bunun için cebimizdeki parayı bilmemiz lazım. Giderek azalıyoruz” dedi. </p>
<h4>Tansiyon yükseldi</h4>
<p>Toplantıda, Şirinoğlu’nun sözlerini sürdürerek her vakfın bilançolarını şeffaflıkla açıklamadığını öne sürmesiyle tansiyon arttı..Şirinoğlu, Kapalıçarşı’da, hastane emlaklarının 20 milyon lira civarında bedelle kiralandığını ancak başka vakıfların, aldıkları kira bedellerini 40-50 bin lira düzeyinde gösterdiğini, bazı vakıfların taşınmazlarını kiraya verirken, resmi kontratlarda aldıkları kira bedellerini eksik gösterdiklerini öne sürdü. Şirinoğlu ayrıca bazı vakıfların kıdem tazminatı olarak gösterdikleri rakamların gerçekçi görmediğini belirterek “Bizim hastanemizde kaç kişi çalışıyor neredeyse bizim tazminatlara yakın rakamlar gösteriliyor” dedi. </p>
<p>Toplum içerisinde suistimaller olduğunu söyleyen Şirinoğlu, ortaya attığı iddiaların ardından bazı vakıf yönetimlerinin ‘İsim verin’ sözleri üzerine ise “Ben isim vermem. Verirsem ortalık karışır’ ifadelerini kullandı. Şirinoğlu’nun sarf ettiği sözlerin ardından bazı vakıf yöneticilerinin toplantıyı terk etmek istediği görüldü. Yöneticiler ricalar üzerine geri döndü.  Karagözyan Yetimhanesi Vakfı Başkanı Artin Kileci, tüm vakıf yöneticilerinin egodan uzak durması gerektiğinin altını çizdi. Şirinoğlu’nun Surp Pırgiç Hastanesi’ne kattığı yenilikleri değerli bulduğunu söyleyen Kileci, “Ama halka göre hastane ne? Ermeni hastanesi nedir? Sokakta halkımız bunu sorguluyor. Kaliteli bir hastanemiz var ama halkımız yararlanamadığı sürece bu hastane ne ifade eder? Ben Bedros bey ile sürekli görüşüyorum ancak halka dokunma yok. Halka her konuda dokunmamız lazım.” dedi.  Kileci, vakıfların gelir ve mülklerine dair resmi kurumların bilgi sahibi olduğunu hatırlattı.</p>
<p>Buluşma Patrik Maşalyan’ın önerisi ile sona erdi. Maşalyan “Bence ERVAB daha sık toplanmalı ayrıca vakıflar zaman zaman halkla buluşma toplantıları düzenlemeli” dedi.</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 09 Apr 2026 12:23:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Karartılan deliller-Kör Noktalar-Kara delikler (II)]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/yazi/karartilan-deliller-kor-noktalar-kara-delikler-ii-40090</link><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/yazi/karartilan-deliller-kor-noktalar-kara-delikler-ii-40090</guid><description><![CDATA[Hrant Dink cinayeti sonrasında dikkatimi en fazla, özel olarak korunan şahıslar, üzerine gidilmeyen somut olgular, ısrarlı taleplere rağmen araştırılmayan, üstü örtülen bulgular ile önce sızdırılıp sonra hemen buharlaştırılan haberler çekti ve bunları zaman zaman yazmaya, anlatmaya çalıştım. Bildiklerimden hareketle sezgilerim beni, buzdağının görünmeyen, gösterilmeyen, gizlenen kısmına bakmaya yöneltti. Tam o kör noktaya gelindiğinde, kulaklar duymaz, gözler görmez, diller söylemez oluyordu sanki.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Hrant Dink cinayeti sonrasında dikkatimi en fazla, özel olarak korunan şahıslar, üzerine gidilmeyen somut olgular, ısrarlı taleplere rağmen araştırılmayan, üstü örtülen bulgular ile önce sızdırılıp sonra hemen buharlaştırılan haberler çekti ve bunları zaman zaman yazmaya, anlatmaya çalıştım.</p>
<p>Bildiklerim, yaşadıklarım, dava dosyalarında gördüklerim ve basında okuduklarım; hakikatin, dava ve soruşturma dosyalarında gösterilenlerde değil gösterilmeyip saklananlarda aranması gerektiğini düşünmeme yol açmıştı ve böyle düşünen ilk ben değildim kuşkusuz.</p>
<p>Bildiklerimden hareketle sezgilerim beni, buzdağının görünmeyen, gösterilmeyen, gizlenen kısmına bakmaya yöneltti. Tam o kör noktaya gelindiğinde, kulaklar duymaz, gözler görmez, diller söylemez oluyordu sanki.   </p>
<p>Kuvvetle muhtemeldir ki, üzerine gidilmeyen, saklanan, buharlaştırılan olgular, haberler, belgeler, cinayetin ardındaki, o dokunulamayan, dokunulmak da istenmeyen derin gücü işaret ediyordu.</p>
<p>Bu yazı dizisinde üzerine gidilmeyen, gidilmesi engellenen ve karartılan delillerden, olgulardan şimdilik sadece birine değineceğim.</p>
<p>Özel olarak korunan Dink cinayeti sanığı:</p>
<p>Dava açıldıktan sonra erişebildiğimiz ve inceleyebildiğimiz dosyada, telefon iletişim bilgilerini, HTS kayıtlarını incelerken çok önemli bir bilgiye ulaşmıştık. Bu kayıtlar, dava sanıklarından Yasin Hayal’in ağabeyi Osman Hayal’in cep telefonunun cinayet günü İstanbul’da olduğunu gösteriyordu. Trabzon’da tanık olarak alınan ifadesinde ise bunu gizlemiş, cinayet günü Trabzon’da olduğunu söylemişti.</p>
<p>Üstelik Osman Hayal, Eylül 2006 tarihinde de İstanbul’a gelmiş ve telefon sinyal bilgilerine göre Şişli civarlarında dolaşmıştı. 2006 yılının Aralık ayında İstanbul’a tekrar gelen Osman Hayal, üçüncü defa, 13 Ocak 2007 tarihinde İstanbul’a gelmiş ve bu son gelişinde 19 Ocak 2007 tarihi dahil bir hafta kadar İstanbul’da kalmıştı. 13 Ocak ile 18 Ocak tarihleri arasında çok sayıda telefon görüşmesi yapan Osman Hayal’in telefonu son olarak 19 Ocak tarihinde İstanbul Üsküdar Kısıklı’da saat 11.27’de sinyal vermişti.  Cinayetten bir hafta önce İstanbul’a gelmiş olmasına, cinayet günü de İstanbul’da bulunmasına rağmen Osman Hayal, soruşturmaya dahil edilmemişti. </p>
<p>Osman Hayal’e ait telefon sinyal bilgilerinin soruşturmayı yürüten emniyet görevlilerince tespit edilmemiş olması imkânsız. Ancak bu son derece önemli bilginin üzerine gidilmemiş, Osman Hayal soruşturma dışında tutulmuştu. Trabzon Terörle Mücadele Şubesinde alınan ifadesinde Osman Hayal, cinayet günü Trabzon’da bulunduğunu söylemesine, telefon sinyal bilgilerinin bu ifadeyi kesinlikle yalanlamasına rağmen bu çelişki üstüne gidilmemiş, kendisine konuyla ilgili tek bir soru dahi yöneltilmemişti.</p>
<p>Dikkat çekici bir diğer husus ise, 19 Ocak saat 11.27’ye kadar telefonunu çok yoğun olarak kullanan Osman Hayal’in, cinayet günü bu saatten sonra bir başka görüşme yapmamış olmasıydı.</p>
<p>Durumu derhal Savcılığa bildirdik. 26 Eylül 2007 tarihli dilekçede Osman Hayal’in telefon sinyal bilgileri ışığında konunun araştırılmasını, soruşturulmasını talep ettik. Soruşturma ‘özel yetkili’ savcılık tarafından yürütülüyordu, yasaya ve yargı pratiğine bakarak soruşturmanın kısa sürede sonuçlanacağını ve Osman Hayal’in yargı önüne çıkacağını umuyorduk ancak yanılmışız. Osman Hayal’in gözaltına alınıp sorgulanması tam on bir ay sonra mümkün olabildi. Özel Yetkili Savcılığın İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’ne Osman Hayal hakkında yakalanarak İstanbul’a getirilmesi talimatı vermiş olmasına rağmen bu talimat ancak 19 Ağustos 2008 tarihinde yerine getirildi. Bunun için savcının ikinci bir talimat yazısı daha yazması gerekmişti.</p>
<p>Gizli tanık tarafından teşhis edilmesine, telefon sinyal bilgilerine, kollukta ve savcılıkta verdiği ifadeler arasındaki bariz çelişkilere rağmen Osman Hayal, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Ek iddianamede ise Osman Hayal’in ifadelerindeki çelişki üzerinde değil gizli tanığın ifadelerindeki çelişki üzerinde duruluyordu. </p>
<p>Daha açık bir anlatımla, eldeki bulgular:</p>
<p>Bir; telefon sinyal bilgilerine göre, Osman Hayal, 2006 yılının Eylül ayında da İstanbul’a gelmiş ve Şişli civarlarında dolaşmıştı. Agos Gazetesi’nin Şişli’de olduğu biliniyor ve Osman Hayal’in telefonu bu semtin değişik yerlerinden sinyal vermişti, bunun makul bir açıklaması da yoktu.</p>
<p>İki; Osman Hayal, cinayet günü de İstanbul’daydı ve cinayetten altı gün önce geldiği bu İstanbul seyahati, kendi ifadesinde, Yasin Hayal’in ifadesinde ve akrabalarının ifadesinde gizlenmişti. Hal böyle iken soruşturmayı yürütenler bu önemli tespitler ortada dururken buna itibar etmemişlerdi.</p>
<p>Bunca bilgiye rağmen neden Osman Hayal’in üstüne gidilmiyor ve bu kişi neden korunuyordu?  </p>
<p>Oysa kimi taleplerimiz hemen yerine getirilmiş, bazı şahıslar hemen bulunmuştu.</p>
<p>Mesela Hrant’ın para çekmek için girdiği Akbank Pangaltı Şubesi iç kamerası ile kaydedilen görüntülere takılan şüpheli bazı hareketleri ile dikkati çeken bir şahıs ile ATM’den para çeken bir çiftin kimlikleri derhal tespit edilmiş, bu şahıslar kısa sürede bulunarak ifadeleri alınmıştı. Hatta ATM kamerası ile tespit edilen çiftin konuşmalarının tespiti amacıyla dudak okuması uzmanı bir bilirkişiye dahi başvurulmuştu.</p>
<p>Neden Osman Hayal üzerine gidilmiyordu?</p>
<p>Osman Hayal, önce tanık olarak hakkında dava açıldıktan sonra da sanık olarak duruşmalarda dinlendi. Sorulara hiç de inandırıcı olmayan cevaplar verdi.</p>
<p>Mesela “19 Ocak günü hangi araçla döndün Trabzon’a” sorusuna “otobüste olabilir, uçak da olabilir. Ben İstanbul’dan Trabzon’a neyle döndüğümü hatırlamıyorum” diye cevap verdi.</p>
<p>İfade verdiği duruşmada Yasin Hayal, Erhan Tuncel’e saldırdı ve birbirleriyle yumruklaştılar. Yasin Hayal, huzursuzdu, sinirliydi, dikkatleri ağabeyinin dışında bir yerlere çekmek istiyor gibiydi, istediği oldu, duruşmaya ara verildi. Sonrasında daha da ilginç şeyler yaşanacaktı.</p>
<p>Devam edeceğim.</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 09 Apr 2026 11:45:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Trump’tan kurtulmak]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/yazi/trumptan-kurtulmak-40089</link><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/yazi/trumptan-kurtulmak-40089</guid><description><![CDATA[ABD tarihte çok savaş suçu işledi ama bu, savaş suçunu sıradanlaştırmamızı, utanç olarak nitelemememizi ve buna karşı bir aksiyon alınmamasını gerektirmez. Kongre’nin eli kolu bu kadar bağlı değil aslında. Azil sürecini işletme iradesi gösterirlerse bunun için yeterli gerekçe var. Sadece üyelerin kendi şahsi siyasi bekalarına dair korkularını bir kenara bırakarak ilkeleri takip etmeleri gerekiyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>ABD-İsrail ikilisinin İran’a saldırılarıyla başlayan savaşta olaylar çok hızlı ve büyük açılarla yön değiştiriyor. Salı gecesine kadar her şey çok kötü gidiyor gibi görünür, Trump İran’da “medeniyeti sonlandırma” tehditleri savururken ve tarafların talepleri taban tabana zıt gibi dururken o gece, görünüşe göre Pakistan’ın arabuluculuğunda İran ve ABD iki haftalık bir ateşkeste anlaştı. Bu yazı yazılırken dolaşan haberlere göre bu iki hafta boyunca Hürmüz Boğazı’nın açılmasına karşılık Lübnan’ı kapsayacak şekilde bir ateşkes yürürlükte olacak (İsrail sabote etmezse). Bu süre boyunca da daha uzun süreli, hatta kalıcı bir anlaşmanın zemini aranacak. </p>
<p>Sonunda bir ateşkese varıldı ama bu ateşkes Trump’ın Beyaz Saray’da adeta ne zaman patlayacağı belli olmayan bir bomba gibi oturduğu gerçeğini değiştirmiyor. Trump, dengesiz, tam manasıyla zıvanadan çıkmış, şirazeyi tümüyle kaybetmiş gibi duruyor. Söylediklerinin doğruluğu-yanlışlığı bir yana üslubu, bırakın bir devlet başkanına asgari adabımuaşeret kurallarına riayet eden herhangi birine yakışmayacak bir üslup. Son iki haftadır bu konuda sayısız örnek verdi. En önemlisi değil ama bence herkesin içinde yüzyüzeyken söylemesi açısından Suudi Prensi’ni kastederek benim burada tekrar edemeyeceğim sözler söylemesi dengesini kaybettiğine dair iyi bir gösterge. İran’ı tehdit ederken, üstelik de Trump’ın inançlı bir Hristiyan olduğuna dair kendi hakkındaki iddiasıyla çelişir biçimde Paskalya gününde kullandığı dil, ancak yüzü yırtılmış bitirimlerin kullanacağı bir dildi. O kadar ki, kimileri bunun bir “taktik”, “deli numarası” olduğunu söylese de Amerika’da 25. anayasa değişikliğinin (amendment) işletilmesi yönünde sesler duyulmaya başlandı.</p>
<p>Tarihte daha evvel hiç işletilmemiş olan bu madde, başkanın görev başında ölümü, istifası veya akli melekelerinin başkanlık görevini yerine getirecek yeterlilikte olmaması durumunda neler yapılacağını düzenliyor. Böyle bir duruma gelmiş bir başkan görevi kendi bırakmazsa başkan yardımcısı ve kabinenin çoğunluk üyesi Kongre’ye başkanın akli melekelerinin görevlerini yerine getiremeyecek durumda olduğunu yazılı olarak bildirmesiyle süreç başlatılabiliyor. Bu durumda başkan yardımcısı fiilen başkan oluyor ama hakkında iddiada bulunulan başkan, aynı şekilde iddiaların doğru olmadığına dair karşı beyanda bulunursa makama tekrar geçiyor. Başkan yardımcısı ve kabine çoğunluğu iddialarında ısrar ederse karar Kongre’ye (Temsilciler Meclisi+Senato) kalıyor. Eğer üyelerin üçte ikisi, başkanın görevini ifa edecek akıl ve ruh durumunda olmadığı yönünde oy kullanırsa başkan yardımcısı başkan oluyor ve devam ediliyor. Bu süreci ayrıntılı anlatmamın sebebi, bunun mevcut şartlar altında gerçekçi bir beklenti olmadığını göstermek. Başkan Yardımcısı J.D. Vance ve kabinenin çoğunluğunun böyle bir niyeti olsa bile -ki bu onlar için siyaseten çok riskli olduğu için muhtemelen böyle bir niyetleri olmaz- bu süreci Trump’tan habersiz yürütmek neredeyse imkânsız olduğundan o onlardan evvel davranıp böyle bir şeye yeltenen kabine üyelerini görevden alacaktır. Dolayısıyla, böyle bir girişimin ilk aşamayı dahi geçmesi zor.</p>
