"Her ölünün üzerine şarap dökülür"

Bir gün, gazeteler, Madam Despina’nın (‘Despina’nın Meyhanesi’nin sahibi Despina Kanlı) öldüğünü yazıyor. 

Manşet: “Şimdi çok uzaklardasın Akşamcıların Kraliçesi”

Haber: “Madam Despina’nın vasiyeti üzerine, mezarı şarapla sulandı ve meyhanenin saz heyeti, kendisinin en sevdiği şarkıyı, ‘Şimdi Uzaklardasın’ı çaldı.”

Saz heyeti cenaze törenleri açısından alışıldık olmasa da, şarap, Ortodoks cenazelerinde ritüel gereği hep var. Despina Eftimiadu’yla, uzaklarda da olsa var olanlar, Meryem Ana ve isimler üzerine söyleştik.

Despina’nın anlamı nedir?

Meryem Ana’nın isimlerinden biri... Kelime anlamı itibariyle ‘bakire’ demek. Meryem Ana, bildiğiniz gibi, bakire olarak hamile kaldı. Bakire anlamında olan ‘Despinis’, İncil’de Meryem Ana’ya ithafen ‘Despina’ olarak geçiyor.

Sizin için neden bu isim seçilmiş?

Anneannemin ismi olduğu için... Bazı gelenek-görenekler değişti belki ama anne-babalarımızın zamanında, çocuklara, ninelerinin ve dedelerinin isimleri verilirdi. Birinci çocuk genellikle baba tarafından, ikinci çocuk ise anne tarafından birinin ismini alır. Ben ikinci çocuğum; ağabeyime babamın babasının, bana ise anneannemin ismini vermişler. Güzel gelenekti aslında. Günümüzde pek devam ettirilmiyor, özellikle Yunanistan’da çok farklı isimler tercih ediliyor. Bir de şu var: Azınlık toplumlarında, özellikle İstanbul Rumlarında din çok bağlayıcı bir unsurdur, o yüzden hep azizlerin ve azizelerin isimleri alınır, mitolojik isimler ya da Agapi (sevgi) gibi genel anlamlı isimler çok ender kullanılır. Eski geleneklere göre verilen, anneanne, babaanne isimleri dinî isimlerdi. Yeni neslin dinle çok bağlantısı olmadığını görüyoruz. Bu durum isimlere de yansıyor. Ama benim çocuğum olsaydı, aileden birinin ismini vermek isterdim.

İsmini taşıdığınız anneannenizi tanır mıydınız?

Evet, tanıdım. Kısa bir süre. Beş-altı yaşıma kadar İstanbul’dalardı, sonra Yunanistan’a göç ettiler. Ölmeden dokuz ay önce tekrar İstanbul’a geldiler. Balıklı Rum Hastanesi’nde vefat etti. Çocukluk hatıralarımı pek hatırlamıyorum ama anneannemin ismini taşıdığım için çok mutluyum.

Neden?

Ben dinine bağlı bir insanım, Meryem Ana’nın ismini taşımak güzel bir duygu.

Nasıl bir kadındı Meryem Ana?

Meryem Ana, İsa Peygamber’in annesi ve bizim inanışımıza göre bakire olarak hamile kalıyor. Yusuf’la nişanlı olmasına rağmen, onunla cinsel ilişkiye girmeden, Tanrı’nın emriyle hamile kalarak İsa’yı dünyaya getiriyor ve oğluna hayatını adıyor. Öyle bir kadın.. Annesi çok büyük yaşta ona hamile kalıyor, o zamanlar imkân dahilinde olan bir şey değil bu, ama Allah’ın isteği olduğu için, annesi Anne, Meryem Ana’ya hamile kalıyor. Sonra Meryem Ana, daha yaşını doldurmadan yürümeye başlıyor. Üç yaşında tapınağa bırakılıyor, tek başına orada yaşamaya başlıyor, melek ona her gün yemek getiriyor. Bütün bunlar onun seçilmiş bir insan olduğunun göstergeleri.

Bakire olduğu vurgusu bugünün dünyasında nasıl karşılanıyor?

Müslümanlıkta ve diğer dinlerde, Meryem Ana azize olarak kabul edilen bir karakter. Bakireliği, insanları o kadar meşgul etmiyor. İnananlar inanıyor, inanmayanlar inanmıyor. Hıristiyanlık açısından, Meryem Ana’nın İsa’yı bakire olarak dünyaya getirmiş olduğu kabul edilen bir gerçek, üzerinde çok tartışılmıyor, bunun hakkında yorum da yapılmıyor. 2000 küsur senedir kabul edilmiş durumda.

‘Despina’, İstanbul’da bugün bazıları için başka bir kadını, Madam Despina’yı hatırlatıyor...

