OHANNES KILIÇDAĞI

Ohannes Kılıçdağı

MUHALEFET ŞERHİ

Evet, çoğunluk veya baskın grup mensupları aralarında kimin azınlık olarak tarif edilen gruptan olduğunu bilmez, çünkü azınlığa mensup bireyler kendilerini gizlerler. O kadar ki, haksızlığa uğradıklarında bile, genellikle ortaya çıkıp haklarını açıkça savunmaktan kaçınırlar, çünkü bilirler ki, haklı olmalarının bir önemi yoktur, kolayca haksız duruma düşürülebilirler ve gördükleri zarar büyüyebilir.

Bu şartlar altında nizamnameye karşı nasıl bir yaklaşım geliştirmeliyiz? Onu nasıl konumlandırmalı, ne ölçüde referans almalıyız? Bu yazıda bu gibi sorulardan yola çıkarak bir nizamname değerlendirmesi yapalım ve onunla bağlantılı olarak patrik seçiminde ve Ermeni toplumunun diğer işlerinde devletin yerini tartışalım.

Her şey bir yana, patrik adayı olmayan birinin değabah olmasının neden bu kadar tedirginlik yarattığını anlayamadım. Olur veya olmaz; olursa şık, güzel olur ama olmasın diye çabalamak niye? İşte beni düşündüren bu.

Değabah seçiminin ötesinde ise, patrik seçim süreci de şeffaf, demokratik kurallara, akla ve insafa uygun biçimde yürütülmeli. Makamın doğal adaylarının hiçbiri en başından, çeşitli bahanelerle süreçten dışlanmamalı. Her adaya, düşünüp cevap vermesi için makul bir süre verilmeli.

Değabah seçimi için neden yenilenecek olan İstanbul belediye seçimlerini beklemek gerektiği de ayrı bir muamma. Bir grup din adamının bir odada toplanıp, bir-iki saat içinde yapıp bitireceği bir oylamayla, İstanbul halkının belediye başkanı seçmesinin ne ilgisi var? Bu geciktirmeyi nasıl yorumlamak lazım?

Net biçimde ifade özgürlüğü sınırları dışında kalan iki durum var. Biri tehdit. İster bir kimseyi, ister bir grubu, zarar vermekle tehdit etmek, ifade özgürlüğü olarak kabul edilmemelidir. İkincisi, nefret söylemi ve ırkçılık ifade özgürlüğü olarak kabul edilemez.

‘Bir kısım CHP’li’nin, daha YSK kararı çıkar çıkmaz sarf ettiği “Kürtler AKP ile anlaştı” sözleri üzerine de bir-iki kelam etmek lazım. Bu gerçekten çok tuhaf bir durum. Rejim YSK, eliyle sana bir darbe vurmuş, daha oraya doğru dürüst bir laf etmeden, oklarını Kürtlere ve HDP’ye çeviriyorsun.

Zaten bu gizli oylama meselesi bana çok tuhaf gözüktü. Dokuz kişi çok hayati bir meseleyi konuşmak üzere toplanıyorsun, neyin gizli oylaması, gizli oylamaya niye gerek var? Kaldı ki, böyle bir ortamda gizli oylama pratik olarak nasıl yapılır ki?

Çelik, bu tür yaklaşımların Ermenistan’da yaşayan Ermenilere büyük zarar verdiğini de söylemiş. Üçüncü bir ülkenin parlamentosunda gündeme gelen 1915 tasarısının Ermenistan’daki Ermenilere nasıl zarar vereceğini ilk anda anlamadıysanız, abanın altından gösterilen sopayı fark etmemişsiniz demektir.