Cehennem biziz

Gaziantep’te meydana gelen patlamanın yankıları sürüyor. Bir yandan PKK saldırıyı üstlenmezken, diğer yandan planlayıcının bir PKK sorumlusu olduğu iddia edildi. Saldırıda Suriye bağlantısı ve istihbarat boyutu üzerinde duruluyor. Olayın siyasi anlamını CHP'li Rıza Türmen, BDP'li Meral Danış Bektaş ile eski Milletvekili Osman Özçelik, Bağımsız Milletvekili Ufuk Uras ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı Doç. Gökhan Bacık AGOS'a değerlendirdi.

Gaziantep’te Şehitkamil ilçesindeki Karşıyaka Polis Merkezi önünde Pazartesi gecesi patlama meydana geldi. Patlamanın ardından 9 kişi hayatını kaybetti 60 kişi yaralandı. Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, bomba yüklü bir aracın çekici ile olay yerine getirildiğini ve olayla ilgili soruşturmanın devam ettiğini söyledi. Patlamanın ardından Urfa’da 4 kişi gözaltına alındı. PKK, olayla ilgilerinin olmadığını açıkladı. Hürriyet gazetesinde olayın planlayıcısının PKK Diyarbakır Kırsalı Sorumlusu İrfan Amed kod adlı Mehmet Tahir Kılıç olduğu iddia edildi. Yaşanan patlamanın siyasi anlamını ve Kürt sorununda yaşanan gelişmeleri, CHP Milletvekili ve TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu Üyesi Rıza Türmen, BDP Genel Başkan Yardımcısı Meral Danış Bektaş, BDP Siirt eski Milletvekili Osman Özçelik, Bağımsız eski Milletvekili Ufuk Uras ve uluslararası ilişkiler uzmanı Doç. Gökhan Bacık’a sorduk.     

HABER MERKEZİ

CHP milletvekili- Anayasa Uzlaşma Komisyonu üyesi Rıza Türmen:

Türkiye’nin Suriye politikası terörü artırdı’

Masum insanların çok açık bir şekilde hedef alınmasının adı terördür. Antep’teki eylemi kimin yaptığın kestirmek güç; PKK mı yaptı, başka bir güç mü yaptı? Türkiye’nin Suriye’ye karşı izlediği politika terörü artırmıştır. Esad, “Sen benim ülkemdeki isyancıların desteklersen ben de senin ülkendekileri desteklerim” diyor. Türkiye’nin dış politikasını yönetenler bunun böyle olacağını bile bile bu politikayı izlediler. Türkiye tarafsız olsaydı daha yapıcı bir rol oynayabilir, arabulucu olabilirdi. Fakat Türkiye taraf oldu. Antep’te olup bitenler bunun kaçınılmaz bir sonucu. Bu olay Suriye destekli ise, önümüzdeki dönemde de bu tür terör olaylarının yaşanma ihtimali var.

BDP Siirt eski milletvekili Osman Özçelik:

‘İki halkı karşı karşıya getirme amaçlı provokasyon’

Antep’te yaşanan olay daha deliller ortaya çıkmadan kimin yaptığı belli olmadan hem basın hem de hükümet tarafından PKK’nin üzerine yıkıldı. Bu vesileyle çok ağır saldırılarda bulundular. Tabii ki demokratik mücadeleye inanan herkesin böyle bir olayı meşru görmesi düşünülemez. BDP de böyle bir olayın katliam olduğunu ve kınadığını açıkça söyledi. Türkiye Ortadoğu’daki karmaşanın içinde aktif olarak yer alırken orada yaşanan şiddetin bir şekilde buraya sıçraması muhtemel bir sonuç. Tüm bu yaşananların sonucunda Kürtleri ve BDP’yi hedef tahtasına koymak hem siyaseten hem de ahlaken doğru değil.

Bağımsız eski milletvekili Ufuk Uras:

'Türkiye Ortadoğu bataklığına çekilmek isteniyor’

Toplumun bütün kesimleri kör şiddet nereden gelirse gelsin itiraz etmeli. Antep’teki saldırıya her kesimden tepki gelmesi son derece sevindirici. Bu olayı uluslararası istihbarat örgütlerinin faaliyetinin bir parçası olarak ele almak lazım. Son derece karmaşık bir Ortadoğu dokusu var ve Suriye’nin durumu da göz önüne alınırsa bu yaşanan yerel bir faaliyet olarak değerlendirilemez. Çünkü özellikle Antep’in seçilmesi bu ihtimali güçlendiriyor. Bu olayın Suriye tarafından yaptırıldığı ortaya çıksa bile Türkiye, asla ve asla Ortadoğu bataklığına askeri anlamda müdahil olmamalı, tam tersine insani ve diplomatik kanalları güçlendirmeli. Bu saldırı ile amaç Türkiye’yi Ortadoğu’ya çekmek ise zaten siyasi olarak tam tersini yapmak lazım. Şiddetin amacı doğrultusunda adım almak şiddetin tuzağına düşmek anlamına gelir.   