<p>Geriye başkanın azledilme (impeachment) ihtimali kalıyor. ABD anayasasına göre başkan, ihanet, rüşvet ve sair “yüksek” suçlardan dolayı görevinden azledilebiliyor. İhanet ve rüşvet kategorilerinin tanımı ve teşhisi görece kolay ama “sair yüksek suçlar” biraz daha muğlak ve geniş bir kategori. Örneğin, görevin kötüye kullanımı da bu kategoriye sokulabilir. Zaten, bu azil süreci yargısal olmaktan ziyade siyasi bir süreç. Siyaseten uygun koşullar oluşursa bir başkan azledilebilir. Sürece daha yakından bakarsak bu dediğimiz daha iyi anlaşılacaktır.</p>
<p>Burada süreci başlatan Kongre’nin Temsilciler Meclisi (TM) kanadı. Bir araştırma komisyonu kurup azil için yeterli sebep ve kanıt olup olmadığına bakıyorlar. Bu komisyon yeterli kanıt olduğuna kanaat getirirse bunu detaylı ve madde madde biçimde bir nevi iddianame haline getiriyor. Bu belge TM’de tartışılıp üyelerin en az yüzde 51’i tarafından onaylanırsa konu Senato’ya gidiyor ve burada senatörlerin jüri işlevi gördüğü bir nevi mahkeme kuruluyor. Sonunda 100 senatörden en az 67’si onaylarsa başkan azlediliyor. Kongre’nin mevcut yapısı içinde ilk aşamanın TM’de geçilebilmesi için Cumhuriyetçi temsilcilerden en az beşinin desteği gerekiyor. Senato’da ise iş daha zor. Gerekli 67 “evet” oyunun yakalanabilmesi için Demokratların fire vermediğini ve 2 bağımsız senatörün de “evet” oyu verdiğini kabul etsek bile hala en az 20 Cumhuriyetçi senatörün Trump’ın azli yönünde oy kullanması gerekiyor. Pratik olarak zor ama teorik olarak mümkün.  </p>
<p>Bütün bunlar bir yana, başta Kongre olmak üzere Amerikan devlet mekanizmasının Trump’ın bütün ölçüleri kaçırmasını, bunu en bayağı biçimde yapmasını öylece izlemesi onlar adına büyük utanç. Trump savaş suçu işleyeceğini dünya aleme açıkça duyuruyor ve konumu itibariyle bunu Amerikan devleti adına yapmış oluyor. ABD tarihte çok savaş suçu işledi ama bu, savaş suçunu sıradanlaştırmamızı, utanç olarak nitelemememizi ve buna karşı bir aksiyon alınmamasını gerektirmez. Kongre’nin eli kolu bu kadar bağlı değil aslında. Azil sürecini işletme iradesi gösterirlerse bunun için yeterli gerekçe var. Sadece üyelerin kendi şahsi siyasi bekalarına dair korkularını bir kenara bırakarak ilkeleri takip etmeleri gerekiyor.</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 09 Apr 2026 11:43:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Avrupa’nın siyonizmi]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/yazi/avrupanin-siyonizmi-40088</link><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/yazi/avrupanin-siyonizmi-40088</guid><description><![CDATA[Siyonizm Avrupa’nın antisemit milliyetçiliğine tepki olarak ortaya çıkan, antiarap ve antihıristiyan milliyetçi bir iddiaydı. Pappe “siyonizm 19.yüzyıl Avrupa milliyetçilikleri arasında özellikle pangermanizm ile panislavizmin karbon kopyasıdır” derken temeldeki türdeş, tekçi ve ırkçı ideolojiyi işaret eder. Ne hazindir ki Herzl’in Avrupa’da asimilasyonun reddiyesi İsrail’de asimilasyona ve soykırıma dönüştü.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Hamas’ın 7 Ekim 2023 katliamının tetiklediği Yahudi Devletinin soykırım maksatlı toplu cezalandırma harekâtı, küresel kamuoyunda siyonizmin, hatta Yahudiliğin, Yahudi Soykırımı sonrası elde ettiği dokunulmazlığının geri dönüşsüz şekilde sorgulanmasına yol açtı. Mahalledeki askerî yangın ne yöne giderse gitsin bu sorgulama kamuoyunda tıpkı “antisemitizmle mücadele” habitusu gibi bir ahlâk ölçütü konumuna geldi.</p>
<p>Siyonizmi yeren herkesi “antisemit” olarak yaftalayarak her insanlık suçunu örtbas etme yordamı artık işlemiyor. Musevî ve İsevî Batılı siyonist cephenin bu gidişattan gayet rahatsız olması, sorgulamanın derinliğini gösteriyor. O denli farkındalar ki siyonizmi ve İsrail’i eleştirmeyi kanunen yasaklamak için uğraşıyorlar.  </p>
<p>Sorgulamanın kaynağında Gazze Soykırımının küresel kamuoyunda yarattığı derin utanç ve tepki kadar siyonizmin ideolojik, tarihî ve coğrafî temellerini didik didik eden, çoğu da Yahudi olan tarihçi ve siyaset bilimcinin payı var.</p>
<p>Baskın siyonist anlatıya muhalif bu bilim insanları 1980’lerde İsrail’in kuruluş dönemi arşivlerinin açılmasıyla duyulmaya başlandılar. Resmî kayıtlara dayanan çalışmaları, 1948’den beri, “hasbara” denen İsrail’in tartışmasız haklılığı üzerine bina edilmiş, kâinata propaganda yapan devasa beyin yıkama sisteminin dayattığı “gerçeklerin” tam aksi yönde sonuçlara vardı. Onlar için Filistinlilerin yaşadığı topraklar tıpkı kuzey Amerika’da olduğu gibi yerleşimci kolonyalizme tabi tutuldu, etnik temizlik programlıydı.</p>
<p>                                                                             ***</p>
<p>Siyonizm Avrupalı icadı. Yahudilerin kıtadaki konumlarıyla birebir alâkalı. Asırlarca dinlerinden ötürü dışlandılar, kötü muamele gördüler, Hristiyanlığa geçmeye zorlandılar, ölüm korkusuyla yaşadılar. Bizim mahallenin Osmanlı tebaası Musevîleri ise Mağripten Maşrıka inanç ve farklılıklarını umumiyetle sorunsuz yaşadılar. Avrupa 20. yüzyıl başında Filistin’de İsrail Devleti kurmaya karar verene kadar…</p>
<p>Siyonizmin mucidi Macaristanlı Yahudi gazeteci Theodor Herzl’in “Yahudi Yurdu, Yahudi sorununa modern bir çözüm arayışı” kitabının 1896’da Viyana’da çıkması tesadüf değildi. Bir yıl önce Paris’te Fransalı Yahudi subay Dreyfus’ün casusluk suçlamasıyla ve dini nedeniyle rütbelerinin sökülmesi kıta çapında infiale yol açmıştı. Gazeteci de bu antisemitizm dalgasına büyük öfke duymuş ve Yahudilerin, kurtuluşu asimilasyonda aramalarının hata olduğu sonucuna varmıştı. Yurt Filistin’de kurulacak, zulüm gören tüm Yahudilere sığınak sağlayacak ve Osmanlı’nın koruması altında olacaktı. Hazretin hatıra defterinde Filistinliler hakkında<a href="https://hrnews1.substack.com/p/how-the-founder-of-zionism-theodor?utm_source=substack&amp;utm_campaign=post_embed&amp;utm_medium=web" target="_blank" rel="noopener"> yazdıkları</a> bugünkü faşist İsrail hükümetini aratır.  </p>
<p>Filistin’in Osmanlıdan sonra Yahudileştirilmesi özellikle Britanya kolonyal idaresi ile Fransa tarafından teşvik edildi. Avrupa müzmin antisemit olduğu kadar Filistin’de bir Yahudi Devletinin yoktan var edilmesi için ısrarcıydı. Belki bu bir çelişki de değildi.  </p>
<p>Tarihçi İlan Pappe, Batı Avrupalılar 1945’ten sonra, soykırımdan kurtulan Yahudi vatandaşlarını kalmaya ikna etmek ve böylece ırkçılıktan arınmış bir yeni Avrupa inşa etmek yerine onları Filistin’de tamamen yapay bir Yahudi Devleti kurmaya teşvik ederek, âlemin gözü önünde icra ettikleri soykırımdan akılları sıra aklanma yolunu benimsediler, der.</p>
<p>Yetmedi, bu inşaatın amelesi oldular. Batı Şeria ve Kudüs’te Avrupa ve Amerikalı azgın Yahudi kolonların ölümcül şiddeti ile Avrupa’nın kalıtsal antisemit aşırı sağının dahî artık siyonizm ve icraatını savunmasını izlemek kâfi.</p>
<p>İcat edilen İsrail ulusu siyonizm temelinde Avrupalı Yahudi elitler tarafından biçimlendi. (Başbakanların hepsinin Avrupa kökenli olması tesadüf değil) Bunlar acılı tarihlerini merkeze alan çileci ve güvenlikçi anlatıyı yarattılar. Arap Yahudileri ise tarihleriyle birlikte Avrupa merkezli anlatıya uyacak şekilde asimile edildiler. İsrail’e göç eden ve ettirilen farklı geleneklerden Yahudiler topyekûn “<a href="https://www.agos.com.tr/tr/yazi/siyonizmin-ruhu-uzerine-39171" target="_blank" rel="noopener">Yeni Yahudi</a>” inşaatı içinde karıldılar. Kozmopolitliklerinden eser kalmaması için büyük çaba sarfedildi. </p>
<p>Siyonizm Avrupa’nın antisemit milliyetçiliğine tepki olarak ortaya çıkan, antiarap ve antihıristiyan milliyetçi bir iddiaydı. Pappe “siyonizm 19.yüzyıl Avrupa milliyetçilikleri arasında özellikle pangermanizm ile panislavizmin karbon kopyasıdır” derken temeldeki türdeş, tekçi ve ırkçı ideolojiyi işaret eder.  </p>
<p>Ne hazindir ki Herzl’in Avrupa’da asimilasyonun reddiyesi İsrail’de asimilasyona ve soykırıma dönüştü.</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 09 Apr 2026 11:40:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Gazze ve Lübnan’da üç gazeteci öldürüldü]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/gazze-ve-lubnanda-uc-gazeteci-olduruldu-40086</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/04/09/gazze-ve-lubnanda-uc-gazeteci-olduruldu.jpeg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/gazze-ve-lubnanda-uc-gazeteci-olduruldu-40086</guid><description><![CDATA[Gazze’de Al Jazeera muhabiri Muhammed Vişah, Lübnan’da da iki yerel gazeteci İsrail saldırılarında öldürüldü.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Associated Press'in Al Jazeera'ye dayandırdığı habere göre, muhabir Muhammed Vişah, 8 Nisan’da Gazze şehrinin batısında düzenlenen bir insansız hava aracı saldırısında hayatını kaybetti.</p>
<p>Öte yandan Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ) de, İsrail'in Lübnan'a yönelik bombardımanlarında iki Lübnanlı gazetecinin daha hayatını kaybettiğini duyurdu.</p>
<p>İsrail, Lübnan’ın başkenti Beyrut ve ülkenin doğuyla güney kesimlerini ön uyarı yapmadan vurmuştu.</p>
<p>ABD-İran arasında yapılan ateşkes sonrası İsrail, Lübnan’a saldırılarını sürdürdü.</p>
<p>28 Şubat’ta başlayan ABD-İsrail-İran savaşı sürerken, İsrail Lübnan’a da 2 Mart’tan beridir saldırılar düzenliyor.</p>
<p>Gazetecilerin de öldürüldüğü 8 Nisan’daki İsrail saldırısı, savaşın başlamasından bu yana İsrail’in plânladığı en şiddetli saldırılar olarak kayda geçti.</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 09 Apr 2026 11:29:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Lübnan'ı bombaladı, çok sayıda insan hayatını kaybetti]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/lubnan-i-bombaladi-cok-sayida-insan-hayatini-kaybetti-40085</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/04/09/lubnan-i-bombaladi-cok-sayida-insan-hayatini-kaybetti.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/lubnan-i-bombaladi-cok-sayida-insan-hayatini-kaybetti-40085</guid><description><![CDATA[ABD ve İran arasında 2 haftalık ateşkes ilan edilmesinin üzerinden saatler geçmişken, İsrail çarşamba günü Lübnan'ın başkenti Beyrut'u vurmaya başladı. İsrail ve Trump, İran ateşkesinin Lübnan'daki Hizbullah ile olan savaşı kapsamadığını savunsa da arabulucu Pakistan kapsadığını belirtti.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>ABD ile İran arasında ilan edilen ve “Lübnan ile diğer bölgeleri” de kapsadığı belirtilen iki haftalık ateşkese rağmen, İsrail ordusu, Lübnan’a saldırıyor.</p>
<p>Anadolu Ajansı'nın aktardığına göre Lübnan resmi ajansı NNA, İsrail uçaklarının gece saatlerinden bu yana güneydeki Zerariye, Abbasiye, Habbuş, Cebşit, Deyr Zehrani, Düveyr, Kefra, Cumeycime, Safad Battih, Mecdel Silm ve Deyr Antar beldelerini hedef aldığını duyurdu.</p>
<p>Abbasiye'deki saldırıda ilk belirlemelere göre 7 kişinin hayatını kaybettiği, çok sayıda kişinin yaralandığı kaydedildi. Zerariye'de bir binanın hava saldırısıyla hedef alınması sonucu aralarında kadın ve çocukların da olduğu 10 kişinin yaşamanı yitirdiği belirtildi.​​​​​​​</p>
<figure class="image float-md-start"><img class="" src="https://static.agos.com.tr/2026/04/lubnan.jpg" alt="" width="469" height="264">
<figcaption>Fotoğraf: Anadolu Ajansı</figcaption>
</figure>

<h4>İsrail ordusu eş zamanlı yaklaşık 100 hava saldırısı düzenledi</h4>
<p>Bölgedeki AA muhabirinin aktardığına göre, İran ile yapılan ateşkese rağmen İsrail uçakları Beyrut'un güneyindeki Dahiye bölgesine hava saldırısı düzenledi.</p>
<p>Saldırı sonrası şiddetli patlama sesi duyulurken, hedef alınan bölgeden dumanlar yükseldi.</p>
<p>İsrail ordusu, dün öğle saatlerinde Beyrut ile Lübnan'ın doğu ve güney kesimlerine ön uyarı yapmadan eş zamanlı yaklaşık 100 hava saldırısı düzenlemişti. Akşam saatlerinde ise İsrail uçakları Beyrut'un "Tel Hayyat" bölgesini hava saldırılarıyla hedef almıştı.</p>
<p>Dünkü saldırılar, İsrail'in 2 Mart'tan bu yana Lübnan'a düzenlediği en şiddetli saldırılar olarak kayda geçti. İsrail'in dün Lübnan'a düzenlediği eş zamanlı saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısının 92'si başkent Beyrut'tan olmak üzere 254'e yükseldiği bildirilmişti.</p>
<h4>Hizbullah: İsrail'in ateşkes ihlallerine karşı Manara yerleşimine roket saldırısı düzenlendi</h4>
<p>Hizbullah'tan yapılan yazılı açıklamada, İsrail'in ateşkes ihlallerini sürdürdüğüne dikkat çekilerek, Hizbullah'ın Lübnan'ı ve halkını savunmak amacıyla Manara yerleşimine saldırı gerçekleştirdiği belirtildi.</p>
<p>Açıklamada, Hizbullah'ın ateşkese uyduğu, İsrail'in ise ihlal etmeye devam ettiğine işaret edilerek, "Lübnan'ı ve halkını savunmak ve düşmanın (İsrail) ateşkes anlaşmasını ihlal etmesine karşılık olarak, İslami Direniş Mücahitleri (Hizbullah), 9 Nisan 2026 Perşembe günü saat 02.30'da Manara yerleşimine roket saldırısı düzenledi." ifadelerine yer verildi.</p>
<p>Açıklamada ayrıca, "Bu karşılık, İsrail-Amerikan saldırganlığı ülkemize ve halkımıza karşı sona erene kadar devam edecektir." ifadesi kullanıldı.</p>
<p>Kaynak: Anadolu Ajansı</p>
<h4>“Hizbullah’a sürekli saldırmaya devam edeceğiz”</h4>
<p>İsrail ordusu, İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir’in kurmay kadrosuyla saldırıları takip ettiğine ilişkin fotoğrafları da yayımladı.</p>
