Dönemin Ermeni basınında 1894 Büyük İstanbul Depremi (2)
Dönemin Ermeni gazetelerinden 1894 depremiyle ilgili bölümleri okur ve tercüme ederken zorlandığımı söylemeliyim. Zorlanmam tercüme ile ilgili değil. O kadar çok ve çeşitli, detaylı haber, bilgi ve en önemlisi o kadar büyük maddi ve manevi acı var ki hangisine yer vereceğime şaşırdım.
Ermenice gazetelerin beni etkileyen başlıklarından biri “Yürek Yakan Görüntüler”, diğeri ise “Kurbanlar” oldu. Bu ara başlıkların içeriği ile ilgili fazla bir şey aktarmayacağım. Sadece 2023 yılında Kahramanmaraş, Hatay, Adıyaman, Gaziantep, Malatya, Kilis, Diyarbakır, Adana, Osmaniye, Şanlıurfa ve Elazığ’da gözümüzün önünde gerçekleşen, tüm uyarılara rağmen önlem alınmayan depremlerin görüntülerini hatırlamanız yeterli olacaktır.
Vuku Bulan Büyük Hareket-i Arz’a Ait Albümler”
Acaba 1894 depremi sokağa, evlere, işyerlerine, okullara nasıl yansıdı, insanların duyguları, endişeleri, korkuları neydi? Deprem gerçeklemiş, sarsıntılar devam ederken binlerce insan nerelerde gecelemiş, ne yemiş ne içmiş, acil ihtiyaçlarını nasıl karşılamıştı? Yıkıntılar arasında nasıl bir ruh dünyasına sahiptiler? Bunları ancak canlı bir kayıt olsaydı anlayabilir, içimizde hissedebilirdik. 1894 depremini yaşamadık ama, son yıllarda ardarda gerçekleşen depremlerinin acılarını bir film şeridi gibi izledik. 1894 depreminin herhangi bir görüntülü kaydına ulaşamadım. Ancak dönemin basın yayın dünyası, yazar ve çizerleri günü gününe, kent kent, sokak sokak, mahalle mahalle gezerek kalemleri ile kayıt altına almış, dönemin imkânlarıyla fotoğraflamışlar ve bize aktarmışlar.
Geçen hafta Hayrenik (Vatan) gazetesinin haberlerini aktarmıştık. Bu hafta ise Hayrenik’e ek olarak Arevelk (Doğu) gazetesinde yer alan haber ve bilgilere de yer vereceğiz.
Arevelk (Doğu) gazetesi, 1884-1896, 1898-1912 tarihleri arasında İstanbul’da yayınlandı. Dönemin önde gelen edebiyat, siyaset ve bilim gazetesiydi. Gazete İstanbul’un siyasi-ekonomik hayatındaki günlük gelişmelere, Ermeni Patrikhanesi ve Ermeni Milli Meclisi’nin ve hükümet görevlilerinin faaliyetlerine yer verirdi. Pek çok Ermeni aydını gazetede çalışmıştı. Dizimizin ikinci ve son bölümünde Hayrenik ve Arevelk’in depremden sonra hangi gelişmeleri öne çıkardığına birlikte bakalım.
Pera-Galata-Boğaziçi
Arevelk (Doğu), sayı 3119, (30 Haziran 1894)
Galata ve Pera’da evlerinden çıkarak kendilerini sokağa atan bir kalabalık hakim. İnsanlar renkleri atmış olarak Şişli’nin açık alanlarına, Taksim ve Tepebaşı’ndaki halk bahçelerine akın etti. Bu iki bahçeden ilkine Avrupalılar, zengin, orta sınıf ve fakirler karmakarışık biçimde hücum ediyorlardı. Kimisi otelini, kimisi apartmanını, kimisi odasını bırakmış, kadınlar kızlar özensiz giyinmiş, süslenemeden, şapkasız, bütün günü ve geceyi geçirecekleri güvenli bir ağaç altı bulmak için gelmişlerdi. Tepebaşı Bahçesi, Tünel meydanı Galatasaray çevresi iskân eden yabancı göçmenler için bir barınma alanına dönüşmüştü. Aristokrat ve zengin bir bayan, fakir aşçı veya çamaşırcı, ya da mütevazı bir kadın, şarkıcı, artist, başka sınıflardan kadınlar ayrımsız olarak yan yana sıralanıyordu. Taksim bahçesi ise büyük çoğunluğunu Pangaltı tarafında oturan yerel Rum ve Ermeniler tarafından doldurulmuştu. Aynı zamanda mezarlık kapıları açılmış ve halk mezar taşları üzerinde gecelemek için içeri girmişti. Salı gecesi, hava aydınlanana kadar kalabalık bu açık alanlarda kaldı ve geceledi. Kamu bahçelerinde düzenin sağlanması için büyük titizlik gösteriliyordu.
