Erdoğan’a kim soracak? Bakanlar neden değişti?
Adalet ve İçişleri Bakanları değişti. İki kritik değişiklik. Anadolu Ajansı’nın haberine göre “Görevden affını isteyen ve görevden af talebi kabul edilen Yılmaz Tunç'tan boşalan Adalet Bakanlığı'na İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek, Ali Yerlikaya'dan boşalan İçişleri Bakanlığına Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi getirildi.”
Bir ülkede, hele bu ülkede İçişleri Bakanı’nın değişmesi önemli bir gelişmedir. Haberciler bunun perde arkasını araştırmaya çalışırlar doğal olarak. Bu ülkede Adalet Bakanı’nın değişmesi de haberdir. Hele ki bakanlığa “Rejimin Savcısı” denebilecek, Başsavcı iken adının zikredilmesi bile zinhar yasak olan, haberde ismini geçiren gazeteciler hapse atılan bir isim getirildiyse.
Evet İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek, bilhassa ana muhalefet partisi CHP’ye yönelik açılan, tartışma ve büyük tepki yaratan pek çok davanın ardındaki isim. Ama başsavcı olmadan da muhaliflere yönelik açılan davalarda hep başroldeydi.
Birkaç örnek sayalım:
* ÇHD ve HHB üyesi avukatlar, DHKP-C üyesi olmakla suçlandıkları davada 2018 yılında tahliye edildiğinde mahkeme heyeti görevden alındı. Davaya Akın Gürlek atandıktan sonra yeni heyet 2019'da avukatlara hapis cezaları verdi. Cezalar 2020'de Yargıtay tarafından onandı.
Ceza alan avukatlardan Ebru Timtik, adil yargılanma talebiyle girdiği açlık grevi sonucu aynı yıl hayatını kaybetti.
* Akın Gürlek'in başkanı olduğu mahkeme heyeti, 2018 yılında eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'a "örgüt propagandası" suçlamasıyla 4 yıl 8 ay hapis cezası verdi.
* 2019 yılında Gürlek'in başkanı olduğu mahkeme, dönemin CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu'nu sosyal medya paylaşımları nedeniyle hapis cezasına çarptırdı. Bu kararla Kaftancıoğlu'nun "parti yöneticisi olmasına kısıtlama" getirildi.
* İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi'nde heyet başkanı iken Barış İçin Akademisyenler inisiyatifinin, "Bu suça ortak olmayacağız" başlıklı imza metniyle ilgili yargılama sürecinde de bulundu. Bir akademisyen hakkında bir yıl üç ay hapis cezası yanında PKK tarafından öldürülen bir komiserin eşi ve ailesini ziyaret etmesi hükmü verdi.
* Akın Gürlek'in başında bulunduğu mahkeme 2020'de, gazeteci Can Dündar'ı "kaçak" ilan etti ve gayrimenkullerine el koyma kararı verdi.
* Gürlek, eski Türk Tabipleri Birliği (TTB) Başkanı Şebnem Korur Fincancı'ya "Bu suça ortak olmayacağız" bildirisini imzaladığı için "terör örgütü propagandası" suçundan 2,5 yıl hapis cezası verdi.
* Akın Gürlek, Ekim 2024'te İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olarak atandıktan kısa sonra dönemin Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer hakkında soruşturma başlatıldı. Özer, 30 Ekim 2024'te "örgüt üyeliği" iddiasıyla tutuklandı, yerine kayyım atandı. (Özer daha sonra tahliye edildi.) CHP lideri Özgür Özel, bu olaydan sonra başsavcı için "Akın Gürlek, seyyar giyotin, adaletin boynunu kesendir" ifadesini kullandı. Bu açıklamaların ardından Özel hakkında Gürlek'e hakaret ettiği ve hedef gösterdiği gerekçesiyle soruşturma başlatıldı.
* 17 Ocak 2025'te İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından açılan yolsuzluk soruşturması kapsamında aralarında Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat'ın da bulunduğu 23 kişi tutuklandı.
* Menajer Ayşe Barım, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından açılan Gezi Parkı soruşturması kapsamında 27 Ocak 2025'te tutuklandı.
* İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında "resmi belgede sahtecilik" suçlamasıyla 22 Şubat 2025'te soruşturma başlattı. Bu olay, kamuoyunda diploma soruşturması olarak biliniyor. Daha sonra soruşturma tamamlandı ve İmamoğlu hakkında 2 yıl 6 aydan 8 yıl 9 aya kadar hapis istemiyle iddianame düzenlendi. İmamoğlu’nun diploması sonuçta pek çok hukukçuya göre “hukuka aykırı biçimde” iptal edildi. Buradaki amaç hiç şüphesiz İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanı adayı olmasını önlemekti.
Ve en kritik hamle: İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 19 Mart 2025'te, Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 100'den fazla isim hakkında çeşitli suçlardan gözaltı kararı verildiğini açıkladı. Başsavcılık tarafından yapılan açıklamaya göre, İmamoğlu hem Terör Suçları Soruşturma Bürosu hem de Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen iki ayrı soruşturma kapsamında gözaltına alındı. Daha sonra İmamoğlu 23 Mart 2025'te, "yolsuzluk" soruşturması kapsamında tutuklandı, "terör" soruşturmasında ise serbest bırakıldı. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi, İBB soruşturması kapsamında hazırlanan iddianameyi kabul etti ve ilk duruşma tarihini 9 Mart 2026 olarak belirledi. İmamoğlu 2 bin 352 yıl hapis cezası talep ediliyor.
Gürlek’in performansı böyle. Şimdi doğal olarak gerek iktidar yanlısı, gerekse muhalif medya bu atamanın perde arkasını yazacak, yazıyor. Bu gayet doğal. Ama ben gayet naif hatta şu yaşadığımız ortamda biraz salakça kaçacak bir soruya takılmış durumdayım.
Evet hepimiz merak ediyoruz bu bakanların neden değiştiğini. Peki bunu hükümetten kime soracağız? Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde bir gazetecinin bunu soracağı herhangi birisi var mı? Kör topal parlamenter demokrasimizde, Başbakanlar bu kadar ulaşılmaz mertebede değilken, gazeteciler, bir toplantı çıkışında ya da soru alınabilecek herhangi bir ortamda yürütmenin başına ya da diyelim ki koalisyon ortağına bunu sorabilirdi.
Şimdi bekle ki Cumhurbaşkanı uçakla bir yere gitsin, uçağındaki gazeteciler, artık hangi soruların sorulmasına izin varsa, onları sorsun, bu soruların içinde de bakan değişiklikleri olsun, Cumhurbaşkanı da zaten önceden yazılmış yanıtını gazetecilere dağıtsın. Ki bunun bile bir garantisi yok.
Araştırmacı gazetecilerin konuyu araştırmaları, bulgularını paylaşmaları elbette çok önemli ve kıymetli. Ancak demokrasi ve basın özgürlüğü açısından yaşadığımız kaybın büyüklüğünü gösteren simgesel bir durum bu yaşadığımız.
Cumhurbaşkanı ya da Başbakan, yürütmeni başında kim varsa: İster yanıt vermesin, ister bomboş bir yanıt versin, ister önemli açıklamalarda bulunsun. Sorumuz şu: Bu bakanların neden değiştiğini kime ve nasıl soracağız?