<p>Açıklamaya göre, Zamir burada yaptığı konuşmada, “her türlü fırsatı değerlendirerek Hizbullah’a sürekli saldırmaya devam edeceklerini” ifade etti.</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 09 Apr 2026 11:03:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Kuzguncuk Vakfı’ndan şeffaflık açıklaması]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/kuzguncuk-vakfindan-seffaflik-aciklamasi-40083</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/04/09/kuzguncuk-vakfindan-seffaflik-aciklamasi.jpeg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/kuzguncuk-vakfindan-seffaflik-aciklamasi-40083</guid><description><![CDATA[ERVAB Başkanı Bedros Şirinoğlu’nun Kumkapı’daki Paskalya Yortusu kabul töreninde isim vermeden bilanço açısından şeffaflıktan uzak olmakla eleştirmesi tartışma yaratmıştı. Masis Kuyumcu başkanlığındaki Kuzguncuk Surp Krikor Lusavoriç Kilisesi Vakfı, görev süresi boyunca yaptıkları yenilikleri kamuoyuna duyurdu.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Vakıf yönetimi sosyal medya hesabından ‘Şeffaflık anlamında toplumumuza’ başlığıyla bir açıklama yaptı. Açıklamadan bir bölüm şöyle:</p>
<p>“13 tane iş yeri mülkümüz var. (Tapu anlamıda daha fazla çünkü bazıları 2 tapu olarak gözükmekte). Seçim sonrası devir aldığımız süreçle kıyaslandığında kira gelirimizi 6 kat arttırdık.</p>
<p>Bunun arkasında etkili bir sistem var. Kiracılarımızın hepsiyle iletişim halindeyiz. Artış oranlarını  devir aldığımız dönemini  iyileştirme yaptıktan sonra şimdi kanuna uygun şekilde işbirliği içerisinde yapıyoruz. Kilise uzun bir süre kapalıydı böyle olunca hali ile ciddi bir tadilat gerektiriyordu, baştan başa yeniledik.Bu yenilemenin çoğunu  sponsorlar sayesinde gerçekleştirdik. Kira gelirimizden, aylık kilise masrafları çıktıktan sonra okullara, yardım yapıyoruz, Sosyal yardım kollarına yardım yapıyoruz. İki kilisenin yenilenmesi için maddi destekte bulunduk.</p>
<p>Düzenli olarak ilaç konusunda yardım ettiğimiz bir kişi var, Surp Garabed ve Surp Haç ile beraber ihtiyaç sahiplerine  maddi yardımda bulunuyoruz. Senede birkaç defa semtimizdeki  ihtiyaç sahiplerine alışveriş çeki  verdik. Durumu iyi olmayan çiftlere ve vaftiz yapmak isteyenlere de kilisemizin kapısı açık. Şimdiye kadar yaptığımız da oldu.</p>
<p>Patrikhane ve PSYK’ya her ay düzenli maddi destekte bulunuyoruz. Gıda yardımını da Belediyeden destek alıp  ihtiyaç sahiplerimize veriyoruz..”</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 09 Apr 2026 02:06:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Hürmüz’de ateşkes sonrası ilk gemi geçişleri başladı]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/hurmuzde-ateskes-sonrasi-ilk-gemi-gecisleri-basladi-40079</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/04/08/hurmuzde-ateskes-sonrasi-ilk-gemi-gecisleri-basladi.webp'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/hurmuzde-ateskes-sonrasi-ilk-gemi-gecisleri-basladi-40079</guid><description><![CDATA[ABD-İran ateşkesinin ardından Hürmüz Boğazı’nda deniz trafiği yeniden hareketlendi, ilk yük gemileri boğazdan geçiş yaptı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>ABD-İran ateşkesinin ardından anlık gemi takip şirketi MarineTraffic verilerine göre ABD ile İran arasında varılan iki haftalık ateşkesin ardından Hürmüz Boğazı’nda ilk gemi hareketliliği kaydedildi.</p>
<p>Liberya bayraklı “Daytona Beach” adlı yük gemisi, Türkiye saatiyle 08.28’de İran’daki Bender Abbas Limanı’ndan ayrıldıktan sonra, 09.59’da Hürmüz Boğazı’nı geçti. Geminin hâlihazırda Umman Körfezi’nde ilerlediği ve varış noktasının Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki Füceyre Limanı olduğu belirtildi.</p>
<p>Öte yandan Yunan sahipli “NJ Earth” isimli yük gemisinin de saat 11.44 itibarıyla boğazdan geçiş yaptığı bildirildi.</p>
<h4>Ne oldu?</h4>
<p>ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik başlattığı saldırılar ve İran’ın misillemeleriyle tırmanan gerilim, bölgesel bir savaşa dönüşmüştü.</p>
<p>Süreçte ABD Başkanı Donald Trump, 8 Nisan’da yaptığı açıklamayla, Hürmüz Boğazı’nın açılması şartıyla iki haftalık ateşkesi kabul ettiklerini duyurdu.</p>
<p>İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi ise “savaştaki hedeflerine ulaşıldığını” belirterek, nihai müzakerelerin Pakistan’ın başkenti İslamabad’da en fazla 15 gün içinde tamamlanmasının hedeflendiğini açıkladı. </p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 08 Apr 2026 14:41:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Diyarbekirli Mıgırdiç Margosyan]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/diyarbekirli-migirdic-margosyan-40071</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/upload/Agos/Images/Margosyan_murat kartal 2.JPG'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/diyarbekirli-migirdic-margosyan-40071</guid><description><![CDATA[19 Nisan'da Diyarbekir'de yapılacak Paskalya kutlamasında dört yıl önce 4 Nisan'da kaybettiğimiz Mıgırdiç Margosyan'ın anısına Surp Giragos Kilisesi avlusunun bir bölümünde açılışı yapılacak “Mıgırdiç Margosyan Hatıra Mekânı” açılıyor. Şehrin bir bölümü taammüden felakete kurban edilmeden evvel üstadın adıyla anılan ve artık yerinde ucube mekânlar yapılmış olan “Mıgırdiç Margosyan Sokağı”na karşı “Ben, buradayım” işte diyecek…]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Kimi şahsiyetler vardır ki yaptıkları ve yazdıklarının yanında, adları telafuz edildiğinde illaki önüne mutlaka aidiyeti pekişsin diye şehrinin adı da eklenir. E, yaşarken sanki kendileri de bu aidiyetten ziyadesiyle mutlu olurlar.</p>
<p>Mesela Ahmed Arif, Celal Güzelses, Cahit Sıtkı, Ali Emiri gibi…Sayarsak liste hayli uzar gider. Şevket Beysanoğlu’nun dört ciltten oluşan “Diyarbakırlı Fikir ve Sanat Adamları” kitabını şöyle bir taradığınızda o kadar çok Amidli, Amidalı, Amîdî, Diyarbekirli ön veya son ekli / adlı şahsiyetle karşılaşır ve şaşarsınız da! </p>
<p>Şehirli olanlar bunu elbette bilir de! Olmayanlar ise olanca şaşkınlıkları ile “Bu da Diyarbakırlı mıymış?” diye sanki inanmazcasına sormadan edemezler.</p>
<h4>Dikranagerdli</h4>
<p>İşte, bunlardan biridir Diyarbekirli Mıgırdiç Margosyan. Soru sormanın somut hâli olarak onun bir kitabının adıdır “Söyle Margos Nerelisen?”. Babası “kılıç artığı” Sarkis, namı diğer Dişçi Alo’nun sorusunun cevabı; şehrin Dicle (Pîran) ilçesine bağlı Herêdan köyüdür. Ama, o köy qefle zamanı sürgün yılları sonrası bir daha gidilmesi, hatta oraya dönülmesi aile büyüklerince yasaklanan köydür. O sebeple aslolan o köyün hatta ilçenin bağlı olduğu sığınılan ve varlığıyla gurur duyulan şehirdir elbette, yani Diyarbekir. Ya da Ermeni dünyasının abide yaşam alanlarından biri olarak kabul edilen Dikranagerd’dir…</p>
<p>İşte belki de bu ve daha bir çok açıdan Mıgırdiç Margosyan adı telaffuz edildiğinde önüne en çok yakışan “Diyarbekirli” ön ekini mutlaka telafuz etmeli. </p>
<p>Herêdan ne kadar gidilmemesi gereken uzak ve ücra bir köy ise Diyarbekir vatandır, yurttur ve bütün hikâyenin asli yeri ve sanki ana rahmidir… İşte, bu sebeple ortaokullu yıllarından sonra (1950’li Surp Haç Tıbrevanklı yıllarından, 1990’lı yazar kimlikli yıllarına kadar) yazar kimliğine kavuştuktan sonrasına kadar şehrinden uzakta olsa da kalbinin şehridir Mıgırdiç Margosyan’ın. </p>
<p>Öyle ki, ömrünün son 30 yılı diyebileceğimiz ilk kitabı “Gavur Mahallesi”nin yayınından 2022’de vefatına kadar sayısız defa şehre bile-isteye “konuk” olmuştur.</p>
<h4>Konuk değil, sahip</h4>
<p>Bu satırların aziz okuru dikkat ederse, konuk kelimesini önceki paragrafın sonunda tırnak içine aldım. Çünkü üstat, şehrinde konuk olarak anılmayı en onursal payede bile olsa kabul etmeyendir. Kabul etmemek ne kelime! Yazan ve yüksek sesle de telafuz edendir.</p>
<p>Vefatından dört yıl önce 80. yaşında adeta bir 80 yaş armağanı misali 2018’de Tüyap Diyarbakır Kitap Fuarı'nın “Onur konuğu” ilan edilmişti TÜYAP tarafından. </p>
<p>Bu elbette çok kıymetliydi. Şehrin entelektüel camiası bu payeden adeta gurur duymuş ve “yakıştı” demişlerdi. Dokuz günlük fuar süresince en az yedi söyleşi ve panel düzenlendi kendisiyle ilgili. Karşılaştırmalı edebiyat günleri kapsamında ona dair bir program yapıldı. Ve suriçinin kadim bir taş evinde müzikli-konuşmalı-katılımlı çok özel bir yaş günü de düzenlendi.</p>
<p>Hem o gecede hem de kitap fuarının onur konuğu konuşmasında “Ben bu onur konukluğunu pek sevmedim galiba! Mutlu olmadım. Ben burada konuk değil, buranın sahibi buranın hemşerisiyim…” deyince herkes bir kez daha düşünmek durumunda kalmış oldu. </p>
<p>Aslında bu tavır, konukluk payesine bu ironik karşı duruş bir anlamıyla derinlerde kalmış bir hesaplaşmanın da zarif bir dokunuşuydu.</p>
<p>Çünkü bilirdi ki şehirli, şehir sana gelmez, sen şehre gidersin. Şehir her zaman senin kalbinin üzerindedir. Kavafis’in dizeleri misali. O şehirdir gidip gideceğin yer. Ve o şehir seni söyletir, konuşturur, yazdırır ve seni senden / senle menkul kılar…</p>
<p>“Gavur Mahallesi” belki bir kitap adıdır. Ama aslında kitap adı olmaktan öte şehrin sicilinden bir anda adeta “buharlaşarak” uçup gidenlerin artlarında bıraktıkları ve sanki geride kalan muktedir kültürün de hafızadan silmeye gayret ettiği ama bir türlü silemediği resmi ideolojik altyapıya bir koca reflekstir.</p>
<h4>Anısına </h4>
<p>Toplumun yeniden geçmişiyle yüzleşmesinin edebi metinleridir de elbette gavur mahallesi, tespih taneleri ve diğerleri. “Gittiler” ama aslında gitmediler! Çünkü hep bir şeyleri ile vardılar da siz farkında değildiniz der gibiydi gavur mahallesinin şehri!</p>
<p>Hançepek ile, Çırık çeşmesi ile, Surp Giragos ile, gavur meydanı ile, ez cümle bilumum Gavur Mahallesi ile…</p>
<p>İşte Mıgırdiç Margosyan üstadın “Tanrının Seyir Defteri” son kitabının son sayfalarındaki öyküyü yeniden okuduğumda onun onur konuğu yazarlığı için fuar özel kitabına ad olarak seçtiğim “Gittin ki tez gelesen” ismi sanki şimdi daha “yerli” ve yerine oturmuş oluyor…</p>
<p>Doğrusu hemşehri dost ustanın sade 4 Nisan'da onu seven dostlarla birlikte dördüncü ölüm yıldönümünde dile getirmekten öte haberini bu yazıyla birlikte veriyor olacağım bir müjde var. 19 Nisan Diyarbekir Paskalyası gününde Surp Giragos avlusunun bir bölümünde açılışı yapılacak “Mıgırdiç Margosyan Hatıra Mekânı” şehrin bir bölümü taammüden felakete kurban edilmeden evvel üstadın adıyla anılan ve artık yerinde ucube mekânlar yapılmış olan “Mıgırdiç Margosyan Sokağı”na karşı “Ben, buradayım” işte diyecek sanki…</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 08 Apr 2026 14:18:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Arat Dink: Agos hiçbir zaman yalnızca bir gazete olmadı]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/arat-dink-agos-hicbir-zaman-yalnizca-bir-gazete-olmadi-40078</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/04/08/arat-dink-agos-hicbir-zaman-yalnizca-bir-gazete-olmadi.webp'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/arat-dink-agos-hicbir-zaman-yalnizca-bir-gazete-olmadi-40078</guid><description><![CDATA[Agos'un Sorumlu Yazı İşleri Müdürü ve köşe yazarı Arat Dink gazetedeki yenilikleri ve babası Hrant Dink'i anlattı: "Kurulduğu dönemin şartları düşünüldüğünde, Türkiyeli Ermenilerin ve bir avuç Türkiyeli demokratın beklenmedik ölçüde güçlü bir katkısıdır Agos. Elbette bunda Hrant Dink’in rolü tartışılamaz."]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Gazetemiz Agos, 4 Nisan Cumartesi günü, Anarad Hığutyun binasında 30. yaşını kutladı. Etkinliğe katılan gazeteci Murat Sabuncu, 19 Ocak 2007'de katledilen Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in oğlu, aynı zamanda Agos'un Sorumlu Yazı İşleri Müdürü ve köşe yazarı Arat Dink ile konuştu.</p>
<p>Dink, gazetedeki yenilikleri ve babası Hrant Dink'i anlattı. T24 yazarı Murat Sabuncu'nun sorularını yanıtlayan Arat Dink, "Gitmek mi? Kalmak mı? O kalmaya karar verdi. Belki biz “arkandayız, seninle her yere geliriz, kalmak istersen de kalırız” demek yerine “hadi gidiyoruz” demeliydik, belki artık burada yaşayamayacağımızı söylemeliydik. Varlığımızı haykırdığımız her an ihanetle suçlanırken, bize asıl gitmek ihanet gibi geliyordu. Bunları konuşmak için artık çok geç" dedi. </p>
<p>Agos’un bir gazeteden öte bir yapı olduğunu belirten Arat Dink, kurumu “müşterek emeğin cisimleşmiş hali” olarak tanımladı. Agos’un yalnızca haber üreten bir mecra değil, aynı zamanda farklı coğrafyalar ve topluluklar arasında köprü kuran bir alan olduğuna dikkat çekti.</p>
<p>Dink, Agos’un kuruluşundan itibaren öngörülmesi zor sorumluluklar üstlendiğini ifade ederek, gazetenin Ermeni toplumunun sivil temsili, Türkiye ile diaspora arasındaki ilişkiler ve farklı seslerin birbirine ulaşabilmesi açısından önemli bir rol üstlendiğini söyledi. Agos’un bu süreçte demokratik bir perspektifle hareket ettiğini ve güçlüye karşı güçsüzün gündemine odaklandığını vurguladı.</p>
<p>Arat Dink'in yanıtlarından bazıları şu şekilde:</p>
<p><strong>Agos 30 yaşında. Siz bugün Agos’a baktığınızda bir gazeteden daha fazlasını görüyorsunuz eminim. Sizin için Agos tam olarak nedir?</strong></p>
