EDVİN MİNASSİAN/LOS ANGELES

Joe Biden döneminde, Obama benzeri bir dış siyaset görebiliriz. Paris İklim Antlaşması’na geri dönüş, İran’la ilişkilerin yeniden kurulması, AB ile buzların erimesi, Ortadoğu ve Asya’da daha aktif bir dış politika, Çin’e ve Rusya’ya daha güçlü direnen bir ABD ortaya çıkabilir.

Seçimlere bir haftadan az süre kalmışken, ABD yönetiminden çatışmanın durdurulmasını sağlamasını beklemek gerçekçi olmaz. Başkan Trump’ın kişisel müdahalesi dışında, Kongre gibi kurumların etkili olması beklenemez.

Los Angeles'ta geçtiğimiz Pazar 150 bin kişi yürüdü. Göstericiler ABD yönetiminin çatışmalar konusunda aktif tavır almaya çağırdı. Ermenistan'a yönelik bağış kampanyası da sürüyor.

ABD’de Demokratlar’ın başkan adayı Joe Biden sonunda seçimlere beraber gireceği başkan yardımcısı adayını seçti. Daha önceki yazımda belirttiğim gibi bu, ülkenin geleceği için çok önemli ama aynı zamanda da stratejik olarak verilmesi güç bir karardı. Belki de o yüzden, 10 gün kadar bir gecikmeden sonra, tercih, Kaliforniya Senatörü Kamala Harris lehine oldu. Bu karar, dengeleri değiştirebilecek nitelikte.

Bu seçimde beklentiler Joe Biden’ın başkan yardımcısı tercihinin çok ciddi biçimde mercek altına alınacağı yönünde. Biden, bir kadın başkan yardımcısı adayıyla seçime girecek. Bu kesin gibi… Biden’ın kazanması halinde, başkan yardımcısının kendisinden sonraki başkan olma olasılığı da hayli yüksek.

Özellikle azınlıkları çok daha yüksek oranda etkileyen salgınla 1929’daki ‘büyük buhran’daki oranlara ulaşan işsizliğin üzerine, bitmek bilmeyen ırkçılık ve polis şiddetinin tekrar tescil edilmesi ülkeyi kırılma noktasına getirdi.

ABD’li Ermeni doktorlar, Ermenistan’a ellerinden gelen her türlü yardımı yapmaya çalışıyorlar. Örneğin anestezi cihazlarını solunum cihazlarına dönüştüren teknolojiyi Ermenistan Sağlık Bakanlığı ile paylaştılar. Ayrıca Los Angeles, New York, Boston, Toronto, Montreal, Paris, Londra, Lyon, Moskova ve Buenos Aires gibi Ermenilerin yoğun yaşadığı dünya şehirlerinden sağlık uzmanları arasında bilgi ve dayanışma ağı da kurulmuş durumda.

En ılımlı çevreler bile, devletin desteğinin gerekli olduğunu mantıken kabul etmelerine, bir Patriğin hiç bir zaman devleti rencide edecek bir toplumsal lider olmaması gerektiğini anlamalarına rağmen, bu sözlerin Ermeni milletinin en geniş tahammül sınırlarını zorladığını düşünmekte.

ABD halkı bu konuda tamamen bölünmüş durumda. Anketlere göre toplumun yarısı azil yanlısı, yarısı ise buna karşı. Demokratlar'a göre, bu bir rüşvet teşebbüsü ve suç. Cumhuriyetçiler ise, “Başkan yürütmenin başı olarak bir dış ülkeyle böyle bir konuyu konuşabilir.” diyor.

Temsilciler Meclisi ve Senato’nun Ermeni Soykırımı’nı tanıması, yasa değil, bir saptama. Yürütme tarafından uygulamaya konulacak bir hükmü veya talebi yok. Yani Başkan veya kabine üyelerinin yapmak zorunda olduğu herhangi bir şey yok. Bir başka deyişle, yürürlüğe girmesi için ABD Başkanı’nın imzası gereken bir yasa tasarısı söz konusu değil.