1620 yıllık bir alfabe ve Van

Van Barosu, Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) Van Şubesi, Dil Kültür Sanat Araştırmaları Merkezi (ARSİSA) ve İnsan Hakları Derneği (İHD) Van Şubesi tarafından “21 Şubat Dünya Anadil Günü” vesilesiyle ‘Türkiye’de yaşatılmayan diller’ başlıklı bir panel gerçekleştirildi. Panel Van Barosu Tahir Elçi Salonu'nda düzenledi. Panelin moderatörlüğünü Arap toplumundan Mehmet Sena Sönmez yaparken, Agos yazarı ve mimar Zakarya Mildanoğlu, Kürt Dili Uzmanı Nazir Öcek ve yine Arap toplumundan eğitimci Turgay Dabakoğlu (Arap) konuşmacı olarak yer aldı. Arapça ve Kürtçe ana dili konusunda önemli değerlendirmelerde bulunan Dabakoğlu ve Öcek’in konuşmalarını, düşüncelerini yayına dönüştükleri an okumayı umuyor ve Zakarya Mildanoğlu’nun kendi özetlediği konuşmasını sizlerle paylaşıyoruz.

“Parev, değerli konuklar ve sevgili dostlar. Madem ki birkaç saat birlikte olacak ve Ana Dili konusunda sohbet edeceğiz, ben de sizleri ana dilimle, Ermenice ile selamlamak istedim. Bir gün, tarihte Ermenilerin uygarlık merkezlerinden biri olan Van şehrinde, Tahir Elçi salonunda birkaç cümle de olsa Ermenice konuşacağım aklımdan geçmemişti. Van şehri, bu topraklar, bu halk bana yabancı değil, ama yine de heyecanlı ve çok duyguluyum. Ermeniler bir süredir Tahir Elçi simasında Hrant Dink’i, Hrant Dink simasında ise Tahir Elçi’yi görmektedir. Sağ duvarda asılı duran ve yüzünü salona dönmüş, olup biteni gülümseyerek izleyen kişi Tahir mi, Hrant mı? Zihnimde biri gidiyor diğeri geliyor. Her ikisini de saygıyla anıyorum.”  
Bu satırlar Ermenice yaptığım konuşmanın özeti. Türkçe yaptığım konuşmama gelirsek:

Mayr Lezu (Ana Dil) ve Mayreni lezu (Ana dili)
Ana Dil ve Ana Dili arasındaki fark sonuna eklenen bir (i) harfi gibi gözükmekte. Bu (i) harfinin gücü, etkisi, hikmeti ne ki, biri yerine diğerini kullananlar devletin, resmi kurumların hışmına uğruyor, insanlar bölücülükle suçlanıyor, hapsediliyor. Uzun analizlere, açıklamalara girmeden nedenini anlamak için İpek Ateş ananın, oğlunu hapishanede ziyaret ederken, Kürtçe yasağı nedeniyle sadece Türkçe "Kamber Ateş nasılsın" diyebilmesi bakabiliriz. 
Ermenice söylenişlerinde de aynı (i) harfi var. Ancak bu (i) harfi sorun yaratmıyor. Demek ki sorun (i) harfinde değil, devlet aklında.

Ermeniler bu coğrafyada geniş bir bölgede yaşarlar, sınırları zaman zaman genişler zaman zaman daralır. Onlarca hanedanlık, prenslik, krallık kurulur, dağılır. Ermeniler üç altın denizi ile gölleri arasında ve çevresinde yer alan Vaspuragan ile övünürler. İlki Ermenistan Sevan Gölü, ikincisi Türkiye Van Gölü ve üçüncüsü ise İran Urmiye Gölü. İçlerinden Van gölü ve çevresi aynı zamanda bir uygarlık merkezi olur. Aradan asırlar da geçse antik Urartu kenti kendini her adımda hatırlatır. 

Ermenilerin Kutsal Üçlüsü ve Van
Ermeniler yaşadıkları kıta, bölge, şehir fark etmeksizin zaman içinde ‘kilise, okul, yayın’ kutsal üçlüsünü benimsediler. Bu üçlü, Osmanlı döneminde 1863’te Nizamnâme-i Millet-i Ermeniyân’ın devlet tarafından onaylanmasıyla birlikte bir toplamsal yapıya dönüştü. 
Putları yıktılar, 301’de pagan dönemden çıktılar ve Hıristiyanlığı resmi devlet dini olarak kabul ettiler. Anadolu coğrafyasında üç bini aşkın kilise manastır inşa ettiler. Van gölüne cephesi olan 90 adet manastır ve kilise inşa ettiler. Yıkık dökük, yağmalanmış da olsa çoğunun izleri ayakta. Van manastırları aynı zamanda Ermeni el yazmaları merkezleri oldu. Yağma ve talanlardan kurtulan olağanüstü zenginlikteki bu elyazmalarının bir kısmı günümüze ulaştı. 