<p>Agos benim için müşterek emeğin cisimleşmiş halidir. Elbette manevi yükü bizim için çok fazla ama bu duygumuz yalnızca babamın emeği için değil, Agos için dökülen, Agos’un başka bir Türkiye ve başka bir Dünya için döktüğü her damla emek için de aynı. Agos hiçbir zaman yalnızca bir gazete olmadı. Yalnızca bir gazete olmak kötü bir şey olduğundan söylemiyorum, hatta tersi çoğunlukla kötüdür ama Agos’un sesi öyle bir birikmiş sessizliğin sonunda yükseldi ki kuruluşundan itibaren bir gazete için ön görülemeyecek görevleri giyinmek zorunda kaldı. Köprülerin yakıldığı adaların, yankı odalarının birbiri ile mecburi iletişim aracına dönüştü. Ermenistan’ın fahri konsolosluğundan tutun, Türkiye Ermeni toplumunun sivil temsiline, ‘Diaspora’nın çok sesli yapısının Türkiye’deki temsiline, Türkiye’nin farklı seslerinin ‘Diaspora’daki ve Ermenistan’daki temsiline birçok alanda rol almak durumunda kaldı. Ve bu ağır yükün altından kalkarken her zaman demokrat bir mercek kullanmaya özen gösterdi, güçlüye karşı güçsüzün gündemine odaklandı. Hrant Dink ve Agos’un deneyiminden, kurduğu dilden ve neredeyse icat edilmiş diyebileceğimiz yönteminden bugün hâlâ çıkarmamız gereken çok ders var.</p>
<p><strong>Agos kurulduğunda Türkiye’de azınlık hakları, yüzleşme ve hafıza alanı çok daha kapalıydı. 30 yıl sonra sizce Agos’un Türkiye’nin bu konulardaki değişimine katkı sağladığını düşünüyor musunuz?</strong></p>
<p>Katkı sağladığı tartışmasızdır. Ne kadar sağladığı tabii ki tartışılır. Türkiye’de 80 darbesi sonrası ve dünyada da soğuk savaş sonrası yükselen demokratikleşme, insan hakları değerleri ve sivil toplumun güçlenmesi bağlamında Agos’u değerlendirmek daha sağlıklı olur elbette. Ama hangi bağlamda okursak okuyalım, kurulduğu dönemin şartları düşünüldüğünde, Türkiyeli Ermenilerin ve bir avuç Türkiyeli demokratın beklenmedik ölçüde güçlü bir katkısıdır Agos. Elbette bunda Hrant Dink’in rolü tartışılamaz.</p>
<p><strong>Agos’un kuruluş fikrinde yalnızca bir yayıncılık iddiası değil, aynı zamanda bir var olma ve görünür olma mücadelesi vardı. Sizce o mücadele bugün ne durumda?</strong></p>
<p>Mücadele değişerek dönüşerek devam ediyor. Babamın öldürülmesi ile Agos çok büyük bir kayıp yaşadı, çok güçlü bir darbe aldı, mücadele edilmesi gereken zorlu bir süreç daha başladı. Hrant Dink Vakfı’nı kurarak, cenaze sonrası biriken dayanışma duygularının bir kısmını o sayede kurumsallaştırmaya gayret ettik. Böylece hem mücadele alanını büyüttük hem de bir gazete için kaldırılamaz olan yüklerin bir kısmını aktarabildik. Mücadeleden hiç vazgeçmeyen Hrant’ın Arkadaşları mahkeme önlerinde, meydanlarda adalet talebini yükseltmeye devam ediyorlar. Avukat arkadaşlarımız da kasten dağınık tutulmaya çalışılmış hem Türkiye’nin çeşitli illerine yayılmış hem de zamana yayılmak istenmiş bir davayı yılmadan usanmadan takip etmeye devam ettiler. Bu mücadele devam ederken başka darbeler de aldık. Dostlarımızı kaybettik. Avukat Hakan Bakırcıoğlu’nu tekrar anmak isterim. Daha öncesinde Hakan Karadağ’ı, Yücel Sayman’ı anmak isterim. Aydın Abi’yi, Aydın Engin’i anmak isterim. Diğer taraftan Baronumuzu kaybettik, Sarkis Seropyan’ı… Her biri ortak bir mücadelenin başka alanlardaki hafızalarıydı aynı zamanda. Sayamayacağım daha birçok kaybımıza rağmen mücadeleye devam ediyoruz.</p>
<p>Agos’a dönecek olursak, yeni çağı anlamaya, yeni dijital mecraları öğrenmeye ve kaynaklarımız ölçüsünde kullanmaya gayret ediyoruz. Kâh kendiliğinden, kâh davetimiz üzerine koşup gelen gazeteci dostlarımızla Agos’u büyütüyoruz. Önce internet sitemizi yeniledik, insan kaynağımız elverdiği ölçüde yeni içerikler, yeni köşeler ve haberlerle zenginleştirmeyi planladık. 30 yıllık gazete arşivimizi erişilebilir hale getirdik. Yeni WhatsApp kanalını faaliyete geçirdik. E-bülten altyapımızı kurduk, çok yakında haftalık bültenlerimizle de okura erişimimizi arttıracağız. Sonrasında diğer sosyal medya mecralarında Agos’un varlığını güçlendireceğiz. Aktif bir YouTube kanalı için de hazırlıklarımıza başladık. Tüm bunlar kuruluşundaki heyecanından ve niyetinden taviz vermeden gönüllü bir emekle örgütleniyor. Bugüne kadar emek dökmüş ve emek dökmeye devam eden herkese de teşekkür etmek isterim. Bütün bu emeğin tek beklentisi daha çok okunmak ve paylaşılmak.</p>
<p><strong>Agos, yalnızca Ermeni toplumuna değil, Türkiye toplumuna da hitap eden bir mecra oldu. Türkiye, Agos’un anlattıklarını gerçekten duydu mu? Yoksa sadece belli dönemlerde mi kulak verdi?</strong></p>
<p>Evet, genelde belli gündemlerde Agos’a daha çok kulak kabartıldığı doğru. Genelde çuvaldızı da iğneyi de kendimize batırmak daha faydalı olur. Yeterince duyulmuyorsak eksiklik bizdedir.</p>
<p><strong>Agos’un bugün genç kuşaklar için anlamı sizce ne?</strong></p>
<p>Genç kuşaklar da yekpare değiller. Bugün örgütlü veya örgütsüz politik diyebileceğim genç okur, zaten Agos’u tanıyor, biliyor ve gerekli gördüğünde de takip ediyor. Agos çoğu için dünya ölçeğinde saygınlığı ve güvenilirliği olan bir mecra. Bazısı zaman zaman gelip üretime katılıyor, haber veya izlenim yazıyor, röportaj yapıyor. Takip ediyor, paylaşıyor. Kimisi ödevi konusunda tezi konusunda yardım alıyor. Kimisi bitirdiği tezinden ilgili gördüğü parçaları uyarlayıp yayınlama fırsatı buluyor.</p>
<p>Onlar Agos’un kapısının da penceresinin de taze havaya her zaman açık olduğunu ve bunu talep ettiğini biliyorlar. Agos gençler için hata yapmaya açık, herkesin birlikte öğrendiği amatör ruhunu hiç kaybetmemiş, ama işini ciddiye alan, tüm dünyada ilginç bir okur çeşitliliğine sahip, habercisinden, muhabirine, fotoğrafçısından, çizerine alanında usta kişilerle temas kurabilecekleri, mesleğin gerektirdiği usta-çırak ilişkisi dışında hiyerarşi tanımayan, patronsuz, birlikte öğrenip üretebilecekleri nadir alanlardan biri.</p>
<p>İlginç bulmayanlar için de daha ilginç kılmak, duymayanlara duyurmak bizim görevimiz tabi ki. Gençlerin fırsat buldukça kendi başlarına kendileri için üretebilecekleri özel bölümler oluşturmak da hedeflerimiz arasında.</p>
<p>Murat Sabuncuoğlu imzalı <a href="https://t24.com.tr/yazarlar/murat-sabuncu/arat-dink-babam-bir-programa-ciktiginda-her-zaman-kaygiyla-televizyonun-etrafinda-deli-dana-gibi-dolasirdim-belki-kaliriz-yerine-hadi-gidiyoruz-buradan-demeliydik,54631#goog_rewarded" target="_blank" rel="nofollow noopener">röportajın</a> tamamına buradan ulaşabilirsiniz.</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 08 Apr 2026 14:09:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[“Uçurumun eşiğinden dönüldü”]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/ucurumun-esiginden-donuldu-40076</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/04/08/ucurumun-esiginden-donuldu.webp'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/ucurumun-esiginden-donuldu-40076</guid><description><![CDATA[Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Kaja Kallas, ABD-İran ateşkesinin “uçurumdan dönüş” olduğunu söylerken, Birleşmiş Milletler, Avrupa liderleri ve Azerbaycan, anlaşmanın kalıcı barış için fırsat sunduğunu vurguladı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>ABD ile İran arasında ilân edilen 15 günlük ateşkese, uluslararası toplumdan destek mesajları geldi. Avrupa Birliği (AB), Birleşmiş Milletler (BM) ve çeşitli ülke liderleri, anlaşmanın gerilimi düşürmek ve kalıcı çözüm için fırsat sunduğunu belirtti.</p>
<p>Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Kaja Kallas, dijital medya hesabından yaptığı açıklamada, ateşkesin haftalar süren gerilimin ardından önemli bir dönüm noktası olduğunu ifade etti.</p>
<h4>“Uçurumun eşiğinden geri dönüldü”</h4>
<p>Kallas, X hesabından yaptığı paylaşımda şunları kaydetti:</p>
<p>"ABD ile İran arasında varılan ateşkes anlaşması, haftalar boyunca devam eden gerginliğin ardından uçurumun eşiğinden geri dönülmesi anlamına geliyor. Bu anlaşma tehditlerin hafifletilmesi, füze saldırılarının durdurulması, deniz taşımacılığının yeniden başlatılması ve kalıcı bir anlaşmaya yönelik diplomasi için zemin hazırlanması açısından çok ihtiyaç duyulan bir fırsat sunuyor. Hürmüz Boğazı yeniden geçişe açılmalıdır. Pakistan Dışişleri Bakanı Ishaq Dar ile görüştüm ve bu anlaşmayı sağladığı için kendisine teşekkür ettim. Savaşın temel nedenleri hâlâ çözüme kavuşturulmadığı için arabuluculuk kapısı açık kalmalıdır. AB bu çabaları desteklemeye hazırdır ve bölgedeki ortaklarıyla temas halindedir. Bugün Suudi Arabistan'da bu konuyu görüşeceğim."</p>
<h4>Ukrayna’dan destek mesajı</h4>
<p>Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sibiha da, ateşkes anlaşmasını ve Pakistan’ın arabuluculuğunu memnuniyetle karşıladıklarını belirtti. Sibiha, X hesabından yaptığı paylaşımda şunları kaydetti: "Başkan Trump ile İran rejimi arasında Hürmüz Boğazı'nın açılması ve ateşkes ilan edilmesi konusundaki anlaşmayı ve Pakistan'ın arabuluculuğunu memnuniyetle karşılıyoruz. Amerika'nın kararlılığı sonuç veriyor. Moskova'yı ateşkes ilan etmeye ve Ukrayna'ya karşı yürüttüğü savaşı sona erdirmeye zorlayacak kararlı adımların atılmasının zamanının geldiğine inanıyoruz."</p>
<h4>“Bu adımın bölgede kalıcı bir barışın önünü açması gerek”</h4>
<p>Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres ise iki haftalık ateşkesi memnuniyetle karşıladığını açıkladı. BM Sözcülüğü tarafından yapılan açıklamada, Guterres’in Ortadoğu’daki tüm taraflara uluslararası hukuk kapsamındaki yükümlülüklerine uyma ve ateşkes şartlarına riayet etme çağrısında bulunduğu aktarıldı. Açıklamada, bu adımın bölgede kalıcı ve kapsamlı bir barışın önünü açması gerektiği vurgulandı. Guterres ayrıca, ateşkesin sağlanmasında arabuluculuk rolü üstlenen Pakistan başta olmak üzere katkı sunan ülkelere “içten takdirlerini” iletti.</p>
<h4>Almanya: Memnuniyetle karşıladık</h4>
<p>Almanya Başbakanı Friedrich Merz, ABD ile İran arasındaki 15 günlük ateşkese ilişkin açıklama yaptı. Merz, X hesabından yaptığı paylaşımda şunları paylaştı: "Dün gece ABD ile İran arasında mutabık kalınan iki haftalık ateşkesi memnuniyetle karşılıyorum. Arabuluculuğundan dolayı Pakistan'a teşekkür ederiz. Şu andaki hedef, savaşın kalıcı bir şekilde sona ermesi için müzakere etmektir. Bu konuda ortaklarımızla yakın iş birliği içindeyiz."</p>
<p>Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı, ABD ile İran arasındaki 15 günlük ateşkese ilişkin yazılı açıklama yaptı. Bakanlık açıklamasında, "ABD ile İran arasında ilan edilen ateşkesi memnuniyetle karşılıyoruz. Bu ateşkesin sağlanmasında arabuluculuk yapan tarafların çabalarını büyük takdirle karşılıyoruz. Ateşkesin, bölgedeki gerginliğin azaltılmasına ve kalıcı barış ile istikrarın tesis edilmesine katkıda bulunmasını ümit ediyoruz. Tarafları mevcut sorunları çözmeyi ve karşılıklı güveni inşa etmeyi amaçlayan yapıcı bir diyaloga girmeye davet ediyoruz. Azerbaycan, bölgede kalıcı barış, güvenlik ve iş birliğini güçlendirmeyi amaçlayan girişimleri desteklemeye hazırdır" ifadelerine yer verildi. </p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 08 Apr 2026 11:15:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[İran 10 maddelik şartını açıkladı]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/iran-10-maddelik-sartini-acikladi-40075</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/04/08/iran-10-maddelik-sartini-acikladi.webp'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/iran-10-maddelik-sartini-acikladi-40075</guid><description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump, 8 Nisan gecesi İran’a, Pakistan’ın iki haftalık ateşkes önerisini kabul ettiğini açıkladı. İran yönetimi ise 10 maddelik şartını açıkladı, Pakistan’da ABD ile yapılacak müzakerelerde, “sahadaki zaferi siyasi alanda da tescil etmeyi” hedeflediğini duyurdu.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>ABD Başkanı Donald Trump, 8 Nisan gecesi İran’a Türkiye saatiyle 03.00’e kadar verdiği mühlete bir buçuk saat kala, Pakistan’ın iki haftalık ateşkes önerisini kabul ettiğini açıkladı.</p>
<p>Trump, Truth Social’daki açıklamasında da İran’daki askeri hedeflerine zaten ulaştıklarını savunup, ‘uzun vadeli bir barış’a yakın olduklarını belirtti. ABD Başkanı, “İran’dan 10 maddelik bir teklif aldık ve bunun müzakere için uygulanabilir bir temel olduğuna inanıyoruz” dedi.</p>
<p>İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreterliği, hem Trump’ın da bahsettiği bu 10 maddeyi açıkladı hem de hedefini:</p>
<p>“İran savaştaki hedeflerine ulaştı. Lider Mücteba Hamaney ve Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi’nin onayıyla nihai hale getirilmesi için müzakerelerin İslamabad’da yapılmasına karar verilmiştir. Bu müzakerelerin en fazla 15 gün içinde sonuçlandırılması ve sahadaki zaferin siyasi alanda da tescil edilmesi hedeflenmektedir.”</p>
<p>ABD tarafından sunulan tüm planlar reddedildi. Tahran yönetiminin sunduğu 10 madde şunların onaylanmasını kapsıyor:</p>
<p>Hürmüz Boğazı’ndan geçişin, İran Silahlı Kuvvetleri’yle koordinasyon içinde kontrollü şekilde yapılması,</p>
<p>Direniş ekseninin tüm unsurlarına karşı yürütülen savaşın sona erdirilmesi,</p>