Yukarı Boğaziçi köylerinde depremin sarsıntıları İstanbul’da olduğu kadar güçlü gerçekleşmemiş ve evler ahşap olduğu için binalarda ciddi bir zarar oluşmamış. Köye gitmiş aileler arasında belirsizlikler nedeniyle genel bir korku hüküm sürüyor. Babaları, kocası, kardeşi ya da evladı sağlıklı dönecek miydi? Bu nedenle ilk dönen, iskeleye yanaşan vapur yolcularını kuşatarak sorular yöneltiyorlardı. Onların anlattıkları Galata ve İstanbul’daki yıkıntı tasvirleri, yalnızlıklarını daha da şiddetlendiriyordu. Son vapur Yeniköy’den Yenimahalle’ye ulaşıp yolcularını iskeleye indirene kadar beklediler, karşılayanlar canları kurtulan ailelerini selamladılar. Bazıları ölümü çok yakından görmüş, bazıları ise mucize eseri bir hanın yıkıntıları arasından kurtarılıp, ya da bir adım önlerinde yuvarlanan bir taş parçasının isabetinden kurtularak sağ kalanlar.
Ya dönmeyenler? Onlar ki sabah dinç, sağlıklı yola çıkmışlardı, akşamüstü onların ölüleri Çarşının yıkıntıları arasında bulundu.
Çeşitli olaylar
Aravelk (Doğu) (3 Temmuz 1894, Sayı 3121)
Çarşı’da, saka Hagop deprem sırasında, duvarları yıkılan dükkânında, iki büyük kalasın altında sıkışmış, Cuma günü sağ salim kurtarılmıştır. Zaptiye incelemeler yaparken Hagop’un sesini duyarak onu kurtardılar. Ona kaç gündür yemeden içmeden nasıl yaşadığını sordular. Hagop açlık hissettiğim an Karakulak suyu içtim diye cevapladı. [Beykoz’un Dereseki Köyü’nde bulunan Karakulak Suyu, İstanbul’un gözde memba sularından].
Vezir Han’ın Kule olarak adlandırılan odası deprem sırasında çökmüş, kaytancı Paskal ve karısı, dört yaşındaki kızı, bir yaşında olan büyük kızı da yıkıntılar altında kalmıştı. Hepsi sağ salim kurtarıldılar.
Mühendis müfrezeri ve Sarkis Balyan
Aravelk (Doğu) (4 Temmuz 1894, Sayı 3122)
Belediye tarafından her yere mühendisler gönderilmekte, kamu ve özel binalar gözden geçirilerek yıkılıp yıkılmamasına, sokağın trafiğe kapatılmasına gerek olup olmadığına karar vermektedirler.
Sivil ve askeri kurumlara ait binaların ilk hasar tespitleri de başlamıştır. Bu kurumların kontrolleri için meskenlerin ve sivil yapıların hasar tespit ekiplerinden farklı olarak Devlet Baş Mimarı Sarkis Bey, Mimar Vallaury ve Mimar D’Aronco’nun yer aldığı bir komisyonun kurulmasını kararlaştırdı. Balyanlar’a inşa ettikleri muhteşem Osmanlı sarayları yanında şimdi yıkıntılar arasında dolaşmak da nasip oldu.
Hareket-i Arz’a Ait Albümler”
Yürek yakan görüntüler
Hayrenik (30 Haziran 1894, Sayı 858)
Edirnekapı’dan bildirilmektedir.
Bu küçük mahalleyi oluşturan yüz evden ancak on yapı sağlam kalmıştır. Kurban sayısı fazladır. Perşembe günü yıkıntılar kenara alınarak on ölü bulundu. Felaket bir görüntü var. Önce bir oduncunun eşi Pelaji ve 17 yaşındaki kızı Barbara çıkarıldı. Daha ileride, kilise yakınında bir annenin ve Fanni adında iki yaşındaki kızının birbirine sarılmış ölüleri bulundu, yanlarında başka bir ölü ise bir balıkçının eşi. Başka kadın ölüleri de bulundu ve kiliseye nakledildi. Edirnekapı’daki ölü sayısı 18, yaralı sayısı ise 41’dir.
