Patrik Maşalyan: Bu açılış Diyarbakırlı Ermeniler için bir bayram

Diyarbakır Surp Giragos Kilisesi 7 yıllık bir aranın ardından tekrar ibadete açıldı. 2015 yılındaki çatışmalı dönemde hasar gören kilise devlet kaynaklarıyla yenilendi. Açılışa katılan Türkiye Ermenileri Patriği Sahak Maşalyan bir de konuşma yaptı.

Patrik Maşalyan'ın konuşmasının tamamı şöyle:

Sayın Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy
Sayın Diyarbakır Valisi Münir Karaoğlu
Sayın Vakıflar Genel Müdürü Burhan Ersoy
Sayın Sur Kaymakamı

Sayın devlet erkanı, basın mensupları, çok muhterem din adamları, Başepiskopos Aram Ateşyan, Ermenistan Katolikosluk temsilcisi sayın Episkopos Hovnan Hagopyan, kardeş Süryani Kilisesi Metropolitleri Seyidne Saliba Özmen ve Seyidne Melki Ürek, değerli katılımcılar ve çok kıymetli hazırun,

Sizlerle birlikte bu tarihi günü paylaşmanın memnuniyetini ve kıvancını taşımaktayım. Pandeminin her şeyi kısıtladığı zamanların ardından bu çapta büyük bir açılış töreni kendiliğinden tarihi bir önem arz etmektedir. Biz de İstanbul’dan ve farklı yörelerden bu önemli olaya katılmak şansına eriştiğimiz için yüce Allah’a hamt sunuyoruz.

Her tapınağın ayrı bir kişiliği vardır. Bu kilise de kişiliği, kimliği olan bir tapınaktır. Şimdi değil ama geçmiş zamanlarda bir medeniyetin doruğu, ulaştığı en uç nokta mabetlerinin görkemiyle ölçülürdü. Bu yüzden insanlar sanatlarının ve zenginliklerinin tüm olanaklarını tapınaklarını kurmak ve donatmak için seferber ederlerdi. Çünkü eski zaman insanları hayatın kendilerine Allah’ın sunduğu bir armağan olduğunu bilirlerdi ve tapındıkları mabetler ise onların bir armağanıydı Allah’larına. Diyarbakırlı Ermenilerin yaptığı da tam buydu işte. Ermeni halkının ve kilisesinin o güne dek ulaştığı medeniyetin ve bu topraklarda oluşan büyük kültür sentezinin bir anıtını dikmek ve onu yerin ve göğün Rabbine armağan etmek. Diyarbakır

Ermenilerinin bu kutlu arzuları Ortadoğu’nun en büyük Ermeni Kilisesi’nin yapılmasıyla taçlandı.  

Kilisenin adına ilk kez 1610-1615 tarihleri arasında Polonyalı Simeon’un Seyahatnamesinde rastlanmıştır. Ermeni mimari tarihinin önemli eserlerinden biri olan Surp Giragos Kilisesi 1722 yılında restore edilmiş, daha sonra 1729 yılında Ermeni mimarlar Şahin, Saruhan ve Yeram tarafından daha da büyütülerek tekrar inşa edilmiştir.

10 Haziran 1881 yılındaki büyük yangında tamamen harap olmuşsa da 1883 yılında tekrar yapılmıştır. 1915’ten sonra bu kez kilise Diyarbakırlı Ermeniler gibi Anadolu’yu kasıp kavuran politik bir kasırganın tam ortasında kaldı. Halkı göçtü. Kapıları ibadete kapatıldı. 1915 yılından zarar gören kilise, 1. Dünya Savaşı sırasında Alman subaylar tarafından karargâh olarak kullanılmıştır. Daha sonra ise Sümerbank’ın pamuk deposu olarak işlev gördü. 1960 yılından itibaren tekrar ibadete açılan 3 bin metrekarelik alan üzerindeki Surp Giragos Ermeni Kilisesi, özellikle 1980 yılından itibaren Ermenilerin batı illeri ve Avrupa ülkelerine çeşitli nedenlerle göç etmesi sonucu terk edildi. Cemaati olmadığı için ayin yapılmayan ve zaman zaman hırsızlık olaylarının görüldüğü kilisenin, bakımsızlık nedeniyle bazı yerleri çöktü ve kullanılamaz hale geldi. 80’den sonra yıkıldığında, orada gene halk vardı. Bu yıkılma bir günde birdenbire olmadı. Bu yavaş yavaş çöküş hali Patrikhane’nin, Diyarbakırlıların, İstanbul ve dünya Ermenilerinin vicdanını yararlamaktaydı.

2010 yılına gelindiğinde zamanın Patrik Genel Vekili sayın Başepiskopos Aram Ateşyan, kendisi de doğma büyüme Diyarbakırlı, kilisenin onarım işine girişti. Ergun Ayık başkanlığında yenilenen kilise yönetim kuruluyla birlikte yurtiçi ve yurtdışı temaslarla oldukça pahalı bir restorasyon çalışması gerçekleştirildi. Ermeni toplumunun büyük çabaları ve Diyarbakır

Büyükşehir Belediyesi desteğiyle 2011 yılı sonu itibariyle kilisenin restorasyonu bitirilip ibadete açıldı.