<p>ABD savaş güçlerinin bölgedeki tüm üs ve konuşlanma noktalarından çekilmesi,<br><br>Hürmüz Boğazı’nda güvenli geçişi garantiye alacak ve mutabakata varılan protokolle İran’ın hakimiyetini sağlayacak bir geçiş düzenlemesinin oluşturulması,<br><br>İran’a verilen zararların hesaplamalara göre tamamen tazmin edilmesi,<br><br>Tüm birincil ve ikincil yaptırımlarla, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı Yönetim Kurulu ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarının kaldırılması,<br><br>İran’ın yurt dışındaki bloke edilmiş tüm varlık ve mali kaynaklarının serbest bırakılması,<br><br>Tüm maddelerin bağlayıcı bir Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararıyla onaylanması.</p>
<h4>‘Parmağımız tetikte’</h4>
<p>Müzakereler ABD tarafına “tam bir güvensizlik” içinde, 10 Nisan’da İslamabad’da başlayacak. Görüşmelerin 15 gün içerisinde tamamlanması hedefleniyor.</p>
<p>Tarafların mutabakatıyla bu süre uzatılabilir. Parmağımız tetikte. Düşmandan gelebilecek en küçük bir hataya dahi güçlü şekilde karşılık verilecektir.”</p>
<h4>Ne oldu?<strong> </strong></h4>
<p>Trump, Hürmüz Boğazı’nı 48 saatte açmaması durumunda, “İran’a cehennemi yaşatmakla” tehdit etmiş, 5 Nisan’daki açıklamasında sürenin bugün ABD Doğu Yakası saatiyle 20:00’de (Türkiye saatiyle 8 Nisan Çarşamba, 03:00) biteceğini yazmıştı.</p>
<p>ABD Başkanı, sürenin bitmesine saatler kala Truth Social paylaşımında tehdit dozunu artırarak, “Bu gece koca bir medeniyet yok olacak ve bir daha asla geri gelmeyecek. Bunun olmasını istemiyorum ama muhtemelen olacak” demişti.</p>
<p>Son olarak Fox News’e konuşan Trump, söz konusu açıklamasıyla ilgili, “Saat 20.00’de o iş olacak” diye konuşmuştu.</p>
<p>Saat yaklaşırken ABD ile İran arasındaki iletişimi sağlayan aracı ülke konumundaki Pakistan’ın başbakanı Şerif, Trump’ı İran’a verdiği mühleti iki hafta uzatmaya, İran yönetimineyse Hürmüz Boğazı’nı iki hafta süreyle açmaya çağırdı.</p>
<p>ABD merkezli CNN’in bölgeden bir kaynağın ifadesine dayandırdığı haberde, ‘yakında her iki taraftan da iyi haberler gelmesinin beklendiği’ ve görüşmeleri Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Münir’in bizzat yönetildiği belirtildi.</p>
<p>Trump, gece (8 Nisan) İran’a Türkiye saatiyle 03:00’e kadar verdiği mühlete bir buçuk saat kala Pakistan’ın iki haftalık ateşkes önerisini kabul ettiğini duyurdu.</p>
<p>ABD başkanı, “İran’ın Hürmüz Boğazı’nı derhal açmayı kabul etmesi şartıyla, İran’a saldırıyı iki hafta için askıya almayı kabul ediyorum” yazdı.</p>
<p>Trump’tan kısa süre sonra İran da ‘saldırıların durması şartıyla’ iki haftalık ateşkesi kabul ettiğini duyurdu. İran Dışişleri Abbas Erakçi, ‘Hürmüz Boğazı’ndan İran ordusuyla koordinasyon halinde geçilebileceğini’ söyledi.</p>
<p>İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İran’la iki haftalık ateşkesi desteklediklerini fakat anlaşmanın Lübnan’ı kapsamadığını söyledi.</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 08 Apr 2026 09:47:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Ferman Toroslar’ın eşi Baydzar Toroslar hayatını kaybetti]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/ferman-toroslarin-esi-baydzar-toroslar-hayatini-kaybetti-40073</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/04/07/ferman-toroslarin-esi-baydzar-toroslar-hayatini-kaybetti.png'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/ferman-toroslarin-esi-baydzar-toroslar-hayatini-kaybetti-40073</guid><description><![CDATA[Türkiye’de Aras Yayıncılık tarafından yayınlanan “Sürgün” kitabıyla bilinen, Hrant Dink’in yakın dostlarından Ferman Toroslar’ın eşi Baydzar Toroslar, New Jersey’de 84 yaşında hayatını kaybetti.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Ferman Toroslar eşi ile 1956 yılında Diyarbakır’da evlenmişti. Çiftin Gülbenk, Manuk ve Zümrüt adında üç evlatları, üç de torunları bulunuyor.</p>
<p>Yaklaşık üç yıldır sağlık sorunları yaşayan Baydzar Toroslar için 9 Nisan Perşembe  günü New Jersey Surp Vartanants Kilisesi'nde cenaze töreni düzenlenecek. Tören yerel saatle 11.00'de başlayacak. Taziyeler ise  8 Nisan Çarşamba günü yerel saatle 16.00 ile 20.00 arasında Joseph Z Konopka Funeral Home’da (LLC 9046 PalisadePI, North Bergen, NJ, 07047) kabul edilecek.</p>
<p>Ferman  Toroslar 1936'da Bitlis'in Mutki ilçesine bağlı Kerho köyünde doğdu. 1938'de, İskân Kanunu kapsamında ailesiyle birlikte Çorum'un Osmancık kazası, Kızıltepe köyüne sürgün edildi. Aile bu zorunlu yer değiştirmeyle birlikte uzun yıllar çetin şartlar altında sürgün hayatı yaşadı ve sonunda Siirt Kurtalan'a yerleştirildi. 1954 yılında çalışmak üzere İstanbul'a yollanan Ferman Toroslar  daha sonra evlenerek Diyarbakır'a yerleşti. Bütün aile İstanbul'a göç ettiklerinde yıl 1959'du. Ferman Toroslar, çobanlık, işportacılık, esnaflık gibi farklı işlerle hayata tutunmaya çalıştı. Aile 14 yıl önce temelli olarak ABD’ye yerleşti.</p>
<p>Agos olarak Toroslar ailesine başsağlığı ve sabır dileriz. </p>
<p>(<a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/ferman-toroslarin-surgunu-butun-dislananlarin-oykusu-5027" target="_blank" rel="nofollow noopener">Ayrıca bkz: Ferman Toroslar’ın ‘Sürgün’ü, bütün dışlananların öyküsü- Karin Karakaşlı</a>)<a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/ferman-toroslarin-surgunu-butun-dislananlarin-oykusu-5027" target="_blank" rel="nofollow noopener"> </a></p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 07 Apr 2026 18:20:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Trump: Bu gece bir medeniyet yok olacak]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/trump-bu-gece-bir-medeniyet-yok-olacak-40072</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/04/03/trump-abd-ordusu-henuz-iran-dan-geriye-kalanlari-yok-etmeye-baslamadi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/trump-bu-gece-bir-medeniyet-yok-olacak-40072</guid><description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump, İran'ı bir kez daha tehdit etti. Trump sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımda "Bu gece bütün bir medeniyet yok olacak ve bir daha asla geri gelmeyecek. Bunun olmasını istemiyorum ama muhtemelen olacak" dedi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>ABD Başkanı Donald Trump bir kere daha sosyal medya hesaplarından yaptığı paylaşımla İran'a saldırı tehditinde bulundu.</p>
<p>Trump, Truth Social paylaşım sitesindeki hesanından yaptığı açıklamada "Bu gece bütün bir medeniyet yok olacak ve bir daha asla geri gelmeyecek" dedi.</p>
<p>Trump paylaşımının tamamında "Bu gece bütün bir medeniyet yok olacak ve bir daha asla geri gelmeyecek. Bunun olmasını istemiyorum, ama muhtemelen olacak. Ancak, artık farklı, daha akıllı ve daha az radikalleşmiş zihinlerin hakim olduğu tam ve kapsamlı rejim değişimi yaşandığına göre, belki de devrim niteliğinde harika bir şey olabilir, Kim bilir? Bu gece, dünyanın uzun ve karmaşık tarihindeki en önemli anlardan birini yaşayacağız. 47 yıllık gasp, yolsuzluk ve ölüm nihayet sona erecek. Tanrı İran'ın muhteşem halkını korusun!" ifadelerini kullandı.</p>
<p>Daha önce Hürmüz Boğazı’nı 48 saat içinde açmaması durumunda İran’ı tehdit eden ABD Başkanı Trump, 5 Nisan'daki sosyal medya paylaşımında "Salı günü ABD Doğu Yakası saatiyle 20.00’de (Türkiye saatiyle 8 Nisan Çarşamba 03.00)" ifadesine yer vermişti.</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 07 Apr 2026 15:48:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Bir şüpheli öldürüldü, iki saldırgan yaralı]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/bir-supheli-olduruldu-iki-saldirgan-yarali-40070</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/04/07/iki-polis-yaralandi-uc-supheli-etkisiz-hale-getirildi.webp'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/bir-supheli-olduruldu-iki-saldirgan-yarali-40070</guid><description><![CDATA[Beşiktaş'ta İsrail Konsolosluğu'nun da bulunduğu binanın önünde silahlı çatışma yaşandı. Adalet Bakanı Akın Gürlek, “İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından derhâl soruşturma başlatılmıştır” dedi. İstanbul Valisi Davut Gül de, “Teröristlerden biri öldürüldü. İki terörist de yaralı olarak etkisiz hâle getirildi” açıklamasını yaptı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Beşiktaş'taki İsrail Başkonsolosluğu'da öğle saatlerinde üç kişinin düzenlediği saldırıda, bir saldırgan öldürüldü, iki saldırgan ise yaralı olarak yakalandı. Uzun süre devam eden çatışmada iki polis de hafif yaralandı. </p>
<p>İçişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada çatışmada polislerden birinin ayağından ve birinin kulağından olmak üzere hafif şekilde yaralandığını bildirdi. Ayrıca bakanlık, saldırganların İzmit’ten araç kiralayarak İstanbul’a geldiklerinin belirlendiği, saldırıda ölen Yunus E. S.’nin terör örgütüyle irtibatı olduğu, yaralı olarak yakalanan Onur Ç. ve Enes Ç.'nin kardeş olduğu ve Onur Ç.’nin uyuşturucu kaydı bulunduğu bilgisine ulaşıldığını belirtti. Açıklamada saldırganların sorgularına devam edildiği kaydedildi.</p>
<h4>Konsoloslukta personel yok</h4>
<p>2023'te İsrail'in Filistin saldırısının başlamasından bu yana yaklaşık 2,5 yıldır konsoloslukta İsrail diplomatik personelinin bulunmadığını açıklandı. İsrail'in Gazze'deki askeri operasyonlarını eleştiren Türkiye, Kasım 2023'te İsrail'deki büyükelçisini geri çağırmış ve o zamandan beri diplomatik ilişkiler fiilen dondurulmuş durumda. Aynı yılın aynı döneminde, ülke genelinde ve konsolosluk önünde Filistin yanlısı protestoların patlak vermesinin ardından güvenlik endişeleri nedeniyle İsrail diplomatları Türkiye'den ayrıldı. O zamandan beri, konsolosluğun yakınındaki ağır silahlı polis bekliyor. İsrail Dışişleri Bakanlığı, silahlı saldırılar sırasında konsoloslukta hiçbir personelin bulunmadığını doğruladı.</p>
<h4>Açıklamalar</h4>
<p>Olaya ilişkin açıklama yapan Adalet Bakanı Akın Gürlek, şunları paylaştı:</p>
<p>"İstanbul’un Beşiktaş ilçesinde bulunan İsrail Konsolosluğu çevresinde meydana gelen silah sesi ihbarlarına ilişkin olarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından derhâl soruşturma başlatılmıştır. Soruşturma kapsamında bir başsavcı vekili ile iki cumhuriyet savcısı görevlendirilmiş; cumhuriyet savcılarımız ivedilikle olay yerine intikal ederek incelemelere başlamıştır. Olayın tüm yönleriyle aydınlatılması amacıyla Cumhuriyet başsavcılığımızın koordinesinde, ilgili kolluk birimleriyle birlikte çalışmalar sürdürülmekte olup, soruşturma titizlikle ve çok yönlü olarak yürütülmektedir. Kamuoyuna saygıyla duyurulur."</p>
<p>İstanbul Valisi Davut Gül de, “Saldırı neticesinde iki polisimiz hafif şekilde yaralandı. Teröristlerden biri öldürüldü. İki terörist de yaralı olarak etkisiz hâle getirildi. Ölenlerin kimlik tespiti çalışmaları devam ediyor. Bağlantı ve diğer konuları hakkında emniyetimiz çalışıyor” açıklamasını yaptı.</p>
<p>İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'nin açıklaması ise şöyle: "İstanbul’da Yapı Kredi Plaza Blokları önünde görev yapan polislerimizle silahlı çatışmaya giren 3 kişi etkisiz hale getirilmiştir. Çatışmada iki kahraman polisimiz hafif yaralanmıştır Teröristlerin, kimlikleri tespit edilmiştir. İzmit’ten kiralık araçla İstanbul’a geldikleri tespit edilen şahıslardan birinin dini istismar eden örgüt irtibatı olduğu; 2’si kardeş olan 2 teröristten birinin de uyuşturucu kaydı olduğu belirlenmiştir."</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 07 Apr 2026 13:21:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[İranlı sanatçıdan santral önünde müzikli eylem]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/iranli-sanatcidan-santral-onunde-muzikli-eylem-40069</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/04/07/iranli-sanatcidan-santral-onunde-muzikli-eylem.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/iranli-sanatcidan-santral-onunde-muzikli-eylem-40069</guid><description><![CDATA[İran'ın ünlü müzisyenlerinden tar sanatçısı Ali Ghamsari,  ABD ve İsrail’in altyapı tehditlerine karşı Damavand Enerji Santrali önünde müzikle direniş başlattı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İranlı sanatçı Ali Ghamsari, İsrail’in İran’ın altyapısını hedef alan saldırılarına ve ABD Başkanı Donald Trump’ın tehditlerine tepki göstermek için Demavend Elektrik Santrali önünde oturma eylemi başlatarak tar çaldı.</p>
<p>Performans, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik sert açıklamalarının ardından geldi. Trump, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmaması halinde ülkenin elektrik santralleri ve köprülerini hedef alacak geniş çaplı saldırılar düzenleyebileceklerini söylemişti.</p>
<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="en">Renowned Iranian composer, Ali Ghamsari and tar virtuoso, announced he will stay at the Damavand Combined Cycle Power Plant. <br><br>His plan: Create music there as a symbolic effort to shield Iran's infrastructure from attack. <a href="https://t.co/rSHRK6Us4Y">pic.twitter.com/rSHRK6Us4Y</a></p>
— Iran Screenshot (@iranscreenshot) <a href="https://twitter.com/iranscreenshot/status/2041135323246133427?ref_src=twsrc%5Etfw">April 6, 2026</a></blockquote>
<p>Sanatçı Ghamsari, "Bu santral saldırı tehdidi altında. Umarım müziğimin sesi barışa katkı sağlar ve insanların evlerindeki ışıklar sönmez" sözleriyle eylemini anlattı. İranlı yetkililer de sivil altyapının korunması için çağrıda bulunarak, yurttaşları enerji tesisleri etrafında “insan zinciri” oluşturmaya davet etti.</p>
