İzmitli Ermeniler Konuşuyor kitabı basına tanıtıldı

Hrant Dink Vakfı’nın yürüttüğü ‘Sessizliğin Sesi’ projesi kapsamında İzmitli Ermenileri konu alan ‘İzmitli Ermeniler Konuşuyor’ kitabı basına tanıtıldı. Kitabın tanıtımı bugün (13 Kasım) Anarad Hığutyun Binası Havak Toplantı Salonu’nda yapıldı

Hrant Dink Vakfı’nın yürüttüğü ‘Sessizliğin Sesi’ projesi kapsamında İzmitli Ermenileri konu alan ‘İzmitli Ermeniler Konuşuyor’ kitabı basına tanıtıldı. Kitabın tanıtımı bugün (13 Kasım) Anarad Hığutyun Binası Havak Toplantı Salonu’nda yapıldı. Tanıtım kapsamında Sessizliğin Sesi Proje Koordinatörü Ferda Balancar, proje ekibinden Emine Kolivar ve Kocaeli Üniversitesi Felsefe Bölümü Araştırma Görevlisi Aras Ergüneş birer konuşma yaptılar.

Serinin dördüncü kitabı

Proje Koordinatörü Ferda Balancar, yaptığı konuşmada Sessizliğin Sesi projesinde daha önce hazırladıkları kitaplara değindi. ‘İzmitli Ermeniler Konuşuyor’ kitabının, proje serisinin dördüncü kitap olduğunu belirten Balancar, şöyle konuştu: “İlk önce belli bir ili baz almadan, tüm Türkiye’yi kapsayan ‘Türkiyeli Ermeniler Konuşuyor’ başlığıyla bir kitap yayınlamıştık. Bu bizim proje kapsamındaki ilk kitabımızdı. Daha sonra ise Diyarbakır’daki Ermenilere yönelik bir kitap hazırladık, ondan sonra Ankara, şimdi de İzmit. Ancak İzmit kitabı, diğerlerine farklı bir özelliğe sahip. Zira gerek Diyarbakır gerek Ankara, halen belli bir Ermeni nüfusa ev sahipliği yapıyor ancak İzmit’te ne yazık ki şu an Ermeni kimliğini sürdüren kimse yok, en azından biz bulamadık. Dolayısıyla kitapta mülakat yaptığımız İzmitliler şu anda orada yaşamıyorlar.”

‘Batı hepten yok edildi’

Tanıtım toplantısında söz alan akademisyen Aras Ergüneş de İzmitli Ermenilere dair bir konuşma yaptı. Özellikle Bardizag köyünde geçmişte yaklaşık 10 bin Ermeni’nin yaşadığını belirten Ergüneş, şunları söyledi: “Bardizag’ta 1915 ve öncesine kadar birçok okul, kilise vardı. Ayrıca günlük gazete ve mizah dergileri de basılıyordu. O dönem İzmit’in toplam nüfusu ve Bardizag’ın nüfusu neredeyse aynı: 10 bin. Ancak şimdi baktığımızda Ermenilere dair hiçbir iz görmek mümkün değil. Öyle ki, kiliselerden biri yıkılıp yerine cami inşa edilmiş. Bunun gibi örnekleri birçok farklı ilde görmek mümkün. Fakat bu cami, 1999 depremi bahane edilerek yıkılmış ve yeniden sıfır bir cami inşa edilmiş, böylece kilise kalıntıları da iyice silinmiş. İnsanlar soykırımda Anadolu’dan bahsediyor hep ancak Türkiye’nin batısı daha çok zarar almış durumda. Bunu, batıda hiçbir iz kalmamasından da anlıyoruz, batı hepten yok edildi.”