Ancak henüz beş yıl geçmişti ki, bu kez de çatışmalar sonunda kilise tekrar harabeye döndü. Artık yeni bir onarım için bütçe bulmak imkânsız olduğundan tekrar sayın Aram Ateşyan Srpazanın resmi temasları sonunda Çevre ve Şehircilik bakanlığından çıkarılan ödenekle kilisenin restorasyonu gerçekleşti. Ben bugün dolayısıyla bu kilisenin tekrar ibadete açılır hale gelmesinde büyük emek ve çabaları geçen değerli kardeşim Başepiskopos Aram Ateşyan’a ve onun girişimlerine en büyük desteği veren Surp Giragos Kilisesi Vakfı Yönetim Kuruluna başkanları sayın Ergun Ayık şahsında teşekkürlerimi sunuyorum. Eminim bugün en büyük mutluluğu haklı olarak onlar yaşıyorlar.

Kilisenin önceki restorasyonu, Avrupa’nın kültürel miras alanında en prestijli ödülü olan Avrupa Birliği Kültürel Miras Ödülü / Europa Nostra 2015 ödülüne layık görülmüştü. 263 kişinin ve organizasyonun başvurusu sonrasında 28 proje ödül almıştı. Ödüle Türkiye’den Diyarbakır Surp Giragos Ermeni Kilisesi layık görülmüştü. Başlıca sebeplerden biri, Avrupalıların ve seçici jürinin önem verdiği temalardan biri olan, restorasyon sonucunda yapıya belirli bir kitlenin oraya akışı sağlanarak insanların birbirleriyle kaynaşmasına olanak sağlamasıydı. Yüz yıl boyunca aralarında büyük travmaların yaşandığı insanların birbirine biraz daha yakınlaşması ve orada yapılan sosyal faaliyetler, bu ödüllerin alınmasında önemli rol oynadı.

Müreffeh bir kentte yıkılmaya terk edilmiş tarihi yapılar bir acziyet göstergesidir. Maddi olanakları olan bir ülkenin veya bir beldenin kendi kültürel değerlerini yüzüstü bırakmasında ise bilinçli bir kasıt aranır. Tarihi yapılar her ülkenin vitrinidir. Farklı dönemlere, millet ve dinlere ait eserlerin korunması ise bir medeniyet, olgunlaşmış, ileri bir medeniyet göstergesidir. Tüm bu kaygılarla devletimizin bu kiliseye eşitlik ilkesini gözeterek, camiler gibi yardım elini uzatması konunun önemini gayet iyi kavradığının kanıtıdır.

Yaklaşık yirmi yıl öncesine kadar Hristiyanlara ait pek çok görkemli kilise ve tarihi yapı yüzüstü bırakılarak çürümeye terkedilmişti. Bunlar ya zamanla yok olmaya terk edilecek ya da bir insanlık mirası olarak ülkeye kazandırılacaktı. Buna devlet karar verecekti. Zamanın ruhu AK Parti hükümetini yeni açılımlarla hiç denenmemiş olanları denemeye sevk ediyordu. Yeni Türkiye denenmemiş yeni yol ve yöntemleri devlet aklına kazandırmayı gerekli kılıyordu. Anadolu’nun zengin ve çok renkli tarihini sergilemek, Türk milletini oluşturan farklı halkların, dillerin, dinlerin, mezhep ve kültürlerin çeşitliliğini bir zenginlik olarak algılamakla, farklılıkların ülke için bir kazanç olarak görme anlayışına kapılar sonuna kadar açılıyordu. Elbette devletin zirvelerinde alınan olumlu kararların yerel uygulamaları kolay olmuyordu. Değişimi başlatmak için düğmeye basacak vizyon sahibi ve öngörülü devlet adamlarına, bakanlara, valilere ve belediye başkanlarına ihtiyaç vardı.

Sayın bakanım Mehmet Nuri Ersoy,
Kültür ve Turizm bakanlığı olarak yürüttüğünüz çalışmalar bu yenilikçi ruhun somutlaştırılması açısından takdire şayandır. Yoğun çalışma temponuzda bu açılışa teşrifiniz devletimizin bu konuya verdiği önemin en somut göstergesidir. Lütfen bu açılışla şahsen ilgilenen ve katılımınızı teşvik eden sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a sevgi ve saygılarımızı iletin. Ermeni vatandaşları kendilerinin sağlık ve sıhhatleri için duacıdırlar.