<p>Öte yandan İranlı yetkililer de sivil altyapının korunması için çağrıda bulundu. İran Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı Alireza Rahimi, vatandaşları enerji tesisleri etrafında “insan zinciri” oluşturmaya davet ederek “Sivil hedeflere saldırı savaş suçudur” dedi.</p>
<p>Kaynak: İlke TV</p><script async="" src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 07 Apr 2026 12:06:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Bahçeli: Yasal düzenlemelerin Meclis’e taşınması memnuniyet verici]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/bahceli-yasal-duzenlemelerin-meclise-tasinmasi-memnuniyet-verici-40067</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/04/07/bahceli-yasal-duzenlemelerin-meclise-tasinmasi-memnuniyet-verici.webp'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/bahceli-yasal-duzenlemelerin-meclise-tasinmasi-memnuniyet-verici-40067</guid><description><![CDATA[MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Bugün gelinen noktada, yasal düzenlemelerin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne yasa çalışması olarak taşınacak olgunluğa erişmesi memnuniyet vericidir. Biz diyoruz ki barış teslimiyet değildir. Barış, taviz değildir. Barış, milletin onurunu koruyarak, devletin gücünü muhafaza ederek sağlanan bir dengedir. Bu ruh yaşadıkça ne fitne kazanacak, ne ihanet galip gelecektir” dedi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Meclis Grup Toplantısında açıklamalarda bulundu.</p>
<p>Bahçeli, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:</p>
<p>"Dünyada değerler sisteminin çöktüğü, büyük anlatıların iflas ettiği tarihi dönemeçteyiz. Küresel düzenin derin şekilde sarsıldığı bu dönemde kararlarımızı bu gerçekle, ortak sorumlulukla almalıyız. Tarihin kopuş anlarında en etkili güvenlik, milli birlik içinde ortak iradeye dayanan güvenliktir. Bu hepimizin ahlaki ve vicdani sorumluluğu. Yaşanılan çatışmalar eskinin tam olarak öldüğünü, yeninin ise henüz doğmadığını gösteriyor. Bu da tam olarak kriz durumudur. Her kriz dönemi bir eşiktir.</p>
<p>Küresel örgütler işlevselliğini yitirmiş ve çözüm üretme kabiliyetini kaybetti. Trump ve Netanyahu, zora dayanan hegemonyanın sürdürülemez olduğunu göz ardı etmiş ve hata etmişlerdir. Bu hatalarına devam etmekteler. Söz varlığı tükenmiş ve batılı akıl için yolun sonu görünmüştür. Trump karşıtı yürüyüşler ve savaş karşıtı tartışmalar karşısında, Trump yönetimi gerçeklerle yüzleşmek zorunda kalacaktır.</p>
<p>Geçen 20 yıl içinde ayak seslerini duyduğumuz yeni dünya düzeni, bugün bir kaos olarak karşımıza çıkmakta. Bu kaos, insanlığı etkilemekte, istikrarsızlık dünyayı derinden sarsmakta. Bugünkü dünya durumu, fetret dönemini andırmakta. Geçmişin çatışmacı günlerine götürmektedir. Sıcak çatışmalar her geçen gün daha da derinleşmekte. Savaş 39’uncu gününde de karşılıklı saldırılarla devam etmekte. İran'a karşı yapılan saldırılar her geçen gün can kaybını arıtmakta ve altyapı tahribatını giderek büyütmektedir. Tüm bu çok yönlü baskı ve kuşatma girişimlerine rağmen İran halkının dayanıklılığı dünyanın dikkatini üzerine çekmiştir.</p>
<p>Bu direniş iradesi, uluslararası çevrelerde şaşkınlıkla karşılanmış, başta Trump olmak üzere birçok siyasi aktörün öngörülerini de boşa çıkarmıştır. Özellikle Hürmüz Boğazı odaklı çatışma, dünyada da bir taraftan enerji krizini beslemekte, diğer taraftan da tedarik zincirlerini etkilemekte, her geçen gün bu sorunu karanlık ve belirsiz bir geleceğe doğru sürüklemektedir. Hürmüz Boğazı’nda son haftalarda yaşanan gelişmeler, dar bir geçiş hattına özgü sorundan ziyade, küresel enerji düzeninin ne denli hassas hale geldiğini ortaya koymuştur.</p>
<h4>Komisyon çalışması devlet ciddiyeti içerisinde sonuçlandı</h4>
<p>17 Mayıs 2025 tarihinde, ‘Barış tek kanatlı bir kuş değildir. Bir kanat Öcalan’ın yaptığı çağrı ve gelinen fesih kararıyla kendisini gösterdi. İki, kanadı millet olarak hep birlikte gövdeye getirmeliyiz’ demiştim. Barış, ancak iki kanadın ahenkle çırpılmasıyla, milletin tamamının aynı istikamete yönelmesiyle yükselebilir. O gün ifade ettiğimiz gibi, bu kanatlardan biri; terörün gölgesinde şekillenmiş yapıların fesih kararı ve yapılan çağrılarla kendisini göstermişti. Asıl olan ikinci kanat ise aziz Türk milletinin bizatihi kendisidir gerçeğinden hareketle, milli iradenin merkezi olan TBMM’de yapılan komisyon çalışması büyük bir olgunluk, yüksek bir sorumluluk bilinci ve devlet ciddiyeti içerisinde sonuçlanmıştır.</p>
<p>Bu tablo, milli iradenin tecelligâhı olan gazi Meclis’imizin tarihi sorumluluğunu hakkıyla yerine getirdiğinin de açık bir göstergesidir. Terörsüz Türkiye sürecinde ortaya konan bu güçlü siyasi irade, milletimizi çok yoran bu sorundan kurtulacağımızın da net göstergesi olmaktadır. Zira bu konu günübirlik tartışmaların ötesinde, milletin bekasına, devletin istikbaline ve toplumsal huzurun teminine dair stratejik bir meseledir. Terörsüz Türkiye, doğru zamanda atılan doğru bir adımdır. Tarihi önemde bir dönüm noktasıdır. Akıl, vizyon, emek, sabır ve itinayla, vatan ve millet aşkıyla, devlet – millet dayanışması ile yürütülen hayırlı bir sürecin de ürünü olacaktır.</p>
<p>Terörsüz Türkiye, milletimizin özlemle beklediği bir gelişme, daha müreffeh ve huzurlu bir geleceğin müjdesi, kalıcı barışın, umudun, lider ülke Türkiye’nin habercisidir. Bugün gelinen noktada, yasal düzenlemelerin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne yasa çalışması olarak taşınacak olgunluğa erişmesi memnuniyet vericidir. Dünyanın ve bölgemizin ciddi kırılmalarla, risklerle ve jeopolitik sarsıntılarla karşı karşıya bulunduğu bir dönemde, kendi iç bünyemizin tahkimi, milli birliğimizin güçlendirilmesi ve toplumsal dayanışmanın sağlamlaştırılması, ertelenemez bir zaruret hâlini almıştır.</p>
<h4>Barış, taviz değildir</h4>
<p>Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bu süreçte aldığı inisiyatif, millet adına son derece dikkatli, son derece titiz ve sorumluluk bilinci yüksek bir şekilde yürütülmektedir. Bu tabloyu yakından takip ediyor, yapılan çalışmaları yakından izliyor ve gereken her hassasiyetin gösterilmesini elzem görüyoruz. Bu meselede hiçbir boşluk, hiçbir ihmal ve hiçbir zafiyetin kabulü mümkün değildir. Biz diyoruz ki barış teslimiyet değildir. Barış, taviz değildir. Barış, milletin onurunu koruyarak, devletin gücünü muhafaza ederek sağlanan bir dengedir.</p>
<p>Barış, adaletin, kardeşliğin ve milli varlığın birlikte yükseldiği bir ülküdür. Türkiye Cumhuriyeti, köklü kardeşliğin, güçlü geleceğin, ortak kaderin ve sarsılmaz birlik ruhunun en sağlam teminatıdır. Bu teminat, dün olduğu gibi bugün de dimdik ayaktadır; yarın da ilelebet payidar kalacaktır. Ve ben bir kez daha söylüyorum: Bu aziz milletin birliğini bozmaya, kardeşliğimizi zedelemeye kimsenin gücü yetmeyecektir. Bu ruh yaşadıkça ne fitne kazanacak, ne ihanet galip gelecektir.”</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 07 Apr 2026 11:44:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[COP31’e doğru: Çevre kirliliği, gıda güvencesizliği, eğitim adaleti ve çocuklar]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/yazi/cop31e-dogru-cevre-kirliligi-gida-guvencesizligi-egitim-adaleti-ve-cocuklar-40068</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/yazi/2026/04/07/cop31e-dogru-cevre-kirliligi-gida-guvencesizligi-egitim-adaleti-ve-cocuklar.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/yazi/cop31e-dogru-cevre-kirliligi-gida-guvencesizligi-egitim-adaleti-ve-cocuklar-40068</guid><description><![CDATA[Eğitimde eşitlik, her çocuğa aynı kaynağı (örneğin aynı kitabı veya aynı sürede dersi) sunmakken; eğitimde adalet, her çocuğun potansiyelini gerçekleştirebilmesi için ihtiyaç duyduğu desteği ona sunmaktır. Örneğin, yoksul mahallelerdeki okullara daha fazla bütçe ayrılması veya ücretsiz okul yemeği sağlanması, eğitimde adaleti gözeten bir müdahaledir.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>9-20 Kasım 2026 arasında Antalya’da yapılacak Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’nın (COP31) ana gündem maddeleri arasında, hayatı derinden etkileyen sorunların ne ölçüde yer alacağı ve bunların bir değişime yol açacak şekilde tartışılıp tartışılmayacağı sorusuna olumlu bir yanıt vermek çok zor.</p>
<p>COP31 toplantısı öncesinde, pek çok kentte toplantıya hazırlık kapsamında çevre kirliliği, mülksüzleştirme, yoksulluk ve sağlık gibi halkın gündeminde yer alan meseleleri tartışmak ve bu alanlarda politikalar belirlemek amacıyla inisiyatifler oluşturuldu.</p>
<p>Geçmişte yapılan COP toplantılarında alınan kararların genellikle "yasal olarak bağlayıcılığı olmayan" temenniler düzeyinde kaldığı aşikâr. Bu tür zirvelerin yerel halkların ve kırılgan grupların ihtiyaçlarından ziyade, küresel sermaye odaklı "yeşil ekonomi" politikalarına öncelik verdiği yönünde güçlü eleştiriler de hepimizin malumu. Antalya COP31 sürecinde de benzer bir risk bulunuyor. Bu nedenle sivil inisiyatiflerin akademik verilerle desteklenen gündem oluşturma çabaları, hangi meselelerin daha hayati olduğunu tartışmak ve kamusal bir gündem oluşturabilmek için kritik önem taşıyor.</p>
<p>Son yıllarda çeşitli akademik disiplinlerde ciddi bir tartışma konusu olarak öne çıkan, çocukların gelişim bozucu toksik kimyasal maddelere maruz kalması sorununa dikkat çekerek COP31 toplantısı için yapılan hazırlıklara katkı sunmak istiyorum.</p>
<p>İklim krizinin yıkıcı etkilerini tartışırken; sessiz, derinden ilerleyen ve gelecek nesillerin yaşamını karartan bir başka krizle, yani 'toksik kimyasal kuşatması' ile karşı karşıyayız.</p>
<p>COP31 süreci yaklaşırken çocukların bu kimyasallar karşısındaki biyolojik kırılganlığını, sağlıklı bir yaşam sürme potansiyellerinin aşındırılmasını ve özellikle de bilişsel becerilerindeki gerilemeyi tartışmalarımızın odağına taşımalıyız.</p>
<p>Bu hayati gereklilikten yola çıkarak, çocukların maruz kaldığı sessiz tehdidi somut verilerle ortaya koyan ve çözüm yollarını tartışmaya açan kapsamlı bir çalışma kamuoyuyla paylaşılacak.</p>
<p>Bir Arada Yaşarız Eğitim ve Toplumsal Araştırmalar Vakfı (BAYETAV) bünyesinde hazırlanan “Kurşuna Karşı Bir Öğün: Çocukları Gelişim Bozucu Toksik Maddelerden Korumak ve Eğitim Adaletini Güçlendirmek” başlıklı rapor, 13 Nisan Pazartesi saat 13.00’te bianet İstanbul ofisinde kamuoyuyla paylaşılacak.</p>
<p>BAYETAV tarafından hazırlanan rapor, kurşun maruziyeti odağında, gelişim bozucu toksik kimyasal maddelerin sadece teknik bir çevre sorunu değil yoksulluk, gıda güvencesizliği ve yapısal adaletsizliklerin bir yansıması olduğunu bilimsel verilerle ortaya koyuyor.</p>
<p>Rapor, çeşitli çözüm önerilerinin yanı sıra yoksulluk ve gıda güvencesizliği kıskacındaki çocuklarda toksik kimyasal maruziyetini azaltıcı bir kamusal önlem olarak ücretsiz okul yemeği programlarını da ele alıyor.</p>
<p>Çevre kirliliği ve gıda güvencesizliği, çocukların yalnızca fiziksel sağlığını etkilemekle kalmıyor; bilişsel gelişimlerini ve akademik başarılarını da doğrudan baltalayarak eğitim haklarını, eğitimde eşitliği ve adaleti sistematik biçimde aşındırıyor.</p>
<p>Eğitimde eşitlik, her çocuğa aynı kaynağı (örneğin aynı kitabı veya aynı sürede dersi) sunmakken; eğitimde adalet, her çocuğun potansiyelini gerçekleştirebilmesi için ihtiyaç duyduğu desteği ona sunmaktır. Örneğin, yoksul mahallelerdeki okullara daha fazla bütçe ayrılması veya ücretsiz okul yemeği sağlanması, eğitimde adaleti gözeten bir müdahaledir.</p>
<p>Sistemin bu 'ihtiyaç' farklarını görmezden gelerek herkese aynı kalıbı dayatması, sosyolojik düzlemde eşitsizliğin yeniden üretilmesine hizmet eder.</p>
<p>Pierre Bourdieu, eğitim sistemini tarafsız değil, üst sınıfların "kültürel sermayesini" (dil kullanımı, genel kültür, alışkanlıklar) ödüllendiren bir yapı olarak niteler. Ailesinden akademik başarıya elverişli maddi, dilsel ve kültürel birikimi alarak gelen bir çocuğun, bu birikime sahip olmayan bir çocuk karşısında okulun ilk gününden itibaren avantajlı olduğunu; eğitim sisteminin de bu farkı kapatmak yerine, bunu "doğuştan gelen yetenek" olarak kodlayarak eşitsizliği meşrulaştırdığını dile getirir.</p>
<p>Yıllar önce yapılmış bu önemli tespite, günümüz koşullarını dikkate alarak, çocukların yaşadığı toksik çevrenin eğitim adaletsizliğinde oynadığı önemli rolü de eklemek gerekir.</p>
<p>Halk sağlığı bakış açısından çevre, bedenimiz dışında kalan her şeydir.</p>
<p>Yediğimiz gıdalar, soluduğumuz hava, içtiğimiz su, temas ettiğimiz ortam, ev ve iş koşulları, yaşadığımız mahalle, kent… Bunların tümü bedenimizi saran çevreyi oluşturur.</p>
<p>Yaşadığımız çevrenin ne ölçüde kirletildiği, aşındırıldığı ya da tahrip edildiği ile eğitim adaleti arasında sıkı bağlantılar vardır.</p>
<p>Çevre kirliliği, aynı zamanda bir eğitim adaletsizliği sorunudur.</p>
<p>Kirli bir çevre, insan sağlığı için tehdit oluşturan çeşitli toksik kimyasal maddeler içerir.</p>
<p>Bu kimyasal maddelerden en büyük zararı çocuklar görür.</p>
