OHANNES KILIÇDAĞI

Ohannes Kılıçdağı

MUHALEFET ŞERHİ

Bu heyeti oluşturmak için vakıf seçimlerin yenilenmesini beklemek, seçimlerin ne zaman olacağı konusundaki belirsizlik yüzünden mantıklı olmayabilir ama şunu da eklemek gerekir ki böyle bir işe, seçimlerden yeni çıkmış, halkın güvenoyunu almış taze yönetimlerle girmek, onu daha güçlü kılacaktır.

Bu toplum ve devlet yalnızca tarihten gelen makro siyasi sorunlarını değil, araştırmayı, konuşmayı, diyaloğu, uzlaşmayı, aklı mantığı, ahlakı, hakkaniyeti gerektiren hiçbir sorununu çözemiyor. En basit doğrular uygulanamıyor.

Gelin görün ki, Patriğin yayımlanan sözleri eleştirilene kadar, bu konuda Patrikhane’den bir açıklama gelmedi. Patrikhane, bırakın Akşam gazetesine tekzip göndermeyi, kendi mecrasında dahi bu mülakatta aktarılan sözlerin manasının editör tarafından çarpıtıldığına dair bir açıklama yapmadı.

Yoksulun hakkını arayanını değil, kendisine yardım edilmesini bekleyenini, yardım edilirse sevinen ama edilmezse de kızmayanını seviyoruz.

Diaspora bizim teyzelerimiz, halalarımız, dayılarımız, amcalarımız, kuzenlerimizdir. Biz bu insanlara nasıl “Bizimle ilgisi yok” deriz? Sonra nasıl yüzlerine bakarız? İsa suçlandığı için onu inkâr eden, güçlüden korktuğu için onunla ilgisi olmadığına dair yeminler eden Petrus’tan ne farkımız kalır? Petrus’un İsa’yla göz göze gelince utancından nasıl ağladığını da, bir ruhani olarak Maşalyan hepimizden iyi bilir.

Erdoğan’ın kulağına bir danışmanı bir şeyler fısıldadı da kendisi lafı yanlış mı anladı bilinmez ama özellikle 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren göçmenlik Anadolu Ermenilerinin bir gerçeği oluyor hakikaten de. Fakat, söz konusu olan, Ermenilerin Anadolu’da göçmen olması değil, Anadolu’dan göçmen olmasıdır.

İnsan, zamanla olan kavgası bitmese ve o kavgada hep yenilmeye mahkûm olsa da, zamanı alt etme hülyasından vazgeçmez. ‘Zamanda yolculuk’ temalı romanlar, filmler neden her daim rağbet görür, hiç düşündünüz mü? Benimki de böyle bir hülya işte.

Sonuçta bu seçimde, bir önceki patrik seçiminden yaklaşık sekiz kat, ülkedeki son dört seçimin ortalamasından yaklaşık dört kat fazla geçersiz oy kullanılmıştır. Bu, ‘normal şartlar’la veya seçmen hatasıyla açıklanabilecek bir durum değil.

Seçmen listesini hazırlamak vakıf yönetimlerinin ve Müteşebbis Heyet’in sorumluluğundaydı ama doğrusu böyle bir liste oluşmamış olmasında hepimiz kabahatliyiz. Böyle bir listeyi ve önemini daha fazla vurgulamalı, daha fazla talep etmeliydik. Boykot yoluna gideceklerin bunu özellikle talep etmeleri gerekiyordu çünkü boykot tartışması toplam seçmen sayısını bilmeyince anlamlı bir şekilde yapılamıyor.

Bu noktaya gelmemizin önemli sebeplerinden biri de “Ne olursa olsun, bir an evvel seçim yapalım. En kötü seçim seçimsizlikten iyidir”, yaklaşımı oldu. Bunu destekleyen ikinci bir argüman da toplumsal varlığımızı korumak için devlet otoritesiyle uzlaşmanın kaçınılmaz olduğu savı. Bunlar ilk anda kulağa hoş gelen sözler ama bazı sorular sorduğumuzda dayandığı mantıkta bazı sorunlar olduğunu görüyoruz. Birinci soru “uzlaşma” kavramına dair.