VİCKEN CHETERİAN

Vicken Cheterian

Ben Mithat Paşa’yı Ermeni tarihi üzerinden keşfettim. Benim ilgimi çeken konu, Ermeni cemaati tarafından 1860’ta hazırlanan ve 1863’te Osmanlı yetkilileri tarafından tanınan Ermeni Ulusal Anayasası yani Ermeni Nizamnamesi’ydi.

Siruni, 2006 yılında Yerevan’da yayımlanan otobiyografik notlarında, kendisi ve mensup olduğu kuşak için “Kimse kendi zirvesine ulaşamadı, hepimiz yarı yolda kaldık” ifadelerini kullanır. Gerçekten de kendini gerçekleştirememiş bir kuşaktır bu.

Küresel düzeyde bir siyasi liderlikten yoksunuz ama bu, küresel bir sistemden yoksun olduğumuz anlamına gelmiyor. Değiliz. Kâr odaklı kapitalizme dayanan, tamamen finansal kazanç temelinde örgütlenmiş bir küresel sistemimiz var. Covid-19 testlerinin baz parçalarının bir kıtada, diğer parçalarının başka bir kıtada üretilmesinin nedeni bu. Kâr marjları bu şekilde daha yüksek oluyor – herhangi bir muhasebeciye sorun, söyler.

Putin ve Erdoğan, Suriye’nin kuzeydoğusundaki tehlikeli tansiyonu düşürmek için bir araya gelecek. Bu, İdlib konusunda iki taraf arasında temel ayrımlar olmadığı anlamına gelmiyor. Fakat karşılıklı çıkarlar, aralarındaki, gerilimi yumuşatmaları gerektirdiğini söylüyor..

Türkiye, birliklerinin son dönemde can kayıpları vermesi üzerine, Ankara Moskova’yla temasa geçip, mevcut yükselişin durdurulmasını ve ‘Soçi Mutabakatı’na dönülmesini talep etti. Bu, Suriye ordusunun, son dönemdeki kazanımlarından vazgeçmekle kalmayıp, şiddetli çarpışmaların ardından ele geçirdiği Morek ve Han Şeyhun’dan da çekilmesi demekti. Rusya söz konusu talepleri net bir şekilde reddetti

Süleymani, ölümüyle, iki taraf arasında net bir çizgi çekerek (‘ya bizimle ya da bize karşı’) bahsi kazandı. İran şehirlerinde muhalefet gösterilerinin yerini rejim yanlısı çok büyük gösteriler aldı. Irak Parlamentosu, tepki olarak, ABD askerlerinin ülkeden çekilmesini talep etti; İran yanlısı birçok siyasetçi ve milis lideri intikam yemini ediyor.

Ayaz Muttalibov’un söyledikleri doğru olabilir mi? Yoksa, iktidarı kaybetmesi konusunda hasımlarını yani ülkedeki muhalefeti suçlarken, her siyasetçi gibi kendi işine gelenleri mi söylüyor? Azerbaycan’da muhalefetin, hükümeti düşürüp iktidarı ele geçirmek için kendi halkına yönelik bir katliam organize etmiş olduğuna inanabilir miyiz?

Muhafazakâr, sosyal mahrumiyetten muzdarip, mezhepçilikle bölünmüş bir şehrin binlerce sakininin, ‘Allah’ kelimesini oluşturan harflerin etrafında tekno müzikle dans etmesi, bir zihniyet devriminin işaretidir. Şehir birkaç gün içinde, 1979 İran İslam Devrimi’nden ileri sarıp ‘Trablusşam usulü’ 68 Mayısı’na ulaştı.

Aslında, cihatçılarla flört eden ilk ülke Türkiye değil. 1980’lerde üç ülke (Pakistan, Suudi Arabistan ve ABD) Afganistan’ı işgal eden Sovyet Ordusu’na karşı kullanmak istediği, ‘Arap Afganlar’ olarak bilinen Selefi cihatçıların ilk kuşağına para ve silah yatırımı yapmış, lojistik destek sağlamıştı.

Ermenistan’da 2018 yılında yaşanan değişimler, Karabağ uyuşmazlığı konusunda herhangi bir devrimci söylem üretmedi. Görünen o ki, Yerevan’da da, Bakü’de de, siyasi elitler bu çatışmanın nasıl çözülebileceğine dair bir tahayyülden yoksun. Buradan, diaspora Ermenilerine ve yurtdışında yaşayan Azerilere, cesur bir girişimde bulunup yeni bir diyalog başlatmaları için çağrıda bulunuyorum. Böyle bir adımla, belki, anavatanlarının geleceği açısından belirleyici bir önem taşıyan ama yaklaşık yirmi yıldır ‘felç’ durumunda olan bir süreci harekete geçirebilirler.