<p>Çocuklar, anne karnında başlayıp ergenlik çağının sonlarına kadar uzanan, yani büyüme ve gelişmenin, özellikle de nörolojik gelişimin en dinamik olduğu zaman diliminde, çevresel toksik kimyasallara karşı son derece hassastır.</p>
<p>Çocukların metabolizmaları toksik kimyasal maddeleri zararsız hale getirme açısından yetişkinlerden farklı çalışır; örneğin, bünyelerine giren toksik kimyasal maddeleri vücutlarından daha uzun sürede atabilirler.</p>
<p>Toksik kimyasallar, çocukların sindirim sisteminden yetişkinlere kıyasla daha fazla emilir.</p>
<p>Birim zamanda daha fazla soluk alıp verdikleri için havadaki kirleticilere yetişkinlerden daha fazla maruz kalırlar.</p>
<p>Küçük çocukların ellerine geçen nesneleri doğal bir davranış kalıbı olarak ağızlarına götürmesi, o nesnelerde bulunabilecek toksik kimyasallara daha fazla maruz kalmalarına yol açar.</p>
<p>Bu örnekleri çoğaltmak mümkün ama basitçe şu söylenebilir: Çocuklar küçük yetişkinler değildir; toksik kimyasal maddeler fiziksel ve zihinsel gelişimlerine yetişkinlere kıyasla çok daha fazla ve kalıcı olabilen zararlar verir. Özellikle nörolojik gelişime zarar veren toksik kimyasal maddeler, yol açtığı sorunlarla çocukların eğitim başarısı ciddi şekilde geriletebilir.</p>
<p>Örneğin, kurşun gibi ağır metallere maruz kalmak çocuklarda nöronal bağlantıların sağlıklı biçimde kurulmasını engeller.</p>
<p>Düşük dozlarda kurşun maruziyeti bile; dikkat eksikliği, konsantrasyon bozukluğu, hiperaktivite, dürtüsellik ve IQ puanlarında düşüşle sıkı bir şekilde ilişkilendirilmiştir.</p>
<p>Toksik kimyasal maruziyetinin yol açtığı ya da şiddetlendirdiği bu bilişsel gerileme, çocuğu okul ortamında akranlarına göre dezavantajlı bir konuma iter.</p>
<p>Çevre kirliliği ve gıda güvencesizliği bir toplumda rastgele dağılmaz; çocukların gelişim bozucu toksik kimyasal maddelere maruz kalması da tesadüf değildir. Bu sorunlar genellikle yoksul mahallelerde ve sanayi bölgelerine yakın yerleşimlerde yoğunlaşır.</p>
<p>Bu bağlamda, çocukların gelişimini tehdit eden bu toksik maruziyeti sonlandırmak sadece bir halk sağlığı meselesi değil; her çocuğun zihinsel potansiyelini korumayı hedefleyen, sınıfsal uçurumları reddeden ve en temelinde 'bilişsel adaleti' tesis etmeyi amaçlayan bir hak mücadelesidir. Bu mücadelenin çerçevesi ya da bileşenleri de epeyce geniştir, bir toplumda hak mücadelesi veren her yurttaşı ve örgütü yakından ilgilendirir.</p>
<p>Dile getirdiğim bu sorun yumağını çözebilecek, hayata geçirilmesi mümkün pek çok kamusal çözüm mevcuttur. Örneğin, okullarda sunulan ücretsiz ve nitelikli bir öğün yemek sadece açlığı gidermekle kalmaz; aynı zamanda kurşun gibi çevresel toksik maddelerin vücut tarafından emilimini zorlaştıran biyolojik bir kalkan işlevi görür.</p>
<p>Ülkemizde, gelişimin en dinamik olduğu 0-14 yaş aralığında en az 18 milyon çocuk yaşıyor.</p>
<p>Onların yaşamları için kritik önem taşıyan, geleceklerini riske sokan gelişim bozucu toksik kimyasal madde maruziyeti sorununu kamusal tartışmaya açmak; bu konudaki sessizliği, görmezden gelme ya da görememe halini kırmak, meseleye kapsamlı çözüm getirecek kamusal bir politika oluşturmak gerekiyor.</p>
<p>Ama önce bir tartışma başlatmalıyız…</p>
<div class="box-15">
<p><span style="font-size: 18pt;"><strong><span style="color: rgb(22, 145, 121);">DUYURU</span></strong></span></p>
<p>BAYETAV’ın <strong>“</strong>Kurşuna Karşı Bir Öğün: Çocukları Gelişim Bozucu Toksik Maddelerden Korumak ve Eğitim Adaletini Güçlendirmek” raporu, 13 Nisan’da bianet İstanbul ofisinde Atölye Bia’da, saat 13.00’te Bülent Şık tarafından yapılacak bir <a href="https://bianet.org/haber/bayetav-kursuna-karsi-bir-ogun-raporunu-tanitacak-318401" target="_blank" rel="noopener">basın açıklaması</a> ve bilgilendirme sunumuyla kamuoyuna sunulacak.  </p>
<p>15 Nisan’da İstanbul Postane’de, Adil Gıda Topluluğu ile birlikte, raporun içeriğinin ve COP31 süreciyle ilişkilerinin ele alınacağı yüz yüze bir eğitim/söyleşi çalışması yapılacak.</p>
<p>16 ve 18 Nisan tarihlerinde ise, biri hafta içi diğeri hafta sonu olmak üzere, bianet’te yüz yüze ve daha kapsamlı iki eğitim/söyleşi <a href="https://bianet.org/haber/cop31e-dogru-cocuk-haklari-toksik-maruziyet-sifir-kursun-ve-egitim-adaleti-atolyesi-318310" target="_blank" rel="noopener">çalışması</a> daha gerçekleştirilecek.</p>
<p>Çalışmalar, Bülent Şık, Bircan Yalçın ve Sevgi Artuç tarafından gerçekleştirilecek.</p>
<p>Her üç etkinliğin temel çerçevesini; COP31 süreci, gelişim bozucu toksik kimyasal maddeler, gıda güvencesizliği, yoksulluk, bakım emeği, çocuk sağlığı ve eğitim adaleti oluşturacak. Elbette çözümleri de konuşacağız.</p>
<p>Bu eğitim çalışmaları, sivil toplumun COP31 sürecinde yürüteceği savunuculuk faaliyetlerine çocuk hakları odaklı bilimsel bir argüman sağlamak ve medyanın bu “sessiz şiddeti” görünür kılmasına destek olmak amacıyla düzenleniyor.</p>
<p>İlgilileri basın açıklamasına ve düzenlenen çalışmalara bekliyoruz.</p>
</div>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 07 Apr 2026 11:40:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Üsküdar Belediyesi'ne operasyon: 20 kişi gözaltına alındı]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/uskudar-belediyesi-ne-operasyon-20-kisi-gozaltina-alindi-40066</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/04/07/uskudar-belediyesi-ne-operasyon-20-kisi-gozaltina-alindi.webp'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/uskudar-belediyesi-ne-operasyon-20-kisi-gozaltina-alindi-40066</guid><description><![CDATA[İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı operasyon kapsamında Üsküdar Belediyesi’ne yönelik “yapı ruhsatı ve iskan süreçlerinde rüşvet ve usulsüzlük” iddialarıyla operasyon düzenlendi, 20 kişi gözaltına alındı. Belediye Başkanı Sinem Dedetaş yaptığı ilk açıklamada "Hiçbir hizmet cezasız kalmıyor" dedi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>CHP'li belediyelere yönelik operasyonlar sürüyor.</p>
<p>Bu sabah,  İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında Üsküdar Belediyesi’ne yönelik “yapı ruhsatı ve iskan süreçlerinde rüşvet ve usulsüzlük” iddialarıyla operasyon düzenlendi. Operasyonda belediye yöneticileri ve müteahhitlerin de aralarında olduğu 20 kişi gözaltına alındı.</p>
<p>İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Özel Soruşturma Bürosu koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'nce yapılan çalışmalar neticesinde, Üsküdar Belediyesi'nde yapı ruhsatı ve iskan ruhsatı sürecindeki usulsüzlük ve rüşvet iddialarına ilişkin İstanbul ve Yalova'da toplam 30 adrese operasyon düzenlendi. Operasyonda İstanbul'da 19 şüpheli ve Yalova'da 1 şüpheli olmak üzere 20 kişi gözaltına alındı.</p>
<h3>Başsavcılıktan açıklama</h3>
<p>Soruşturmaya ilişkin İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı da bir açıklama yaptı. Soruşturmanın Özel Soruşturma Bürosu koordinesinde İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'nce yapılan çalışmalar neticesinde yürütüldüğü belirtildi. Açıklamada, gözaltına alınan isimlerle ilgili bir dizi yapı ve iskan ruhsatı konusunda suçlamalara yer verildi. "Kent A.Ş. ve Üsküdar Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğü arasında kripto ve kapalı devre iletişim ağı olan mail içeriğindeki excel listesinde ada parsellerin bulunduğu her bir satırın karşısına mavi, kırmızı, yeşil ve turuncu olacak şekilde renklendirme yapıldığı..." ibarelerinın de bulunduğu açıklamada, gözaltı ve arama işlemine ilişkin ise şu bölüm yer aldı:</p>
<p>"Üsküdar Belediyesi'nde yapı ruhsatı ve iskan ruhsatı verilmesindeki belirtilen usulsüzlüklere ilişkin rüşvet suçu teşkil edecek eylemlere istinaden İstanbul (19) ve Yalova (1) olmak üzere 2 ilde toplamda 30 adreste 07 Nisan 2026 tarihinde eş zamanlı arama, elkoyma ve gözaltı işlemi gerçekleştirilmiş olup, bu kapsamda toplamda 20 şüpheli şahıs yakalanarak gözaltına alınmış ve çok sayıda dijital materyale el konulmuştur. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığımızca tüm suç türlerinde olduğu gibi Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar ile mücadele amacıyla yürütülen soruşturmalar titizlikle ve kararlılıkla devam edecektir."</p>
<h4>Sinem Dedetaş: Hiçbir hizmet cezasız kalmıyor</h4>
<p>Öte yandan gazeteci İsmail Saymaz, Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş ile sabah saatlerinde görüştüğünü belirterek, belediye başkanının soruşturmadan saat 07.30 sıralarında haberdar olduğunu aktardı. Görüşme sırasında Dedetaş’ın belediyeye gitmekte olduğu ifade edildi. </p>
<p>Saymaz'a konuşan Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş yaptığı ilk açıklamada "Hiçbir hizmet cezasız kalmıyor" ifadelerini kullandı. Dedetaş, “Biz göreve geldiğimizde imar ve ruhsat işleri belediyenin tepe kadrosu tarafından idare ediliyordu. Biz bunu yeniden düzenledik ve kesin bir kural olarak herhangi bir imar ya da yapı ruhsatı işlemine ilişkin bağış ya da katkı alınması gibi bir talebi bütünüyle yasakladık. Dolayısıyla bu yönde ne bir talep söz konusu, ne bir bağış alımı söz konusu, ne de herhangi bir katkı talebi söz konusu. Bunların hepsi belediyemizde yasaklanmıştı” dedi.</p>
<div class="box-12">CHP’nin 31 Mart 2024’te kazandığı 32 il belediyesinden altısına operasyon düzenlendi, belediye başkanları gözaltına alındı veya tutuklandı. İstanbul’da CHP’nin kazandığı 26 ilçe belediyesinin 11’inde belediye başkanı tutuklandı, ikisine kayyum atandı, üç belediye ise AKP’ye geçti.</div>
<p>Kaynaklar: Ajanslar</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 07 Apr 2026 10:16:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[İnan Güney’in dosyası İBB davasıyla birleştirildi]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/inan-guneyin-dosyasi-ibb-davasiyla-birlestirildi-40065</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/upload/Agos/Images/inan guney.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/inan-guneyin-dosyasi-ibb-davasiyla-birlestirildi-40065</guid><description><![CDATA[İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi, tutuklu Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney hakkında hazırlanan iddianamenin, İBB davasıyla birleştirilmesine karar verdi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney hakkında hazırlanan iddianame, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik açılan dava dosyasıyla birleştirildi.</p>
<p>Yaklaşık yedi aydır tutuklu bulunan Güney’e ilişkin iddianamede, dosyanın İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik “yolsuzluk” davasıyla birleştirilmesi talep edilmişti.</p>
<p>İddianamede, Ekrem İmamoğlu’nun “örgüt yöneticisi” olmakla suçlandığı İBB davasına atıfta bulunulurken, İBB soruşturmasındaki bazı eylemler de dosyaya dayanak gösterilmişti.</p>
<p>İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney’e ilişkin dosyanın İBB dosyasıyla birleştirilmesine karar verdi. Bu kararla birlikte, Güney de Silivri’de görülen İBB davasının duruşmalarında, tutuklu sanıklar arasında yer alacak.</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 07 Apr 2026 10:06:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA["Ödülü Agos’a 30 yıldır emek veren herkes adına alıyorum"]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/odulu-agosa-30-yildir-emek-veren-herkes-adina-aliyorum-40064</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/04/06/odulu-agosa-30-yildir-emek-veren-herkes-adina-aliyorum.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/odulu-agosa-30-yildir-emek-veren-herkes-adina-aliyorum-40064</guid><description><![CDATA[Çağdaş Gazeteciler Derneği tarafından ÇGD Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Ödülü'ne layık görülen Agos'tan Burcu Karakaş, ödül konuşmasında "Bu sene Uğur Mumcu adına verilen bu ödül, Hrant Dink ve arkadaşlarının kurduğu Agos'a geldi. Yalnızca bu cümle bile bugün tek başına çok şey söylüyor" dedi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Çağdaş Gazeteciler Derneği'inin (ÇGD), daha önce açıkladığı 2025 Yılı Başarılı Gazeteciler Ödülleri, bu gece Ankara'da Çankaya Belediyesi Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi'nde yapılan bir törenle sahiplerini buldu. </p>
<p>Agos'ta yayınlanan "<a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/turkiyeye-getirilen-ukraynali-yetimlere-yonelik-ihmal-ve-istismar-zinciri-36475" target="_blank" rel="noopener">Türkiye’ye getirilen Ukraynalı yetimlere yönelik ihmal ve istismar zinciri</a>" başlıklı araştırma haberi nedeniyle ÇGD Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Ödülü'ne layık görülen Agos gazetesinden Burcu Karakaş, Anna Babinets ve Yanina Korniienko'nu ödülü gazeteci Burcu Karakaş aldı. </p>
<h4>Mumcu'nun ödülü, Dink'in kurduğu Agos'a</h4>
<p>Ödül töreninde konuşan Karakaş, ödülünü 5 Nisan'da 30. yaşını kutlayan Agos'a emek verenler adına aldı. Karakaş, konuşmasında şunları söyledi: </p>