Sarsıntı sırasında Harikliya adında bir kız, kaçarken yıkıntılar altında kalmıştır. Yıkıntılar altından yürekleri yakan çığlıkları işitiliyordu, “Yetişin, ölüyorum”. Molozlar bir tarafa alınarak onu kurtardılar, ancak dört saat sonra öldü.
Başka bir olayı da hatırlatalım, Rum bir kadın ve beşikteki çocuğu yıkıntılar altında kalmıştı. Birkaç yerinden ağır yaralanmış anneyi kurtardılar, çocuğundan umut kesilmişti, ancak tamamen sağlıklı olduğunu görerek şaşırdılar, üzerine düşen taşlar güvenli bir kemer oluşturmuştu.
Kurbanlar
Hayrenik (Vatan), (30 Haziran 1894, Sayı 858)
Yıkıntılar arasından çıkarılan kurbanların kimliklerini doğrulamak gittikçe zorlaşmaktadır. Polis her tarafta deprem kurbanlarının adlarını kayıt altına almaktadır.
Yeni Bahçe Hastanesine 14 yaralı getirmişler, ayakta tedavi edilerek taburcu edilmişler.
Polis Merkezi de 30 yaralıyı arabalara koyarak tıp okuluna gönderdi.
Edirnekapı’da Samatya’lı Hagop, Mehmet Efendi, Müezzin Salih Efendi ezan okurken düşüp moloz altında kalmışlar,
Bodrum Han’da üç dört Musevi terzinin ölüsü Merdivenli Musevi İbadethanesi’ne nakledilmiştir,
Vezir Han yıkıntıları altında Hay-Horom (Rum Kilisesi doktrinin benimseyen Ermeniler için kullanılan tabir) bir anne ve oğlu ölmüş, bir anne de üç çocuğu ile birlikte yaralanmıştır,
Haberleşmenin durması
Hayrenik (Vatan), (30 Haziran 1894, Sayı 858)
Dönemin Ermenice gazeteleri deprem sonrası haberleşmede, hangi sıkıntıların yaşandığı, ne gibi çözümler bulunduğu konusunda her sayısında hem resmî açıklamalara hem de sahadan elde ettikleri bilgilere yer vermiş., detaylarına girmeden özet olarak aktaralım.
Başkentten ve taşrada telgraf üzerinden yapılan tüm haberleşmeler neredeyse durmuştu. Haber gönderme ve alma için sadece tek hat serbest kalmıştı. Çanakkale-Tenedos-Kios hattı haberleşme sırasında aniden kesilmişti. Easten Telgraf Müdürlüğü kopan hattın yerini bulmak için Kartal hattına adam göndermiş.
İzmir ve Selanik ile haberleşmek için Pera telgrafhanesine müracaat edenler Odessa hattını kullanma zorunda kalmıştır. Felaket hakkında bölgeleri gezen ve söylenenleri doğrulayan kişilerden dün akşama kadar bir haber alınamamıştır.
Avrupa ve taşra ile telgraf haberleşmesinin mümkün olduğu kadar kısa sürede tesis edilmesi umulmakta ve telgraf idaresi bu konuda her tür gayreti göstermektedir.
Galata Borsası dün kapalıydı. Avrupa ile iletişim kesildiği için başkentimizin iki telgraf acentesi da abonelerine bir haber iletemediler.
Anadolu hattı
Deprem Küçük Asya içlerine kadar geniş bir alanda hissedildi. Telgraf hatlarının zarar görmesi nedeniyle depremin neden olduğu yıkımlar konusunda net bir bilgi elde edilememektedir.
Ancak yolcuların söylediklerine göre Adapazarı’nda tüm kagir binalar yıkılmış. İzmit de büyük oranda zarar görmüş. Fazla olmamakla birlikte Darıca’da da zarar var. İzmit mutasarrıfı dün Adapazarı’na gitmiş, söylendiği kadar kurbanların sayısı çok fazlaymış. Eskişehir’in de büyük zarar gördüğü konusunda söylentiler var.
Sarsıntı Anadolu tren hattının 480. Kilometresinde hissedilmiş, Bozhöyük’e kadar olan istasyonlar az ya da çok zarar görmüş.

