DOSYA

DOSYA Kütahya’da adım adım Gomidas Vartabed’in izinde

Ermenistan’da yaşayan Sofya Kalantaryan Gomidas Vartabed’in 150. doğum yıldönümünde ünlü müzikologun doğduğu kent Kütahya’yı gezmek ister. Çok iyi bilmediği bu coğrafyada ona Besse Kabak yardımcı olmaya karar verir. İki kadın birlikte Kütahya’ya doğru yola çıkarlar. Ve olaylar gelişir.
DOSYA “Bıçağın Ucunda”ki Ermeniler, Yahudiler ve Rumlar

Attila İlhan 10 Ekim 2005’te hayatını kaybetti. Özellikle “Aynanın İçindekiler” adını verdiği serisi Türkiye’nin yakın tarihini, geri dönüşlerle anlatıyordu. Bu seri içinde yer alan “Bıçağın Ucu” adlı romanında Ermeniler, Yahudiler ve Rumlar da yer alıyordu ve neredeyse tamamı “kötüler” safındaydı.
DOSYA Muş'ta Ermeni Soykırımı: Harutyun Naroyan'ın Anıları

Dr. İsmet Konak, daha önce Sovyet Şarkiyatçı ve Türkolog Vladimir A. Gordlevskiy’nin Bitlis ve Muş’u gezerek 1915 sonrası tanıklıklarını kaleme aldığı makaleyi Agos okurları için çevirmişti. Konak bu kez de Patrik Naroyan’ın yeğeni Harutyun Naroyan’ın 1915’te başından geçenleri, geçtiğimiz yıl Rusya’da yayınlanan anılarına dayanarak derliyor.
DOSYA Çalkantılı dönemin en uzun süre  görev yapan Patriği:  III. Vasileios

1920’lerde en uzun süre Ekümenik Patrik olan III. Vasileios, 90 yıl önce 29 Eylül 1929’da hayatını kaybetti. Patrik, mübadeleyle Türkiye sınırları içindeki cemaatinin azaltılışına, Meclis’teki tartışmalarda Patrikhane hakkında “Fener söndü” denilmesine ve Ankara-Atina hattının en gergin olduğu dönemlerden birine şahitlik etmişti.
DOSYA Acının ve mizahın yazarı Yervant Odyan 150 yaşında

Meşrutiyet'in ilanından sonra İstanbul’a döndü. Farklı gazete ve dergiler yayınladı, çalıştı, yazılar yazdı. Mayıs 1915'te tutuklanıp Suriye içlerine, Der Zor’a tehcir edildi, ağır koşullarda mucize eseri sağ kaldı. İstanbul'a 1918'de geri döndü. Döner dönmez, Soykırım yıllarını anlattığı ‘Lanetli Yıllar’ı ‘Jamanak’ gazetesinde tefrika etti.
DOSYA Maraş’tan Montevideo’ya Uruguay Ermenilerinin hikâyesi

Agos yazarlarından Sevan Değirmenciyan geçtiğimiz ay Latin Amerika'daydı. Ermeni diasporası içinde önemli bir yere sahip olan Latin Amerika Ermenileri ile görüştü, onların hikayelerini dinledi. Latin Amerika Ermenileri yazı dizisinin ilk bölümünde Uruguay'daki Maraşlı Ermeniler var.
DOSYA Orhan Kemal'in kaleminden Ermeni mallarının yağmasıyla zenginleşenler

Mehmet Raşit Öğütçü ya da bilinen adıyla Orhan Kemal, 15 Eylül 1914’te Adana’nın Ceyhan ilçesinde doğdu. Ünlü yazarın eserlerinde Ermeni Soykırımı da gündemdeydi. Daha doğrusu soykırım sonrası Ermeni mülklerinin paylaşımı ve bunların devlet tarafından bölgedeki ağalara karşı “Damokles’in Kılıcı” gibi kullanılışı…
DOSYA İzmir’i kim yaktı?

Kendisi de İzmirli olan araştırmacı yazar Talat Ulusoy tarihi belgelerden yola çıkarak İzmir’in aslında “yanmayabileceğini” ve bir barış fırsatının kaçırıldığını yazıyor.
DOSYA “6-7 Eylül yine yaşanır diye Türkiye’den ayrıldık”

6-7 Eylül Pogromu’nun bu yıl 64. yıldönümü. Nispeten az konuşulan konularından biriyse pogrom sonrası Türkiye’den ayrılanlar. Dilek Güven’in de kitabında yer verdiği gibi resmi kayıtlar 1955’te 70 bin olan Türkiye’de Ermenice konuşanların sayısının 1965’te 56 bin 376’ya düştüğünü gösteriyor. Gidenlerden biri de Kapalıçarşı’da küçük bir iplikçi dükkanı olan Gökçeyan ailesi. Pogrom sonrası Lübnan’a yerleşen ailenin o günlerde 7 yaşında olan oğlu Krikor Gökçeyan, 6-7 Eylül’de anne ve babasının çok büyük hayal kırıklığı ve kırgınlık yaşadığını söylüyor ve ekliyor: “Bu kadar öfkeye ve nefrete bir neden bulamadıkları için Türkiye'yi terk etme kararı aldılar.” Gökçeyan ailesinin en büyük kaygısı pogromun tekrarlanabilme olasılığı olmuş. Gökçeyan ile o günleri ve sonrasını konuştum.
DOSYA “Vur dediler vurduk, kır dediler kırdık

6-7 Eylül pogromunun üzerinden 64 yıl geçti. Aralarında din adamlarının da bulunduğu çok sayıda insanın hayatını kaybettiği, öncelikle Rumlar sonra da Ermeniler başta olmak üzere gayrimüslim toplumların dehşet günleri yaşadığı bu pogromla ilgili hala kamuoyuna mal olmamış belgeler var. Araştırmacılar Hüsnü Gürbey ve Mahsuni Gül dönemin Anadolu Ajansı çalışanı Selçuk Emre’nin o vakitler yazdığı bir rapordan yola çıkarak o iki günde neler yaşandığına ışık tutuyor.