Ermeni alfabesinin keşfi ve bir dönüm noktası 
1620 yıl önce, 405 yılında 38 harfli Ermeni alfabesini keşfettiler. Ermeni harflerinin keşfi Van şehrine pek de uzak olmayan Muş (Daron) yerleşiminde gerçekleşti. Bu alfabe günümüze kadar bir değişikliğe uğramadan geldi. Alfabenin keşfi ile birlikte öncelikle Kutsal kitabı ve pek çok eseri Ermeniceye çevirdiler. Ermenilerin altın çağı olarak adlandırılan bu dönem, günümüze kadar kutlanan “Çevirmenler Bayramı” olarak ilan edildi.  

Günümüze elli bini aşkın el yazması kayıt bıraktılar. Dünya tarihçilerinin el altı kaynağı olarak bilinen “Ermeni Tarihi”, Ermeni Herodot olarak adlandırılan Movses Horenatsi tarafından kaleme alındı. Onlarca Ermeni tarihçi farklı dönemleri ele alarak araştırmacılar için olağanüstü kapsamda bir külliyat oluşturdular.

Matbaanın benimsenmesi, iki bin okul 
Ermeni alfabesinin oluşturulması ile matbaanın keşfi arasında yaklaşık bin yıllık bir süre var. Ermeniler bu keşfi hemen benimsediler ve 1512’de ilk Ermenice kitabın basımı gerçekleştirdiler. 1794’de ise ilk Ermenice gazeteyi baskıya verdiler. Anadolu’nun farklı yerleşimlerinde yedi yüze yakın gazete, dergi, farklı konularda binlerce kitap yayınladılar. Ermeniler komşularının dillerini de öğrendiler ve o dillerde yayın faaliyetinde bulundular. Ermeniceyi de onlara öğrettiler. Onların harflerini tasarladılar. 

1915’e gelindiğinde Anadolu’nun dört bir köşesinde iki yüz bini aşkın talebenin eğitim gördüğü iki bini aşkın okul, ve muallim yetiştirmek için öğretmen okulları açmışlardı. Ermeni Öğretmen Okullarından biri de Van’da yer aldı. Okullar için Ermenice, Ermeni harfli Kurmanci, Ermeni harfli Türkçe ders kitapları yayınladılar. 

Ardzvi Vaspuragan, (Van Kartalı), 1855 İstanbul, 1858 Van

Van’da 25 Ermenice gazete yayınlanıyordu

Milletin temsilcilerinin konuşmasında mikrofonların kapatıldığı bir dönemden geçiyoruz. Ana dillerin toplamının insanlığın ortak hafızası olduğu unutuluyor. Ancak bu hafıza her an kendini hatırlatıyor. 

Günümüzdeki Resmi Gazete, Osmanlı’da 1831’de yayınlanmaya başlayan Takvîm-i Vekâyi gazetesinin devamıdır. Tek farkı vardır. Takvîm-i Vekâyi Türkçe yanında çok dilli, yani, Arapça, Ermenice, Farsça, Fransızca, Rumca olarak da yayınlanıyordu. Aynı şey Vilayet gazeteleri için de geçerliydi. Ayrıca bu gazetelerin Ermenice versiyonunda bazı konular Ermeni harfli Türkçe olarak da yayınlanıyordu. 

1915 öncesi Anadolu coğrafyasında bazıları uzun ömürlü ve etkili olan 47 adet Ermeni harfli Türkçe süreli yayın vardı. Bazı kaynaklarda ilk Türk romanı olarak kabul edilen 1851’de yayınlanan ‘Akabi Hikâyesi’ Ermeni harfli Türkçe olarak yayınlanmıştı. Örnekleri çoğaltmak mümkün.

1858-1914 tarihleri arasında Van’da 25 adet Ermenice gazete yayınlanıyordu. “Baba” ünvanlı Mıgırdiç Hırimyan Hayrig İstanbul’da yayınlanmaya başladığı Ardzvi Vaspuragan (Van Kartalı) gazetesini ve matbaasını katır sırtında Varak Manastırı’na (Yedi Kilise) taşımıştı. Bu 25 gazete arasında dönemin tarihine ışık tutan ve en etkili olanı buydu. 

1873’de tek perdelik bir drama olan Mırmunçk (Fısıltılar) tiyatro eserini, 1883’te de içinde Van Kalesi, Kale Altı ve Bahçeler mahallelerinin yerleşiminin ve önemli yapıların işaretlendiği planların yer aldığı “Okullu Çocuklar İçin Yurt Bilgisi” kitabını Ermenice olarak yayınladılar. 

Varak, (Varak Dağı, Varagavank, Yedi Kilise), 1953, New York

Van’da Ermenice yayınlarından Dzovag (Göl) 1908-1909 tarihleri arası Van Gevaş’ta Dzovag Kültür Derneği tarafından yayınlandı. 12. sayısının ana başlığı “Kutsal emeğin ve dayanışmanın tek günü Bir Mayıs” idi.