BDP Genel Başkan Yardımcısı Meral Danış Beştaş:

‘Saldırıyı kınıyoruz’

Antep’te yaşanan saldırıyı kınıyoruz ve çok üzgünüz. Ailelerin acılarını paylaşıyoruz ve baş sağlığı diliyoruz. PKK’nin siyaset yapmasının önündeki engellerin kaldırılması ve siyasete imkân tanınması gerekiyor. Bu bağlam içinde bu koşulların gerçekleşmesiyle birlikte PKK’nin silah bırakmasını istiyoruz. Silahla sorunların çözülemeyeceğini on yıllardır yaşadığımız deneyimlerden biliyoruz. Sorunun kaynağına inerek silah kullanma koşullarının kaldırılması gerekiyor. Barışın sağlanmasının koşulu tarafların legal siyaset yapma olanağının olması. Parti olarak uzun süredir bunun için çağrı yapıyoruz. Şiddet ve savaş ortamında her türlü provokatif eylem ve ölüm kaçınılmazdır.  

Gaziantep Zirve Üniversitesi’nden siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler uzmanı Doç. Gökhan Bacık: 

'Misilleme deyince akla Antep gelir’

Son dönemde şiddetini artıran ve doğasını değiştiren PKK meselesi, Gaziantep bombalaması ile ciddi bir eşiği geçmiştir. Başta Kürtler ve Türkler olmak üzere farklı etnik unsurların piyasa üzerinden başarılı biçimde entegre olduğu Gaziantep’e yapılan saldırı üzerinde ciddiyetle durmak gerekmektedir. Gaziantep, yılda yüzde 8 oranında büyüyen ekonomik büyüklüğü hatırı sayılır Batı şehirleri ile boy ölçüşen bir merkezdir. Kente yüksek oranda göçün eğitimli kısmı batıdan, emek gücünü oluşturan kesimi ise doğudan gelmektedir. Şehirde ciddi bir Kürt nüfus olmakla birlikte Kürt Milliyetçisi parti (BDP) buradan bir milletvekili çıkartamamıştır. Aynı biçimde Türk Milliyetçisi parti (MHP) de, Gaziantep’te ciddi başarı sağlayamamaktadır. Genel olarak kentin gündelik kamusal dokusu, siyasi konularda pek tartışma yapılmayan daha çok ekonomik konulara (üretim, istihdam, yeni fabrika açmak) ağırlık verilen bir mahiyet arz etmektedir. Kenti temsil eden siyasi figürler Gaziantep hakkında büyük bir uzlaşı içindedir. Bir açıdan Gaziantep, Batı Avrupa’da, Çin’de başarılı örnekleri görülen ‘sanayi bölgeleri’ modelinin İstanbul ve İzmit’ten sonra Türkiye’deki önemli bir örneğidir.

Bütün bu faktörler ışığında son bombalama olayının ilk anlamı, PKK’nın Gaziantep’teki Kürt nüfusun kendi lehine siyasallaşmasını talep ediyor olmasıdır. PKK yönetiminin bu açıdan Adıyaman, Urfa, Gaziantep, Bingöl gibi merkezlere yönelik ciddi eleştirisi bulunmaktadır. Patlamanın gerçekleştiği Karşıyaka mahallesi ciddi oranda Kürt nüfusun bulunduğu bir yerleşimdir. Ancak kentin Kürt siyasal hareketine yakın olan Kürtleri burada değil başka bir yerde yaşıyorlar. İkinci olarak, Türkiye bir süredir Suriye’de ciddi bir pozisyon almıştır. Bu pozisyon Lübnan Hizbullah’ı, Suriye ve İran gibi aktörler açısından eleştiriliyor. Örneğin İran siyasal elitleri, Suriye’de kendilerine yönelik hayati bir tehlikenin yaklaştığını düşünüyor. Hal böyle olunca bu aktörler açısından Türkiye onlara yönelik işler çeviren ülke gibi görünüyor. Suriye meselesi başta Tahran olmak üzere pek çok bölgesel aktörün Türkiye, AKP, PKK gibi konularda tutumunu ciddi olarak değiştirmiştir. Bu bölgeden bahsederken salt hükümetler düşünülmemelidir. Mesela Şam’da bulunan ve Hasan Şirazi tarafından temelleri atılan Zeynebiyye Havzası’nın etkisi İstanbul’a kadar gelmektedir. Pek çok aktörün farklı düzeyde etki oluşturduğunu Ankara hesaba katmalı.