‘Savaşçı’ polis şiddet saçıyor

İHD verilerine göre, 2011’de 3 bin 252 kişi polisin işkence ve kötü muamelesine maruz kaldı. Polis, 312 toplumsal gösteriye orantısız güç kullanarak müdahale etti. TESEV için, “güvenlik sektörünün demokratik gözetimi” konusunda polis, ordu ve MİT'in rolünü ortaya koyan bir “Güvenlik Sektörü Raporu” hazırlayan Biriz Berksoy, polis şiddetinin artma nedenlerini, çözümün ne olduğunu anlattı.

EMRE ERTANİ

Son haftalarda tırmanan polis şiddeti her gün yeni bir olayla gündeme geliyor. İzmir’de polisin sokak ortasında işlediği cinayetin ardından Ağrı’da özel harekât polisleri, yol kontrolü esnasında 21 yaşındaki bir genci başından vurdu.

TESEV için, “güvenlik sektörünün demokratik gözetimi” meselesinde polis, ordu ve MİT açısından var olan eksikliklerin neler olduğunu ortaya koyan, gelinen son noktanın bilançosunu çıkaran bir “Güvenlik Sektörü Raporu” hazırlayan Biriz Berksoy, polis şiddetinin artma nedenlerini, çözümün ne olduğunu anlattı.

Polis şiddetinin arkasında yatan en büyük nedenin, uygulamaya sokulan devlet stratejileri olduğunu söyleyen Berksoy, askeri vesayet rejimi çözülürken, devlet içerisinde hükümetin hâkim bir pozisyona ilerlediğini, fakat şiddet üreten stratejilerin devam ettiğini belirtti. “Bu stratejiler ve polislik pratiği göz önüne alındığında, polis teşkilatını, devlet iktidarını günlük hayatta yansıtan en kilit kurum olarak tanımlanabiliriz” diyen Berksoy, polisin bu konumu, ‘düzen’ ve ‘ahlak’ kavramları çerçevesinde şekillenen bir misyon duygusunu beraberinde getirdiğini söyledi. Yasal değişikliklerle, polisin devletin bekâsı için fedakârca çarpışan ve bunun için ölümü göze alan bir nevi ‘savaşçı’ olarak lanse edildiğine işaret eden Berksoy, bunun polisin vatandaşın itirazını devletin şahsiyetine karşı bir ‘itaatsizlik’ ve ‘düşmanlık’ olarak algılamasına yol açtığını ve bu itirazı ne şekilde olursa olsun bastırmaya yönelttiğine dikkat çekti.

Türkiye’ye polis şiddetinin sadece son aylarda arttığını söylemenin doğru olmadığını dile getiren Berksoy, “Polis şiddeti, özellikle 1980 darbesi sonrasında askerin hâkim olduğu devletin kullanıma soktuğu iktidar stratejilerinin önemli bir parçasını oluşturmuştur. Polis, askeri vesayet rejimi altında, devletin uyguladığı stratejiler ve yaygınlaştırdığı zihniyetin etkisiyle militarist, devletin bekâsını asli amaç olarak yücelten, sol, Kürtler ve Aleviler gibi kimlikler üzerinde siyasi mücadele yürüten kesimleri düşmanlaştıran bir içeriğe sahip oldu” dedi.

2006 yılında Terörle Mücadele Kanunu’nda yapılan değişiklikler sonucunda ‘teslim ol’ çağrısına uymayanlara karşı polisin silah kullanmasının mümkün hale getirildiğini söyleyen Berksoy, “Bu uygulamalar polisçe mimlenmiş mahalleler ve kesimler için daha da vahim sonuçlara neden oluyor” dedi. 

Polislere verilen eğitimin sorunlu olduğuna dikkat çeken Berksoy,  polis şiddetini azaltmak amacıyla müfredata eklenen insan hakları derslerinin içeriğinin yetersiz olduğunu, insan haklarına ilişkin derslerin hak savunucuları tarafından verilmesi gerektiğini belirtti. Polis şiddetinin artarak devam etmesinin nedenlerinden birinin ‘orantısız güç’ kullanan polislere uygulanan cezasızlık politikası olduğu belirten Berksoy, kusurlu soruşturma, yargılama, savcı ve hâkimlerin yanlı tutumlarının bu cezasızlık sistemininde etkili olduğuna dikkat çekti.

SİVİL DENETİM ŞART

Bu olayların önünü almak için ‘güvenlik’ eksenli politikalara son verilerek bazı kesimleri düşmanlaştırmayı içeren devlet stratejilerinin değiştirilmesi gerektiğini söyleyen Berksoy, şiddetin engellenmesi için yasal değişiklikler yapılması gerektiğini ifade etti.

Berksoy’a göre yapılması gereken başlıca değişiklikler şunlar:

• Terörle Mücadele Kanunu’nun ek 2. maddesi acil olarak değiştirilmeli ve silah kullanımı kısıtlanmalı; ancak hayati bir tehlike olduğunda silah kullanımına mahal verilmeli.

• Zor kullanımına dair düzenlemeler detaylandırılmalı ve kısıtlanmalı.

• Polis şiddetine dair şikâyetleri değerlendirecek ve takip edecek bağımsız, sivil, demokratik bir denetim sistemi kurulmalı.

• Bu denetim sistemi içerisinde görev alacak kişiler, İçişleri Bakanlığı bünyesinden değil, insan hakları derneklerinde çalışan insan hakları savunucuları arasından seçilmeli.

 

Etiketler

Biriz Berksoy