LUSYEN KOPAR

Meri Tek Demir hem İngilizce hem de Ermenice edebiyat üzerine çalışmalar yapan bir akademisyen. Yakın zamanda Oxford'da "Ermenice Edebi Metinleri Türkçe Okumak" başlıklı bir sunum yaptı. Aynı zamanda Ermenicenin körelmemesi için de gayret gösteriyor. Meri Tek Demir ile Lusyen Kopar konuştu.

İki katlı, sevimli bir evin giriş katına doğru ilerliyoruz. Kış bahçesinin camlarında Noel Baba süsleri asılı. İçeride bizi Rumca şarkılar ve görsel bir ziyafet karşılıyor. Minik ikonalar, envaiçeşit biblolar, çerçeveler, odaya küçük bir müze havası vermiş. Noel ağacının bulunduğu odada küçük masalar var. Daha önce gittiğimde bu masalar birleştirilip büyük bir masaya dönüştürülmüştü. Gözüm Marks-Engels-Lenin üçlemeli bardaklara takılıyor. Eski model bir daktiloya dokunuyorum. Sonra arka bahçedeki renkli, minik, ahşap masa sandalyelere kayıyor gözüm. Çocuklu aileler için ne güzel bir alan... Mezelerin olduğu vitrinli odaya giriyorum. Bir sürü peynir ve mezenin yanında Vera damgalı reçel kavanozları, likörler... İncirli’deki ‘Artizan Vera’ adlı mekânın sahibi Vera Piyan’la hem mekânını hem de yılbaşı sofralarını konuştuk.

Evliliklerde 60. yıla ‘zümrüt yıl’, 70. yıla ‘pırlanta yılı’ deniyor. Zümrüt yılı geçmiş, pırlanta yılına doğru yelken açmış olan Hagop ve Sirarpi Sözüdoğru çifti evliliklerinin 65. yıldönümü vesilesiyle bize evlerini açıp hayatlarını, anılarını anlattılar. Anılar Ermenilerin Anadolu topraklarındaki hikayelerine dair de çok şey anlatıyor. Bizler onların hayata bakışlarından, anılarından, muhabbetlerinden, gülüşlerinden çok şey öğrendik.

Türkiye’deki son sergisi ‘Kedinin Rüyası’ ile büyük beğeni toplayan Artsrun Apresyan’ın (Artsruni) ‘Bir Bütün’ başlıklı yeni sergisi, 27 Nisan’da İmoga Art Space’te açıldı. Küratörlüğünü Baykar Demir’in üstlendiği sergide Artsruni’nin 14 yeni eserinin yanı sıra, daha önceki sergilerinde yer alan 10 resmin baskısı da bulunuyor.

Batı Ermenicesi, pek fazla konuşanı olmayan bir dil; bu dilde espriler üreten sanatçıların sayısı ise çok daha az. Malum, espri yeteneği zekâyla ilişkilidir, bilgi birikimi de gerektirir. Bunlar, düşünceleri sınırlanmış, ufku daralmış insanlara iki numara büyük gelir; öyle olunca, espriyi anlamak yerine sataşmayı, karalamayı tercih ederler. Oysa kimse kimsenin inancının bekçisi olmaya soyunmamalı, akıl erdiremediği alanlara bulaşmamalı.

Dillerin kardeşliği hüküm sürerdi, dinlerin kardeşliği gelmeden. ‘Gâvur’ değildik o zamanlar, sadece kardeştik. Bir toprakta yaşar, bin nağmeyi paylaşırdık; ne oldu? Oysa ne güzel yaşıyorduk, Ermeni, Süryani, Keldani, Kürt, Türk; Katolik, Gregoryen, Protestan, ayırt etmeden. Medeniyetler başkenti Diyarbakır! Noel arifesinde, bir yakınını kaybetmiş gibi boynun bükük, sokakların viran. Nerede o eski Noel ruhun, nerede kampanaları susmayan kiliselerin... Çocukluğu ve gençliğinin bir bölümü Diyarbakır’da geçen Silva Özyerli’yle 1970’lerin Diyarbakır’ını ve Noel’lerini konuştuk. Silva Hanım, yakında Aras Yayınları’ndan çıkacak kitabı için hazırladığı yemek tariflerinden bazılarını bizimle paylaştı.

Bu pazar günü Ermenilerin en önemli ve renkli yortularından biri olan Vartavar’ı kutladık.. Bu bayramın ne anlama geldiğini Episkopos Sahak Maşalyan şu sözlerle anlatmıştı Agos’a: “Vartavar, Ermenilerin beş önemli yortusundan biri. İsa Mesih’in hayatında çok önemli bir olayı anlatıyor. Mesih çarmıha gerilmeden birkaç hafta önce üç öğrencisini yanına alır ve Galile yakınlarındaki Tabor Dağı’na dua etmeye çıkar. İsa Mesih onların gözünün önünde biçim değiştirir, ışık saçmaya başlar ve birden bire öğrencileri görür ki, bir yanında Musa, diğer yanında İlya var. Petrus bunun üzerine ‘Buraya üç tane çardak yapalım. Biri sana, biri Musa’ya, biri İlya’ya’ der. Tam o sırada, vaftizindeki gibi, gökyüzünü ışıktan bir bulut kaplar ve bir ses ‘Benim sevgili oğlum budur, ondan razıyım’ der.

Maral Müzik ve Dans Topluluğu, 29 Nisan’da Fulya Sanat Merkezi’nde düzenlediği gösteriyle, 158 kişilik geniş dansçı kadrosuyla izleyenlere seyir zevki yüksek bir dans gösterisi sundu. 74 minik, 38 junior ve 46 profesyonel dansçıdan oluşan grup, yoğun bir temponun ardından ürettiklerini bizlerle paylaştı. Topluluğun genel sanat yönetmeni, koreograf ve dans eğitmeni Garbis Çapkan’a, bu kadar çocuğu sahneye sığdırabildiği ve onların gönlünde ayrı bir taht kurabildiği için, hayranlıkla bakıyorum. Garbis Bey, sahnede her seferinde biraz daha büyüyor gözümde. Her bir çocukla ilgilenir, şaşırdıkları yerleri bilir, güçsüz olduğu tarafı, eğitilmesi gereken zayıf yönü bulup çalışır, çalıştırır. 158 dansçı ve bir Garbis Çapkan. Dans eğitmenleri İris Çapkan, Sarem K. Şeşetyan sağ ve sol kolu gibiler Garbis Bey’in. Ama o olmasa, küme küme büyüyen ‘Maral’ olur muydu, bilemiyorum. Bence tılsım her sene biraz daha kırlaşan saçlarında saklı… Tek arzum, ‘Kohar Korosu’nun Aram Khaçaduryan’ı gibi, 80’lerine bile gelse, sahneden