<p>"Bu sene Uğur Mumcu adına verilen bu ödül, Hrant Dink ve arkadaşlarının kurduğu Agos'a geldi. Yalnızca bu cümle bile bugün tek başına çok şey söylüyor. Ben ikisini de sevgi ve hasretle anıyorum. Geçen sene Uğur Mumcu ödülünü alanlardan biri İsmail Arı’ydı. İsmail Arı şu anda içeride. En yakın zamanda, İsmail Arı’nın, Alican Uludağ’ın, Pınar Gayıb’ın, Merdan Yanardağ’ın ve diğer tüm gazeteci arkadaşlarımızın aramıza geri dönmesini bekliyoruz. Gelecek seni Hrant Dink öldürüleli, 20 sene olacak. İki gün önce de biz Agos’un 30. yaşını kutladık. Birçok kişinin aslında altı ay ömür biçtiği Agos, 30. yılına girdi ve Agos'a daha nice yıllara diyorum. Ben bu ödülü Agos’a 30 yıldır emek veren herkes adına alıyorum."</p>
<p>Burcu Karakaş, Anna Babinets ve Yanina Korniienko'nun "<a href="https://www.agos.com.tr/tr/haber/turkiyeye-getirilen-ukraynali-yetimlere-yonelik-ihmal-ve-istismar-zinciri-36475" target="_blank" rel="noopener">Türkiye’ye getirilen Ukraynalı yetimlere yönelik ihmal ve istismar zinciri</a>" başlıklı araştırma haberi hem Türkiye'de hem de uluslararası alanda ses getirmişti. Söz konusu haberde, Rusya-Ukrayna savaşı sürecinde "Savaşsız Çocukluk Projesi" kapsamında Antalya’ya getirilen 510 yetim çocuğun durumuna odaklanıldı ve resmi raporlara yansıyan psikolojik ve cinsel istismar vakaları kayıt altına alınarak kamuoyuna aktarıldı.</p>
<h4>2025 Yılı Başarılı Gazeteciler Ödülleri</h4>
<p>ÇGD'nin 2025 Yılı Başarılı Gazeteciler Ödülleri bu yıl şöyle sıralandı:</p>
<p><strong>Haber Ödülü</strong>'nü "Emeklilerin evi artık ucuz otel odaları!" haberiyle Mine Şenocaklı ve Efekan Akyüz</p>
<p><strong>Mustafa Ekmekçi Haber Ödülü</strong>'nü istismar iddialarını konu alan haberleriyle Can Öztürk ve Fundanur Öztürk</p>
<p><strong>Rafet Genç Haber Ödülü'</strong>nü ayrımcı resmi talimatları ortaya çıkaran haberiyle Oğulcan Özgenç</p>
<p><strong>Behzat Miser Haber Ödülü'</strong>nü Anıtkabir'deki arama anlarını belgeleyen haberleriyle Melis Yıldırım, Batuhan Dükel, Eylem Ladin Değer ve Cemal Berk Aytekin</p>
<p><strong>TV Haber Ödülü</strong>'nü karakolda darp iddialarını işleyen haberleriyle Cengiz Karagöz</p>
<p><strong>Röportaj Ödülü</strong>'nü "Vicdan da askıya alındı" başlıklı çalışmasıyla Furkan Karabay</p>
<p><strong>Yerel Haber Ödülü'</strong>nü Fethiye'deki imar planı ihlallerini konu alan haberiyle Burak Necip Başar</p>
<p><strong>İnceleme Araştırma Ödülü</strong>'nü "Yeni Nesil Çeteler" kitabıyla Sadık Güleç ve Osman Çaklı</p>
<p><strong>Mahmut Tali Öngören Belgesel Ödülü</strong>'nü "Vatanda İşkence" belgeseliyle Tunca Öğreten ve Murat Baykara</p>
<p><strong>İzzet Kezer Haber Fotoğraf Ödülü</strong>'nü 19 Mart protestolarındaki karesiyle Ümit Bektaş</p>
<p><strong>Sayfa Tasarımı Ödülü</strong>'nü "Bugün sayfa hazırlamaya vakit yok" tasarımıyla Kardelen Tatar Sinecan</p>
<p><strong>Karikatür Ödülü</strong>'nü muzir.org'daki çalışmalarıyla Muzır Neşriyat ve Dayanışma Ödülü'nü ise Tele1 aldı.</p>]]></content:encoded><pubDate>Mon, 06 Apr 2026 22:14:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[İki yılda kaç CHP'li belediye başkanı tutuklandı, kaçı görevden alındı?]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/iki-yilda-kac-chp-li-belediye-baskani-tutuklandi-kaci-gorevden-alindi-40063</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/04/06/iki-yilda-kac-chp-li-belediye-baskani-tutuklandi-kaci-gorevden-alindi.webp'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/iki-yilda-kac-chp-li-belediye-baskani-tutuklandi-kaci-gorevden-alindi-40063</guid><description><![CDATA[31 Mart 2024 yerel seçimlerinden bu yana, il ve ilçe düzeyinde toplam 22 CHP’li belediye başkanı hakkında tutuklama kararı verildi, çoğu tutuklanıp görevden uzaklaştırıldı. Üçünün yerine kayyım atandı, kiminin yerine ise belediye meclisince vekil seçildi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>31 Mart 2024 yerel seçimlerinin ardından geçen iki yıllık süreçte (Mart 2024 – Mart 2026), CHP’li belediyelere yönelik adli ve idari kararlar Türkiye siyasetinin en yoğun gündem başlıklarından biri oldu.</p>
<p>Son olarak Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım ve Bursa Belediye Başkanı Mustafa Bozbey tutuklanıp görevden uzaklaştırıldı.</p>
<p>Süreçte il ve ilçe düzeyinde toplam 22 CHP’li belediye başkanı hakkında tutuklama kararı verildi, çoğu tutuklanıp görevden uzaklaştırıldı. Üçünün yerine kayyım atandı, kiminin yerine ise belediye meclisince vekil seçildi.</p>
<h4>Büyükşehir ve il belediye başkanları</h4>
<p> <img src="https://static.agos.com.tr/2026/04/ekran-goruntusu-2026-04-06-172327.jpg" alt=""></p>
<h4>İstanbul ilçe belediye başkanları</h4>
<p>İstanbul’da özellikle<strong> </strong>‘eş zamanlı operasyonlar’ olarak tanımlanan süreçte, çok sayıda ilçe başkanı görevden uzaklaştırıldı.</p>
<ul>
<li><strong>Ahmet Özer (Esenyurt):</strong> 30 Ekim 2024’te <strong>‘PKK/KCK terör örgütü üyeliği’ </strong>suçlamasıyla tutuklandı. Görevden uzaklaştırıldı. Kayyım atandı. 8,5 aylık tutukluğun ardından 14 Temmuz 2025’te tahliye edildi. Ocak 2026’da altı yıl üç ay hapis cezası aldı.</li>
<li><strong>Resul Emrah Şahan (Şişli):</strong> 23 Mart 2025’te <strong>‘terör örgütüne yardım’</strong> suçlamasıyla tutuklandı. Görevden uzaklaştırıldı. Kayyım atandı. Halâ tutuklu.</li>
<li><strong>Rıza Akpolat (Beşiktaş):</strong> Ocak 2025’te <strong>‘rüşvet’ </strong>ve <strong>‘suç örgütü üyeliği’</strong> suçlamasıyla tutuklanarak görevden uzaklaştırıldı. Halâ tutuklu.</li>
<li><strong>Alaattin Köseler (Beykoz):</strong> 4 Mart 2025’te <strong>‘ihaleye fesat’</strong> ve <strong>‘suç örgütü üyeliği’</strong> suçlamasıyla tutuklandı. 5 Eylül 2025’te tahliye edildi, itiraz üzerine bir gün sonra yeniden tutuklandı. Halâ tutuklu.</li>
<li><strong>M. Murat Çalık (Beylikdüzü):</strong> 23 Mart 2025’te <strong>‘ihaleye fesat’ </strong>ve <strong>‘rüşvet’ </strong>suçlamasıyla tutuklandı. Halâ tutuklu.</li>
<li><strong>Hasan Akgün (Büyükçekmece):</strong> Haziran 2025’te <strong>‘rüşvet’ </strong>ve <strong>‘irtikap’</strong> (görevi kötüye kullanarak para toplama) suçlamasıyla tutuklandı. Halâ tutuklu.</li>
<li><strong>Utku Caner Çaykara (Avcılar):</strong> Haziran 2025’te <strong>‘irtikap’</strong> suçlamasıyla tutuklandı. Halâ tutuklu.</li>
<li><strong>Hakan Bahçetepe (Gaziosmanpaşa):</strong> Haziran 2025’te <strong>‘rüşvet’</strong> suçlamasıyla tutuklandı. Halâ tutuklu.</li>
<li><strong>Hasan Mutlu (Bayrampaşa):</strong> 16 Eylül 2025’te <strong>‘mali usulsüzlük’ </strong>suçlamasıyla 25 belediye çalışanıyla birlikte tutuklandı. Halâ tutuklu.</li>
<li><strong>İnan Güney (Beyoğlu):</strong> Ağustos 2025’te <strong>‘mali yolsuzluk’</strong> suçlamasıyla tutuklandı. Halâ tutuklu.</li>
<li><strong>Özgür Kabadayı (Şile):</strong> Temmuz 2025’te <strong>‘imar yolsuzluğu’ </strong>suçlamasıyla tutuklandı. Halâ tutuklu.</li>
</ul>
<h4>Diğer ilçe belediye başkanları</h4>
<ul>
<li><strong>Kadir Aydar (Ceyhan – Adana):</strong> Haziran 2025’te <strong>‘rüşvet’ </strong>ve <strong>‘irtikap’</strong> suçlamasıyla tutuklandı. Halâ tutuklu.</li>
<li><strong>Oya Tekin (Seyhan – Adana):</strong> Haziran 2025’te<strong>‘görevi kötüye kullanma’</strong> ve <strong>‘irtikap’</strong> suçlamasıyla tutuklandı. Halâ tutuklu.</li>
<li><strong>Niyazi Nefi Kara (Manavgat – Antalya):</strong> Temmuz 2025’te <strong>‘mali usulsüzlük’</strong> suçlamasıyla tutuklandı. Halâ tutuklu.</li>
<li><strong>Ömer Günel (Kuşadası – Aydın):</strong> 16 Mart 2026’da <strong>‘rüşvet’ </strong>ve <strong>‘irtikap’</strong> suçlamasıyla tutuklandı. Halâ tutuklu.</li>
<li><strong>Mustafa Sarıgül (Ovacık – Tunceli):</strong> 22 Kasım 2024’te <strong>‘PKK/KCK silahlı terör örgütüne üye olma’</strong> suçlamasıyla tutuklanarak görevden uzaklaştırıldı. Yerine kayyım atandı. Halâ tutuklu.</li>
</ul>
<p><em>Kaynak: <a href="https://www.diken.com.tr/son-iki-yilda-kac-chpli-belediye-baskani-tutuklandi-kaci-gorevden-alindi/" target="_blank" rel="nofollow noopener">Diken</a></em></p>]]></content:encoded><pubDate>Mon, 06 Apr 2026 17:19:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[İki öğretmene methiye]]></title><link>https://www.agos.com.tr/tr/haber/iki-ogretmene-methiye-40062</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.agos.com.tr/haber/2026/04/06/iki-ogretmene-methiye.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://www.agos.com.tr/tr/haber/iki-ogretmene-methiye-40062</guid><description><![CDATA[Fotoğrafçı Berge Arabian, Agos'un kültür sanat sayfalarında kaleme aldığı 'lensler konuşabilseydi' başlıklı köşesinde, çektiği fotoğrafların hikâyelerini anlatıyor. Bu hafta Lübnan'da öğrenciyken tanıştığı öğretmenleri Baron Harut ve Baron Garo'yu yazıyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>“‘Satır aralarını okumak’ ne demektir, biliyor musunuz?” Cebir öğretmenimiz Baron Harut, bir sabah derse bu soruyla başladı. Kimya, fizik ve weometri derslerimize de o girerdi; onun bu tür ısınma sorularına alışkındık. Bir soruyla yola çıkıp, oradan sonuçlara vararak öğretme yöntemi hoşuma giderdi. ‘Satır araları’ sorusuna kimseden cevap gelmeyince, “Her zaman satır aralarını okumanız gerekir, yoksa hakikati asla bulamazsınız; olgusal gerçekler faydasız kalır” dedi. Ardından, yeni okuduğu bir gazete haberinden söz etti. Haberde, ABD’deki işsizlik oranının yüzde 6 civarında olduğu belirtiliyor, oranın sanayileşmiş birçok diğer ülkeye kıyasla düşük olmasından övünçle söz ediliyormuş. Baron Harut, ABD nüfusunun 200 milyon olduğunu, bu verinin ülkede 12 milyon kişinin işsiz olduğu anlamına geldiğini söyledikten sonra şöyle dedi: “Düşünün, Lübnan nüfusunun dört katı kadar insan işsiz. Ne büyük bir trajedi... İşte, ‘satır aralarını okumak’ derken kastettiğim bu. Okumakla yetinmeyin, analiz etmeyi öğrenin.”</p>
<p>Sene 1971 ya da 1972 olmalı. 1966’da, orta ikinci sınıfta Beyrut Yepremyan Okulu’na başlamıştım. Ben beşinci ya da altıncı sınıftayken okula yeni bir öğretmen ekibi geldi. Hepsi genç üniversite öğrencileriydi. Ders işleme yöntemleri o zaman dek gördüklerimizden farklıydı ve çok daha ilginçti. Eski kuşak öğretmenler kadar sert davranmıyorlardı; sabırlılardı ve her şeyden önemlisi, hiç ukala değillerdi. Dersleri çok zevkli geçerdi. Hatta, okul dışında da arkadaşlık ediyorduk. O dönem için pek alışıldık bir durum değildi bu ama bir yandan da, bizden sadece birkaç yaş büyüklerdi. Birbirlerini tanıyorlardı; bazen içlerinden biriyle bir kültürel etkinliğe gittiğimizde diğerleriyle de karşılaşıyorduk. Anlatayım...</p>
<p>70’li yılların başlarında, ben 14-15 yaşlarındayken Beyrut’ta hayat değişiyor gibiydi. Bunca yıl sonra dönüp o döneme baktığımda, yeni bir kültürel ve siyasi hareketin işaretlerini görüyorum. Belki de değişim çok daha önceleri başlamıştı da, ben ancak ilk gençlik yıllarımı geride bırakırken fark edebilmiştim olan biteni. Her alanda yeni bir soluk hissediliyor, her şey farklı bir ümitle yapılıyordu. Genç öğretmenlerimizin yenilikçi pedagojik yaklaşımları bir yana, tiyatroda, müzikte ve süreli yayınlarda da yeni bir hareket vardı, özellikle de şehrin Ermeni toplumu içinde. ‘Kilise - okul - Taşnak kulübü’ üçlüsü güç kaybediyordu. Benim gibi, izcilik yapan, ayinlerde görev alan, gençlik kulübüne üye olan çocuklar, artık sözünü ettiğim öğretmenlerin etkisi altındaydı. Yepyeni, avangart bir solcu gençlik yetişiyordu. Örneğin, o zamana dek Hamazkayin Derneği’nin ve okulların tiyatro oyunlarını izliyor, beğeniyorduk ama artık, Ermeni tiyatrosunu modernleştiren Berc Fazlıyan ve arkadaşları vardı. ‘Sacco ve Vanzetti’, ‘Joe Hill’ gibi filmler, bize James Bond ve Django filmlerinden daha anlamlı geliyordu artık.</p>
<p>Yeni öğretmenlerin bazıları, eskilere kıyasla çok daha yaratıcıydı. Bunlardan biri de Baron Garo’ydu. O zamanlar bir Ermeni okulunda bütün bir eğitim yılı boyunca tek bir ders kitabı kullanmadan ders anlatmayı kimse hayal bile edemeyecekken, o bunu yapmıştı. Ermeni Edebiyatı hocamızdı. Her defasında, bize dağıtmak için getirdiği tomar tomar ders notlarını taşımaktan, belki hazırladığı ‘sürpriz’i sunacak olmanın da heyecanıyla, nefes nefese kalmış hâlde girerdi sınıfa. Gerçekten de sürprizlerle dolu olurdu o kâğıtlar – pek aşina olmadığımız edebiyatçılar, sadece tanınmış eserlerini bildiğimiz ünlü yazarların hiç okumadığımız öyküleri, edebiyatımızın gizli cevherleri... Baron Garo o öyküleri ve ders notlarını teksir makinesinde çoğaltırdı, bu yüzden ellerinde hep mavi lekeler olurdu. Tüm bunların kaynağı, özellikle de haklarında neredeyse hiçbir şey bilmediğimiz Sovyet Ermenistanı’ndaki yazarlara dair bilgiler, büyük ölçüde kendi kütüphanesiydi sanırım. Okul yönetimine, ders kitabı kullanmadan yürütülecek bir müfredat programını nasıl kabul ettirebilmişti acaba? Derslerini çok sever, iple çekerdim. Ermenice edebiyata âşık etmişti beni.</p>
<p>Lübnan’dan Kanada’ya taşınmamızdan hemen önce, böyle heyecan dolu bir döneme adım atmış, çok erken bir yaşta yetişkin birine dönüşmeye başlamıştım. Üstelik, kimse masumiyetimi elimden almaya çalışmıyordu; tam tersine, tanıştığım insanlar, yeni öğretmenlerim ve onların arkadaş çevreleri, karanlık bir tünelin ucundaki ışığa doğru ilerleyebilmem için bana rehberlik ediyorlardı. Onun hikâyesini de bir dahaki sefere anlatayım.</p>
<p style="text-align: right;"><em>İngilizceden çeviren: Altuğ Yılmaz</em></p>]]></content:encoded><pubDate>Mon, 06 Apr 2026 16:17:00 +0300</pubDate></item></channel></rss>