YETVART DANZİKYAN

Yetvart Danzikyan

KARDEŞÇESİNE

Türkiye siyasetinde yine iyi kötü seçim yapılabiliyor. Ya Ermeni toplumunda? Hayır. Seçme ve seçilme hakkı Ermeni toplumunun elinden alınmıştır ve bu çarpıklığın her mecrada dile getirilmesi, sorunun çözümü için çaba gösterilmesi gerekir.

Baksanıza, son yaşadığımız ekonomik çalkantıyı bile “yurtdışında bir başkentte planlanmış operasyon” olarak sundular. Hatta 12 Eylül’de bile böylesi görülmemiş. 12 Eylül’deki ekonomik saldırıdan ne kast edildiğini, komplo teorisi zihniyetiyle bile çözmek imkânsız.

Ermeni toplumu da, tarihsel olarak kendinden zorla alınanı, pek sesini çıkarmadan, ama bu sanatçıları sayarak, severek, bağrına basarak telafi etmeye çalışmıştır diyebiliriz.

Yazar Mıgırdiç Margosyan üç yıllık bir aradan sonra geçtiğimiz haftalarda yeniden gerçekleştirilen Diyarbakır Kitap Fuarı’nın Onur Konuğu idi. Aynı günlerde bugüne kadarki tüm kitapları Aras Yayınları tarafından ‘Fıllaname’ başlıklı özel bir cilt altında toplandı. Margosyan fuardan hemen sonra Diyarbakır Karşılaştırmalı Edebiyat Günleri’ne de katıldı. Diyarbakır dönüşü usta yazar Margosyan ile buluştuk. Hem fuarı, hem ‘Fıllaname’yi hem de doğup büyüdüğü Diyarbakır’a dair son izlenimlerini konuştuk.

Neredeyse tüm yayınlarda bir papaz aşağılaması yürüdü gitti. Bir de bunlara “Biz papazı teslim ettik, ABD de papazı teslim etsin” çıkışları eşlik etti. Kastedilen elbette Fetullah Gülen’di. Yani bu kadar kötü bir insan ancak bir papaz olabilirdi.

Bu karmaşık ama sürükleyici ilişkiler ve olaylar zinciri içinde elbette Almanya’nın yavaş yavaş nasıl Nazi karanlığına doğru ilerlediğini görmek, sezmek de mümkün. Bilhassa yüksek bürokraside Yahudilere karşı başlatılan ırkçılık, olayların kurgusu içinde ustaca yansıtılıyor.

Faillerin ve ihmali olan emniyet personelinin doğru dürüst yargılanmadığı, Türkiye’nin tarihinde aynı 1 Mayıs 1977 gibi, Sivas Katliamı gibi, Suruç Katliamı gibi kara bir sayfa oluşturan bir katliam bu.

'Adalet’ konusunda diğer alanlarda ne olup bittiğine gelecek olursak... Osman Kavala hâlâ hapiste. Bir yıla yaklaşıyor hapisliği. Hakkında bir iddianame dahi yok. Neyle suçlandığını bilmiyor. HDP eski eş başkanı Demirtaş hakkında geçenlerde bir hüküm veridi ancak verilen hükmün çözüm sürecinde yaptığı açıklamalara dayanması, iktidarın konuya bakışını açıklar nitelikte. Cezaevlerinde siyasi gerekçelerle hapse atılmış çok sayıda gazeteci ve siyasetçi var. Bunların çoğu iktidar öyle istediği için hapsedilmiş.

AKP Türkiyesi ekonomisi, rejimin müteahhitlerine çoğu gereksiz beton projeler yaratma esasına dayalıdır. Dolayısıyla ülkede üretim ve istihdam yaratamayan AKP kendi müteahhitlerine durup durup iş yaratmak zorundadır. Bu 3. Köprü olabilir, Kanal İstanbul olabilir, yurdun çeşitli yerlerinde doğayı tahrip edecek projeler olabilir. Olabilir de olabilir.