Bu vesileyle bu görkemli günün mimarı Diyarbakır Valisi Sayın Münir Karaoğlu’na şahsım ve Diyarbakırlı Ermeniler adına teşekkürlerimi ve tebriklerimi sunuyorum. Sayın valim, devletimiz şahsınızda bu başarıyla bir kez daha yücelmiştir. Bu kilisenin onarımıyla nasıl canı gönülden ilgilendiğinizi, sürekli ziyaretlerle iş takibinde bulunduğunuzu ve hiçbir destekten kaçınmadığınızı gayet iyi biliyor ve takdir ediyoruz. Diyarbakır’ın kültürel ve tarihi dokusunu en görkemli biçimde tekrar ayağa kaldırmayı arzulayan vizyoner bakış ve duruşunuza bu kentin ve tüm Türkiye’nin ihtiyacı vardır. Lütfen bu tavrınızı sürdürün ve değerli hizmetlerinize hız kesmeden devam edin. Diyarbakır’da onarımı bekleyen Surp Sarkis Kilisemizin de en büyük destekçisi olduğunuz için gönül dolusu teşekkürlerimizi sunuyoruz. Sayın bakanımızın da desteğiyle eminim bu yapıcı girişim için de gerekli mali desteği bulacağız ve bir başka kültür anıtını daha ayağa kaldırarak bugünkü gibi başarıyla taçlandıracağız.

Diyarbakır, tarihinin son 1700 yılında her zaman önemli bir Hristiyan varlığına sahiplik etmiştir. Dünya turizmine açmayı hedeflediğiniz Diyarbakır’da Hristiyan inanç ve kültür halkasının eksikliğini görerek Ermeni, Süryani ve Keldani kiliselerinin kente kazandırılmasının önemini en iyi siz takdir ediyorsunuz. Bu uğurda sergilediğiniz cesaretinizi ve öngörünüzü tebrik ediyoruz.  

Elbette bu açılışın Diyarbakırlı Ermeniler için bir bayram günü olduğuna hiç şüphe yoktur. Diyarbakır’ın giderek azalan Hristiyan bakiyesi için bu kilisenin açılışı bir can suyu niteliği taşıyor. Ermeni dünyası için de Türk-Ermeni ilişkilerinin geliştirilmesi açısından önemli ve anlamlı bir dostluk mesajı içermektedir. Bin yıllık Türk-Ermeni ilişkilerinde vurgulanacak o denli parlak ve olumlu olaylar ve yaşanmışlıklar var ki, bunların gelecekte kurulması şart olan dostluk köprüleri için ön plana çıkarılması gerektiğine inanıyoruz. İbadete açılan bu kiliseyi işte Ermeniler, Türkler ve Kürtler, Hristiyanlar ve Müslümanlar arasındaki iyi komşuluk ilişkilerinin bir anıtı olarak da değerlendirmek durumundayız.

Maalesef Anadolu’nun pek çok köşesinden Ermeni tarihi eserlerine yönelik üzücü haberler alıyoruz. Kilise ve manastırlar define avcıları tarafından delik deşik ediliyor, mezarlıklarımıza gerekli saygı ve ihtimam gösterilmiyor. Tarihi eserler her ülke için altın yumurtlayan tavuk gibidir. Bu eserlerin toprağın üstünde görünen kısmı sürekli gelir sağlayan bir turizm hazinesidir.   Umarız Diyarbakır halkının ve yöneticilerin oluşturduğu bu hoşgörü iklimi bulaşıcı olur ve biz Anadolu’nun her köşesinde devletin şefkat eliyle onarılan kiliseleri, manastırları ve korunan bakımlı mezarlıkları konuşuyor oluruz. Türkiye’mize yakışan da budur zaten.

Bu kilisenin onarım süreci İstanbullu Diyarbakırlılar arasında da bir canlanma ve heyecan oluşmuştur. Bu heyecanın devam etmesini ve desteklerinin sürekli olmasını diliyorum.

Sevgili Diyarbakırlı kardeşlerim
Bu mutlu gün vesilesiyle hepinizi kutluyor ve sevgiyle kucaklıyorum. Bu kilise Diyarbakır’la ilgili anılarınızı canlı tutacak yegâne yapı. Merhum Mıgırdiç Margosyan’ın usta kalemiyle tasvir ettiği Gavur Mahallesinin son anıtı. Değerini bilin, özen gösterin, ihtiyaçlarıyla ilgilenin ve yönetim kuruluna destek olun.
İbadetlerinizi bundan böyle daha sık gerçekleştirebilecek, birbirinizle temasınız artacak ve diğer Ermenilerle bağınız güçlenecektir. Bu kilisenin ibadetin yanı sıra bir kültür ve turizm hizmeti de verecek olması etkisini katlayacaktır. Patriğiniz olarak bu güzel günü sizlerle paylaşmaktan büyük bir mutluluk duyuyorum. Bu hayırlı işe tüm emeği geçenleri sevgi ve saygıyla selamlıyor ve kutluyorum. Tüm bu emekleri Rab kutsasın. Bu kiliseyi kuranların ve burada ibadet eden ecdadımızın ruhlarına da Allah rahmet eylesin.

Kategoriler

Toplum