LUSYEN KOPAR

Ege Bölgesi, Hıristiyanlığın ilk kiliseleri olarak bilinen, İncil'de adı geçen 7 kiliseye ev sahipliği yapıyor. İzmir’deki ‘Smyrna’, İzmir’deki ‘Efes’, Denizli’deki ‘Laodikya’, İzmir’deki ‘Bergama’, Manisa Salihli’deki ‘Sardes’, Manisa Alaşehir’deki ‘Filedelfiya’ ve Manisa Akhisar’daki ‘Thiatira’ adlı kiliseler, İncil’de vahiy gönderilen 7 kilise olarak biliniyor. Bu kiliselerin yeni fotoğraflarını ilk kitabı ‘7 Altın Kandillik’te toplayan Poyraz Evren ile kitabını ve Türkiye’de Hıristiyan olmanın anlamını konuştuk.

Peder Remzi Diril ile yaptığımız, 4 Eylül tarihli Agos’ta yayınlanan söyleşimizde Hürmüz ve Şimuni Diril’in başına gelenlere yanıt aramıştık. Bilindiği gibi Keldani çift ile ilgili sır perdesi hala aralanmadı. . Şimuni Diril'in cesedi bulundu ancak Hürmüz Diril'den hala haber alınamıyor. Çiftin oğlu Peder Diril, anne ve babasının başına gelenlerle ilgili olarak, akrabaları Apro Diril’i işaret etmiş ve verdiği ifadeleri şüpheli bulmuştu. Hürmüz ve Şimuni Diril’in yakın akrabası Apro Diril, Peder Remzi Diril’in kendisine yönelik sorularına cevap verdi.

Cevap bekleyen pek çok soru var: Şırnak’ın Beytüşşebap ilçesine bağlı Kovankaya’da (Meğr) yaşayan Hürmüz Diril ve eşi Şimuni Diril’i kim veya kimler kaçırdı? Şimuni Diril'i öldürme amaçları ne? Çift nasıl kaçırıldı? Şimuni Diril nerede öldürüldü? Olay tam olarak ne zaman gerçekleşti? Hiçbir sorunun tam ve net bir cevabı yok. Tek bildiğimiz, köyün yakınındaki derede 65 yaşındaki anne Şimuni Diril’in cansız bedenine ulaşılmış olması. Hürmüz Diril’den ise hâlâ haber yok. Hürmüz ve Şimuni Diril’in oğulları Peder Remzi Diril ile tüm bu sorulara yanıt aradık. Remzi Diril akrabaları Apro Diril’in ifadelerini şüpheli buluyor.

Meri Tek Demir hem İngilizce hem de Ermenice edebiyat üzerine çalışmalar yapan bir akademisyen. Yakın zamanda Oxford'da "Ermenice Edebi Metinleri Türkçe Okumak" başlıklı bir sunum yaptı. Aynı zamanda Ermenicenin körelmemesi için de gayret gösteriyor. Meri Tek Demir ile Lusyen Kopar konuştu.

İki katlı, sevimli bir evin giriş katına doğru ilerliyoruz. Kış bahçesinin camlarında Noel Baba süsleri asılı. İçeride bizi Rumca şarkılar ve görsel bir ziyafet karşılıyor. Minik ikonalar, envaiçeşit biblolar, çerçeveler, odaya küçük bir müze havası vermiş. Noel ağacının bulunduğu odada küçük masalar var. Daha önce gittiğimde bu masalar birleştirilip büyük bir masaya dönüştürülmüştü. Gözüm Marks-Engels-Lenin üçlemeli bardaklara takılıyor. Eski model bir daktiloya dokunuyorum. Sonra arka bahçedeki renkli, minik, ahşap masa sandalyelere kayıyor gözüm. Çocuklu aileler için ne güzel bir alan... Mezelerin olduğu vitrinli odaya giriyorum. Bir sürü peynir ve mezenin yanında Vera damgalı reçel kavanozları, likörler... İncirli’deki ‘Artizan Vera’ adlı mekânın sahibi Vera Piyan’la hem mekânını hem de yılbaşı sofralarını konuştuk.

Evliliklerde 60. yıla ‘zümrüt yıl’, 70. yıla ‘pırlanta yılı’ deniyor. Zümrüt yılı geçmiş, pırlanta yılına doğru yelken açmış olan Hagop ve Sirarpi Sözüdoğru çifti evliliklerinin 65. yıldönümü vesilesiyle bize evlerini açıp hayatlarını, anılarını anlattılar. Anılar Ermenilerin Anadolu topraklarındaki hikayelerine dair de çok şey anlatıyor. Bizler onların hayata bakışlarından, anılarından, muhabbetlerinden, gülüşlerinden çok şey öğrendik.

Türkiye’deki son sergisi ‘Kedinin Rüyası’ ile büyük beğeni toplayan Artsrun Apresyan’ın (Artsruni) ‘Bir Bütün’ başlıklı yeni sergisi, 27 Nisan’da İmoga Art Space’te açıldı. Küratörlüğünü Baykar Demir’in üstlendiği sergide Artsruni’nin 14 yeni eserinin yanı sıra, daha önceki sergilerinde yer alan 10 resmin baskısı da bulunuyor.

Batı Ermenicesi, pek fazla konuşanı olmayan bir dil; bu dilde espriler üreten sanatçıların sayısı ise çok daha az. Malum, espri yeteneği zekâyla ilişkilidir, bilgi birikimi de gerektirir. Bunlar, düşünceleri sınırlanmış, ufku daralmış insanlara iki numara büyük gelir; öyle olunca, espriyi anlamak yerine sataşmayı, karalamayı tercih ederler. Oysa kimse kimsenin inancının bekçisi olmaya soyunmamalı, akıl erdiremediği alanlara bulaşmamalı.

Dillerin kardeşliği hüküm sürerdi, dinlerin kardeşliği gelmeden. ‘Gâvur’ değildik o zamanlar, sadece kardeştik. Bir toprakta yaşar, bin nağmeyi paylaşırdık; ne oldu? Oysa ne güzel yaşıyorduk, Ermeni, Süryani, Keldani, Kürt, Türk; Katolik, Gregoryen, Protestan, ayırt etmeden. Medeniyetler başkenti Diyarbakır! Noel arifesinde, bir yakınını kaybetmiş gibi boynun bükük, sokakların viran. Nerede o eski Noel ruhun, nerede kampanaları susmayan kiliselerin... Çocukluğu ve gençliğinin bir bölümü Diyarbakır’da geçen Silva Özyerli’yle 1970’lerin Diyarbakır’ını ve Noel’lerini konuştuk. Silva Hanım, yakında Aras Yayınları’ndan çıkacak kitabı için hazırladığı yemek tariflerinden bazılarını bizimle paylaştı.