Hakikat İçin Söyleşiler
"Hrant gürül gürül anlatırdı"
Yazar ve Agos’un Agos olmasına yıllarca emek vermiş olan Karin Karakaşlı, “Yanında yetişmekten gurur duyduğum bir insandı. İlk zamanlarımızda, bazen Hrant yazı yazarken bilgisayarda, yanında tabure gibi bir şeyin üstünde oturur, arkadan seyrederdim. Bilgisayara pat pat vurarak yazardı. Sonra da öyle klavyeye çatır çutur vurarak yazdı hep. Bilgisayar çok yeniydi hepimiz için. Yazının içine böyle üç yıldız filan atardı, havalı havalı. Arada bana dönüp olmuş mu diye bakardı” diye anlatıyor.
Hrant Dink Vakfı’nın Hrant Dink’in öldürülüşünün 19. yılında düzenlediği “Hakikat İçin Söyleşiler” serisinin altıncı etkinliği “Yazılarının Merceğinden Hrant Dink'in Yolu Yordamı”ndayız. 16 Ocak Cuma günü 23,5 Hrant Dink Hafıza Merkezi’nde 20’ye yakın katılımcı, Hrant Dink’in ölümüne de götüren ama birçok insanın fikir dünyasını değiştiren “yazıları”nı Karin Karakaşlı’nın kolaylaştırıcılığında anlamaya çalışıyor.
Direnen yazılar
Hrant Dink'in sözüne yeniden kulak vermek, yazılarını günümüzün sorularıyla birlikte düşünmek için buluşulan atölyede katılımcılar, “Farklı zamanlarda, farklı bağlamlarda kaleme alınmış yazılar Hrant Dink’in yolu ve yordamına dair bugün bize neler söyler?” sorusu etrafında, biraz hüzünlü, biraz öfkeli, biraz kırgın bir merakla dolaşıyor.
Karin Karakaşlı, Hrant Dink’in yazılarını anlamak için benzer atölyenin 13 Ocak’ta Rober Koptaş tarafından da yapıldığını hatırlatıyor ve “Hrant Dink'le birlikte yazılar zamana yayılıyor ama şimdi artık birçok yazı anında tüketilirken onunkiler direniyor, tüketilmiyor” diyerek, “Buraya onun sözünün hakikatiyle bağ kurmaya, onu tehlikeli kılan nedir diye bakmaya, Hrant Dink’in düşünce dünyası ile bugünü de anlamlandırmaya geldik” diye anlatıyor.
Hrant ve Agos
Katılımcılar aslında neden orada olduklarını çok iyi biliyor. Hrant Dink ve onun yolunu, onun yordamını, onun sözünü daha iyi anlamak ve Hrant Dink’i unutmadıklarını, onun yazılı olan ve yazılı olmayan mirasına sahip çıktıklarını sözlerinden anlamak mümkün. 30’lu yaşlarında bir erkek, “Öldürüldüğü günü hatırlıyorum. Margosyan’ın kitaplarını okumakla başlamıştım, sonra Hrant Dink’e ulaştım" diyor. Bir diğeri “Hrant gürül gürül anlatan biriydi.Yaşanan ortak acıyı paylaşmak için geldim buraya” diyor. İnsan hakları hareketinin parçası olan bir katılımcı, “Bu ülkede daha iyi bir hayat hayal ediyorsanız, Hrant ve Agos’la karşılaşmamanız imkansız” diye anlatıyor. Bir kadın katılımcı, Hrant Dink öldürülüğünde lisede olduğunu, 15 yıl aralıksız ailesiyle anmaya geldiğini söyleyip biraz da duygusallaşarak, “Büyük anneannem Ermeni, köklerimi arıyorum” sözleriyle bitiriyor.
“Hrant Dink ile 20’li yaşlarda tanıştım. Onun cesareti inanılmazdı ve ben de ondan cesaret alırdım. Soykırım demeyi böyle becerdim. Şimdi yine cesaretimi kaybettim, cesaretsizliğimi iyileştirmek istiyorum. Korkmamak istiyorum” diye anlatıyor bir kadın katılımcı.
Herkes kendi hikayesinden parçalar açıyor, bir katılımcının dediği gibi “sisler açılıyor” ve Hrant Dink’in istediği gibi barış içinde bir yaşamı mümkün kılmak için yazdığı yazılar, yıllar sonra bile anlamanı yitirmeden ve yazılma amacını en azından atölyede yerine getirerek duruyor. Bunun iyi mi yoksa kötü mü olduğunu tartışmak bile gerekmiyor.
Hrant Dink'in yazılarına yolculuk
Katılımcılara daha önceden verilen Hrant Dink’in 5 Temmuz 96’da Agos’ta yazdığı “Aşkolsun”, 15 Mayıs 98’de Agos’ta kaleme aldığı “Ferman’ın Dermanı”, 22 Nisan 2005’te Birgün’de yazdığı “Beni Uzaklara Götürüyorlar Sevgili-90. Yıl Anısına”, 23 Ocak 2024'te Agos'ta çıkan “Ermeni Kimliği Üzerine (6) Ermeni’nin Türkü”, 21 Nisan 2006’da Birgün’de çıkan “İbadetse Eğer Demotraklık” ve 21 Kasım 97’de Agos’ta yazdığı “Dokun! Demokratikleşirsin” yazıları üzerine konuşuluyor.
Atölye katılımcılarının elinde altı yazı, belki her şeyi anlatmaz Dink'in yazı dünyasına dair ama yine de önemli bir çerçeve çiziyor. “Meram anlatma” yöntemi olarak Hrant Dink tam olarak ortaya koyuyor. Karin Karakaşlı, atölye katılımcılarının da yorumlarıyla birlikte Hrant Dink’in yazılarını, yazma halini şöyle yorumluyor:
★ "Büyük toplumla başlayıp küçük topluma Ermeni toplumuna gelen bir bakış var yazılarında.
★ Dokun, Demokratikleşirsin yazısında korkmayın dokunun derken, insanın insana dokunmasını da sve dokunmanın insanlaştırdığını söylüyor Hrant Dink.
★ 2006’daki yazısında aslında ne konuşsa çarpıtılarak hedef gösterilmesinin tam orta yerinde. Tüm söylediklerine bakınca da dokunduğu oranda da tehlikenin ta kendisi oluyor, işaretleniyor.
★ Yazar olarak gücünü samimiyet ve sahicilikten alıyor.
★ Sabırla, sebatla ve inatla anlatma hali var. Bir kez daha anlatınca, 'bu sefer anlayacaklar beni' inancı var.
★ Türk toplumunu eleştirirken, diasporaya ve Ermeni toplumuna da ağır eleştiri var. Diasporayla bu yüzden çok kafa kafaya gelmiştir.
★Meram anlatmaya çalışıyor, meram anlatırken anlaşılmak için ısrarcı ama bir yandan da provoke eder. O devinimden daha hakiki, sahici bir şey çıkar diye umuyor.
★ Bilginin sorumluluğunu taşıyor. Bir kez bildiniz mi, ben bilmiyorum diyemezsiniz çünkü.
★ Lirik yalnızlık, yalnızmaştırılma hali var. Kalabalık ama yalnız, tek başına, yazıyor."

