OHANNES KILIÇDAĞI

Ohannes Kılıçdağı

MUHALEFET ŞERHİ

Seçimleri bir an evvel yapma isteğini anlıyor ve aslında bu isteğe katılıyorum. Dolayısıyla, bu seçim sürecinin işlemesi gerektiğini de kabul ederim. Fakat, farklı motivasyonlarla da olsa Ermeni toplumu içinden bu yönetmeliğe, dolayısıyla seçim sürecine karşı yürütmeyi durdurma isteğiyle dava hatta davalar açılması çok büyük bir olasılıktır ve şaşırtıcı olmayacaktır. Bense, geçen hafta da söylediğim gibi, bir ara formül öneriyorum.

Bu süreç baştan beri söylediğimiz şekilde şeffaf biçimde yürütülseydi bu ve bundan sonra belirteceğimiz konularda belki bir orta yol bulunabilirdi. Şimdi ise yürürlüğe girmiş bir yönetmeliği tekrar ele almak gibi daha çetrefilli bir işten bahsediyoruz.

Yanıtlanması kolay bir soru da değil. ‘Armenian Weekly’ dergisinin 2 Haziran tarihli sayısında, ABD Taşnak Partisi Doğu Yakası Lideri George Aghjayan’ın, tam olarak bu başlığı taşıyan bir yazısı yayımlandı. İnsanı ters köşe yapan bir yazı...

Özellikle gençlerin Ermeni toplumundan ve kurumlarından pek bir beklentisi kalmamış ve onun için de uzak duruyorlar. Yaşlılarda bezginlik olması, hadi yorgunluk gibi sebeplerle anlaşılır diyelim ama gençler de bezgin ve umutsuz. Neden? Bunun birçok sebebi var. En önemlisi, senelerdir hakkın, hukukun, adaletin gereğinin göz göre göre çiğnendiğine, ister devlet ister Ermeni toplumu içinde olsun, gücü elinde bulunduranın hakka, adalete aykırı olsa da kendi istediğini kanırta kanırta yaptığına şahit oluyorlar ve bunu değiştirme gücünü kendilerinde hissetmiyorlar,

Tüm bunlar tesadüf olamayacak kadar sık aralıklarla oldu. Bu isimlerin birçoğu, Ara Malikian da dâhil, Türkiye’de defalarca konser verdiler. Bugün ne oldu? Bu iptalleri ve yasakları şoven, milliyetçi, muhafazakâr siyasetin yükselişinin başka bir tezahürü olarak yorumlamak için uzman olmaya gerek yok.

Durum sadece Türkiye’ye de özgü değil. Örneğin, ABD’de göçmenlere, beyaz olmayanlara karşı düşmanlık ve nefrette yükseliş var. Sağcı, beyaz ırkçılar “great replacement” dedikleri Türkçe’ye “büyük yer değiştirme” olarak çevrilebilecek bir kavram uydurmuşlar, daha doğrusu Avrupa’da uydurulan kavramı iktibas etmişler. Geçen hafta New York eyaletinin Buffalo kentinde 10 kişinin katledildiği katliamda, katil saldırganı motive eden temel zihniyet de bu.

Evet, Türkiye’ye yoğun ve düzensiz bir göç var. Fakat bu, gelenlerin suçu mu veya gelenlere mi özgü? Unutmayalım ki doğduğu yerde hiçbir sorunu olmayanlar göç etmez. Bugün Avrupa, Türkiye vatandaşlarının önündeki vize ve sair engelleri kaldırıp “Size kapıları açıyorum” dese, kimi tutabilirsiniz Türkiye’de? Böyle bir şey yokken bile herkes senelerdir kapağı Avrupa’ya atmaya bakıyor.

Öteden beri, bu konunun başka ülkelerin parlamentolarında gündeme gelmesi şikâyet konusu yapılmaz mı? İşte, Paylan konuyu bu ülkenin parlamentosuna getiriyor ama siz bırakın tartışmayı, hemen üzerine çullanarak susturuyorsunuz.

Hem Türkiye’de hem dünyada birçokları göç sorununa kolay bir çözüm, kolay bir cevap olsun istiyor. “Gönderelim”, “Sürelim”, “Önlerini keselim” türünden, kolaycı şiddet politikalarının çözüm olacağını düşünüyorlar. Bunlar uzun vadede işe yaramayacağı yani göçü durdurmayacağı gibi ahlaken yanlış, insanın insana muamelesinde yeri olmaması gereken eylemler.

Tüm bunları göz önüne alınca da bu tür sembollerle karşı karşıya kalan Ermenilerin veya başka bastırılmış toplulukların duyduğu tedirginliği anlamak, olayları büyüttüklerini veya haddinden fazla hassas davrandıklarını düşünmemek lazım, zira ortada yaşanmış bir tarih ve tecrübeler var.