YETVART DANZİKYAN

Yetvart Danzikyan

KARDEŞÇESİNE

Sadece Batı’nın finans çevreleriyle arayı iyi tutarak ya da liberal/global ekonominin gereklerini yerine getirerek yeni bir çıkış yolu bulunabilir mi? Biraz zor. Bunların ötesinde, yoksulların, ezilen kesimlerin ihtiyaçlarına da yanıt verecek bir politika geliştirmek gerekiyor.

Bizim memleket her şeyi semboller üzerinden anlamayı ve açıklamayı çok sever. Bunlara takılırız daha çok. Yoksa, Cumhuriyet Bayramı olsun, 23 Nisan olsun, 19 Mayıs olsun, bunların toplumsal, siyasal, demokratik açıdan şimdi neye işaret ettiğini, neye denk geldiğini tartışmayız. Daha doğrusu onu da yine, Atatürk, Vahdettin gibi semboller, şahıslar üzerinden tartışırız.

“Bu da nereden çıktı?” diye baktığınız bir haber ya da yorum, bir süre sonra bir bakarsınız, en yetkili ağızlarda bir başka versiyonuyla yer bulur olmuş. İkili bir mekanizma işler burada.

Krizi fırsata çevirmek konusunda her zaman hüner gösteren AKP, şimdi de baro ve meslek odalarının seçim sistemlerini bir oldubittiyle değiştirmek istiyor.

Peki ama rejim kendi unsurunu koruyacak diye ne olmuş oluyor? Sadece eşcinseller ve nikâhsız yaşayanlar değil, bu sözleri eleştiren herkes rejim tarafından hedefe konmuş oluyor. Yani alt alta dizdiğimizde öyle tehlikeli bir manzara ortaya çıkıyor ki, saymakla bitmiyor.

Bu politika sonuç olarak devlet çizgisinden sap(a)mayan, hatta buna yeltenmeyen kurumlar yaratmış (bunların başında Patrikhane sayılabilir) ve bunun da ötesinde, Ermenilerin bu topraklardan tekrar göç etmesi için yeni yollar açılmış, bunda başarı da sağlanmış, Ermenilerin binlerce yıllık yurdu olan Anadolu’dan Ermeni izleri kazınmış, kiliseler, manastırlar yıkılmaya yüz tutmuş, daha da önemlisi, kalan Ermeni nüfus konuşamaz, başına geleni anlatamaz hale getirilmiştir.

Soylu’nun görevde kalmasını isteyenlerin üzerinde durduğu nokta, ‘terörle mücadele’deki başarılardı. Sözü edilen ‘terörle mücadele’den herhalde şunu anlamalıyız. Olur olmaz herkese terörist yaftası yapıştırılması, HDP’li siyasetçilerin her fırsatta aşağılanması ve kriminalize edilmesi, tüm muhaliflerin baskı altına alınması.

Koronavirüs salgını büyürken, hayatını kaybedenlerin sayısı da artıyor. Koç Üniversitesi Dahili Tıp Bilimleri Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Sibel Sakarya ile böylesi bir salgına karşı neler yapılması gerektiğini ve halk sağlığı merkezlerinin üstlenebileceği rolü konuştuk.

Hükümet Türkiye’nin geleneksel devlet politikasını bir adım daha ve hayli gaddar biçimde ilerleterek siyasi muhalifleri apaçık ölüme terk ediyor.

Bu salgınla birlikte belli oldu ki Türkiye hiç de öyle söylendiği gibi dünyanın sayılı ekonomileri arasında değil. Her ülkeyi sarsan bu salgın nedeniyle öncelikle, ‘Evde kal’ çağrısı yapılan çalışanlara yönelik bir paket açıklanması gerekirdi. Ancak bu hem yapılmıyor, hem de belli ki yapılamıyor.