YETVART DANZİKYAN

Yetvart Danzikyan

KARDEŞÇESİNE

Patrik seçimi sürecinin ilk ve en önemli aşamalarından Değabah yani Patrik Kaymakamı seçimi için Ruhani Kurul’un bu hafta toplanacağı açıklandı. Sonraki hafta da, yani 23 Haziran’dan sonra, Ruhaniler Genel Meclisi’nin toplanarak patrik seçimi süreci boyunca Patrikhane’yi yönetecek Değabah’ı seçmesi bekleniyor. Ruhani Kurul toplantısı öncesinde gerek Başepiskopos Ateşyan gerekse Ruhani Kurul Başkanı Episkopos Maşalyan’dan gelen açıklamalar sadece iki ismin yani Ateşyan ve Maşalyan’ın aday olacağı yönünde. Bundan önceki patrik seçimi süreçlerinde rol oynayan Samatya Surp Kevork Kilisesi Onursal Başkanı Melkon Karaköse’nin ise bir önerisi var. Karaköse ruhanilerin ikiye bölünmemesi ve sürecin sağlıklı yürütülmesi adına tarafsız bir ismin Değabah olması gerektiğini söylüyor.

Muammer Güler ifadesinde Dink’in neden bu görüşmeyi iki yıl sonra yazdığını sorguladı. Çünkü görüşme yeni yapılmış gibi bir kanaat oluşuyormuş. Devlet Dink’in yazısını görüp alarma geçeceğine hiçbir şey yapmamış, Dink hayatını kaybetmiş ve şimdi de dönemin valisi “Niye iki yıl sonra yazdı?” diyor.

Bu da yetmez bir de Topal Osman benzeri figürler devreye sokulur. Üstelik bunu devreye sokanlar yıllar boyu kendilerini İttihatçı zihniyetten ayrı gibi sunmaya gayret eden Türkiye İslamcılarıdır. Bu gayretin “iktidar”ı kaybetme ihtimali belirene kadar sürmesi ne kadar da açıklayıcı...

Patrik seçimi sürecine girmemizle birlikte özellikle 1863 Nizamnamesi ve eski Patrik seçimlerini de daha sık tartışır olduk. Bilgi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Arus Yumul Osmanlı döneminde Ermenilerin Anayasası sayılan 1863 Nizamnamesi üzerine çalışmalarıyla da biliniyor. Profesör Yumul ile 1863 Nizamnamesi’nin geçmişten günümüze yolculuğunu, “Patrik”in devlet ve halk nezdindeki pozisyonunu, ona yüklediğimiz anlamları konuştuk.

Türkiye ekonomisinin içinde bulunduğu çalkantı sürüyor. Açıklanan işsizlik yüzde 15’lere yaklaşırken, açıklanan enflasyon da yüzde 20’ler civarına yerleşmiş durumda. Dolar/TL uzun süre 6 TL civarında ve üzerinde seyretti. Uluslararası raporlar Türkiye ekonomisinin geleceğine dair olumlu öngörülerde bulunmuyor. Öte yandan bilhassa son üç yıldır Türkiye’ye dair “Hukukun üstünlüğü kurulmazsa ekonomi de iyiye gitmez” uyarıları yapılmaktaydı. Tüm bu tabloyu MIT’de (Massachusetts Institute of Technology) iktisat profesörü olan ve uluslararası ödüllere sahip Daron Acemoğlu ile konuştuk. “Dünyada en çok alıntı yapılan 10 ekonomist” arasında gösterilen Acemoğlu’nun önemli uyarıları var.

Olayın medyaya yansımasının ardından neyse ki büyük gürültü koptu, peş peşe tepkiler geldi, bilhassa yayıncılık açısından art arda şikâyetler ve suç duyuruları yapıldı. Bunların hepsi önemli. Fakat olayın bir de bu toprakların tarihi açısından irkiltici bir boyutu var.

Lafı uzatmaya gerek yok. AKP-MHP istedi, YSK da seçimi iptal etti. Seçmen iradesine darbe yapıldı. Manzara bu. Peki, bu durum bugüne ve ileriye dair bize ne söylüyor?

Mantık çok açık. Burada “millet” AKP seçmeni oluyor. Bu bile hayli sorunlu bir tarif iken aslında altında yatanın bambaşka olduğu çok açık. Yukarıda da bahsettiğim gibi burada “millet”ten, “vatandaş”dan anlamamız gereken AKP’nin kurduğu ekonomik sistemin başat aktörü olan müteahhitler, iş insanları, Erdoğan ve çevresinde klik ile AKP medyası. “Başkanım, bu seçim yenilenmeli” diyenler belli ki onlardır.

Meydan kapandı, biçim ve anlam değiştirdi ama aslında bir yandan da direniyordu. Nasıl mı direniyordu? AKM ile. Daha doğrusu hafızalarımızda direniyordu. Şöyle anlatayım. O eski 1 Mayıslardan aklımızda kalan en önemli görüntü nedir?