hangardz ve istos’tan ortak buluşma
Ermenice yazan kadınların sözlerine kulak vermek
istos Ofis, 28 Ocak Çarşamba akşamı tiyatro ve edebiyatın iç içe geçtiği özel bir sohbete ev sahipliği yaptı. hangardz Bağımsız Tiyatro Topluluğu’nun yeni oyunu “52 Hertz” etrafında şekillenen etkinlik, “Unutma korkusu, hatırlama zorluğu: Yazar Kadınların Ermenice yazma deneyimleri üzerine” başlığıyla düzenlendi. Moderatörlüğünü Sahne ve Gösteri Sanatları Bölümü Araştırma Görevlisi Miran Bulut’un üstlendiği söyleşinin konuğu ise dramaturg Reha Keskin oldu.
Yalnız bir balinadan sahneye, 52 Hertz
Söyleşinin açılışını yapan Miran Bulut, hangardz’ın kadın oyuncularının yola çıkış hikayesini ve dört aydır süren hazırlık sürecini katılımcılarla paylaştı. Oyunun ismine ilham veren “52 Hertz” kavramına değinen Bulut, bunu; “Normal balina seslerinden farklı olarak 52 hertz frekansında ses çıkaran, bu nedenle diğerleri tarafından duyulamayan ve sürüsü bulunamayan yalnız balina” olarak tanımladı.
Kınalıada’da geçen oyunun, dört kadının emekleriyle bir türlü sahneleyemedikleri bir oyunu, tüm zorluklara rağmen var etme çabasını anlattığı belirtildi.
Görünmez olmak ve hayatta kalmak
Sözü devralan Reha Keskin, konuşmasına “unutma korkusu, hatırlama zorluğu” derken egemen olmayan toplumlar için bunun neye tekabül ettiği üzerine konuşmak istediğini, egemenin tarihi zaten inkar üzerine kurduğunu söyledi ve doktora araştırmasının devamı olarak incelediği Adrine Dadrian’ın çalışmalarıyla başladı. Dadrian’ın “Hayatın İçinden: Benim ve Diğerlerinin Hayatı” adlı eserinden bölümler aktaran Keskin, 1915 katliamlarından sağ kurtulan Dadrian’ın hatıratında doğrudan 1915’ten bahsetmezken soykırımın süregiden hallerinin eserde takip edilebileceğine dikkat çekti.
Keskin, kitapta geçen bir “saklambaç oyunu” anlatısı üzerinden çarpıcı bir okuma yaptı. Dadrian’ın anlattığı saklambaç oyununu ve bu çocukluk anısını anlatırken kullandığı ifadeleri soykırım pratiğiyle ilişkilendiren Keskin, “Saklanmanın oyunda ve hayatta kalmanın etkili bir stratejisi olduğunu, ancak anıda anlatıldığı haliyle saklambaç oyununda bile aranmamanın, unutulmanın yokluğun inkarına, yok edilmenin tanınmamasına, kaybın peşine düşecek birilerinin olmamasına ya da kalmamasına, oyunda unutulup aranmadığı için kendi kendine ortaya çıkma halinin ise hayatta kalanın konumuna, kimliği açık etmenin ve saklamanın türlü hallerine işaret ettiği” ifadelerini kullandı.
Ermeni entelektüellerinin imece usulü: Bardez
Konuşmanın devamında Adrine Dadrian ve Pakarat Tevyan’ın yayıncılık faaliyetlerine değinildi. İkilinin 1946 yılında çıkarmaya başladığı “Bardez” (Bahçe) adlı çocuk dergisinin önemine vurgu yapan Keskin, bu yayının sadece bir çocuk dergisi olmadığını, dönemin Ermeni entelektüellerinin imece usulü var ettikleri bir kültür taşıyıcısı olduğunu söyledi.
Sibil ve kadın mücadelesi
Söyleşinin ikinci bölümünde, Ermeni edebiyatının güçlü kalemlerinden Zabel Asadur’un, bilinen adıyla Sibil’in edebiyatı ve onun kadın mücadelesindeki rolü ele alındı. Reha Keskin, Sibil’in kurucularından olduğu “Milletperver Ermeni Kadınlar Cemiyeti”nin faaliyetlerine ve yazarın tiyatro oyunlarına değindi. Ermeni ulusal kimliğinin inşasının ve feminist mücadelenin nasıl bir tarihsel dönemeçte, ne tür gerilimlerle yürütüldüğünden ve bunun edebi metinlerde nasıl ifade edildiğinden bahsetti.
Sibil’in “Harsı” (Gelin) adlı oyununu analiz eden Keskin, eserdeki "kayınvalide" ile "gelin" arasındaki çatışmanın dönemin Ermeni ulusal kimliğinin inşası ve “yeni Ermeni kadın” tartışmaları üzerinden yorumlama imkanı sunduğunu ifade etti. Ayrıca dönemin önemli kadın yayınlarından Hay Gin dergisi ve derginin yayın yönetmeni Hayganuş Mark hakkında da bilgi verildi. Sırpuhi Düsap’tan Sibil’e, Hayganuş Mark’tan Adrine Dadrian’a uzanan feminist hattı, kadınların dostluğunu, ardıl ve eşzamanlı kolektif üretim pratiğini de vurguladı.
“Gözlerime sözler”
Etkinlik, Reha Keskin’in Adrine Dadrian’ın yaşamının son dönemine dair paylaştığı duygusal bir anekdotla sona erdi. Keskin, Dadrian’ın yaşının ilerlediği ve hastalıklarının arttığı bir dönemde kaleme aldığı hatıratının bir tür veda metni olduğunu belirtti. Dadrian’ın, yaşamına eşlik edenlere veda ederken ilk vedayı giderek kaybettiği görme yetisi sebebiyle gözlerine hitaben yazdığı “Gözlerime Sözler” başlıklı bölümle yaptığını ve bu bölümün onun yazma tutkusunu güçlü biçimde ortaya koyduğunu aktardı.
Etkinlik, katılımcıların merak ettiği konuların aydınlatıldığı soru-cevap bölümüyle devam etti. Söyleşi, hangardz ekibine ve sahneleyecekleri yeni oyunları için sunulan iyi dilek temennileriyle sona erdi.

