Leyla Murat / lensler konuşabilseydi

Fotoğrafçı Berge Arabian, Agos'un kültür sanat sayfalarında kaleme aldığı 'Lensler konuşabilseydi' başlıklı köşesinde, çektiği fotoğrafların hikâyelerini anlatıyor.

İstanbul’a yeni taşındığım zamanlarda, Yenibosna metro istasyonunda çok sık görüyordum onları. Hep beraberlerdi – önde cümbüşüyle adam, arkasında kadın... Bu şehirde gördüğüm ilk sokak müzisyenleri onlardır. Sonraki yıllarda başka istasyonlarda da rastladım bu çifte, özellikle Osmanbey ve Taksim’de. Şarkıları genellikle adam tek başına söylerdi, kadın ise gazete bulmacaları çözerdi ama bazen de o nağmeli sesiyle ya da tefla adama eşlik ederdi. Yıllar içinde adamı daha az görmeye başladım; neden sonra, adamın ölmüş olabileceği geldi aklıma. Kadını arada bir, başka erkek müzisyenlerle birlikte şarkı söylerken görüyordum. Artık onu da görmez oldum. Son gördüğümde bir gözü bandajlıydı, belki de ameliyat geçirmişti. Bu fotoğrafı çektiğim gün adam çok ciddiydi; ona işaretlerle, fotoğrafını çekmek istediğimi söylediğimde ‘olur’ anlamında kafasını sallamıştı sadece. Farklı açılardan birkaç kare çektim. Hatta aklıma, ileride metro müzisyenleri üzerine bir seri yapma fikri geldi. Fotoğraf çalışmalarımın gidişatı açısından İstanbul gelecek vaat ediyordu o dönemde. O seriyi yapmamış olmak içimde bir pişmanlıktır.

O gün metroda yürürken durup adamı dinlememin nedeni, söylediği şarkının kulağıma tanıdık gelmesiydi. Adını hatırlayamıyordum ama Kamışlı’dan bildiğim bir şarkıydı, anneannem Verjin’in çok sevdiği... Anneannem kimi öğleden sonraları transistörlü radyosunu açar, sevdiği Türk kanallarını dinlerdi. Metrodaki müzisyenin söylediği şarkı Nuri Sesigüzel’dendi. Hem bu şarkıcının, hem de Zeki Müren’in adını anneannemden öğrenmiştim. İkisini de severdi. Radyonun yanına oturur, şarkılarını dikkatle dinlerdi. Zeki Müren bana fazla ciddi geliyordu; Nuri Sesigüzel biraz daha melodikti, hem de şehrimizde epey popülerdi. ‘Makinem Makinem’ şarkısı çok sevilirdi; radyoda ne zaman çalsa, anneannem gözyaşı dökerdi. Bu şarkı da benim için fazla ağır, fazla hüzünlüydü; ben Nuri Sesigüzel’den en çok ‘Leyla Murat Kaşlarım’ı seviyordum. Şarkının asıl adının ‘Leyla’mın Bakışları’ olduğunu ancak büyüdüğümde öğrenecektim. Biz çocuklar Türkçe bilmez, papağan gibi duyduklarımızı tekrarlar, çoğu zaman da yanlış duyardık. Örneğin Hint filmleri izler, filmdeki hit şarkılardan birinin bir-iki satırını ezberleyip birlikte söyler, bir yandan da filmdeki aktörleri taklit ederdik.

‘Leyla Murat’la ilgili çok mutlu anılarım var. Babamın kuzeni Artin Ammo (amca) Kamışlı’da taksicilik yapardı. Hayatta tanıdığım en iyi yürekli, en kibar insanlardan biriydi. Bir kez olsun sinirlendiğini, bir çocuğa kaşlarını çattığını görmemişimdir. Eşi Anjel de annemin kuzeni olduğu için ailelerimiz birbirine çok yakındı. Yazları haftada bir arabasıyla buz fabrikasına gider, herhalde ev tüketimi için, belki de şehirdeki bir lokantaya buz getirirdi. Bazen fabrikaya giderken bizim eve uğrayıp beni de alırdı. Her seferinde sevinçten havalara uçardım. Arabada her zaman Artin Ammo’nun çocukları da olurdu – çok sevdiğim beş kuzen! Dahası, arabada 45’lik plakçalar ve bir sürü Türkçe, Arapça, Süryanice 45’lik vardı. O arabaya atlayıp, pikaptan gümbür gümbür yükselen müzikle buz fabrikasına gitmek ne büyük zevkti! Hem onun, hem de bizim en çok sevdiğimiz şarkılardan biri ‘Leyla Murat’tı. Artin Ammo plağı pikaba yerleştirir, sonra bizimle birlikte Nuri Sesigüzel’e eşlik ederdi. Şarkının ritmiyle alkış tutar, bize neşeyle gülümserdi. Her defasında ondan pikabın sesini yükseltmesini isterdik, o da bizden bunu beklermişçesine gülümserdi. Her gülüşünde beliren altın dişlerini hâlâ hatırlarım. Arabayı park eder, siparişi almaya giderdi; biz de koca buz bloklarının kalıplardan çıkarılışını seyrederdik. Paslı, kahverengi metal kalıplardan kolayca sıyrılıp sabah güneşinin ışınlarıyla buluşan bembeyaz, parlak buz bloğundan kocaman bir buhar kütlesi yükselirdi. O sahne, tabiat ananın şiiriyle ilk kez karşılaştığım anlardan biri olarak kazınmıştır hafızama.

                                                                                                                                   İngilizceden çeviren: Altuğ Yılmaz



Yazar Hakkında