Luys (Işık) 1913-1914 arasında Van Ermeni Yardımsever Derneği yayını olarak çıktı. Van Dosb (Van Tuşba) ise 1911-1914 arası Van’da, 1915-1918 arası Tiflis’te, 1919’da ise Erivan’da Ramgavar Partisi organı olarak yayınlandı. 

Armenia (Ermenistan) gazetesi 1885’te Van’da yayınlanmaya başladı ancak hemen kapatıldı ve Ramgavar Partisi’nin yayınına Marsilya’da devam eden en önemli organı oldu.

Aşkhadank (Emek), Nor Serunt (Yeni Nesil), Vıdag (Dere) Van Ermenilerinin diğer gazete ve dergileriydi. Vanlı Ermeniler tarihlerini, kültürlerini gittikleri her coğrafyaya taşıdılar. Amerika’ya yerleşenler New York’ta Tüm Vaspuraganlılar Hemşerilik Derneği’ni kurdular ve 1953-1988 tarihleri arasında içinde tarihsel bilgi, belge ve fotoğrafların yer aldığı Varak dergisini yayınladılar.

Ermeni harfli Kurmanci yayınlar

Van aynı zamanda Kürt halkının boy verip serpildiği bir bölge. Ermeniler, zamanında Van’da Kürtler kadar olmasa da sokakta, çarşıda Ermenice yanında yoğun olarak Kurmanci de konuşurlardı. 

Farklı tarihlerde, farklı nedenlerle, zoraki de olsa Ermenilerin bir kısmı Müslümanlaşmış, Kürtleşmişti. 1915’de katledilen Ermeni aydını Levon Larents 1911 tarihinde Müslümanların kutsal kitabı Kur'an-ı Kerim’i Ermeniceye çevirip yayınladı. Bir külliyat oluşturacak sayıda Ermeni harfli Türkçe din, eğitim, tarih, kültürel yayın birbirini izledi.  

Tasakirke Kurmanci (Kurmanci Ders kitabı), 1868, New York

Sadece Türkçe değil, Ermeni harfli Kurmanci din ve eğitim yayınları da gün yüzüne çıktı. 

1860’ta Ermeni çocuklara Kürtçe eğitim vermek amacıyla  Aypenaran Kürderen yev Hayeren, Alifbecüz Kurmanci U Armeni (Kürtçe Ermenice Alfabe) Ermenice ve Ermeni harfli Kurmanci olarak yayınlandı. 

1868’de ise New York’ta Tasakirke Kurmanci (Kurmanci ders kitabı) Ermenice ve Ermeni harfli Kurmanci olarak basıldı. 

1880’de Yerkaran Bı Kurmanci (Kurmanci ilahi kitabı) Harput kolejinde basıldı.

Daha yakın tarihlerde, 1934’te ise Halep Koleji matbaasında Kürtçe konuşan Hıristiyanlar için Yerk U Şaragane Bı Kurmanci (Ermeni harfli Kurmanci Şarkı ve İlahiler) kitabı yayınlandı.

Ana dili  ve Hırimyan Hayrig

Diyarbakırlı yazar Mıgırdiç Margosyan Surp Haç Ruhban okulunda Ermenice öğretmenim, okul müdürüm oldu. Kürtçe de bilir ve konuşurdu. Ana dili konusunda kelam ederken onun Hırimyan Hayrig hakkında yazdıkları karşıma çıkmıştı. Konuşmamda onun yazdıklarını dinleyicilere şu sözlerle aktardım: 

Bir gün bir grup Kürt, “Baba”nın huzuruna çıkıp, kıtlıktan kurtulmak için Hıristiyan olmak istediklerini beyan ediyorlar. Onların bu yaklaşımı karşısında bir an için suskun kalıp hüzünlenen Hırimyan Hayrig, şöyle cevap veriyor:
“Bundan böyle Kürtlerin de, bizim ‘Kıtlıkla Mücadele Komisyonu’nun ekmek ve para yardımlarından faydalanmaları için gerekenleri yapacağım, bu konuda müsterih olun. Hıristiyan olma konusundaki teklifinizi kesinlikle kabul etmiyorum; çünkü şu anda kıtlık nedeniyle böyle davranıyorsunuz, kalbinizin sesiyle değil. Ancak sizlere öğüdüm şudur; bu kötü günler geçince toprağınızı, çiftinizi, çubuğunuzu, karasabanınızı seviniz, alın terinizle, haklı kazancınızla ekmek yiyiniz, komşu halklarla beraber kardeşçe yaşayınız ve şunu asla unutmayınız ki, bu korkunç kıtlık, kan ve zorbalığın neticesidir, hadi şimdi sağlıcakla gidin ve dediklerimi uygulayın.”

Kategoriler

Dosya


Yazar Hakkında