Evet, Kurtuluş’taki tavernadan Madam Despina... Kendisi hayattayken tavernaya gitmiştim, ayaküstü tanışma imkânımız oldu ama çok sohbetimiz olmamıştı. Fakat ismimi duyanlar genellikle onu bilmiyor, bilseler bana “Destina” demezlerdi. Yeni Türkü’nün bir şarkısı var, o şarkıdan sonra benim ismim ‘Destina’ya döndü. Gayrimüslimler veya onlarla yaşayanlar Despina adını biliyorlar ama bugün çoğu kişi bana “Destina” diyor. Her zaman düzeltiyorum; “Hayır, Destina değil. Dördüncü harf ‘p’, Paris’in ‘p’si.” Düzelttikten sonra bir defa “Despina” diyor, sonra yine Destina’ya dönüyorlar, çünkü bildikleri, duydukları o.

Madam Despina ölümüyle de gündeme gelmişti. Vasiyetinin mezarına şarap dökülmesi olduğu konuşulmuştu...

Bu sadece Despina’ya has bir durum değil. Ortodoks cenaze törenlerinde, tabut indirildikten sonra üzerine şarap dökülür. Her ölünün üzerine şarap dökülür. Şarap bizim için kutsaldır, İsa’nın kanını temsil eder.

Bu sırada kişinin ismi nasıl zikrediliyor?

Ölüm töreni sırasında bir sürü duada kişinin ismi geçer. Ama sadece ismi belirtilir, soyismi geçmez. Tabii, vaftiz isminden bahsediyoruz, önemli olan kişinin vaftiz ismi.

O isim için ne dileniyor?

Ruhunun şad olması, Tanrı katında takdir görmesi, İsa’yla beraber olabilmesi, dünyada işlediği günahların affolunması, vücudunun tamamen eriyip giderek rahatlaması için dua ediliyor.

İsminin ölümünden sonra da yaşaması ancak bazılarına nasip oluyor. Madam Despina da o insanlardan...

Tabii, o dönemde gayrimüslim bir kadın olarak kendini kabul ettirmesi, ismini duyurması önemli. Hele o dönemin Türkiye şartlarını düşünürsek... Rum cemaati burada bir sürü kötü olay yaşadı, buna rağmen onun ayakta kalabilmiş olması çok önemli. Cemaat içinde de, tavernasından dolayı, özellikle Kurtuluş’ta tanınan bir kadındı. “Madam Despina” dendi mi, kim olduğunu anlamayan herhalde yoktu.

‘Yine mi Çiçek’ gibi şarkılara da konu oldu...

Evet, bir de Timur Selçuk’un çok eski bir şarkısı var, ‘Karantinalı Despina’. O şarkı Madam Despina’ya ithafen yazılmış değildi, galiba Attila İlhan’ındı. Başka bir kadına yazılmıştı büyük ihtimalle. Belki beraber büyüdüğü, beraber yaşadığı, belki de âşık olduğu bir Despina’ya... Bugün Despina çok yok, Ortodoks dünyasında çok kullanılan bir isim değil. Maria, Meri daha çok kullanılıyor.

Mesleğinizi icra ederken, ‘Despina’ ismini taşıyor olmak üzerine, isminizin anlamı hakkında konuşuyor musunuz?

Ben çevirmenlik, rehberlik ve öğretmenlik yapıyorum. Şişli Terakki Lisesi’nde Yunanca öğretmeniyim. Yunanca seçmeli derslerden biri. Selanik’te faaliyete başlamış bir okul olduğundan, Yunan kültürüne bir yakınlığı var. Her sene sekiz-on kişi derslere devam ediyor. Çoğu, Yunanistan’a geziye giden ailelerin çocukları, Yunanistan’ı biliyorlar. Bazıları mitolojiye meraklı olduğu için bu dersi seçiyor. Onlarla beraber olmak çok özel, çarşamba günleri yani okula gittiğim gün benim için çok farklı. 12 senedir oradayım, bugüne dek orada kimse bana “Destina” demedi. Azınlık olduğumun da farkındalar. Kim olduğum, tarihim konusunda hiçbir zaman problem yaşamadım orada.

Rehberlik yaparken de aynı durum geçerli mi? Turistler, Türkiye’de Despina olmanıza, Türkiyeliler kadar şaşırıyor mu?

Eğitim seviyesine ve tarihi bilip bilmediklerine bağlı bu. Eğitim seviyesi düşük olanlar aynı soruları soruyor: “A, İstanbul’da Rum kaldı mı?”, “Niye adın Despina?”, “Neden haç takıyorsun?” Eğitim seviyesi yüksek kesimden olanlar ise şaşırmıyorlar. Onlar burada hâlâ az da olsa bir Rum nüfusu olduğunun farkındalar. Ben ağırlıklı olarak İstanbul’da Yunanistan’dan gelenlere rehberlik yapıyorum. Müzeler, Hıristiyanlık için önemli olan kiliseler, Patrikhane ziyaret ediliyor, yaz dönemi ise adalara gidiliyor. Tarihe meraklı olanlar camiye dönüştürülmüş kiliseleri merak ediyorlar, çünkü bunlar Bizans dönemi açısından önemli yapılar. İstanbul hepimizin tarihi açısından önemli… 

Kategoriler

Toplum

Etiketler

İsimler Hikayeler


Yazar Hakkında