ZAKARYA MİLDANOĞLU

“Çoğul İstanbul Medyası, kamusal alanda görünür olamayan, ancak her biri kendi mecrasında yoluna devam eden, farklı kültürel toplulukların, kendi dilleri ve kendi gündemleri ile örülmüş süreli yayınlarını araştırmayı, biraraya getirmeyi ve ilişkilendirmeyi amaçlıyor. İstanbul’un kültürel çoğulluğunun araştırılması ve görünür kılınması amacıyla İstanbul Bilgi Üniversitesi bünyesinde yürütülmekte olan proje kapsamında düzenlenen sergide, İstanbul’da 1990 yılından bugüne çeşitli kültürel grupların yayımladığı gazete ve dergilerden örnekler sunulurken, bazı gazete ve dergilerin mutfağına girilerek hazırlanan video çalışmaları da görülebilecek. Koordinatörlüğünü İstanbul Bilgi Üniversitesi Tarih Bölümü’nden Bülent Bilmez’in yaptığı proje kapsamında, geniş bir koordinasyon ve araştırma ekibi tarafından hazırlanan sergi, ayrıca çoğul medyalardan içerik örneklerine, toplulukların yayıncılık faaliyetlerinin tarihsel gelişimine, Türkiye’de genel olarak basın üzerindeki politikaların topluluk medyalarına etkilerine dek

Geçen haftaki yazımıza devam ediyoruz. Yol genişletme çalışması nedeniyle Pangaltı Ermeni Mezarlığı’ndan alınmak istenen arazi parçası ile ilgili neler yaşandığına biraz daha yakından bakacağız. Geçen hafta da belirttiğimiz gibi, orijinal gazetelerde, tarihlere iki farklı rakam ile, ilki Julyen takvimi, ikincisi ise Gregoryan takvimine göre, 13 günlük standart farkla yer verilmiştir.

Amacımız iki hafta sürecek çalışmamızda Pangaltı Ermeni Mezarlığı'nın tarihçesini ele almak değil. Mezarlıkla ilgili dönüm noktalarını, ana tarihlerini hatırlayıp, en önemli kırılmanın yaşandığı 1912 Ocak-Mart ayları arasında yaşananları detaylı olarak sergilemekle sınırlı kalacaktır. İki üç satırlık yorumumuza ise ikinci yazımızın sonunda yer vereceğiz.

1 Mayıs dünya işçilerinin emek, birlik ve dayanışma günüdür. Ermeniler de bu tarihi günle erken tanıştılar. Osmanlı sınırları içinde pek çok dergi ve gazetede bu tarihi günün anlamı ve önemi konusunda yayın yaptı.

Taşnaksutyun Partisi merkez yöneticilerinden Hayg Tiryakyan’ın, namı diğer Hraç’ın Osmanlı Parlamentosu’nda Taşnaksutyun Partisi’nden milletvekili olan Hovhannes Serengülyan’a (Vartkes) gönderdiği mektuba el konulduğu ve bu tarihi belgenin Osmanlı arşivinin tozlu raflarından 95 yıl sonra indiği görülmektedir. Osmanlıca yazılan bu mektup ilk kez 2010 yılında İngilizceye çevrildi, 2013’te ise Nesimi Ovadya İzrail’in ‘24 Nisan 1915’ adlı kitabında Türkçe olarak yayınlandı. Aqunk Net sitesi de geçtiğimiz günlerde bahsi geçen mektuba önce Ermenice, ardından da Diran Lokmagözyan’ın çevirisiyle Türkçe olarak sitesinde yer verdi.

Patrik Vekili Aram Ateşyan verdiği röportajlarda, vekilliği süresince yaptığı faaliyetleri arasında Ahtamar’a haç yerleştirilmesi ve ayin yapılmasını sayarak, kendisinin büyük bir başarısı olarak sunuyor. Oysa dile getirdiği bu iki faaliyetin kendi şahsıyla hiçbir ilgisi yok. Patrikhane tüzel kişiliğine, adresine gönderilmiş bir tebliğden yola çıkarak yapmadığı bir işi sahiplenmenin, başkalarının emeğine el koymakla eşdeğer olduğu bilinmelidir. Bu yazı, o emeği sahiplerine iade duygusuyla yazılmıştır.

1913 darbesi ve sonrasında, Ermeni Soykırımı’nın baş mimarları Enver, Talat ve Cemal Paşa ve eli kana bulanan şürekası 1918’de yurtdışına kaçtı. Bu kaçışın nasıl gerçekleştiği, dönemin Ermeni basınına yansıyıp yansımadığı ya da nasıl yansıdığı konusunda 1915 sonrasında yayına yeniden başlayan ilk Ermenice gazetelerden biri olan Joğovurt (Halk) gazetesinin üç sayısı bize mihmandarlık edecek.

Anadolu’da, özellikle köylerde yaşayan Ermenilerin önemli bir kısmı yoksuldu, çoğu zaman kıtlıkla yüz yüzeydi. İstanbul’a akın edenlerin önemli bir kısmının bu şehirde yerleri, yurtları yoktu. Bekarların sığındıkları tek yer hanların bodrumları oldu.