Barışa sanatla ses verin!

Bir grup sanatçı, küratör, galerici ve eleştirmen, Türkiye’nin doğusunda her geçen gün şiddetini artıran ve sivillerin canına mal olan çatışmalara karşı kamuoyu oluşturmak için sanat kurumlarına yönelik bir açık çağrı yayımladı.

‘Barışa pencere aç!’ başlığıyla, barisapencereac.tumblr.com adresli blog üzerinden yayımlanan çağrı metninde şu ifadeler yer alıyor: “Doğu’da savaş tüm şiddeti ile devam ediyor. Devlet ayrım gözetmeksizin halka her türlü şiddeti uygulayarak, bölgeyi topyekun ablukaya almış durumda. Batı’daki barış eylemleri baskı ile susturuluyor. Ana akım medya olan biten karşısında sessiz ve susturulmuş. Her güne bitmek bilmeyen devlet şiddeti ve ölüm haberleriyle uyanıyoruz. Bizler sanat kurumlarının barışa sanatla ses vermesi ve barış isteyen sanatçıları desteklenmesi gerektiğine inanıyoruz.”

Metinde, sanat ve eğitim kurumlarının yöneticilerinden istenenler şu sözlerle özetleniyor: “Yönettiğimiz, çalıştığımız, içinde yer aldığımız kurumlarının sokağa bakan pencerelerini, vitrinlerini sanata açalım. Mütevazı da olsa, süregelmekte olan savaşa, ayrımcılığa, milliyetçiliğe karşı, mekânın imkânlarına göre, poster, fotoğraf, metin, şiir, kolaj, video, yerleştirme gibi çeşitli formlarda işlere yer verelim istiyoruz. Barış için başlattığımız bu arayışın karşılık bulması umudu ile...”

“Kendi küçük sorunlarımıza çekilme lüksümüz yok”

Didem Yazıcı ile birlikte girişimin ilk adımlarını atan sanatçı Hakan Topal Agos’a yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Sanatçıların, küratörlerin, mimarların ve diğer kültür sektörü çalışanlarının Güneydoğu’da süren kirli savaşa sessiz kalması, katliamları üstü kapalı bir şekilde onaylaması anlamına gelirdi. Hepimiz memleketteki ve Ortadoğu’daki gelişmeler konusunda kaygılıyız. Uğursuz bir karabasan üzerimize çöreklendi, sesimizi çıkarabileceğimiz platformlar gittikçe daralıyor. Sanat kurumlarına yönelik olarak başlattığımız imza kampanyası, barış için sesini yükseltmek isteyen sanatçılara bir platform yaratmayı amaçlıyordu. Bu noktada sanatçılara ve sanat kurumlarına çok önemli görevler düşüyor. Milliyetçi vahşetin, savaşın ve dinci kinin karsısında şiirin, fotoğrafın, resmin, heykelin veya yerleştirmenin öne sürülmesi ilk bakışta mütevazı ve çekingen görünse de, belki de elimizden gelen ve yapmamız gereken tek şey bu.

Şu anda vahim bir savaş devam ediyor, çocuklar ölüyor. Sadece Kürdistan’da değil, Türkiye’nin her yerinde, sürü halinde saldırıyorlar. Bizim kendi küçük sorunlarımıza çekilme lüksümüz yok. Beraberce direnmemiz, imkânlarımız dahilinde barışa el vermemiz şart. Bu konuda hepimize görev düşüyor. Barıştan başka seçeneğimiz de yok, zira aksi, milliyetçi, dinci bir kötülüğe teslimiyet. Afganistan’dan, Suriye’den, Libya’dan biliyoruz, faşizmin dibi yok.”

Yayımlanan bildiriye, aralarında Ali Akay, Defne Ayas, Fulya Erdemci, Hrag Vartanian, Süreyya Evren, Derya Yücel, Hera Büyüktaşçıyan, Leyla Gediz, Ali Kazma, Volkan Aslan, Başak Şenova, Moiz Zilberman, Işın Önol, Nazlı Gürlek, Yeşim Akdeniz ve Yasemin Özcan’ın da bulunduğu çok sayıda kişi imza atmış. Bugüne kadar çağrıya kulak veren kurumlar ise AICA Türkiye (Uluslararası Sanat Eleştirmenleri Derneği Türkiye Şubesi), Artspace (Yeni Zelanda), Sabancı Üniversitesi Kasa Galeri, DEPO Istanbul, Sanatorium, Marsistanbul, Labaratuvar, PASAJ Bağımsız Sanat Alanı ve PiST/// oldu.

Kategoriler

Kültür Sanat Güncel



Yazar Hakkında